Atatürkün başarılı bir öğrenim hayatı

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Atatürkün başarılı bir öğrenim hayatı ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Galus
    Özel Üye





    Cevap: MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ÖĞRENİM HAYATI


    I. SELÂNİK ASKERÎ RÜŞTİYESİNE KADAR

    A. MAHALLE MEKTEBİ

    Mustafa, 1887 yılının 1 Ocak ile 12 Mart tarihleri arasında altı yaşını tamamlar ve yedisine girer. İlk okula gidecektir. O dönemde okullar, Hicri Şevval ayının Ramazan Bayramı’nı takip eden günlerinde açılmakta, Recep ayına rastlayan günlerde de mezuniyet imtihanları yapılmaktadır. 1887 yılında Şevval ayının ilk günleri (01-08), Miladi 23-30 Haziran tarihlerine rastlamaktadır. Bu durumda Küçük Mustafa, Haziran 1887’de ilkokula başlayacaktır.

    Fakat, ilkokula başlama konusunda Anne Zübeyde Hanım ile Baba Ali Rıza Efendi arasında bir tartışma yaşanacaktır. Babaya göre daha “muhafazakâr” bir kişiliğe sahip olan Zübeyde Hanım, Mustafa’nın o zamanlar âdet olan dualar, ilâhîlerle harap, geri ve klâsik eğitim veren Mahalle Mektebine verilmesini ister. Anneye göre daha “yenilikçi” bir kişiliğe sahip olan ve oğlunu okul hayatı sırasında daima, “adam olmak için okumak, öğrenmek şarttır. Başka çaresi yoktur” şeklinde teşvik ederek, dersleriyle yakından ilgilenen Ali Rıza Efendi ise, Mustafa’nın o zaman yeni açılan ve yeni metodlarla eğitim veren Şemsi Efendi Mektebine gitmesini ister.

    Mustafa Kemal, gençlik yıllarına ait hatırlayabildiği “ilk olay” diye bahsettiği bu meseleyi 1922’de şu şekilde anlatır:

    “Çocukluğuma dair ilk hatırladığım şey, mektebe girmek meselesine aittir. Bundan dolayı annemle babam arasında şiddetli bir mücadele vardı. Annem, ilâhîlerle mektebe başlamamı ve mahalle mektebine gitmemi istiyordu. Rüsumatta memur olan babam, o zaman yeni açılan Şemsi Efendi’nin mektebine devam etmeme ve yeni usul üzerine okumama taraftardı. Nihayet babam işi mahirane bir surette halletti: Evvela merasim-i mutade (mutad merasim) ile mahalle mektebine başladım. Bu suretle annemin gönlü yapılmış oldu. Birkaç gün sonra da Mahalle Mektebi’nden çıktım. Şemsi Efendi’nin Mektebine kaydedildim.”

    O yıllarda Osmanlı eğitim sistemi içinde Müslüman çocuklarının çoğunluğu ilk öğrenimlerini mahalle mekteplerinde yapıyorlardı. Mahalle mekteplerinin tek amacı vardı. O da Kur’anıkerim okumayı öğrenen kişiler yetiştirmekti. Eğitimin ezbere dayandığı bu okullardaki dil ise öğrenilmesi çok zor olan Arapça idi.

    Mustafa Kemal’in “merasim-i mutade” dediği ilâhîlerle yapılan “Bed-i Elifba” (Elifbaya Başlama) törenidir. O dönemin bütün çocukları bu törenle mahalle mektebine giderlerdi. Yeni elbiseler giydirilmiş ve boynuna, içinde eski elifba ve amme cüzü, hatta Kur’anıkerim bulunan sırmalı çanta takılmış çocuk, evinde hazır olur. Sonra onun da katılacağı eski usul ilkokulun çocukları, sarıklı hocaların idaresinde ve çocuklar ikişer sıra olarak yeni öğrencinin evinin önüne gelirler. Orada yeni öğrenci öne geçirilir. Yeni öğrencinin babası, büyükleri de kafileye katılırlar. Evin penceresinden çocuğun annesi ve bütün mahalle kadınları göz yaşları içinde, bu kafilenin evin önünden ayrılışını izlerler. Çocuklarına zihin açıklığı dileğiyle dualar okuyup, çocuklarının ardından üflerler. Sonra bu kafile, önceden belletilen ilahileri söyleyerek, sokaklardan geçer. Halk, iki taraflı onları dualarıyla uğurlar. Nihayet mektebe varılır. Çocuklar yerlerini alırlar. Yeni öğrenci, sarıklı hocanın rahlesi önünde diz çökerek önüne açılan eski usul alfabeden hocanın ona parmağıyla, gösterdiği harfleri tekrarlamak suretiyle heceler ve tören biter.

    Sadece Lord Kinross’un eserinde yer alan bilgilere göre Mustafa Kemal, yıllar sonra okula başlayış törenini şöyle anlatır: Mahalle Mektebine gittiğim sabah annem bana beyaz bir entari giydirmiş, başıma da sırma işlemeli bir sarık sararak süslemişti. Elimde yaldızlı bir dal vardı. Sonra Hoca Efendi, yanında bütün okul çocuklarıyla birlikte evimizin yeşilliklerle bezenmiş kapısına geldi. Duadan sonra anne ve hocaya temenna ederek ellerini öptüm. Arkadan yeni arkadaşlarımın alkışları arasında sevinçli bir alay halinde şehrin sokaklarından geçerek camiin yanındaki mektebe gittik. Oraya vardığımızda da hep bir ağızdan dualar okundu. Sonra hoca beni elimden tutarak çıplak ve kemerli bir odaya götürdü. Kur’an’ın kutsal kelamını oradan bana açıklamaya başladı.” Makbule Hanımın anlattığına göre, küçük Mustafa’yı “babası elinden tutarak mektebe götürürmüş...”

    Mustafa Kemal’in, Koca Kasım Paşa Mahallesi’nde ve adının da “Fatma Molla Kadın Mektebi” olduğu ifade edilen, ilkokul eğitimine başladığı bu Mahalle Mektebindeki hayatı ile ilgili olarak daha fazla bilgimiz maalesef yoktur. Fakat, onun ilk öğrenim dönemi için daha çok Şemsi Efendi Okulunda geçtiği anlatılan bir “isyan” olayı vardır. İlk olarak Enver Behnan Şapolyo’nun kaynak göstermeden anlattığı olay, Mustafa ile “sevmediği tek hocası hüsnühat muallimi Çopur Hafız Emin Efendi” arasında şu şekilde cereyan etmiştir : “...Hafız Emin Efendi bütün çocukları yere oturtarak dizlerinde yazı yazdırıyordu. Mustafa (Kemal) buna bir türlü tahammül edemiyordu. Bir gün birdenbire ayağa kalktı. Hocası Çopur Emin Efendi: -Niçin otur muyorsun? -Dizlerim ağrıyor! -Sana otur diyorum! Deyince... küçük Mustafa’nın yüzü kıpkırmızı olarak: -Oturmayacağım! Diye bağırdı. Hocasının: -Bana isyan mı ediyorsun? Demesi üzerine Mustafa Kemal: -Evet isyan ediyorum. Der demez, bütün çocuklar da hep bir ağızdan, -Biz de isyan ediyoruz diye bağırdılar. Hoca bu hareket karşısında kabahatini anlayarak meseleyi kapattı.”

    Kanaatimizce bu olay Mahalle Mektebinde yaşanmış olmalıdır. Çünkü, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacağı üzere, Şemsi Efendi yeni açtığı ve yeni metotlarla eğitim verdiği okulunda öğrencileri, “sınıfa burcu burcu çam kokan tahtalardan yaptırarak koyduğu ve bunları ortada öğretmenin dolaşacağı bir boşluk bırakarak iki taraflı yerleştirdiği” sıralarda eğitmekteydi. Öğretmen masası, kara tahta, tebeşir ve silginin bulunduğu o zamana göre son derece ileri düzeyde ve çok yeni olan bu okulda yukarıdaki olayın geçmesi mümkün değildir. Nitekim, Lord Kinross da bu isyan olayının, “Mustafa Kemal’in Şemsi Efendi Okuluna gitmeden önce kısa bir süre devam ettiği Mahalle Mektebinde cereyan ettiğini ve bunun üzerine de Babası Ali Rıza Efendinin oradan çocuğunu alarak Şemsi Efendi Okuluna naklettiğini” yazmaktadır. Makbule Atadan’ın hatıralarında, “ağabeyinin Mahalle Mektebinde bir buçuk ay kaldığından ve gayri memnun olması üzerine de babasının teşebbüsü ile oradan alındığından” bahsetmesi de; hem olayın Mahalle Mektebinde geçme ihtimalini kuvvetlendirmekte hem de küçük Mustafa’nın bu okuldan alınarak Şemsi Efendi Okuluna verilmesinin nedenini açıklamaktadır.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi