Kanun önünde kendini savunma hakkı nediR?

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Kanun önünde kendini savunma hakkı nediR? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Kanun önünde kendini savunma hakkı nediR?





  2. 2
    Ensar
    Özel Üye





    Cevap: CUMHURİYET’İN TEMEL NİTELİKLERİ


    İnsanların,topluluk halinde yaşayabilmelerini sağlamak amacıyla oluşturmuş oldukları siyasi ve hukuki kuruma;DEVLET adı verilmektedir.Günümüzde dünyada pek çok devlet vardır.Bu devletler çok farklı sistemlerle yönetilmektedirler.
    .....................

    İnsan hakları nelerdir
    “İnsan Hakları”; İnsanın insan olarak doğmakla elde ettiği haklara insan hakları denir. Yani insanlara doğuştan verilen, verilmesi gereken haklardır. Temel insan haklarından bazıları şunlardır.

    a. Yaşama Hakkı
    b. Sağlık Hakkı
    c. Eğitim Hakkı
    d. Mülk Edinme Hakkı
    e. Seyahat Hakkı
    f. Haberleşme Hakkı
    g. Kanun Önünde Kendini Savunma Hakkı
    h. Hak Arama Hakkı
    i. Seçme ve Seçilme Hakkı
    j. Özel Yaşamın Gizliliği Hakkı
    k. Devlet Hizmetlerinden Eşit Olarak Yararlanma Hakkı…

    İnsan Hakları, insanların geliştirmiş oldukları en mükemmel yönetim biçimi olan Demokratik devlet yapılarında uygulanan evrensel bir değerdir. İnsan Hakları, insanları insan gibi yaşatmayı amaç edinir.

    İnsan Hakları, İkinci Dünya Savaşı sonrası tamamen kabul edilmiş ve kurumlaşmış bir kurallar bütünüdür. İnsan Hakları, ”BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ”’nin kabul edilmesiyle evrensel ve çağdaş bir değer olarak yerini almıştır. Daha sonra kabul edilen “AVRUPA KONSEYİ İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ” ile de çağdaş, demokratik ve modern devletlerin olmazsa olmaz kuralları ve ilkeleri arasına girmiştir.

    Bir devletin insan haklarını benimseyip benimsemediği, o devletin gelişmişlik düzeyini de belirler. Bir devletin demokratik, çağdaş ve modern bir devlet olabilmesi için insan haklarını anayasal ve yasal bir hak olarak vatandaşlarına tanımış olması ve insan hakları ihlallerinin suç olarak kabul edilip cezalandırılmasını öngören yasal yaptırımları getirmiş olması gerekir.

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti; İnsan Haklarına Saygılı bir devlettir. İnsan Hakları, T.C anayasası’nını 12-74 üncü maddeleri arasında “TEMEL HAKLAR VE HÜRRİYETLER” ana başlığı altında vatandaşlarımıza anayasal bir hak olarak tanınmıştır. Demokratik devletlerde hiçbir düzenleme ve uygulama anayasaya aykırı olamayacağına göre tüm hukuk sistemimiz de İnsan Hakları çerçevesinde düzenlenmiştir.


    ---------------------
    Farklı bir kaynaktan
    Maddeler halinde


    İNSAN HAKLARI

    İnsan Hakları İnsan hakları, devlet karşısında her insanın sahip olması gereken özelliklerin tümüdür. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi: İlk yazılı metin 1789 Fransız Devrimi ‘nin yarattığı İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi ‘dir. Bu bildiri, evrensel nitelik taşıdığı için ondan sonrabirçok ülke tarafından benimsenerek, başka anayasalara da esas olmuştur. Daha sonra bubildiri yetersiz kalmış ve Birleşmiş Milletler örgütünde ele alınarak bir İnsan Hakları Bildirisi hazırlanıp yayınlanmıştır. (10 Aralık 1948).

    Türkiye de, 1961 Anayasası’nda buhakların tümüne yer verilmiştir. Anayasamızın 14 – 34’üncü maddelerinde Türklerin kişisel hakları ve özgürlükleri, 35-34’üncü maddelerinde sosyal ve İktisadi hakları gösterilmiş vehaklar böylece anayasal güvence altına alınmıştır. Kişinin yasal, maddi, manevi ve kişilik hakları şunlardır; Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar. Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal ve sosyal köken, mülkiyet gibi başka bir ayrım gözetmeksizin bütün hak ve özgürlüklerden yararlanabilir. Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.Herkesin, her nerede olursa olsun, hukuksal kişiliğinin tanınması hakkı vardır. Yasalarönünde herkes eşittir. Kimsenin, özel yaşamına, ailesine, konutuna ya da haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şerefine ve adına saldırılamaz.Herkesin; Bir devlet topraklarında serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır. Yetişkin her kadının ve erkeğin istediği kişi ile evlenme ve aile kurma hakkıvardır. Mülkiyet hakkı vardır, kimse keyfi olarak mülkiyetten yoksun bırakılamaz. Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü vardır. Dernek kurma ve derneğe üye olma, sendika kurma, üye olma (silahsız ve saldırısız toplanma koşulu ile) hakkı vardır. Seçme ve seçilme hakkı vardır. Kamu hizmetlerinden eşit olarak yararlanabilir.
    Çalışma, işini seçme, sosyal güvenlik, eşit iş için eşit ücret hakkı vardır.
    - Herkes eğitim hakkına sahiptir, istediği dalda eğitim alabilir.
    - Sağlık ve tıbbi bakım hakkına sahiptir
    İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ (10 ARALIK 1948)

    MADDE 1: Tüm insanlar özgür, değer ve hak bakımından eşit olarak doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. Birbirlerine karşı kardeşlik düşünceleriyle davranmalıdırlar.

    MADDE 2: Herkes; ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka inançlarına bakılmaksızın eşit haklara sahiptir. İnsanlar ulusal ve toplumsal kökenleri, zenginlikleri, doğuş farklılıkları ya da herhangi başka bir ayrım gözetilmeksizin bu bildirgede belirtilen tüm haklardan ve özgürlüklerden yararlanabilirler.

    MADDE 3: Yaşamak, özgürlük ve kışı güvenliği herkesin hakkıdır.

    MADDE 4: Hiç kimse kölelik ya da kulluk altında bulundurulamaz; kölelik ve köle ticareti her türlü biçimiyle yasaktır.

    MADDE 5: Hiç kimseye işkence yapılamaz; kıyıcı, insanlık dışı, onur kırıcı ceza ve davranışlar uygulanamaz.

    MADDE 6: Herkes nerede olursa olsun, yasal haklarının tanınması hakkına sahiptir.

    MADDE 7: Herkes yasalar karsısında eşittir ve ayrımsız olarak yasaların koruyuculuğundan eşit olarak yararlanma hakkına sahiptir. Herkesin, bu bildirgeyle belirtilen haklarına ters düşen ayırt edici davranışlar için yapılacak kıstırtmalara karşı eşit korunma hakkı vardır.

    MADDE 8: Herkesin, kendisine anayasa ya da yasalarla tanınan temel haklarının yok edilmesi ya da zedelenmesi girişimine karsı ulusal mahkemelere başvuru hakkı vardır.

    MADDE 9: Hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz, alı konamaz ya da sürülemez.

    MADDE 10: Herkes, haklarının, görevlerinin ya da kendisine cezai sorumluluk yükleyecek herhangi bir suçlamanın belirlenmesinde tam bir eşitlikle, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adilane ve acık olarak görülmesi hakkına sahiptir.

    MADDE 11:
    a) Bir suç işlemekten sanık herkes, savunması için kendisine gerekli tüm koşulların sağlandığı açık bir yargılanma sonucunda yasalarca suçlu olduğu saptanmadıkça suçsuz sayılır.
    b) Hiç kimse, işlendikleri sırada ulusal ya da uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan eylemlerden ya da ihmallerden dolayı mahkum edilemez. Bunun için, suçun işlendiği sırada uygulanan cezadan daha şiddetli bir ceza verilemez.

    MADDE 12: Hiç kimsenin özel yaşamına, ailesine konut dokunulmazlığına ya da yazışma özgürlüğüne keyfi olarak karışılamaz; kimsenin onur ve ününe karşı kötü davranışlarda bulunulamaz. Herkesin bu karışma ve kötü davranışlara karşı yasalarla korunma hakkı vardır.

    MADDE 13
    a) Herkesin, herhangi bir devletin toprakları üzerinde serbestçe yolculuk yapma ve yasama hakkı vardır.
    b) Herkes, kendi ülkesi içinde olmak üzere, herhangi bir ülkeden ayrılmak ve ülkesine yine dönmek hakkına sahiptir.

    MADDE 14:
    a) Herkesin, baskı ve kıyıcılık karsısında başka ülkelere sığınma ve bu ülkeler tarafından sığınık olarak kabul edilmesi hakkı vardır.
    b) Bu hak, adi bir suçun işlenmesi ya da Birleşmiş Milletlerin ilke ve amaçlarına ters düşen etkinliklere dayanan kovuşturmalar durumunda ileri sürülemez.

    MADDE 15:
    a) Herkesin bir vatandaşlığa hakkı vardır.
    b) Hiç kimse keyfi olarak vatandaşlığından ya da vatandaşlığını değiştirmek hakkından yoksun bırakılamaz.

    MADDE 16:
    a) Evlilik cağına varan her erkek ve kadın, ırk, vatandaşlık ya da din bakımlarından hiçbir sınırlamaya bağlı olmaksızın evlenmek ve aile kurmak hakkına sahiptir. Evlilik bakımından, kadın ve erkek evliliğin sürdürülmesinde, bozulmasında eşit haklara sahiptir.
    b) Evlenme bağıtı ancak evlenecek kişilerin özgür ve tam isteğiyle yapılır.
    c) Aile, toplumun doğal ve temel öğesidir; toplum ve devlet tarafından korunma hakkına sahiptir.

    MADDE 17:
    a) Herkes tek basına ya da başkalarıyla birlikte mal ve mülk edinme hakkına sahiptir.
    b) Hiç kimse keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamaz.

    MADDE 18: Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkına sahiptir. Buna göre, herkes din ya da inanç değiştirmekte özgürdür. Ayrıca dinini ya da inancını tek başına ya da toplulukla birlikte açık olarak ya da özel olarak öğretim, uygulama, ibadet ve ayinlerle açıklama özgürlüğüne sahiptir.

    MADDE 19: Herkesin düşünme ve anlatma özgürlüğü vardır. Buna göre, hiç kimse düşüncelerinden dolayı rahatsız edilemez. Ayrıca ülke sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve düşünceleri her türlü araçla aramak, sağlamak ve yaymak hakkına sahiptir.

    MADDE 20:
    a) Herkes barışçıl yollarla toplantı yapmak, dernek kurmak ve derneğe katılmak hakkına ve özgürlüğüne sahiptir.
    b) Hiç kimse bir derneğe üye olmaya zorlanamaz.

    MADDE 21:
    a) Herkes, doğrudan doğruya ya da serbestçe seçilmiş temsilciler aracılığıyla, ülkesinin devlet işleri yönetimine katılma hakkına sahiptir.
    b) Herkesin, ülkesindeki devlet hizmetinden eşitlikle yararlanma hakkı vardır.
    c) Hükümet yetkisinin temeli halkın iradesidir; halk bu iradesini gizli ya da açık bir şekilde özgürce oy vermelerinin sağlandığı devreli ve dürüst seçimlerle belirtir.

    MADDE 22: Herkesin, toplumun bir üyesi olması nedeniyle sosyal güvenliğe hakkı vardır. İnsanların onur ve kişiliklerinin özgürce gelişmesi için zorunlu olan ekonomik, toplumsal ve kültürel hakların, ulusal cabalar ve uluslararası işbirliği yoluyla her devletin örgütleri ve kaynaklarıyla orantılı olarak gerçekleştirmesine hakları vardır.

    MADDE 23:
    a) Herkes, çalışma, işini özgürce seçme, adil ve uygun çalışma şartlarının sağlanması ve işsizlikten korunma haklarına sahiptir.
    b) Herkesin, hiçbir ayrım gözetilmeksizin, eşit çalışma karşılığında eşit ücret almaya hakkı vardır.
    c) Çalışan herkesin, kendisine ve ailesine insanlık onuruna uygun bir yaşam sağlayan ve gerekirse her türlü toplumsal koruma araçlarıyla da tamamlanan adil ve uygun bir ücrete hakkı vardır.
    d) Herkesin, çıkarlarını korumak için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.

    MADDE 24: Herkesin dinlenmeye, eğlenmeye, özellikle çalışma suresinin uygun biçimde sınırlanmasına ve belirli devrelerde ücretli tatillere hakkı vardır.

    MADDE 25:
    a) Herkesin gerek kendisine gerekse ailesi için, beslenme, giyim, barınma, sağlık ve öteki sosyal hizmetler de içinde olmak üzere; sağlığını ve güvencini sağlayacak, uygun bir yaşam düzeyine hakkı vardır. İşsizlik, hastalık, dulluk, yaşlılık ya da geçim olanaklarından kendi isteği ve iradesi dışında yoksun kalma gibi durumlarda sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
    b) Analık ve çocukluk, özel koruma ve yardım görme hakkına sahiptir. Bütün çocuklar, evlilik içinde ya da dışında doğsunlar aynı sosyal korunmadan yararlanırlar.

    MADDE 26:
    a) Herkes eğitim görme hakkına sahiptir. Eğitim parasızdır; hiç değilse ilk ve temel eğitim aşamalarında böyle olmalıdır. İlk öğrenim ve eğitim zorunludur. Teknik ve mesleki öğretimden herkes yararlanabilmelidir. Yüksek öğretim, diğerlerine göre herkese tam eşitlikle açık olmalıdır.
    b) Eğitimin amacı, insan kişiliğinin tam ve özgürce gelişmesi, insan hak ve özgürlüklerine saygının güçlenmesi olmalıdır. Bütün milletler, ırk ve din grupları arasındaki anlayış, hoşgörü ve dostluğu özendirmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışın sürdürülmesi yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir.

    MADDE 27:
    a) Herkes, toplumdaki kültürel çalışmalara serbestçe katılmak, güzel sanatlarla ilgilenmek, bilimsel ilerlemenin getirdiği yararlara ortak olmak ve bundan yararlanma hakkına sahiptir.
    b) Herkesin, sahibi bulunduğu her türlü bilim, edebiyat ya da sanat yapıtlarından doğan moral ve maddi çıkarların korunması hakkı vardır.

    MADDE 28: Herkesin, bu bildirgede öngörülen hak ve özgürlüklerin tam uygulanmasını sağlayacak bir toplumsal ve uluslararası düzene hakkı vardır.

    MADDE 29:
    a) Herkesin kişiliğinin tam ve özgür gelişmesi, içinde yaşadığı topluma karşı görevlerini yerine getirmesiyle olanaklıdır.
    b) Herkes, haklarını kullanmak ve özgürlüklerinden yararlanmak konusunda; ancak yasalarla sırf başkalarının hak ve özgürlüklerinin tanınmasını ve bunlara saygı gösterilmesini sağlamak amacıyla ve toplumun ahlak, düzen ve genel gönencinin gereklerini karşılamak için belirlenmiş kurallara bağlıdır.
    c) Bu hak ve özgürlükler hiçbir şekilde Birleşmiş Milletlerin amaç ve ilkelerine ters düşecek biçimde kullanılamaz.

    MADDE 30: Bu bildirgenin hiçbir yargısı, içinde yayınlanan hak ve özgürlüklerin bir devlet, sınıf ya da kişi tarafından yok edilmesini güden bir çalışmaya girişmeye ya da eylemli olarak bunu islemeye herhangi bir hak getirir nitelikte yorumlanamaz.



    Devletleri yönetme güç ve yetkisine EGEMENLİK adı verilmektedir.Dünyada var olan bu devletlerden bazıları tek bir kişi tarafından yönetilirler.Yani egemenlik bir kişinin elindedir.Bu kişiye,kral,imparator,şah,padişah,raca,emir veya diktatör denir.Bu kişi,devleti kendi istekleri doğrultusunda dilediğince yönetir.Bu tür yönetimlere MONARŞİ adı verilir.Suudi Arabistan,Irak,Kuveyt,Suriye,Malezya bu tür yönetimlere örnek olarak verilebilir.



    Bazı ülkelerde ise yönetme gücü yani egemenlik,Bir gruba veya zümreye aittir.Bu grup veya zümre devleti yönetir.Diğer insanların hiçbir hakkı yoktur.Bu zümre bazen din adamları grubu,bazen bir parti,bazen de bir etnik grup ya da aile olabilir.Bu tür yönetimlere OLİGARŞİ adı verilir.İran,Sovyetler Birliği,Küba bu tür yönetimlere örnek olarak verilebilir.



    Her bakımdan gelişmiş bazı ülkelerde ise yönetme gücü yani egemenlik halka aittir.Halk belli dönemlerde yapılan seçimlerle kendi yöneticilerini seçer.Dönemin bitiminde tekrar seçim yapılır ve yöneticiler tekrar belirlenir.Halk hiçbir ayrım gözetmeksizin hem yöneticilerini seçme hem de yönetici seçilme hakkına sahiptir.Bu tür yönetimlere;DEMOKRASİ adı verilir.Bu tür yönetimlere;Türkiye,Fransa,Almanya,Amerika Birleşik Devletleri,İngiltere gibi devletler örnek olarak gösterilebilir.



    Bir devletin demokratik olabilmesi için devlet ve toplum yapısında yerleşmiş ve kurumlaşmış bazı nitelik lerin bulunması gerekir.Bu niteliklerin olmadığı bir devlete demokratik devlet demek mümkün değildir.



    Türkiye Cumhuriyeti Devleti;demokratik bir devlettir.Demokratik devletlerin sahip olması gereken bütün niteliklere sahiptir.Bu nitelikler sözde kalmamış Anayasa ve yasalarımıza uygulanması zorunlu kurallar olarak girmiştir.Anayasamızın 2nci maddesinde yer alan “CUMHURİYET’İN TEMEL NİTELİKLERİ”,bu niteliklerdir.



    Bu nitelikler;BAŞLANGIÇ İLKELERİ,CUMHURİYETÇİLİK,ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNE BAĞLILIK, LAİKLİK,İNSAN HAKLARINA SAYGILI DEVLET, DEMOKRATİK DEVLET,HUKUK DEVLETİ ve SOSYAL DEVLET’tir.









    1.BAŞLANGIÇ İLKELERİ : Anayasamızın giriş kısmında belirtilen ilkelerdir.



    a. MİLLET İRADESİ MUTLAK OLARAK ÜSTÜNDÜR:Türkiye Cumhuriyeti’nde egemenlik kayıtsız-şartsız Türk Milleti’ne aittir.Yani devlet yönetme gücü millete aittir.Hiçbir şekilde bu güç başkalarına devredilemez.



    b. KUVVETLER AYRIMI:Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yasama yani kanun yapma yetkisi,Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne,Yürütme,yani devleti bilfiil yönetme yetkisi Bakanlar kurulu’na (hükümet), Yargı yetkisi ise millet adına karar vermeye ve adaleti sağlamaya yetkili olan Bağımsız Mahkemelere verilmiştir.



    c. MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK:İyi günde ve kötü günde millet olarak daima dayanışma içinde bulunmayı ve biribirimize daima destek olmayı ifade eder.



    d. MİLLİ İDEALLER:Milletçe benimsediğimiz ve milletimizi daha huzurlu ve gelişmiş bir devlet ve toplum yapısında yaşatmak uğrunda milletçe sahip olduğumuz ortak hedefleri ifade eder.











    2.CUMHURİYETÇİLİK :



    Cumhuriyet,egemenliğin yani devleti yönetme güç ve yetkisinin halka ait olduğu yönetim biçimidir.Cumhuriyetçilik ise devlet yönetim modeli olarak cumhuriyet’i benimsemek,sevmek ve bir yaşam biçimi haline getirmektir.



    Cumhuriyet kavramı dünyada çok farklı anlamlarda kullanılmaktadır.Örneğin Çin Halk Cumhuriyeti dendiğinde burada cumhuriyetten komünist bir yönetim tarzı anlaşılmaktadır.İran İslam Cumhuriyeti dendiğinde ise çağdışı,şeriatçı bir yönetim anlaşılmaktadır.Oysa Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde ve Atatürkçü Düşünce Sistemi’nde Cumhuriyet dendiğinde,millet egemenliğine dayalı,laik ve demokratik bir devlet sistemi anlaşılır.



    Ülkemizde vatandaşlara düşen görev, Cumhuriyetçilik ilkesini benimsemek,seçimler aracılığı ile halkın yönetimde egemen olması anlayışını savunmak,halkın hukuk ilkelerinin geçerli olduğu demokratik ve laik bir ortamda yaşaması için çaba sarfetmek,Türk milletinin mutlu,özgür ve çağdaş bir şekilde yaşamasını sağlamaktır.





    3.ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ’NE BAĞLILIK :



    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni oluşturan Türk halkı’na Türk milleti denir.Millet aynı toprak parçası üzerinde yaşayan,aynı dili konuşan,aynı kültürü paylaşan gelecekte de birlikte yaşamak istek ve azminde olan insan topluluğına denir.Milliyetçilik ise,mensup olduğu milletle gurur duymak ve o milletin geleceği için hiçbir fedakarlıktan kaçınmamaktır.Kısacasa yanmasına gerek olmayan bir lambayı söndürmek,akmasına gerek olmayan bir musluğu kapamak,devletin ve milletin zararına olacak şeyleri yapmaktan kaçınmak milliyetçiliktir.



    Tarihten günümüze dünyada pek çok milliyetçilik uygulamaları yapılmıştır.Bu uygulamalardan en zararlısı Irkçı Milliyetçilik Anlayışıdır.Irkçı milliyetçilik anlayışı,İnsanları mensup oldukları ırka göre değerlendirir.Milliyetçiliğin ana çıkış noktası kişinin o ırka mensup olup olmadığıdır.Irkçı milliyetçilik anlayışı,diğer ırkları küçümser.Kendi ırkını üstün görür.Bu özelliğinden ötürü birleştirici olmak yerine ayrıştırıcı ve bölücüdür.Irkçı milliyetçilik anlayışı tarih boyunca insanlara kan,gözyaşı ve yıkım getirmiştir.Hitler dönemi Almanyasında Nazilerin Yahudi ve Çingenelere uyguladıkları soykırım veya 1990 yılından başlamak üzere Sırpların Balkanlarda Boşnaklar başta olmak üzere ,Hırvat,Sloven ve Arnavutlara karşı giriştikleri katliam Irkçı Milliyetçilik anlayışının ulaştığı şonuçlara örnek oluşturmaktadır.



    Atatürkçü Milliyetçilik Anlayışı ise ırk temeli üzerine değil KÜLTÜR temeli üzerine oturtulmuştur.Kişinin ne olduğu değil kendini ne olarak hissettiği önemlidir.Kendini Türk olarak gören herkesi Türk Milleti’nin bir ferdi olarak kabul eder.Irkçı yaklaşımları reddeder.Farklı kültürel özellik ve renkleri ortak hedeflere yönelterek çağdaş bir TÜRK MİLLETİ oluşturmayı amaçlar.Ülke sınırları içinde yaşayan farklı kültür gruplarına mensup insanların hepsini eşit haklara sahip vatandaşlar olarak görür.Bu özelliğinden ötürü ayrıştırıcı ve bölücü değil kaynaştırıcı ve birleştirici özelliğe sahiptir.Atatürk’ün Milliyetçilik Anlayışı;Türk milletine,refah,huzur ve mutluluk getiren çağdaş dünyanın da benimsediği modern bir milliyetçilik anlayışıdır.





    4. LAİKLİK :



    Laiklik,devlet ve toplum yaşamını ilgilendiren hukuk kurallarının akla,bilime ve toplumun ihtiyaçlarına dayalı olmasıdır.yani devletin işine din kurallarının karışmamasıdır.Kişilere inanç ve ibadet özgürlüğünün verilmesi ve bu inanç ve ibadet özgürlüğünün devlet tarafından güvenceye alınmasıdır.



    Türkiye’de Laikliği düzenleyen Anayasamızın 24 üncü maddesidir.24 üncü maddeye göre;Türkiye’de herkes istediği dine inanmakta istediği ibadeti yapmakta serbesttir.Hiç kimse inanç ve ibadetlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz,inanç ve ibadete yönelik olumsuz müdahaleler kanunen yasaktır. Bunu yapanlar kanun önünde suç işler ve yargılanarak cezalandırılır.Hiç kimse demokratik sistemin bir gereği olarak kendisine tanınmış olan özgürlükleri kullanarak laik sistemi yıkmak ve yarine dinsel esaslara dayanan bir rejim kurmak için çalışamaz.Yani özgürlükler başkalarının özgürlüklerini ortadan kaldırmak amacıyla kullanılamaz.



    Laik Devletlerde devlet tamamen aklın ve bilimin rehberliği çerçevesinde yönetilir.Bilimsel gerçekler dışında devlet yönetiminde hiçbir esas kabul edilmez.



    Kısacası,Laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde din vicdanlardaki yüce yerine kavuşturulmuş ve hiç kimsenin müdahale etmesine izin verilmeden yapılan bireysel bir faaliyet olarak değerlendirilmiştir.Devlet ise tamamen değişen dünya koşulları çerçevesinde akıl ve bilimin gerekleri doğrultusunda yönetilen bir kurum olarak kalmıştır.Laiklik dinsizlik değil,dini bütün gerekleriyle samimi olarak uygulandığı,kimsenin insanların dinsel duygularını sömüremediği bir anlayıştır.













    5. İNSAN HAKLARINA SAYGILI DEVLET :



    “İnsan Hakları”; İnsanın insan olarak doğmakla elde ettiği haklara insan hakları denir.Yani insanlara doğuştan verilen, verilmesi gereken haklardır. Temel insan haklarından bazıları şunlardır.

    Yaşama Hakkı
    Sağlık Hakkı
    Eğitim Hakkı
    Mülk Edinme Hakkı
    Seyahat Hakkı
    Haberleşme Hakkı
    Kanun Önünde Kendini Savunma Hakkı
    Hak Arama Hakkı
    Seçme ve Seçilme Hakkı
    Özel Yaşamın Gizliliği Hakkı
    Devlet Hizmetlerinden Eşit Olarak Yararlanma Hakkı...


    İnsan Hakları,insanların geliştirmiş oldukları en mükemmel yönetim biçimi olan Demokratik devlet yapılarında uygulanan evrensel bir değerdir.İnsan Hakları, insanları insan gibi yaşatmayı amaç edinir.



    İnsan Hakları,İkinci Dünya Savaşı sonrası tamamen kabul edilmiş ve kurumlaşmış bir kurallar bütünüdür.İnsan Hakları,”BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ”’nin kabul edilmesiyle evrensel ve çağdaş bir değer olarak yerini almıştır.Daha sonra kabul edilen “AVRUPA KONSEYİ İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ” ile de çağdaş,demokratik ve modern devletlerin olmazsa olmaz kuralları ve ilkeleri arasına girmiştir.



    Bir devletin insan haklarını benimseyip benimsemediği , o devletin gelişmişlik düzeyini de belirler.Bir devletin demokratik,çağdaş ve modern bir devlet olabilmesi için insan haklarını anayasal ve yasal bir hak olarak vatandaşlarına tanımış olması ve insan hakları ihlallerinin suç olarak kabul edilip cezalandırılmasını öngören yasal yaptırımları getirmiş olması gerekir.



    Türkiye Cumhuriyeti Devleti;İnsan Haklarına Saygılı bir devlettir.İnsan Hakları,T.C anayasası’nını 12-74 üncü maddeleri arasında “TEMEL HAKLAR VE HÜRRİYETLER” ana başlığı altında vatandaşlarımıza anayasal bir hak olarak tanınmıştır.Demokratik devletlerde hiçbir düzenleme ve uygulama anayasaya aykırı olamayacağına göre tüm hukuk sistemimiz de İnsan Hakları çerçevesinde düzenlenmiştir.





    6. DEMOKRATİK DEVLET :



    Demokrasi insanlık tarihi boyunca geliştirilmiş en mükemmel yönetim biçimidir.Demokrasi; egemenliğin yani devleti yönetme güç ve yetkisinin kayıtsız şartsız millete ait olması,milletin belli periyodlarla yaptığı seçimlerde seçtiği temsilciler eliyle kendi kendini yönetmesidir.



    Demokrasilerde, egemenliğin kullanılması hiçbir surette kısıtlanamaz,bir kişiye,bir zümreye veya bir sınıfa bırakılamaz.Hiç kimse veya hiçbir organ kaynağını anayasa ve yasalardan almayan bir yetki kullanamaz bir uygulama yapamaz.



    Demokrasilerde, seçme hakkı ve seçim hürriyeti , demokratik bir yönetimin vazgeçilmez şartlarıdır.Vatandaşlar kanunda gösterilen şartlara uygun olarak,seçme,seçilme,bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma hakkına sahiptir.



    Demokrasinin özü;Düşünce Özgürlüğüdür.Demokrasilerde bireyler düşünme ve düşüncesini ifade özgürlüğüne sahiptir.



    Demokrasilerde herkesin eşit oy hakkı vardır.Seçimler hakim kontrolünde yapılır.Oylama gizli , oy sayımı ise açık yapılır.Seçimlere katılan siyasi partiler yasalar çerçevesinde her türlü faaliyetlerde bulunur.Siyasi Partiler,tüzük,program ve uygulamalarıyla demokrasiye aykırı hareket edemez ve demokrasiyi yıkma amacını güdemez.Bu şekilde faaliyetlerde bulunurlarsa ANAYASA MAHKEMESİ kararıyla kapatılırlar.







    7. HUKUK DEVLETİ :



    “HUKUK”;toplumun düzen içinde yaşamasını sağlayan , devletin uygulamalarını nasıl yapacağını belirten ve devletin gücünü belirten kurallar bütünüdür.Nerede devlet var ise orada hukuk kuralları vardır.Hukuk kurallarının vatandaşlara karşı uygulama biçimi o devletin “HUKUK DEVLETİ” olup olmadığını belirler.



    “HUKUK DEVLETİ” ; Hukuk kurallarını tüm vatandaşlara eşit ve adil biçimde uygulayan ve her türlü uygulamasını hukuk kurallarına uygun olarak yapan devlet demektir.Hukuk Devletleri’nde vatandaşlar kanun önünde eşittir.Cumhurbaşkanı ile tarlasında çalışan köylü arasında hiçbir fark yoktur.



    Hukuk Devleti’nde hiç kimse kaynağını hukuk kurallarından almayan bir yetki kullanamaz.Kaynağını hukuk kurallarından almayan bir yetki kullanan kişi kanunlar önünde suç işlemiş sayılır ve yargılanarak cezalandırılır.



    Hukukun Üstünlüğü Kavramı ile,herkesin hukuk kurallarına uyması hiç kimsenin kendini hukuk kurallarının üstünde görmemesi anlaşılır.Hukuk Devleti’nde kendisine bir haksızlık yapıldığını düşünen herkes mahkemelere başvurarak hakkını savunabilir ve hakkını alabilir.Hukuk Devleti’nde hiç kimsenin keyfi biçimde davranmaya hakkı yoktur.



    Hukuk Devleti’nde,adaleti dağıtmakla görevli olan mahkemeler bağımsızdır.Hiçbir kimse veya kurum mahkemeler üzerinde baskı kuramaz verecekleri kararları etkileyemez. Mahkemeler yasaların kendilerine tanıdığı yetkiler çerçevesinde adaleti dağıtırlar.



    Hukuk Devleti’nde, devlet dahi bir kişiye haksızlık yapsa devlet mahkemeye verilerek yapılan haksızlık mahkeme kararı ile giderilebilir.



    Kısacası HUKUK DEVLETİ, adaletli devlettir.Hukuk Devleti olmayan bir devletin DEMOKRATİK DEVLET olması mümkün değildir.



    Hukuk kurallarının eşit ve adil bir biçimde uygulanmayan devletler Hukuk Devleti olarak değil kanun devleti olarak uygularlar.Bu devletlerde hukuk kuralları adaleti sağlamak için değil bir kişi veya zümrenin çıkarlarını korumak amacıyla kullanılırlar.Dolayısıyla bu tür devletlerin yönetim biçimleri ANTİDEMOKRATİK’tir.





    8. SOSYAL DEVLET :



    Sosyal Devlet; Vatandaşların dil,din,mezhep,ırk,cinsiyet ve siyasi görüş farkı gözetilmeksizin kanunlar önünde eşit olduğu ve devletin ana görev olarak halka hizmet etmeyi benimsediği devlet anlayışıdır.Sosyal Devlet anlayışı,ancak demokratik devletlerde uygulanabilir.Sosyal Devlet; Halkın devlet için değil devletin halk için varolması ve bütün eylem ve işlemlerinde halkın yararını gözetmesidir.



    Sosyal Devlet’in ana görevi halkı her bakımdan çağdaş ve modern standartlarda yaşatmaktır.Bu amaçla devlet,hiçbir ayrım gözetmeksizin vatandaşlarına hizmet eder.Vatandaşlarını ekonomik ve sosyal olarak geliştirmeyi hedef alır.Bu hizmetleri yaparken kar-zarar hesabı yapmaz.Her türlü yatırımını halkın yararını gözeterek yapar.



    Sosyal Devlet’in yapmakla yükümlü olduğu bazı görevler şunlardır;

    Ücretsiz eğitim-öğretim hizmeti
    İhtiyacı olanlara ücretsiz sağlık hizmeti
    Ücretsiz kültür hizmeti
    Ücretsiz yol hizmeti
    Ücretsiz elektrik hizmeti
    Ücretsiz su hizmeti
    Ücretsiz telefon hizmeti
    Ücretsiz din hizmeti
    Ücretsiz radyo ve televizyon yayını sağlama hizmeti vs...


    Devlet, bu hizmetleri karşılıksız olarak yapar.Örneğin,bir köyün yılda devlete ödediği verginin 100 lira olduğunu düşünelim.Sosyal Devlet anlayışında ödediği vergi kadar hizmet yapılmaz.Devlet şehirde yaşayan insanları hangi standartta yaşıyorsa köyde yaşayan insanlarına da asgari düzeyde de olsa eşit standartları sağlamak zorundadır.Bu amaçla devlet köye okul yapar,öğretmenlerin maaşlarını öder,sağlık ocağı yapar ve doktor,hemşire ve ebelerin maaşlarını öder,köye yol yapar.Köye elektrik getirir.Köye telefon hattı döşer.Köyde içme suyu yoksa evlere kadar su götürür.Köye sulama gölet ve kanaletlerini yapar.Köylünün radyo ve televizyon yayınlarını izleyebilmesi için önlemler alır.Köydeki imamın ve cami görevlilerinin maaşlarını öder.Hasta olanlar ve kendilerini tedavi ettirecek imkanları olmayanlar muhtardan aldıkları bir belge ile devlet hastanelerinde ücretsiz olarak tedavi edilirler.Köyde okul yoksa köyün çocukları en yakın okula servislerle götürülür ve servis ücretini devlet öder.



    Devletin bu köyden topladığı vergi 100 lira ancak devletin bu köye harcadığı para 3000 liradır.Ancak devlet başta da belirttiğimiz gibi halka hizmet sözkonusu olduğunda kar-zarar hesabı yapmaz devletin görevi ücra köylere bile sosyal hizmeti götürmektir.





    Anayasamızın 2nci maddesinde yer alan “CUMHURİYET’İN NİTELİKLERİ” ,Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Çağdaş,modern ve demokratik yapan niteliklerdir.Ülkemizde insanca yaşayabilmemizin teminatıdır.Milletimize tanınmış olan hakların ana dayanağıdır.Ülkemizin sınırları çinde,bağımsız,eşit,çağdaş ve insan gibi yaşamak istiyorsak bu nitelikleri candan benimsemeli,yaşam biçimi haline getirmeli ve bu nitelikleri ortadan kaldırmaya çalışanlarla sonuna kadar müdahale etmeliyiz.







  3. 3
    Ziyaretçi
    bilgiler çok güzel teşekkürler







+ Yorum Gönder
kanun önünde kendini savunma hakkı,  kanun önünde kendini savunma hakkı nedir,  devlet hizmetlerinden eşit olarak yararlanma hakkı nedir,  kanun önünde kendini savunma hakkı kısaca bilgi,  kanunlar önünde savunma hakkı
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi