Osmanlıca isimler Ve Anlamları

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Osmanlıca isimler Ve Anlamları ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Osmanlıca isimler Ve Anlamları





  2. 2
    Asel
    Özel Üye





    Cevap:
    Osmanlıca Isimler Ve Anlamları

    Osmanlı isimleri ve anlamları neler biliyor musunuz ?

    CENGAVER: (Fars.) Er. Savaşçı, silahşor. Savaşı seven, savaşkan, dövüşken.
    CENGEL: (Fars.) Er. - Orman.
    CENGER: (Fars.) Er. - (bkz. Cengaver).
    CENGİZ: (Tür.) Er. - Cengiz Han. Moğol İmparatorluğu'nun kurucusu, asıl adı Timuçin'dir. Moğolcada Çing sıfatının çoğulu olarak, güçlü, kuvvetli anlamındadır. İslam ülkelerine düzenlediği seferlerle acımasız ve gaddarca müslümanları katletti. İslam medeniyetine büyük ölçüde tahribat verdi.
    CENK: (Fars.) Er. - Harp, savaş, kavga. - İsim olarak kullanılması uygun değildir. Hz. Peygamberin değiştirdiği isimlerden birisi.
    CENKER: (f.t.i.) Er. - İyi savaşan, savaşçı.
    CENNET: (Ar.) Ka. 1. Uçmak. 2. Bahçe. 3. Çok ferah ve havadar yer. 4. Firdevs. - Allah'ın insanlara müjdelediği, ölümden sonraki alemde bulunan, Allah'a inanan, günah işlememiş veya günahlarından temizlenmiş olanların gireceği fevkalade güzel yer. 8 cennet olduğu rivayet edilmiştir. Daru'1-Celal, Daru's-Selam, Cennetü'l-Me'va, Cennetü'1-Huld, Cennetü'n-Naim, Cennetü'l-Firdevs, Cennetü'l-Karar, Cennetü'1-Adn.
    CEREN: (Tür.) Ka. - Halk ağzında "ceylan" anlamına gelir.
    CERİB: (Ar.). - Hububat için kullanılan bir ölçek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    CERİR: (Ar.) Er. İp, halat. Yular anlamında. Sahabeden bu ismi taşıyanlar vardır.
    CERİT: (Ar.) Er. 1. Verimsiz çorak yer. 2. Bekar.
    CESARET: (Ar.) Ka. - Yüreklilik, korkusuzluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    CESİM: (Ar.) Er. - İri, büyük, kocaman, ulu, mühim.
    CESİMİ: (Ar.) Er. - İri, büyük.
    CESUR: (Ar.) Er. - Cesaretli, yürekli, yiğit, gözüpek, atılgan.
    CEVAD: (Ar.) Er. 1. Cömert, eli açık. 2. İhsan eden. - Dil kurumuna uygun olarak "d/t" ye dönüştürülür.
    CEVAHİR: (Ar.) Er. 1. Cevherler, elmaslar, kıymetli taşlar. 2. Mayalar, özler. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    CEVAN: (Fars.) Er. - Genç, taze, delikanlı. - Cüvan şeklinde kullanılabilir, (bkz. Civan).
    CEVDET: (Ar.) Er. 1. İyilik, güzellik. 2. Olgunluk. 3. Büyüklük. 4. Tazelik. 5. Kusursuzluk. Cevdet Paşa: Osmanlı devlet adamı. Tarihçi ve hukukçu (1822-1895).
    CEVHER: (Ar.) Ka. 1. Öz, maya. 2. Başlı başına, kendiliğinden olan. 3. Tıynet, cibilliyet, soydan gelen, haslet, tabii istidat. 4. Kıymetli taş. 5. Ebcet hesabında yalnız noktalı harfleri hesaplamaya dayanan tarih düşürme şekli. 6. Kılıç namlusuna yapılan menevişli süs. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
    CEVHERE: (Ar.) Ka. - (bkz. Cevher). Hicri 5. asırda Bağdat'ta yaşamış meşhur bir İslam hanımı.
    ÇEVRİYE: (Ar.) Ka. 1. Haksızlık. 2. Eza, cefa, eziyet, gadir, zulüm, sitem.
    CEVVAL: (Ar.). - Koşan, dolaşan, hareket eden, canlı.
    CEVZA: (Ar.) Er. - Güneşin Mayıs ayında girdiği ikizler burcu. Ebced.
    CEYDA: (Ar.) Ka. - Uzun boyunlu ve güzel.
    CEYDAHAN: - (bkz. Ceyda).
    CEYHAN: (Tür.). - Güney Anadolu'da Toroslar'dan doğan ve Akdeniz'e dökülen nehir. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    CEYHUN: (Tür.) Er. 1. Orta Asya'da Amu-Derya'ya Arap ve Farslıların vermiş olduğu ad. 2. Tevrat'a göre cennetin 4 nehrinden biri.
    CEYLAN: (Tür.) Ka. - Hızlı koşan, biçimli bacakları olan ve güzel gözleriyle tanınan bir gazel cinsi.
    CEZLAN: (Ar.). - Mutlu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    CEZMİ: (Ar.) Er. 1. Cezm ile ilgili. 2. Kat-i karar ve niyete ait. 3. Kesmek.
    CEZMİYE: (Ar) Ka. - (bkz. Cezmi).
    CEZRİ: (Ar.) Er. - Kökle ilgili, kökten.
    CEZZAR: (Ar.) Er. - Deve kasabı. -Daha çok lakab olarak kullanılır. Cezzar Ahmet Pasa (?-Akka 1804). Osmanlı vezirlerindendir.
    CİHAD: (Ar.) Er. 1. Din uğrunda düşmanla savaşma. 2. İslam uğrunda çalışma. Cihad müslümanlara farz kılınmıştır. Mallarıyla, canlarıyla savaşan mü'minler övüldüğü gibi, bu mücadele uğruna canını veren kişi şchidlik makamıyla yüceltilip taltif edilmişlerdir. Kur'an'da defalarca tekrarlanan bir emirdir. - Dil kuralına uygun olarak "d/t" olarak kullanılmaktadır.
    CİHAN: (Fars.) 1. Dünya, alem, kainat, yeryüzü, yerküresi. 2. Dünyada yaşayan insanların tümü. Cihan Ara Begüm: Hint-Türk hükümdarı Şahcihan ile adına Taç Mahal'in yapıldığı Mümtaz Mahal'in kızı. Dindarlığı ve ihlaslı oluşu sebebiyle "Zamanın Fatıması" olarak anıldı. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
    CİHAN BANU: (Fars.) Ka. - Dünyaca tanınmış kadın.
    CİHANDAR ŞAH: (Fars.) Er. - Delhi, Türk-Hind İmparatorları'nın 13.'sû olup Şah Alem Bahadır'ın büyük oğludur.
    CİHANDİDE: (Fars.). - Dünyayı gezip görmüş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    CİHANEFRUZ: (Fars.). - Dünyayı parlatan, aydınlatan.
    CİHANER: (Fars.) Er. - Dünyaya bedel kişi, yiğit.
    CİHANFER: (Fars.) Ka. - Cihanı, dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı.
    CİHANGİR: (Fars.) Er. - Dünyaya egemen olan, dünyayı zabteden kimse. Fatih. Osmanlı şehzadelerinin ortak adıdır.
    CİHANGÜL: (Fars.) Ka. - (bkz. Cihan).
    CİHANMERT: (Fars.) Er. - (bkz. Cihaner).
    CİHANNUR: (Fars.). - Dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı. - Türk-Hind padişahı Ekber'in büyük oğlu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    CİHANSER: (Fars.). - Cihan'ın başı. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
    CİHANSUZ: (Fars.) Ka. 1. Cihan yakan. 2. Gaznelilerden Buhran Şahı mağlup edip, Gaznice ve Bust şehirlerini yakıp-yıkan, gaddar vahşi Alaeddin-Hüseyin'e verilen ad.
    CİHANŞAH: (Fars.) Er. - Cihan'ın şah'ı. - Kara-Koyunlu padişahlarından Timur'un ölümünden sonra kaybedilen yerleri geri almıştır.
    CİLASUN: (Tür.) Er. - Babayiğit, boylu, boslu, delikanlı, gürbüz.
    CİLVE: (Ar.) Ka. 1. Hoşa gitmek için yapılan davranış. 2. İşve, naz. 3. Yeni gelin duvağının kaldırılması merasiminin ve bu münasebetle güveyin geline verdiği hediyenin (Türk yüz görümlüğü) adıdır.
    CİNAN: (Ar.). - Cennetler, yedi göğün üstünde ve Arş ile Kürsi'nin altındaki sekiz cennet. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
    CİNUÇEN: (Tür.) Er. - Üstün, galip, zafer kazanmış.
    CİRYAL: (Ar.) Ka. 1. Bir nevi kırmızı boya. 2. Altının kırmızılığı. 3. Temiz renk. 4. Saf.
    CİVAN: (Fars.) Er. - Genç, delikanlı, yakışıklı. - (bkz. Cevan, cuvan).
    CİVANBAHT: (Fars.) Er. - Mutlu, şanslı (kimse).
    CİVANMERT: (Fars.) Er. - Cömert, eli açık genç, delikanlı.
    COŞAN: (Tür.) Er. - Coşku duyan, heyecanlı (kimse).
    COŞAR: - (bkz. Coşan).
    COŞKUN: (Tür.) Er. 1. Coşmuş, galeyana gelmiş. 2. Duyarlı, aşın hareketli.
    COŞKUNER: (Tür.) Er. - Coşan kimse.
    COŞKUNSU: (Tür.) Er. - Sel, gürültüyle akan su.
    CÖMERT: (Tür.) Er. 1. Elinde olanı harcayan, eli açık. 2. Başkalarına yardımdan kaçınmayan.
    CUDİ: (Ar.) Er. l. Cömert, eli açık. 2. İyilik severlikle ilgili.- Dicle nehri kıyısında bir dağ. Nuh'un gemisinin tufandan sonra bu dağın üzerinde durduğu söylenir.
    CUDİYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Cudi).
    CUMA: (Ar.) Er. 1. Haftanın beşinci günü. 2. Müslümanların ibadet ve Bayram günü. 3. Cuma günü kılınan öğle namazı. 4. Toplanma. Sure-i Cuma Kur'an'ın 62. suresi.
    CUMALİ: (Tür.) Er. - Cuma günü doğan.
    CUMHUR: (Ar.) Er. 1. Halk, ahali. 2. Kalabalık, başıboş kalabalık. 3. Takım, heyet. - Tekke musikisinde koro tarafından okunan ilahi.
    CÜBEYR: (Ar.) Er. - Küçük kahraman, küçük yiğit. Sahabe isimlerindendir.
    CÜHEYNE: (Ar.) Er. - Ünlü bir Arap kabilesidir. Kızıldeniz-Vadi'l-Kura arasında yaşamaktadırlar.
    CÜMANE: (Ar.) Ka. - Tek inci anlamında. Hz. Ali (r.a.)'nin kızkardeşi ve Rasulullah'ın amcasının kızı olan hanım sahabi.
    CÜNEYD: (Ar.) Er. 1. Küçük asker, askercik. Cüneyd-i Bağdadi: Ünlü mutasavvıf.








+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi