Türkiyedeki çocukların beslenmesi giysileri oyunları

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Türkiyedeki çocukların beslenmesi giysileri oyunları ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Türkiyedeki çocukların beslenmesi giysileri oyunları





  2. 2
    imported_Mus
    Üye





    Cevap: Türkiye'de Beslenme Durumu ve Kötü Beslenmeye Bağlı Sorunlar


    Ülkemizde halkın beslenme uygulamaları ve alışkanlıkları ile besin hazırlamaları sosyo-ekonomik düzeye, yerleşme yerlerine ve mevsimlere bağımlı olarak farklılıklar gösterir. Bu durum beslenme sorunlarının çeşidi ve görülme sıklığı üzerinde etkili olur.


    ÜLKEMİZDE BESLENME DURUMU


    Türkiye’de en fazla tüketilen besin buğday ürünleridir. Buğday ürünleri ve ekmek tüketimi batıdan doğuya gidildikçe ve kırsal bölgelerde artmaktadır. Genel olarak insanlar güçlerinin ortalama % 44 ü ve protein gereksinimlerinin % 48 ini ekmekten sağlarlar.
    Süt ve ürünleri ile et ve ürünleri tüketimi ailelerin ekonomik durumlarına bağımlı olarak 4-5 katı değişiklik göstermektedir. Et ve ürünleri tüketiminde yıllara göre azalma olmuştur.
    Süt tüketimi ise genelde çok yetersizdir ve yıllara göre tüketimi azalmıştır.
    Kuru baklagil tüketimi yıllara göre artış gösterirken taze sebze ve meyve tüketiminde düşüş olmuştur.
    Şeker ve tatlıların tüketimi bu besin maddelerinin diğerlerine göre ucuz olması ve bu sektörde ürün çeşidinin artması ile artış göstermiştir. Yumurta tüketiminde de az miktarda azalma görülmüştür.
    Bu bilgiler ışığında Türkiye''de son yıllarda besin tüketimi düzeyinde olumsuz bir değişme olduğu söylenebilir.
    Şimdi ülkemizde sık karşılaşılan beslenme sorunlarını görelim.


    ÜLKEMİZDE SIKLIKLA GÖRÜLEN BESLENME SORUNLARI


    Bunların başlıcaları şunlardır.
    - Protein enerji yetersizliğine bağlı büyüme ve gelişme geriliği
    - İyot yetersizliği sorunları
    - Gece körlüğü
    - Raşitizm
    - Demir eksikliği anemisi
    - Şişmanlık
    - Vitamin eksikliği
    - Diş çürükleridir.
    Bu sorunları ayrı ayrı inceleyelim. Ama önce yeterli ve dengeli beslenmenin ne olduğunu öğrenelim.


    YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?


    Vücudun büyümesi, gelişmesi, yaşamın sürdürülmesi ve sağlığın korunması için gerekli olan besin öğelerinin yeterli miktarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılmasına yeterli ve dengeli beslenme denir.
    Eğer besin öğeleri vücuda gerekli olduğu düzeyde alınamazsa, yeterli enerji oluşamadığı için vücut dokuları yenilenmez, yapılanamaz ve yetersiz beslenme görülür.
    Yada insan gereğinden çok yerse, besin maddeleri,gereğinden fazla alınmış olur. Çok alınan besin maddeleri vücutta yağ olarak birikir ve şişmanlık yani dengesiz beslenme durumu görülür.
    Bazen de insan yeterince yese bile, uygun seçim yapamadığı yada yanlış pişirme yöntemi uyguladığı için besin öğelerinin bazılarını vücuduna alamayabilir.


    MALNUTRİSYON
    (PROTEİN-ENERJİ YETERSİZLİĞİ)


    Malnutrisyon bebeği anne sütünden sonra yeterli ve dengeli beslenmeye alıştıramamakla ortaya çıkan bir durumdur.
    Bebek kaşıkla beslenemez hale gelir veya değişik gıdaları alamaz, kusar. Buna bağlı olarak proteinler, vitaminler, eser elementler de yeterince alınamamış olur.
    Nedenleri:
    - Ailenin çocuk bakımı ve beslenmesi konusunda bilgi yetersizliği
    - Ailenin kalabalıklığı ve sık doğumlar sonucu çocuklara ilginin azalması,
    - Çevre koşullarının bozukluğu nedeniyle enfeksiyonların fazlalığı,
    - Ekonomik güçsüzlük
    - Ayrıca yaz aylarında sıklıkla görülen ishallerde protein-enerji yetersizliklerine neden olur.
    Sonuçları:
    - Vücut direnci azalır, hastalıklara yakalanma olasılığı artar, hastalıklar uzun sürer ve ağır seyreder,
    - Zeka gelişimi yavaşlar,
    - Bebek ve çocuk,ölümlerine yol açar.
    Beslenmenin ve gelişmenin devamlı uzmanlarca takibi ve aşılanma sayesinde bebekler sağlıklı yaşamlarını ilk iki yılda sürdürerek beslenme bozukluğuna girmeden, hastalanmadan iyi bir şekilde büyürler.


    İYOT YETERSİZLİĞİ


    Türkiye iyot yetersizliğin yaygın olduğu bir bölgedir.
    Nedenleri
    - Dağlık ve kayalık yörelerde suların ve toprağın az iyot içermesi,
    - Deniz ürünlerinin az tüketilmesi veya hiç tüketilmemesidir.
    Sonuçları:
    - İyot yetersizliğinde trioid bezinin boyun bölgesinde büyümesi sonucu özellikle kadınlarda guatr hastalığı na yol açar,
    - Troid bezinin aşırı büyümesiyle yetişkinlerde üreme yeteneğine zarar verir,
    - Yine trioid bezinin aşırı gelişmesi zeka geriliğine, sağırlık ve dilsizliğe neden olur,
    - Gebelerde düşük, ölü doğum ve erken doğum, bebeklerde sağlıksız ve düşük ağırlıkta doğumlara neden olur.
    - Bebek ve çocuk ölümlerine neden olur.
    Cüceliğe neden olur.
    Önlemi:
    İyot yetersizliğine bağlı sorunlardan korunmak için kullandığımız tuzun mutlaka iyotlu tuz olması gerekir.
    İYOTSUZ TUZU ALMAYIN, Çünkü o tuzun hiçbir faydası olmaz.
    İyotsuz tuzla beslenen bebekler hem zekaca geri kalırlar, hemde çok şiddetli zeka geriliği olmasa bile bu çocukların okul başarısızlığı ile karşıkarşıya gelme riski vardır.


    A VİTAMİNİ VE GECE KÖRLÜĞÜ


    A vitamini görme ile ilgili bir vitamindir. Eksikliğinde gece körlüğü olur.
    Ayrıca A vitaminin vücudu mikroplara karşı koruyan, vücudun direncini artıran bir vitamin olduğu anlaşılmıştır.
    Özellikle kızamık hastalığı sırasında A vitamini eksikliği olan çocuklar maalesef zatürre olmakta, hatta zatürre olan çocuklar ölmektedirler. Halbuki çocuklara A vitamini verecek olursak ölümden kurtulurlar.
    İşte bu eksiklikleri önlemek için küçüklükten başlamak üzere bebeklerin vitamin şurupları olmaları gerekir. Vitamin şurubu veya tableti almazsa bile mutlaka A vitamininden zengin gıdalarla beslenmesi gerekir.
    A vitamini de bildiğiniz gibi en çok havuçta bulunur. Bu bebeklere bol miktarda havuç ezmeleri, havuç suları vererek A vitamini eksikliğini önlemeniz gerekir.


    D VİTAMİNİ-RAŞİTİZM


    Raşitizm 3 ay ile 2 yaş arasında belirtileri görülen kemik hastalığıdır.
    Nedenleri:
    - D vitamininin yetersiz alınması,
    - Güneş ışığından yeterince yararlanama,
    - Çocukların süt ve ürünlerini yetersiz tüketmesidir.
    Belirtileri:
    -Çocukların bacakları eğri olur,
    -Bıngıldakları geç kapanır,
    -Geç yürürler,
    -Dişleri geç çıkar,
    - Hastalıklara kolay yakalanırlar,
    - Kız çocuklarının kemiklerinde oluşabilecek bozukluklar, ileride doğum güçlüklerine ve ölümlere neden olur.
    - Bebeğin kanında kalsiyum düzeyi düşeceği için bebekte kasılmalar, havaleler görülür.
    Önlemi:
    D vitamini eksikliği sadece ağızdan vitamin vermekle giderilemez.
    Vitamin takviyesinin yanısıra bebeklerin mutlaka günün güneşli ; saatlerinde sokağa çıkarılması ve güneş almasının sağlanması gerekir.
    DİKKAT
    Bebeği camın arkasında tutarak vücudundaki D vitaminini aktif hale geçiremezsiniz. Çünkü cam bunu önler.
    Bu nedenle sıcak ve güneşli havalarda bebekleri 10-15 dakikada olsa sokağa çıkarmakta fayda vardır.


    DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ (KANSIZLIK)


    Demir eksikliği anemisi; çocukların, gebe ve emzikliler ile yetişkin kadınların önemli bir sorunudur.

    Nedenleri:
    - Diyette bitkisel besinlerin ağırlıklı olması,
    - Diyette demir elementinin yetersiz olması ve demir kullanımını artırıcı etkisi olan C vitamininden yetersiz tüketilmesi,
    - Gebelik, sık gebelik, düşük yapma ve doğum dönemlerinde aşırı çay-kahve tüketimi, toprak yeme v.b. alışkanlıklar vücudun demir ihtiyacını artırırlar,
    - Ayrıca sık geçirilen hastalıklar besin alımını dolayısıyla demir alımını azalttığından demir eksikliği meydana gelebilir.
    Belirtileri:
    - Fiziksel gücün azalması, yorgunluk,
    - Çalışmaya karşı isteksizlik,
    - Dikkat azalması ve okul başarısının düşüşü,
    - Göz kapaklarının içi, avuç içleri, tabanlar, dudaklarda solgunluk,
    - İştahsızlık, huzursuzluk, neşesizlik,
    - Çocuklar kil ve toprak yemeye istek gösterebilir.


    ŞİŞMANLIK


    Ülkemizde önemli bir beslenme sorunu da şişmanlıktır. Şişmanlık vücutta yağ miktarının artması olarak tanımlanır. Vücutta yağ miktarının artmasına bağlı olarak vücut ağırlığı da arzu edilenden fazla olur.
    Nedenleri:
    - Şişmanlık genellikle fazla yeme ve
    - Hareketsizlikten oluşur.
    Sonuçları
    Şişmanlığın insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri vardır. Bunlardan başlıcaları:
    - Yetişkinlerde kalp, damar hastalıkları,
    - Diabet (Şeker hastalığı),
    - Göğüs ve prostat kanseri gibi hastalıklara neden olur.
    - Ölüm riskini artırır.
    Önlemi:
    Küçük yaşlardan itibaren yeterli ve dengeli beslenme ile düzenli spor yapma alışkanlığı edinilmesidir.

    VİTAMİN YETERSİZLİĞİNE BAĞLI SORUNLAR


    Vitamin yetersizliği belirtilerinden en sık rastlanılan B2 vitamini yani riboflavin yetersizliğine bağlı olarak dudaklarda görülen bozukluklardır.
    Nedenleri:
    Okul çağı çocuklarında süt ve ürünleri ile yeşil yapraklı sebzelerin yetersiz tüketilmesi sonucu görülür.


    DİŞ ÇÜRÜKLERİ


    Diş çürükleri çocuklarda önemli bir sorundur.
    Nedenleri:
    - Şeker ve şekerli besinlerin fazla ve sık tüketimi,
    - Düzenli diş bakımı yapılmaması,
    - Diş büyümesi ve olgunlaşması döneminde süt ve ürünlerinin, sebze ve meyvelerin yeterince tüketilmemesi,
    - Sularda flor eksikliğidir.
    Sonuç olarak: Beslenme sorunlarının önlenmesi için beslenme konusunda bilinçli olmalı, çevremizdeki kişilerinde bilinçlenmesine yardımcı olmalı, yanlış inanış ve uygulamaların ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmalıyız.







    Türkiyede çocuk oyunları

    CİHAN YAMAKOCLU'
    Her milli kültürün önemli ve özgün unsurlarından birisi de halk oyunlarıdır. Halk
    oyunları, "Toplum zekasırıın, yeryüzündeki zarif bitki, hayvan, su vs. hareketlerini,
    insan bedeninde, toplumun inanç, edep, sanat ve kahramanlık gibi duygularını dile
    getirecek şekilde bütünleştirip, uyarlamak, giyim ve çalgılar eşliğinde toplu - birlikte
    veya bireyolarak icra etmektir" şeklinde tanımlanabilir. Çocuk oyunları da
    çocukların zekalarının ürünüdür. Bu anlarnda milli kültürün dolayısıyla halk
    kültürünün çok önemli bir bölümüdür. Genelolarak yaş gruplarına göre, 3-5, 5-10
    vj: 10-15 yaşlarında değişik oyunlar oynanmaktadır. Bu oyunların çok önemli tarafı
    çocukların eseri olmalarıdır. Bu derece başarılı olan çocukların ileri yaşlarında aynı
    derecede üretici olmalarından ise toplum ve devlet sorumludur.
    Bu oyunların ülke çapında toplanması ve genel kültüre mal edilmeleri gerekir.
    Bu yapılmazsa, çocuklar yabancı ülke çocuklarının oyunlarını taklit eder. Ülkede
    oyun araç ve gereçlerinin üretimi, ticareti ve ihracatı durur. Kedi oyunlarını
    üretmeyen (yaratamayan) oynamayan ve yalnız taklit eden çocukların beyin
    faaliyetlerinde açılması gereken bölümlerin dumura uğramasına yol açabilir. Bu
    durum, çocukların diğer gelişmelerini de etkiler.
    Her yörede var olan oyunlar, hızlı göçler ve bozuk şehirleşme yüzünden, köy ve
    kasabalardan şehirlere göç edememiş adeta köylerde ölüme terk edilmiştir. Çocuk
    oyunlarının toplanıp "araç gereç ve kuralları ile belgelenip arşivleşmeleri"
    gerekmektedir. Aksi takdirde tamamen unutulmaları söz konusu olabilir. Ki bu
    kimlik - kültür belgesinden bir sütunun silinmesi demektir.
    Aşağıda tanıtımı yapılan çocuk oyunları 1940 yılları ve öncesinde Rize ili
    Kalkandere ilçesinde oynanan oyunlardan bir kısmıdır. Bunlar arasında veya bunlar
    dışında kalan bazı oyunlar var ki Türkiye'nin hemen her yanında oynanmaktadır. Bu
    genellikle dil gibi, Türk kültürünün oyunlarla bir ülke içinde ve dışındaki etkinliği
    veya yaygınlığını ispatlamaktadır.
    • Araştırmacı, yazar.

    1- ATEŞLEME OYUNU

    Yün topu ile oynanır. Bu top eğirilmiş yün ipliğinden birbiri üzerine sarılarak
    yapılır ve 5-7 cm çapındadır. Oldukça sıkı sarılır ve yere vurulunca zıplayacak kadar
    sertleştirilirdi. Henüz sünger ve lastik topun bilinmediği veya satın alacak para
    olmadığı dönemlerin aracıdır.
    Daha çok okul bahçesi gibi düz bir alanda veya düz ve genişçe bir yolun evlere
    yakın yerlerinde oynanırdı. çünkü bölgede yeteri kadar düz ve boş arazi yoktur.
    Oyun, yılın her mevsiminde, yağmur ve kar altında bile oynanırdı.
    Erkek veya kız çocuklar yaşlarına göre en az iki ve daha çok iki grup halinde
    ayrılırlar. 5-15 metre uzaklıkta iki taşı, hedef olarak koyarlar. Bu hedef taşlara (foli)
    denir. Oyunu başlatacak taraf, (yazımı tuğramı, yaş mı kurumu, belin arkasına bir
    avuç içine bir taş vs. gizlenerek önde bil bakalım, dolu hangisi ya da uzlaşma ile)
    belirlenir. Yün topu bilen tarafa verilir. O grup, başlama taşının yanına, diğerleri
    öbür taşın etrafında yer alır.
    Topu eline alan iyi bir oyuncu folinin yanında yüzü diğer foli'ye (hedef) doğru
    durur. Diğer taraf oyuncuları da kendi taşlarının yanında, sağında, solunda ve
    gerisinde yer alırlar. Tamam, denilince, elinde topu olan oyuncu topu istediği kadar
    (2-3 metre) havaya atar, top aşağı düşerken, arkasından avuç içi ile topa bütün gücü
    ile vurur. Bu vuruşla beraber son sürat, rakip hedef taşa doğru koşar, üzerine basıp
    kendi, taşına da basabilirse karşı taraftan bir kişi çıkar.
    Eğer, karşı taraf onu vurduğu topu kaparak, taşına basmadan uzaktan veya
    yakından ona atarak onu vurabilirse, bu oyuncuya" sen yandın" denir ve oyundan
    çıkar. Topa vurmayı yeni oyunca devam ettirir. Bu suretle top el değiştirerek oyun"
    istenildiği kadar devam ettirilir. Topa ,vuranlar yanarsa, diğer taraf atış taşına gelir.
    Oyun devam eder. Diğer tarafı yakan taraf, her defasında, bir "çivi, kazanmış
    yani diğer tarafı yenmiş olur. Bu çivilerin çok batıran tarafta, kazanmış sayılır.
    Özellikle, erişmiş kar, yağmurlu ve çamurlu yerlerde oynandığı zaman, su çeken yün
    topu, havadan kurşun gibi savrulurken, kirli suları fıskiye gibi saçar. Ter ve heyecan
    içinde zigzaklar çizerek kaçan oyuncunun başına, popsuna.: yüzüne değer,
    kirlenmelere, acı ve ağlamalara sebep olurdu. Bu durum öğretmen ve anaların
    sızlanmalarına ya da şikayetlerine yol açardı. Heyecanlı , hızlı ve gerçekte yüzleri
    ateş gibi olan enerjik çocukların oyunu idi. Bu sebeple de çocuklar adın "ateşleme"
    koymuşlardır.

    TÜRKİYEDE ÇOCUK OYUNLARı
    2- curt OYUNU
    Çupi kelimesi, çalının ince ucuna yakın kısmının adı olup, "çalı çupi" (çırpı)
    yaklaşık olarak (öteberi) anlamında da kullanılmaktadır. Çupi Oyunu, yaklaşık, (ıo15
    cm uzunluğunda ve 0,5 cm çapında) ıo-15 çift, bir adet, düzgün çalı parçası
    (çupi) ile oynanmaktadır. Oyunu iki kişi oynar. Kimin başlayacağı, yukarıdaki
    oyundaki yollardan biri belirlenir. Çalılar bir avuç içinde tutulur. Yukarı atılır avuç
    ters çevrilerek elin üstünde tutulmaya çalışılır. EI üstünde tek (1-3-5....) sayılı
    tutulmalıdır. Bunun için el üstünde kalan çupilerden bazıları el dokundurmadan
    düşürülebilir, Bunda başarılı olamayan, bütün çalıları düşüren veya çift çalı tutan
    oyuncu yanar. Her oyun tekrarından sonra, tek çalı kalınca da oyuncu oyuna devam
    eder. Bu tek çalıyı da el üstünde kaparsa, kaptığı bütün çalıları tekrar avucunda
    toplar, havaya atar, düşerken elinin tersi üzerinde tutabildikleri kadar sayı-çivi
    kazanmış olur. Her defasında yere düşen çalılar oyun dış kalır. Kalanlarla devam
    eden oyuncu, çalıları bitirinceye kadar devam eder. EI değiştiren çalılar karşılıklı ve
    belirlenen sayıda tekrarlanır. Oyun sonunda sayılar toplanarak galip gelen belli olur.
    Çalılar çok düzgün aynı kalınlıkta uçları düzeltilerek hazırlanır ve tekrar oynamak
    için saklanır.
    s.crzct TAŞı OYUNU
    Düzgün toprak bir yerde bir taş parçası ile yaklaşık 1-2 metre çapında bir yarım
    daire çizilir. Yarım dairenin ayakları 3-4 metre uzatılır ve altı kapatılır. Yarım daire
    kısmına kadar olan kısmı enine çizgilerle bölünür. Her bölüm 20-35 cm aralığında
    olabilir. Şekil geniş ve üstü yuvarlak bir merdiven görünümündedir. Oyun iki kişi ile
    oynanır. Kızların daha çok rağbet ettiği bir oyundur. Karışıkta oynanır.
    Bir düzgün taş parçası veya yerli kiremit parçası hazırlanır. İcabında kiremit
    parçası taşla etrafı kırılıp oldukça yuvarlaklaştırılır. Oyunu başlatan, yarım daireyi
    önüne alacak şekilde çizginin altına yer alır. Taşı-kiremidi, birinci basamağa atıp,
    tek ayağı üzerinde sekerek yerdeki ayağı ile bir vurıışta dışarı atması gerekir. Bunu
    başarırsa, dışardan kiremidi ikinci basamağa atıp kondurması gerekir. Taş alt veya
    üst basamağa kayar veya dışa çıkarsa oyunca yanar. Diğeri oynama hakkı kazanır.
    Basamaklara ev denir.
    Her basamağı atlayan oyuncu, basamaklardan sekerken çizgilere basamaz, bir
    basamaktan diğerine tek hareketle geçmek ve taşı geri çıkarırken, basamakları birer
    birer geçirmelidir. Her basamağı geçen oyuncu , çizginin gerisine gelir, taşı eline
    alıp ve sırtını dönerek taşı çizgili alana yavaşça atar. Taşın durduğu cv, o
    oyuncunun olur. Arkaya atılan taş, çizgi üstüne, başkasının evine veya dışarı çıkarsa
    oyunca kesilir.

    CİHAN YAMAKOGLU

    Artık o eve diğer oyuncu basamaz ve taşını düşüremez. O basamaktan sekerek
    atlamak taşını bir vuruşta geçirmek ve serbest basamakta durdurmak gerekir. Aksi
    halde en üst yarım dinlenme yeridir. Oraya çıkan iki ayağı ile basar. Dinlendikten
    sonrada son basamaktaki taşı, her basamaktan tek tek iterek bir alt basamağa ve
    oradan dışarı atar. Taş çizgilerin üzerinde durmamalı, ayaklar çizgiye basmamalıdır.
    4- İp SAPANLA TAŞ ATMA OYUNU
    Elle taş atarak yarışma yanında çocuklar bazı araçlarla taş atarak yarışmayı da
    düşünmüşlerdir. İp sapanla taş atmak için iki metre boyundaki bir çarık ip ikiye
    katlanır. Tam orta yerinden ipin katları 5-5 cm kadar birbirinden ayrılır ve iki yana
    açılır. İpin, bir ucu sağ elin işaret parmağına geçirilecek şekilde halka yapılır. Diğer
    ucu da işaret parmağı ile başparmak arasına sıkıştırılır. Açılan lifleri üzerine de
    küçük boy bir taş yerleştirilir. İpler ucundan tutulur. Sapan sağ tarafta sarkıtılır.
    Daire çizecek şekilde son hıza taşa daire çizdirecek şekilde çevrilir Sağ kol sağ
    tarafta yaklaşık yetmiş derecelik bir açı açılmış durumdadır. Diğer çocuklar
    uzaklaştırılmıştır. çünkü taşla dönen sapan onlara değer veya fırlayan taş
    yaralanmalara sebep olabilir. Havada hızla dönen sapanın tutulan ucu bırakılınca taş
    hızla boşluğa doğru fırlar. Bu oyun en uzağa atabilme yarışıdır.
    Oyun için sicimle, taşın konulucağı yer örülerek kuş yuvası gibi yapılır. Buna da
    Kuyulu Sapan denir. Bu sapan daha güvenlikli olarak kullanılır. Lastikle yapılan ve
    sapan kaya ile yapılan taş atmanın, iple yapılan ve bir kaç yüz metre öteler, taş
    atabilme oyunudur. Kuyulu sapanlarla taş atılırken şak "diye özel bir ip sesi de
    çıkarır ve heyecanı artırır.
    S-HAVA VEYA SU TOPU

    İçi (özü) kamış gibi yumuşak olan Çıkar ağacının düzgün dallarından 20-25 cm
    iki tarafı düzeltilerek kesilir. Bunun özündeki köpük benzeri beyaz madde, bir çalı
    parçası ile boşaltılır ve ince bir boru haline getirilir. Bu boru, boyunda ve el tutacak
    kadar uzun bir odun piston yontarak yapılır. Ucuna, namluya zorla girecek kadar
    kendir dolanır. Kendir üstüpülerinden iki el içinde, ıslatıp yoğrularak bu borunun
    çapı büyüklüğünde mermiler yapılır. Pistonla, ağaç borunun içine bastırılarak itilir
    ve ucuna yakın yerde bırakılır. Arkasından, ikinci mermi pistonla aynı namluya
    bastırılarak sürülür. Öndeki mermi bayağı bir patlama sesi ile dışarı fırlar.
    Yaralamadan ve acıtmadan hedeflere doğru atılabilir olduğu için, elle nişan alarak
    atış kabiliyetini geliştirir.

    TÜRKİYEDE ÇOCUK OYUNLARı
    Bu namlunun ucuna ince deliği olan bir odun yüksük geçirilerek, ıçıne su
    doldurulup, istenilen yakın hedeflere haber vermeden fışkırtılır. Tarafların
    ellerindeki bu su tabancaları sınıflara kadar girer ve muzipliklere sebep olabilir.
    6- MİRAS OYUNU
    Taştan miraslar, özel beyaz, sarı, kahverengi katmanları olan "Yağlı Taş" tan
    çocuklar tarafından tıpkı bir cam misket kadar güzel yontularak yapılır. Bu taş Tonik
    Köyü (Kızıltoprak) deresinde bulunurdu. Bu taş önce sert taşlarla kabilolduğu kadar
    miras olacak kadar küçültülür, Sonra bıçakla düzeltilir, mirasa yaklaştırılır. Son
    olarak düğünlerle atılan tüfeklerden kalan boş mavzer fişeğinin ağzı ile kazınarak
    yusyuvarlak bir miras yapılır.
    Oyuncu sayısı kadar fişek ve miras hazır olur. Düz ve kuru bir zeminde, 75-100
    cm aralıklarla 3-5 mavzer fişeği kovanı yan yana dikilir. Bu fişeklere paralelolarak
    3-4 metre uzakta taşla bir çizgi - hat - çekilir Oyuncular önce fişekleri arkasından,
    çizgiye doğru miraslarını atarlar. Çizgiye en yakın olan oyuncu oyunu başlatır.
    Çizgiye yakınlıklarına göre de herkesin sırası belli olur. Oyuncular bu çizginin
    gerisinden, miraslarını istediği fişeğe doğru atar. Fişeği yıkan onu alır. Miras,
    başparmak, işaret parmağı ve uzun parmak arasında sıkıştırılarak, çok özel bir nişan
    alınarak, fişekler atılır. Oyun bir nişan alma ve vurma oyunu gibidir. Oyuncu, hedefi
    vurdukça devam eder. Kesilince, oyun sırayla ikinci ve üçüncülere geçer, onlarda
    kesilince tekrar birinciye döner. Her oyuncu, yıktığı fişeği alır veya o sayıda çivi
    kazanır. Oyunda kazanan fişek yerine, mirasta alabilir. Bu önce yapılan anlaşmaya
    bağlıdır.

    7- NAL BİR, MIH İKİ OYUNU

    Bu oyun eski nallarla oynarıırdı. At-katır azalınca nal yerine yassı taş veya yerli
    kiremit parçaları ile oynanır olmuştur. Kuru toprak bir yerde, 3-4 cm. çapında
    yuvarlakça bir taş parçası alanın orta yerine bir daire çizgisinin merkezine
    yerleştirilir. Bu hedefyani folidir. Oyuncuların yaş ortalamasına göre 3-5 m gerideki
    bir çizginin gerisinden, oyuncular ellerindeki nal veya düzgün taşları. Sırayla foliye
    doğru atarlar. Foliye en yakın düşüren oyunu başlatır. Nalını foliye vurup onu iter ve
    uzaklaştırır. Folinin hareket noktası ile vardığı nokta arası ayak boyu ile şöyle
    ölçülür. (Nal bir, mıh iki, ebe bir, on iki, 13-14-15..... elli, melli, çanak, çömlek,
    yastık, mastık, sana bir temiz çivi kastık.) Oyuncu nal ile foliyi vuramazsa kesilir ve
    aynı yerden diğer oyuncu devam eder. Foliye nalının bulunduğu uzaklıktan atış
    yapar. Her kim, bu sayılar kadar foliyi uzaklaştırıp sayıları tamamlarsa oyunu o
    kazanır. Bu şekilde oyun istenildiği kadar tekrarlanabilir.


    8 - ztvont (GICIRTMA) OYUNU
    Dört - beş metre uzunluğunda ve ıo-12 cm çapında yuvarlak, doğru ve çok
    sağlam bir ağaç, aynı kalınlıkta ve ucu yuvarlak sivri (koni) leştirilmiş bir kazık
    uzun sınk, tam ortasından kazığın sivri yeri girecek ölçüde topaç şeklinde oyulur.
    Kazık yere 50 cm kadar gömülür ve etrafı taşlarla, esnemeyecek kadardı desteklenir.
    Çocukların büyüklüklerine göre kazığın yer üstü kısmı da 60-80 cm olabilir. Sınk
    oyuğundan yere paralelolarak kazığın sivri ucuna yerleştirilir. Oyuk yağlanırsa iyi
    daha hızlı deneme sağlanır. Sınğın iki ucuna ters yönde, birer ikişer, üçer çocuk
    karınlarından abanır ve elleri ile tutunarak denge sağlarlar. Ayakları ile yeri iterek
    sınğı döndürülür, Hız o derece artar ki artık birçoğu ayaklarını yerden kaldırır,
    ellerini yanlara açar ve adeta uçarak dönmeye devam ederler. Dönme esnasında
    gıcırdayarak, zar, zor, zır-zur gibi sesler çıkardığı için oyuna bu isim verilmiş
    olabilir. Rize - Kalkandere ve diğer yörelerinde oynanan bu oyun Antalya, Türkmen
    yörükleri arasında da oynanmaktadır. Fakat oradaki adının tespiti mümkün
    olmamıştır. Ancak Gerede ilçesinde daha yüksek ve büyük ağaçlarla ve
    büyüklerinde oynadığı bu oyuna Gıcırtma denilmektedir.
    9- PUPuşİ OYUNU
    Kız çocukları tarafından oynanır. Bir araya gelen çocuklar birlikte dudaklarını
    şaplatarak puppuşi diyerek ayak parmakları üzerine çömelip zıplarlar. Bunu bir ara
    yolda yaparlarsa hem yol alır hemde oynarlar. Bahçede ise, dönerek puppuşiye
    devam ederler. Zıplarken eller havada ve parmaklar şaklatılır. Yere düşenler,
    yorulanlar kesilir. Zıplarken hep birlikte (Puppuşi, puppuşi, papa puşi puppuşi, gel
    edelum papa puşi puppuşi) nakaratları sürer; buna seyirciler bile katılırdı. Yere
    düşmeden en çok süre zıplayan isebirinci olur ve alkışlanırdı.
    10 - MENDİL OYUNU
    Çocuklar halka olurlar. Bir çocuk, "yaş mı kuru'mu" "ya şundadır ya bundadır,
    kikiliça kapağın altındadır," yazı mı tuğra mı " yöntemlerinden bir ile bir bilen
    oyuncu seçilir. Mendilin bir köşesi düğümlenerek sert bir düğme yapılır. Bir oyuncu,':
    onu eline alarak halkanın merkezinde durur. Seçilen oyuncu mendili alır ve koşar
    adımlarla oyuncuların arkasına dolanmaya başlar. Oyuncular halka halinde ve
    merkeze bakar durumdadır. Mendile koşan, fark ettirmeden bir oyuncunun arkasına
    mendili bırakır ve aynı hızla dönmeye devam eder. Arkasına mendili bırakılan onu
    fark etmezse, onu bırakan devrini tamamlayarak, mendili yerden alır ve topuz kısmı
    ile önündeki oyuncunun sırtına vurmaya başlar. Oyuncu halkanın dışından kaçarak







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi