Orhan veli kanık hakkında bilgiler

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Orhan veli kanık hakkında bilgiler ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Forumacil
    Özel Üye





    Cevap: orhan veli kanık hakkında bilgiler



    orhan veli kanık hakkında ile bilgi bilgiler



    Orhan Veli Kanık 1914 yılında
    1914 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.İstanbul'da doğmuştur. Cumhurbaşkanlığı Bando Heyeti şeflerinden Veli Kanık'ın oğludur. İlk öğrenimini
    İstanbul, Marmara Bölgesi'nde il ve Türkiye'nin en büyük kenti. Tarih boyunca çeşitli imparatorluklara başkentlik yapan şehir, 133 milyar dolarlık yıllık üretimiyle Dünyada 34. sırada yer alır. Türkiye'nin kültür ve finans merkezidir. İstanbul, 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır. Marmara kıyısı ve İstanbul Boğazı (Boğaziçi) boyunca, Haliç'i de çevreleyecek şekilde Türkiye'nin kuzeybatısında kurulmuştur.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Galatasaray Lisesi'nin ilk kısmında yapmış, dördüncü sınıfı burada tamamlamış (
    Devlet adamı yetiştirmek amacıyla Sultan İkinci Beyazıt tarafından 1482'de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar. Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul'un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.1925), ilkokulu
    1925 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Ankara'ya gittikleri için Gazi İlkokulu'nda bitirmiştir (
    Ankara, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başkenti, dünyanın 40. büyük şehri. Nüfusu 2007 nüfus sayımına göre 4.466.756 kişidir. Topraklarının büyük bölümü İç Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Sakarya bölümünde yer alan Ankara ilinin merkez kenti'dir. Rakımı ortalama 890 metredir.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.1926). Daha sonra Ankara Erkek Lisesi'ne yatılı girmiş, burayı bitirdikten sonra (
    1926 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.1933) İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne girmiştir. Ancak Fakülte'yi bitirmeden Ankara'ya dönmüş (
    1933 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.1936), PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Nizamlar Bürosu'na memur olarak girmiştir. Daha sonra askere gitmiş (1942-1944), terhis olunca da Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'na girmiştir. Reşat Şemsettin Sirer'in
    1936 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Milli Eğitim Bakanlığı'na getirilmesi üzerine, Bakanlığa egemen olan "tutucu havaya uyamayacağını anlayarak" görevinden istifa eder. Türk yazınında olduğu kadar dönemin düşünce yaşamında da önemli yeri ve etkisi olan Yaprak dergisini yayımlamaya başlamış (
    Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye'de eğitim-öğretimle (talim-terbiye) ilgilenen bakanlıktır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.1 Ocak
    1 Ocak hem Julian hem de Gregorian takviminde yeni yılın ilk günüdür. Sonraki sene için 364 gün var (Artık yıllarda 365).
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.1949), 28 sayı çıkarmıştır. Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday'la birlikte, Nâzım Hikmet'in serbest bırakılması için üç gün açlık grevi yapmış (1950), eylem geniş yankı uyandırmıştır.

    Ankara'da bir gece sokakta Belediye'nin açtırdığı bir çukura düşmüş, başından yaralanmış (
    1949 yılında meydana gelen olaylar.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.10 Kasım
    10 Kasım Gregorian Takvimine göre yılın 314. günüdür. Sonraki sene için 51 (Artık yıllarda 52) gün var.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.1950), iki gün sonra da İstanbul'a gitmiştir. İstanbul'da bir arkadaşının evinde öğle yemeği yerken fenalık geçirmiş, hastaneye kaldırılmıştır (
    1950 yılında meydana gelen olaylar.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.14 Kasım
    14 Kasım Gregorian Takvimine göre yılın 318. günüdür. Sonraki sene için 47 (Artık yıllarda 48) gün var.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.1950). Alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi edilmiş, ancak sonradan beyin kanaması geçirdiği anlaşılmıştır. Aynı gün akşama doğru komaya giren Orhan Veli, geceleyin saat 23.20'de hayata gözlerini yummuştur.

    36 yaşında, en verimli çağında ölen Orhan Veli, özgeçmişini, şiirine içselleşmiş olan humour'uyla şöyle özetlemiştir: "1914'te doğdum. 1 yaşında kurbağadan korktum. 9 yaşında okumaya, 10 yaşında yazmaya merak sardım. 13'te
    1950 yılında meydana gelen olaylar.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Oktay Rıfat'ı, 16'da
    bkz. Oktay Rifat

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Melih Cevdet'i tanıdım. 17 yaşında bara gittim. 18'de rakıya başladım. 19'dan sonra avarelik devrim başlar. 20 yaşından sonra da para kazanmasını ve sefalet çekmesini öğrendim. 25'te başımdan bir otomobil kazası geçti. Çok aşık oldum. Hiç evlenmedim, şimdi askerim".


    Orhan Veli Kanık'ın hayatı



    Orhan Veli KanıkOrhan Veli Kanık (
    bkz. Melih Cevdet Anday
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.13 Nisan
    13 Nisan Gregorian Takvimine göre yılın 103. günüdür. Sonraki sene için 262 gün var (Artık yıllarda 263)
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.1914 –
    1914 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.14 Kasım
    14 Kasım Gregorian Takvimine göre yılın 318. günüdür. Sonraki sene için 47 (Artık yıllarda 48) gün var.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.1950), Türk
    1950 yılında meydana gelen olaylar.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.şair.
    Şair Şiir yazan kişi. Şair kelimesi Arapçadan gelir ve doğaüstü güçlere sahip, meczup, kahin gibi anlamlar da yüklenmiştir.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Melih Cevdet ve

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Oktay Rifat'la birlikte

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Garip Akımı'nın kurucularındandır. Şiirde
    Orhan Veli, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday'ın öncülüğünü yaptığı şiir akımına verilen isim. Garip akımı şairleri, Türk şiirinde o güne kadar yer etmiş kalıp ve anlayışlardan kurtulmak gerektiğini savunur ve biçimciliğe, duygusallığa karşı çıkıp, söyleyiş güzelliğini esas alır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.ölçü,

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.uyak ve sanatlı söyleyişlere karşıydı. Orhan Veli, her şeyin şiire konu olabileceğini savunmuştur.

    Çocukluğu İstanbul'un Cihangir ve Beykoz semtlerinde geçti. İlkokulu
    Şiirde dize sonlarındaki ses benzerliğidir. Türk halk şiirinde ayak olarak adlandırılır. Uyakta ses açısından bezeşen sözcüklerin anlam bakımından farklı olmaları gerekir. Şiirde ses benzerliği yoluyla uyum sağlamak ve genellikle okuru etkilemek amacıyla kullanılan uyak, sözlü edebiyat ürünlerinde hatırlamayı ve ezberi kolaylaştıran bir öğedir.
    Ses benzerliğinin niteliğine göre uyaklar çeşitli türlere ayrılır. Yalnızca bir ünsüzün (sessiz) benzeştiği uyaklara...
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Galatasaray Lisesi'nde yatılı olarak okudu. Babasının Cumhurbaşkanlığı Bando Şefi olması üzerine dördüncü sınıfta iken ailesi
    Devlet adamı yetiştirmek amacıyla Sultan İkinci Beyazıt tarafından 1482'de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar. Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul'un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.İstanbul'dan ayrılınca Ankara Gazi Okulu'na geçti ve ertesi sene Ankara Erkek Lisesi'ne başladı.

    En yakın arkadaşlarından
    İstanbul, Marmara Bölgesi'nde il ve Türkiye'nin en büyük kenti. Tarih boyunca çeşitli imparatorluklara başkentlik yapan şehir, 133 milyar dolarlık yıllık üretimiyle Dünyada 34. sırada yer alır. Türkiye'nin kültür ve finans merkezidir. İstanbul, 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır. Marmara kıyısı ve İstanbul Boğazı (Boğaziçi) boyunca, Haliç'i de çevreleyecek şekilde Türkiye'nin kuzeybatısında kurulmuştur.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Oktay Rıfat ,
    bkz. Oktay Rifat
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Melih Cevdet ile 16 yaşında tanıştı. Bu iki arkadaşıyla birlikte lise yıllarında hazırladığı Sesimiz dergisinde ilk yazılarını yayımladı.


    bkz. Melih Cevdet Anday

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    1933 yılında liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü'ne başladı. Ancak,
    1933 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.1935 yılında okuldan ayrılarak yüksek öğrenimini yarıda bıraktı.

    Şair,
    1935 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.1936’da
    1936 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.Ankara’ya döndü. Askere gidene kadar PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Milletlerarası Nizamlar Bürosunda memurluk yaptı. Bu arada ilk şiirlerini 1936 yılı Aralık ayında Varlık Dergisi'nde Mehmet Ali Sel adı ile yayınladı. 1941’de lise arkadaşları Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte Garip adlı şiir kitabını çıkartarak Garip Şiir Akımının öncülerinden oldu. Şiirlerinde yalın bir halk dili kullandı, yergi ve gülmeceden yararlanarak, sıradan yaşantıların şiirinin de yazılabileceğini gösterdi.

    İkinci Dünya Savaşı nedeniyle askerlik uzatıldığı için 4 yıl askerlik yaptı. Askerlikten döndükten sonra 2 yıl kadar Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu’nda çalıştı. Azra Erhat, Oktay Rıfat, Erol Güney ile ortak çeviriler yaptı. Ancak 1947’de bakanlıktaki “antidemokratik hava” nedeniyle Tercüme Bürosu’ndaki görevinden istifa etti.

    Mehmet Ali Aybar’ın yayımladığı Hür ve Zincirli Hürriyet gazetelerinde eleştiriler, kültür ve sanat üzerine yazılar yazdı. La Fontaine’in masallarını şiirsel bir dille Türkçeleştirdi. Nasrettin Hoca öykülerini de şiire dönüştürdü.

    1 Ocak 1949 tarihinden itibaren on beş günde bir yayımlanan Yaprak dergisini çıkarmaya başladı. 28 sayıyı tamamen kendi çabası ile çıkardı. 15 Haziran 1950'ye kadar yayımlanan bu dergiyi parasal güçlükler nedeniyle yayımlayamaz olunca Ankara'dan ayrılıp, İstanbul'a döndü.

    1950 sonbaharında, bir haftalığına geldiği Ankara'da, 10 Kasım 1950 gecesinde, yolda, onarım için kazılmış bir çukura kafa üstü düşerek yaralandı. İstanbul'a döndükten sonra, bir arkadaşının evindeyken, durumu birdenbire kötüleştiği için kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi'nde, 14 Kasım 1950 tarihinde beyin kanamasından öldü. Ölümü, Türkiye'de o güne kadar hiçbir şairin ölümünde görülmemiş bir yankı buldu. Orhan Veli Kanık geniş katılımlı bir cenaze töreninin ardından Rumelihisarı Mezarlığı'nda toprağa verilmiştir.


    Yazın Yaşamı



    Orhan Veli
    Orhan Veli'nin edebiyata ilgisi daha ilkokul sıralarında başlamış, lise öğrencisiyken Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday ile arkadaş olmuş, bu dostluk Türk şiirinde bir dönemin başlangıcını oluşturmuştur. Lise sıralarında öğretmenleri olan Ahmet Hamdi Tanpınar, Rıfkı Melul Meriç, Halil Vedat Fıratlı ve Yahya Saim Sinanoğlu'nun yakın ilgisini görmüştür. Lisede Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le Sesimiz diye bir dergi çıkarmıştır. Orhan Veli, daha ilk okul beşinci sınıfta iken yazmaya başlamış, ilk öyküsü, eski yazıyla yayımlanan Çocuk Dünyası adlı dergide çıkmıştır. Orhan Veli'nin düzyazıdan şiire dönmesinde, kendisinden iki sınıf önde olan Hıfzı Oğuz Bekata'nın etkisi olduğunu bildirmektedir kardeşi Adnan Veli. Kanık'ın ilk şiirleri Nahit Sırrı Örik'in teşvikiyle Varlık dergisinde yayımlanmış, şair bu şiirlerin bazıların Mehmet Ali Sel imzasını kullanmıştır. Kanık, dönemin İnsan, Ses, Gençlik, Küllük, İnkılâpçı Gençlik gibi dergilerinde de yazmıştır (1936-1942).

    Orhan Veli, Moliere'den Rimbaud'ya La Fontaine'den Musset'ye uzanan bir çok da çeviri yapmıştır.

    Orhan Veli’nin şöhreti şâirliğindedir. Şiirlerini, Garip (1941), Vazgeçemediğim (1945), Destan Gibi (1946), Yenisi (1947), Karşı (1949) adlı küçük kitaplarda toplamıştır. Bu şiirlerin hepsi ölümünden sonra Bütün Şiirler (1951) adıyla yayınlanmıştır. Ayrıca güzel bir halk diliyle nazma çektiği Nasreddin Hoca Hikâyeleri vardır.


    Eserleri

    Garip (1941 – Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile birlikte)


    Garip (1945 – Yalnız kendi şiirlerinden oluşan genişletilmiş 2. baskı)


    Vazgeçemediğim (1945)


    Destan Gibi (1946)


    Yenisi (1947)


    Karşı (1949)


    Bütün Şiirleri ( Adam Yayınları, 1951 – 1975)


    İstanbul Türküsü
    (şiirinden)

    İstanbul'da Boğaziçinde bir fakir Orhan Veli'yim;


    Veli'nin oğluyum,


    Tarifsiz kederler içinde,


    Urumeli Hisarına oturmuşum;


    Oturmuşta bir türkü tutturmuşum:


    “İstanbul'un mermer taşları;


    Başıma da konuyor, konuyor aman martı kuşları;


    Gözlerimden boşanır hicran yaşları;


    Edâlım


    Senin yüzünden bu hâlim.”



    Horoz ile İnci
    (La Fontaine'den çevrilmiş şiiri)



    Horozun biri bir gün inci bulur;


    Alıp onu kuyumcuya doğrulur.


    Kuyumcu ne istediğini sorar.


    O da der ki: “Bu galiba mücevher;


    Al da bunu bana biraz darı ver;


    O benim daha çok işime yarar.”


    Bir câhile bir kitap mirâs kalır;


    Câhil de hemen kitabı alır,


    Yol üstündeki kitapçıya uğrar,


    Der ki: “Bu kitabı vereyim sana,


    Yerine sen üç beş kuruş ver bana;


    O benim daha çok işime yarar.”

    Cırcır Böceği ile Karınca

    Cırcır böceği çaldı saz


    Bütün yaz,


    Derken kış da geldi, çattı,


    Seninkinde şafak attı.


    Baktı ki yok hiç yiyecek


    Ne bir sinek, ne bir böcek,


    Kalktı, karıncaya gitti;


    Yandı yakıldı âh etti.


    üç beş buğdaydan ne çıkar,


    Gelecek mevsime kadar,


    Bir kaç tâne borç istedi.


    “İnayet buyurun” dedi.


    “Yemin billah ederim,


    Eylüle kalmaz öderim.”


    İşin kötüsü, karınca


    Borca hiç alışmamıştı,


    Bu ricaya çıkıştı;


    “Ne yaptınız yaz boyunca?”


    “Ne mi yaptım? Saz çaldım, saz!”


    “Ya öyle mi? Demek ki siz


    Yazı sazla geçirdiniz;


    Şimdi de oynayın biraz.”

    La Martine'den de çeviriler yapmıştır. Şu manzume “Göl” şiirinden bir parçadır:

    Ebedî gecesinde bu dönüşsüz seferin


    Hep başka sâhillere doğru sürüklenen biz.


    Zaman adlı denizde bir an, bir lahza için


    Demirleyemez miyiz?







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi