Playboy: The Mansion

+ Yorum Gönder
Tanıtım ve Tam Çözüm ve İncelemeler Bölümünden Playboy: The Mansion ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    InKusTe
    Usta Üye
    Reklam

    Playboy: The Mansion

    Reklam



    Playboy: The Mansion

    Forum Alev
    Playboy; Söylenecek fazla şey yok :) Oyun dünyası cesaret edip, Amerikan pop-kültürünün efsanesi Playboy ve bu fenomeni yaratan olay adam Hugh Marston Hefner'in yaşamına küçük de olsa bir pencere açmaya çalışıyor.

    Oyunu oynayınca insan ister istemez Hefner'e (Kendi deyişiyle Hef) gündelik yaşamına gıpta ediyor ve gerçekten yaşamının saray yavrusu Playboy malikanesinde (Mansion) gibi geçip geçmediğini merak ediyor.

    1928'da Chicago'da dünyaya gelen Hef'in dini bütün Püriten bir anne-babaya sahip olması merkezinde bireysel özgürlük olan yaşam tarzı ve fikirlerine belirleyici etki yapıyor. 1950'lere kadar çeşitli gazete ve dergilerde karikatür çizen Hef'in aklına savaş sonrasında bir "erkek dergisi"nin iyi satacağı fikri geliyor. Binbir türlü maddi zorluk çeken Hef, zoru başarıyor sağdan soldan para toplayıp Aralık 1953'te ilk Playboy sayısını basıyor. Derginin ilk kapak güzeli de Marilyn Monroe oluyor.

    Matbaa haline getirdiği evinin mutfağında basılan bu ilk sayı kentte 50 binden fazla satıyor ve 10 yıl içinde Playboy efsanesi gerçeğe dönüşüyor. Hef, ilk Playboy malikanesini de 1960'larda Chicago'da açıyor. Derginin ülkedeki Püriten geçmişe, geleneklere ve ahlak anlayışına açtığı savaş ülkede çığ gibi büyümesini de beraberinde getiriyor. Bilindiği üzere Playboy fenomeni kısa bir sürede tüm dünyaya da yayılarak küresel bir efsane haline dönüşüyor.

    Bugünlerde 80'e merdiven dayayan Hef, "Amerikan rüyası"nı kendi idealleriyle birleştirip gerçeğe dönüştürmeyi başarıyor: Playboy Mansion'da dünyanın en güzel kadınlarıyla dünyanın en çok konuşulan partileri, Playboy jeti, kumsalı, prodüksiyon şirketleri, sansüre karşı düşünce özgürlüğünü savunmasından dolayı çok sayıda uluslarası ödül, caz, sinema festivali, televizyon kanalları, özetle cinsel özgürlük rüzgarının tüm dünyayı kasıp kavurduğu yıllara damgasını vuran bir simge... İşte tüm bunlar 20'nci yüzyılın ilk ve en çok satan erkek dergisi Playboy'un çevresinde gerçekleşen bir rüya oluyor...

    Amerikan basınınca "doğanın karşıkonulamaz gücü" olarak nitelenen Hef, 1971'de de Playboy � The Mansion adlı incelemesini yaptığımız oyuna konu alan - gerçek anlamda bir saray yavrusu - ikinci Playboy malikanesini Los Angeles'ta Holmby Hills bölgesinde açıyor... 1975'te de Hef, Playboy Mansion'a tamamıyla taşınıyor ve bu cennette yaşamını sürdürüyor.

    Hef'i oynadığınız Playboy The Mansion The Sims'i temel almış ancak detayı biraz daha azaltılmış. Oyun başladığında Hef bizi kırmızı röpdeşambırıyla henüz makul büyüklükteki malikanede karşılıyor. İki farklı oyun sözkonusu: Kampanya modunda Hef'in başına gelenlerden esinlenerek tamamlamanız gereken 12 farklı görev var: İlk sayıyı çıkarmayı başarmak, kendinize gerçek bir sevgili bulmak, dekorasyonu değiştirip eski bir caz grubunu buluşturup ilk festivali düzenlemek gibi... Diğeri ise İmparatorluk modu ki, burada amacınız Playboy imparatorluğunu sıfırdan yaratmak diyebiliriz... Oyun ilerledikçe malikanenin çeşitli bölümleri de kademe kademe açılıyor ve sonunda Playboy Mansion saray yavrusu özelliğine kavuşuyor.

    Aslında oyunda amaç kısaca "iyi bir dergi" çıkarmak... Kaliteli fotoğraf ve yazılar için de hiç kuşkusuz kaliteli bir yazar � fotoğrafçı � yayımcı ekibine ihtiyaç var. Peki malzeme nereden çıkacak? Hef sözkonusu olunca bu da basit: Çılgın Playboy partileri... Soyunan ve dergiye yazı yazan mankenler, ünlülerle röportajlar... Ünlü kişilerin katkıları arttıkça dergi de daha çok satıyor ve siz malikaneyi daha da büyütebiliyorsunuz. Hiç kuşkusuz büyük ve içinde dolaşan tavşan kızların sayısı giderek artan malikanedeki partilerinize sosyetenin katılımı her geçen gün daha da artıyor dolayısıyla derginin satışları da... Oyunun başlarında parti konukları hayal ürünü ancak ilerledikçe Carmen Electra gibi hatunlar ve daha da ötesi 95 adet gerçek Playmate malikanenin konukları oluyorlar.



  2. 2
    InKusTe
    Usta Üye

    --->: Playboy: The Mansion

    Reklam



    Oyunun en orijinal yanı, Playboy dergisinin kapak ve orta sayfa güzellerinin fotoğraflarını kendiniz çekiyor olmanız. En iyi malzeme de partilerden çıkıyor. Bunun için Hef aracılığıyla gelen hatunları ikna etmeniz gerekiyor. Başarırsanız dilediğiniz gibi dekore ettiğiniz malikanenin herhangi bir noktasında yani istediğiniz fonu ve açıyı kullanıp denklanşöre basıyorsunuz. Oyunun perspektifi camera vizörüne dönüşürken, çeşitli şekillerde soyup giydirebileceğiniz 90-60-90'lık huriler de işinizi kolaylaştırmak için Playboy dergilerindeki gibi pozlar veriyorlar. Kapak ve orta sayfa güzelleri sadece giysilerinin üstlerini tamamıyla çıkarıyorlar.

    Misafirlerinizi mutlu edip , derginin yeni sayısına kaliteli malzeme çıkartmak için sadece tavşan kızlar yeterli değil... The Sims'deki gibi ortamı yüksek kalitede donatmak da gerekiyor. Değişik noktalara dans pisti ve müzik setleri, "geniş katılımlı" jakuziler, arcade oyunları, bilardo masaları, DJ, şömine, sanat eseri vb, vb... Ülkemizde de sık sık kullanılan "Playboy" sıfatının yaratıcısı Hef'in de çok sayıda bayan arkadaşı oluyor hiç kuşkusuz.

    Böylesine orijinal bir konunun kuşkusuz çok dikkatli ve özenli işlenmesi gerekirdi, ancak birkaç gün takıldıktan sonra insanı bir tekdüzelik hissi kaplıyor. Yapılacak herşey belli, böylesine sürprizlerle dolu bir insanın oyununda pek de sürpriz yok, yani oynanabilirlik oranı gereğinden fazla... Karakterlerle sohbetinizin içeriği de yok tıpkı The Sims'deki gibi garip sesler çıkarıyor ve sadece sohbetinizin konusunu seçebiliyorsunuz ki oyunun belkemiği Hef'in konuklarıyla sohbet-muhabbetleri... Bu sohbet-muhabbet faslı biraz daha geliştirilebilirmiş doğrusu...

    Bir süre sonra derginize malzeme olan hurilerin fiziksel olarak birbirlerine çok benzediğini de üzülerek farkediyorsunuz: Sanki kızlar aynı ancak her biri farklı renkte peruklar takmış gibi... Kuşkusuz The Sims'te de insanın sosyal ve özel yaşamına mekanik bir yaklaşım getiriliyor. Ancak Playboy: The Mansion'da Hef gibi bir efsanenin yaşamı daha da basite indirgendiği için bir süre sonra oyun kendini tekrarlamaya başlıyor ve tükeniyor. Bir de oyunun en azından Playboy imparatorluğunun kurulduğu 1960-70'lerden küçük esintiler taşımasını beklerdik. Ne bileyim, geniş paçalar, kabarık saçlar, apartman topuklar gibi... Bu da yok ve oyun belirsiz bir zamanda geçiyor...

    Teknik açıdan da çok çok parlak bir oyun yok karşımızda. Fotoğraf çekimi modunda model animasyon ve kaplamaları orijinal ancak ortalama... Çevre grafikleri de ortalamanın az üzerinde. Oyunda dikkat çeken fonda çalan ve malikaneye koyduğunuz stereo sistemden dilediğiniz gibi seçebileceğiniz çeşitli müzikler ki bunlar da LA Rock'dan smooth jazz'a oldukça çeşitli ve oyuna keyif katıyor.

    Özetle konu sımsıcak, oyunun kahramanı da Hugh Marston Hefner: Time'ın kapağına "Hedonizmin Peşinde" spotuyla kapak olmuş bir 20'nci yüzyıl kahramanı... Sadece bu özellikler Playboy: The Mansion'u süper ilgi çekici kılıyor. Ancak bu kadar sıcak bir konu bu oyunun yapımcılarına da fazla sıcak gelmiş gibi görünüyor. Playboy fenomenine, yaratıcısı Hef'e, Hef'in karşılaştığı zorluklara biraz alınır satılır mal gibi davranılmış... Türkiye'de biz 30'lu yaşlardaki erkeklerin çoğunun genetik kodlarına işleyen Playboy konusunda daha özenli bir oyun beklerdik... Ancak herşeye rağmen oyun Playboy markasına sahip olduğu için ilk önce kendini satıyor, sonra da az da sayılmayacak süre için ekran başına bağlıyor. İnsan oyun incelemesi sonunda elbette bir tavsiyede bulunur ancak bence Playboy: The Mansion subjektif bir seçim, tamamıyla keyfinize kalmış.

    Oyun dolayısıyla şu soru da kafamı kurcaladı doğrusu: Savaş, terör, vahşet, kurtadam, virüs, vb, vb... konu bırakmayan, şiddeti tüm detaylarıyla monitörlere yansıtan oyunların ardından ilk kez ciddi bir 3D bilgisayar oyunu cinselliğin dış sınırlarında dolaşıyor. Buna benzer oyunlar çıkmaya başlayınca yaşanacak ateşli tartışmaları merakla bekliyorum doğrusu...







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi