Cinlerle ilgili ayet ve hadisler

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Cinlerle ilgili ayet ve hadisler ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Cinlerle ilgili ayet ve hadisler





  2. 2
    Gülcan
    Usta Üye





    Cevap: cinlerle ilgili ayet ve hadisler

    CİNLER ile İlgili AYETLER

    Ünlü bir deyiş şöyledir: "Can çıkar, huy çıkmaz." O halde, çıkması, çıkarılması mümkün olan değerler, bir de sabiteler mevcut demektir. Can denilen ve insanın hem madde hem de fizyolojik yapısını, onun işleyişini oluşturan katışıklı enerji yumağı eriyip, dağılıp gabya karışacağı gibi; nefsaniyetin yol açacağı cafcaf, böbürlenme, yaldızlı ifadelerle öğünme ve benzer kötü eğilimlerin düzeltilmesi de mümkün olabilecek demektir. Ancak onların devamında oluşan, şekillenen ve giderek sabitlenen karakter ve kişilik özelliklerinin değişmesi mümkün olamamaktadır. Dinsel öğretilerin çabası, bu sabitlenmeden önce davranarak, iyide, doğruda, güzelde, hayırda ve bilgide yaratıcı ve temsilci çeşitli kademelerde modellerin ve de onlardan oluşmuş kademeli bir bileşik alanın yaratılmasıdır. Bu da zaten ES-SAMED adı ile şifrelenmiştir. Kademeli olan ve her kademesi meskûn olan; dolayısıyla her kademeye giriş kapıları bulunan ve her kapıdan kişinin gereksinimine göre yardım alınan BÜTÜNLÜK.

    Şeytan şeklinde sembolize edilen kötü huylar, yüksek bencillik (nefsaniyet, egolar) ve devamında kibir (yükseklik kompleksi) kendini koruma ve savunma açısından aldatıcılığı, kandırmayı da birlikte getireceğinden; yüce bütünden haber iletenlere, bu tür kişilerin huylarının makbul olmadığı ve kendi görüşleri doğrultusunda "ayet" benzeri sözler uydurarak saf kişileri yoldan çıkaracağı ikazı yapılmıştır. Aslında onlar da BÜTÜN'ün pozitif yönünü tamamlayan negatif yönünü temsil etmektedirler, dual/ ikili yasa gereği.

    En'âm (Kıt Akıllı Yaratılanlar) Sûresi: 6
    112.ve böylece tüm habercilere, birbirlerine yaldızlı laflar fısıldayarak aldatan cin ve ins nefsler (şeytanlar)'in huylarını düşman kıldık (ve kezâlike ce'alnâ likülli nebiyyin adüvven şeyâtıyn'el-insi vel-cinni yûhıy ba'duhüm ilâ ba'dın zuhrüf'el-kavli gurûrâ,), eğer Öz Varlığın dileseydi bunu yapamazlar ve iftira edemezlerdi (velev şâe rabbüke mâ fe'alûhü fezerhüm ve mâ yefterûn).

    İsrâ (İsrail Oğulları) Sûresi: 17
    88.De ki: "Cin ve ins cemaatleri bu Kur'an'ın bir benzerini sunmak üzere birbirlerine destek olarak toplansalar bile onun benzerini meydana getiremezler" (kul leinicteme'atil'insü ve'l-cinnü alâ en ye'tû bimisli hâze'l-kur'âni lâ ye'tûne bimislihî ve lev kâne ba'duhüm liba'dın zahiyrâ)

    Zekâ bakımından daha kurnaz olanlar, saf ve aklını kullanamayanları kandırarak kendi emellerine alet edeceklerinden, onların hem yaşamlarını hem de akitlerini bozacaklardır. Her bir düşünce boyutu, kendi "ortak şuur" alanını kuracaktır. Bunlar, belirsizlik içinde, ne zaman kurtulacaklarını bilemeden, birbirleriyle çekişerek kısır döngüde yuvarlanıp duracaklardır. Dolayısıyla o toplumsal hesaplaşma ve yeniden dirilme döneminde, büyük sıkıntı çekeceklerdir.

    Üstelik kendilerine gönderilen elçiler ve habercileri de nefsaniyetlerine ters düşen sözlerinden dolayı dışlamış, kabullenmemişlerdir. Bu yüzden de "nefsaniyetlerine düşkün" kişiler olduklarını, yine kendi ağızlarıyla itiraf etmiş olmaktadırlar. Yani kendi huylarının, kişiliklerinin şahididirler.

    En'âm (Kıt Akıllı Yaratılanlar) Sûresi: 6
    128.ve birbirine karışarak bir araya topladığı gün (ve yevme yahşürühüm cemiy'â,) "Ey cin topluluğu, inslerden çoğunu harcadınız (saptırdınız)"; (yâ ma'şer'el-cinni kadisteksertüm min'el-ins,); ve inslerden dostları dediler ki: "Öz Varlığımızın bize verdiği sürenin sonundayız ve bu zamana birbirimizi yiyerek eriştik" (ve kaâle evliyâühüm minel'insi rabbenestemte'a ba'dûnâ biba'dıv ve belağnâ ecelenelleziy eccelte lenâ,); dendi ki: "Yüceliğin dilediği hariç, sonsuz süreçte kalmak üzere, ateşe sevk ediliniz." (kaâlen-nârü mesvâküm hâlidiyne fiyhâ illâ mâşâallah,); şüphesiz senin Öz varlığın gerçeği bilendir (inne rabbeke hakiymün aliym).

    129.ve böylece zâlimleri, yaptıklarından ötürü, birbirlerinin dostu kılarız. (ve kezâlike nüvellı ba'daz zalimiyne ba'dam bimâ kânu yeksibûn)

    130."Ey ins ve cin toplulukları, aranızdan size âyetlerimi (işaretlerimi, belirtilerimi, mucizelerimi) anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı konusunda sizi uyaran haberciler gelmedi mi?" (yâ ma'şer'el-cinni vel'insi elem ye'tiküm rusülün minküm yakussûne aleyküm âyâtiy ve yünzirûneküm likaâe yevmiküm hâzâ,); dediler ki: "Biz kendi nefsimize ve dünya hayatının aldatıcılığına şahidiz" (kaâlû şehidnâ alâ enfüsinâ ve ğarrethümü'l-hayatü'd-dünya); böylece gerçekleri örten kişiler olduklarına dair kendi nefsleri üzerine şahitlik ettiler. (ve şehidû alâ enfüsihim ennehüm kânû kâfiriyn)

    Bu gruplar da, kendilerinden önce gelip geçmiş o ortak şuur alanına kilitlenenlerle birleşeceklerdir; yani o safta yer alacaklardır. Nerede veya kimin tarafında olduklarını anladıkları zaman da, kendilerini o yola sürükleyenlere lanet okuyacaklardır. Aslında kendilerini aldatan da kendi nefslerinden başkası değildir. Bu yüzden de bu yola başkalarını da sürükleyenler, iki kat "ecir" (cürüm, suç, ücret, karşılık) yükleneceklerdir.

    İns ve cin denen gruplarda yer alan kişiler içinde dokunsal, işitsel ve görsel olanlar, kendi çaplarında akıllarını kullanamıyorlarsa, gerçekleri kavrayamıyor ve hâlâ nefslerinin aldatıcılığı ile kafa buluyorlarsa, kendilerinden çok önce yaratılmış kıt akıllıları (en'am) seviyesinde hatta onlardan daha da aşağı bir seviyede kalacaklardır. Çünkü onların akılları yeterince gelişmediği için algılamaları, kavramaları zordu; oysa bunlar mevcut akıllarını, idrak, muhakeme, mantık ve iradelerini kullanmamaktadırlar.

    A'râf (Şüphede Kalanlar) Sûresi: 7
    38.dedi ki: "sizden önce gelip geçmiş, ateşteki ins ve cin ümmetlerine katılın." (kaâledhulû fiy ümemin kad halet min kabliküm mine'l-cinni vel'insi fiyn-nar,); katılanların hepsi, kendi ümmet yoldaşına lanet etti (küllemâ dehalet ümmetül le'anet uhtehâ,); hatta peşinden gittiği topluluğa (hatta ized-dâreku fiyhâ cemiy'â,); peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için dediler ki: "Öz Varlığımız, şu bizi saptıran-lara ateşinden iki kat fazla ver!" (kaâlet uhrâhüm liûlahüm rabbenâ hâulâi edallûnâ feâtihim azâben dı'fen minen-nâr,) dedi ki: "Hepinize iki kattır, ama bilmiyorsunuz." (kaâle liküllin di'fün ve lâkin lâ ta'lemûn)

    179.ve and olsun ki, ins ve cinlerden, kalpleri olup da kavrayamayan, gözleri olup da görmeyen, kulakları olup da işitmeyen birçokları için cehennemi var ettik. (ve lekad zere'nâ licehenneme kesiyren minel-cinni vel'insi lehüm kulûbün lâ yefkahûne bihâ ve lehüm a'yünün lâ yübsirûne bihâ ve lehüm âzânün lâ yesme'ûne bihâ,) Önceki kıt akıllı yaratılanlar gibi, hatta daha da aşağılıktırlar. (ülâike kel'en'âmi belhüm edall,) Önceki gafillerin (nefse/bencilliklere ve heveslere/ arzulara/ isteklere kapılarak gerçeği görmeyen, sözleşme dışına çıkan vurdumduymazların) ta kendisidirler. (ülâike hümül-ğaâfilûn)

    .

    Bu kişiler ve gruplar, kendilerini savunmak açısından, peygamber için "cinnet geçirmiş" veya "cinlere karışmış" ifadesini kullanmışlardır. Kendisi, "cinlere de gönderilmiş" bir haberci olduğunu söylediğine göre, buradaki ifade, onun "aklını kaçırmış" veya "saf enerji boyutlarını kullanarak tesir mekanizmalarını devreye sokan" bir kişi olduğunu iddia etmektedirler. Oysa Hz.Muhammed onları tuttuğu yanlış yol hakkında doğruyu söylemektedir; çoğunluk da bundan hoşlanmamaktadır.

    Mü'minûn (İnananlar) Sûresi: 23
    25."Bu, ancak cinnet getirmiş bir adamdır; bu yüzden onu bir süre gözetleyiniz." (in hüve illâ racülün bihî cinnetün feterabbesû bihî hattâ hıyn)
    70.Yoksa onun cinnet geçirdiğini mi söylüyorlar? (em yekuûlûne bihî cinneh,) Aksine onlara gerçeği sunmuştu ve ekserisi de gerçekten hoşlanmazlar (bel câehüm bil-hakkı ve ekserühüm lil-hakkı kârihûn)







+ Yorum Gönder
cinlerle ilgili hadisler
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi