Cahıt Sıtkı Tarancı Hayatı Ve Şiirleri

+ Yorum Gönder
3. Sayfa BirinciBirinci ... 23
Biyografi ve Yazarlar ve Şairler Bölümünden Cahıt Sıtkı Tarancı Hayatı Ve Şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 25
    Gökhan
    Emekli
    Reklam

    Reklam



    PAYDOS

    Paydos bundan böyle çılgınlıklara!
    Sert konuşmaya başladı aynalar,
    Yetişir koştum aşkın peşi sıra
    Bitirdi beni bu içki, bu kumar.

    Ne saklayayım gaflet ettiğimi,
    Elimle batırmışım gençliğimi;
    Binip gideceğim en güzel gemi!
    Aldığını geri vermez dalgalar.

    Meyhaneler, sabahçı kahveleri,
    Cümle eş dost, şair, ressam serseri,
    Artık cümbüşte yoksam geceleri
    Sanmayın tarafımdan hıyanet var.

    Yaş ilerliyor Artık geçti bizden
    Kişi ev bark edinmeli vakitken.
    Gün gelince biz değil miyiz ölen?
    Cenazemiz yerde kalmasın dostlar!

    PERİSAN SOFRA

    Öldü ne rüzgârlar girdi içeri,
    Ne bir kuş havalandı pencereden.
    Öldü kimse görmedi melekleri
    Sorma nasıl habersiz gitti giden.

    Bir uzun sefere çıktı, diyorlar
    Gemiyi gören var mı, hani deniz
    Sen gittin, soframız oldu târumar
    Doğan günü yadırgıyor halimiz..


    Yudumla Hakkında Konu

  2. 26
    Gökhan
    Emekli
    RUYAMIZ

    Bir havuz kenarında yan yana oturmuşuz;
    Bu su bizim gölgemiz,biziz şeffaf ve temiz.
    Su sesine uyarak bir şarkı tutturmuşuz,
    Açılan güller gibi suda gönüllerimiz.

    Ne vakitten beridir burada oturmuşuz?
    Dünden, hatta bugünden bile yok haberimiz.
    Yaşamanın en güzel noktasında durmuşuz,
    Bir huzur ahengine dalmış gönüllerimiz.

    Uyanabilir miyiz sanki böyle rüyadan?
    Asırlar kadar uzun,müphem ve tatlı bir an,
    Biz o kadar sarhoşuz, o kadar sarhoşuz biz!

    İşte gözlerimizde bu suyun derinliği,
    İçimizdedir işte bu suyun serinliği;
    Biz o kadar, o kadar birbirimiziniz

    SANATKARIN ÖLÜMÜ

    Gitti gelmez bahar yeli
    Şarkılar yarıda kaldı.
    Bütün bahçeler kilitli
    Anahtar Tanrıda kaldı.

    Geldi çattı en son ölmek.
    Ne bir yemiş, ne bir çiçek
    Yanıyor güneşte petek
    Bütün bal arıda kaldı...

  3. 27
    Gökhan
    Emekli
    SASIRDIM KALDIM

    Şaşırdım kaldım nasıl atsam adım;
    Gün kasvet gece kasvet.
    Bulutlar, sisler içinde bunaldım;
    Gök mavisine hasret.

    Olmuyor seni düşünmemek Tanrım,
    Ummamak senden medet.
    Suyun dibine vardı ayaklarım;
    Suyun dibinde zulmet.

    Kalmadı ümidin soluk ve cılız
    Işığında bereket.
    Ve ölüm, kapımda kişner, sabırsız
    Bir at oldu nihayet,

    SAYIKLIYAN AGAC

    Güzü duymıya görsün ağaç,
    Artık her günü bir işkence
    Bir hayale dalar her gece,
    Başında gök ürperen bir taç.

    Göz kırparken ona yıldızlar,
    Baharında sanıp kendini
    Çağırır eski bülbüllerini
    Agaç pırıl pırıl sayıklar...

  4. 28
    Gökhan
    Emekli
    SEN YOKSUN Kİ

    gün çingeneler gibi göçebeydi ufukta,
    çimenler üzerinde yuvarlandığımız gün,
    akarsulardı gittikçe kararan boşlukta;
    sularda yüzünden yayılan tatlı bir hüzün.

    göğe sessizce yükselen ay on dördündeydi;
    gece akasya dalında asılı gölgeydi,
    bahtiyar başlarımız aynı penceredeydi!

    hala o penceredeyim, lakin sular ölgün;
    sen yoksun ki, vefasız, sularda ay görünsün

    SEN DE HERSEY GİBİ

    Sen de her şey gibi,yakınımda iken,
    Sen de oluyorsun gözlerimde diken.
    Git,git benden uzak,uzak bir yere git;
    Ne olur,içimde her zaman bir ümit,
    Her uzak şey gibi öyle yalnız hayal,
    Yalnız rahiya,renk,şarkı halinde kal.

  5. 29
    Gökhan
    Emekli
    SERENAD

    Kimdir bana gülümsiyen yeşillik balkonundan,
    Demek gecelerden sonra nihayet gün doğuyor.
    Bir gülüsündür gençliğimi döndürdü yolundan
    Yanan şu alnım elinin gölgesiyle soğuyor.

    Güzelsin ya, ne olursan ol, girdin hikâyeme
    Çok değil evi barkı terkedip sana uyduğum,
    Ancak sen tâzelikte gül yaraşır pencereme
    Uykusuz gecelerimde kokusunu duyduğum.

    Eğil bak suya, ordadır güzelliğin, gençliğim.
    Sen gel beni dinle, günlerimiz heba olmasın.
    Yorgun başımı göğsünde emniyette bileyim
    Artık taşlarımız ayrı çeşmelerden dolmasın...

    SON GECE

    O, bu gece derdinden eriyerek akıyor,
    Müphem duran ne varsa hep peşine takıyor,
    Bak yıldızın akıyor, bak yıldızın akıyor.

    Ey her gün bir mezarın taşını omuzlayan;
    Kalmadı gökte bile senin için ağlayan
    Kalkmamak ümidiyle haydi toprağa kapan.

  6. 30
    Gökhan
    Emekli
    SUBAT GÜNÜ

    Kim ne bilsin neydi beni uyutan
    Uyanmadığım o sabah uykudan.

    Henüz yaşıyordum yeniden yeni
    Bir şubat gününün güzelliğini.

    Türkü kalmasın diye söylenmedik,
    Bendim o yağan kar, âsude şenlik,

    Dağlara, ovalara, şehirlere
    Sevgilinin hülyalarına göre.

    TALİHSİZ

    Arzunun bir hayalet sardığı bir geceydi,
    Bir geceydi hakikat yalanlara baş eğdi.
    Bu gecenin susuzluk mahsulüsün bunu bil.

    Kundaksız uzatıldın iğneli beşiğine
    Ve böylece Azrail
    Istırabı mıhladı küçücük benliğine.

    Ecelin kucağında erirken çocukluğun,
    Aleme sırdı senin varlığın ve yokluğun.
    Hala bilinmez nedir kalbindeki bunalan.

    Lambanı yaktılarsa lambanı kendin söndür,
    Söndürmekle oyalan,
    Gir geceler koynuna,deme yarın gündüzdür,

    Belirecek gündüzler sönenlerden yüzsüzdür

  7. 31
    Gökhan
    Emekli
    TREN

    Nereye bu gece vakti
    Güzel tren, garip tren
    Düdüğün pek acı geldi,
    Hatıra neler getiren.
    Çokmudur mendil sallamam
    Her yolcu az çok aşinam,
    Haydi, yolun açık olsun
    Geçtiğin köprüler sağlam,
    Tüneller aydınlık olsun...

    TUTSAM ELLERINDEN AGLARSIN

    Tutsam ellerinden ağlarsın.
    Benek benek büyür karanlığım.
    Nokta nokta korkutur seni.
    Tutsam ellerinden ; ağlarsın

    Toprak kokar avuçlarım , kan kokar.
    Ben hoyrat gecelerde boy atmış fidan,
    Boz bulanık sularda yıkanmış , arınmışım.
    Geceleri çok yakınım yıldızlara,
    Işığa çıkınca bir karışım.

    Tutsam ellerinden ağlarsın.
    Doğduğum köyü bir bilsen.
    Gece gecemden büyük,
    Acısı acımdan derin.
    Tutsam ellerinden , üşür ellerin!

  8. 32
    Gökhan
    Emekli
    VAR

    Ağacı kıskanırım
    Yemiş yüklü dalı var,
    Bahar olsun, güz olsun
    Ne güzel masalı var.

    İmrenirim arıya
    Petek petek balı var
    Konduğu çiçeklerin
    Pembesi var, alı var..

    YALNIZLIK

    Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan,
    Tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık.
    Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan
    Bir benim, benim olan bir masaldır yalnızlık.

    Gördüm yapraklarımın bir bir döküldüğünü,
    Baharda yaşamanın bilmedim nedir tadı.
    Gemi yüzü görmeyen bir limanın hüznünü
    Kimsesiz gönlüm kadar hiçbir gönül duymadı.

    Bir ayna parçasından başka beni kim anlar,
    Bir mum gibi erirken bu bitmeyen düğünde?
    Bir kardeş tesellisi verir bana aynalar;
    Aynalar da olmasa işim ne yeryüzünde?

  9. 33
    Gökhan
    Emekli
    YALNIZLIK MACERASI

    Öyle yalnız kaldım ki hayatımda
    Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum
    Çok zaman annemin dizlerine hasret
    Koydum başımı kendi dizlerime
    Doya doya ağladım

    Paylaşırsa dost paylaşırmış
    İnsanın derdini sevincini
    Dost umidiyle ortalığa düşmeye gör
    Hangi kapıyı çalsan kimseler yok
    Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar

    Aşık mı olmadım taparcasına
    Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben
    Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi
    Ferhat gibi gürz mu sallamadım dağlara
    Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Şirin

    O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum
    Sabahları sokağa çıkmadan evvel
    Cesaret şairim cesaret
    Kendi saçlarımı okşuyorum geceleri
    Sevgilimin saçları niyetine.

    YAŞ OTUZ BES

    Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
    Dante gibi ortasındayız ömrün.
    Delikanlı çağımızdaki cevher
    Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
    Gözünün yaşına bakmadan gider.
    Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
    Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
    Ya gözler altındaki mor halkalar?
    Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
    Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
    Zamanla nasıl değişiyor insan!
    Hangi resmime baksam ben değilim:
    Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
    Bu güler yüzlü adam ben değilim
    Yalandır kaygısız olduğum yalan.
    Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız
    Hatırası bile yabancı gelir.
    Hayata beraber başladığımız
    Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
    Gittikçe artıyor yalnızlığımız
    Gokyuzunun baska rengi de varmis!
    Gec farkettim tasin sert oldugunu.
    Su insani bogar, ates yakarmis!
    Her dogan gunun bir dert oldugunu,
    Insan bu yasa gelince anlarmis.
    Ayva sari nar kirmizi sonbahar!
    Her yil biraz daha benimsedigim.
    Ne donup duruyor havada kuslar?
    Nerden cikti bu cenaze? Olen kim?
    Bu kacinci bahce gordum tarumar.
    N'eylesin olum herkezin basinda.
    Uyudun uyanamadin olacak
    Kim bilir nerde, nasil, kac yasinda?
    Bir namazlik saltanatin olacak.
    Taht misali o musalla tasinda.

  10. 34
    Gökhan
    Emekli
    YAŞIM ILERLEDIKCE

    Yaşım ilerledikçe daha çok anlıyorum
    Ne büyük nimet olduğunu ah ey güzel gün
    Boş yere üzülmekte mana yok, anlıyorum
    Kadrini bilmek lazım artık her açan gülün
    Şükretmek türküsüne daldaki her bülbülün
    Yanmak da olsa artık aşk ile yaşıyorum

    YÜREK

    Yumruk biçiminde bir şey
    Kan kırmızı et parçası
    Gümbür gümbür atar durur
    Göğsümün sol tarafında

    Hayat aşk, iyilik, cesaret
    Ne varsa bu yürektedir
    Bu yürek durmayagörsün
    Kodunsa bu dünyaları

    Yüreğim benim bir tanem
    Velinimetim, efendim
    Durma, çarp, vur, ses ver aman
    Aşık kulağım sendedir

  11. 35
    Psikolog
    Özel Üye
    arkadaşım önemli olan yazarların edebi hayatlarıdır. yaşamı pek fazla önemsenmez edebi kişiliğini yazsaydın şiir tarzı falan daha iyi olurdu

+ Yorum Gönder
3. Sayfa BirinciBirinci ... 23
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi