Ahmet Ada Şiirleri

+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 12
Şiir Bölümü ve Ünlü Şairlerden Şiirler Bölümünden Ahmet Ada Şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 13
    aSsude
    Usta Üye
    Reklam

    --->: Ahmet Ada Şiirleri

    Reklam



    RESİM

    Denize çıkan sokak soğuktur üşürsün
    Ey ince gömlekli Akdenizli çocuk
    Yaz geride kaldı yetişirsin sonbahara
    Bütün ömrün yok olan mavi bir bakış
    Gibi geçiyor bir solukta bilmiyor musun
    Yağmura yakalanmış bir kuş gibi üşürsün
    Ey parke taşların ağarttığı çocuk
    Kalbin deniz üstü yağmur, saçların uykulu
    Gülerken güz resmini çekmiş sanki
    Yaprağı sapsarı yaprakla bitiştiren
    Yaprağı hüzünle değiştiren güz
    Bir çarkıfelek otunu değiştiren güz

    Önünde çakıl taşları deniz kıpırtısız
    Bir park kanepesinin akışında unutulmuş
    Güller de birdenbire sızar kalbine
    Avlulara girersin: karşında güz

    Mor bir gölge şurda ve sonyaz kokusu
    Tam öyle işte yıkılmış bir atın duruşu.

    ForumAlev --->: Ahmet Ada Şiirleri

  2. 14
    aSsude
    Usta Üye
    ABLAM İÇİN GAZEL

    Ablam çiçekli basma giyerdi.
    Gurbet ustasıydı,
    Sıla mı,hüzün saatleri mi?
    Eylülün ilk haftasıydı.

    Saçlarını tarasa akıp giderdi onlarca keder.
    Darılsa bana kumral bir yalnızlığa başlardı.

    Verandanın köşesinde siyah- beyazdı sesi.
    Ablam yaşasaydı solgun şarkılar söylerdi.

    Eylül müydü albümden düşmüş sonbahar mı?
    Ne güzel güldü bütün özlemi sarardı.

    Bir gün kalbi kuş uçmayan atlaslara gömüldü.
    Yaşasaydı kuş olup cezayir menekşelerine konardı.









  3. 15
    aSsude
    Usta Üye
    BOŞLUKTA

    yanımdaki masada üç genç kız
    üç güzel kız sarı saçları
    bir beyzbol kepinin altındaydı
    uzak bir şehre eğimliydi gözleri
    cep telefonları çaldı çalacaktı

    denize sokulan küçük beyaz ayaklar
    gibiydi oturuşları duruşları
    hiçlikte kaybolmuştular
    belki kimselerin arayacağı yoktu
    belki sevgileri acı tadındaydı

    bir kırlangıcın yuvadan uçup gitmesi
    gibiydi can sıkıntıları
    yatılı okul mezunuydu acıları
    evlerinden uzaktaydılar
    belli ki bir boşlukta kaybolmuştular

    yanımdaki masada üç güzel kızı
    öylece buldum bir beyzbol kepinin
    altındaydı sarı saçları
    kalkıp gittiler boşlukları kaldı
    sevdaları kimbilir neyin ardındaydı









  4. 16
    aSsude
    Usta Üye
    ÜLKE

    Akdeniz mavisi saklı koynunda
    Ey gül yanığı güller ülkesi
    Yoldaşlık etsem kanlı gömleğinin acılarına
    Küllerle savrulan ay ışığında

    Kanadı gümüş bir kuş olup da
    Yaz kış demeden dolaşsam dereboylarını
    Kırmızı bulutları, sulara dökülen
    Gazel yaprağına yazsam çığlığını

    Umut hilesiz karanfilse sorguda
    Tutuklanmayı bekler kimimiz geceleri
    Ey türküleri çiçek döken ülke
    Yurtseverlerin, yiğit şairlerin nerde

    Ey seher karanlığında açan çiçek
    İnce ince yağışı yağmurun köklerine
    Başını dik tut rüzgara karşı
    Dayan diyedir düşmanın zincirine

    O nazlı nilüferler yoksa da sularında
    Ceylanlar iner göllerinin aynasına
    Ne güne durursun seyirt haydi
    Patlayan bahardır dal uçlarında



  5. 17
    aSsude
    Usta Üye
    YAZ BAŞLANGICI İÇİN BİR AŞK EZGİSİ

    Her şey bir başlangıçtı başaklar bile
    Kırlar dağlar deniz kenarları
    Denize inen sokakların kuşları.
    Durup baktım yapraklar başlangıçtı
    Sonra evler pencerelerinden fesleğen sarkıtan
    Akşamüstünün buğusu, bugünün sonu
    Kırgın bir kuşun denize doğru uçuşu
    Başlangıçtı sevgimize biliyor musun

    Vakit yoktu aşka nasıl bulmuştuk
    Ertelenmiş bir başlangıçtı efsane kıldık
    Leylak kokusu sızdıran evleri, sokakları
    Geçip gitmiştik bir gülümseme bırakarak

    Vakit yoktu açık denizleri özlemeye
    Fesleğen sulamaya pencere önünde
    Bir tenhalığı yaşamaktan bakışmaya bile
    Şaşırdım doğrusu nasıl bulmuştuk aşkı
    Her şey her zaman bir çığlıktı
    Tenha bir istasyonda okuduğun
    Bir suç işler gibi okuduğun öğlesonu

    Her şey bir başlangıçtı sevgimize
    Çılgın yaz çiçeklerine, yediveren güllere,
    Kalbinin hızla akışı bile sevgilim.
    Ah bir sevdaydı şurada çınlayan sesin
    Geceyarıları beni umarsız bekleyişin,

    Sanki bir çiçek sergisiydi karanlıkta gözlerin



  6. 18
    aSsude
    Usta Üye
    ACIYLA AKRAN
    Burda mayalanan aşkın yedeğinde
    Gün vurdu mu yüzünü sulara
    Bir haber beklerim sevinçli
    Ulaşan mermere, taşa, içerdeki dosta
    Usulcacık bir türküye girer gibi
    Bir haber; kuşların kanadında

    Burda taşrada bir esimlik rüzgar
    Üşüttü mü gül yaprağını gizlice
    Duyarım yüreğimde sessizce
    Geri gelmeyecek örselenmiş gençliğimi

    Bir haber döndürebilir beni
    Buğulu mavi bozkır günlerime
    Sarınıp yıldızlı gecelere, öyle ki
    Çekip gidebilirim ipsiz serseri
    Çalımsız bir ıslık tutturarak
    Kırık dökük dizelerime benzeyen

    Burda ırmağın sesinden başka
    Yüreğimi uslandıracak kimse kalmadı
    Haber gönder, çık gel, acıyla akranım artık
    Ağarabilir usulca göğsümdeki karaltı.



  7. 19
    aSsude
    Usta Üye
    GÜNLERİN ÇIKRIĞINDA

    Bir dağ gölünün ılık yıldızlı
    Sularında hırçınca seken taş
    Sen daha özgürsün, daha yırtıcı
    Bir sapanın rüzgarlı ucunda
    Buğday saçlı köylü çocuğundan

    Kuğuların gölde buğulu bakışları
    Rüzgarını yadırgayan çiçeklerin çanı
    Uyandırsın seni kahyadan önce
    Sen ki üretici sevinci taşıyan
    Ekin bereketi verdin yüreğinden
    Kanla zulümle örülen güne

    Ötede bir bulut pabuçlarını giysin
    Düş onunla yayla bükümü patikalara
    Geride bir evlik tarlan, karın
    Başak saçlı onuruyla çocukların
    Göğün eksilen mavisi altında

    Ağarak saman dolu bir bulut
    Çeksin ömrümüz yüklü arabayı
    Günlerin çıkrığında gümüş sular
    Kuyular, çaylar olsun ağlamaklı
    Kıyısız barınaksız el kapılarında



  8. 20
    aSsude
    Usta Üye
    BEGONYALI PENCERE

    Senin bu küsümser yüz
    Bir ağlar bir gülersin

    Seninle ayakta duruyor
    Hercai sözcüğü.
    Seninle biçim - bozuma
    Uğruyor Türkçe.
    Günübirlik değerleri ters yüz ede ede
    Döküntü değeri kazanıyor
    Her sevgili.

    Yüzün göğe açılmış
    Gündeş yazı
    Begonyalı pencere



  9. 21
    aSsude
    Usta Üye

    --->: Ahmet Ada Şiirleri

    Reklam



    USULDAN TÜRKÜ

    Yürüdüm usuldan bir sonbahar hüznüyle
    Çocukların her akşamüstü ayrıldığı yere
    Sararan yaprakların savrulduğu yere
    Bir türlü buluşamadığımız o lacivert yere

    Şuramda bir çiçek ordusuydu sevdan
    Yürüdüm ağaçlı yoldan bir başıma
    Bütün kuşlarını gökyüzüne uçuran
    Ağaçlar düş kurmayı unutmuştu çoktan

    Bir öndeyiş gibi okudum uçurumları
    Denizi dağları bozkırı sevgilim
    Ne de olsa ben buldum son kuşları
    Kuş sürülerinden örülmüş bir kıyıda

    Ey akşamsefasının tazelenen vakti
    Bırakıp bir kitap gibi pencere önünde seni
    Yürüdüm usuldan uyanmış yollarda
    İçimde serseri ilişkilerin son izi

    Suçlu bir eylül bozup gitti
    Kimsesizliğimi acemiliğimi
    Saçlarımı kestiler asi sesimi
    Sesim bir suçsuzun sesinde şimdi



  10. 22
    aSsude
    Usta Üye
    SİNEMA KUŞU

    Seni fotoğraf çektirmek için oturmuş buldum
    Bir sokak fotoğrafçısına kara körüklü eski

    Seni sinema önünde buldum öyle keyifli
    Olmadık serüvenler yaşamış dörtkol çengi

    Baktım şarkı söylüyor kirpiklerinin ucu
    “Ölürsem yazıktır sana kanmadan”

    Sen busun işte, ipeğin parçalanmış hüznü
    Doluya tutulmuş bir kuş yüreği kırılgan

    İşte iri puntolarla yazıyorum, her dizeden su
    Kuşları kalkıyor, bu çocuklar gibi sevmektir seni
    Ben sevdikçe tuhaftır akasyalar büyüyor

    Sonra mavilik mi desem öyle bir sevda
    Sen busun işte, bir sinema kuşu pürtelaş yaşayan



  11. 23
    aSsude
    Usta Üye
    YAZIT

    sen ey yeniden çiçek açan ağaç...
    gökyüzünün mavisini dağıtan rüzgâr..
    bunlar senin gözlerin ey yıkıcı sevgili

    sen ey yırtıcı sevgili, ey yetinmezlik
    gökyüzüne alıştık, suyu işledik
    sevinmelik gönderdiler dünyayı geçtik

    sen ey buğday denizi gözlü sevgili
    güz öğlelerinden geçtik
    elimizdeki file bağ-bahçe sevinci

    sen ey dirim sabahları, yoksul kuşluk
    sarımsak kokulu sokaklardan geçtik
    kalktı korulardan yüzlerce üveyik

    sen ey serzenişleri derin eski sevgili
    eski ırmakları geçtik
    kucağımızda bir güzel geyik

    sen ey yüzyıldan arta kalan üzgün güzellik
    sulara düşen nergis, gül ilahisi
    kırık dökük ömrümüzü taşa işledik


+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 12
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi