Yilmaz Erdogan şiirleri

+ Yorum Gönder
Şiir Bölümü ve Ünlü Şairlerden Şiirler Bölümünden Yilmaz Erdogan şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 13
    Fatal
    Özel Üye
    Reklam

    --->: Yilmaz Erdogan şiirleri

    Reklam



    Kardiyoloji</B>
    Kalbim bir etten organ sadece
    kalbim yüregim olur,
    sen gelince
    Yilmaz Erdogan



    Kayip Kentin Yakisiklisi </B>
    Dokuzunda kayboldu Mayis'in,
    Cesedi bulundu
    Onikisinde...

    Kaçirildiginda da
    Kayboldugunda da
    Ve cesetken de
    Yakisikliydi...



    Amcamdi...
    Yilmaz Erdogan

    ForumAlev --->: Yilmaz Erdogan şiirleri

  2. 14
    Fatal
    Özel Üye
    Kizim Berfine</B>
    Berfinim,
    içimin güler yüzü,
    yasanilasi iklimim hosgeldin...

    (adimin çapraz yazilmasi kimin umrunda...
    denize düsen yilana öykünür biraz da...)

    bir aralik siziverdin iste
    ömrümüzün en gevrek zamani...
    çit diyor kiriliyoruz,
    öfke kadar saydamiz o zamanlar
    ve kirilgan
    biçak kadar!

    kizim demeyi ögrettigin için
    o tanrisal kokun
    ve gülüsündeki baban için

    ki hala zillleri çalip kaçmak istiyorduk
    yarim yamalak ask kirintilari
    tabakta birakilmis,yazik atilacak bir sevda
    haritasi,
    hatta el degmemis delilikler istiyorduk...
    çocuktuk daha
    büyümeye direniyorduk,
    is toplantilarinda lolipop zamanlar
    düslüyorduk

    ama sizi verdin iste...
    bir avuç yesil gevrek rokaydik,
    mayismamiza bir limon yetecekti...
    biz garsonu bekliyorduk,
    sen çikageldin...

    hosgeldin berfinim..
    kizim kizginligim..
    bilmiyorduk daha,
    objektiflerin objektif olmadigini,
    ikimize yeter saniyorduk ikimizin toplami,
    meger doyurmak zormus içimizdeki hayvani...

    habersiz geldin,kusura bakma
    ortalik biraz dagiikti..
    simdi hemen toplariz saniyorduk,
    olmamistik daha...

    isin zor kizim
    hem büyüyecek
    hem bizi büyüteceksin..
    baban mi var,derdin var kizim...

    hosgeldin kizim,
    içimin güler yüzü,hosgeldin
    Yilmaz Erdogan

    Mart Diye Bahar Geldi</B>
    Adini savurur rüzgar,
    Saçlarinin niyetine.
    Aska küserim sonra,ülserim azar,
    Azar azar düser sakaklarima mart aklari.

    Bak ne güzel erken bahar açmis agaçlar,
    Bir soguk vursun da görsünler günlerini!

    Adini savurur rüzgar,
    Deneyimli bahar niyetine.
    Ülserim azar,
    Azar azar düser saçlarima mart aklari.

    Ben her bahar pisman olurum.
    Erken açar baharlarim,
    Soguk vurur goncalarima,
    Toprak olurum.

    Marti görünce kaçacak yaz ararim.
    Ve gözlerimi kapatirim erken marti sesi duyunca.
    Sanki kizim dilime vurmus sanirim,
    Giderken kapattigim kapinin kilidi.

    Ben her bahar pisman olurum.
    Günese kanar baharlarim,
    ------ BIR GÜLÜSÜN GAMZELERINE,
    YAPRAK YAPRAK TESLIM OLURUM!
    .


    Yilmaz Erdogan








  3. 15
    Fatal
    Özel Üye
    Mevsimlik Sarki </B>
    Kaniyor takvimden gamsiz agaçsiz
    evlatlarini döver gibi seven bir sonbahar
    güvertesinde adresini sasirmis
    kayip bir nisan yagmuru

    ömrümün sol anahtarisin
    hazan makaminin kapisini açan
    ne nisanlar gördüm ben
    ilkbahardan kaçarken
    bir mizrapa tutunan

    ne bileyim ben
    böyle bir seydir herhalde
    bir mevsimin sarkisi
    ya da mevsimlik bir vivaldi sancisi...

    ekim kasim islerini ögrenirken bir keman
    aglamayi bir de,
    sarkiya söz yürür,
    yesile aldanir suyun kudreti
    ve sen hiçbir zaman
    sol anahtari yaptiracak bir çilingir
    bulamazsin
    bana kalirsa sen,
    ömrümün sonuna kadar,
    o sarkinin kapisinda kalacaksin!
    Yilmaz Erdogan
    Ne Güzel
    Ikimizde seni seviyoruz ne güzel
    Olmus yerlerine bakiyoruz
    Bütün aynalarda
    ikimizde seni begeniyoruz ne güzel
    mevsimler geçiyor üstümüzden
    susuz bir yolculuk
    tika basa dolu mataralar arasinda
    ikimizde seni seviyoruz ne güzel
    söylenmis sözleri tekrarlamaktan
    ve incinmekten yine
    eski yaralarimizdan korkuyoruz
    ikimizde saklaniyoruz ne güzel
    gözlerimizdeki ölü çocuklari besliyoruz
    bütün gördüklerimizle
    ikimizde körüz kendimize ne güzel

    sakindigimiz yerlerimizden korkular açiyor
    iyi niyetli çiçekler kiliginda
    birbirimize hiç armagan vermiyoruz ne güzel
    iz birakmak istemiyoruz tenlerimizde
    evlerimizde
    çünkü kolay tespit ediliyor acilar
    hemen ele veriyor bizi
    ugruna ihanetler verdigimiz sarkilar
    silemiyoruz ne güzel
    yüregimizdeki parmak izlerini
    ikimizde seni seviyoruz ne güzel
    eski sevgililerimizi
    okumaktan ve yazmaktan geçtik
    ama dilimize çeviremedik ask yazisini
    okumaktan ve yazmaktan geçtik
    cebimizde yarali sözcükler
    ne biriktirdiysek ona vurulduk
    entelektüel ay isikli askamlarda

    hiç yanmadigi için bitmeyen mumlarimiz
    ise yaramaz samdanlarda
    okumaktan ve yazmaktan geçtik
    ortam iyi koksun diye yaktigimiz
    aromali mumlarin hijyenik isiginda

    kendimize o kadar güveniyorduk ki
    birbirimize ihtiyacimiz yoktu
    oysa ask güvensizlerin isiydi
    unuttuk

    sakindigimiz yerlerimizden ayriliklar açiyor
    zehir zemberek gece kiliginda
    ama korkmuyoruz
    çünkü biz zeki
    okumus
    yazmis
    zeki
    yazani görmüs
    yazmayi seçmis
    okumaktan usanmis
    zeki
    kendini begenmis
    zeki
    hiçbir seyi begenmemis
    deneyimli
    bilgili
    zeki

    çok sey ögrenmis
    ögrendiginden fazlasini ögretmis
    zeki
    korkusuz

    ve çocuktuk...

    o kadar çok aglamistik ki
    hiç aglamayacakmis gibi yasadik

    ikimiz
    birlikte
    hiç aglamadik ne güzel

    simdi tanidik –ki bizim için tanidik olmayan bir sey kalmadi hayatta-
    bir yol çatalinda
    elele duruyoruz
    ikimizde aglamakli degiliz ne güzel

    ikimiz de
    hala
    seni seviyoruz ne güzel
    .


    Yilmaz Erdogan

    </B>








  4. 16
    Fatal
    Özel Üye
    Nisanlik Öldümü</B>
    Kosulacak bir sanci gibi inceden
    genceden aktim geceye
    ihtiyar sokaklarda acemi lambalar
    ve islak bir isik ilkbahara
    ilkbaharin günahi olmaz nasilsa...

    çocuklar bulmus,getirdiler
    kanadi kirilmis bir nisan yagmurunu
    nisan'in kuyruguna teneke baglar mi insan,
    çocuk olmasa?...

    bir celsede bosaniyor magrur bir yagmur
    nisanlarin yenildigi yalanci baharlarda..
    ilkbaharin günahi olmaz nasilsa!
    .


    Yilmaz Erdogan

    Öyle Bakma Çünkü</B>
    Güzel bahçeli bir ilkokulun penceresinden
    dünyaya,
    hayretihasret ve biraz da
    bayat bayram sekeri kederiyle bakan,
    akli canbaz,yanagi al,
    sesi çilek aromasi
    bir çocuk oturuyor
    gözlerinde...
    .


    Yilmaz Erdogan


  5. 17
    Fatal
    Özel Üye
    Pastirma Yazi</B>
    Böyle zamansiz günesli,
    umulmadik mavi günlerde
    bir bekleme salonu yalnizligina
    bürünüyorum...
    iliklerimde yitik aski
    sarhos bir unutkanliga ilikliyorum...

    sanki siirini bilmedigim
    bir fransiz aksaminda
    kaldirim taslarini sayiyorum kalbimin...
    içimde ayak izlerin,
    aylak bir yaz geçiyor avuçlarimdan...

    ve ben ne zaman
    kiminle sevissem
    hala seni aldatiyorum!
    Yilmaz Erdogan

    Pencere</B>
    pencerem
    bos bahçesine bakar gri bir lisenin
    içimde servislere dagilir çocuklar
    ve yürüyerek bitirir okulu
    küçük esnafin çilli çocuklari

    pencerem on yil öncesine bakar
    müfredat disi sevmeler içindir lise yillari
    veya kötü sarkilar
    ne zaman islak bir ask düsünsem
    içime saçlarin düser
    bir iç’e bir saç nasil düser bilmem
    bilsem zaten siir yazmam

    açik konusma benimle
    penceredeyim
    agzinda gevele sözcükleri
    söz sanatlarindan devsir gülmelerini
    yalnizim, cenderedeyim…

    pencerem agzima bakar
    ne zaman karli bir aksam düsünsem
    içime kiragin düser
    bir iç’e bir kiragi nasil düser bilmem
    bilsem zaten siir yazmam

    suda yürüyebiliyordum bir aralik
    her faninin kendi mucizesi vardir
    kendini sasirtir en azindan,
    herkes biraz elçisidir tanrinin
    ne zaman ölümcül bir ask düsünsem
    içime allahin düser
    bir iç’e bir allah nasil düser bilmem
    bilsem zaten siir yazmam…


    Yilmaz Erdogan


  6. 18
    Fatal
    Özel Üye
    Sana KAlan Saz</B>
    Sana
    yaralarimdan çiçekler,
    ilk yardim geceler biraz da
    ve yangindan kurtarilmasi imkansiz acilar
    birakiyorum...

    seni özümün gizinde sakliyorum...
    bütün asklarimin izlerini sayiklayarak
    ve aldatarak tüm sevdiklerimi,

    sana
    cinayetimin ipuclarini birakiyorum...
    vasiyeti olmayan ölüler ülkesinden
    (türkülerin sirtindaki muamma!)
    yazik bir nakarat birakiyorum sana

    'ben sana gülüm demem,gülün ömrü az olur'

    öç biter,
    biter sarki,

    yaz olur...
    Yilmaz Erdogan

    Sebebim Derler Ya</B>
    Ölümüm senden olur
    bilinsin
    ne uçsuz bir kan akisi
    ne bugusu kadehte rakinin,
    ela ve sonsuz bir tenesir uykusu
    gözlerinin aglamakli bebegine...

    acemi zamanlar silinsin
    ölümüm senden olur
    bilinsin
    sen istesen aslinda
    bütün kafiyeleri eskitirsin

    aklinda kalmayacak aklim
    baska kollar baska sarilmalar
    ve her defasinda alsancak
    platonik rutubet kokacak
    aklina bir fikir gelecek
    bir çift iri memenin kuskusuna
    fidye vereceksin

    bütün iklimlerin feri silinsin
    ölümüm senden olur
    bilinsin

    gözlerin bir içimçaydi bizansta,
    gözlerin,
    ela tenesir uykularima kapanan kirik pencere..
    .


    Yilmaz Erdogan


  7. 19
    Fatal
    Özel Üye
    Sessiz</B>
    kavun kokulu odalarin rayihasidir
    karisan sulara
    senin fikrinle yogrulmus bir eser yoktur
    yüzümün sana traslanmis bölümünde
    çogu çiçekli
    kimi sarkilar geçer aklimdan
    sesime sesin dökülür
    bir issiz bir mutlu koro baslar
    ardindan
    sarkiya
    çünkü benim sessizligimde
    senin de sususun var.


    Yilmaz Erdogan

    Son Durak</B>
    Kilitlenmis beton kanatlari kuslarin
    Oksit gibi yakiskan bir mayismayla agarmis gün
    Pas tutan kelimeler için bir iksir belki de
    Ya da aklina susamis sevgililerin safdilligi
    Acitmis ömrünü çekirgelerin
    Medyatik sorusturmalardaki enflasyonist yargilar
    Haber degeri tasimiyor haber spikerinin ölümü
    Herkes kendi mansetinde satir arasi
    Hiçbir bakisi aydinlatmiyor florasan bugusu

    Burasi son durak inecekler için son firsat
    Bir daha ne süper ne mega kupon verilecek
    Kalanlar soförün evini göremeyecekler hiçbir zaman
    Olari sonsuza götürecek,afaroz edilmis bir merak
    Burasi son durak

    Hafizada kalan tek numara için
    Telefona uzanir elleri
    Ölümüne randevulu insanlarin
    Temize çekilemez not defterleri


    Yilmaz Erdogan


  8. 20
    Fatal
    Özel Üye
    Susustu Yüzün</B>
    bir ufukta bitiyor yüzün
    ve baska bir gökyüzü basliyor
    komsu ellerle sarmalaniyorsun
    yaniyorsun...

    ne kadar övülsen az
    avazim çiktigi kadar susuyorum
    ismindeki sesli harfleri

    mayinli bir gülümsemeyle
    senin karasularinda olmak
    üstünde ilkbahar bir entari;
    sanki
    yeniden
    eski bir öyküye baslamak...

    yüzündeki o billur aksam kahvaltisi
    sürgülerken özümü,
    ne kadarini sustuk konustuklarimizin?...
    Yilmaz Erdogan

    Tarihçe</B>
    önce
    hain bir uykunun sevimsiz sabahi
    gibi siradan mahmur,
    ayni sabahin
    ilk sicak çayi gibi ferah
    bir karsilasma...
    -merhaba!

    sonra güzel
    ve en sicak gülüsmelerin ev sahibi
    bir yüz..
    -görüsürüz!

    derken
    sanki elin elimde
    kem gözlere kedere
    dünya güzeli sohbetler
    -ara beni!

    ardindan
    derimizin altina sizan
    hani katiyen raki içme mecburiyeti çagristiran
    bir korku ki
    -eyvah!

    ve simdi
    kalbimi karanliklarda hançerleyen
    aklimi basimdan eyleyen
    çok uzun yollarda
    hiç uykulu otobüs saatleri gibi
    acitan
    kanatan
    yani korktugumuz
    yani basimiza gelen
    büyüdükçe büyüleyen
    ask...
    -seni seviyorum!

    simdi sen
    kalbimin közünde kivilcim kivaminda
    agriyan...?...
    Yilmaz Erdogan


  9. 21
    Fatal
    Özel Üye

    --->: Yilmaz Erdogan şiirleri

    Reklam



    Uyuruyanik</B>
    sana uykular tasiyacagim deliksiz
    süslü kahvaltilar gibi
    kahvaltisiz sabahlar
    seni uyandirmanin en güzel yolunu bulup
    kiyamayacagim uyandirmaya
    kimse görmüs degil henüz
    bir melegin nasil uyudugunu ama
    hala benzetiriz
    bir melegi
    bir güzelin uykusuna
    ama sen melekler gibi uyuma
    melekler gibi uyan
    tam da çagla zamaninda baharin
    gözünün sürmesini yüregime akitman
    bir uykunun en güzel yani
    seninle uyanmaktir
    senden uzak bir uykuyla
    kandiramiyorum hiçbir geceyi.


    Yilmaz Erdogan

    Üveylik</B>
    nerden baksan
    üzünçgiller
    aksamdan kalma uyusuk bir keyif
    sofrada
    geceleri temize çekiyorum
    steril satirlarla

    seni düsünüyorum
    kimseye belli etmeden
    nerden baksan
    hasret kurusu
    nerden baksan
    üveylik

    altin özü ariyorum
    ise yaramaz kelimeler arasinda
    seçip siir yapacagim
    posasindan düz yazi
    nerden baksan
    yürek simyasi

    akis içinde sevili bir tekrar oluyor
    kas altindan bakisin
    gül ki uzun kenari da olsun üçgenimin

    nerden baksan
    pisagor baglantisi
    nerden baksan
    üveylik…
    .


    Yilmaz Erdogan


  10. 22
    Fatal
    Özel Üye
    Yagdikça</B>
    Yerle yeksan, islak saçli, kem gözlü,
    Kavim göçlerinden bu yana aglayan
    Ve durmadan
    Cep kanyagi yakiciliginda ezgiler
    Çalan, çaldiran, yakalatan
    Adi bende gizli bir kadindi Istanbul

    Sehre bir yagmur yagdi
    Ben agladim

    Sevilirken ayrilmak mi kaldi Bizanstan
    Yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses
    Verilen sözler birdi edilen yeminler sifir
    Esyalar alindi fotograflar söküldü
    yerlerinden
    Bir askin izlerini yok edecek yeni bir ask
    siparis edildi yeniden

    Bir sehre yagmur yagdi
    Ben agladim

    Kim daha çok yalan söndürdü çay
    bardaklarinda
    Hangisi talandi demli öpücüklerin
    Ve bugularda yitirilen kimin adiydi
    Bir asktan digerine kaç saate gidiliyordu
    Soyulur muydu kabugu hayatin
    Yoksa bütün vitamini kabugunda miydi?

    Yagmur sehre bir yagdi
    Ben agladim

    Ben ençok seni götürdüm giderken
    Aklimin nakliyesiydi asil yoran tasiyicilari
    Yardan düsmüstüm yaralarim yardan armagandi
    Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi
    Benim sevmeye engel evcil acilarim vardi

    Ben yagmur agladim bir sehre yagdi
    Ben sehre agladim bir yagmur yagdi
    Ben bir agladim sehre yagmur yagdi

    Ben...
    Yagmur...
    Agladim...
    .


    Yilmaz Erdogan

    Yagis Bekleniyor</B>
    hiçbir kelimesini kullanmiyorum
    eski hikayelerimin.
    yeni sözlerde yipranmis seyler vardir.
    toz, bugu ya da kir.
    nasil sevinirse bir kedi,
    bir karanfil.
    her mevsim kendini
    kendi yagisina yedirir.
    buluttur bir bakima
    yagmurun anavatani.

    iste benim
    dönüp dolasip
    Anadolu’ya yagisim bundandir.



    Yilmaz Erdogan


  11. 23
    Fatal
    Özel Üye
    Yagmur</B>
    Yer ile yeksan, islak saçli, kem gözlü
    Kavim göçlerinden bu yana aglayan
    Ve durmadan cep kanyagi yakiciliginda
    Ezgiler çalan, çaldirtan, yakalatan
    Adi bende gizli bir kadindi Istanbul.
    Sehre bir yagmur yagdi ben agladim.
    Sevilirken ayrilmak mi kaldi Bizans'tan
    Yalan dolan yoktu gözlerde yalnizca ses
    Verilmis sözler birdi edilen yeminler sifir
    Esyalar alindi fotograflar söküldü yerlerinden
    Bir askin izlerini yok edecek
    Baska bir ask siparis edildi yeniden
    Bir sehre yagmur yagdi ben agladim
    Kim daha çok yalan söndürdü çay bardaklarinda
    Ve bugularda yitirilen kimin adiydi
    Bir asktan digerine kaç saatte gidiliyordu
    Soyulur muydu kabugu hayatin
    Yoksa tüm vitamini kabugunda miydi
    Yagmur sehre bir yagdi ben agladim
    Ben giderken en çok seni götürdüm
    Aklimin nakliyesiydi asil yoran tasiyicilar
    Yardan düsmüstüm yaralarim yardan armagandi
    Kutsal kitabim da ziyan edilmis sevgililer atlasi
    Bense sevmeyi beceremedim
    Belki de sevilmeyi
    Benim sevmeye engel evcil acilarim vardi
    Ben yagmur agladim bir sehre yagdi
    Ben sehre agladim bir yagmur yagdi
    Ben bir agladim sehre yagmur yagdi
    Ben yagmur agladim
    .


    Yilmaz Erdogan

    Yalnizlik</B>
    Neden gulmesin gul gibi yuzler;
    Nicin aglasin o guzel gozler;
    Niye sevgiye sevimsiz sozler,
    Soylenir diye sasar aglarim.
    Su gordugumuz reng-a-reng cicek,
    Sevdali bulbul, ari, kelebek,
    Yek digerini birakip gidecek:
    Vefasizliga bakar aglarim.
    Solmasin dersin sunbulum, gulum;
    Yarin elinden alacak olum;
    Butun dunyayi inletse unum;
    Caresizlikten cosar aglarim.
    Nes'e gizlenir, coker bir melal;
    Her vucud, her sey mahkum-i zeval;
    Son nefese kadar tukenmez cidal.
    Tukenmez derdim sayar aglarim.
    Yilmaz Erdogan


  12. 24
    Fatal
    Özel Üye
    Yasak</B>
    Yasak bana gözlerini anlamak
    ellerin
    bana yasak

    ah olaydim
    gözünde yas
    fikrinde telas
    düsünce suçun
    beraatin olaydim

    fakat yasak
    yasak bana gözlerini anlamak
    ellerin bana yasak

    ah olaydim
    yüzünde sürgün
    yataginda mülteci
    vatanin
    anayurdun olaydim

    fakat yasak
    yasak bana gözlerini anlamak
    ellerin,uyrugum
    bana yasak...
    .


    Yilmaz Erdogan

    Yasayabilme Ihtimali . . .</B>
    soguk ve sehirlerarasi
    otobüslerde vazgeçtim
    çocuk olmaktan
    ve beslenme çantamda
    otlu peynir kokusuydu babam...

    Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haslama
    yeme ihtimalini sevdim.

    Ilkokulun silgi kokan, tebesir lekeli yillarinda
    (Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yasanirdi o
    zaman) özlemeye basladim herkesi... Ve bu hasret öyle
    uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye basladim
    sonra...

    Bizim Kemalettin Tugcu'larimiz vardi...
    Bir de camlarin bugusuna yazi yazma imkani...

    Yumurta kokan arkadaslarla paylasilan
    kahverengi siralarda, solculuk oynamaya basladik...
    Ben doktor
    oluyordum sen hemsire, geri kalanlar kontrgerilla...
    Kirmizi boyalarla umut ikliminde harfler yaziliyordu,
    pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir
    Türkçe'yle... Agbilerimizden ögrendik, S harfinden
    orak çekiç figürleri türetmeyi...

    Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yagiyordu.
    Ve kapali mekanlarda sevismeyi öneriyordu
    haber bültenleri...
    Oysa Ankara'da hiç sevismedim ben.
    Disiplin kurulunda tartisilan askim olmadi benim...
    (Sinifça gidilen pikniklerde kiçimiza batan platonik
    dikenleri saymazsak...)
    Ankara'ya usul usul kursun yagiyordu... Ve belli bir
    saatten sonra sokaga çikmamayi öneriyordu haber
    bültenleri... Oysa hiç kursun yaram olmadi benim...
    Ve hiçbir mahkeme tutanaginda geçmedi adim...
    Çatismalarin ortasinda sevimli bir çocuk yüzüydüm
    sadece...


    Sana siirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama
    sen yoktun.. Ben, senin beni sevebilme ihtimalini
    seviyordum, suni teneffüs saatlerinde... Okul servisi
    seni hep zamansiz, amansizca bir lojman griligine
    götürüyordu... Ben, senin benimle Tunali Hilmi
    Caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum...

    Ben senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

    Yaz sicagi topraga çekiyordu tenimin çatlamaya hazir
    Gevrekligini... Sonra otobüs oluyordum,
    kirik yarik yollarin çare bilmez sürgünü...
    Ne yana baksam dag ve deniz saniyordum Mus
    ovasinin yalanci maviligini... Otobüs oluyordum bir
    süre... Yanimizdan geçen kara trenlerle yarisiyordum,
    yanagim otobüs caminin garantisinde...
    Otobüs oluyordum... Bir ülkeden bir iç ülkeye...
    Çocukluguma yaklastikça büyüyordum...

    Zap suyunun sesini basina koyuyordum sarkilarimin
    listesinin... Korkuyordum... Sonra iniyordum otobüsten...
    Çarsidan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün
    en kisa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu
    kosuyordum... Çünkü sonunda annem oluyordum babam
    kokuyordum sonunda...

    Soguk ve sehirlerarasi otobüslerde vazgeçtim,
    çocuk olmaktan...
    Ve beslenme çantamda
    otlu peynir kokusuydu babam...

    Ben seninle birgün Van'daki bir kahvalti salonunda...
    Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanlarin bildigi)
    bir yol üstü lokantasinda...
    Ben seninle, Agri dagina mistik ve demli bir çay
    kivaminda bakan Dogubeyazit'in herhangi bir toprak
    daminda...
    Ben seninle herhangi bir insan elinin terli
    cografyasinda olma ihtimalini sevdim...


    Ben senin,
    beni sevebilme ihtimalini sevdim !

    (92 - 96 Cihangir, Kuzguncuk) (Sanem'e)
    Yilmaz Erdogan


+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi