Aile içi iletişimde bireyleri arası tatum ve davranışlar

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Aile içi iletişimde bireyleri arası tatum ve davranışlar ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Aile içi iletişimde bireyleri arası tatum ve davranışlar





  2. 2
    Forumacil
    Özel Üye





    Cevap: aile içi iletişimde bireyleri arası tatum ve davranışlar



    aile içi iletişimde bireyleri arası tatum ve davranışlar ile ilgili bilgi

    Aile toplumun en küçük ve en temel birimidir. Bütün toplumlarda hemen her birey, bir aile grubunun içinde doğar ve orada yetişir. Aile her toplumda değişik örgütleniş biçimleri gösterse de, her toplumun bir aile sistemi vardır. Aileye, bilinen en basit tanım ile, birbirine kan bağı ile bağlı bireylerin oluşturduğu kurum diyebiliriz. Bu kurumunun temel işlevi, bireylerinin gelişim ve ihtiyaçlarını sağlıklı bir şekilde karşılamaktır.

    Aile tiplerine baktığımızda, baba egemenliğine (babaerkil), anne egemenliğine (anneerkil) ve anne/babanın eşit egemenliğine dayalı (eşitsel aile) olmak üzere olarak 3 tip aile görmekteyiz. Günümüz toplumlarında aile kurumunu sınıflandırılabilmek için; geleneksel aile ve çekirdek aile tipleri ayrımı da yapılmaktadır. Geleneksel aile tipi için; bu alanda , geniş aile, eski aile, köy ailesi ve geleneksel aile terimleri de kullanılmaktadır. Çekirdek aile için ise şehir ailesi, küçük aile, dar aile, modern demokratik aile ve çağdaş aile terimleri kullanılmaktadır.

    Bireyin toplumsallaşmasında aile büyük öneme sahiptir. Çünkü bireyin ilk deneyimlerini kazandığı, ilk tutum ve davranışlarının belirlendiği ortam ailesidir. Çocuğa yöneltilen ve ona karşı takınılan davranış, ilk yaşantıların örülmesinde büyük öneme sahiptir. Bu dönemde çocuk toplumun bir bireyi olacağını öğrenirken, aynı zamanda en küçük ayrıntısına kadar kopya edeceği bir modele gereksinim duyar. Kişiliğin oluşumu için gerekli olan özdeşleştirme aile içinde ki üyeler ile gerçekleşir. Çocuk toplumda alacağı rollere de bu dönemde de hazırlanır. Ailede kadının cinsiyet temeline dayalı anne ve eş olmak üzere iki rolü vardır. Baba ise üretim ve koruma ile görevlidir. Dış çevrede ki sosyal ve fiziksel sorunları çözen kişidir. Bu nedenle aile içindeki ekonomik güçü temsil eden erkek belirleyici, kadın ise düzenleyici bir roldedir. Günümüzde kadınlar ev kadını, iş kadını, anne ve eş olarak aile içindeki rollerini sürdürürken, erkekler ağırlıklı olarak iş erkeği rollerini sürdürmektedirler.

    Ailenin işleyişinde en önemli konulardan biri de aile bireyleri arasındaki iletişimdir. Etkili bir iletişim, aile üyelerinin karşılıklı olarak bir birlerinin düşüncelerini ve duygularını anlamalarını sağlar, işbirliği, yardımlaşma ve paylaşma davranışlarına yol acar, çocukların gelişmesi için uygun bir ortam oluşmasına neden olur. İyi bir iletişimin gerçekleştiği aile ortamında çocuklar daha özerk ve bağımsız bir kişilik geliştirirler. Düşünme,düşünce ve duygularını açıklama özgürlüğü ve alışkanlığı kazanırlar. Buna karşılık etkili bir iletişimin oluşturulamadığı,iletişim engellerin yer aldığı bir ortamda çocukların gelişim engellenir. Çocuklar özgürce düşünemeyen , düşünce ve duygularını açıkça dile getiremeyen bağımlı bir birey olurlar. İleride çeşitli sorunlarla karşılaşırlar. Bu nedenle aile bireyleri arasında,özellikle anne-baba ile çocuklar arasında etkili bir iletişimin kurulması çok önemlidir

    Ailede Eşler Arası İletişim : Ailenin temeli karı-koca arasındaki ilişkidir. Sağlıklı bir ilişki, iki kişinin bilinçli olarak, düşünüp taşınıp, sorumluluk içinde aldığı karara dayanır. Sağlıklı ilişki içine giren bireyler, diğerini değerli ve onurlu görür, onu olduğu gibi kabul eder bu kişiler kendi sınırlarının farkındadırlar, sürekli etkileşim ve dayanışma olmaktan çekinmezler, olgun insanlardır. Evliliğin yaşaması için, kendi gereksinimleri ile “Yuvanın” gereksinimleri arasında bir denge kurararlar bu disiplin sayesinde eşler uzun vadeli mutlulukları, kısa vadeli geçici doyumlara yeğlerler kendi davranış, düşünce ve duygularından kendilerini sorumlu tutarlar. Doğru bildiklerini söylemekte ısrar ederler ve gerçekçi olmaya özen gösterirler manevi yaşama zenginleştirmeyi, kendi bencil sınırları içine kapanıp kalmamaya özen gösteririler . İki olgun insan anne- baba olmaya karar verdiği zaman, davranışlarıyla olgun insan modelini çocuklarına gösteririler. Bu kişilerin kendilerine ve diğerlerine saygıları vardır. Çocuk yetiştirmeyi dünyanın en sorumlu görevi kabul ederler. Böyle anne-babanın kurduğu aile içinde yetişen çocukların gereksinimleri doğal olarak karşılanır. Çocuklar bu güven ve sevgi ortamı içinde kendi benliklerini bulabilmek için değişik deneyimlere girebilme cesareti gösterirler. Bu aileler de çocuklar, anne-babanın kendi gereksinimlerini gidermek aracı olarak kullanılmazlar . Sağlıksız ailelerde ki mutsuz anne ve mutsuz baba ise kişisel becerileri ve girişimleri kendi gereksinimlerini karşılayamadıkları için, gereksinimlerini karşılamada çocuklarını araç olarak kullanırlar çocukların kendi gereksinimleri ve kişisel gelişimsel potansiyelleri böyle anne-babalar için önemli değildir. Bu tür ailelerde çocuklar gelişemezler ve kendi kişiliklerini bulamazlar.

    Ailede Anne-Baba ve Çocuklar Arası iletişim: Anne-Babanın ve aile içindeki diğer bireylerin çocukla olan iletişimi ve etkileşimi çocuğun aile içindeki yerini belirler. Aile çocuğun ilk sosyal deneyimini edindiği yerdir.Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavır, bu ilk yaşantıların örülmesinde büyük önem taşır. Sosyal uyum üzerindeki çalışmalar, ailenin çocuk üzerindeki ilk etkilerinin son derece önemli olduğunu kanıtlamıştır. Evlerinde yakın bir ilgiye, demokrasinin birleştiğini gören çocuklar, en etkin, özgür ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde en başarılı çocuklar olmaktadırlar. Buna karşı daha sert bir denetim altında tutulan yada eğitim yöntemleri değişken olan ailelerde büyüyen çocuklar ise karşı çıkma ve saldırganlık gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek istemekte ve kendi iç dünyalarını açıklamakta zorluk çekmektedirler. Dengeli, duygusal ve toplumsal etkileşimin güçlü olduğu aile ortamında, yeterli güven, sevi ve sevecenlik içinde büyüyen çocuklar, gelişimleri için gerekli deneyimleri elde edebilirler.Hor gören cezalandıran ya da hem sevip hem de soğuk davranan anne ve babaların çocukları bağımlı bir kişilik yapısına sahip olmaktadırlar. Çocuğun aile üyeleri ile olan ilişkileri,diğer bireylere ,nesnelere ve tüm yaşama karşı aldığı tavırlar, benimsediği tutum ve davranışların temelini oluşturur. Aile aynı zamanda çocuğa, aile ve toplumun bir üyesi olduğu bilincini aşılar ve uyum biçimlerinin temellerini atar. Anne-Baba-Çocuk ilişkisi,temelde anne ve babanın tutumuna bağlıdır. Çocuklar arasında uyum bozukluğuna yol açan birçok olaya, yeterli ve uygun olmayan ilk anne-baba-çocuk ilişkilerinin neden olduğu saptanmıştır. Anne ve babanın kendi çocukluk yıllarındaki deneyimi şimdiki tutumlarında etkili olabilir. Çocukluk yılarında kendi anne babasıyla sağlıklı bir iletişim kuramayan, yeterli sevgi göremeyen bir baba ya da aşırı baskı altında büyümüş bir annenin tutumları bu kötü deneyimler nedeni ile olumsuz olabilir büyüme aşamalarında başarılı olan çocuklar, iyi aile ilişkileri içinde yetişmiş bireylerdir. Aile içinde gerçekleşen başarılı ilişkiler, mutlu, arkadaşça, bunalımdan uzak ve yapıcı bireylerin oluşumunu sağlar. Anne ve babanın sevgi ve ilgisinden yoksun olarak büyüyen çocuklar, büyük bir sevgi açlığı gösterirler, bu açlıkta bir takım davranış ve uyum bozukluklarına neden olabilir. Çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olan ergenlik dönemin de gencin, sorunlarını kolaylıkla çözebilmesi ve zorluğa uğramadan aşabilmesi, geçmişteki olumlu aile ilişkilerine bağlıdır. Çocukluk döneminde sevgi ve güven duygusuyla yetiştirilen çocuk, mutlu bir ergen adayıdır. Daha o dönemde anne ve babasıyla başarılı bir iletişim kurabilen çocuk, zorlu ergenlik döneminde de aynı arkadaşça ilişkilerini sürdürerek, kişisel sorunlarını kolaylıkla çözebilir.

    Ailede İletişim Sorunları, Nedenleri ve Çözüm Önerileri: Aile-içi iletişim çok önemli olduğu halde yeterince üzerinde durulmayan bir konudur.Yaygın olarak görülen iletişim biçimi “gereksinme iletişimi” denilen durumdur. Bu iletişim durumunda, iletişimi belirleyen etmenler günlük gelişen geresinimlerdir.İletişim kodları da buna uygun sözcük formatlarıdır.Yemekte ne olduğu, çocukların okuldaki durumları, günlük olayların kısa notları, telefon faturaları ya da beklenmeyen olaylar kısa konuşmalarla aktarılırken, birlikte olunan zamanın çoğunu TV izlemek, TV program yorumları, gündemdeki konuların kısa değerlendirilmeleri ev içi iletişim mesajları olmaktadır. Daha derinlerde yer alan beklenenler, düş kırıklıkları, geleceğe ilişkin duygular, insanlar arasındaki olumlu ya da olumsuz iletiler günlük iletişim içinde kendine yer bulmamakta, bu nedenle de mesajlar örtülmekte, duygular sessizce geçiştirilmektedir. Aile-içi iletişiminin düşük yoğunluğu, sıklığı, azlığı giderek insan arası ilişkileri de zayıflatmaktadır.Aile içinde yabancılaşma görülmekte, etkin iletişim aile dışındaki gruplar arasına kaymaktadır. Baba iş yerindeki arkadaş grubuyla, anne kadınlar arasındaki gruplarla, çocuklar da arkadaş gruplarıyla etkin iletişim kurmayı yeğlemekte, duygu ve düşüncelerin paylaşımın da ev dışına taşımaktadır. Ev içinde zayıflayan iletişime karşın buna karşın ev dışında canlanan ilişkiler, insanlar arasında ki yapancılaşmayı artırmaktadır. Bu durum da değişen insan davranışlarını fark etmeyi engellemektedir. Bu durumun yarattığı doyumsuzluk, evde ki bütün bireylerin davranışlarına yansıyarak ev içi gruplaşmalarına yol açmaktadır. Anne-oğul,baba-kız ya da çocuklar arası koalisyonla anne/babaya karşı cepheleşme eğilimleri ortaya çıkmaktadır. Bu durum iletişimi büsbütün bozmakta sosyal rolleri sertleştirmektedir. Bütün bunların çözümü, ev içinde eşitlikçi, sosyal rolleri arkadaşça yumuşatan, aile disiplini kimseyi yaralanmadan kurup yürüten, anlayışlı, şevkatli,ilkeli bir aile yapısını kurup sürdürebilmektedir. Eşler arasında ki anlayış ve davranış bütünlüğü iletişimi güçlendirerek çocukların sosyal rollerin benimsemelerine yol acar. Böylece aile – içi iletişimde aile dışındaki iletişimde doğru bir temele oturmuş olur.



    AİLE İÇİ İLİŞKİLERDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR



    a. Empati kurabilmek. Empati, kendimizi karşımızdaki kişinin yerine koyabilme hadisesidir. Mesela çocuk oynarken oyuncağını kırdığında “Üzülecek ne var?” diyeceğimize, o oyuncağın çocuğumuz için ne kadar kıymetli olduğunu anladığımızı belirten cümleler kurmamız gerekir. “Oyuncağını çok sevdiğini ve buna üzüldüğünü anlıyorum” gibi.

    b. Dinlerken fiziksel halimize dikkat etmek.

    c. İletişimde bulunduğumuz kişinin karşısına oturmak,

    d. Çehremizi ona yöneltmek,

    e. Dikkatli dinlemek. Aile bireylerinden biri bir problemle ilgili konuşurken diğer bireyin onu dikkatle dinlemesi, gazete, televizyon vs gibi başka birşeyle ilgilenmemesi.

    f. Arada bir kendisini dinlediğimizi ifade eden mimikler kullanmak,

    h. Konuşurken müdahale etmemek

    h. Duygusal cümlelere dikkat etmek ve bunu anladığını gösteren ifadeler kullanmaya çalışmak önemlidir



    AİLEDEKİ NORMAL İLETİŞİM VE ETKİLEŞİMİ ENGELLEYEN FAKTÖRLER


    -Aileyi ve bireyleri ilgilendiren konular üzerinde , yüzeysel konuşma
    -Aşırı soru sorma, yersiz şüphe ve tereddütler
    -Yapay ilgi gösterme
    -Konuşma ve izah etme olmadan , karşı tarafın hareketlerini , düşüncelerini yorumlamaya ve tahmin etmeye çalışma
    -Geçmişteki üzücü ve tatsız olayların sık sık gündeme getirilmesi
    -Sorulan soruları cevapsız bırakma
    -Bireylere söz ile baskı kurmaya çalışma
    -Abartılı bir şekilde onaylama veya reddetme
    -Sık sık öneride bulunma veya kişisel düşünceleri kabule zorlama
    -Suçlama , eleştirme , olumsuz değerlendirmeler yapma
    -Emir verme , tehdit etme
    -Samimiyetten uzak kalma , yalan söyleme
    -Alay etme , küçük düşürmeye çalışma , fikirlere değer vermeme
    -Olayların olumsuz yönlerini çıkarmaya çalışma
    -Küçük hataları çok abartma
    -Fedakarlığı devamlı karşı taraftan bekleme
    -Ortak faaliyetlere gereken önemi vermeme
    -Karşıdakini ifade etme imkanı tanımama


    Bu şekilde iletişim ve etkileşim içinde bulunan aile yapısında bireyler arası iletişimde, karşıdaki kişiyi rahatsız etme , yüz kızartma , sert şekilde bakma , yüz buruşturma konuşmama, yalan söyleme gibi durumların gözükmesi olağandır. Unutulmamalı ki yaşayan her fert ; kendine özgü anlayışı , kişiliği , değer yapısı , entellektüel düzeyi , duygu ve düşünceleri , kimlik yapısı, yetişme tarzı , sosyokültürel statüsü ile yaşayan , hisseden , etkilenen biyopsikososyal bir bütündür . Bu durumda konuşulan her sözün , verilen her mesajın , her jest ve mimiğin iyi veya kötü manada karşıdaki kişide bir etki yaptığı kesindir.
    Aile üyeleri birbirinden aldıkları mesajlar ile kendilerini değerli veya değersiz , kendilerini güvende veya güvensiz hisseder. Bu durum onların psikososyal ve sosyokültürel konumlarını işlevselliklerini ve ruhsal durumlarını etkiler. Sonuç olarak sağlıklı birey , sağlıklı ve bütünlüğü ile fonksiyonel aileyi oluşturacak , sağlıklı aile sağlıklı toplumu oluşturacaktır.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi