Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri

+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 12
Şiir Bölümü ve Ünlü Şairlerden Şiirler Bölümünden Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 13
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    Reklam

    --->: Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri

    Reklam



    Han Duvarları


    Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı
    Bir dakika araba yerinde durakladı.
    Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
    Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
    Gidiyorum, gurbeti gönlümle duya duya,
    Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya
    İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık
    Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,
    Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...
    Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları,
    Önde uzun bir kışın söldürdüğü etekler,
    Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler...
    Ellerim takılırken rüzgarların saçına
    Asıldı arabamız bir dağın yamacına,
    Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık,
    Yalnız arabacının dudağında bir ıslık
    Bu ıslakla uzayan, dönen kıvrılan yollar.
    Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar
    Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu.
    Gökler bulutlanıyor, rüzgar serinliyordu.
    Serpilmeye başladı bir yağmur ince ince,
    Son yokuş noktasından düzlüğe çevrilince
    Nihayetsiz bir ova ağarttı benzimizi
    Yollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi
    Gurbet beni muttasıl çekiyordu kendine
    Yol, hep yol, daima yol... bitmiyor düzlük yine.
    Ne civarda bir koy var, ne bir evin hayali
    Sonunda ademdir diyor insana yolun hali,
    Arasıra geçiyor bir atlı, iki yayan
    Bozuk düzen taşların üstünde tıkırdıyan
    Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor,
    Uzun yollar bu sesten silkinerek yatıyor...
    Kendimi kaptırarak tekerleğin sesine
    Uzanmış kalmışım yaylının şiltesine,
    Bir sarsıntı... uyandım uzun suren uykudan;
    Geçiyordu araba yola benzer bir sudan
    Karşıda hisar gibi Niğde yükseliyordu,
    Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu;
    Ağır ağır önümden geçti deve kervanı,
    Bir kenarda göründü beldenin viran hanı.
    Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri
    Atlarımız çözüldü, girdik handan içeri
    Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya
    Toplanmıştı garipler şimdi kervansaraya.
    Bir noktada birleşmis vatanın dört bucağı
    Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı,
    Bir pırıltı gördü mü gözler hemen dalıyor,
    Göğüsler çekilerek nefesler daralıyor,
    Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı
    Heryüzü çiziyordu bir hüzün kırışığı,
    Gitgide birer ayet gibi derinleştiler
    Yüzlerdeki çizgiler, gözlerdeki çizgiler...
    Yatağımın yanında esmer bir duvar vardı,
    Üstünde yazılarla hatlar karışmışlardı;
    Fani bir iz bırakmış burda yatmışsa kimler,
    Aygın baygın maniler, açık saçık resimler...
    Uykuya varmak için bu hazin günde, erken,
    Kapanmayan gözlerim duvarlarda gezerken
    Birdenbire kıpkızıl birkaç satırla yandı;
    Bu dört mısra değil, sanki dört damla kandı
    Ben garip çizgilere uğraşırken başbaşa
    Raslamıştım duvarda bir şair arkadaşa;
    *On yıldır ayrıyım Kınadağı'ndan
    Baba ocağından yar kucağından
    Bir çiçek dermeden sevgi bağından
    Huduttan hududa atılmışım ben*
    Altında da bir tarih. Sekiz mart otuz yedi..
    Gözüm imza yerinde başka ad görmedi.
    Artık bahtın açıktır, uzun etme arkadaş
    Ne hudut kaldı bugün, ne askerlik, ne savaş;
    Araya gitti diye içlenme baharına,
    Huduttan götürdüğün şan yetişir yarına
    Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk
    Soğuk bir mart sabahı...Buz tutuyor her soluk
    Ufku tutuşturmadan fecrin ilk alevleri
    Arkamızda kalıyor şehrin kenar evleri
    Bulutların ardında gün yanmadan sönuyor,
    Höyükler bir dağ gibi uzaktan görünüyor...
    Yanımızdan geçiyor ağır ağır kervanlar,
    Bir derebeyi gibi kurulmuş eski hanlar
    Biz bu sonsuz yollarda varıyoz, gitgide,
    İki dağ ortasında boğulan bir geçide
    Sıkı bir poyraz beni titretirken içimden
    Geçidi atlayınca şaşırdım sevincimden
    Ardımda kalan yerler anlaşırken baharla
    Önümüzdeki arazi örtülü şimdi karla
    Bu geçit sanki yazdan kışı ayırıyordu
    Burada son fırtına son dalı kırıyordu
    Yaylımız tüketirken yolları aynı hızla
    Savrulmaya başladı karlar etrafımızda
    Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü;
    Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü...
    Gönlümde can verirken köye varmak emeli
    Arabacı haykırdı *İste Araplıbeli*
    Tanrı yardımcı olsun gayri yolda kalana
    Biz menzile vararak atları çektik hana.
    Bizden evvel buraya inen uç dört arkadaş
    Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş
    Çıtırdayan çalılar dört cana can katıyor
    Kimi haydut kimi kurt masalı anlatıyor
    Gözlerime çökerken ağır uyku sisleri
    Çicekliyor duvarı ocağın akisleri
    Bu akisle duvarda çizgiler beliriyor
    Kalbime ateş gibi şu satırlar giriyor
    *Gönlümü çekse de yarin hayali
    Aşmaya kudretim yetmez cibali
    Yolcuyum bir kuru yaprak misali
    Rüzgarın önüne katılmışım ben*
    Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı
    Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı
    Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde
    Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde
    Uzun bir yolculuktan sonra İncesu'daydık
    Bir han yorgun argın tatlı bir uykudaydık
    Gün doğarken bir ölüm rüyasıyla uyandım.
    Başucumda gördüğüm su satırlarla yandım
    *Garibim namıma Kerem diyorlar
    Aslı'mı el almış haram diyorlar
    Hastayım derdime verem diyorlar
    Maraşlı Şeyhoğlu Şatılmış'ım ben*
    Bir kitabe kokusu duyuluyor yazında
    Korkarım yaya kaldın bu gurbet çıkmazında
    Ey Maraşlı Şeyhoğlu, evliyalar adağı
    Bahtına lanet olsun aşmadıysan bu dağı
    Az değildir, varmadan senin gibi yurduna
    Post verenler yabanın hayduduna kurduna
    Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu
    Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?
    Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende,
    Dedi
    Hana sağ indi ölü çıktı geçende
    Yaşaran gözlerimde her sey artık değişti
    Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti...
    Gönlümü Maraşlı'nın yaktı kara haberi.
    Aradan yıllar geçti işte o günden beri
    Ne zaman yolda bir han raslasam irkilirim,
    Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim
    Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar
    Dönmeyen yolculara ağlayan yaşlı yollar
    Ey garip çizgilerle dolu han duvarları
    Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları...

    Faruk Nafız Çamlıbel

    ForumAlev --->: Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri

  2. 14
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    Hayat



    Ağzında şarkılıktan çıkmış iniltilerle
    Dağ,taş deme,arkadaş,gün batmadan ilerle!

    Yara açsın kayalar ayaklarında,varsın,
    Varsın omuz başların kamçılardan kızarsın,
    Bu ağrılar duyurmaz sana yalnızlığını.
    Kızıl dudaklarından bırakma ıslığını,
    Ağzında şarkılıktan çıkmış iniltilerle
    Dağ,taş deme,arkadaş,gün batmadan ilerle!
    Sırtında bir tüy gibi taşı taştan yükünü,
    Görmesinler belinin,sakın,büküldüğünü...
    Başında şakladıkça,atlıların kırbacı
    Anla ki her gün sana hız veriyor bir acı!
    Yara açsın kayalar ayaklarında varsın,
    Varsın,omuz başların kamçılardan kızarsın,
    Hayda,sarıl yollara...Ardına bakma,hayda!
    Sen yük altında haykır,yatsın eller sarayda.
    İnce bir iz bırakır yere sızdıkça kanlar,
    Seni bulur izinden ıslığını duyanlar...
    Bu ağrılar duyurmaz sana yalnızlığını,
    Kızıl dudaklarından bırakma ıslığını,
    Fırtına,yağmur,soğuk...Ne varsa üstüne çek!
    Bu çetin yolculuğun sonunda,gün gelecek,
    Sırma saçlar saracak her kan akan yerini,
    Gül dudaklar öpecek o kırbaç izlerini...

    Ağzında şarkılıktan çıkmış iniltilerle
    Dağ,aş deme,arkadaş,gün batmadan ilerle!

    Faruk Nafız Çamlıbel








  3. 15
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    İstanbul


    Şehremini Cemil Paşa'ya

    Bütün hayatı uyur bir sema-yı mühmelde
    Geniş ufukları efsanevi hikayelerin
    Tasavvur ettiği gökler kadar beyaz, narin,
    Minarelerle müzeyyen, sevimli bir belde...

    O mai dalgaların bu sesiyle perverde
    Sevahilinde güler ruhu başka bir denizin,
    Gezer bu levhaya ait bir ihtiram-ı hazin
    Melul hisli mükedder nazarlı gözlerde.

    Bütün bedayi'-i ezman, nefais-i a'sar
    Bu mai çehreli İstanbul'un beyaz ve uzun
    Ufuklarında bulur penah si'r ü füsun

    Dalınca gözlerim ağlar bu hüsn-i sakinde;
    Bu beldenin uyuyan bir başka güzellik var
    Bütün tulu' ve gurubunda, subh u leylinde

    Faruk Nafız Çamlıbel








  4. 16
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    Kış Bahçeleri




    Dinmiş denizin şarkısı, rüzgar uyumakta,
    Rıhtım boyu sonsuz bir üzüntüyle karaltı
    Körfez düşünür, Kanlıca mahzundur uzakta,
    Mazi gibi sislenmiş Emirgan Çınaraltı.

    Can verdi kışın sunduğu taslarla zehirden
    Her gonca kızıl bir gül açarken yolumuzda,
    Üstündeki son dallar ağarmış diye birden
    Pas tuttu nihayet suların rengi havuzda.

    Yerlerde gezen hatıralar var korulukta;
    Yapraklar, atılmış nice mektuplara eştir.
    Mehtaba çalan sapsarı benziyle ufukta,
    Binlerce dalın verdiği tek meyva güneştir.

    İçlenme tabiattaki yekpare kederden,
    Yas tutma dağılmış diye kuşlarla çiçekler.
    Onlar dönecektir yine gittikleri yerden,
    Onlarla giden günlerimiz dönmeyecektir

    Faruk Nafız Çamlıbel



  5. 17
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    Naz



    Gönlümün yok niyeti
    Açılmak için sana.
    Çektiğim eziyeti
    Yüzümden anlasana!

    Ben,ki her damla derdim
    Deniz olsun dilerdim,
    İpi elimle verdim
    Benliğimi alsana.

    Kan doldurup tasımı,
    Sildim gönül pasımı,
    Taşa açtım yasımı,
    Söylemedim insana!

    Faruk Nafız Çamlıbel


  6. 18
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    Onu Bir Gün Görmedim


    Yüzüme sert çizgiler çekti senin adını,
    Hasret saatlerini saydı saçımda aklar.
    Senin ağzından çıkan bir cümlenin tadını
    Ne bugün içki verdi,ne bu gece dudaklar!

    Sorma,nasıl yollarda tutunabildiğimi,
    Nasıl siyah rüzgara yaşımı sildiğimi...
    Görür görmez kapında yere devrildiğimi
    Ürperdi bir tekinsiz kedi gibi sokaklar.

    Gece muzlim şeklini bana çizmese perde,
    Sesin bir sırça gbii kırılmazsa içerde,
    Beni bugün serilmiş görenler orta yerde
    Yarın da bir çukurun içinde bulacaklar...

    Faruk Nafız Çamlıbel


  7. 19
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    Ölümü Hatırlatan Kadın


    Kayalıklarda gördüm seni,bir sisli günde,
    Fırtınadan saçların çözülmüş bir demetti.
    O kayalıklarda ki bir yıl evvel üstünde
    Çöllerden aşık dönen bir genç intihar etti...

    Seni her nerde,artık,her ne suretle görsem
    Bir gölgenin duyarım ruhuma düştüğünü.
    Ben de o aşık gibi bir kayada ölürsem
    Rabb'im mukaddes etsin seni gördüğüm günü!

    Kayalıklarda bir genç öldüğü gün beldenin
    Halkı seni karanlık rüyalarında görmüş,
    Ey yadı gönlümüzden çıkmayan afet senin
    Sevmediklerin değil,sevdiklerin ölürmüş.

    Bazı ruhum kararır kefenlerden,mezardan;
    Yok mu,Rabb'im,ölümün bir güzel şekli,derdim.
    O kayalıklarda ilk seni gördüğüm zaman
    Hayalimde ölüme en güzel şekli verdim.

    Başka bir göz yaşını dudaklarınla silsen
    Ürpererek:Bu,derim,mezardan bir nefestir!
    Buna kıskançlık deme,bence değil yalnız sen,
    Seni gören göz bile ne kadar mukaddestir!

    Kimse karşında belki titremez gönlüm gibi,
    Bense hala korkarım dizinde ağlamaktan.
    Teması korku veren tatlı bir ölüm gibi
    Daha cana yakındır görünüşün uzaktan...

    Faruk Nafız Çamlıbel


  8. 20
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    Sen Nerdesin ?


    Caddeden sokaklara doğru sesler elendi,
    Pencereler kapandı, kapılar sürmelendi.
    Bir kömür dumanıyle tütsülendi akşamlar,
    Gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar...
    Son yolcunun gömüldü yolda son adımları,
    Bekçi sert bir vuruşla kırdı kaldırımları.
    Mezarda ölü gibi yalnız kaldım odamda:
    Yanan alnım duvarda, sönen gözlerim camda,
    Yuvamı çiçekledim, sen bir meleksin diye,
    Yollarını bekledim görüneceksin diye.
    Senin için kandiller tutuştu kendisinden,
    Resmine sürme çektim kandillerin isinden.
    Saksıda incilendi yapraklar senin için,
    Söylendi gelmez diye uzaklar senin için...
    Saatler saatleri vurdu çelik sesiyle,
    Saatler son gecemin geçti cenazesiyle,
    Nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü,
    Sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü...

    Faruk Nafız Çamlıbel


  9. 21
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator

    --->: Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri

    Reklam



    Serenat



    Bir nisan akşamı,serin bir günün,
    Şark'ın bu sevimli,güzel köyünün
    Cenneti andıran bir akşamıydı.

    Sizi ilk balkonda gördüğüm gündü,
    Yüzünüz sararmış gibi göründü,
    Acaba ruhunuz çok hasta mıydı?

    Sordum ki bu kimdir,gülümsediler,
    'Eşinden ayrılan bir kız dediler,
    'Gezdiği yer işte bu ücra saray.

    Hicran ne anlamış,sevda ne bilmiş,
    Ağlatmış,ağlamış,sevmiş,sevilmiş
    Bir güzelmişsiniz,isminizde Ay.

    Faruk Nafız Çamlıbel




  10. 22
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    Son Aşık


    Hasretinle geçiyorken bu gençlik çağım,
    Ey sevdiğim, ben umitsiz değilim gene
    Ak düşünce saçların kumral rengine
    Kollarında son aşıkın ben olacağım.

    Ey başında şimdi sevda rüzgarları esen,
    Böyle her gün yollarımdan geçsen de süzgün
    Sen benimsin büsbütün terk olunduğun gün ...
    O mukadder günü, bilmem, düşündün mü sen?

    Ben bir beyaz şaçlı aşık, sen bir ihtiyar ...
    O gün bana yalaşırken ey ilahi yar,
    Esirgeme gözlerimden bir son buseni,

    Kirpiğinden yavaş yavaş bir damla aksın,
    Çünkü, ruhum, sen de o gün anlayacaksın
    Ki hiç kimse benim kadar sevmemiş seni

    Faruk Nafız Çamlıbel


  11. 23
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    Zafer Türküsü


    Yaşamaz ölümü göze almayan
    Zafer, göz yummadan koşarda gider.
    Bayrağa kanının alı çalmayan
    Gözyaşı boşana boşana gider!

    Kazanmak istersen sen de zaferi
    Gürleyen sesinle doldur gökleri
    Zafer dedikleri kahraman peri
    Susandan kaçar da coşana gider.

    Bu yolda herkes bir ey delikanlı
    Diriler şerefli ölüler şanlı
    Yurt için döğüşen başı dumanlı
    Her zaman bu sandan, o sana gider.

    Faruk Nafız Çamlıbel


  12. 24
    Ziyaretçi
    Güzel olmuş teşekkürler forumalev :)

+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 12
faruk nafiz çamlıbel yerden göğe şiiri,  yerden göğe şiiri,  yerden göğe faruk nafiz çamlıbel,  yerden göğe şiiri faruk nafiz çamlıbel,  sen bir ahu gibi dağdan dağa
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi