Soğuk algınlığına iyi gelen doğal besinler nelerdir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Soğuk algınlığına iyi gelen doğal besinler nelerdir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Soğuk algınlığına iyi gelen doğal besinler nelerdir





  2. 2
    Gizliyara
    Frmacil.com





    Cevap: soğuk algınlığına iyi gelen doğal besinler nelerdir


    Kış mevsimi hastalıklarından soğuk algınlığı ve grip çoğu zaman birbirine karıştırılmakla birlikte, apansız bastıran enfeksiyonlara karşı insanlarımız nasıl tedavi olacağı konusunda yeterince bilgi sahibi olmamanın sıkıntısını yaşamaktadırlar


    Yüksek ateş, baş ağrısı ve burun akıntısı ile kendini gösteren grip, uygun yöntemlerle tedavi edilmediği takdirde yaşlılarda ve direnci düşük hastalarda ölümcül olabilmektedir

    Konu hakkında görüşlerini aldığımız AÜ Antalya Tıp Fakültesi Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Latife Mamıkoğlu, "Gribin tedavi edilebilmesi için Türkiye'de halen bir yöntem yok Ancak korunmak için grip aşısı uygulanmaktadır. Kendisine aşı yapılması gereken kişiler öncelikle enfeksiyon hastalıklarına direnci düşük olan kişilerdir Bunlar da yaşlılar, çocuklar, kan hastalığı olanlar, kalp, böbrek, şeker ve astım hastaları ile vücut direnci bozukluğu olan hastalardır. Süresi bir yıl olan grip aşısını yaptıracak kişi aşının o yıl için üretilmiş olmasına dikkat etmelidir Bu aşıyı yumurtaya alerjisi olanlar yaptırmamalıdır" dedi

    Soğuk algınlığının belirtileri ise boğaz ağrısı ve hapşırma şeklinde görülüyor. Sigara kullananların bu enfeksiyona yakalanma riski fazla. Soğuk algınlığı öldürücü olmamakla birlikte bilhassa çocuklarda sinüzit ve kulak akıntısı enfeksiyonlarına yol açmakta. Doç. Dr. Latife Mamıkoğlu, "Soğuk algınlığının tedavisinde antibiyotiğin yeri yoktur Soğuk algınlığına yakalananlar el, yüz ve vücut temizliğine dikkat etmelidirler Hapşırma sırasında atılabilen mendillerle ağızları kapatmalı" diye konuştu

    Soğuk algınlığı olanlar tedavi için bol C vitamini alıp istirahat etmelidirler. Ihlamur, adaçayı gibi sıcak içecekleri ılıtıp bal veya pekmez karıştırarak içmelidirler. Ayrıca buhar tedavisi de uygulayabilirler. Kapalı mekanlar havalandırılmalı ve nemli hava solumaya özen gösterilmelidir. Burundaki akmaları önleyici birtakım ilaçlar doktor kontrolünde alınabilir.

    Şifalı bitkiler çay ocaklarında
    Son yılların halk arasında en çok rağbet gören tedavi şekilleri arasında yer alan bitkiler, birçok yerde ikram olarak karşımıza çıkıyor.


    Uygulayıcıları tarafından alternatif tıp ya da herbalizm olarak adlandırılan bu tedavi sisteminde yüzlerce bitkiden faydalanılırken, içecek olarak ikram edilen bitkilerde de bol çeşit dikkat çekiyor

    Gittiğimiz (özellikle sağlık konusunda oldukça hassas) kurum ve kuruluşların çay ocaklarında kavanozlar içerisine özenle yerleştirilmiş ve kaynatılarak içilmeye hazır pek çok bitkinin el altında bulundurulduğu dikkat çekiyor

    Yoğun iş trafiğinden bunaldınız, karnınızda bir ağrı hissettiniz, hafif baş ağrınız var, öksürüğünüz eksilmiyor, aşırı stresli ve sinirlisiniz; o halde hemen size ikram edilecek içecekler arasından durumunuza uygun olanı tercih ediyorsunuz

    Özel olarak açılan bürolarda yarı resmi veya ehliyetsiz kişiler tarafından sağlıksız ve kanunsuz uygulandığı belirtilen bu tedavi sistemine karşı olanlar olduğu gibi, destekleyenler de bulunuyor

    HANGİ BİTKİLER REVAÇTA?

    Pek çok rahatsızlığa iyi geldiği belirtilen ve kullanımı oldukça yaygın olan bitkilerden bazılarının isimleri ve kullanım alanları şöyle :

    Karabaş otu (başağrısı, mide ve kolesterole), tarçın (öksürük, astım, bronşit ve soğuk algınlığına), karanfil (çaylara katılır, tarçınla aynı özellikte), kekik (şeker hastalığına, tansiyona), sinir otu (mide hastalıklarına), nane (soğuk algınlığı, karın ağrısı, mide bulantısı, öksürüğe), kuşburnu (bol C vitamini var. Taş, kum, üre ve böbrek taşına, şeker hastalığına), oğul otu (kalp damarlarını açar, sinirleri yatıştırır), papatya (soğuk algınlığı, saç dökülmesi, cilt için, öksürüğe), anason (mide gazına ve zayıflamaya), ısırgan otu (saç dökülmesi, karaciğer ve kansere), ada çayı (soğuk algınlığına), sinemeki (hazımsızlığa, saç dökülmesine, kabızlığa)

    ALTERNATİF TIP YAYGINLAŞIYOR

    Uygulayıcıları tarafından alternatif tıp ya da herbalizm olarak adlandırılan bitki ile tedavi sistemi birçok yerde ikram olarak karşımıza çıkıyor. Sağlık konusunda hassas bazı kurum ve kuruluşların çay ocaklarında kavanozlar içerisine özenle yerleştirilmiş ve kaynatılarak içilmeye hazır pek çok bitkinin el altında bulundurulduğu dikkat çekiyor

    Hastalıklara meyve sebze tedavisi
    Samsun Sağlık İl Müdürü Dr. Cihat Dündar, kışın yaklaştığı şu günlerde, mevsim hastalıklarından korunabilmenin en kesin çözümünün, mevsim sebze ve meyvelerini bolca tüketmek olduğunu söyledi


    Yaz mevsimine ait bir çok meyvenin yavaş yavaş piyasadan kalktığını ifade eden Sağlık İl Müdürü Dr. Dündar, mevsimin getirdiği mineral ve vitamin bakımından zengin sebze-meyvenin tercih edilmesi gerektiğini belirterek, "Bu mevsimde yavaş yavaş piyasaya çıkan turunçgiller tercih edilmelidir. Çünkü bu meyveler, vücut için koruyucu bir mekanizma görevi yapıyorlar" dedi.

    Vücudun protein ihtiyacının karşılanması için etin de tüketilmesi gerektiğini kaydeden Dr. Dündar, "Kolesterolü ve yağı kırmızı ete göre daha az olan tavuk ve balık eti tercih nedeni olmalıdır, çünkü beyaz et, kırmızı ete göre sağlıklıdır" diye konuştu

    Mevsim hastalıklarından korunmanın diğer bir yolunun ise soğuğa karşı gerekli tedbirin alınması olduğunu kaydeden Dr. Dündar, soğuk algınlığına karşı, bu mevsimde insanların kendilerini ve vücut ısısını koruyabilecek giysilere ihtiyacı olduğunu vurguladı

    Havaların soğuması ile birlikte, insanların kapalı mekanlarda kalmayı soğukta gezmeye tercih ettiklerini, bu nedenle kapalı mekanlarda hava sirkülasyonunun öneminin ortaya çıktığını da dile getiren Sağlık İl Müdürü Dr. Cihat Dündar, sözlerini şöyle tamamladı: "Dışarısı gezinti için uygun olmadığı için, insanlar sürekli kapalı alanlarda bulunuyor. Bu kapalı mekanların hava sirkülasyonlarının sağlanmasına dikkat edilmelidir. Özellikle sigara içilmeyen alanlar tercih edilmelidir. Hava sirkülasyonu yoksa, çeşitli hastalıkların yayılması kolaylaşır."


    Tabiî ilaçlara dönüş başladı
    Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri'nin kullandığı ve tavsiyesinde bulunduğu ilaçlar vardır. Bunların topuna birden verilen isim, Tıbb-ı Nebevi... Peygamberimiz'in tedavileri, bu yoldaki tavsiyeleri mânâlarına gelen isim. Şimdilerde bu konuda kitaplar tekrar yazılmaya başlamış. Yani yeniden geçmişe dönüş. Efendimiz'in tarif ve tavsiye buyurduğu ilaçlara yöneliş sözkonusu


    Nitekim Sur dergisi de Eylül 1994 sayısını bu konuya tahsis etmiş. "Nasıl Sağlıklı Olunur?" diye sorduğu sualine tabiî ilaçlardan topladığı örneklerle cevaplar vermiş. Biz de bugünkü yazımızda bu sayıdaki tesbitlerden örnekler sunmaya çalışacağız. Herhalde faydalı olacak, kolay elde edilen bazı tabiî ilaçlar dikkatinizi çekecektir. Konunun uzmanı ile yapılan sohbette dikkatimizi çeken hususlar şöyle ifade edilmiştir

    * * *

    Mesela, Anadolu'da her sofrada kuşburnu, kuşburnu şurubu (marmelatı) bulunur. Bilhassa kışın. Yeni yeni öğreniliyor ki dünyada en yüksek (C) vitamini ihtiva eden meyve, kuşburnudur. Demek dedelerimiz bunu çok önceden biliyorlardı

    Eskiden balıkyağı çok kullanılırdı. Şimdi pek kullanılmıyor. Dedelerimiz üşütme, soğuk algınlığı ve şişmanlamayı balıkyağıyla önlerlerdi. Şimdi yapılan araştırmalarda balıkyağının kolesterole ve tansiyona çok iyi geldiği ortaya çıkmıştır

    Eskiden kullanılan gıdaları yeni yeni çözümlüyor bugünkü ilim. Mesela bal: Balın üzerinde durmak mecburiyetindeyiz

    Öyle mühim bir gıda ki, insan sağlığına fevkalade iyi geliyor. İshal mi oldunuz, soğuk bal şerbeti için. İshalinizi keser. Kabız mı oldunuz, sıcak bal şerbetini için, kabızlığınızdan kurtulursunuz. Öksürüyor musunuz? Balla karabiberi karıştırarak yeyin. Öksürüğünüzü kessin

    Bronşit mi var? İki kaşık bal, bir kaşık tereyağı, bir çay kaşığı karabiberi kaynat, sıcak sıcak iç, güzelce sarıl, yat, terle. Vücudunda bronşit veya soğuk algınlığı gitsin

    Zeytin
    Kur'an'da var. Tıbb-ı Nebevi'de var. Zeytinyağı üreten çevrede yapılan araştırmalarda kalb hastalıkları çok azalmış. Adetâ yok Zeytini döv, çıbanın veya kan toplanan yerin üzerine koy, kanı hemen dağıtsın

    Zeytin yaprağını kaynat, suyunu birer bardak sabah akşam iç, şekerin varsa şifa bulursun.

    Grip misin? Burnun tıkalı ne yapacaksın? Zeytin yapraklarını al, bir tutamını suya at, kaynatırken buharında dur, teneffüs et, burnun açılsın...

    Dedelerimiz eskiden çikolata mı yiyordu? İkaz ediyorum: Bir yere giderken çocuklara çikolata götürmeyin, fındık, fıstık, üzüm, incir kurusu götürün, keçiboynuzu, badem hediye edin...

    Dedelerimiz öksürünce ne yapardı? Bir tutam elma kabuğu, ıhlamur, soğan, limon kabuğunu kaynayan suya koyar, beş dakika kaynatır içerdi. Lahanayı unutmayın. Sütle beraber kaynatın, çocukların öksürükleri için kullandırın. Göğsü hemen yumuşatır, yan tesiri de hiç olmaz... İncir yaprağını sütle kaynatın, şekere iyi gelir. İncir yaprağını suyla kaynatıp içtiğinizde de ishala iyi gelir. İncir meyvesini yerseniz ishal yapar, zeytinyağına koyup bekleterek yerseniz kabızlığa iyi gelir, bağırsakları çözer, ishali önler.

    Soğan, sarmısak deyip de geçmeyin. Bol miktarda soğan, sarmısak yenip pekmez içilmesini tavsiye ederim. Çay içerken de şeker yerine bal, ya da pekmez kullanılmasında da faydalar vardır.

    * * *

    Yazımızı Peygamberimiz'in ölümsüz bir sözüyle bağlayalım:

    "Tedavi olun ey Allah'ın kulları! Allah (c.c.) şifasını yaratmadığı derdi de yaratmamıştır. Yaşlılık ve ölüm bundan müstesna... "

    Grip, kronik hastalıkları kontrolden çıkarıyor
    İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, gribin basit bir soğuk algınlığı gibi görülmesinin yanlış olduğunu anlatarak, “Kanser, kalp, böbrek gibi kronik bir hastalığı bulunan kişilerde grip hastalığı tehlikeli bir eğilim göstermektedir.

    Grip nedeniyle vücudun halsiz düşmesi durumunda kronik hastalıklar kontrolden çıkabilir.” dedi.

    Grip sebebiyle Türkiye’de her yıl 4–5 bin kişinin hayatını kaybettiğini ifade eden Prof. Dr. Badur şunları söyledi: “Grip nedeniyle kontrolden çıkan kronik hastalıklar ölümlere sebep olabiliyor. Ancak, kayıtlarda ölüm sebepleri kalp krizi, kanser ya da başka bir hastalık olarak görülüyor. Bu nedenle gribin sebep olduğu ölüm sayısı tam olarak bilinmiyor.”

    Türk toplumunun gribi ciddiye almadığını; ama risk grubuna giren herkesin aşı olması gerektiğini kaydeden Badur, risk grubuna girenleri ise şöyle sıraladı: “65 yaşın üstündekiler, kalp, böbrek, şeker gibi kronik rahatsızlıkları olanlar ve çocuklar risk grubundadır. ”

    Acıbadem Bağdat Caddesi Polikliniği Başhekimi Dr. Aydoğan Lermi ise, gribin nezle ve soğuk algınlığı ile karıştırılmaması gerektiğini söyledi. Dr. Lermi, nezle ve soğuk algınlığının sadece baş ve boynu etkilediğini, gribin ise bütün vücudu etkilediğini kaydetti. Lermi, yumurta alerjisi olanlar ile 6 aydan küçük bebeklere grip aşısı yapılmaması gerektiğini ifade ederken, hamilelerin de aşı yaptırması gerektiğini sözlerine ekledi.



    Soğuk algınlığı, çocuklarda ciddi hastalıklara kapı açabilir
    Havalar ısındı diyerek rehavete kapılmayın. Çünkü gece ve gündüz sıcak farklılığının fazla olduğu şu günlerde çocuklarınızı soğuk algınlığına karşı korumaya özen gösterin ki soğuk algınlığı başka hastalıklara kapı açmasın.


    Bebekler ve çocuklar kış aylarında ve mevsim değişimlerinde sıkça hastalanıyor. Özellikle, virüslerle bulaşan soğuk algınlığı çocukların en çabuk yakalandığı hastalık. Aslında çok ciddi bir durum olmayan soğuk algınlığı, vücudun direncini düşürerek bebek ve çocukların bronşit, zatürree gibi önemli hastalıklara yakalanmalarına kapı açıyor. Soğuk algınlığından sonraki hastalıklar için aileleri dikkatli olmaya çağıran Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Seçil Sözen "Bronşit, akciğer hava kanallarında oluşan iltihabî bir durumdur. Nedeni basit bir soğuk algınlığı olabilir. Soğuk algınlığı gibi başlayan enfeksiyon bronşite ilerleyerek solunum güçlüğü ve balgamlı hale gelen öksürüğe dönüşebilir. Bronşitte hızlı ve hırıltılı solunum mevcuttur. Genelde öksürüğün ardından kusma olabilir. Bu durumda derhal bir doktora başvurmak gerekir." diyor.

    Çocukluk yaş grubunda çok sık görülen akut solunum yolu enfeksiyonlarının en önemli sebebi olan soğuk algınlığına virüsler sebep oluyor. Direkt temas ile bulaşan virüs, ağza veya burna girerek hastalık için zemin hazırlıyor. Solunum yolu etrafındaki epitel dokuda ve mukoza bezlerinde iltihaplanmaya yol açıyor. Böylece hastalığın belirtileri olan burun akması, boğaz ağrısı ve hapşırmalar başlıyor.

    Soğuk algınlığının önemli belirtisinin boğaz ağrısı olduğuna dikkat çeken Dr. Seçil Sözen, hastalıkla ilgili şu bilgileri veriyor: "Boğaz ağrısı genellikle solunum sistemindeki bir soruna işarettir. Bebekler veya çocuklar boğazlarındaki rahatsızlıkları anlatamaz. Ancak onların yutkunmada zorluklarını anlamak kolaydır. Boğaz ağrısı bazen bakteriler tarafından iltihaplanan bademciklerden dolayı da olabilir. Çocuğunuz boğaz ağrısından yakınıyorsa ya da beslenirken yutkunma güçlüğü çekiyorsa kuvvetli ışık altında başını arkaya doğru çevirip, temiz bir kaşıkla dilini yavaşça bastırıp ''aaa'' dedirtip boğazını ve bademciklerini görebilirsiniz. Eğer iltihabi bir görünüm mevcutsa bu enfeksiyon soğuk algınlığı olmadığı için çocuğunuz ile derhal doktora başvurun."

    Soğuk algınlığı ile karışan diğer bir klinik tablo da saman nezlesidir. Hapşırık, burun akıntısı, kaşıntılı ve sulanan gözler bu hastalığı gösterir. Genellikle ilkbahar ve yaz aylarında çiçek ve ağaçlardan gelen polenlerle kendini gösterir. Saman nezleli çocuklar burnu tıkalı olduğundan ağızları açık dolaşır. Soğuk algınlığındaki ateş saman nezlesinde yoktur.

    Hamileler kış hastalıklarına karşı daha dikkatli olmalı
    Kış aylarında en sık görülen rahatsızlıkların başında soğuk algınlığı ve grip geliyor. Bu hastalıkların tedavisinde sıradan insanlar gibi her türlü ilacı, ağrı kesiciyi ve bitki çaylarını içemeyen hamile kadınların, hasta olmamak için daha dikkatli olmaları gerekiyor.


    Acıbadem Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Bölüm Sorumlusu Doç. Dr. Tolga Ergin, hamileliğin, gribe yakalanmak için tek başına bir risk faktörü oluşturmadığını, ancak hamile bir kadın gribe yakalandığında komplikasyon görülme ihtimalinin arttığını belirtiyor. Hamilelik, bağışıklık sisteminin yanında solunum, dolaşım sisteminde de değişikliğe sebep olarak komplikasyonlar açısından daha yüksek risk taşımasına sebep oluyor. Grip ve soğuk algınlığından korunmak için kapalı ve kalabalık yerlerden mümkün olduğunca uzak durulması, ayrıca ellerin sık sık yıkanması gerekiyor.

    Her iki hastalık için de kesin bir tedavi yöntemi olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Tolga Ergin, tedaviden ziyade hastalığa yakalanmamanın önemli olduğunu söylüyor. Ergin, tedavi ile ilgili şu bilgileri veriyor: "Her iki hastalık da virüs sebepli olduğu için, bu enfeksiyonların üzerine ikincil bakteriyel bir enfeksiyon eklenmediği sürece antibiyotik tedavisinin yeri yoktur. Hastalığa yakalanmamak için bahsettiğimiz korunma önlemleri oldukça önemlidir. Ancak şikayetlerin daha hafif bir şekilde seyretmesini sağlayacak bazı destek tedavileri de mevcuttur. Özellikle istirahat ve mümkünse yatak istirahati gerekiyor. Bulunulan ortamın ısısının yeterli sıcaklıkta, havalandırılmış ve hafif nemli olması da sağlanmalı. Her gün yeterli miktarda (2-3 litre/gün) sıvı alınması gerekli. Dengeli ve düzenli beslenmenin yanında karbonhidrat alımının yeterli olmasına özen gösterilmeli. C vitamini kaynağı olan meyvelerin bolca tüketilmesi vücudun direncini artırmak açısından önem taşıyor. Eğer ağrı ve ateş var ise, parasetamol güvenle kullanılabilir. Burun tıkanıklığı için çocuklar için kullanılan serum fizyolojik veya okyanus suyu gibi sprey ve damlalar; boğaz ağrısı ve yanmalar için ise yumuşatıcı pastiller rahatlıkla kullanılabilir."







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi