Mekkenin fethi sözleri

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Mekkenin fethi sözleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1

  2. 2
    mum
    Özel Üye





    Cevap: mekkenin fethi sözleri

    --------------------------------------------------------------------------------





    Mekkenin Fethi

    Her şey bir şiirle başladı
    Peygamber huzurunda okunan bir şiirle…
    Kızgın kum fırtınalarından,
    Adem vadisinden kopup gelen bir şairle…
    Ardında kırk süvari,
    Ve alev alev yanan gözlerinde ihanet haberleri
    Bu şair, huzaa kabilesinden Amr bin Salim'di
    En üst perdeden okudu şiirini,
    Ve gözlerini kırpmadan dinledi Nebi;

    " Kureyşîler sana verdikleri sözde durmadılar,
    Hudeybiye'de seninle yaptıkları misakı bozdular
    Bizi Vetir'de,
    Kendi yurdumuzda gafil avladılar
    Benim kimseyi yardıma çağırmayacağımı,
    Çağıramayacağımı sandılar"

    Dedi ve durdu
    Şair ağlıyordu
    Peygambere çevrildi tüm gözler
    Ve o an tutuldu nefesler
    Sahabenin başları yere değiyordu,
    Çünkü mübarek alınlarındaki damar belli oluyor,
    Peygamber celalleniyordu

    " Ey Nebi!
    Allah'ın kullarını yardıma çağır,
    İçlerinde Allahın Rasulü de olsun
    Yapılan zulme, öfkesinden renkten renge girsin,
    Ve büyük bir ordunun başına geçip,
    Denizler gibi köpürerek akıp gelsin"

    Şiir bitmişti,
    Şair de bitmişti
    Gözler hâlâ peygamberdeydi,
    Allahın râsû»lü, ridasını toplayıp ayağa kalktı!
    Ve sahabe ayağa kalktı
    Şimdi konuşan peygamberdi;

    " Eğer kendime yardım ettiğim şeylerle
    Huzaalara yardım etmezsem,
    Ben de yardım görmeyeyim
    Varlığım kudret elinde olan Allah'a andolsun ki,
    Kendimi ve ev halkımı koruduğum gibi,
    Bunları da koruyacağım
    Şimdi haber salın yeryüzüne!
    Allah'a ve Ahiret gününe iman edenler Medine'de toplansın"
    Medine dağlarında savaşın ritmi,
    Sokaklarında peygamber sessizliği…
    Konuşmuyor nebi
    Hane-i saadet'te kılıçlar bileniyor
    Hane-i Saadet'te zırhlar temizleniyor
    Ve şehirlerin anası gülüyor
    Mekke-i mükerreme uzaktan gülüyor

    Gül ey Mekke! Gün senin günündür
    Gün senin fetih günündür
    Gül ki, bu dönüş sanadır
    Baksana,
    Dün bağrından koparılan yiğitler dönüyor sana
    Erak topraklarını savuran rüzgar dönüyor önce
    Ardından büyük bir birlik;
    Başlarında Halid bin Velid!
    Arkadan ey Mekke!
    Senin topraklarında yaşarken
    Rabbim Allah'tır dedi diye sövülen,
    İşkence gören,
    Her tarafı kıpkızıl kurban taşları gibi
    Kan içinde kalan muhacirler geliyor
    En önde Zübeyr bin Avvâm geliyor
    Hani sekiz yaşında müslüman olan
    Hani onbeş yaşında senden koparılan
    Amcası onu bir hasıra sarmıştı hani
    Ateş dumanına tutmuştu
    Küfre dönsün diye
    Ama o dönmedi küfre
    Ve peygamber yıldızlarından biri olarak
    En önde sana dönüyor ey Mekke!
    Sonra bir bölük halinde Beni gıfarlar geliyor!
    Bayrakları Ebu Zer Gıfari'nin elinde…
    Şu müslüman oluşunu Kâbede ilan edince
    Bayılana kadar dövülen Ebu Zer geliyor
    Eslemler geliyor bölük halinde
    Müzeyneler bin kişilik alayla geçerken çölden
    Tekbir sesleri geliyor göklerden
    Ey Mekke başka kimi bekliyorsun söyle!
    HzHamza'yı mı?
    Musab bin umeyr'i mi?
    Onlar,
    Şehitler ordusuyla tebessüm ediyorlar sana
    Ve baksana
    Gözleri ışıl ışıl
    sana yaklaşan ve tozu dumana katan
    bir alayı seyrediyorlar
    Kapkara bir taşlığı andıran bu alay da kim
    Bir hareketlilik semada…
    Bunlar ölüme susamış savaş erleri Ensâr!
    Ve en ortada simsiyah sarığıyla Yâr!
    O an Peygamberler ayakta,
    Melekler ayakta
    Şehitler ayakta…
    Ey Mekke Kalkabilirsen sen de kalk
    Çünkü gönüllere safâ geliyor
    Hazreti Muhammed Mustafa! geliyor

    —–
    Sekiz yıl geçti aradan
    Sensiz tam sekiz yıl geçti…
    Gittiğin gece
    Uzaktan dönüp Kâbe'ye bakınca;
    " Mekke!demiştin,
    " Sen benim için bütün dünyadan daha değerlisin
    ama senin insanların beni rahat bırakmıyor"
    deyip gitmiştin
    Yıldızlar da seninle birlikte gitmişti
    Kapkaranlık geceler kalmıştı ardında
    Mekke öksüz kalmıştı
    Ve Mekke çocukları…
    Çocuklar hep
    Sümeyye'nin toprağa düştüğü yerde oynadı,
    Habbâb bin Eret'in ateşe atıldığı yerde oynadı
    Hane-i Saadetin üzerinde
    Sevr mağarasından kalma güvercinler bekledi seni
    Kâbe-i Muazzama'da namaz kılışını özleyen Hârem,
    Haticetül Kübrâ'nın hatıraları,
    O gül kokuna hasret kalan sokaklar bekledi seni
    Şimdi Kasva'dan inmez misin Ya RasulAllah!
    İnmez misin ki,
    Ayaklarından öpsün mekke toprakları
    Ve kaldırmaz mısın başını ki
    Nur çehreni seyretsin âlem

    İşte Rasulullah'ın nur yüzü göründü
    İşte Rasulullah bakıyor
    Başında yemen işi simsiyah bir sarık
    O Alnındaki nura kurban olalım
    Rasulullah Kâbe'ye bakıyor
    Ve işaret ediyor Hz Bilâl'e…
    Bilâl, Kabe-i Muazzamâ'nın üzerinde…
    Şimdi Bilâli dinlesin yer ve gök

    Dursun Ali Erzincanlı







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi