Türk toplumundaki görgü kuralları

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Türk toplumundaki görgü kuralları ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Türk toplumundaki görgü kuralları





  2. 2
    Aytu
    Bayan Üye





    Cevap: Toplumda görgü kuralları

    Müslüman, edepli, görgülü, nazik, kibar, güler yüzlü olmalı, efendimdemeden konuşmamalıdır! Edep; güzel terbiye, iyi davranış, güzel ahlak,haya, nezaket, zarafet demektir. Edep, hiçbir hırsızın çalamadığı güzelbir ziynettir. Edep, insanla hayvanı ayıran farktır.

    Hazret-i Ömer, (Edep, ilimden önce gelir) buyurdu. İbni Mübarekhazretleri ise, (Her ilmi bilen bir âlimin, edebinde noksanlık varsa,onunla görüşmemek kayıp sayılmaz. Fakat edepli biri ile görüşemezsemüzülürüm) buyurdu.

    Edepli kimselerin görgülerinden bazıları şöyledir:

    Sokakta:
    Sokağa tükürmek, çöp atmak, geliş geçişe mani olmak, tiksindiriciçirkin şeyler bırakmak, görgüsüzlüktür. İhtiyar, kadın ve hastalara herzaman öncelik verilir. İhtiyaçları varsa yardımcı olunur.

    Yürürken:
    Pek yavaş veya pek hızlı ve büyüklenerek yürümemelidir! Kur’an-ı kerimde mealen, (Böbürlenerek yürüme) buyuruldu. (Lokman 18)

    Yolda, büyük bir zat veya bir âlim ile beraber giden kimse, onun önünden ve solundan değil, sağından yürür.

    Taşıma araçlarında:
    İnip binerken itişmek, sıra olan yerlerde sırasını beklememek çirkindavranıştır. Gençler; yaşlılara ve hastalara yer verir. Peygamberefendimiz, (Büyüklerini saymayan bizden değildir) buyuruyor. (Tirmizi)

    Günümüzde bazı gençler, yer vermemek için uyur numarası yapıyor, volkmen dinliyor. Ecdada layık torunlar olmaya çalışmalıyız.

    Alış verişte:
    İzin almadan satıcının malına dokunulmaz. Malın görünüşünü, kalitesinibozacak şekilde ellenilmez ve bakılmaz. Fiyat konusunda fazla ısraredilmez. Alınsa da alınmasa da teşekkür edilir. Satıcı müşterisininmemnun olacağı hâl ve harekette bulunur. Malını almayanlara kızmaz,darılmaz, aleyhlerine olacak bir sözü arkalarından da söylemez. Alışverişte her iki taraf birbirlerini aldatmaktan uzak durur.

    Toplu yerlerde:
    Düğün, cenaze ve bayramda daha hassas, nazik ve kibar olunur. Yere vezamana göre uygun tavır takınılır. Cenazede, cenaze sahiplerininüzüntüsü paylaşılır, maddi ve manevi üzerine düşen yardım yapılır,teselli edici söz ve davranışlarda bulunulur. Yakınlarını kaybedenleredaha yakın davranılır.

    Düğün ve bayramlarda her zamankinden daha fazla güler yüzlü, neşeli,nazik, ikram edici olmak, büyüklere ve küçüklere uygun hediyelervermek, gönüllerini ve dualarını almak, görgülerimiz arasındadır.Görgüde, eliyle ve diliyle başkalarını incitmemek esastır.

    Komşulukta:
    İyi geçim, karşılıklı yardımlaşma, dert ve sevinçlerine iştirak, herkarşılaştıklarında selamlaşma, hal hatır sorma, birbirinden istekleriniimkan ölçüsünde temin etme önemli görgü kurallarındandır. Gürültü, çöp,pislik, rahatsız edici koku ve benzeri şeylerle komşuları rahatsızetmek hiç hoş karşılanmaz. Komşu kadın ve çocuklarına ayrı bir itina,hürmet ve şefkat gösterilir.

    Misafirlikte:
    Misafire ikram etmelidir! Peygamber efendimiz, (Allah’a ve kıyamete inanan, misafirine ikram etsin) buyurdu. (Buhari)

    Misafire ikram, ona karşı güler yüzlü ve tatlı dilli olmaktır. Yemekiçin külfete girmemeli, hazırda ne varsa, onu ikram etmeli. Peygamberefendimiz, (Misafir için külfete girmeyin, misafir bundan rahatsızolur. Misafirini üzen Allahü teâlâyı üzmüş olur) buyurdu. (İbni Lâl)

    Hazret-i Ali, (Dostların kötüsü, senin için külfete giren, seni özür dilemeye mecbur bırakandır) buyuruyor.
    Misafirden hizmet beklememeli! Peygamber efendimiz, (Misafirden hizmetbeklemek, aklın noksanlığına alamettir) buyurdu. (Deylemi)

    Bir arkadaş anlattı: (Bir haftadır evimizde misafir kalan samimiarkadaşıma, “Bizim hanım, bir iş için dışarı çıkmıştı. Ben namaz kılanakadar sizin hanım, sofrayı hazırlarsa, çok makbule geçer” dedim. Dahasonra, bu sözüme çok gücendiklerini öğrendim. Bu acı tecrübe misafirdenhizmet beklemenin doğru olmadığını göstermektedir.)

    Misafir, ev sahibinin gösterdiği yere oturmalı, ona itiraz etmemelidir.Peygamber efendimiz, (Bir arkadaşın yanına gidince, oradan ayrılanakadar, o arkadaş senin emirindir) buyurmaktadır. (İbni Adiy)

    Hasta ziyaretinde:
    Ziyarete yeni elbise ile değil, her gün giydiği elbise ile gitmelidir!Giderken meyve veya çiçek gibi bir hediye götürmek iyi olur. Hastayabakmayıp, sağa sola veya önüne bakmak uygun olmadığı gibi, devamlıolarak hastanın yüzüne bakmak da uygun değildir. Hastanın yanında asıksuratlı durmamalı, güzel şeylerden bahsetmeli, iyileşmesi için duaetmelidir!

    Okulda:
    İlme son derece büyük önem veren Müslüman, ilim yuvası olan okullardakigörgü üstünde de titizlikle durmuşlardır. Çok kıymetli bir varlık olanöğretmenin sözleri dikkatle dinlenir ve bir şey istediğinde, “Pekiefendim” gibi sözlerle cevap verilir. Talebeler arasında birbirinesaygısızlık yapılmaz. Kaba hareket yapılmaz. Tahta, sıra, harita gibiders âletleri tahrip edilmez. Kimsenin bedeni ve ruhi kusurlarıyla alayedilmez, küçük görülmez, tahkir edilmez. Ders içinde ve dışındaöğretmenle konuşmada saygılı hareket edilir. Dinimizde öğretmen [hoca]hakkı, ana baba hakkından önce gelir.

    Telefonda:
    Telefon eden, karşı taraf ahizeyi kaldırınca, önce kendinitanıtmalıdır! Osman Ünlü hoca, beni evden arayınca, her seferinde,ahizeyi kaldırır kaldırmaz, daha bizim, (Buyurun efendim) dememizibeklemeden, (Ben Osman Ünlü’yüm) der, maksadını kısaca anlatır,konuşmayı uzatmaz. Bunun için, telefon eden, önce kendini tanıtmalı,kısa ve öz konuşmalı, dakikalarca sohbet etmemeli ve efendimsizkonuşmamalıdır! Her yerde, her zaman, hep nazik ve kibar olmalıdır.Argo ve nahoş konuşmamalıdır. Bazı santrallerde, şunu bağlar mısınızdiye sorunca, Peki efendim denmiyor, “Ayrılmayın” deniyor. Telefon edenniçin ayrılsın ki? Bir de, hı hı diyorlar. Tanımadık bir insana karşıbu uygun değildir. Telefon santrallerinde çalışan görevliler, bu yöndende bilgilendirilmelidir.

    Konuşurken:
    Konuşanın sözünü kesmek nezaketsizliktir. Hadis-i şerifte, (Arkadaşıkonuşurken susmak mürüvvettendir) buyuruldu. Mürüvvet; insanlık,yiğitlik, iyilik cömertlik faydalı olmak gibi manalara gelir ki,hallerin en güzeline riayet etmek demektir.

    Mektup yazarken:
    Mektup, kısa ve öz olmalı, maksadı iyi anlatmalı. Büyüklere, ilim sahiplerine, mektup yazarken daha edepli olmalıdır.

    Eve girerken:
    Evimize Besmele ile ve İhlas suresini okuyarak girmeliyiz! Sağ ayaklaiçeriye girip, selam vermeliyiz! Her işe Besmele ile başlamayaalışmalıdır!

    Birinin evine girerken, izin istemek gerekir. Kapının zilini çalarakveya seslenerek, izin istemelidir! İzin üç defa olur. Birincisinde sesverilmezse, bir dakika kadar sonra, ikinci defa da ses çıkmazsa, üçüncüdefa zile basmalı, yine ses yoksa, dört rekat namaz kılacak kadarbekledikten sonra gitmelidir! Kapı aralanırsa, aradığını sormadan önce,kendini tanıtmalıdır! Fatih’te oturan Abdullah bey, Ahmet bey isimlibir arkadaşa, (Akşam bize gel, sana bir şey vereceğiz) der. Ahmet bey,akşam olunca, Abdullah beyin evinin zilini çalar. İçeriden, buyurundiye bir ses gelir. (Abdullah bey evde mi) der. Üsküdar’a, Kâmilbeylere gittiği söylenir. O da, Üsküdar’a gider. Abdullah bey, Ahmetbeyi görünce, (Sen bizim eve gidince, kendini tanıtmadın mı) der. O da,hayır der. (Kendini tanıtsaydın sana bir paket vereceklerdi) der. Ahmetbey, kapının zilini çalınca, kendini tanıtma edebini bilmediği için,tekrar Fatih’e gitmek zorunda kalır.

    Ailede görgü kuralları

    Görgü kuralları; toplumların inanç, eğitim, ekonomik güç, teknolojikseviye, örf ve âdetlerine göre farklılıklar gösterir. Dünyadakitoplumların görgü kuralları, değişik olabildiği gibi, zamanın geçmesive teknolojik ilerlemeler de bazı görgü kurallarını kaldırıp, yerlerineyenilerinin konulmasına sebep olur.
    Görgüden maksat; bir toplumdaki insanların birbiriyle münasebetlerindeolgun, medeni davranışlar içinde bulunarak, fert ve toplumun huzurunu,rahatını temin eder. Ayrıca bunlar, çok sık karşılaşılan günlük işlerdebir nizam ve intizamın hakim olmasını sağlar. Böylece toplum, belli birrahatlığa kavuşur.

    Türkler, Müslüman olmadan önceki hayatlarında görgüye çok önemvermişlerdir. Obalardan meydana gelen göçebe Türk boyları, beşerimünasebetlerini organize eden seviyeli ve ciddi görgü kurallarıgeliştirmişlerdir. Diğer bir adı töre olan bu davranışlar, örf veâdetler olarak toplumda uyulan kurallardır. Uymayanlar çeşitli cezalaraçarptırılırdı. Müslüman olduktan sonra, eski inanışlarının yanı sıra,görgülerinden dinimize uygun olmayan tarafları da bırakarak uygun olandavranış şekilleri almışlar, uygun olanlarını ise dinin verdiği aşk veşevkle iyice pekiştirmişlerdir. Bu bakımdan milletimiz arasında yakınzamana kadar bu kurallar, âdeta yazılı olmayan birer kanun hüviyetinimuhafaza etmiştir. Böylece seviyeli, huzurlu ve sistemli bir toplumhayatı yaşanmıştır. Bugün milletimizin çocuklarına büyük bir ihtimamlaöğrettiği görgü kurallarının çoğu, asırlar öncesinden gelmektedir.

    Bunlar kısaca şöyledir:
    Türk ailesinde evin reisi babadır. Aile fertleri babanın verdiğikararlara uyar ve onun arzu ve isteklerini yerine getirir. Anne,ailenin en saygıya layık varlığıdır. Evin iç düzeni ondan sorulur.Çocuklar, her zaman şefkat ile bakılır, iyi yetişmeleri için itinaedilir. Dede ve ninelerin de beraber olduğu ailelerde, onların sözhakkı ve kararları daha önce gelir. Görgünün esasını büyüklere saygı veitaat, küçüklere şefkat ve merhamet teşkil eder. Bu bakımdan her görgükuralı bu temele göre şekillenmiştir.

    Evde küçükler büyüklerin yanında daima edepli bulunur. Yanlarına izinalarak girer ve çıkarlar, kendilerine söyleneni dikkatle dinlerler.Büyüklerin sözüne izin almadan karışmazlar ve sözü lüzumsuz yereuzatmazlar. Kendilerine hitap edildiğinde, “Buyurun efendim” diyekarşılık verirler.

    Ana babanın yatak odalarına, kapıyı vurup izin almadan girmezler.Kardeşler, birbirine bağlı ve saygılıdır. Abi, abla şefkatle doludur,kendilerini küçükler karşısında mesul hissederler. Küçükler de büyükkardeşlerine hürmet gösterir, onların isteklerini yerine getirirler.Onların sözlerini dikkatle dinleyip peki efendim, baş üstüne diyerekcevap verirler. Birbirinin eşya ve oyuncaklarını izinsiz kullanmazlar.Kendilerinde olanlardan birbirine ikram ederler. Kimseyi rahatsızetmez, gürültü
    çıkarmazlar.

    Misafirliğe gitmeden önce ev sahibine haber verilir. Kararlaştırılangün ve saatte gidilir. Evine girerken, kapının zilini çalarak veyaseslenerek, izin istenir! İzin üç defa olur. İlkinde ses verilmezse,bir dakika kadar sonra, ikinci defa da ses çıkmazsa, üçüncü defa zilebasmalı, yine ses yoksa, 4 rekat namaz kılacak kadar bekledikten sonragitmelidir! Kapı aralanırsa, aradığını sormadan önce, kendinitanıtmalıdır. Evde ev sahibinin gösterdiği yere oturulur. Eşyalar,tablolar, kütüphanedeki kitaplar izinsiz kullanılmaz. Ne ikram ederse,severek kabul edilir. Ev sahibinin o günkü hâline göre, üzüntü veyasevincine ortak olunur. Onun hoşlandığı konulardan konuşulur. Çok fazlaoturulmaz. Evin içinin döşenişi, eşyaların yeri ve durumu tenkitedilmez. Giderken izin istenir, teşekkür edilir, dua etmesi istenir vebize de buyurun denilir.








+ Yorum Gönder
türk toplumunda görgü kuralları
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi