Padişah Vahdettin Hain mi? Değil mi?

Anketimiz: Padişah Vahdettin Hain mi? Değil mi?

Katılımcı sayısı
40. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor
  • Haindi

    17 42.50%
  • Hain Değil

    23 57.50%
+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 12
Sohbet Forumları ve Yudumla Anket Bölümü Bölümünden Padişah Vahdettin Hain mi? Değil mi? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 13
    alicanavar
    Özel Üye
    Reklam

    --->: Padişah Vahdettin Hain mi? Değil mi?

    Reklam



    Alıntı |YaBaNCı| Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Peki Vatan mücadelesini bırakıp İngilizlere sığınması olayına ne diceksiniz?

    Vahdettinin hain damgasını yemesinin en büyük nedenlerinden biris de sizin belirttiğiniz gbi Osmanlı hükümdarı olarak ingilizlere sığınmasıdır.Halbu ki bu olay saltanatın kaldırılmasından sonra gerçekleşiyor.Yani Osmanlı hükümdarı olarak değil düz bir vatandaş olarak sığınıyor. (1Kasım 1922 hilafet ve saltanat ayrıldı ve saltanatlık kaldırıldı 17 Kasım 1922'de Cuma günü Dolmabahçe Sarayı'ndan Malaya harp gemisi tarafından alınıp Malta adasına götürüldü.)
    Mustafa Armağanın belirttiğine göre "Ankara hükümeti saltanatı kaldırdı. Artık ben hükümdar değilim ve bunu da kabul ediyorum" anlamına gelecek şekilde imza atıyor İngilizlere.
    Şu anektodu da aktarırsam konu daha iyi anlaşılacaktır.
    Vahideddin Han'ın vatanının ve milletinin uğradığı felaketler karşısında neler düşündüğü ve neler hissettiği kayıtlara geçmiş şu hadiseden çıkarılabilir. 1919 senesi Ramazanında bir sabah Yıldız Sarayı'nda yangın çıkar. Kısa zamanda büyüyen alevler, Sultan'ın geceleri kaldığı daireyi de sarar. O geceyi tesadüfen Cihannüma Köşkü'nde geçirmiş olan Vahideddin, yangını haber alınca, üzerine pardesüsünü giyerek dışarı çıkar. Köşkün önünde hiç telaş göstermeden yangını seyrederken çevrede ağlayanları görünce gözleri yaşararak; "Benim vatanım ateş içinde, onun yanında bunun ne kıymeti var." demekten kendini alamaz.
    Bir başka hatırada bizzat Mustafa Kemal Atatürk'ün ağzından (Allah ondan razı olsun);
    Mustafa Kemal, Küçük Mabeyn'de Sultan Vahdettin'le yaptigi son görüsmeyi (15 Mayis 1919), sonradan Cumhuriyet devrinde söyle anlatmistir:
    "Yildiz Sarayi'nin ufak bir salonunda Vahdettin'le adte diz dize denecek kadar yakin oturduk. Saginda, dirsegini dayamis oldugu bir masa ve üstünde bir kitap var. Salonun Bogaziçi'ne dogru açilan pencerelerinden gördügümüz manzara su: Birbirine muvazi hatlar üzerinde düsman zirhlilari, bordalarindaki toplar sanki Yildiz Sarayi'na dogrulmustu....Manzarayi görmek için, oturdugumuz yerlerden baslarimizi saga, sola çevirmek kafi idi.
    Vahdettin hiç unutmuyacagim su sözlerle konusmaya basladi:
    - Pasa, pasa, simdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunlarin hepsi tarihe geçmistir. Bunlari unut. Asli simdi yapacagin hizmet hepsinden mühim olabilir. Pasa, pasa devleti kurtarabilirsin ! dedi.
    - Hakkimdaki teveccüh ve itimadi arz-i tesekkür ederim, elimden gelen hizmette kusur etmiyecegime emniyet buyrunuz, dedim.

    Sonra:
    - Merak buyurmayiniz efendimiz, dedim, nokta-i nazar-i sahanenizi anladim. Irade-i seniyye olursa hemen hareket edecegim ve bana emir buyuruklarinizi bir an unutmuyacagim.
    - Muvaffak ol ! Hitab-i sahanesine mazhar olduktan sonra huzurundan çiktim.

    Seryaver Naci Pasa koridorda elinde ufak bir mahfaza içinde bir sey tutuyordu:
    - Zat-i Sahane'nin ufak bir hatirasi, dedi.

    Kapagin üstünde Vahdettin'in inisyalleri islenmis bir saatti.
    - Peki, tesekkür ederim, dedim.

    Saati yaverim aldi. Sonra Yildiz Sarayi'ndan çiktigimiz ve hareket etmek üzere oldugumuzu gizlemek, saklamak ister gibi bir ihtiyatle, ayaklarimzin patirtisini isizmekten korkarak, saraydan uzaklastik"
    Bunun için Vahdettin'e vatan haini demek biraz ağır geliyor bana bilmem anlatabildimmi.

    ForumAlev --->: Padişah Vahdettin Hain mi? Değil mi?

  2. 14
    kemal13
    Üye
    kurtuluş savaşının baslamasında katkısı olmuş hain olsa bence onada engel olurdu







  3. 15
    psikogizem
    Üye
    o zamanın şartlarını bilmediğimiz için yorum yapmak yanlış ama tarihçiler hain die yorum yapıolar







  4. 16
    alicanavar
    Özel Üye
    Alıntı psikogizem Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    o zamanın şartlarını bilmediğimiz için yorum yapmak yanlış ama tarihçiler hain die yorum yapıolar
    Doğru o şartları bilmeyiz ama o şartları yaşamış insanların yazdıklarını tarihçilerden okuyoruz belgeleriyle.
    O zaman rica etsem acaba hangi tarihçiler hain diyor isimleri ve belgeleriyle yazarmısınız lütfen yoksa sadece afaki yazmak biraz işin kolaycılığına kaçmak gibi geliyor bana.....

  5. 17
    hIkOn
    Üye
    bence hain değil!Enver paşayada böyle demişlerdi aradan 10 yıl geçti VATAN kahramanı oldu!15yıl geçti hain oldu!Şimdi geri kahraman oldu!
    işlerin iç yüzünü bilmeden aslında hiç bi şey söylememek lazım!bence hain değil!

  6. 18
    P®øƒєﻛﻛíøиαL
    Usta Üye
    Sevre dayanarak Vahdettin Han a hain demek ne kadar adil ?Sevrin "sözde kabul ediliş" hadisesi Mustafa ARMAĞAN’ın kaleminden: Nedir vatana ihanet ve kimin hain olduğuna son tahlilde hangi merci karar verecektir?
    Şimdi TBMM’ye uzanalım ve Gizli Zabıtları karıştıralım. 1921 yılını içeren cildi elimize alalım ve başlayalım karıştırmaya. Tam da bu yazıyı yazdığım 8 Şubat gününe gelelim. Biraz önce Mehmed Âkif, Meclis kürsüsünden ilk ve son defa konuşmuş, sonra bazı milletvekilleri Âkif’in Padişah’a yazılacak mektubun taslağı üzerinde görüşlerini belirtmişlerdir. Nihayet kürsüye Mustafa Kemal Paşa çıkmış ve Milli Şairimizin Sevr konusunda işgal kuvvetlerinin süngüsü altındaki Halife-Sultan Vahdettin’in meşruiyetini kaybettiği için TBMM’yi tasdik ve kararlarını kabul etmesini isteyen ifadelerini eleştirmiştir. Ona göre Meclis’in, meşruiyetini başka hiçbir merciye tasdik ettirmeye ihtiyacı yoktur. Kaldı ki, der, Mustafa Kemal, Hilafet makamı aslında “mühmel”dir, yani boştur.

    Neden peki? Çünkü, bu “çünkü” çok önemli, Mustafa Kemal’e göre Sultan Vahdettin, antlaşmanın imzası öncesinde, 22 Temmuz 1920’de toplanan Saltanat Şûrası’nda “Sevr muahedesini... bizzat ayağa kalkmak suretiyle kabul etmiştir.” Dolayısıyla TBMM’nin, İngiliz süngüsü altındaki “esir padişah”ın onayına ihtiyacı yoktur.

    Peki olay hakikaten Mustafa Kemal’in açıkladığı gibi mi cereyan etmiştir? Yani Saltanat Şûrası’nda ‘Sevr’i kabul edenler ayağa kalksın’ denilmiştir de, Vahdettin de ayağa kalkmak suretiyle onu kabul mü etmiştir? Yoksa...

    İşin esası şu: Hadise Mustafa Kemal’e yanlış aksettirilmiş ve onun Vahdettin hakkındaki kanaati, iletişim hatlarındaki “bir kısım” parazitlerden olumsuz yönde etkilenmiştir. O halde nedir olayın iç yüzü?
    Vahdettin’in Saray Başmabeyncisi, yani özel sekreteri Lütfi Simavi’nin “Osmanlı Sarayının Son Günleri” (Pegasus Yayınları, 2006, s. 328) adlı hatıralarında anlattıkları gerçekten de şaşırtıcıdır. Simavi’ye göre Vahdettin, bırakın oylamada ayağa kalkmayı, açılış nutkunu okuduktan sonra salonda bile durmamış, çıkıp gitmiştir.

    Siz gözlerinizi ovuşturmaya devam ederken ben Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı’ndaki silah arkadaşlarından ve aynı zamanda Vahdettin’in damadı olan, yani iki tarafa da eşit mesafede duran birinin, İsmail Hakkı Okday’ın “Yanya’dan Ankara’ya” (Sebil Yayınları, 1994, s. 385-386) adlı hatıralarını masama getirip okuyayım da dikkatle dinleyin:

    “Nihayet ‘Sevr’i kabul edenler ayağa kalksın’ denildi. Damat Ferid Paşa bu sırada Padişah’ın salonu terk etmesi için işaret verdi. Vahsettin dışarı çıktı, yandaki odaya geçti. Padişah ayağa kalkınca da salondakiler Hünkâr’a bir saygı eseri olarak ayağa kalktılar. Kendisini bu suretle selamladılar. Öyle ki, bu ayağa kalkışın Sevr’in kabulü anlamına mı geldiği, yoksa Padişah’a hürmeten kıyam mı edilmiş olduğu açık olarak belirmedi. Hatta Ayan’dan Topçu Feriki Rıza Paşa, ‘Biz Padişah’a hürmeten ayağa kalktık, Sevr’i kabul ettiğimizden değil’ diye haykırarak Damat Ferid’in oyununu açıkça protesto dahi etti.”

    Şimdi o ayağa kalkma meselesi anlaşıldı mı acaba? Özetleyelim o halde:

    1) Bir kere bu tür şûralarda padişahın oy hakkı yoktur ki! O, konuşulanları dinler, kararın kendisine bildirilmesini ister ve sonuçta onaylar veya onaylamaz.

    2) Ayağa kalkarak oylama yapılması çağrısı yapılınca padişah, konumu gereği dışarı çıkmış ve o çıkarken şûra üyelerinin hepsi saygılarından ayaklanmış, bu da Damat Ferid tarafından Sevr’in onaylandığı şeklinde yorumlanmış, yani oylama tam anlamıyla bir oldubittiye getirilmiştir.

    3) Rıza Paşa ise oyuna geldiğini anlayınca oylamayı protesto maksadıyla yerine oturmuş ve bu yüzden de aleyhte çıkan tek oy onunki sayılmıştır.

    Kuşkusuz 1921 Yazı gibi feslerin bir baştan öbürüne uçuştuğu bir ortamda meselenin içyüzünü bilebilecek durumda olmayan Mustafa Kemal ve Kâzım Karabekir gibi Milli Mücadele önderleri, ayağa kalkıp Sevr’in imzalanmasını onayladığı sonucunu çıkararak Vahdettin’in hainliğine hükmetmişler, bu da onun ihanetine yeterli delillerden biri sayılmıştır.

    Fazla söze ne hacet! İşte tarihte yanlış anlamaların nereden kaynaklandığına yakıcı bir misal.
    alıntıdır


  7. 19
    mynq
    Emekli
    yaa herkes kendince haklıı
    vahdettin hem hain hem değil
    ve bunların nedenleri çok mantıklı
    o yüzden yorum getirmek ''bence''yanlış

  8. 20
    arapfree
    Emekli
    vahdettin hain değildir vatanın kurtulmasında o adamın da emeği wardır

+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 12
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi