Sacred 2: Fallen Angel

+ Yorum Gönder
Tanıtım ve Tam Çözüm ve İncelemeler Bölümünden Sacred 2: Fallen Angel ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    InKusTe
    Usta Üye
    Reklam

    Sacred 2: Fallen Angel

    Reklam



    Sacred 2: Fallen Angel

    Forum Alev
    Ancaria'nın damarlarından masmavi kan akıyordu dört düvele; göz kamaştırıcı, ürkütücü, denizden ve gökten daha mavi bir kan. Doğa, yenildiğinden mi hoşuna gittiğinden mi bilinmez, bağrına bastı masmavi damarları. Canlılar ilk zamanlarda kaçınsalar da meraklarını ve güç arzularını yenemeyip bu maddeyle etkileşime girdiler. Canlıların en bilgeleri olan High Elf'ler şüphesiz ki bu konuda en ileriye gidebilmiş olanlardı. Yaratılışından gelen kudreti ve High Elf bilgeliğiyle harmanlanan Ancaria damarları son hâlini almıştı artık; "T-Energy", Ancaria'ya yayılma evresini tamamlamıştı. Kısa sürede tüm Ancaria uygarlıklarının bir parçası, savaşçılarının, emekçilerinin, büyücülerinin teçhizatlarındaki parlayan güç simgesi olmuştu. Daha fazla güç, daha fazla yıkım getirdi ve büyük savaş(Great War) Ancaria topraklarında kaosa sebep oldu. Bu dengesizlikte ne iyilik ne de kötülük kârlı çıkabilmişti, tek kârlı çıkan lanetin ve kutsanmışlığın simgesi T-Energy idi. Bozulan dengeyi yerine getirme ya da dengesizliği lehine çevirme amacıyla 6 yolcu doğadan Ancaria'ya sunuldu. Doğa, ebedi dengesini bu yolcular arasında da bozmadı.

    Kimler okumalı, kimler oynamalı?

    Ünitelerin kendilerini geliştirebildikleri strateji oyunlarını seviyorsanız kamera açılarındaki benzerlik ve basit oynanışı sebebiyle ilginizi çekebilecek, RPG ile ilgiliyseniz "Bitireyim, elime mi yapışır?!" deyip başına oturacağınız ya da oyunu oynamayacaksanız bile sırf içerisinde kısa hikâyeler var diye incelemesine göz atabileceğiniz, aksiyon - kes/biç(Hack'n Slash) türevi RPG seviyorsanız mutlaka oynayacağınız, ilk oyunu çok beğenmiş ve Diablo serileri ile karşılaştıracak kadar fanatizmine kapılmış iseniz oyundaki karakterlerin hepsini deneyip en az 2 tanesiyle oyunu bitirdikten sonra set dizilimi fantezileriniz için bol bol açıp ego tatmini yapacağınız bir oyun sizleri bekliyor. İlk oyunu oynamışsanız "İlk oyunu oynamayanlar için..." şeklinde başlayan paragraflara göz atmamanız, hikâyelerden hoşlanmıyorsanız karakter başlıklarının ilk paragraflarını atlamanız tavsiye olunur. İncelemeyi okumayı düşünmüyor, sadece puanı ve değerlendirmeyi merak ediyorsanız da (zaten bu kısmı da okumazsınız o zaman) son sayfayı açıp incelemenin geri kalanındakilerden kendinizi mahrum edebilirsiniz. Hikâye ağırlıklı ve rehber niteliğindeki yazımız, bu kategoriler dışında kalan arkadaşlar için oldukça sıkıcı olma potansiyeline sahiptir.

    İyilik için manastırın kutsanmış prensesi Fallen Angel: Seraphim yola çıktı.

    "Yeryüzünün meleği, ışıl ışıl gözleri ve güzelliğiyle attığı her adımda iyiliğin tohumlarını ekiyordu topraklara. Daha birkaç gün önce manastırdan yola çıkmış, gözlerini kapattığı bunca zaman boyunca neler olup bittiğinin kanıtlarına şaşkınlıkla bakıyordu. Her taraftan yeryüzüne çıkmış masmavi karanlık güç, iyiliğin topraklarında hüküm sürüyordu. İnsanlar ve doğa da durumu kabullenmiş, onu doğanın bir kanunu gibi görüyorlardı. Seraphim bu maviliği kendisine benzetiyordu. Güzelliği göz kamaştırsa da düşmanları için bir ölüm meleğinden farksızdı. Cezalandırma vakti geldiğinde iyiliğin adaletini gözünü kırpmadan uygulamaktan çekinmezdi. T-Energy lanetti, kara büyüydü onun için; iyilik olsa hissederdi çünkü. Saflıkla yoğrulmuş teni, iyiliğin havuzundan çıkarılmış ruhu bu karanlığı herkesten daha net görebiliyordu. Düşünmeyi bıraktı, parıldayan gözlerini düşmanına dikti; biraz sonra ölecek düşmanına olan merhamet hislerini tamamen silerek bir hamlede silahını çekti. Saniyeler içinde pervasızca tekrar yürümeye koyulmuştu..."



    Seraphim, Ancaria'nın en eski canlılarından birisi olmasının yanı sıra, oyunun isminde geçen "Fallen Angel" tamlamasının da gerçek sahibi. Oyundaki amacı Ancaria'yı kaostan korumak olan karakterimiz iyiliği temsil ediyor ve Campaign of Light senaryosunda yer alabiliyor. Nitekim oyunda da iyi ve kötü yönlü senaryo bağlamında "Campaign of Light" ve "Campaign of Shadows" senaryoları mevcut. Karakterler yönelimlerine göre bu senaryolardan ve seçtikleri senaryoya göre kendilerine özel güçler sağlayan tanrılardan birisini seçmek durumundalar. Seraphim de Lumen(iyilik tanrısı), Forens(bilgelik tanrıçası), Kybele(doğa tanrıçası) tanrılarından birisini seçebiliyor. Tanrıların açıklamalarına ve güçlerine "Resimli İnceleme" bölümünden göz atabilirsiniz.



  2. 2
    InKusTe
    Usta Üye

    --->: Sacred 2: Fallen Angel

    Reklam



    Uzmanlık alanına baktığımızda yakın dövüş ve kutsanmış büyülere eğilimli olduğunu görüyoruz. İlk oyundan hatırlayacağımız savaş sanatları(Combat Arts) bu oyunda da karşımızda. Bu savaş sanatlarını öldürdüğümüz düşmanlardan, görevlerden ya da kutulardan buluyoruz. Başka karakter sınıflarına uygun olanları da saklamakta fayda var çünkü belli sayıda farklı sınıf savaş sanatını birleştirerek kendimize uygun savaş sanatları edinebilme olanağımız var. Aynı savaş sanatını yeniden bulup kullandığımız zaman o savaş sanatının seviyesi yükseliyor. Seraphim, Exalted Warrior, Celestial Magic ve Severed Technology isimli savaş sanatı kategorilerine(Aspects) sahip. Önceki oyuna göre farklı olan taraf, savaş sanatlarımızın seviyelerinin yükseltilmelerinin yanında geliştirilebilme seçeneklerinin de olması. Her savaş sanatı 3 kademe geliştirilebiliyor. Bu geliştirmeleri yapabilmemiz için geliştireceğimiz savaş sanatının kategorisinin geliştirme puanı kazanması gerekli. Bu puanları da o kategorinin gereksinim duyduğu yetenekleri(Skill) arttırarak kazanıyoruz. Örnek olarak, Exalted Warrior Focus yeteneğine her puan verdiğimizde Exalted Warrior savaş sanatı kategorisinin gereksinim duyduğu yeteneklerden birisi olduğu için o kategori bir miktar gelişiyor. Bu gelişme oranına savaş sanatları bölmesinden bakabiliyoruz. Gerekli gelişme oranına ulaşınca "1" gelişme puanı alıyoruz ve o kategorideki savaş sanatlarımızdan birisini geliştirme seçeneği veriliyor. Bu geliştirme bazen mevcut özelliklerinde artış bazense yeni özellikler ekleme şeklinde oluyor. Geliştirme yapacağımız zaman karşımıza 2 seçenek çıkıyor ve birisini seçerek diğer geliştirmeden kalıcı olarak vazgeçmiş bulunuyoruz; bu yüzden dikkatli karar vermek lazım.

    Yeteneklerden bu kadar bahsetmişken seviye atlama olayını önceki oyunu oynamamış olanlar için de özet geçelim: Yaptığımız görevler ve öldürdüğümüz yaratıklar sonucunda kazandığımız deneyimler belli bir miktara ulaşınca seviye atlıyoruz. Seviye atladığımız zaman güç(Strength), el çabukluğu / ustalık(Dexterity), dayanıklılık(Stamina), zekâ(Intelligence), zindelik(Vitality), irade gücü(Willpower) özelliklerimizden birisini "1" arttırma seçeneğimiz oluyor. Biz seviye atladıkça karakterimizin türevine göre (savaşçı / büyücü / yakın dövüş / mesafeli dövüş vs.) bu değerler kendiliğinden artıyor ancak 1 arttırma seçeneği bize bırakılıyor. Bu değerler karakterimizin hasar miktarı, isabet oranı, fiziksel ve element / büyü / zehir tabanlı hasarlara karşı dayanıklılığı, sağlık miktarı gibi özelliklerini etkiliyor. Saldırı(Attack) ve savunma(Defense) değerleri de isabet, daha fazla hasar verme, daha az hasar alma, saldırıdan kaçınma gibi oranlarımızı etkilemekte. Zırh(Armor) değeri hasara karşı direkt olarak dayanıklılığımızı ifade ederken büyü tabanlı saldırı ve savunma oranlarımızı Spell Resistance / Spell Intensity bölmesinde görebiliyoruz. Savaş sanatlarımızın hasar miktarını da yine aynı bölmede görmek mümkün. Saldırı, savunma, büyü tabanlı saldırı, büyü dayanıklılığı, zırh kısımlarının yanlarında bulunan renkli parametreler de büyü, element, zehir, fizik tabanlı saldırı ve savunmalarımızı ifade ediyorlar.



    Seviye atladıktan sonra ayrıca yeteneklerimize dağıtmak ya da yeni yetenekler öğrenmek için yetenek puanları alıyoruz. Yeni yetenekleri 2, 3, 5, 8, 12, 18, 25, 35, 50 ve 65 seviyelerine geldiğimizde öğrenebiliyoruz. Ayrıca yeteneklerimiz 75. seviyeye geldiğimizde "Mastery" hâllerine dönüştürülüp etkileri hatrı sayılır oranda arttırılabiliyor. Toplam 12 adet yetenek geliştirebiliyoruz; alabileceğimiz yetenekler karakterimizin yapısına göre şekilleniyor. Alabileceğimiz yetenekler sınırlı olduğu için daha en başta seçeceğimiz yeteneklere karar vermemiz gerekli. Bazı yetenekleri edinebilmek için yeteneğin bulunduğu kategorideki yeteneklere belli puan dağıtmış olmak gerekiyor. Örneğin çift elle silah kullanımı(Dual Wielding) için yakın savaş kategorisindeki yeteneklerden birine ya da birkaçına toplamda 5 puan dağıtmak gerekiyor. Daha sonra bu yeteneği öğrenebiliyoruz. Tabii bu yetenek bahsettiğimiz gibi her karakterde bulunmuyor. Bu kısıtlamaların güzel olduğunu söyleyebilirim çünkü kısıtlamalar sayesinde birçok karakter türevi ortaya çıkartabiliyoruz. Savaş, büyü, binicilik ve hatta ticaret ağırlıklı karakterler yaratmamız bile mümkün.
    Binicilik demişken binekleri unutmayalım. İlk oyundan hatırladığımız atlar, bu oyunda da mevcut. Tabii bineğin özelliklerine göre belli bir birinicilik yeteneği gerekiyor. Bu oyunda ek olarak karakterlere özel binekler de verilmiş. Bu binekleri yine "Resimli İnceleme" bölümümüzden görebilirsiniz. Seraphim'in özel bineği Sabertooth, çoğumuzun tahmin edeceği üzere oldukça tehlikeli bir yırtıcı. Karizma bir binek olduğunu ve Seraphim'in güzelliğine ayrı bir vahşilik(!) kattığını söyleyebiliriz.







  3. 3
    InKusTe
    Usta Üye
    Bilgelik ve adalet için Thylysium büyücüsü High Elf yola çıktı.

    "...Ancaria'nın bilgeleri için bile T-Energy büyük bir sır olma özelliğini korumaktaydı. Canlıların T-Energy'nin akıl erdirilemez gücünün çok az bir kısmını kullandıkları aşikârdı. Bu güç artık büyülere bile karışmıştı; büyücüler yeni bir element gibi kullanmaya niyetliydiler bu kudreti. Oysa ki High Elf biliyordu, esas güç kaynaktaydı. Tüm elementlere hükmedecek bir güç, bilgeliğin sınırlarını aşmasını sağlayacak bir güç onu bekliyordu. Bir tarafta bilgiye olan açlığı, diğer tarafta güç tutkusu ile sonunun gelip gelmeyeceğini bilmediği ancak iyilik ve kötülük arasında seçim yapmasının gerekeceğinden emin olduğu bir serüvene başlayacaktı. Son kez dönüp arkasına baktı ve Thylysium'a gözleriyle veda etti..."

    High Elf, doğası gereği bilgelik ve büyünün kudretiyle donatılmış, Thylysium�un büyü akademisinin duvarları arasında en eski büyüleri öğrenmiş, bilinmeyenin sınırlarını çözmek üzere yola çıkmış bir karakter. Büyü gücünü ve bilgeliğini takip ettiği yol doğrultusunda kullanıyor. Önünde Campaign of Light ve Campaign of Shadows yolları onu beklerken seçim hakkı kendisine bırakılmış. 2 yolda da bilgeliğin sınırlarını zorlaması, gücüne güç katması mümkün. Campaign of Light'ı seçerse Ker(şer tanrıçası), Campaign of Shadows yolunda ilerlemeye karar verirse Lumen(iyilik tanrısı) hizmet edeceği ve yardım alacağı tanrılar listesinde bulunmuyor; tıpkı diğer seçme hakkı bulunan karakterlerdeki gibi.

    Savaş sanatlarına baktığımızda Arrant Pyromancer, Mystic Stormite ve Delphic Arcania kategorilerine sahip olduğunu görüyoruz. Alan ve hedef tabanlı büyüler yapabilmesinin yanında yenilenmesi(Regeneration Time) uzun süren ölümcül büyülere ve az hasar veren seri büyülere sahip. Savaş sanatlarının yenilenme sürelerine önceki oyunu oynamamış arkadaşlar için değinecek olursak, bu oyunda büyü enerjisi(Mana) yok. Bu oyunda savaş sanatlarının yenilenme, tekrar yapılabilme süreleri var. İlk oyunda bu o kadar problem olmasa da bu oyunda büyük bir sorun hâline gelebiliyor. Giysi ve silahlarınızdan kullandığınız savaş sanatlarına kadar her şey savaş sanatlarınızın yenilenme sürelerine etki eder durumda. Eşya ekranında savaş sanatlarınızın yenilenme sürelerindeki yüzde gecikmeyi görebilirsiniz. "Resimli İnceleme" bölümünde bu gösterge mevcut. Ayrıca savaş sanatlarımızda güçlendirici(Buff) savaş sanatları da bulunuyor ve bu savaş sanatlarını kullandığımızda süreleri bitmiyor, biz de-aktif etmedikçe kalıcı olarak bize yardımcı oluyorlar. Ancak her şeyin bir bedeli var, değil mi? Bu savaş sanatlarını kullandığımız zaman savaş sanatlarımızın yenilenme süreleri hatrı sayılır miktarda artıyor maalesef. Önümüze hâl böyleyken 2 yol çıkıyor; ya savaş sanatlarımıza ağırlık verip güçlendirici savaş sanatlarını çok gerekli olmadıkça kullanmayacağız ya da güçlendirici savaş sanatlarına yüklenip pata küte dalacağız. Tabii High Elf gibi büyü gücüne dayalı bir karakterde savaş sanatlarına ağırlık vermemek saçmalık olur, ikinci tercihi bu karakter sınıfı için duymazdan geliyoruz.



    High Elf'in özel bineği Wind Serpent, ejderha benzeri bir görünüme sahip olsa da onun kadar vahşi olmayan ancak güçleriyle de kesinlikle altta kalmayan bir yaratık.

    Doğayı korumak için usta Elf avcısı Dryad ormanın derinliklerinden yola çıktı.

    "...Bozulan dengenin yıkımı şüphesiz ki en fazla ormanın ruhunu etkilemişti. Ormanın usta avcısı Dryad, doğanın Elf'lere bahşettiği büyüleri ve bir canlının sahip olabileceği en kusursuz nişancılık yeteneğiyle yola koyuldu. Karşısına çıkan yolda ya iyiliğin ya da kötülüğün yolunda ilerleyecek; doğayı korumak ve intikam almak arasında seçim yapmak zorunda kalacaktı. Yolculuğun zor olacağını biliyordu; dışarısı orman gibi değildi ve saklanacak pek fazla yeri olmayacaktı. Yine de doğanın yok olmasına, esir alınmasına izin veremezdi. Ormanın kalbinde tanrılara yalvardı, sırtına ok ve yayını geçirip ormandan ayrıldı..."

    Dryad, doğa büyüleri ve mesafeli savaş konusunda uzman bir savaşçı. İki senaryoyu da aynen High Elf'te olduğu gibi seçebiliyor, dolayısıyla tanrı seçimleri de yine aynı şekilde. Savaş sanatlarına baktığımızda, Capricious Hunter, Cabalistic Voodoo, Nature Weaver kategorileri ile karşılaşıyoruz. Doğa büyüleri deyince sadece uysal büyüler akla gelmesin, bildiğimiz üzere doğadaki her varlığın koruma mekanizması vardır. Dryad da bir Elf nişancılığıyla kurbanlarını avlarken bir şaman edasıyla onlara lanetler yağdırabiliyor. Bu nedenle küçümsenmemesi gereken orijinal bir karakter olmuş.

    Dryad'ın özel bineği kendisiyle gerçekten uyumlu görünen Monitör Lizard. Hızlı ve Dryad'ın nişan almasına zorlaştırmayacak şekilde sarsılmadan, yere yakın hareket etmesi onu mesafeli saldırılarda kullanışlı hâle getiriyor.







  4. 4
    InKusTe
    Usta Üye
    T-Energy'yi korumak için mavi damarların arasından Temple Guardian yola çıktı.

    "...Doğadan sunulan her şeyin bir bedeli vardır. Bazen bu bedel sunulan güce denk ve zıt yönlü başka bir gücün sunulmasıdır. Yıllardır yer altında bekleyen bir gücü tetikleyen canlılar, bir kazı esnasında Temple Guardian'ın yeryüzüne çıkmasına sebebiyet verdiler. T-Energy'yi korumaya kendisini adamış bu Cyborg, T-Energy'nin irade kazandığının bir kanıtıydı. Bir elinde T-Energy şaheseri mesafe silahı, diğer elinde her türlü yakın mesafe silahını kullanma becerisiyle yeryüzüne sunulmuştu. Bütün kargaşanın arkasındaki yapı olan Ulu Makine'nin (Great Machine) bir parçası olan irade sahibi yaratık, T-Energy'nin kontrol edilmesini engellemek, onu korumakla yükümlüydü. Artık her tarafa yayılmış olan T-Energy kanallarından yeniden hayat buldu ve gücün kaynağına doğru yola koyuldu..."

    Tüm T-Energy karşıtı ya da T-Energy'yi kontrol etmek isteyen karakterlere karşılık, T-Energy'yi koruma ve kontrol etmek isteyenlerden kurtarma rolünü de üstlenebiliyoruz. Diğer karakterlerin aksine T-Energy hizmetimize veriliyor, onun koruyucusu olduğumuz için sürekli gücünden faydalanabiliyoruz. Daha önce bahsettiğimiz gibi karakterimizin bir eli yaratılışı gereği mesafeli saldırı yaparken diğer eli de silah kullanmasına yarıyor. Karakterimiz yine iyi ve kötü yönlü senaryolarda rol alabiliyor; tanrı seçimleri de yine seçtiği senaryoya göre ayarlanıyor. Devout Guardian, Lost Fusion, Source Warden savaş sanatı kategorilerine sahip olan karakterimiz, mesafeli ve yakın dövüş konusunda uzmanlığa sahip. Yetenekleri bu uzmanlıklar çerçevesinde belirleniyor.
    Özel bineği ise kendisi gibi mekaniğin nimetlerinden faydalanan Mobiculum adında yuvarlak bir araç. Yakıştıklarını söylemek mümkün.

    Karakterimizin silah kullanma tarzından bahsetmişken oyundaki eşya düzenine de göz atalım. Oyunda bol miktarda eşya, bu eşyalardan eklenti yapılabilenlere takılabilen özel taşlar ve ilk oyundan farklı olarak Relic adını verdiğimiz, ekranın sol altındaki sekmeden karakterimizin üzerine 3 adet alabildiğimiz yetenek, zırh gibi özellikler veren taşlar bulunuyor. Bu taşlar özellikle binicilik(Riding), pazarlık(Bargaining) gibi yeteneklerimize verdikleri puanlarla büyük yardım sağlıyorlar. Silahlarımızın türevlerine göre ek özelliklerinden faydalanmak için kullandığımız silah türevinin yeteneğini öğrenmiş olmamız gerekiyor. Zırhlarımızdaki ek özelliklerden faydalanmak için de yine zırh yeteneğini edinmiş olmamız gerekli. Oyundaki eşya setleri arttırılmış, ender bulunan(Rare, Unique) eşyaların da sayılarında gözle görülür bir artış olmuş. Bildiğimiz gibi aynı setin parçalarını giydikçe daha fazla ek özellik kazanıyoruz. Oyundaki eşyalara ek olarak kendi sitesinden yeni eşyalar, binekler indirme hizmeti de sunuluyor. Tabii bu indirilebilir içeriklerin belli ücretleri var. Oyundaki iksirleri de ilk oyunu oynamamış olanlar için hatırlatırsak, zehir etkisini geçirici, sağlığımızı arttırıcı, savaş sanatlarımızın hepsinin yenilenmelerini sağlayıcı, ölümsüz(Undead) yaratıkların yeniden dirilmelerini engelleyici, belli süre için kazandığımız deneyim miktarını arttırıcı gibi etkilere sahip iksirler mevcut. Ayrıca bulduğumuz malzemelerden simyacılık(Alchemy) yeteneği aracılığıyla iksirler yapabiliyoruz.



    Kasamız ve eşya kutumuz da oldukça geniş. Yerdeki eşyaları oyunun baştaki(Default) ayarlarında "Alt" tuşu ile görebiliyor ve tek tek tıklayarak alabiliyoruz. Ayrıca yine oyunun baştaki ayarlarında "Q" tuşu ile belirli bir alan içindeki tüm eşyaları alıyoruz. Yalnız uyarmadı demeyin; yerdeki eşyalar 30 saniye içerisinde siliniyor. O nedenle üstünüzdekileri satıp dönüşte yerdekileri almak gibi planlar yapmamanız tavsiye olunur.

    Dengenin sağlanması için ölüm ve yaşamın savaşçısı Shadow Warrior yola çıktı.

    "...Gözleri Seraphim'inki kadar parlak, bakışları Seraphim'in asla sahip olamayacağı kadar ürkütücüydü. Teni de gölge kadar solgun, bakışlarına nefret ve kızgınlık yerleşmiş gibiydi. Dengenin simgesiydi o; kendisine sunulan bu "yarı yaşamda" doğruluğun mu yanlışlığından mı yolundan gideceğine kendisi karar verecekti. Ölümü de yaşamı da görmüştü, ikisini de iyi tanıyordu. Ölümü görmek ona elbette ki bazı ek güçler kazandırmıştı. Zaten uzmanlık alanı olan savaşmak, çeşitli Necromancer büyüleriyle donatılmıştı artık. İstediği zaman ölümsüz yardımcılarını savaş alanına çağırabiliyor, rakibi olma şanssızlığına düşen her canlıyı lanetliyordu. Dengesizlik sadece canlıları ve doğayı değil, ölüleri de rahatsız etmişti belli ki. Acaba bu karanlık savaşçı ruhunu huzura erdirdikten sonra duracak mıydı? Sürekli kafasını kurcalayan soru işaretlerini bir yana bırakıp yürümeye devam etti..."

    Ölümsüz(Undead) ırkından olan Shadow Warrior, yakın savaş uzmanlığına ve Death Warrior, Malovalent Champion, Astral Lord savaş sanatı kategorilerine sahip. İyi ve kötü yönlü senaryoları seçebildiği için tanrı seçimleri de Dryad, Temple Guardian ve High Elf ile aynı. Savaş alanına kurbanlarının ruhlarını ve yardımcılarını çağırması gibi ek özellikleri bulunan savaşçı, karizmatik bir tasarıma sahip.
    Irktan bahsetmişken oyunda rastlayabileceğiniz birçok ırk olduğunu, oyunun türevi gereği öldürmek ve ticaret dışında kendileriyle pek etkileşimde bulunmayacağınızı hatırlatalım. Ana düşmanlar(Boss) da gayet güzel ayarlanmış ancak ileri zorluklarda oynamadan kendileriyle mücadele ettiğinizi pek fazla hissedemiyorsunuz.

  5. 5
    InKusTe
    Usta Üye
    Eh, öldürecek çok düşman, gezecek çok yer var. Gezecek bu kadar yer var ama haritamız kullanışlı mı acaba, bir göz atalım. Haritanın görünümüne ve özelliklerine yine Resimli İnceleme bölümünden bakabilirsiniz. Oyunun baştaki ayarlarında "M" hızlı kullanım tuşu ile gelen haritamız oldukça büyük ve kullanışlı. Ana ve yardımcı görevleri, yolları, köprüleri, yeniden canlanma taşlarını ve geçitleri net olarak görebiliyorsunuz. Oyunun yine başlangıç ayarlarında "Tab" tuşu ile gelen mini-harita da an an harita üzerindeki hareketlerimizi kontrol etmemize olanak sağlıyor. Yeniden canlanma(Resurrection) taşlarını aktif hâle getirdiğimiz zaman, ölürsek ya da oyundan çıkıp yeniden girersek son aktif edilmiş yeniden canlanma taşının yanında başlıyoruz. Tabii Hardcore zorluk seviyesinde oynuyorsanız karakteriniz öldükten sonra oyuna devam edemiyorsunuz. Bu aşamadayken normal zorluk seviyesinin yanında Silver ve Hardcore zorluk seviyelerinde de oyuna başlayabileceğinizi hatırlatalım. Geçitler(Portal) de diğer RPG oyunlarında olduğu gibi birbirleri arasında geçiş yapma işlevi görüyorlar.

    Karakterimizin özel bineği Hellhound ve belki de oyundaki en hoş tasarıma sahip özel binek. Çoğumuzun başka oyunlarda rastladığı bu devasa köpek, düşmanlara "Sizi köpeklere yem edeceğim!" demenize olanak sağlıyor. Ara sıra dinlenip düşmanlarla onun ilgilenmesini sağlamak eminim ki eğlenceli olacaktır.

    Kötülük için Ancaria�nın kara büyücüsü Inquisitor yola çıktı.

    "...Büyüsünün ve bilgeliğinin karanlığı yakınındaki canlılarca bile hissediliyordu. Acımasız ve gülmeyen yüzü düşmanlarının son hatırladığı şey oluyordu genellikle. Kötülük uğruna yapmayacağı şey, elde etmeye kalkışmayacağı güç yoktu. Nitekim şimdiki hedefi de T-Energy idi. Onu ve tüm Ancaria'yı kötülüğün; kendisinin hizmetkârı yapmaktı tek amacı. Bir savaşçı olabilirdi ancak ruhunda gizli olan karanlık kudretle tanıştıktan sonra savaş yeteneklerini arka plana atıp yasaklanmış büyüleri öğrenmeye koyuldu. Lanetlerin, kara büyünün efendisi gücüne güç katmak için Ancaria derinliklerine doğru ilerliyordu..."



    Yakın dövüş ve özellikle kara büyü konularında uzman olan Inquisitor�ın Gruesome Inquisition, Astute Supremacy, Nefarious Netherworld savaş sanatı kategorileri bulunuyor. Tahmin edileceği üzere sadece Campaign of Shadows senaryosunda rol alabiliyor ve Testa(ilim tanrısı), Kuan(savaş tanrısı), Ker(şer tanrıçası) tanrılarına hizmet edebiliyor.

    Inquisitor'ın özel bineği kendisine yakışır şekilde yansıtılmış Shroud Spider. Böyle bir kara büyücünün yanında da ancak böylesine lanetli bir yaratığın olması beklenirdi.

    Hataları düzeltmek için yamalar yola çıktı

    Gelelim oyunun genel özelliklerine... Senaryosunu elimden geldiğince derinleştirmeye çalışsam da oyunumuz bu kadar derin bir içeriğe sahip değil maalesef. Bir aksiyon RPG'den derinlik beklenir mi, tartışılır ama en azından senaryosunun benim anlattığım gibi aktarılmasını çok isterdim. Ne oyunda ne de oyunun resmi sitesinde adam gibi bir senaryo açıklaması bulunmuyor; ucu çok açık bir hikâye söz konusu. Senaryo konusunda sınıfta kaldığını söyleyebilirim.

    Sesler konusunda oyunu edinmemiş olsam gözüm kapalı tam not verebilirdim çünkü müzikler Blind Guardian gibi harika bir grubun elinden çıkıyor ancak sen git, böylesine bir avantaja sahip ol, müzikleri kısık sesle, her düşman görüldüğünde çalan parçayı kesip sürekli başka parçaya geçirerek oyuncuya sun. Yahu saniye başı düşman çıkıyor zaten karşımıza, hiçbir parçayı adam gibi dinleyemiyoruz. Ascaron'un bu davranışına anlam vermek çok güç.
    Oyunun grafikleri gerçekten başarılı ve ortalama bir sistem rahatça oynamak için yeterli. Gün / gece / mekân / hava değişimleri güzel yansıtılmış ve saldırı, büyü, savaş sanatı animasyonları gayet yerinde olmuş. Ayrıca "Sacred 2: Fallen Angel - Elite Graphics" isimli bir eklenti DVD'si sayesinde daha detaylı grafiklerle oyunu oynamanız mümkün. X1650 ya da 7600GT eşdeğerinde bir ekran kartı, 1GB Ram ve çift çekirdekli bir işlemci ile minimum-orta arası; 8800GT ya da eşdeğerde bir ekran kartı, 2GB Ram ve çift çekirdekli sağlam bir işlemci ile detaylar son ayardayken rahatça oynayabilirsiniz.

    Oyunun en büyük eksisi ilk oyundan beri kurtulamadığı hata(Bug) meselesi. Oyundaki fizik ve görev hataları o kadar fazla gözünüze çarpıyor ki alışıp onları normalmiş gibi karşılamaya başlıyorsunuz. Bu nedenle sürekli çalışan yetkililer sık sık yamalar yayımlıyorlar bugünlerde ama sonuç şu an için pek olumlu değil; düzeltilmesi gereken önemli miktarda hata hâlâ giderilememiş durumda.



    Haydi yine 'iyi'sin!

    Ucu açık, tam aktarılamamış bir senaryo, Blind Guardian gibi enfes parçaları olan bir ekibin şarkılarının oyun tarafından oyuncuya bir türlü sunulamaması, fizik ve görev hatalarının bolluğu gibi eksik yönlerinin yanında ilginç karakterleri, farklılaştırılmış savaş sanatları sistemi, değişik yetenek kombinasyonlarıyla farklı karakterler yaratma olanağı, geniş haritası, güzel, sistem dostu grafikleri ve her şeye rağmen Blind Guardian müziklerini az da olsa kulağımıza iliştirmesi sayesinde geçer not alıyor Sacred 2: Fallen Angel. Ne kadar kızsam da azarlasam da oyun kendisini oynatıyor bir şekilde. Oyunumuzu çizgisini ilk oyundaki ruhu fazla kaybettirmeden ileriye götürdüğü için kutluyor, Diablo III çıkmadan piyasaya sunulma şansına sahip olduğu için kendisine "Haydi yine iyisin!" diyoruz.

+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi