İttiihat ve Terakki Dönemi Yenileşme Ve Milli Ekonomi Uygulamaları (1908-1918)

+ Yorum Gönder
Tarihimiz ve Türk Tarihi Bölümünden İttiihat ve Terakki Dönemi Yenileşme Ve Milli Ekonomi Uygulamaları (1908-1918) ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Fatal
    Özel Üye
    Reklam

    İttiihat ve Terakki Dönemi Yenileşme Ve Milli Ekonomi Uygulamaları (1908-1918)

    Reklam



    İttiihat ve Terakki Dönemi Yenileşme Ve Milli Ekonomi Uygulamaları (1908-1918)

    Forum Alev
    İTTİHAT VE TERAKKİ DÖNEMİ YENİLEŞME VE MİLLİ EKONOMİ UYGULAMALARI (1908-1918) İkinci Meşrutiyet'in hazırlayıcısı ve 1918'e kadar Türkiye'yi yöneten İ.T. bütün hatalarına rağmen Türk sosyal ve ekonomik yaşantısında büyük bir değişimin de temelini atmıştır. Siyasette "Milliyetçilik" ilkesini savunan İ.T., ekonomide de "Milli Ekonomi" düşünce ve eylemini de başlatmıştır. Fakat kuşkusuz 19ll yılında 160 milyon altın dış borcu olan, kapitülasyonlar altında ezilen ekonomik mirası devralan İ.T. nin, "Milli Ekonomi" politikasını uygulama zamanı olmadığını, 1912 den 1918 sonuna kadar devamlı savaşlarda yaşandığı ve bu sebeple hep savaş dönemi ekonomisi esaslarının uygulanması gerektiği göz önünden uzak tutulmamalıdır. Geri kalmış ülke ekonomisinin en büyük gereksinimi olan barış ve dış ekonomik yardım, 1908-1918 arasında hemen hiç gerçekleşmeyen bir olaydır. Hatta 1923'te Cumhuriyetin İlanı'na kadar Türkiye, en az on yıl, savaş ekonomisi koşulları içinde yaşadı.

    İktisadî milliyetçilik konusunda İ.T.ye ve o dönem aydınlarına en çok etki Alman örneğinden geldi. Almanya'da ilerlemenin ve yükselmenin kaynağı "Milliyetçilik" ilkesiydi. Alman malı olan milli iktisadı örnek alan aydınlar, Alman millî iktisat ekolünün önemli kişisi Friedrich List'in etkisinde kaldılar. İktisadiyet Mecmuası Türklerin Alman Ulusu'nu örnek alması gerektiğini ileri sürerken, milli iktisatçılar "Bir ülkede ihtiyaç ve menfaat ortak bir nitelik taşımalı, birey ortak çıkar uğruna her türlü özveride bulunabilmelidir." diyorlardı. Ziya Gökalp'e göre Birinci Dünya Savaşı dolayısıyla, Osmanlı ülkesi dışa kapanarak kendi yağı ile kavrulacağından, sosyal bir bütünlük kazanacak, hem tarım, hem sanayi ülkesi olabilecekti. Bunun gerçekleşebilmesi için savaş içinde "Milli Türk Burjuvası"nı yaratabilmek amacıyla ekonomik bir uygulamaya gidildi. Yabancıların tekelinde bulunan ticaretin Türk-Müslüman tüccarının eline geçebilmesi için, çeşitli yollara baş vuruldu, Milli Şirketlerin gerçekleşmesi için Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı ortamdan yararlanma yoluna gidildi. Sermaye birikiminin sağlanabilmesi için de İ.T.ye yakın çevrelere ticari ayrıcalıklar tanındı. Milli iktisat uygulamasının en önemli adımı Eylül 1914'de, yani savaşın ilk günlerinde, henüz Türkiye savaşa girmediği bir tarihte, kapitülasyonların kaldırılması kararı oldu. İşin ilginç yanı bu karara en büyük tepki Türkiye'nin müttefiki Almanya'dan geldi. Yabancıların statüsünü değiştiren kanunla, yabancı tüccarların ayrıcalıklarına son verildi. Osmanlı Bankası'na ait olan para çıkartma yetkisi, bu bankadan alındı. Gümrük vergilerinde köklü değişikliklere gidilerek, tarım, yerli sanayi ve üreticiyi koruyucu önlemler alındı. Yabancı Şirketlere ve fabrikalara Türk personeli kullanma ve bu şirketlerde Türkçe'nin zorunlu olması uygulamaları getirildi. Hatta yabancı şirketler tabelalarını da Türkçe yazacaklardı. Sanayi Okulları'nın açılışı gerçekleştirilirken, Almanya'ya staj için işçi ve öğrenci alınması için okullar açıldı. Köylüye karşılıksız tohum verilirken, "Ziraat Hizmet Konusu" ile bir çok Türk şirket ve dernek ziraata yardımcı kılındı. Ziraat Bankası'nın yetki ve görevleri arttırılırken, kooperatifçiliğe de önem verildi. İ.T.nin ileri gelenlerinden Kara Kemal özellikle bu konuda önemli bir kişi oldu. Diğer yandan sanayiyi teşvik etmek için Türk sanayicisine gümrük ve vergi muafiyeti, bedava fabrika arsası vermek gibi büyük olanaklar ve ayrıcalıklar tanındı. Bunları sağlamak, özellikle kredi sorununu çözmek için yeni milli bankalar kuruldu. İthalat ve ihracat'ın, Türk-Müslüman tüccarların eline geçmesi, yabancıların tasfiye edilebilmesi için mevzuat buna göre düzenlendi.
    1914-1918 döneminin bütün bu uygulamalarının başarısı için barışa ihtiyaç vardı. Oysa ülke savaşa girdi. Üretim alanlarından 2.850.000 insan alınarak cephelere gönderildi. Üretici genç neslin üretim alanından uzaklaşıp, büyük bir tüketici kütle olması, ekonominin üzerinde büyük yıkım yaptı. Savaş ihtiyaçları, ordunun beslenmesi, silah, cephane, ilâç vs. nin sağlanabilmesi için ülke kaynakları hemen büyük bir çoğunluğu ile savaş giderlerine ayrıldı. Diğer yandan yine savaş giderlerinin karşılanabilmesi için Almanya'dan borç alındı. Ancak bu da yeterli olmadığı için iç borçlanmaya da gidildi. Hükümet 398,5 milyonu bulan savaş giderlerinin büyük kısmını emisyonla karşıladı. Almanya'dan 86,8 milyon, Avusturya'dan 14,5 milyon ve Anadolu Bağdat Demiryolu avansından 1,1 milyon olarak toplam 120,4 milyon dış borç aldı. Dış borç ve iç borç müsadere yoluyla elde edilen gelirlerle 203,7 milyonluk olağanüstü bütçe elde edildi. Gerek dış gerekse iç borçlanma ve emisyon yoluna başvurulması enflasyon hızını daha da arttırdı. Yiyecek ve diğer tüketim mallarının fiyatları görülmemiş bir hızla artarken, yiyecek bulmak güçlükleri savaşın sefaletini beraberinde getirdi. Gelir dağılımını ise büyük ölçüde sarstı ve dengesizlik yarattı. Öyle ki 1915'den sonra yıllık enflasyon hızı yüzde 300'e ulaştı. Un, şeker, yağ, süt, peynir v.b. gıda maddelerinin fiyatları halkın ödeme gücünün çok üstüne çıktı. Birçok gıda maddesinin karneye bağlanmasına rağmen yeterli besin maddesi sağlanamadı. Bu da karaborsa fiyatlarının doğmasına yol açtı. Örneğin etin resmi fiyatı 20-35 kuruş iken, piyasada 200 kuruşa, yumurtanın tanesi 0,5'den 8 kuruşa, şekerin okkası 3 kuruştan 300 kuruşa yükseldi. Maaşlar çoğu kez gecikmeli olarak ödenirken işçi ve memurların maaş ve yevmiyeleri satın alma gücü yönünden savaş öncesine göre yüzde 60-80 oranında değer kaybetti. Bu durum özellikle sabit gelirlilerin yoksullaşmasına sebep oldu.
    İ.T. 1914-1918 arasında, "Milli Burjuva", "Milli tüccar ve sanayici" yetiştirebilmek için, ordu ve büyük şehirlerin beslenmesi için, başvurulan yöntemle, devlet eliyle sermaye birikimi sağlama olanağını verdi. Özellikle demiryolu taşımacılığı Topal İsmail Hakkı Paşa'ya verildi. İstanbul halkının beslenme ve diğer tüketim mallarının sağlanmasıyla görevlendirilen Kara Kemal, Rum ve Ermeni tüccarlara karşı, Türk tüccar yetiştirilmesinin en açık örnekleriydiler. Biri taşımacılığı, diğeri de tüketim malları dağıtımını büyük karlarla yaptıkları için kısa zamanda savaş zengini olan örneklerdi. Bu sebeple "Savaş tüccarı", "spekülasyon erbabı", "muhtekir" gibi sıfatlarla anılan yeni bir zengin kesim oluşmaya başladı? Türk-Müslümana tanınan bu ticari haklar, köklü sermaye birikimi ve tecrübesi olmayan bu tüccarların büyük kısmının komisyon karşılığı, Rum, Ermeni, Yahudi tüccarların aracısı durumuna gelmesine yol açtı.
    Savaş döneminin enflasyon ve yokluk etkileri sosyal yaşamı da sarstı. Rüşvet ve yolsuzluk söylentileri yanı sıra, sefaletin sebep olduğu kötü hayat özellikle İstanbul'da dikkati çekmeye başladı. Savaş döneminin zorlukları yüzünden, istenen "milli ekonomik politika" başarılı olamadı. Yeni zenginler yeterince sermaye birikimi yapamadıkları gibi, sonuçta ancak küçük bir azınlık savaş zengini oldu, bu da halkın nefretini çekti.
    Fakat bütün bu sıkıntılara ve ekonomide savaşın etkisiyle uğranılan başarısızlığa rağmen, İ,T. eğitim, sanat, laikliğe doğru ilerleme, kadın hakları, gibi konularda ileri adımlar attı. Takvim ve alfabelerin değiştirilmesine çalışıldı. Fes yerine orduda yeni bir başlık giyildi. Kur'an Türkçe'ye tercüme edildi ve "cuma hutbeleri" Türkçe yapıldı, gerici yayın susturuldu.
    Eğitime gerçekten çok önem veren İ.T. savaş boyunca, öğretmenleri askerlikten muaf tuttu. Türkçe ve Türk tarih ve coğrafyasının öğretilmesine önem verildi. Kızların lise ve üniversiteye gitmesi sağlandı. Çarşafın kaldırılması için yoğun bir kampanya açıldı. Bu sayede peçenin kalkması sağlandı. Kadına çalışma hayatında yer verildi. Yeni kuşakların yetişmesinde mütevazı Türk öğretmenlerinin çok hizmeti geçti. Batı sanatına ve müziğine yöneliş için önemli uygulamalar yapıldı. Türk kadınlarının sahneye çıkabilmeleri sağlandı. Din ve devlet işlerinin birbirlerinden ayrılmasının uygulanması ve yeni Adliye Kanunu Şubat 1917'de, bütün tepkilere rağmen kabul edildi. Gregoryan takviminin kabulü, ağırlık ve uzunluk ölçülerinde birlik için önemli adımlar atıldı. Enver Paşa eski harflere bağ!ı kalmakla beraber orduda bir harf reformu denedi. Fakat İ.T.' nin yaptığı tüm bu yenilikler, Mondros Mütarekesi sonrası, iktidarı ele geçiren ve milliyetçiliğe karşı olan gerici çevrelerin partisi, Hürriyet ve İtilaf tarafından kaldırıldı. Fakat 1914-1918 yılları arasında, Türkiye'de ulusal inançla yetişen bir taban oluşmuştu. Bu taban Türk İstiklal Savaşı sırasında özellikle "Müdafaa-i Hukuk"un oluşmasını sağlayacaktır.





  2. 2
    AYSEN
    Bayan Üye

    Cevap: İttiihat ve Terakki Dönemi Yenileşme Ve Milli Ekonomi Uygulamaları (1908-1918)

    Reklam



    1908 ikinci meşrutiyet sonrası 1918 e kadar ülke yönetimini sağladı ittehat ve terakki ama o savaş ortamında nasıl ne şekilde faydalı olunabilir nasıl doğru karar alınabilir







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi