İnsana Ne Kadar Toprak Lazım

+ Yorum Gönder
Kültür-Sanat ve Ücretsiz E-Kitaplar Bölümünden İnsana Ne Kadar Toprak Lazım ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    Reklam

    İnsana Ne Kadar Toprak Lazım

    Reklam



    İnsana Ne Kadar Toprak Lazım

    Forum Alev




    Yazar:Tolstoy

    Yayınevi : Nar Yayıncılık



    İNSANA NE KADAR TOPRAK LAZIM? 5/5 (TOLSTOY)

    _“eh,” diye içinden geçirdi, “biraz dinleneyim.” oturdu; biraz ekmek yedi, biraz da su içti; uyuyakalabileceğini düşünerek uzanmadı. biraz oturduktan sonra tekrar yola koyuldu. başlangıçta kolayca yürüyordu: yemek ona güç vermişti; ama hava şimdi korkunç derecede ısınmıştı. uykusunun geldiğini hissetti; buna rağmen, şu sözü düşüne düşüne yoluna devam etti; “bir saat sıkıntı çek, bir ömür yaşa.” bu yönde de uzun bir yol katetti, artık tekrar sola dönmek üzereydi ki bir derenin farkına vardı: “bunu dışarıda bırakırsam yazık olur,” diye düşündü. “burada iyi keten yetişir.” böylece dere kenarının da etrafını dolaştı ve derenin öbür yanında bir çukur kazdı. pahom tepeye doğru baktığında sıcaklık havayı puslandırmıştı, sanki havada birşeyler uçuşuyordu ve bu pustan tepenin üzerindeki insanlar neredeyse görülmüyordu.

    _“off, iki kenarı da fazla uzun tuttum,” diye düşündü pahom, “bari bunu kısa tutayım.” adımlarını sıklaştırarak üçüncü kenarı yürümeye başladı. güneşe baktı; güneş, ufka doğru yolunun yarısını tamamlamıştı, oysa pahom karenin üçüncü kenarında iki mil bile yürümemişti. varacağı noktaya daha on mili vardı.

    _“hayır,” diye düşündü, “arazim yamuk da olsa, dönüp dosdoğru bir çizgide yürümeliyim artık. bayağı uzağa gittim ve hayli büyük bir arazim oldu.”

    _pahom aceleyle bir çukur kazdı ve yönünü tam tepeye doğru çevirdi . pahom dosdoğru tepeye gidiyordu, ama şimdi zorlukla yürüyordu. sıcaktan bitap düşmüş; kesilen çıplak ayağı yara bere içinde kalmış; dizleri bükülmeye başlamıştı. dinlenmeyi çok istiyordu, ama eğer güneş batmadan dönmek istiyorsa bu imkânsızdı. güneş hiç kimseyi beklemezdi ve alçaldıkça alçalıyordu.

    _“aman Allah’ım” diye düşündü, “keşke aptallık edip daha fazlası için çabalamasaydım! ya vaktinde yetişemezsem?”

    _tepeye ve güneşe doğru baktı. hedeften hâlâ uzaktaydı. güneş ufka daha da yaklaşmıştı. pahom yürüdü, yürüdü; gittikçe daha zor yürüyordu, ama daha da hızlandı. hızlandı ama, varacağı yerden hâlâ çok uzaktı. koşmaya başladı, paltosunu, çizmelerini, matarasını, başlığını yere fırlattı. elinde yalnızca, destek olarak kullandığı bel kaldı.

    _“şimdi ne yapacağım,” diye düşündü tekrar, “haddinden fazla yer dolaştım, hepsine birden göz diktim. güneş batmadan oraya ulaşamayacağım.”

    _bu korku onun nefesini daha da kesti. pahom koşmaya devam etti, fanilası ve pantolonları terden üstüne yapışmış, ağzı kurumuştu. göğsü demirci körüğü gibi inip kalkıyor, kalbi tokmak gibi vuruyor, artık kendisinin değilmiş gibi hissettiği dizlerinin bağı çözülüyordu. birden, bu gidişle öleceği korkusu sardı pahomu.

    _ölüm korkusuna rağmen duramadı. “o kadar yolu koştuktan sonra şimdi durursam, bana aptal derler,” diye düşündü. koştu, koştu; o kadar yaklaştı ki başkırların haykırışlarını ve kendisine bağırışlarını duydu, onların çığlıkları kalbini daha da alevlendirdi. son gücünü toplayıp koşmaya devam etti.

    _güneş yere yaklaşmış, puslu havada kocaman ve kan kırmızısı bir renkte görünüyordu. şimdi, evet şimdi batacaktı! güneş oldukça alçalmıştı, ama o da hedefine çok yaklaşmıştı. pahom tepenin üzerinde, acele etmesi için silahlarını kendisine sallayan insanları artık görebiliyordu. yerdeki tilki kürkünden kalpağı, onun üzerindeki parayı ve elleri belinde duran reisi de görebiliyordu. ve pahom birden gece gördüğü rüyayı hatırladı.

    _“bol bol toprak var,” diye düşündü, “ama Allah beni o toprakların üstünde yaşatacak mı? hayatımı kaybettim, hayatımı kaybettim! oraya asla ulaşamayacağım.”

    _pahom, yere inmiş olan güneşe baktı; bir ucu çoktan gözden kaybolmuştu. artakalan bütün gücüyle atıldı, gövdesini öne doğru eğdiğinden dizleri onu ayakta tutmakta zorlanıyordu. tepeye varmıştı ki hava aniden karardı. baktı, güneş batmıştı. bir çığlık koyuverdi. “bütün emeğim heba oldu,” diye düşündü. durmak üzereydi ki, başkırların hâlâ bağırdığını işitti, birden güneş aşağıda kendisine batmış gibi görünse de, tepenin üstündekilerin güneşi görebildiklerini hatırladı. uzun bir nefes aldı ve tepeye çıktı. orada hâlâ aydınlık vardı. tepeye ulaştı ve kalpağı gördü. reis kalpağın önünde durmuş gülüyor ve iki yanını tutuyordu. pahom rüyasını tekrar hatırladı ve bir çığlık daha attı: dizleri artık tutmuyordu, yere yıkıldı, elleriyle kalpağa uzandı.

    _“vay, ne hoş adam!” diye bağırdı reis, “bir sürü toprak kazandı.”

    _uşağı koşarak geldi ve onu kaldırmaya çalıştı, ama efendisinin ağzından kan akıyordu. pahom ölmüştü!

    _başkırlardan acıma ifade eden “cık cık” sesleri duyuluyordu.

    _uşağı beli alarak pahomun sığabileceği büyüklükte bir çukur kazdı ve onu oraya gömdü. onun şimdi ihtiyaç duyduğu, topu topu iki metrelik bir topraktı.

    _"tolstoy/insana ne kadar toprak lazım" adlı hikaye...




  2. 2
    AYSEVEN
    Bayan Üye

    Cevap: İnsana Ne Kadar Toprak Lazım

    Reklam



    İnsana Ne Kadar Toprak Lazım tolstoyun bir eseri tolstoy ne kadar inançlı bilimmez ama bir avuç toprak tabiri bizde vardır
    Yayınevi Nar Yayıncılıktır







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi