Tatlı dil ile ilgili atasözleri ve deyimler

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Tatlı dil ile ilgili atasözleri ve deyimler ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Tatlı dil ile ilgili atasözleri ve deyimler





  2. 2
    Galus
    Özel Üye





    Cevap: Tatlı Dil İle İlgili Atasözleri ve Anlamları
    Dil İle İlgili Atasözleri

    Baş dille tartılır.

    Kişilerin ne kadar akıllı, ne kadar düşünceli oldukları söyledikleri sözlerle ölçülür. Çünkü konuşmaların tutarlı ve yerinde olup olmaması böyle bir ölçüm için en elverişli yolların başında gelir.

    Bana benden her ne olursa, başım rahat bulur dilim susarsa

    1. Hemen her kişi kendi geleceğini kendisi hazırlar. Kendisine gelecek zararların ya da faydaların tümü onun tutumuna bağlıdır, her şeyin sorumlusu o olur.

    2. Ne söylediğini bilmeyen, sözlerinin onu nereye ulaştıracağını hesap etmeyen, lüzumsuz ve çok konuşan kimse, dili yüzünden çeşitli zararlara uğrar. Aksine diline bir çeki düzen veren, susmasını bilen ve ancak gerektiği yerde konuşan kimseler bu belâlardan uzak olur.

    Bıçak yarası geçer (onulur), dil yarası geçmez (onulmaz).

    Bıçak ya da herhangi bir silâhın açtığı yara bir süre sonra iyileşir, vücutça onulur. Ama dilden çıkan kötü ve acı sözlerin gönülde açtığı yara, bıraktığı izi kolay kolay kapanmaz; her hatırlamada yeniden açılır, insana üzüntü verir.

    Bülbülün çektiği dil (i) belâsıdır.

    Bir karganın kafese konup beslendiği pek görülmemiştir. Ama bülbül için kafesler sürekli yapılır durur. Bunun tek sebebi, sesinin güzelliğidir. O oldukça güzel öter ve bunun için yakalanıp kafese konur. İnsanlar bundan ders almalıdır. Çünkü düşünüp taşınmadan, sonunun nereye varacağını hesaplamadan sarf edilen sözler, insanın başına dert açabilir. Dili yüzünden belâya saplanıp zarar görebilir.

    Dilin kemiği yok

    Dil kolayca her yana dönebilir. Bu özelliğe sahip olan dilde, her türlü kelimeler de kolayca çıkar; insan doğru olmayan, birbiriyle çelişkili sözleri söyleyebilir; önce söylediğini sonra inkâr edip başka şekle çevirebilir.

    Dilin cismi küçük, cürmü büyük

    Konuşma organımız olan dil, küçük hacimli bir nesnedir. Küçük olmasına küçüktür ama büyük suçlar onunla işlenir. Kimi zaman sarf ettiği kötü sözler insanın başını belâya sokup felâketini hazırlayabilir.

    Tatlı ye, tatlı söyle (konuş)

    Kırıcı, üzücü, incitici konuşmalardan sakın; güzel, hoşa giden bir dil kullan; yerinde ve inandırıcı konuş ki karşındaki memnun olsun; sen de sevil ve sayıl.

    Dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim

    İnsanların başına kimi felâketler, sıkıntılar da çok kez dilleri yüzünden gelir. dilini tutmayan, ne zaman ve nasıl konuşacağını bilmeyen insanların başlarına belâ geldiği ve bu yüzden pişmanlık duydukları çok görülmüştür.

    Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır

    Sert ve kırıcı olmayan, yumuşak, hoşa giden, gönül alıcı, okşayıcı, etkileyici, inandırıcı ve yerinde söylenmiş söz insanın hoşuna gider; bu söz en azgın kişinin bile inadını kırar, onu yumuşatır ve yola getirir.

    İyi ve etkili konuşmanın, en inatçı kişileri bile yumuşattığı anlamında kullanılır.

    İnsan ilişkilerinde, iyi ve güzel konuşmanın büyük yeri ve önemi vardır. Kimi kişiler, inandıkları bir düşünceye inatla sarılırlar. Temelde yanlış ve sakıncalı olduklarını bildikleri halde bunda direnirler. Böyle kişileri düşüncelerinden caydırmak için sert sözler, buyruklar ve yasal yaptırımlar da yararlı olmayabilir. Onları ancak tatlı dille, inandırıcı sözlerle yavaş yavaş yumuşatma olanağı vardır. ” Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” sözünde, en kötü kişilerin bile inandırıcı, okşayıcı sözlerle yıla getirilebileceği düşüncesi anlatılmak istenmiştir. Yılan, bilindiği gibi hayvanlar arasında en soğuk, en sevimsiz bir yaratıktır. Yılan huylu kişiler, sertlikle değil; tatlı dille yumuşatılabilir.

    Olumsuz düşünce ve davranışlarında anlamsız biçimde inatla direnenleri, öfke ile sertlikle değil; gönül okşayıcı tatlı sözlerle yola getirmeye çalışmak, yumuşatmak en doğru yoldur.

    Acı (kötü) söz insanı (adamı) dininden (çıkarır), tatlı söz (dil) yılanı deliğinden (ininden) çıkarır

    Onur kırıcı, sert, kötü sözler insanı öfkelendirir; sabrını taşırır, çileden çıkarır, hoş olmayan davranışlara sürükler. Bunun aksine yumuşak, tatlı, hoş sözler de öfkeli, geçimsiz, saldırgan insanları yatıştırabilir; zarar vermelerinin önüne geçip onları doğru yola sokabilir.




    DİL İLE İLGİLİ DEYİMLER


    Ağız dil vermemek
    Konuşmamak, susmak.

    *Ağzı dili (ağzı) kurumak
    1) susuz kalmak; 2) konuşamaz duruma gelmek: “Ağzım dilim kurudu, kız yalvara yalvara” -Halk türküsü.

    *Ağzı dili bağlanmak
    Herhangi bir sebeple konuşamaz olmak.

    *Dilinin ucuyla
    İçten, yürekten olmayarak, laf olsun diye.

    *Dilinin ucuna gelmek
    Söyleyecek duruma gelmek: “İsmi dilimin ucuna gelir gelmez kalbimden hafif bir cereyanın kopup damarlarıma aktığını duyuyorum.” -E. İ. Benice.

    *Dilinin altında bir şey olmak
    Bir kimsenin sözlerinden, açıkça söylemediği bir şeyler anlaşılmak: “Günlerdir doktorun dilinin altında bir şeyler olduğunun farkındaydı.” -Y. Kemal.

    *Dillere destan olmak
    Herkes tarafından konuşulur olmak: “Dillere destan İstanbul nezaketini o evde gördüm, ağzım açık kaldı.” -A. Kutlu.

    *Dili sürçmek
    1) konuşma sırasında kelimeleri yanlış söylemek: “Bir dil sürçmesi sonucu, bu tartışmayı yarım saat kadar yürütmüşüm.” -S. İleri. 2) istenmeyen bir konudan söz etmek.

    *Küçük dilini yutmak
    Şaşırmak, donakalmak: “Kadıncağız beni bu hâlde görünce az kalsın küçük dilini yutacaktı.” -Y. K. Karaosmanoğlu.

    *Dili uzamak
    Haddini bilmeden konuşmak.

    *Dili varmak
    Bir sözü söylemeye gönlü razı olmak: “Süleyman Kâhyaya söylemeye kimsenin dili varmıyor, gücü yetmiyordu.” -Y. Kemal.

    *Dili yanmak
    1) üzüntü ve eziyet çekmek, zarara uğramak: “Otobüs yolculuğundan bir hayli dilim yandı.” -B. R. Eyuboğlu. 2) bıkmak, nefret etmek: “Şair neslinin şarkıdan o kadar dili yandı ki şarkı kelimesini nerede görse silip üstüne türkü diyecek.” -B. R. Eyuboğlu.

    *Dilinde tüy bitmek
    Tekrar tekrar söylemekten usanmak, bıkmak: “Hep de aynı tipler. Laftan da anlamıyorlar. Dilimde tüy bitti.” -E. Şafak.

    *Dilinden anlamak
    1) bir canlının çıkardığı seslerden veya onun davranışlarından ne anlatmak istediğini anlamak; 2) mec. söz konusu olan şeyin özelliğini bilmek: “Bunda yenilmiş, içilmiş bir şey yok ya! Sen onun dilini de anlarsın.” -M. Ş. Esendal.

    *Dilinden kurtulamamak
    Sürekli olarak bir kimsenin sitem, eleştiri ve sataşmalarına uğramak.

    *Diline sağlam olmak
    1) saklanacak konuları açığa vurmamak; 2) kötü söz söylemekten kaçınmak.

    *Diline sağlık
    Ağzına sağlık.

    *Dili açılmak
    Herhangi bir sebeple konuşmayan kimse konuşmaya başlamak.

    *Dili ağırlaşmak
    Hastalık sebebiyle güçlükle söz söyleyebilmek, güçlükle konuşmak: “Hastaya bazı şeyler soruyor. Fakat anlaşılır cevaplar alamıyordu. Birkaç saatin içinde kaynımın dili ağırlaştı.” -H. R. Gürpınar.

    *Ellenmiş dillenmiş
    İffetsizliği yayılmış (kadın).

    *Dili alışmak
    Çok kullandığı bir söze alışmak: “Bizim moruk ertesi güne devrisi der de ondan dilim alışmış.” -S. F. Abasıyanık.

    *Dili (başka bir dile) çalmak
    Bir kimsenin konuşması başka bir dile benzemek.

    *Dili bir karış dışarı çıkmak (sarkmak)
    Koşmaktan, yürümekten ve yorulmaktan çok susamak: “Koştu koştu da dili bir karış sarktı.” -S. F. Abasıyanık.

    *Dili bir karış (olmak)
    Fazla konuşan, her söze karşılık veren.

    *Dili boğazına akmak
    Konuşamaz olmak, sesi soluğu çıkmamak: “Kılıcı görünce dili boğazına aktı hayranlığından.” -Y. Kemal.

    *Dili çözülmek
    Konuşamayan veya susan kişi konuşmaya başlamak: “Aslında ben çok az konuşan biriyim. Dilimin böyle birdenbire çözülmesi çok garip.” -İ. Aral.

    *Sili damağına yapışmak (dili damağı kurumak)
    Susuzluktan ağzı kurumak, çok susamak: “Kupkuru dili damağına yapışıyor, boğazından midesine doğru…” -E. E. Talu.

    *Dili (dilinin) döndüğü kadar
    Söyleyebildiği kadar, anlatma gücünün elverdiği ölçüde: “Mademki çocuk terbiyesi hakkında konuşmak istiyorsunuz, dilimin döndüğü kadar söyleyeyim.” -S. Ayverdi.

    *Dili dolaşmak
    Korku, heyecan, hastalık, utangaçlık, sarhoşluk gibi sebeplerle şaşırarak söyleyeceğini karıştırmak: “Vehbi Dedenin kendini dinlediğinin farkına varır varmaz dili dolaştı.” -H. E. Adıvar.
    Deyim

    *Dili dönmemek
    1) bir sözü doğru, düzgün söylemeyi becerememek: “Üstelik ben dilim dönmezken armağan ettiğim çiçeklerle konuşmuyor muyum?” -R. Mağden. 2) amacını iyi anlatamamak.

    *Dili durmamak
    1) sürekli konuşmak; 2) söylenemeyecek şeyleri de söylemek.

    *Dili ensesinden çekilsin!
    Bıktıracak kadar çok konuşan veya kötü sözler söyleyenler için kullanılan bir ilenme sözü.

    *Dili kılıçtan keskin
    Kırıcı ve ağır konuşan.

    *Dilini tutamamak
    Sonunu düşünmeden gelişigüzel konuşmak.

    *Dili pabuç kadar
    Saygısızca ve gönül kırıcı bir biçimde konuşan.

    *Ağzı dili tutulmak
    1) konuşamamak; 2) beklenmedik bir durum karşısında heyecanlanmak, hayranlık duymak: “Kızları gördün, ağzın dilin tutuldu gayri.” -N. Cumalı.

    *Ağzı var dili yok
    1) “pek sessiz, kendi hâlinde” anlamında kullanılan bir söz: “Benim gibi ağzı var dili yok bir kadınla ne zevkleniyorsunuz?” -B. Felek. 2) “konuşamayan, derdini anlatamayan” anlamında kullanılan bir söz: “Hey zavallı balık, diyor, ağzın var dilin yok.” -S. F. Abasıyanık.

    *(birinde) dil bir karış
    Saygısızca karşılık verenler için kullanılan bir söz.

    *(birine) dil çıkarmak
    Alay etmek, eğlenmek.

    *(birinin) ağzını dilini bağlamak
    Birini konuşamaz duruma getirmek: “O şıllık basmış büyüyü, adamcağızın ağzını dilini bağlamıştı.” -R. N. Güntekin.

    *(birinin) diline düşmek
    Yermek veya alay etmek amacıyla birinin kötü veya yanlış davranışını sürekli söylemek: “Mahallede acubelerin diline düşmekten korkuyorum.” -P. Safa.

    *Dil ağız vermemek
    Ağız dil vermemek: “Çocuk, hâlâ dil ağız vermeden yatıyordu.” -R. N. Güntekin.

    *Dil (diller) dökmek
    Kandırmak, inandırmak veya yararlanmak için tatlı sözler söylemek: “Ninniyi mutlaka söylemesi için ona bir sürü dil döktü.” -O. C. Kaygılı.

    *Dil otu yemek
    Çok konuşmak: “Mütemadiyen gülüp söylüyordum. Hacı Kalfanın ellerini dizlerine vurarak: -Dil otu mu yedin be kızım? diye bir gülmesi var ki…” -R. N. Güntekin.

    *Dil tutmak
    esk. sorguya çekmek için düşman askeri yakalamak.

    *Dil uzatmak
    Bir kimse veya bir şey için kötü söylemek: “Başka ulusların kabahatleri ne olursa olsun, dost ve düşman bize nasıl dil uzatırlarsa uzatsın…” -T. Halman.

    *Dilden düşmez olmak
    Herkes tarafından sürekli tekrar edilir olmak: “Kapsamı iyice belirtilmeyen, gerektiği gibi tanımlanmayan sanat sözü, dillerden düşmez oldu.” -S. Hilav.

    *Dilden düşürmemek
    Sürekli tekrar etmek.

    *Dile (dillere) düşmek
    Hakkında dedikodu yapılmak: “Yâr adını desem olmaz / Düşer dillere dillere” -Erzurumlu Emrah.

    *Dile dolamak
    Bir şeyi veya konuyu sık sık tekrar etmek.

    *Dile gelmek
    1) dile düşmek; 2) konuşma kudreti, yeteneği, olmayan varlık konuşmak, dillenmek, lisana gelmek: “Günlerce elin, dile gelmeyen çocuğunu bağrına basan fabrika sahibine acındı.” -L. Tekin.

    *Dile getirmek
    1) konuşturmak: “Yıllar yılı, bu amaçları devlet adamlarımız, basınımız, sanat âlemimiz dile getirip durmuştur.” -T. Halman. 2) belirtmek, anlatmak, açıklamak, ifade etmek: “Kendi kendime, adlı şiirinde bunu şöyle dile getirir.” -S. Birsel.

    *Dile vermek
    Gizli tutulması gereken bir şeyi açığa vurmak, duyurmak, yaymak.







  3. 3
    Ziyaretçi
    Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır







  4. 4
    Ziyaretçi
    Çok yardımcı oldu sağol kardeşim

  5. 5
    Ziyaretçi
    deyimleri ayirsaydiniz daha iyi olurdu ama cok yardimci oldu saolun

  6. 6
    Ziyaretçi
    tatlı dil yılanı deliğinden çıkartır

+ Yorum Gönder
tatlı dil ile ilgili deyimler,  tatlı dil ile ilgili atasözleri,  tatlı dil ile ilgili atasözleri ve deyimler,  söz ve tatlı dil ile ilgili deyimler,  tatlı dille ilgili deyimler
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi