Bayramların toplum için önemini anlatan kompozisyon

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Bayramların toplum için önemini anlatan kompozisyon ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Bayramların toplum için önemini anlatan kompozisyon





  2. 2
    Gezgin
    Özel Üye





    Cevap: Bayramlarımızın Toplum Hayatındaki Önemi ve Yeri

    Bayramlar Bizler için birer sevinç kaynağı ve huzur bulduğumuz en güzel günlerdir. Birbirimize sevgi ve saygı çerçevesinde yaklaşır , gönül alma ve Yakınlaşma vesilesi olurlar.

    Bayramlar bizler için sevinç ve mutluluk demektir Tüm millet ve inanışların kendilerine has bayramları ve sevinç günleri vardır ve bilindiği üzere her toplum gibi diğer toplumlarda bayram günlerini sevinç ve mutluluk içerisinde geçirirler.

    Ramazan ayını sevgi ve en üst bir maneviyat ile geçiririz Allah a yaklaşmanın fırsatı olan Ramazan ayı bizler için tam bir fırsat ayıdır. Kişiler bu ayda orucunu tutar ve Allahın kendilerine farz kıldığı oruclarını tutarlar , zekatlarını ve fitrelerini verirler,böylelikle sorumluluklar yerine gelmiş olmaktadır.

    Ramazan ayından sonra gelen Ramazan Bayramı son derece huzur ve neşeli bir şekilde geçmektedir,Barışın ve sevginin artmasında baş rol oynar.

    Toplum için önemli bir yere sahip olan Bayramlar bizleri birbirimize birleştiren sevinçlerin kat be kat öteye gittiği günler olurlar.

    Dargınların birbileri ile barışması,husumetlerin son bulduğu,küçükleri büyüklerine gitmesi ,Kucaklaşma ve en ufak kinin bile yok olduğu bu davranışlar ancak ve ancak Bayram günlerinde yaşanmakta ve mümkün olmaktadır.








  3. 3
    Ziyaretçi
    Çok iyi bu çabanız için teşekkür ederim







  4. 4
    Aykal
    Bayan Üye
    Geleneğimizde Kurban Bayramı

    Din bir tanedir, onu Allah bildirir ve kendisi murad etmedikçe kimse tarafından değiştirilemez. Kendisi değiştirmeyi istediğinde bunu, yeni bir peygamber göndererek yapar. Son Peygamber Muhammed Mustafa (s.a.)'dan sonra peygamber gelmeyeceği bildirilmiştir. Değişen insan hayatı ile değişmeyen din arasındaki ilişki (değişmeyen ile değişen arasındaki devamlı ve dinamik uyum) nasıl sağlanacaktır? Bu sorunun cevabı yine Allah tarafından (ayet ve hadis şeklindeki vahiylerle) açıklanmıştır. Çok kısa olarak ifade etmek gerekirse insan hayatında değişmeye açık olan alanlar "vahye bağlı değişmez naslar"la doldurulmamış, genel ve özel açıklamalar getiren vahiy (vahyedilen naslar) örnek alınarak alimler tarafından belirlenmeye, hem Allah'ın razı olacağı, hem de insan oğlunun değişen hayatını ve ihtiyaçlarının karşılayan davranış kuralının keşfedilmesine bırakılmıştır. Bunun dışında bir de fayda-zarar ilkesi ile zaruret ilkesi ardır; bu ilkelere göre de naslarla doldurulmuş alandaki daralmalar giderilebilir.

    Yukarıda kısaca değişmeyen din ile değişen dindarlık ve buna bağlı olarak farklı dindarlıkların yanyana, birbirine zarar vermeden, ikincisi birincisine bağlı kalarak var olabileceklerini ifade etmiş olduk.

    Bayramların dinî tarafı, o günlerde yapılacak ferdî ve ictimâî ibadetler, dince gerekli görülmüş veya tavsiye edilmiş davranışlardır. Bu dînî kısmın sınırları çizilmemiş, şekilleri belirlenmemiş yönlerine gelince burada dindarların yerel kültürleri; eğitimleri, örf ve âdetleri, zevkleri, ihtiyaçları devreye girer; böyle olunca da farklılıklar ortaya çıkar. Bırakın koca İslam dünyasını -ki, şimdi Müslümanlar'ın bayram yaptıkları coğrafyayı Müslüman ülkeleriyle sınırlamak da mümkün değildir, islamî bayramlar da bir manada küreselleşmiştir; yerkürenin her yerinde Müslümanlar vardır ve bayram yapmaktadırlar- bir ülkenin çeşitli bölgelerinde bile farklı bayram âdetleri ve merasimleri (kültürü) görülmektedir.
    Bayram, kurban, teşrık tekbirleri ve diğer merasimler -mesela ezan, minare, cami, selam gibi- dînî sembollerdir (şe'âir); din bu sembollerle kendini gösterir, şuurlarda yerleşir ve korunur; semboller korunmazsa din de tehlikeye düşer.
    Yazları kaldığım bir köyde kurban ve bayramının nasıl icra edildiğini burada bir örnek olarak takdim etmek istiyorum.

    Diyelim ki, köyde kurban kesmesi gereken yetmiş yükümlü var, bunlar, akrabalık, komşuluk gibi ilişkiler de göz önüne alınarak yedişerli guruplara ayrılıyorlar, yedi ailenin her biri sıra ile bir bayram, evini diğerlerine açıyor, yedi ailenin bütün fertleri orada toplanıyor, erkekler bayram namazından dönünce elbirliği ile kurbanı kesiyorlar, bu esnada herkes bir şeyler yaparak yardımcı oluyor, kurbanın uygun yerlerinden yeteri kadar et ayrılıyor, doğranıyor ve kavurma kazanına giriyor, kavurma hazırlanırken etin geri kalan kısmı yedi pay yapılıp, hem yemeleri hem de yoksullara dağıtmaları için hisse sahiplerine teslim ediliyor. Kavurma hazır olunca sofra kuruluyor, çorba, pilav, tatlı gibi yiyecekler de eklenerek bayram yemeği yeniyor, yemekten sonra bayramlaşma yapılıyor ve herkes evine gidiyor. Bu köyde bayram namazı kılınınca da cami avlusunda cemaat yaş sırasına göre diziliyor; dizilme şöyle oluyor: Köyün imamı başa duruyor, onun bayramını tebrik eden en yaşlı kişi onun sağına geçip duruyor, ondan sonraki de ikisinin bayramını tebrik ederek sırasına duruyor, böylece devam ederek bütün cemaat birbiriyle bayramlaşmış oluyorlar, sonra kimse ayrılmadan bütün cemaat mezarlığa gidiyor, burada kabirler ziyaret edilerek ölülere dua ediliyor ve diğer vazifeler, işler, merasimler için evlere dönülüyor.

    Bu şekilde bir kurban bayramı gönüllerdeki etkisi günlerce devam edecek bir şenlik, bir güzel ilişkiler, duygular ve davranışlar yumağı oluyor. Müslümanlar arasındaki muhabbet, dayanışma, kardeşlik, aidiyet... duyguları güçleniyor, din ile dindar arasındaki izdivac pekişiyor, aktivite kazanıyor.

    Kurbanın ve bayramın dini hükmü üzerinde dururken meseleye bu geniş çerçeveden bakmakta fayda var.

    Nice bayramları; sağlık ve selamet içinde, ebedî mutluluk yolculuğunun birer güzel merhalesi olarak idrak ederiz inşâallah!

  5. 5
    Ziyaretçi
    Milli ve dini bayramlar; toplumların fertlerinin birbirlerine sevgi ve saygı ile yaklaşma, yardımlaşma, birbirlerinin gönlünü alma ve yakınlaşma, mutluluk ve sevgi huzuru dolu dolu yaşama günlerdir. Ramazan ayı, manevi duyguların, Allah'a yaklaşma duygularının en yüksek ve insanlık duygularının en yoğun olduğu önemli aylardan birisidir. Müslüman olan toplumlar ve insanlar, İslam dini ve Müslümanlık ilkeleri doğrultusunda, Ramazan ayında sağlığı sıhhati yerinde olanlar, bir ay kendilerine farz kılınmış oruçlarını tuttular, zekat ve fitrelerini vererek görev ve sorumluluklarını yerine getirdiler. Böylece Ramazan Bayramını eriştik ve kutluyoruz. Bayram, sevinç ve neşe günü demektir. Öteden beri her milletin birçok millî günleri, milli bayramları ve dini bayramları vardır, her toplum bu bayramlarını kutlarlar. Ramazan Bayramı inananlar üzerinde çok müspet tesirler meydana getirir, dini duygularını kuvvetlendirir. İnsanlara yeni bir heyecan ve çalışma zevki kazandırır. Diğer zamanlarda insanların gözüne benlik, çok kar etmek, çok çıkarcı ve acımasız olmak, fakir ve fukaranın halini bilip anlamamak, insanlara kırmak zarar vermek… gibi olumsuz duygu ve davranışlar Ramazan ayında ve bu ayın sonunda kutlanan Ramazan bayramında azalır yok olur. Toplumu birlik beraberlik kardeşlik ve dayanışma içinde tutan, saygı ve sevgi temelinde insanları birleştiren önemli günlerdir bayramlar.

    Bayramların, millî ve dinî duyguların, inanışların pekişmesi, taze ve canlı tutulması fonksiyonu yanında, toplumun birlik ve beraberliğini sağlamada ve bunun bireylerin bilincinde yer etmesinde de büyük önemi vardır. Milli bayramlar Ulus olma, beraber aynı kaderi aynı tasayı aynı kıvancı yaşama gücünü kuvvetlendirir. Dini bayramlarımız da aynı dini inanan insanların yani Türk milletinde Müslümanların birlik beraberlik günleri, kardeşliğin, çıkarsız saygı ve sevginin yaşandığı günlerdir. Gerçekten dinî bayramlar, insanlar arasında kaynaşmanın, dostlukları ve ahbaplıkları ilerletmenin bir yolu olarak belli bir öneme sahip oldukları gibi, dinî his ve şuurun sosyal hayatta tazelenmesinin de bir vesilesidir. Bayramlar, sosyal dayanışma ve barış şuurunun fertlere kuvvetle hâkim olduğu günlerdir. Dargınların kucaklaşması, aralarında kin, nefret bulunan kabile, aile ve şahısların, düşmanlık ve husûmet duygularının sevgiye dönüşmesi, küçüklerin büyüklere saygı, büyüklerin küçüklere sevgi göstermesi, hastaların ziyaret edilmesi, verilecek küçük hediyelerle çocukların gönüllerinin alınması, hısım ve akrabanın bir kere daha yeniden kaynaşması, genellikle bayram günlerinde mümkün olmaktadır.

  6. 6
    Ziyaretçi
    çok işime yaradı

+ Yorum Gönder
bayramın önemini anlatan kompozisyon,  bayram günlerini anlatan yaz,  bayramlarin toplumsal dayanismadaki yeri ve onemi ornekle anlat,  dini bayramların öneminin kompozisyonu,  bayramın önemini anlatan kompozisyonlar
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi