İslamiyet niçin dayanışmaya önem vermiştir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden İslamiyet niçin dayanışmaya önem vermiştir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    İslamiyet niçin dayanışmaya önem vermiştir





  2. 2
    İlk Yolcu
    Bayan Üye





    Cevap: İslamiyet dayanışmaya neden önem verir

    Dünyada mevcut canlı türleri, dağınık bir halde değil de, topluluklar halinde bir yaşam mücadelesi vermektedirler. Bütün canlılarca uygulanan bu yaşam tarzı, toplumsal hayat olarak isimlendirilmiştir. Özellikle insan fıtratına en uygun yaşam şekli de budur. Konumuzla ilgili Kur'an mesajları da bu doğrultudadır. Örneğin: "Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız için de, sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık." (1) buyurulmuştur.
    Âyette verilen mesaja dikkat edilirse, aynı ana-babadan çoğalan insanlığın, birbirleriyle tanışıp kaynaşmaları için yeryüzüne dağılarak, kitleler halinde yaşadıkları vurgulanmaktadır.
    Yine konumuza ışık tutan bir başka âyet-i kerîmede ise, karşılıklı olarak sürdürülmesi gereken bu beşeri ilişkilerin, meşrû münasebetler çerçevesinde olması istenmektedir. Şöyle ki: "İyilik ve (Allah'ın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın." (2) buyurulmuştur.
    İşte yüce dinimiz, iyiliklerde birbirimizle yardımlaşmayı, kötülüklere neden olan her türlü söz ve davranışlardan da sakınarak, el ve gönül birliği içinde olmamızı sağlık vermektedir. Binaenaleyh toplumu oluşturan fertlerin birlik ve dayanışma halinde olmaları dinî ve millî varlığın korunması ve devamı için zorunludur. Ayrıca bu tutum ve davranış barış ve huzurun da teminatıdır.
    İslâm dini sözkonusu birlik ve dayanışmanın sağlanması için, mü'minleri kardeş olarak ilan etmiştir. Nitekim yine Kur'an'da: "Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki, merhamet olunasınız." (3) buyurulmuştur.
    Yine İslâm dini, sadece arzedilen türden ve bu paralelde olan uyarılarıyla yetinmemiş, bir taraftan meşru ölçüler içinde dayanışmayı teşvik ederken, diğer taraftan da toplumlar için en ideal yaşam ortamını sağlayıcı ilkeler ve kurallar getirmiştir. Ayrıca bu kuralların, pratik hayatta uygulanmasını da esas almıştır. Zira İslâm dini, hayalcilikten uzak gerçekçi bir dindir. Bu itibarla sadece sözde kalan ve eyleme dönüşmeyen kuru vaatlere, İslâm hiç itibar etmemiştir. Örneklersek, kendi yakın çevre komşusunun halinden haberdar olmayan veya bu konuya ilgisiz kalan ve bir müslümandan uzak çevrede meskün müslümanlara karşı ilgi beklenmesinin kuru bir hayalcilik olacağı herkesçe malûmdur. Kaldı ki, komşusu aç iken rahatlıkla tıka basa mide doldurup, gününü gün etmek, İslâm'ın ruhuna aykırıdır. Mü'minleri bir bedene benzeten İslâm, herhangi bir uzvun rahatsızlığını bütün vücudun paylaştığı gibi, başkalarının uğradıkları musibetlerin de, el ve gönül birliğiyle paylaşılmasını öngörmüştür. (4)
    Binaenaleyh İslâm, sadece kendini düşünmeye ve yalnız "nefsinin adamı" olmaya karşı çıkmıştır. Çünkü böyle kişilerin çoğunluğu teşkil ettiği bir toplumun huzur ve barış içinde olması, hatta ayakta kalabilmesi fazla iyimserlik olur. Zira tarihte de pek çok acı örneklerine şahit olunduğu gibi, birlik ve dayanışmadan uzak, sadece kendi şahsî çıkarları peşinde koşmayı âdet haline getiren toplumlar, bu yanlışlığın bedelini çok ağır ödeyerek, tarih sahnesinden silinmişlerdir.

    1- Hucûrat, 13.
    2- Maide, 2.
    3- Hucurât, 10.
    4- Buhârî, Edeb, 27; Müslim, birr, bab 17.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi