Varlığın ana maddesi nedir sorusuna cevap arayan ilk çağ filozoflarına verilen ortak isim

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Varlığın ana maddesi nedir sorusuna cevap arayan ilk çağ filozoflarına verilen ortak isim ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Varlığın ana maddesi nedir sorusuna cevap arayan ilk çağ filozoflarına verilen ortak isim





  2. 2
    Gizliyara
    Frmacil.com





    Cevap: varlığın ana maddesi nedir sorusuna cevap arayan ilk çağ filozoflarına verilen ortak isim

    varlığın ana maddesi nedir sorusuna cevap arayan ilk çağ filozoflarına verilen ortak isim

    Anaksagoras

    Klazomenai'li Anaksagoras, Sokrates öncesi düşünürlerden biridir. Ana madde ve ilk hareket ettirici neden öğretisi vardır. Doğum yeri olarak bugünkü Urla gösterilmiştir ve soylu bir aileye sahiptir. Bütün servetini bilimsel araştırmalar uğruna harcadığını söylenmektedir. İ.Ö 468 yılında düşen bir gök taşını incelemiş ve onun kızgın bir taş kitlesi olduğu kanaatine varmıştır. Anaksagoras Atina'ya yerleşmek için gelen ilk düşünürdür. Onun sayesinde Atina felsefe dünyasına giriş yapmıştır.

    Atina'da oldukça iyi karşılanmış ve dönemin en güçlüsü olan Perikles'in dostu olmuştur. Aynı zamanda Euripides'le de dostluk kurmayı başarmıştır. Gök cisimlerini incelemesi ve gök taşının düşmesi onu evrensel düzenle ilgili yeni kuramlar geliştirmeye itmiştir. Ay ve güneş tutulmaları, gök taşları, gök kuşağı ve Peloponnesos'dan daha büyük ve ışık saçan bir kütle olarak tanımladığı güneşle ilgili bilgiler vermeye çalışmıştır. Gök cisimlerinin dünyayla aynı yapıda olduğunu ileri sürmüştür. Bununla birlikte bu kuramları halkın inançlarına ters düşmüştür. Çünkü o dönemde güneş Yunanlılar için bir tanrıdır ve onu bir baş olarak nitelendirmek büyük saygısızlıktır. Bu nedenle İ.Ö 450′de Anaksagoras, Perikles'in siyasi karşıtları tarafından, yerleşik inanca karşı geldiği düşüncesiyle mahkemeye verilmiştir. Perikles sayesinde serbest bırakılmışsa da yine de Atina'dan ayrılıp İyonya'da bulunan Lampsakos'a gitmeye zorlanmıştır. Lampsakos (Şimdiki Çanakkale) İ.Ö 428′de orada ölmüştür. Ölümünden sonra Lampsakos agorasına heykelinin dikildiği ve de öğrencilerin onun ölüm yıldönümlerinde anma törenleri düzenledikleri söylenir.




    Anaksagoras Felsefesi

    Varlık Kuramı

    Varlığın temel köklerini tohum olarak adlandıran Anaksagoras, doğada nitelik bakımından ne kadar çeşit varsa, o kadar da tohum vardır. Duyularımızla algıladığımız nesnelerde tüm tohumların bulunduğu ve bu nesnelerin kendilerinde ağır basan tohumun karakterini aldığını, onun adıyla anıldığını söyler. Kendi kendine hareket eden tohumlardan ayrı bir hareket ettirici neden bulunması gerektiğini düşünmüştür. Bu nedenin de Nous (ruh,akıl) olduğunu ileri sürmüştür. Nous tohumların birbiriyle karışması ve birbirlerinden ayrılmasına neden olan hareket ettirici kuvvettir.

    Anaksagoras hiçten hiçbir şeyin meydana gelmeyeceğini ve hiçbir şeyin hiçliğe gitmeyeceğini düşünür. Dolayısıyla mutlak anlamda bir oluş ve yok oluş yoktur.

    “Yunanlılar doğuş ve yok oluştan söz ederken doğru olmayan bir dil kullanmaktadırlar, çünkü hiçbir şey doğmaz ve yok olmaz. Sadece var olan şeylerin karışması ve ayrılması vardır. O halde onlar doğmayı karışma, yok olmayı ise ayrılma olarak adlandırsalar iyi ederler.”

    Varlıkların en son parçaları yoktur, sonsuza kadar bölünebilirler. Hem sayı bakımından sonsuzdurlar hem de küçüklük bakımından. Evrende hiçbir şey saf halde bulunmaz.

    “Her şeyde her şeyden bir parça vardır; bütün şeyler belli ölçüde her şeyde bulunurlar.”

    Anaksagoras'a göre sonsuz küçük ve sonsuz büyük mevcuttur.

    “Küçük olan şeyler içinde bir en son küçüklük derecesi yoktur, tersine daima bir daha küçük vardır. Var olanın bölme yoluyla varlıktan kesilmesi imkansızdır. aynı şekilde her zaman, büyük olandan daha büyük olan bir şey vardır ve o nicelik bakımından küçük olana eşittir. Her şey aynı zamanda hem küçüktür hem de büyük.”

    Evren Bilimi

    Anaksagoras'a göre evren her şeyle tam bir karışım durumunda olduğu bir başlangıç noktasından hareketle meydana gelmiştir. Anaksagoras evrenin bu başlangıç durumuna İlk Karışım adını verir. Bu İlk Karışıma evreni meydana getirecek olan hareketi verdiren Nous'tur. Nous akıllı, düzenleyici, düzen verici bir ilkedir. bundan dolayı o, her şeyin her şeyle bir arada bulunduğu bu karışıklık durumunu bir düzene sokmuştur.


    “Nous şeyleri hareket ettirmeye başladığında harekete geçen her şeyde bir ayrılma ortaya çıkmış ve Nousun kendilerini harekete geçirmesinden ötürü her şey ayrılmıştır. Ayrılan bu şeylerden toprak katılılaşmıştır, çünkü buluttan su, sudan toprak ayrılmıştır. Topraktan ayrılan taşlar ise soğuğun etkisiyle katılaşmışlar ve sudan daha öteye atılmışlardır.

    Bilgi Kuramı

    Anaksagoras'a göre benzer benzeri algılayamaz. Algı, karşıtların meydana getirdiği uyarımın sonucudur.

    “Bizim kadar sıcak olan veya bizim kadar soğuk olan bir şey bizi ne ısıtır ne de soğutur.”

    Gece görmememizin nedeni de, gecenin siyahlığı ile göz bebeğimizin siyahlığı arasında bir fark olmamasıdır. Anaksagoras bir yandan duyularımızın zayıf olduğunu ve bize doğruyu vermekten aciz olduğunu söyler.

    “Duyularımız zayıf olduğundan doğruyu bilemeyiz.”

    Öte yandan görünen şeyler sayesinde görünmeyen şeylerin bilgisine erişebileceğimizi kabul eder.

    “Görünen şeyler, görünmeyen şeyleri gösterir.”

    Anaksimenes

    Doğa filozofu ve gelenksel olarak batı dünyasının ilk filozofları kabul edilen Miletos'lu üç düşünürün sonuncusudur. Anaksimenes'te Thales'i öğrencisidir ve onun ilgilendikleriyle ilgilenmiştir. Hellenistik döneme ulaşabilen yazılarından günümüze kalanlar, yalnızca sonraki yazarların kendi çalışmalarına aldıkları bazı bölümlerdir. Bu nedenle Anaksimenes'in düşüncelerine ilişkin yorumlar çoğunlukla birbirleriyle çelişir.

    Düşünceleri ilkçağda çok etkili olmuştur. Onun düşüncelerinin izlerini, kendisinden sonraki pek çok düşünürde görüyoruz. Bu düşüncelerin geniş bir alana yayılmasında, Miletos'un İranlılarca alınması ve tahrip eilmedi sonucu öğrencilerinin her yöne dağılmasında etkili olmuştur. Anaksimenes, aynı Anaksimandros gibi bir fizikçi, bir doğa bilimcisidir. Onun da öncelikle doğa olaylarıyla ilgilendiğini görüyoruz. O da doğa olaylarını, bir doğa bilimcisi gibi açıklamak istemiştir ve bu yüzden yorumlarında dini yorumlara rastlanmaz. Ölçülü ve yazsın bir anlatımla yazmıştır eserlerini.


    Edinilen bilgilere göre, 6. yüzyılda yaşamış ve 525 yılında vefat etmiştir. Pratiğe yönelik işlek bir zekaya ve engin bir düşünceye sahip yetenekli bir gözlemcidir. Milesian Okulu'nun en genç bireyidir ve Anaksimandros'un öğrencisidir. Thales gibi ilkeyi tekrar görünür bir tözde araştırmıştır. Kendisinden sonrakilere ulaşan yapıtı Doğa Üzerine adını taşır. Aristo'nun aktardığı bilgilere göre Anaksimenes'in düşünceleri daha çok Thales'e yakındır. Anaksimandros'a göre gerileme sayılsa da ona göre asıl ilgi alanı gözüken evrendir. İyon lehçesiyle yazdığı eserinde gereksiz süslemelerden kaçınmış ve basit bir dil kullanmıştır.





    Anaksimenes Teorileri


    Ana Madde ‘Hava'
    Thales'in su ana maddesinin yerini, Anaksimenes'in hava görüşü alır. Anaksimondros'un aksine, ana maddeyi sınırlandırır, belirli bir madde ile tutar. Ama Anaksimenes'in her biri maddenin farklı biçimlerine özgü yoğunlukların karşılığı olan farklı nem yoğunlaşması derecelerinin varlığına inandığı açıktır. Aer'en eşit biçimde dağıldığında, atmosferin bildiğimiz ve gözle görünmez havasını oluşturur. Yoğunlaşma sonucunda önce buğu ya da bulut, sonra su, son olarak da taş, toprak gibi katı maddelere dönüşür. Yani gözle görülen bir hal alır.

    Anaksimenes'in, Thales'teki su yerine neden havayı koyduğunu anlamak güç değildir. İlk öğenin Thales'in ana madde olarak su'yu alması, suyun yaşam açısından taşıdığı önemden kaynaklanır. Aynı şeyler ve hatta daha da fazlası hava için de söylenebilir. Havanın kapladığı alan sudan daha geniştir. Havanın fırtınaları suyunkinden daha şiddetlidir. Yaşayn varlıklar için hava sudan çok daha önemli ve gereklidir. Anaksimenes doğanın oluşumuyla ilgili çok daha somut, çok daha açık olan düşünceler üretmiştir. Ona göre her şey havadan oluşur. Hava hem gevşeyen hem de sıkışabilen bir varlıktır. Gevşediği zaman yukarı doğru yükselen ateş olur. Hava sıkışıncaönce buhar ve duman olur. Bu duman ve buhar bulutları daha çok sıkışınca yağmur olur, su olur. Suyun sıkışması sonunda önce çamur, sonra toprak, en sonra da taş olur. O halde ateş-su-toprak, öz olarak hava ve onun gevşeyip sıkışmasının dereceleridir. Bu nedenle sıcaklık ve kuruluk seyrekliği ifade ederken, soğukluk ve ıslaklık yoğunlaşmış maddeyle ilişkilidir.

    Tanrısal Güç ve Ruh Kavramı
    Ana madde olarak düşündüğü havayı Tanrı gücüyle dolu olarak düşünür. İnsan nefesini, bedeni dolduran havayı insana can veren görüşüyle, insan ruhunu bir tutmuştur. Ruh kavramı ilk kez Anaksimenes'te ortaya çıkmıştır. ‘Tüm canlıların ruhu vardır.' sözüyle, doğada canlı-cansız ayrımını da yapan ilk insan olmuştur.


    Aer'in sonsuz bir hareket içinde olduğuna ilişkin varsayımı onun aynı zamanda aer'in canlı olduğunu düşündüğünü göstermektedir. Sonsuza dek canlılığını koruduğu için aer, tanrısallığın tüm niteliklerini barındırır ve öteki tanrıların nedeni olduğu gibi her türlü maddenin de nedenidir. Aynı hareket aer'in bir fiziksel konumundan bir başkasına geçişini de açıklar. İçinde ilk madde ile ilk gücün birleşerek üst düzeyde bir sentez oluşturduğu ilkeyi hava diye koyan öğretisiyle Anaksimenes geç Stoa felsefesine kadar uzanan bir öğretinin, her şeye hükmeden pneuma öğretisinin kurucusu olmuştur.


    Fiziki Düşünceleri
    Anaksimenes'e göre yeryüzü tepsi şeklindedir. Yassılığından dolayı havanın üzerinde duruyormuş. Kosmos'u soğuk ve hava sararmış. Yıldızlarsa ona göre yeryüzünün altında değil çevresinde dolaşırlarmış. Ayın ışığını güneşten aldığını söylemiş ve ay tutulmasının doğru açıklamasını ilk Anaksimenes yapmıştır. Deprem kuramını, yer depreminin nedeninin yeryüzünün kendisi olduğunu söyleyerek açıklamıştır. Ya sıvının gevşettiği ya ateşin kemirdiği ya da içindeki havanın şiddetinin sarstığı bir takım parçaları yeryüzünden kayıp düşüyorlarmış. Anaksimenes'e göre güneş bir yaprak gibi yassıymış. Evrenin yedi bölümlü birbiriyle bağlantılı bir düzeni varmış. Ayrılmamış öğe yapısı, yıldızlar, güneşin dolaştığı ülke, ayın küresi, yağmur, gökgürültüsü, karı meydana getiren havanın birleşmesi ve dizilişi, denizler, ırmaklar ve toprak. (Toprak, her şeyi besleyen sudan meydana gelmiştir. Suyun kaynağı ise sıkışmış havadır.)

    Bilimsel Düşünceler
    Zaman zaman ay ışığında görülen gökkuşaklarından söz etmiş, suyu yaran bir küreğin çıkardığı yakamozları tanımlamıştır. Düşüncesi mitolojiden bilime geçişin özelliklerini taşır. Gökkuşağını bir tanrıça olarak değil de güneş ışınlarının yoğunlaşmış hava üzerindeki etkisi biçiminde ele alması, düşüncesinin ussal yanının kanıtıdır. Ancak evrenin bir yarımküre olduğu yolundaki inancından da anlaşılacağı gibi, kendinden önceki mitolojik ya da mistik eğilimlerden yine de bütünüyle arınabilmiş değildir. Bu nedenle Anaksimenes'in kalıcı katkısı kozmolojisinde değil, evrenin yapısında yoğunlaşmanın ve seyrelmenin de bir yeri olduğu görüşü vardır. Bu görüşü ve maddeler arasındaki açıkça görülebilir niteliksel farklılıkları yalın nicelik farklılıklarına indirgemesi, bilimsel düşüncenin gelişiminde çok etkili olmuştur.







+ Yorum Gönder
varlığın ana maddesi nedir,  varlığın ana maddesi nedir sorusuna cevap arayan ilk çağ filozoflarına verilen ortak isim,  varlığın ana maddesi nedir sorusuna cevap arayan ilk çağ filozofları,  ilk çağ filozoflarına verilen ortak isim,  varligin ana maddesi nedir
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi