Kastamonu Kalesi`nin Ulubatlısı (Yunus Mürebbi)

+ Yorum Gönder
Tarihimiz ve Türk Tarihi Bölümünden Kastamonu Kalesi`nin Ulubatlısı (Yunus Mürebbi) ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    P®øƒєﻛﻛíøиαL
    Usta Üye
    Reklam

    Kastamonu Kalesi`nin Ulubatlısı (Yunus Mürebbi)

    Reklam



    Kastamonu Kalesi`nin Ulubatlısı (Yunus Mürebbi)

    Forum Alev
    Kastamonu Kalesi`nin Ulubatlısı (Yunus Mürebbi)



    Yıl 1204 Yer Kastamonu Kalesinin önü. Muhasara (kuşatma) altındaki kalede Bizanslılar ovada Çobanoğlu Hüsamettin Beyin askerleri bulunmakta.
    Karaçomak Deresinin iki yanına kurulmuş yüzlerce çadırda, binlerce asker yeni bir güne uyanmak üzereler.

    kastamonu-kalesi.jpg


    Ilgaz Dağının karlı tepesi henüz aydınlanmamış, gün henüz ağarmamıştır. Güzel sesli hafızların okuduğu sabah ezanı çadırların arasından yükselip kalenin burçlarında nöbet tutan Bizans askerlerine kadar ulaşmaktadır. Çadırlarından bir bir çıkan yiğitler derede sakin ve tevekkül içinde abdest alırken, ordunun tam ortasında bulunan büyük otağın perdesi aralanır. Üzerinde kefen niyetine giydiği bembeyaz elbisesiyle Çobanoğlu Beyliğinin Türkmen lideri Hüsamettin Çoban Bey çadırından çıkar. Canı sıkkındır. Atabey ovaya yayılmış askerlerine bir baba şefkatiyle bakarken yüzüne bir hüzün çöker. Ilgaz’ın üstünden birazdan doğacak olan güneşi yiğitlerinden kim bilir kaçı bir daha hiç göremeyecektir.
    Karaçomak deresinin buz gibi suyuna abdest için besmele çekip elini uzatır.


    …
    Türkmen sipahileri günlerden beri kaleye hücum etmelerine rağmen değil kaleyi almak yaklaşamıyorlardı bile.
    Hüsamettin Çoban Bey her akşam toprağa verdiği şehitlerinin cenaze namazlarında dimdik ve vakur dursa da, akşam çadırına çekildiğinde bu şehitleri için öksüzleri için sessiz sessiz ağlıyordu. Bu kale alınmalıydı bu şehitlerin akan kanı boşa gitmemeliydi.


    …
    Cephe gerisindeki çadırların, atların tımarının bakımlarının yapıldığı yerdeki çadırların arasında birisi devamlı kale burçlarına bakıyordu.Bu sabah uyandığından beri huzursuzdu.Yerinde duramıyordu.Aniden elindeki işi bir yana fırlattı.Hızlı adımlarla büyük çadırların olduğu yere doğru yürümeye başladı.
    O bir nalbant çırağıydı. Yunus Mürebbi’ydi adı. Cephe gerisinde görev yapan daha bıyıkları bile terlememiş bir delikanlıydı.
    Günlerden cumaydı.
    Hüsamettin Çoban Bey komutanlarıyla toplantı halindeydi. Kalenin fethedilmesi için planlar yapılıyor hararetli konuşmalar oluyordu. Birden çadırın perdesi açıldı.
    Yunus Mürebbi içeri girerken koskoca komutanlar şaşkınlıkla birbirlerine bakakaldılar.
    Kimdi bu haddini bilmeyen genç, hangi cüretle kumandan çadırına girebiliyordu.
    “—Beyim! Ata Beyim! Destur almadan başbuğun yanına girmek bize yakışmaz ama çok önemli. Bu günkü hücumda ordunun bayraktarlığını bana bağışlayın.
    Çadıra destursuz dalan bu genci iyi bir azarlamak üzereyken söyledikleri karşısında ister istemez gülümsedi.

    —Hey bre deli oğlan kimsin ne iş yaparsın sen.
    —Nalbant çırağıyım Beyim! Ata Beyim! Adım Yunus’dur. Mürebbilerin Yunus.
    Savaş meydanlarının koca kumandanı, Türkmen Sipahilerinin, Çobanoğluları Beyliğinin efsanevi lideri, Ata beyi,
    —Var git evlat, senin bu yaşta değil ki Ordu Sancaktarı askere bile alınmamam gerek. Sana o görevi vermem, veremem.
    Yunus Mürebbi bir deli oğlan. Bir nalbant çırağı, bıyığı terlememiş bir delikanlı. Büyükleriyle konuşurken gözüne bile bakamayan mahcup Anadolu Delikanlısı. Elini önünde bağlamış beklemekte.
    Ordudaki herkes bilir ki Atabeyin, Başbuğun, Beyin sözünün üstüne söz edilmez. Susulur emre uyulurdu. Ucunda ölüm bile olsa. Sorulmaz neden diye. Hele itiraz akıldan bile geçmez.
    Ama öyle olmadı.
    O delikanlı gözlerini Atabeyinin, gözlerine dikerek;
    — Bana bu görevi siz değil başkası verdi. Dedi.
    Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Çobanoğlu Beyliğinin tek hakimi Hüsamettin Bey artık kızmaya başlamıştı.
    —Kim verdi bu görevi sana çocuk diye gürledi.
    —Ata Beyim! Bu gece rüyamda Peygamber (S.A.V.) Efendimiz’ i görmekle şereflendim! Yarın bana kavuşacaksın Yunus! Fakat elinde bayrakla gel! Diye buyurdu...

    kastamonu-kalesi-0.jpg
    …
    “Kaleye o gün daha farklı bir hücum başladı. Bayraktar olarak en önde bir delikanlı gidiyordu. Belinde urganı elinde kılıç burçların altına kadar gelmişlerdi bile.
    Deli Sungur, Derviş Musa ve Kara duran Beyler; sancağı taşıyan Yunus Mürebbi’yi himaye etme gayretindeydiler. Çünkü bu gün zaferin geleceğini ve bu zaferi getirecek ilk hamlenin de bu yiğit çocuktan geleceğini biliyorlardı. Bu üç beyin sadaklarından çıkıp yaylara gerilen oklar, Yunus Mürebbi’yi hedef alan her Bizans askerini tek tek yere seriyordu. Bir ara, belindeki urganı surların tepesine ulaştırmaya muvaffak oldu Yunus Mürebbi... Ve sanki kuş olup kanatlanmışçasına, çok kısa bir süre içersinde surların sağ burcuna ulaştı. Sancağı çok büyük bir heyecanla dikti burcun tepesine... Artık, Hz. Peygamber (S.A.V.) in verdiği vazifeyi tamamlamış sayılırdı.


    “Elindeki kılıç ile hantal kale kapısının yağlı halatlarını kesti ve kapı açıldı. Açılan bu kapıdan Türk askerleri girerek kale fethedildi. Çobanoğlu Hüsamettin Bey, sağ burca geldiğinde bu genç yiğidin vücudunda pek çok ok olmasına rağmen sancağı dimdik tuttuğunu gördü. Yunus Mürebbi şehitlik makamına Peygamber efendimize kavuşmuştu.
    …
    Bu günlerde kaleye çıkarsanız sağ taraftaki burcun üstünde isimsiz bir mezar görürsünüz. Başında bir bayrak dalgalanır.
    Derler ki bu mezar Kastamonu Kalesinin Ulubatlısı, Nalbant çırağı Yunus Mürebbi ‘ye aittir.
    Bayraklı Sultan diye bilinir.


    Kastamonu Kalesi 1.jpeg

    Kastamonu Kalesi ilelebet Türk yurdu olurken kalenin harcına kanlarıyla katkıda bulunan tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun.
    Kastamonu isminin menşei hakkında bilimsel verilerle yorum yapamam. Ama bildiğim bir şey varsa, Yunus Mürebbi’nin burca astığı bayrakla birlikte Kastamonu ilelebet Türk Yurdu olmuştur.





  2. 2
    Ziyaretçi

    Cevap: Kastamonu Kalesi`nin Ulubatlısı (Yunus Mürebbi)

    Reklam



    Selam olsun sana Yunus Murebbi ve şanlı ordu şehitlerii







  3. 3
    Ziyaretçi
    okudum okadar duygulandimki kendimi zor tuttum sonra ağlamaya başladım .böyle yiğitler bir daha gelmez ...

    ..







+ Yorum Gönder
kastamonu kalesindeki mezar kime ait,  kastamonu kalesindeki mezar,  kastamonu kalesi,  kastamonu kalesindeki mezar kimin,  kastamonu kalesi gece
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi