Cahıt Sıtkı Tarancı Hayatı Ve Şiirleri

+ Yorum Gönder
Biyografi ve Yazarlar ve Şairler Bölümünden Cahıt Sıtkı Tarancı Hayatı Ve Şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 13
    Gökhan
    Emekli
    Reklam

    Reklam



    GÜN OLUR Kİ, NE GÖKYÜZÜ PARA EDER

    Gün olur ki ne gökyüzü para eder,
    Ne deniz kenarı, ne bağlar bahçeler
    Gün olur ki ne kız, ne rakı, ne şiir,
    Hiçbir şey insanı sarmaz, kandıramaz
    Her çeşmeden boş döner, elindeki tas
    Gün olur ki çıldırmak işten değildir...

    GUNDUZ

    Ey sâkin suları karıştıran el,
    Balıklara huzur vermiyen dalgıç,
    Ey zenginle fakir, çirkinle güzel
    Arasında keskin parlayan kılıç.

    Gündüz, ey sızlayan kalb, ağrıyan diş,
    Ey yaşamaktaki tükenmez tasa,
    Git sor niçin sana düşman kesilmiş,
    Geceden geceye uçan yarasa
    ForumAlev

  2. 14
    Gökhan
    Emekli
    GÜNESE AİT COCUK

    Güneşin arkasında görünen çocuk,
    eliyle güneşi gösterir durur.
    camlar arkasında düşünen çocuk,
    hırsından camlara yumruk savurur.

    Camlar arkasında bekleyen çocuk,
    üç mevsim güneşin seyrine dalar
    ve kışın güneşi özleyen çocuk,
    diliyle buğulu camları yalar..

    Güneşe kavuşabilmek için çocuk,
    gündüzün boş yere çırpınır durur.
    Nihayet, nihayet geceleyin çocuk,
    koynunda güneşle beraber uyur...


    HAVUZ

    Eskiden ne vakit baksam işıldayan
    O dünya ne oldu, nedir bu karanlık,
    Bir kara kedi mi aramızda zaman
    Yalnızım, havuzu doldurdu karanlık...







  3. 15
    Gökhan
    Emekli
    HATIRALAR

    Bilmem ki hâtıralar,
    Ne istersiniz benden,
    Gelir gelmez sonbahar?

    Bu kanad çırpış neden?
    Cama vuracak ne var
    Ey eski hâtıralar

    Sanmayın güller açar,
    Bülbül değildir öten;
    Bu rüzgâr başka rüzgâr.

    Ne istersiniz benden,
    Bilmem ki hâtıralar,
    Gelir gelmez sonbahar?

    HAYDI ABBAS

    Haydi Abbas, vakit tamam;
    Akşam diyordun işte oldu akşam.
    Kur bakalım çilingir soframizı;
    Dinsin artık bu kalp ağrısı.
    Şu ağacın gölgesinde olsun;
    Tam kenarında havuzun.
    Aya haber sal çıksın bu gece;
    Görünsün şöyle gönlümce.
    Bas kırbacı sihirli seccadeye,
    Göster hükmettiğini mesafeye
    Ve zamana.
    Katıp tozu dumana,
    Var git,
    Böyle ferman etti Cahit,
    Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
    Yaşamak istiyorum gençliğimi baştan.







  4. 16
    Gökhan
    Emekli
    HER GECEMİ BU UYKUSUZLUK

    Her gece mi bu uykusuzluk!
    Hele saatin tıkırtısı!
    Ya karasinek düşünceler!
    Çıldıracağım bu gidişle
    Yatak değil sanki cehennem.

    Deliksiz bir uykuysa vaadin,
    Günün dolmuş veya dolmamış,
    Gençliğime filan bakmadan,
    Derhal gelebilirsin ölüm
    Kapı açıktır, lamba sönük


    HERGÜNKÜ SARKIM

    Şehirde bir kasvet,
    Rüzgârda bu dâvet,
    Enginde hürriyet,
    Serde gençlik varken,
    Beyaz açılırken
    Bu mavi sularda
    Her gün binbir yelken,
    Âni bir kararda,
    Edip şehre veda,
    Niçin acep niçin
    Sen de bir geminin
    Yolcusu değilsin?
    Şehirde bu kasvet,
    Rüzgârda bu dâvet,
    Enginde hürriyet,
    Serde gençlik varken.

  5. 17
    Gökhan
    Emekli
    ILK ASK

    Felek ne kadar kahretse kalbimize,
    Zaman zaman hatirladigimiz olur,
    Hangi dilber ilk aski tattirdi bize;
    Bir bahtiyarla yasadigimiz olur.

    Ah o yaz gecesi, o mehtap, o havuz!
    Balkonundan gul atan comert sevgili!
    Askinla deli divane oldugumuz,
    Sarmasiga tirmandigimizdan belli.

    Belki bugun bu yasta tekrar olunmaz,
    Ilk ask gecesinin masum yeminleri,
    Fakat nerde ilk opusun verdigi haz?
    Saadet bilmiyorum o hazdan gayri.

    IMKANSIZ DOSTLUK
    Değil kardeşim, dal yeşil değil,gök mavi değil,
    Bilsen! Ben hangi alemdeyim, sen hangi alemde!
    Aklından geçer mi dersin aklımdan geçen şeyler?
    Sanmam! Yıldız ve rüzgar payımız müsavi değil;
    Sen kendi gecende gidersin, ben kendi gecemde;
    Vazgeç kardeşim, ayrıdır bindiğimiz gemiler!

  6. 18
    Gökhan
    Emekli
    INSANOGLU

    Adem'le Havva'dan geldiğim doğru;
    Vuruldum bir kere elma dalına
    Hala aklımda o Tufan yağmuru;
    Şükür çıktığıma Nuh'un salına.

    Ölmek varsa günün birinde gayri,
    Göz nuru, el emeği, alın teri
    Yaşadığım iyi kötü günleri
    Değişmem hiçbir cennet masalına.



    KAR VE BEN


    Esiyor tane tane yine beyaz bir rüzgar.
    Söyleyin hangi kuşun kanatları yolundu
    Yine hangi ağaçtan döküldü bu yapraklar

    Yağan beyaz bir sükut, bir mahşerdir sanki kar

    Bir hicret sevdasıdır ruhumu sardı yine.
    Ruhum gibi pervasız yoldaşlar da bulundu.
    Ruhum karıştı gitti bu kar tanelerine

    Şimdi yağan kar değil, ruhumdur kar yerine

  7. 19
    Gökhan
    Emekli
    KARA SEVDA


    Bir kere sevdaya tutulmaya gör
    Ateşlere yandığının resmidir.
    Aşık dediğin, Mecnun misali kör
    Ne bilsin alemde ne mevsimidir.

    Dünya bir yana, o hayal bir yana
    Bir meşaledir pervaneyim ona.
    Altında bir ömür döne dolana
    Ağladığım yer penceresi midir..

    Bir köşeye mahzun çekilen için,
    Yemekten içmekten kesilen için,
    Sensiz uykuyu haram bilen için,
    Ayrılık ölümun diğer ismidir...

    KIRIK KALPLER

    Biz aşkla başı dönmüş iki çocuk
    Bütün bir bahar o çiçek ben yaprak
    Ya Rabbi ne güzel sevişiyorduk
    Dünyayı aşktan ibaret sayarak

    Kim ne karıştı ne istedi bizden
    Göz mi değdi ne oldu bu sevdaya
    Ayırdılar bizi birbirimizden
    Hem de göz göre yürek parçalaya

    Aşktı bizdeki onlardaki mantık
    Onlardan yana çıktı kahpe felek
    Birer kalp bıraktılar bize kırık
    Ömrümüzce göz yaşı döktürecek

  8. 20
    Gökhan
    Emekli
    KORKTUGUM ŞEY


    Gün çekildi pencerelerden
    Aynalar baştan başa tenha.
    Ses gelmez oldu bahçelerden
    Gök kubbesi döndü siyaha.

    Sular kesildi çeşmelerden
    Nerden dolacak bu taş nerden,
    Nergislerin açtığı yerden
    Ey kuş uçurtmıyan ejderha

    Ne yardan geçilir, ne serden
    Korkuyoruum bu gecelerden.
    Bel bagladığım tepelerden
    Gün doğmıyabilir bir daha.

  9. 21
    Gökhan
    Emekli
    Reklam



    KULAK VER Kİ

    Kulak ver ki havasında bahçemizin,
    Gök maviliğinden, dal yeşilliğinden
    Bir türkü söylenmede kendiliğinden
    Nasıl dinlersen öyle, sen veya hazin.

    Kulak ver, dolaşan ruhumuzu tel tel
    Dallardaki tomurcukları ürperten
    Bir türkü söylenmede kendiliğinden
    Dinlenmedikçe ömrün artar, öyle güzel...

  10. 22
    Gökhan
    Emekli
    MADEM Kİ VAKİT AKSAM



    Madem ki vakit akşam
    Madem ne evim barkım
    Ne de bir tek aşinam
    Açılsın gizli sofram
    Gelsin kadehte rakım
    Dostum, neşem ve şarkım
    Madem ki vakit akşam

    MEZARLIK


    Ve şehrin şenliğine karşılık
    Susar servileriyle mezarlık.
    Susar ve hatırlar: Bu kırık
    Aynadaki hazin perişanlık

    Sizindir, siz gafil, siz bihaber
    İnsanlar bilseydiniz ne bekler
    Bir gün açmak için bu çiçekler;
    Ölülerin sükûnu çiçekler

  11. 23
    Gökhan
    Emekli
    MİSAFİR



    Bir gece misafirim olsan yeter
    Dolar odama lavanta kokusu
    soğur sevincinden sürahide su
    Ay pencerede durup durup güler.

    Havva kızlarının en dilberini
    Görsün diye aya karşı soyunsan
    Okşasam, öpsem, koklasam bir zaman
    Vücudunun ürperen her yerini.

    Teneffüs eder gibi seviştikçe
    Doğacak çocuğum aklıma gelir
    Şiir söylerim saadete dair
    Odama misafir olduğun gece..





    Uykusuz gecemde bir kadın
    Gözlerinin ay ışığında
    Vücudu kar beyazlığında
    Saçları bir hazine altın.

    Ne ateşimden haberi var
    Ne bilir çıplak olduğumu
    Varlığını ve yokluğunu
    Duymadan güzel ve bahtiyar..

  12. 24
    Gökhan
    Emekli
    ÖLÜM


    Sözünde durmadı mavi gökler
    Gün kararıyor gitgide ölüm.
    Akşam yeli nedameti söyler
    Nedamet yer etti bende ölüm.

    Ne yapsam, gün doğmuyor gönlümce
    Sudur akar kendi bildiğince,
    Hangi pencereye koşsam gece
    Gitmiyor bu can bu tende ölüm.

    Ne vefasız geçmişten hayır var,
    Ne gelecekler imdada koşar,
    Çoktandır tekneyi aldı sular
    Çoktandır ümitler sende ölüm.

    ÖLÜMDEN SONRASI

    Öldük, ölümden bir şeyler umarak.
    Bir büyük boşlukta bozuldu büyü
    Nasıl hatırlamasın o türküyü,
    Gök parcası, dal demeti, kuş tüyü,
    Alıştığımız bir şeydi yaşamak.

    Şimdi o dünyadan hiçbir haber yok
    Yok bizi arayan, soran kimsemiz.
    Öylesine karanlık ki gecemiz,
    Ha olmuş ha olmamış penceremiz
    Akarsuda aks'imizden eser yok.

+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi