Haccın Dünya Müslümanları Açısından önemi Nedir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Haccın Dünya Müslümanları Açısından önemi Nedir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Haccın Dünya Müslümanları Açısından önemi Nedir





  2. 2
    Asel
    Özel Üye





    Cevap:
    Haccın Dünya Müslümanları Açısından önemi Nedir

    Hac, müslümanlar için çok önemli bir ibadettir


    Hac, din kardeşliğinin canlı biçimde yaşandığı bir ortamdır. Buna bağlı olarak tanışmalar, görüşmeler, buluşmalar ve konuşmalar birbiri peşi sıra sürer gider. Kalplere huzur dolar.
    Haccı yaşayanlar ve izleyenler
    Hac sadece hacca gidenleri değil, hemen herkesi ilgilendiren önemli bir hadisedir. Herkesin yakından ilgi alanına giren canlı bir olaydır.
    Şu veya bu şekilde hac her Müslüman’ın gündemine giriyor, hayatının bir döneminde yer ediyor. Kendisi gitmese de bir yakını, bir tanıdığı vasıtasıyla haccı, hacıları konuşuyor. Veya en azından radyo, TV ve gazete haberleriyle hacda ne olup bittiğini öğrenebiliyor.
    Çünkü Kur’an’ın belirttiği gibi hac bir şeairdir. Dinî bir semboldür, İslam’ın önemli bir şartının toplum çapında ve dünya ölçeğinde izlenmesi ve yaşanmasıdır.
    Bu açıdan hac, namaz ve oruç gibi, bir yerde bireysel ibadetlerden daha farklı bir özellik taşıyor.
    Bir kere hac, bazı kamu kurum ve kuruşlarını doğrudan ilgilendiriyor. 100 binin üzerinde vatandaşını iki aylık bir süre için mukaddes topraklara gönderen devlet, onlarla sürekli irtibat halinde bulunuyor, halk da yakından gözlemliyor.
    Diğer yandan bu sene 100 bin kişinin hacca gittiğini düşünürsek ve hacca gidenlerin yakınlarını ve tanıdıklarını 50 kişiden az olmamak üzere hesaplarsak, 5 milyon vatandaşımız hacıyla ve hacla ilgileniyor.
    Hac dünyanın en büyük kongresi
    Hac, başta İslam dünyası olmak üzere bütün bir dünyanın gözü önünde cereyan eden ve gerçekleşen çok büyük bir organize ve çok kapsamlı bir faaliyettir.
    Ticari açıdan bakıldığında bütün dünya ülkelerinin gözünü diktiği canlı bir pazardır. Amerika’sından Avrupa’sına, Çin’inden Hindistan’ına, Kore’sinden Japonya’sına varıncaya kadar gelişmiş ülkelerin teknolojilerini ve ürünlerini en iyi değerlendirdikleri bir ticaret alanı durumundadır.
    İşin üzücü yanı, İslam ülkeleri buralara mal satan bir konumda değil, genel anlamda buralara parasını akıtan konumdadır. Türk mallarını bile birkaç kalemin dışında bulmak oldukça zor.
    Hacca Müslümanlar açısından, özellikle dindar kesimi düşünerek bakılacak olursa, her mü’min doğrudan ve yakından hacla alakalıdır. Bunun için, bir Müslüman hacca gitsin veya gitmesin, haccın mana ve mahiyetini, bireysel, toplumsal ve insanlık açısından faydalarını ve getirdiklerini kendi âleminde değerlendirmeye çalışmalıdır.
    Hac ibadetine İslam toplum yönüyle değerlendirildiğinde, her sene İslam ülkelerinden milyonlarca insan bir araya gelir, karşılaşır ve buluşur, belli bir zaman diliminde ortak bir mekânı paylaşır, her ülke insanı kendini ifade etmeye çalışır, din kardeşliği bütün canlılığıyla yaşanır.
    Bu açıdan hac dünya Müslümanlarının ortak bir organizesi ve kongresi durumuna gelir. Hacca gidemeyen diğer Müslümanlar da bu buluşmayı uzaktan takip ederek kendini manen bir organizenin içinde görür. Onların heyecanına ortak olur, duygularını paylaşır, dünyanın dört bir tarafından kendisi gibi aynı inancı taşıyan kardeşlerinin oralarda bulunmasından dolayı kalbinde onlara de yer verir, dualarına ortak olur, İlahi rahmetin tecelli ettiği bu mekânlarda o da manevi nasibini alır.
    Hac, Müslümanın test alanıdır
    Özellikle imkân bulup da gidenler için hac her Müslüman’ın bir test alanıdır. Her hacı kendi kulluğunun eksiklerini görür, birtakım yanlışlıklarını, zaaflarını fark eder, maddi imkânları yerinde ve yeterli ise, Haremin bir köşesinde çoluk çocuğuyla büzülüp yatan, karnını doyurmak için dolaşıp duran fakir Müslümanların halini müşahede eder, onların derdine ortak olur.
    Hac dönüşü ise kazanımlarını muhafaza etmeye, hayata sıfır noktadan, temiz bir gönülle başlar, örnek bir tutum ve tavır sergileyerek haccı yavaştan ve ağırdan alanların iştahlarını kabartır.
    Hac, din kardeşliğin canlı bir biçimde yaşandığı bir ortamdır. Buna bağlı olarak tanışmalar, görüşmeler, buluşmalar ve konuşmalar birbiri peşi sıra sürer gider. Bu esnada insan o kadar maddi-manevi güzelliklerle ve tatlı sürprizlerle karşılaşır ki, böylece haccın bir başka yönden hikmeti, faydası ve özelliği gün yüzüne çıkar.
    Hac boyunca yaşanan hâllerin başka zamanlarda yaşanması mümkün değildir. Dünyanın dört bir yanından, hemen bütün dünya ülkelerinden oraya insanlar gelir. Öyle ki, 100’ün üzerinde ülkeden gelmiş olan insanları bulmak mümkün.
    Harem-i Şerif’te otururken, şöyle bir sağınıza solunuza bakacak olsanız, her dilden, her renkten insanları görürsünüz. Onlarla imkan nisbetinde konuşursunuz, görüşürsünüz. Dil problemi olsa bile aşmaya çalışırsınız. Çünkü her şeyin ötesinde yürek birliği ve iman birliği öndedir. Hiç olmazsa bakışlarınızla sevginizi iletirsiniz. Selamlaşır, tokalaşır, kucaklaşırsınız.
    Hac, yüzyılın başlarında ihmal edildi
    Bütün bu güzellikler 1970’li yıllardan sonra rahatça yaşanmaya başladı. Yüzyılın başlarından 50’li, 60’lı yıllara kadar hac ibadeti büyük ölçüde ihmal edildi. Savaşlar, yokluklar, kıtlıklar, değişiklikler birbirini takip etti. İslam dünyası dağılmıştı bir kere. Neredeyse yarım asır kadar bir ayrılık ve kopukluk yaşandı. Bu ihmalin cezasını da bütün Müslümanlar çok pahalı ödediler. Görüşemez, buluşamaz oldular.
    Az önce de ifade ettiğimiz gibi, bu vesileyle dünyanın dört bir tarafında yaşayan mü’minler bir araya geliyor, tanışma fırsatı buluyorlardı. Fikir birliği temin ediyor, kardeşlik hasretini gideriyorlardı.
    Bu görüşmeler ve buluşmalar sonucu iş birliği, güç birliği, ortaklıklar, ortak davranışlar hayata geçiriliyor, mü’minler sadece namaz saflarında değil, hayatın bütün saflarında buluşuyor, daha sık omuz omuza veriyorlar, daha çok yüz yüze geliyorlardı. Böylece aşılmayan engel, kapatılmayan gedik kalmıyordu.
    Ama haccın ihmaliyle bütün bu güzel çalışmalar işlemez hâle geldi, İslam’ın yüce menfaatleri ve idari/sosyal yelpazesi yara aldı, dünya Müslümanlarını derleyip toparlayan o geniş ve kucaklayıcı iksir kayboldu. Sonunda İslam âlemi bir sömürge idaresi altına girdi. Hindistan, Kafkasya, Orta Doğu, Arap yarımadası, Kuzey Afrika İngiliz, Fransız ve İtalyanların sömürgesi altında yaşadı.
    Neticede, yüz milyonlarca Müslüman her yönüyle hayır ve ibadet olan hac seferini devam ettirme yerine, bütünüyle şer ve felaket olan düşman bayrağı altında uzun yolculuklar yapmaya mecbur kaldılar.
    Ama çok şükür artık hac sayesinde belli ölçüde bu maksat gerçekleşiyor, yavaş yavaş da olsa yürüyor.
    Mehmet PAKSU

    ALINTI








+ Yorum Gönder
haccın müslüman toplumlar açısından önemi,  haccın dünya müslümanları açısından önemi nedir,  haccın insanlar açısından önemi,  haccın müslümanlar açısından önemi,  hacın önemi nedir
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi