Hükümet sistemleri nelerdir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Hükümet sistemleri nelerdir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Hükümet sistemleri nelerdir





  2. 2
    Gizliyara
    Frmacil.com





    Cevap: hükümet sistemleri nelerdir


    hükümet sistemleri nelerdir


    Hükümet, hukuk ve siyaset biliminde bîri dar, di¬ğeri geniş anlamda kullanılan ve çeşitli an¬lamları olan bir kavramdır. Dar anlamda, bir devletin otoriteye ilişkin kararlarını uy¬gulayan ve yürütme gücünü temsil eden bakanlar kurulunu ifade eden hükümet kavramı, geniş anlamda bir devletin yasa¬ma, yürütme ve yargı organlarını ve bunla¬ra bağlı olarak devlet yetkisini kullanan tüm devlet organlarını içine alan siyasal yönetim biçimini ifade eder. Demokratik hükümet, monarşik hükümet gibi.
    Devletin bir organını ifade eden dar an¬lamdaki hükümet, bazı farklılıklar olmak¬la beraber, genellikle devlet başkanı, baş¬bakan, bakanlar kurulu ve bakanlıklar¬dan meydana gelir. Günümüzde hükümet sözcüğü daha çok bakanlar kurulu ya da kabine ile eşanlamda kullanılır (bkz. Bakanlar Kurulu).
    B.HÜKÜMET SİSTEMLERİNİN TASNİFİ
    Siyaset ve anayasa teorisinde hükümet sistemleri kuvvetler ayrılığı ve kuvvetler birliğine göre tasnif edilmektedir.
    Kuvvetler ayrılığı esasına göre yapılan hükümet sistemleri tasnifinde genellikle yargının konumu göz önünde bulundurulmamaktadır. Bunun başlıca iki nedeni vardır. Birincisi, yargının özü bakımından “siyasi” olmaktan çok, hukuki-teknik bir “kuvvet” olmasıdır. İkinci olarak, çağdaş demokratik sistemlerde yargının konumu bakımından esaslı fark yoktur; yani yargı işlevi hepsinde de diğer iki “kuvvet”ten bağımsız olarak mahkemelerce yerine getirilir.
    Bu çerçevede, devlet içinde kuvvetlerin dağılımı ve düzenlenişi açısından günümüz anayasal demokrasilerinde başlıca üç tür hükümet sistemi bulunmaktadır: (1) kuvvetlerin ayrılığına dayanan başkanlık sistemi, (2) kuvvetlerin hukuki-siyasi birliğine dayanan meclis hükümeti sistemi, (3) kuvvetlerin hukuki ayrılığına fakat siyasi birliğine dayanan parlamenter hükümet sistemi. Ayrıca parlamenter hükümet sistemi ve başkanlık hükümet sistemi arasında yer alan “melez” bir rejim olarak yarı-başkanlık hükümet sistemi de vardır.
    C.PARLAMENTER SİSTEM
    Parlamenter sistem, oldukça uzun sayı¬labilecek bir gelişim sonucunda 18. yüzyıl¬da İngiltere'de doğmuş ve 19. yüzyılda di¬ğer batı ülkelerinde benimsenmiştir. Batı'da bu yıllarda halkın seçtiği parlamento¬lar karşısında mutlak monarşilerin geriledi¬ği görülmektedir. Gerileyen monarşilerle güçlenen parlamentoların belli noktalarda uyuşmaları, parlamenter sistemi doğur¬muştur. Doğuş itibariyle parlamenter sis¬tem "liberal" ve "seçkinci" temellere dayanmaktadır. Liberaldi; çünkü mutlak krallıkların yıkılması ve siyasi özgürlükle¬rin kabul edilmesine dayanır. Seçkincidir; çünkü ilk parlamentolarda temsil edilebil¬mek, belli miktarda servet sahibi olmayı ge¬rektirmektedir. Ancak parlamenter siste¬min kuruluşunun, tüm ülkelerde aynı aşa¬malarda gerçekleştirildiği söylenemeyece¬ği gibi, günümüzde de tek tip bir parlamentarizmden söz edilemez.
    Literatürde parlementarizm, genellikle, kuvvetlerin yumuşak ayrılığına ve işbirliğine dayanan hükümet sistemi olarak olarak tanımlanır. Bu sistemde, yasama ve yürütme yetkileri kural olarak iki ayrı organa verilmişse de bu organlar birbirinden tamamen bağımsız değildir. Bu organlar yer yer iç içe girmiştir. Keza bu organlar karşılıklı olarak birbirinin hukuki varlığına son verme imkânına da sahiptir. Yumuşak kuvvetler ayrılığı sisteminde, bu organlar arasında karşılıklı işbirliği de vardır. Bu nedenle bu sisteme “kuvvetlerin işbirliği” sistemi de denmektedir.
    Yumuşak kuvvetler ayrılığı sistemine genel olarak “parlamenter sistem” denir. Bu sisteme “parlamenter sistem” yerine, “parlamenter rejim”, “ parlamenter demokrasi”, “parlamenter hükümet” veya kısaca “parlamentarizm” dendiği de olur. Parlamenter sistem oldukça yaygın bir sistemdir. Bu sisteme örnek olarak, başta İngiltere olmak üzere, Almanya, İtalya, İspanya, Belçika, Hollanda, Danimarka, Lüksemburg, İsveç, Norveç ve Yunanistan gibi ülkeler sayılmaktadır. Ülkemizde de parlamenter hükümet sistemi uygulanmaktadır. Par-lamenter Hükümet Sistemi, birtakım özelliklere sahiptir. Parlamenter sistemin özelliklerini “asli özellikler” ve “tali özellikler” olarak ikiye ayırabiliriz.
    1. Aslî Özellikler
    Parlâmenter hükûmet sisteminin en kısa ve güzel tanımı Leon D. Epstein tarafından yapılmıştır. Epstein’e göre, parlâmenter sistem, “yürütme iktidarının yasama iktidarından kaynaklandığı ve ona karşı sorumlu olduğu anayasal demokrasi tipi”dir. Bu tanıma göre parlâmenter sistemin iki temel ayırıcı özelliği vardır: (1) Hükûmet yasama organından kaynaklanır; yani yasama organı tarafından seçilir. (2) Hükûmet yasama organına karşı sorumludur. Bu iki özelliğe bir üçüncü özellik ekleyenebilir: (3) Yürütme ikili yapıdadır.
    a) Yürütme Organının Yapısı-İki Başlılık:
    Parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organı “iki-başlı” dır. Buna “düalist yürütme” de denir. Bir yandan “devlet başkanı”, diğer yanda ise “bakanlar kurulu” vardır. Devlet başkanı, monarşk parlamenter sistemlerde “kral”; cumhuriyet tipi parlamenter sistemlerde “ cumhurbaşkanı”dır. Devlet başkanı yasama organı karşısında sorumsuzdur. Bu nedenle de yetkilerini ancak başbakan veya bir bakanın “karşı-imza”sıyla kullanabilir. Yürütme organın diğer kanadında ise “bakanlar kurulu” bulunur. Bakanlar Kuruluna “hükümet” ya da “kabine” de denir. İşte yürütme organın bu ikinci kanadı yasama organı karşısında sorumludur. Bakanlar Kurulunun başlıca görevi ülkenin genel siyasetini belirlemek ve hükümet etmektir. Bakanlar Kurulu da kendi içinde ikili yapıya sahiptir. Bir tarafta “başbakan” diğer tarafta “bakanlar” bulunur. Başbakan, bakanlar kurulunun yani hükümetin başıdır. Klasik anayasa hukuku teorisine göre başbakan da hukuki statüsü itibariyle diğerleri gibi bir “bakan”dır. Bu nedenle de başbakan sadece eşitler arasında birincidir. Parlamenter sistemlerde bakanlar kuruluna kolektif sorumluluk, kolejyallik, homojelik, dayanışma ve gizlilik ilkeleri hâkimdir. Ayrıca bu sistemde başbakanın parlamentonun bir üyesi olması zorunlu iken bakanlar açısından böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır.
    b) Yürütmenin Göreve Gelişi:
    Parlâmenter hükûmet sistemlerinde yürütme organı doğrudan doğruya halk tarafından seçilmez. Yürütme organının birinci kanadı olan “devlet başkanı” genellikle doğrudan doğruya halk tarafından değil, genelikle yasama organı tarafından seçilir. Parlamenter sistemlerde yürütme organının ikinci kanadı olan kabine de seçim usuluyle değil, yasama organı tarafından belirlenir. Kabine parlamentonun içinden çıkar; ondan kaynaklanır. Bu konuda çeşitli usuller vardır. Örneğin Almanya’da Japonya’da başbakan doğrudan doğruya yasama organı tarafından seçilir. Diğer bazı ülkelerde ise, devlet başkanı parlamentodan güvenoyu alabilecek bir kişiyi (örneğin çoğunluk partisinin lideri) başbakan olarak atar. Bu kişi diğer bakanları seçer. Başbakan tarafından seçilen kişiler cumhurbaşkanı tarafından bakan olarak atanırlar. Daha sonra bu şekilde kurulmuş olan kabine, yasama organından güven ister. Bu nedenle, parlamenter hükümet sisteminde kabinenin nihai tahlilde yasama organı tarafından belirlendiğini söyleyebiliriz.
    c) Sorumluluk: Yasamanın Güvenine Dayanma:
    Parlâmenter hükûmet sistemlerinde, yürütmenin bir kanadı olan devlet başkanı yasama organı karşısında sorumsuzdur. Ancak yürütümenin ikinci kanadı olan kabine yasama organı karşısında sorumludur. Parlamenter sistemde, kabine yasama organının güvenine dayanır. Yasama organı güvensizlik oyuyla kabineyi görevden alabilir. Kabinenin yasama organı karşısında, kolektif ve bireysel olmak üzere iki tür sorumluluğu vardır. Kabinenin yasama organı karşısında bir bütün olarak sorumluluğuna “kolektif sorumluluk” denir. Ayrıca parlamenter hükümet sisteminde her bir bakan tek tek yasama organı karşısında sorumludur. Buna ise “bireysel sorumluluk” denir.
    2. Tali Özellikler
    Bu özellikler, parlâmenter sistemin asli şartları değildir. Yani yukarıdaki üç aslî özelliği taşıyan bir sistem, aşağıdaki tali özelliklerden birisini taşımıyorsa, sırf bu nedenle, parlâmenter sistem olmaktan çıkmaz.
    a) Fesih:
    Parlâmenter hükûmet sistemlerinde, yasama organının hükûmeti güvensizlik oyuyla düşürebilmesine paralel olarak, yürütme organı da yasama organını feshedebilir. Yani parlamenter sistemde, yasama ve yürütme organları birbirlerinin hukuksal varlığına son verebilmektedirler. Fesih yetkisi genellikle devlet başkanı tarafından kullanılan bir yetkidir. Devlet başkanının bu yetkiyi kullanması bakımından da iki ihtimal söz konusudur. Bazı anayasalar ( örneğin 1949 Alman Anayasası m.58; 1958 Fransız Anayasası m.19) fesih yetkisini tek başına devlet başkanına vermiştir.Bu takdirde, devlet başkanı fesih yetkisini başbakanın istemi olmaksızın kullanabilir. Ama parlamenter hükümet sistemlerinin çoğunluğunda (örneğin Belçika, Danimarka, Hollanda, İngiltere, İspanya, İtalya, Japonya, Lüksemburg) devlet başkanı bu yetkisini ancak başbakanın veya bakanlar kurulunun istemiyle kullanılabilir.
    b) Aynı Kişi Hem Yürütmede, Hem Yasamada Görev Alabilir:
    Parlamenter hükümet sisteminde aynı kişi, aynı anda hem yasama, hem de yürütme organında görev alabilir. Yani bir kişi hem milletvekili, hem de başbakan ve bakan olabilir. Parlamenter hükümet sistemlerinde aynı kişi hem yasama, hem de yürütme organında görev alabildiğine göre, bu sistemde tam olarak kuvvetler ayrılığı yoktur. Zaten bu nedenle de, parlamenter hükümet sistemine, “yumuşak” kuvvetler ayrılığı sistemi denmektedir.
    c) Bakanlar Kurulu Yasama Organının Çalışmalarına Katılır:
    Parlâmenter sistemlerde, bakanlar kurulunun kanun tasarısı sunma hakkı vardır. Keza, başbakan ve bakanlar parlamentoya girme hakkı, orada oturma, tartışmaları izleme, söz alma hakkına sahiptir. Diğer yandan, hükümet parlamentoya baskı yapmak amacıyla parlamentodan güven isteyebilir. Ayrıca parlamenter hükümet sistemlerinde, bakanlar kurulunun veya devlet başkanının parlamentoyu toplantıya çağırma hakkı vardır. Nihayet, parlamenter sistemlerde yürütme organının parlamentoyu fesih yetkisi de vardır.
    3.Parlamenter Sistemin Güçlü ve Zayıf Yanları
    Parlamenter hükümet sisteminin birtakım güçlü ve zayıf yanları vardır.
    a) Parlâmenter Sistemin Güçlü Yanları.-
    Parlâmenter sistemin taraftarlarına göre bu sistemin güçlü yanları şunlardır:
    (1) Parlâmenter sistemde tıkanıklıkların çözüm yolu vardır:
    Parlamenter sistemde, yasama organı ile yürütme organı arasında bir kriz çıkarsa, bu krizin “güvensizlik oyu” ve “ fesih” gibi araçlarla çözülmesi mümkündür. Fesihten sonra yeni seçimlere gidilir. Seçimlerde parlamento ile hükümet arasındaki uyuşmazlık halk tarafından çözümlenir. Bu nedenle, parlamenter hükümet sistemlerinde rejimin kilitlenmesi, tıkanması ihtimali daha düşüktür.
    (2) Parlâmenter sistem esnektir:
    Parlâmenter sistemin savunucularına göre hükümet ile parlamento arasındaki siyasal süreç donmuş değildir; sürekli gelişime açıktır. Halkın desteğini yitirmiş, iş göremeyen hükümetleri değiştirmek için başkanlık sisteminde olduğu gibi, dört ya da beş yıl beklemek gerekli değildir.
    (3) Parlâmenter sistem kutuplaşmaya yol açmaz:
    Parlamenter sistemde, seçimi kazanan partinin herşeyi kazandığı söylenemez; çünkü görevde kalması için devamlı olarak parlamentonun güvenine ihtiyacı vardır. Diğer yandan parlamenter sistemde seçimi kaybedenler de sistemden dışlanmaz; onlar da “muhalefet” olurlar.
    4) Parlâmenter sistemlerde devlet başkanının ılımlılaştırıcı ve uzlaştırıcı bir etkisi vardır:
    Parlâmenter sistemlerde, devlet başkanları sorumsuz, tarafsız ve genelikle partiler üstü bir konumda bulunurlar. Devlet başkanları, devlet ve milletin bütünlüğünü temsil ederler.
    b) Parlâmenter sistemin Zayıf Yanları.-
    Parlâmenter sistemine karşı olanlar tarafından da bu sistemin birtakım zayıf yanlarının olduğu iddia edilmiştir:
    1) Parlâmenter sistem istikrarsız hükûmetlere yol açar:
    Parlâmenter sistemlerde hükûmet, parlâmentonun güvenine dayanır; dolayısıyla parlamento tarafından her zaman görevden alıanabilir. Bu nedenle, paralmenter hükümet sisteminde, bu sistemin mantığı gereği, potansiyel bir hükümet istikrarsızlığı saklıdır.


    2) Parlâmenter sistem zayıf hükûmetlere yol açar:
    Bunun başlıca nedeni parlâmenter sistemlerde görülen kaolisyon hükümetleridir. Kaolisyon hükümetleri birden fazla partiden oluşmuştur; bu partiler doğal olarak birbirinin rakibi durumundadır, dolayısıyla bu partiler arasında şu ya da bu şekilde bir uzlaşmazlık vardır. Diğer yandan kaolisyon hükümetleri hızlı karar alamaz. Kaolisyon hükümetleri, hiçbir şey yapmayarak hayatlarını uzatmaya çalışırlar. Böylece kaolisyon hükümetleri yönetme yeteneğinden kısa sürede mahrum kalırlar.
    3) Parlâmenter sistem düşük nitelikli bir demokrasiye yol açar:
    Çünkü: (a) Bir kere Parlâmenter sistemlerde, halk, hükûmeti doğrudan doğruya belirleyememektedir. Halk parlâmento üyelerini seçmekte, parlâmento üyeleri de, hükümeti seçmektedir. (b) İkinci olarak, “hesap sorabilirlilik” bakımından parlamenter sistem düşük değerde bir sistemdir. (c) Nihayet “önceden bilinebilirlilik” açısında da parlamenter sistem daha düşük bir değere sahiptir. “Önceden bilinebirlilik”, seçmenin oy pusulasını atarken oy verdiği adayın kazanması halinde kimin hükümet olacağını bilmesini ifade eder.
    D.BAŞKANLIK SİSTEMİ
    Başkanlık sisteminin kökeni Amerika’nın 1787 Anayasası’na dayanmaktadır. Tipik örneğini ABD’nin hükümet sisteminin oluşturduğu başkanlık sisteminin temel ilkesi “kuvvetler ayrılığı”dır. Başkanlık sisteminde yasam ile yürütme organı hem işlevsel hem de organik açıdan birbirinden ayrılmıştır. İşlevsel ayrılıkla, yasama ile yürütmenin yerine getirdikleri işlevlerin farklı olduğu kastedilmektedir. Yani, yasama “ yasa yapma”, yürütme ise hükümet etme” anlamına gelmektedir. Bu sistemde her bir kuvvet sadece kendi işlevini yerine getirir; bu işlevlerin birbirine veya bir kuvvetin diğerine karışması söz konusu değildir. Organik ayrılığın anlamı ise, yasama işlevi ile yürütme işlevinin ayrı ayrı organlar tarafından yerine getirilmesi ve bu organların birbirinden bağımsız olmalarıdır. Buna göre, yasama yetkisi temsili bir meclise (Amerikan örneğinde Kongre’ye) yürütme yetkisi ise genel oyla seçilmiş bir başkana aittir.
    Bu sistemde yasama ve yürütme kuvvetleri birbirinden mutlak bir şekilde ayrılmış iki organa verilmiştir. Bu organlar karşılıklı olarak birbirinden, gerek kaynak bakımından, gerek varlıklarını sürdürme bakımından bağımsızdır. Yani, yasama ve yürütme organları ayrı ayrı seçilir ve seçildikten sonra da birbirlerinin varlıklarına son veremezler. Bu organların anayasal sistem içinde güçleri de birbirine eşit veya az çok dengelidir. Sert kuvvetler ayrılığı sistemine genellikle “başkanlık sistemi” denir. Bu sisteme “başkanlık sistemi” yerine, “başkanlık rejimi”, “başkanlık demokrasisi”, “başkanlık hükûmeti” veya kısaca “prezidansiyalizm” dendiği de olur. Başkanlık sisteminin en bilinen örneğin Amerika Birleşik Devletleridir.
    Başkanlık Sistemi anayasal organlar arasında denge ve işbirliğine dayanan nispeten başarılı bir kuvvetler ayrılığı modeli oluştırmuştur.
    Başkanlık sisteminin özelliklerini “asli özellikler” ve “tali özellikler” olarak ikiye ayırabiliriz.

    1. Aslî Özellikler
    Başkanlık sisteminin aslî ayırıcı özellikleri şunlardır:
    a) Yürütme Organı Tek Kişiliktir:
    Başkanlık sisteminde yürütme organı tek kişiden oluşur. O da “başkan”dır. Yani başkanlık sisteminde yürütmede “tek-başlılık” vardır. Başkanlık sisteminde, başkanın dışında sembolik bir devlet başkanlığı makamı yoktur. Başkan aynı zamanda devlet başkanıdır. Diğer yanda başkanlık sisteminde, parlamenter sistemlerde görülen tipte bir “kabine”, yani “kolektif” bir yürütme organı yoktur. Bütün yürütme yetkisinin sahibi tek başına başkandır.
    b) Başkan, Halk Tarafından Seçilir:
    Başkanlık sisteminde, yürütmenin başı, yani başkan, doğrudan doğruya veya ona benzer bir şekilde halk tarafından, belli bir dönem için (örneğin 4 yıl) seçilir.
    c) Başkan, Yasamanın Güvenine Dayanmaz:
    Başkanlık sisteminde yürütmenin başı, yani başkan, halk tarafından belli bir süre için seçildikten sonra, görev süresi boyunca görevde kalır. Başkanın bu süre içinde görevde kalması yasama organının güvenine dayanmaz. Başkan normal olarak süresi dolmadan yasama organı tarafından güvensizlik oyuyla görevden alınamaz. Dolayısıyla başkan yasama organına karşı sorumlu değildir.
    2. Tali Özellikler
    Bu özellikler, başkanlık sisteminin asli özelliklerinden farklıdır. Yani başkanlık sisteminin aslî özelliğini taşıyan bir hükûmet sistemi, tali özelliklerden birisini taşımıyorsa, sırf bu nedenle, başkanlık sistemi olmaktan çıkmaz.
    a) Başkan Yasama Organını Feshedemez:
    Başkanlık sisteminde nasıl ki yasama organı başkanı güvensizlik oyuyla düşüremiyorsa, buna paralel olarak, başkan da yasama organını feshedemez.
    b) Aynı Kişi Hem Yürütmede, Hem Yasamada Görev Alamaz:
    Başkanlık sisteminde aynı kişi, aynı anda hem yasama, hem de yürütme organında yer alamaz. Bu kural, yasama ve yürütmenin birbirinden ayrıldığının mantıksal sonucudur. Başkan ve sekreterleri yasama organı üyesi olamazlar. Keza başkan sekreterlerini Kongre üyelerinin dışından seçmelidirler. Buna paralel olarak, yasama organı üyeleri de, yürütme organında yer alamazlar; idari nitelikte görevler kabul edemezler; memur olamazlar.
    c) Başkan, Yasama Organının Çalışmasına Katılamaz:
    Başkanlık sisteminde, başkan ve sekreterler yasama organının çalışmasına katılamaz. Başkan ve sekreterler, yasama organının toplantılarına katılıp grüş bildiremezler. Başkanlık sistemlerinde meclislerde yürütmenin temsilcileri yoktur. Başkanın kanun teklif etme yetkisi yoktur. Başkanın yasama organının toplanmasını engelleme hakkı, toplanmış meclisin toplantılarını kapatma, meclisi tatile sokma yetkisi yoktur. Meclis kendiliğinden toplanma ve dilediği kadar çalışma hakkına sahiptir. Ancak başkanın yasama faaliyetine katılmaması özelliği mutlak nitelikte değildir.
    3. Başkanlık Sisteminin Güçlü ve Zayıf Yanları
    a) Güçlü Yanları:
    Başkanlık sisteminin parlâmenter hükûmet sistemine nazaran belli başlı üç üstünlüğünün veya güçlü yanının olduğu ileri sürülmüştür:
    (1) Başkanlık sistemi istikrarlı bir yönetime yol açar:
    Başkanlık sisteminda başkan belli bir süre için seçildiğine ve bu süre içinde güvensizlik oyuyla görevden alınamadığına göre, başkanlık sisteminde hükümet krizlerinin ortaya çıkması ihtimal dışıdır.
    2) Başkanlık sistemi güçlü bir yönetim yaratır:
    Bir devlet tek kişi tarafından daha güçlü yönetilir. İkinci olarak, başkanın doğrudan doğruya halk tarafından seçilmesi, başkana büyük bir prestij ve meşruluk kazandırır. Üçüncü olarak, başkanlık sisteminde, ne olursa olsun, dört ya da beş yıl boyunca görevde kalacağını bilen başkan, korkmadan politikasını uygulayabilir.
    (3) Başkanlık sistemi daha demokratik bir yönetim yaratır:
    Çünkü bir kere, başkanın doğrudan doğruya halk tarafından seçilmesi, başkanlık sistemine tartışılmaz bir demokratik nitelik kazandırır. İkinci olarak, “hesap sorulabilirlilik” bakımından başkanlık sistemi parlamenter sisteme göre daha demokratik bir sistemdir. Üçüncü olarak, “önceden bilenebilirlilik” aççısından da başkanlık sistemi daha demokratiktir. Başkanlık sisteminde, seçmenin oy verdiği aday kazanırsa ülkeyi dört ya da beş yıl o idare edecektir. Oysa paralamenter sistemde, partinin temsilcileri için oy kullanan seçmen, partinin başbakan olarak kimi destekleyeceğini bilmemektedir.
    b) Zayıf Yanları:
    Başkanlık sisteminin güçlü yanlarına karşılık bazı zayıf yanlarının olduğu ileri sürülmüştür. İddia edilen bu zayıf yanlar şunlardır:
    (1) Başkanlık sistemi rejim krizlerine yol açabilir:
    Başkanlık sisteminde, fesih ve güvensizlik oyu gibi araçlarla, yasama ve yürütme organları karşılıklı olarak birbirlerinin hukuki varlığına son veremediklerine göre, bu sistemde, eğer bir kriz ortaya çıkarsa, bu krizin sistem içinde, yeni seçime gidilerek çözülme imkânı yoktur. Böyle bir ortamda, bu krizin demokratik olmayan yollarla, askeri darbeyle, çözülmesi ihtimal dâhilindedir.
    (2) Başkanlık Sistemi Katıdır:
    Başkanlık sisteminde başkan da paralamento da belirli sürelerle işbaşındadır. Bir kere seçilmiş başkan, daha sonra halkın desteğini yitirmiş olsa bile görevinden alınamaz. Diğer yandan uzlaşmaz bir parlamentoya karşı da başkanın yapabileceği bir şey yoktur.İşte bu probleme “katılık problemi” ismi verilmektedir.
    3) Başkanlık sistemi çift meşruluk sorununa yol açabilir:
    Başkanlık sisteminde yasama organı gibi, yürütme organının da halk tarafından seçilmiş olması, her iki organın da ayrı ayrı meşruluk iddiasında bulunmasına yol açabilir.
    (4) Başkanlık sistemi siyasal kutuplaşmaya yol açabilir:
    Başkanlık sisteminde “kazanan her şeyi kazanmakta” ve “kaybeden de herşeyi kaybetmektedir”. Bu nedenle başkanlık sisteminde demokratik siyaset bir nevi “ya hep, ya hiç oyunu” haline gelmektedir. Başkanlık sisteminin bu niteliği siyasal kutuplaşmayı ve gerilimi artıracak niteliktedir.
    (5) Başkanlık sistemi iktidarın kişiselleşmesine yol açabilir:
    Bu sistemde, yürütme organı ek kişiden oluşmaktadır. Bu sistemde, başkan hem hükümet, hem de devlet başkanı statüsündedir. Halk tarafından seçilen ve görev süresi dolmadan görevden alınamayan böyle bir başkan, devleti, hükümeti ve bütün halkı temsil ettiği yanılsamasına kapılarak iktidarını kişiselleştirme yoluna gidebilir. Başkanın özel bir başkanlık sarayına sahip olması gibi sıra dışı unsurlar da dikkate alındığında, başkanın kendisini zamanla, bir “kral”, bir “imprator” gibi hissetmesi ihtimal dâhilindedir.
    E. MECLİS HÜKÜMETİ SİSTEMİ
    Meclis hükümeti sistemi, Jean- Jacques Rousseau tarafından savunulan egemenliğin tekliği ve bölünmezliği teorisine dayanır. Buna göre egemenlik yetkileri olan yasama ve yürütme (ve hatta yargı) tek organa verilmelidir. Bu organ da haliyle, demokratik mantıkla, halkın temsilcilerinden oluşan meclistir. O halde meclis, başta yasama, yürütme olmak züere bütün sahalarda milli iradeyi açıklamaya yetkilidir. Kısacası, yasama ve yürütme iktidarları mecliste toplanmalıdır.
    Kuvvetler birliği sisteminin bu çeşidinde, yasama ve yürütme kuvvetleri yasama organında birleşmiştir. Yani yasama organı hem kanun yapmakta, hem de yaptığı kanunları uygulamaktadır. Bu tür sisteme anayasa hukuku literatüründe “meclis hükümeti sistemi” veya “konvensiyel sistem” denmektedir.
    a.Meclis Hükümeti Sisteminin Yasama Organına İlişkin Özellikler
    Meclis hükümet sisteminde yasama yetkisi halk tarafından seçilmiş temsilcilerden oluşan bir meclise aittir. Meclis hükümet sisteminin yasama organına ilişkin gösterdiği başlıca özellikler şunlardır:
    1.Meclis hükümeti sistemlerinde, yasama organı her halükarda tek meclislidir.
    2. Meclis hükümeti sistemlerinde, meclis kendi kendini toplantıya çağırır.
    3. Meclis hükümeti sistemlerinde, meclis ancak kendi kendini feshedebilir.
    4. Meclis hükümeti sistemlerinde, meclis sürekli olarak çalışır. Buna “meclisin sürekliliği veya meclisin istikrarı” ilkesi denir.
    b.Meclis Hükûmeti Sisteminin Yürütme Organına İlişkin Özellikleri
    Meclis hükümet sisteminde yürütme yetkisi de bizzat meclise aittir. Ancak yüzlerce kişiden oluşan bir meclisin, bu haliyle yürütme yetkisini bizzat kullanması pratikte mümkün değildir. İşte bu nedenle, meclis hükümet sistemlerinde de meclis, yürütme işi için, kendi içinden bir “heyet” , bir “komite” seçer. Bu heyete 1921 Anayasası dönemi Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti terimlerinden esinelenerek “icra heyeti”, bu heyetin üyelerine de “icra vekili” ismi verilebilir. Meclis hükümet sisteminin yürütmeye ilişkin olarak gösterdiği başlıca özellikler şunlardır:
    1.Meclis hükümet sisteminde, “icra heyeti”nin, meclisten ayrı bir varlığı, kendine mahsus bir hüviyeti ve teşebbüs kuvveti yoktur. Meclis ne istiyorsa, icra vekilleri heyeti onu yapmak zorundadır.
    2.Meclis hükümet sistemlerinde bir devlet başkanı yoktur.
    3.Meclis hükümet sistemlerinde bir başbakanlık makamı da yoktur.
    4.Meclis hükümeti sistemlerinde “icra vekilleri heyeti” arasında “kolektif sorumluluk” ve “bakanlık dayanışması” ilkesi geçerli değildir.
    5.İcra vekilleri heyetinin üyeleri eclis tarafından ve meclis tarafından tek tek seçilir ve gerektiğinde yine meclis tarafından serbestçe görevden alınırlar.
    6. İcra vekilleri heyeti üyeleri meclise karşı bireysel sorumludurlar. Bu sorumluluk mutlaktır.
    7. Meclis hükümet sistemlerinde, meclis icra vekillerine kendi işlerini yürütme işini nasıl yapacakları konusunda emir ve talimat verebilir.
    8. Meclis hükümet sistemlerinde, icra vekillerinin aldığı kararlar, meclisin denetimine tabidir. Meclis icra vekillerinin almış olduğu kararları istediği zaman değiştirebilir veya iptal edebilir ve hatta onların yerine geçerek yeni işlem tesis edebilir.
    9. İcra heyetinin meclis karşısında kullanabileceği hiçbir hukuki silah ve araç yoktur. İcra Heyeti, meclisi feshetme, toplantısına engel olma, çalışma süresini uzatma veya kısaltma gibi etkileme araçlarına sahip değildir.
    c.Meclis Hükûmeti Sisteminde Yargının Durumu
    Meclis hükümeti sisteminde genellikle yargının durumuns değinilmez. Aslında meclis hükümeti sisteminde yargı kuvveti de meclise tabidir. Bu sistemde tek egemenlik olduğundan ve egemenlik de bölünmez olduğundan yargı da teorik olaak meclise tabi olur. Örneğin; Türkiye’de Birinci TBMM dönemi meclis hükümeti sisteminde yargının da büyük ölçüde meclise tabi olduğu söylenebilir. Zira bu sistemde üyeleri meclis tarafından kendi üyeleri arasından seçilen İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur.


    d.Meclis Hükûmeti Sisteminde Pratikte Yürütmenin Üstünlüğü
    Meclis hükümeti sistemlerinde, meclis (yasama), icra vekilleri heyetinden (yürütmeden) tartışılmaz bir şekilde her bakımından üstündür. Bununla birlikte, meclis hükümeti sisteminde yasamanın yürütmeye üstünlüğü teoride kalır. Pratik de bunun tersi görülür. Yürütmeyle görevlendirilen kişiler, kısa zaman içinde güçlenir ve meclis karşısında “fiili üstünlük” kurarlar. Meclis hükümeti sistemi uygulamada diktatörlüğe dönüşür. Gerçekten de meclis hükümeti sisteminin uygulandığı sistemlerde diktatörlükler görülmüştür.

    e.Meclis Hükümeti Sistemine Örnekler: Fransa (1792-1795), Türkiye (1920-1923)
    İsviçre dışında, meclis hükûmeti sistemi, olağanüstü ve krizli dönemlerde uygulanmıştır. İlk defa Fransa’da Konvansiyon döneminde (1792-1795) uygulanmıştır. Bu dönemde, yasama, yürütme ve hatta yargı kuvvetleri “Konvansiyon (Convention)” ismi verilen bir meclisinin elinde toplanmıştı. İkinci örnek Türkiye’deki Birinci Meclis Dönemidir (1920-1923). 1921 Teşkilât-ı Esasîye Kanununa göre yasama ve yürütme kuvveti Büyük Millet Meclisinde toplanmıştı.
    F.YARI BAŞKANLIK SİSTEMİ
    Güçlendirilmiş devlet başkanlığına dayanan palamanterizmin başlıca örnekleri Avusturya, Weimar Almanyası ve Finlandiya gibi ülkelerde görülmektedir. Bu anayasal sistemlerde cumhurbaşkanlarına önemli yetkiler verildiği gibi, onlar ayrıca genel oyla göreve gelmektedirler. Bunlara “melez parlamenterizm” veya “ikici yürütme” modeli denilmektedir.
    Fransa’da Beşinci Cumhuriyet uygulaması, özellikle 1962’de yapılan anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanının genel oyla seçilmesinenin öngörülmesinden sonra, modeldeki ikiciliği (düalizmi) bir diyarşiye (ikili iktidar) dönüştürmüş ve böylece parlamenterizmden farklı bir sistem modeli doğduğu düşünülmeye başlanmıştır. Nitekim meşhur Fransız kamu hukukçusu ve siyaset bilimci Maurice Duverger bu modele “yarı başkanlık hükümeti” sistemi adını vermiştir.
    Yarı-başkanlık sistemi, değişik şekillerde tanımlanmışsa da, çok basit olarak şu şekilde tanımlanabilir: Cumhurbaşkanının halk tarafından seçildiği bir parlâmenter sisteme yarı-başkanlık sistemi denir. Aslında bu sisteme mantıken “yarı-parlâmenter sistem” denmelidir. Ancak her nedense, “yarı-başkanlık sistemi” denmiştir.
    1.Temel Özellikleri
    a) İki-Başlı Yürütme:
    Başkanlık sisteminde yürütme organı “tek başlı”dır. Oysa yarı başkanlık sisteminde yürütme organı “iki başlı”dır. Bir tarafta cumhurbaşkanı diğer tarafta ise hükümet (bakanlar kurulu) bulunur. Bu bakımından yarı başkanlık sistemi parlamenter sisteme benzemektedir.


    b) Seçim Usûlü:
    Başkanlık sisteminde, yürütmenin başı, yani başkan, doğrudan doğruya halk tarafından, belli bir dönem için seçilir. Yarı başkanlık sisteminde de öyledir. Yani cumhurbaşkanı da halk tarafından seçilmektedir. Bu unsur bakımından yarı başkanlık sistemi parlamenter sisteme değil, başkanlık sistemine benzemektedir.
    c) Yasamanın Güveni:
    Başkanlık sisteminde, yürütme organı yasama organının güvenine dayanmaz. Oysa yarı başkanlık sisteminde yürütme organının bir kanadı olan hükümet (bakanlar kurulu) yasama organına karşı sorumludur. Yasama organı, kabineyi güvensizlik oyuyla görevden alabilir. Bu nokta bakımından yarı başkanlık sistemi parlamenter sisteme benzemektedir.
    Yarı başkanlık sistemine örnek olarak, Fransa, Portekiz, Avusturya, İrlanda, İzlanda ve Finlandiya verilmektedir. Yani, bu ülkeler temelde bir paralamenter sistemin özelliğini göstermelerine rağmen, halk tarafından doğrudan doğruya seçilmiş devlet başkanlarına sahiptir







+ Yorum Gönder
kolejyallik nedir,  content
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi