Yardımlaşmayı teşvik amaçlı tiyatro senaryosu

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Yardımlaşmayı teşvik amaçlı tiyatro senaryosu ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Yardımlaşmayı teşvik amaçlı tiyatro senaryosu





  2. 2
    Sihem
    Özel Üye





    Cevap: İLK YARDIM SON YARDIM
    Sahneleyene birkaç söz:
    Oyunumuz bir hastane odasında geçmektedir. Bu nedenle (ne yazık ki) üç yatağa ihtiyaç var. Ama bunun dışında dekor ve kostüm, yönetmenin hayal gücü ile ilgilidir.

    I.PERDE
    (Perde açıldığında, yaşlı hasta oturmuş vaziyet¬te kitap okumaktadır. Perdenin müzik eşliğinde açıl¬ması uygundur. Diğer iki hasta uyumaktadır. Telaşlı birkaç ses duyulur, yaşlı hasta elindekilerini saklar. Tartışmalar sürerken içeriye girenlerle birlikte lamba¬lar yanar.)

    HEMŞİRE- Hanımefendi, lütfen... Son kez uyarı¬yorum... Bu hastanın hastanede kalması ge¬rekir. Niye anlamıyorsunuz, siz nasıl baka¬caksınız. Nihayet durumu ciddi.
    YAŞLI KADIN- Sana ne yahu... O benim gelinim. İster evde yatırırım ister burada. Burada yat¬sın da para kazanın değil mi ?
    HEMŞİRE- Alınan paranın benimle ilgisi ne ? Be¬nim maaşımı devlet veriyor.
    YAŞLI KADIN- Hadi hadi ordan. Bana akıl öğret¬me. Kızım olacak yaştasın. Önce biraz yaşlı¬lara saygılı olmayı öğren... Bu kız bugün hastaneden çıkacaaaaaakkkk.. Kalk kız! Hasta gibi yatıyorsun. Sende!
    HASTA KADIN- (Şaşkın) Ne, bir yere mi gidiyo¬ruz?
    YAŞLI HASTA- Sende böyle kaynana olduktan sonra, gideceğin yer belli, öbür taraf...
    YAŞLI KADIN- Bak kadın, hastasın hastalığını bil. Ona buna laf yetiştirme, öbür tarafa me¬rakını dindiririm, valhali...
    HEMŞİRE- Lütfen!
    YAŞLI HASTA-Amaaannn, tamam tamam pes. (Seyirciye dönerek yaka silker.)
    YAŞLI KADIN- (Gelinini tuttuğu gibi doğrultur.) Bir tek doğum sen yaptın sanki. Bizim zama¬nımızda hastane mi vardı... Çabuk, al eşya¬larını... Bir şey yapmış gibi uzanıyor. Niha¬yet el kadar bir kız doğurdun...
    HEMŞİRE- Hanımefendi çekiştirmeyin... Hasta¬nın sağlığıyla oynuyorsunuz.
    YAŞLI KADIN- Bana bak hemşire, kendi sağlığını düşünüyorsan çekil önümden, (der ve hemşi¬reyi iter ve kadının eşyalarını toplarken bir yan¬dan da söylenir.) Allah Allah... Kaç gündür yatıyor. Çocuk yürüyecek oldu neredeyse... Şimdiki kadınlara bakın ... Camdan ha. Bi¬zim zamanımızda doğumdan iki gün sonra tarlaya giderdik. Şunların nazikliğine ba¬kın... Kırılacak!
    HEMŞİRE- Doktorlara haber vereyim bakalım çı¬karmaya razı olacaklar mı ? Allah’ım (der çı¬kar.)
    YAŞLI KADIN- Yürü kız! (der, Hasta kadını yaka paça dışarıya çıkarır.)
    YAŞLI HASTA- Benim kaynanam bundan daha iyiydi vallaha... Büvvvzt. (Tahtaya vurarak) Allah düşmanımın başına vermesin. Büyük felaket. Çernobile eş vallaha... Aa, bakın ak¬lıma ne geldi. İster misiniz, bütün kaynana¬ları bu kadının geninden örnek alıp kopya¬lasınlar... Aman Allah’ım!
    DİĞER HASTA- Biraz susar mısın? Çok yorgu¬num, halsizim ve moralim bozuk. Üstelik bu gürültüden tansiyonum çıkacak...
    YAŞLI KADIN- Pardon pardon... (Bu arada hemşire içeriye girer.)
    HEMŞİRE- (Telaşla ) gittiler mi ?
    YAŞLI HASTA- Oooooo
    HEMŞİRE- Eyvah (der ve hızla çıkıp gider.)
    YAŞLI HASTA- Atı alan Üsküdarı geçti kızım. Se¬nin ki de gönül kandırma. Baştan engel olsana. Hem belki de kadın haklı. Hastanede kalmanın bedeli hastalıktan zor vallahi. Bak¬mayın şimdi bunların böyle dövündüğüne, güya bizi kandıracaklar. Yahu elini sallayan bu odaya damlıyor...
    DİĞER HASTA- Biraz susar mısın? Çok yorgu¬num, halsizim ve moralim bozuk. Üstelik bu gürültüden tansiyonum çıkacak.
    YAŞLI KADIN- (Eliyle küçümser işareti yaptıktan sonra) Pardoonnn, pordooonnn. (Biraz sessizlikten sonra) Offffff offff.. Nasıl geçecek bunca günler? Bizimki de güya iyi oğul... Hastaneye yatırdı, geldiği gittiği yok. Benim hastalığımı bahane edip kurtuldular benden ... Yahu bir şeyim yok işte benim. Madem yatırmak istiyorsunuz. Huzur evine yatırın da arkadaşlarla biraz şakalaşıp soh¬bet edelim... Offff!
    DİĞER HASTA- Biraz susar mısın? Çok yorgu¬num, halsizim ve moralim bozuk. Üstelik bu gürültüden tansiyonum çıkacak.
    YAŞLI HASTA- (Kadının söylediklerini alaycı bir şe¬kilde tekrarlar.) Biraz susar mısırı? Çok yorgu¬num, halsizim ve moralim bozuk. Üstelik bu gürültüden tansiyonum çıkacak... Hıııh par¬don pardoooooooonnnnn. (Eliyle yatağın altından aldığı örgülerini örmeye başlar, Bu arada içeriye genç bir kız, iki hemşire ve hasta bakıcı tarafından getirilir. Yatak hızla değiştirilip oraya yatırılır. İğne yapan hemşireler ve hasta bakıcılar çıkar. Sadece bir hemşire kalır.)
    YAŞLI HASTA- Bir dakika yatak soğuyamadı ya¬hu. Azıcık dinlenemedi. Hemen pat birini attılar çuvalla. Kızım kim bu, nesi var ?
    HEMŞİRE- Uyuşturucu...
    YAŞLI KADIN- Nerede uyuşmuş?
    HEMŞİRE- Uyuşturucu kullanıyor teyze. Baksana titremelerine... Ölümden döndü Allah gös¬termesin. Acile zor yetiştirmişler.
    YAŞLI KADIN- Yaaaa, tüh tüh... gencecik bu. Ne yapacaksınız buna?
    HEMŞİRE- Fazla bir şey yapmak mümkün değil... Bir süre gözetimde kalacak. Sonra Bakır¬köy'e...
    YAŞLI KADIN- Orası şey değil mi? Hani akıl oy¬natma (Eliyle oynatma işareti yapar.)
    HEMŞİRE- Evet ama orada bunları da tedavi edi¬yorlar teyze.
    YAŞLI KADIN- Kim vermiş uyuşturucuyu ona...
    Zorla mı yapmışlar. Vay hainler! HEMŞİRE- Vallahi bu gençleri kandırmak kolay... Teyze, eğitim yok! Aile çocuğunu takip etmi¬yor... Başı boş dolaşan böyle saf gençleri tu-zağa düşürmek kolay Biraz paralı bir yakı-şıklı genç işi hallediyor. Önce parasız veri¬yor, alıştırıyor, sonra bağımlı hale gelince her şeyi yaptırıyorlar.
    YAŞLI KADIN- Her şeyi mi?
    HEMŞİRE- Uyuşturucu bulmak için Her şeyi ya¬par bunlar. Kanları bozulmuş...Şimdi sakin¬leştiğine bakmayın... Birazdan kriz tutunca görürsün...
    YAŞLI KADIN- İlacı falan yok mu bunun ?
    HEMŞİRE- Tedavisi büyük hastanelerde yapılır. bizim fazla bir yararımız olmaz. Zaten gide¬cek, işlemleri yapılıyor.
    YAŞLI KADIN- Kimi kimsesi de mi yok?
    HEMŞİRE- Dedim ya teyze, zaten arayanı soranı olmayanları düşürüyorlar bu yollara... Allah kimseye göstermesin.
    YAŞLI KADIN- Vallahi deminki kaynanadan be¬ter bu iş yahu
    DİĞER HASTA - Biraz susar mısınız? Çok yorgu¬num, halsizim ve moralim bozuk. Bu gürül¬tüden tansiyonum çıkacak (Sus diyen hemşire resmini işaret eder.)
    HEMŞİRE- Özür dileriz. Tamam. Çok özür dile¬rim.
    (Biraz sessizlikten sonra, ilaç içirmeye iki hemşi¬re gelir. Birisi yaşlıca dır ve diğerine de yaptıkla¬rım açıklamaktadır.)
    YAŞLI HEMŞİRE- İyi akşamlar... Hastalarımız bu¬gün nasıllar?
    YAŞLI HASTA- Hangileri? Şunları soruyorsanız, adları üstünde hasta. Ama ben Allah’ıma şükür iyiyim. Sadece şu hayırsız oğlanı bekli¬yorum işte.
    YAŞLI HEMŞİRE- Anlıyorum efendim. Ama yine de ilaçlarınızı içmelisiniz. (Genç kıza dönerek) İyi insan ilişkisi her şeyi çözer... Biraz empati yaparsan, onun duygularını anlayabilir¬sin. Böylece iletişim kurabilir, işlerim rahat yapabilirsin. (Hastaya dönerek) Efendim bili¬yorsunuz bu hapları almalısınız. Buyurun lütfen!
    YAŞLI HASTA- Niye anlamıyorsunuz, ben hasta değilim. Mutlaka bir hastaya ilaç içireceksen şuradakinden başlasana...
    DİĞER HASTA- Biraz susar mısınız? Çok yorgu¬num, halsizim ve moralim bozuk. Bu gürül¬tüden tansiyonum çıkacak.
    YAŞLI HEMŞİRE- Özür dilerim efendim. Sizin ilaçlarınıza da geleceğiz. Önce hanımefendi. Hadi lütfen zorluk çıkartmayın. İçiniz lüt¬fen!
    YAŞLI HASTA- Iı umu.
    YAŞLI HEMŞİRE- Ama böyle davranırsanız işimi nasıl yaparım.
    YAŞLI HASTA- İşini nasıl yapacağım bu yaşa ka¬dar öğrenmemişsen, ben sana nasıl öğretebi¬lirim ki?
    YAŞLI HEMŞİRE - (Öfkesini gizlemeye çalışarak)
    Ama bakın, bunlar saatli ilaçlar ve içmelisiniz ki yararı olsun. Antibiyotik efendim.
    YAŞLI HASTA- Bak ağzınla söyledin işte. Haaa... Neymiş bu ilaç antibiyotik. Bio ne efendim, canlı demek... Yani canlı karşıtı. Burada can¬lı olan bir ben olduğuma göre, beni ortadan kaldırmayı planlıyorsunuz değil mi?
    YAŞLI HEMŞİRE- Bazen böyle bilmişler çıkar la¬zım.. Ama sen kızmayacaksın.. Sabırla devam edeceksin (Hastaya döner.) Bakınız! Hat¬ta hiç bakmayınız. Şunu içiniz bakiyim
    YAŞLI HASTA- Bu ne biçim empati yaaa... Sizin benim duygularımı anladığınızı sanmıyorum...
    YAŞLI HEMŞİRE- Bana bakın! Bunca yıl hastalar¬la uğraştım, senin gibisini görmedim... Ne çok şey biliyorsun öyle?
    YAŞLI HASTA- Biraz okurum. Tartışırım. Bildik¬lerimi paylaşırım. Bakınız, size önereceğim ilk eser şu: Deliliğe Övgü, Erasmus yazmış yıllar önce... Bugünü görmüş helâl olsun adama!
    YAŞLI HEMŞİRE-Burası bilmiş yetiren bir mer kez değil hanımefendi. Olsaydı iyi bir öğrenci olurdunuz. Birazdan doktora rapor ve¬receğim. Lütfen! İşimi zorlaştırma!
    YAŞLI HASTA- Tamam işte, zorlaştırmıyorum.
    Kolaylaştırıyorum. Şimdi sen benimle uğra¬şacağına, şuradaki uyuşmuş gencecikle uğ¬raş. Birine bir faydan dokunur belki.
    DİĞER HASTA- Biraz sessiz olur musunuz ?
    YAŞLI HEMŞİRE- Eeee, sus bakiyim sen.
    DİĞER HASTA- Özür dilerim hemşire hanım.
    YAŞLI HEMŞİRE- (Birden kendine gelir.) Ben özür dilerim efendim. Madem önce sizin ilaçları¬nızı vereyim. (Ona yönelir.) Getir kızım! (İlaç¬larını verirler.) Bugün nasılsınız efendim?
    DİĞER HASTA- Yorgunum, halsizim ve moralim bozuk. Gürültüden tansiyonum çıkacak
    YAŞLI HEMŞİRE- Üzülmeyin efendim bu ilaçlar geçirecek.
    DİĞER HASTA- Bana fazla ilgi göstermiyorsunuz hemşire hanım... Bazen ölecek gibi oluyo¬rum ama ortalıkta gözükmüyorsunuz. Hem bu kadınla bir odada kalamam ben. Lütfen bir başka odaya götürün.
    YAŞLI HASTA- O kadın dediğin ben isem, haklı¬sın. Ben de senin gibi bir çaresizle aynı oda-
    yı paylaşmak istemem. Götürün hemşire hanım. Zaten benim hayırsız oğlan şimdi gelir. Merak etmeyin ben gideceğim.
    HEMŞİRE- Lütfen! Biliyorsunuz. Hastamız krizde.
    YAŞLI HEMŞİRE- Şimdi, lütfen hanımefendi ilaç¬larınızı için. (Der ve yaşlı kadına yönelir.)
    YAŞLI HASTA- Hayır!
    YAŞLI HEMŞİRE-Evet!
    YAŞLI HASTA-Hayır!
    YAŞLI HEMŞİRE- Evet! (der ve elleriyle hastanın el¬lerini kavrar. Genç hemşireye seslenir.) Getir kı¬zım ilaçları!
    YAŞLI HASTA- Ne yapıyorsunuz siz?
    YAŞLI HEMŞİRE- İşimi efendim, işimi... .
    YAŞLI HASTA- İmdat! Allah Allah!
    YAŞLI HEMŞİRE- Kızım bir elinle burnunu tut öbürüyle ilacı ağzına ver. (Boğuşma sonunda ilacı içirirler.)
    YAŞLI HEMŞİRE- Nasıl, güzel mi?
    YAŞLI HASTA - Sizi şikayet edeceğim! Hele bir oğlum gelsin. Sağlık Bakanlığında tanıdığım var. Sizi Mardin'e sürdüreceğim. Artık Mar¬din sporun maçlarını seyredersiniz.
    YAŞLI HEMŞİRE- Olur efendim. Giderim. Ben hem Mardin'i, hem de futbolu severim. (Genç kıza döner.) Bazen kurallar bir kenara bırakılmalıdır. Ama bunu kimsenin bilmesi gerekmez değil mi?
    GENÇ HEMŞİRE- (Korkar.) Evet efendim, anla¬dım.
    YAŞLI HEMŞİRE- (Diğer hemşireye yönelir.) Siz ne dersiniz hemşire hanım?
    HEMŞİRE- Anladım efendim!
    (Bu sırada uyuşturucu almış olan kız, titremeye haşlar...Hemen üzerine battaniye atılır. Telaş baş¬lar.)
    HEMŞİRE- Aman doktora haber verin lütfen! Bi¬riniz bana yardım edin!
    KIZ- Aaaaaa, aaaaaaaaaaa baaaaana beeeeyaaaaz buuullluuulnnnn beyaaaaazzz.
    HEMŞİRE- Tamam, sakin olun, doktor şimdi ge¬lecek.
    KIZ- Doktor is-te-mi-yoruuuum. Beyaz istiyo¬rum! Evet beyaz...
    YAŞLI HASTA- Doktorun gömleği de beyazdır kızım.
    HEMŞİRE- Lütfen alay etmeyin efendim. (Bir yan¬dan da kıza sarılmıştır.)
    KIZ- Beyaaaaazzzz, (Çırpınır.) Bana beyaaazzz bulun.....Bana beyaaaazzzzzzzzzz
    HEMŞİRE- Nerede kaldı bu doktorlar?
    DİĞER HASTA- Lütfen sessiz olur musunuz? Halsizim, yorgunum ve moralim bozuk. Bu gü.., (Sözünü bitiremeden)
    HEMŞİRE- Sus be kadın!
    YAŞLI HASTA- Ohhhhhh.
    HEMŞİRE- Siz de susun lütfen... Zaten ne yapaca¬ğımı bilmiyorum,
    KIZ- (Ağlamaya başlar.) Nolur, kulunuz köleniz
    olayım. Ne isterseniz yaparım. Aaa... aaaa-aaaa.... Bana beyaz. (Titremeye ve battaniyeyi ısırmaya, kıvranmaya, ağzından köpükler çıkar¬maya başlar. Bu arada doktor yetişir. Arkasından bir kaç kişi daha gelmiştir.)
    DOKTOR- Ne zaman başladı kriz?
    HEMŞİRE -Bir kaç dakika önce.
    DOKTOR- Bu hasta buraya ait değil! Bunun Ba¬kırköy'e gönderilmesi lazım. Yine de gidene kadar bir şeyler yapmalıyız.
    DİĞER DOKTOR- Sanırım, uyuşturucu eksiği krizi doğuruyor... Uyutalım, çözüm olur bel¬ki.
    KIZ- (Titrerken sabuklamaya başlar.) Yaylaların ora¬da var. Karlar, kar değil hepsi toz beyaz... Beyaz.... Evet, (Doktorun gömleğine yapışır.) Evet, beyazazzzzzzzz.
    DOKTOR- Sakin olun! (Hemşireye dönerek) Yardım edin lütfen! (Zorla sakinleştirirler ve bir iğne vururlar.)
    DOKTOR- Offfff, nihayet biraz sakinleşti. Yahu ne anlarım uyuşturucu krizinden ben. Yani bu özel bir rehabilitasyon ister. Benden ne bek¬liyor bu insanlar?
    YAŞLI HASTA- Doktordan beklenir. Manavdan bekleyecek değiliz ya!
    DOKTOR- Yani... Tamam, biraz sinirliyim. Hak
    verirsiniz ki bu özel bir durum. Yani Bakır¬köy gibi özel kuruluşlarda tedavi görünce çözülür... Ama zaten bizim yapabileceğimiz fazla bir şey yok!
    HEMŞİRE- Uyudu efendim.
    DOKTOR- Ayrılmayın lütfen! Gerektiğinde çağı¬rın.
    HEMŞİRE- Tamam efendim.
    DOKTOR- (Derin bir nefes alır.) Neyse, biraz ben de sakinleştim... (Diğer hastalara yönelir ve) Bugün nasılsınız efendim?
    YAŞLI HASTA- Nasıl olmamı bekliyorsunuz?
    DOKTOR- İyi!
    YAŞLI HASTA- Öyleyse iyiyim.
    DOKTOR- Yani, benim isteğimle iyi ya da kötü olabilir misiniz?
    YAŞLI HASTA- Vallahi benim oğlumda sen yaş¬larda... O'nu hatırlatıyorsun. Sen dersen olu¬rum... Siz yaşlıları bilmezsiniz. Tek istediği¬miz biraz ilgi ve hatırlanmak... Bak, benimki hiç soruyor mu?
    DOKTOR- İşleri vardır. Gelir sanırım.
    YAŞLI HASTA- (Biraz durgunlaşır.) Belki...
    DOKTOR- (Diğer hastaya yönelir.) Siz nasılsınız efendim?
    DİĞER HASTA- Yorgunum, halsizim ve biraz moralim bozuk. Bu gürültüden tansiyonum çıkacak.
    DOKTOR- Özür dileriz efendim... Lütfen bizi an¬layın, özel bir durum.
    DİĞER HASTA- O hastayı, lütfen başka bir odaya alın efendim.
    DOKTOR- Bu mümkün değil! Bütün yataklar do¬lu.
    YAŞLI HASTA- Bu kadın nerede yaşamış bugüne kadar ?
    DOKTOR- Lütfen efendim... (Hemşireye dönerek) Gidiyorum, bir sorun çıkarsa haber verin. (Doktor ve diğerleri çıkar... Hafif bir sessizlik olur... Birden kapı açılır ellerinde eldiven, ayakla¬rına naylon poşet geçirmiş, bütün vücuduna naylon poşet geçirmiş ve ağzına da bez bant sar¬mış biri elinde çiçeklerle gelir. Hemşire ve yaşlı hasta onu izlerler... Hiçbir şey söylemeden, sade ce kafasını eğerek merhaba der gibi davranır, ar dından, bir yerlere dokunmamama çalışarak has talik hastasıdır yavaşça diğer hastanın yanına gelir.)
    ZİYARETÇİ- Merhaba güzelim. Komşulardan duydum. Çok üzüldüm, geçmiş olsun. Na¬sılsın?
    YAŞLI HASTA- Dur kızım ben söyleyeyim. Yor gun, halsiz ve morali bozuk. Çok da konuş¬ma, gürültüden tansiyonu çıkacak.
    14
    DİĞER HASTA- Yorgunum, halsizim ve moralim bozuk. Gürültüden tansiyonum çıkacak. Zi¬yaretçiye elini uzatır ama o tutmaz. Mendil çıkarır, öyle el sıkışır.
    ZİYARETÇİ- Malum, hastalık bulaşmasın efen¬dim.
    YAŞLI ZİYARETÇİ- Tansiyon bulaşıcı değildir kı¬zım... Duymadın mı hiç?
    ZİYARETÇİ- Olsun efendim. Ben yine de önlemi¬mi aliyim. (Hastaya döner.) Sana çiçek getir¬dim.
    YAŞLI HASTA- Madem bu kadar çekmiyorsun niye geldin? Çiçekçi getirirdi.
    ZİYARETÇİ- Ama çocukluk arkadaşımı görmem gerekmez mi?
    YAŞLI HASTA- Böyle göreceğine görme daha iyi... Allahtan senin gibi ziyaretçim yok! Eğer bana biri böyle yapsa, çiçekleri alır ve
    DİĞER HASTA- Lütfen susar mısınız. Bakın ziya retçim gelmiş, biraz sohbet edelim.
    YAŞLI HASTA- A a a, bu, bu başka cümle de ku¬rabiliyor... Aman Allah’ım! Hemşire hanım görüyor musun? Çözüldü, bak dili çözül¬dü...
    Ey, Yarabbim! Sen nelere kadirsin... Ne yap¬sın kadın, (Ziyaretçiyi işaret ederek) kendin-
    den beterini görünce haline şükretmiştir herhalde
    ZİYARETÇİ- Bu kadınla nasıl anlaşabiliyorsun?
    DİĞER HASTA- Anlaşamıyorum, beni dinlemi¬yor, beni anlamıyor...Gürültü yapıyor. ZİYARETÇİ- Şikayet et! Başka odaya gitsin.
    YAŞLI HASTA- Aman Allah’ım bunlar hepsi bir yerde yıllarca kapalı kalmış, yahut bu mem¬lekete daha yeni gelmişler... Kızım, nerede oda var da zırt pırt değiştirsinler... ZİYARETÇİ- Pek kaba efendim.
    DİĞER HASTA- Rahatsızsın, böyle otur!
    ZİYARETÇİ- Ayyy, hayır... Oturmiyim
    YAŞLI HASTA- Allah Allah, oturduğun yerde ne var? Elbisenden virüsler seni ısıramaz kı¬zım.
    ZİYARETÇİ- Ayyyy, böyle hakarete uğramamış¬tım... Aaaaaa, imkânsız, daha fazla kala¬mam. Ben gidiyorum şekerim. (der ve çıkar.)
    DİĞER HASTA- Teşekkür ederim. Benim duygu¬larımı dile getirdiniz.
    YAŞLI HASTA- Rica ederim... Her zaman yapa¬rım. Benim için bir zevkti. (Bu arada uyuşturucu krizin deki kız uyana )
    KIZ- Burası neresi böyle? Ben neredeyim?
    HEMŞİRE- Hastanedesiniz efendim.
    YAŞLI HASTA - Kim hastaysa?
    KIZ- Saat kaç, ne kadar süredir buradayım?
    HEMŞİRE- Hastaneye geleli, bir kaç saat oldu ve şu an...
    YAŞLI HASTA- Saatin ne önemi var kızım. Ölüm¬le burun buruna gelmiştin. İyileştin ya ona bak!
    KIZ- (Yaşlı hastaya bakar fakat önemsemez.) İçim tit¬riyor...
    HEMŞİRE- Doğrusu, daha önce başvurmalıydı¬nız... Kriz geçirdiniz biliyorsunuz.
    KIZ- Titremeyi durduramıyorum.
    HEMŞİRE- Birazdan geçeceğini sanıyorum... İs¬terseniz doktoru çağırayım.
    KIZ- Hayır! Şimdi hallederim... Yalnız, şey bura¬larda... Bir bulsam. Şey bulunmaz değil mi?
    HEMŞİRE- Üzgünüm! Ama merak etmeyin dene¬timdesiniz ve doktorlar durumunuzu takip için beni bıraktı.
    KIZ- Çıkmam lazım.
    HEMŞİRE- Hayır, hayır çıkamazsınız. Evrakları¬nız hazırlanıyor ve başka bir hastaneye gön¬derileceksiniz.
    KIZ- Ne hastaneye mi ?
    HEMŞİRE- Evet, burada tedavi olamazsınız... Olanaksız... Başka bir yere...
    YAŞLI HASTA-Yani Bakırköy'e diyor... Benden duymuş olmayın. Ama merak ettim. Niye
    uyuşturucuya bulaştın kızım? Bak gencecik güzel bir insansın...
    KIZ- Boş ver teyzem... Sizi ilgilendiren bir şey yok!
    YAŞLI HASTA- Tabi ki beni ilgilendirmez. Ama yaşlılık merakı işte sordum.
    KIZ- Uzun iş! (Sonra diğer hastanın bakışlarından rahatsız olur ve) Ne biçim bakıyor bu kadın bana?
    HEMŞİRE - Lütfen sakinleşin!
    KIZ- (Diğer hastaya) Ne var? Bir sorunun mu var? (Diğer hasta yorganı başına çeker.)
    YAŞLI HASTA- Bayağı da güçlü bir kişiliğin var¬mış... Demek ki iradeni kullanamayacağın bir an.
    KIZ- Sen kendi işine bak!
    YAŞLI HASTA- Haklısın kızım. Biz zaten çürü¬müşüz. Başkasına bakacak ne halimiz var ne de buna izin var. Öyle ya... Ölüm ha bugün, ha yarın... Zaten bir şey söyleyeyim mi hayati göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Anlamıyorsun vallahi... Sanki bir rüya... Biz de artık rüyanın sonuna geldik, uyanma zamanı. Gel ? gör ki insan tam uyanıyor, işin farkına varı¬yor... O zaman da hastalıktan, ölümden yakasını kurtaramıyor... İşte böyle!
    KIZ- Niye sürekli ölümden söz ediyorsun? Bak, i; sinirlerim gerilmeye başladı,
    DİĞER HASTA- Biraz sessiz olur musunuz? Yor¬gunum, halsizim ve moralim bozuk. Gürül¬tüden tansiyonum çıkacak.
    KIZ-Çıksın be!..
    HEMŞİRE- Lütfen hanımefendi!
    KIZ- Başlarım senin hanımefendine. Bana bak, bu hastanede eroin bulunmaz mı? Yo yo dur, uyuşturucu olsun da ne olursa olsun! Ne dersin bulunmaz mı?
    HEMŞİRE- Doktora haber vermem gerekir.
    KIZ- Hayır! Tamam, sakinleştim (der ama elleri tit¬remektedir.) Şey, bak... Kim bakıyor bu ilaçla¬ra... Acaba yalvarsam, param da yok. Allah kahretsin... Şeyyy... Bana bak hemşire... Bu işlere bakan erkek mi?
    HEMŞİRE- kim?
    KIZ- Yani ilaç verecek olanlar... Eczacı falan işte.
    HEMŞİRE- Niye sordun?
    KIZ- Hayır merak ettim. Hani belki ikna ederim. Ama,...
    HEMŞİRE- Hanımefendi kendinize gelin!
    YAŞTI HASTA- Vah vah! Kızım, bu kadar kötü olduğunu tahmin etmezdim.
    KIZ-Nasıl yani?
    YAŞLI HASTA- Düşündüğünü anladım...
    KIZ- (Kabaca) Nee, ne düşünüyor muşum?..
    YAŞLI HASTA- Bak kızım, insanın kaybedeceği
    en son şey kendine saygısı olmalı... Ama gö¬rüyorum ki...
    KIZ- (Titremesi artar.) Sus, suuussss be kadın... He¬piniz aynısınız... Sadece yargılıyorsunuz... Peki nasıl düştüm zannediyorsunuz bu yola ha... Hani o saygıyı, sevgiyi dilinden düşür¬meyenler... baştan neredesiniz ha? Hep iş iş¬ten geçtikten sonra... Hep öğüt, hep ... (Sinirli sinirli solumaya başlar ve) Nerede, ne¬rede orası? (Yatağından fırlar...Hemşire ile itiş kakış, dışarıya çıkmaya çalışır.) Bırak. Bıraaaaakkkkkkkkkk, diyorum...
    HEMŞİRE- Lütfen, Allah’ım, ne olur yardım et. Bi¬rileri yardım etsin! Doktooor, doktor bey!
    KIZ- (Hemşireden kurtulur ve dışarıya fırlar. Hemşire de arkasındandan... Işıklar söner.)

    II.PERDE
    (Işıklar yandığında yaşlı hasta yine kitap oku¬maktadır. Kızın yatağı boştur. Öbür yatakta ise bir baş¬kası uyumaktadır...)
    YAŞLI KADIN- (Kendi kendine şarkı söyler.) Bir insan ömrünü
    (Ara nameleri söylemeye çalışarak) dirin dırın Neye vermeli noninoy Tükenip gidiyoooooooooorrr Ömür dediğin. Yaaaa... (Kitabı bir kenara bıra¬kıp konuşmaya başlar.)
    Tükenip gitti işte! Ne günlerdi be... Hiç bit¬meyecek sanmıştım! Aptallık işte! Şimdi tı¬kıldık şu odaya. (Yandaki hastaya dönerek) Sü¬rekli horluyor... Sürekli horluyor. Uy ansa da bir horlama arası verse. Ah, yine öbürü iyi idi... (Taklit etmeye çalışır.) Biraz sessiz olur musunuz... Halsizim, yorgunum ve mora¬lim bozuk... Gürültüden tansiyonum çıka¬cak vallahi Ama gene de alışmıştım... Offffff offff! (Gözü diğer yatağa ilişir.) Yüreğim yanı¬yor vallahi. Bu kız beni çok etkiledi. Ya nasıl olur böyle canlı, iradeli bir kız uyuşturucu batağına düşer? Çok üzücü çok. Merak ettim şimdi. Nasıl oldu acaba?.. (Bu arada Yaşlı hemşire içeri girer... Yanındaki genç hemşire ilaçları taşımaktadır.)
    YAŞLI HEMŞİRE- İyi günler bayanlar! Bugün na¬sılsınız?
    YAŞLI HASTA- Sana rağmen yeterince iyiyiz... de (Hastayı işaretle) Bu pek sır vermiyor vallahi.
    YAŞLI HEMŞİRE- İlaç!
    YAŞLI HASTA- Bugün hangi tekniği kullanacak¬sın? Tekvandoo, karate... Bence ninja kab-lumbağaları tekniğini. Pardon, pardon... Siz en iyisi sumo güreş tekniklerini kullanın. Çok yakışır vallahi!
    YAŞLI HEMŞİRE- Çok ..şakacısınız... Ha ha ha. (Yanındaki kıza dönerek) Kızım, sabırlı ve hoş¬görülü olacaksın.
    YAŞLI HASTA-Tabii tabii... Bütün hemşireler mesleklerine ve hastalarına empati ve sem¬pati yaparlar. Bir sorun çıkarsa da pati pati döverler. Değil mi?
    YAŞLI HEMŞİRE- Lütfen yeniden başlamayalım. Ne dersiniz, içecek misiniz? Yoksa ben mi... YAŞLI HASTA- Tamam, tamam pes... Emrinizde-
    yim komutamım! Öl de, ölelim!
    YAŞLI HEMŞİRE- Bakınızzzz ...
    YAŞLI HASTA- (Genç hemşireye yönelerek) Getir kı¬zım getir!.. Nazi kalıntıları ile uğraşacağıma, ilaçla zehirlenirim daha iyi... Ah oğlum ah, ne günlerde büyüttüm seni de bir ziyaretime gelmedin... (İlacı içer.)
    YAŞLI HEMŞİRE- Hopppp yarasın efendim! Ba¬kın ne kadar kolaymış... Sorun etmeye değer mi? Gel kızım, diğer hastaya ilacını verelim.
    YAŞLI HASTA- Bence boşuna uğraşıyorsunuz.
    Hiç bir teknik böyle bir uykuya sökmez...
    YAŞLI HEMŞİRE- Yanılıyorsunuuuuzzz.. Bakın şimdi, (der ve hastayı zorla uyandırarak, zorla ilaçlarını içirir. Hasta anlamadan ilaçlarını içer ve yeniden uyur.) Gördünüz mü sayın ba¬yan... Bu yılların tecrübesi.
    YAŞLI HASTA- Çok etkilendim... (Biraz doğrula¬rak.) Hayl Hitler!
    YAŞLI HEMŞİRE- (Genç hemşireye) Hadi kızım... Diğer hastalara yetişmeliyiz. (Çıkarken seyir¬ciye dönerek) İlacını içmeyen var mı?
    YAŞLI HASTA- Bu kadında büyük karizma var... Hemşire olmasaymış mutlaka gestapo olur¬muş...
    (Bu arada baygın halde, uyuşturucu içmiş kızı sedye ile getirirler ve boş yatağa yatırırlar. Başın¬da yine o eski hemşire kalır... Bütün olanları yaş¬lı hasta ilgiyle izler... Hemşireler ve hastabakıcı¬lar çıktıktan sonra.)
    YAŞLI HASTA- Ne oldu kızım? Sandım o çıkışla şehri terk edecek. Kaza mı geçirdi?
    HEMŞİRE- Sormayın, durumu kötü... Vallahi bir süre daha burada kalacakmış... Sevk işlem leri ancak yarına ertelendi. Yani gece bura¬dayız...
    YAŞLI HASTA- Nöbetçi misin?
    HEMŞİRE- Aksilik nöbetçiyim.
    YAŞLI HASTA- Olsun! Bu işi başaracak güçtesin. Evli misin ?
    HEMŞİRE- Yooo ... Henüz okuyorum. Hemşirelik yüksek okulundayım. Son sınıf... Daha vakit var.
    YAŞLI HASTA- Vakit yok kızım... Sana öyle geliyor.
    HEMŞİRE- Niye, yaşlı mı buldunuz beni.
    YAŞLI HASTA- Elbette hayır! Daha çok gençsin ve bu nedenle olsa gerek, sanki biraz hayati; anlamamış buldum. Bağışla ama bana öyle geldi. Şey, hiç mi ilgilendiğin biri yok? Dok torlar falan bilirsin, işte...
    HEMŞİRE- Doktorlar mı ? Aman uzak olsunlar. Hep küçümsüyorlar bizi... Hepsi değil tabi. Ama bazıları köle gözüyle bakıyorlar... On¬larla evlilik olmaz.! Zaten hoşlandığım bir doktor da yok!
    YAŞLI HASTA- Ama hoşlandığın birileri vardır, değil mi?
    HEMŞİRE- Evet! Bir arkadaşım var. Mühendislikte okuyor... Bitirince evlenmeyi düşünüyo¬ruz.
    YAŞLI HASTA- Ne güzel! Böyle konuşman çok hoş... Bizim zamanımızda böyle sorulan duyduk mu yüzümüz pazı gibi kızarırdı. Cevaplamak mı? arkadaş mı ?
    HEMŞİRE- Ama teyzem o zamanlar başkaymış.
    YAŞLI HASTA- Öyle elbette... Bakma ben kendimle yüzleşiyorum... Ah ah, gençliğimde sevdiğim var demeyi çok isterdim. Fakat ol¬madı. Olamazdı da. Benim geleceğim var gi¬bi konuştum...
    HEMŞİRE-Elbette var teyze.
    YAŞLI HASTA- Yok kızım yok! Bilen bilir. Bakma böyle konuşkanlığıma... Bu son çırpınışlarım. Azıcık boşlasam öleceğim... Biliyorum, hemen yanı başımda beni bekliyor... Bir açı¬ğımı bekliyor ama ben direniyorum. Oğlu¬mu görmeden gözlerimi yummam!
    HEMŞİRE- Allah geçinden versin. Niye böyle ko¬nuşuyorsunuz? Sizin yaşama sevinciniz bizi de yüreklendiriyor.
    YAŞLI HASTA- Durduk yere dertlerimle üzmeye¬yim seni... Keşke gelinim olsaydın. Bizim haylaz biraz yaramazdır ama iyidir. Gelinim olmanı çok isterdim. Hoşuma gittin. Ama arkadaşın varmış, hayırlı olsun!
    HEMŞİRE- Teşekkür ederim...
    (Bu arada doktor ve yanındakiler içeri girer.)
    DOKTOR- (Telaşlı) Nasıl durumu?
    HEMŞİRE- (Ayağı kalkmıştır.) Henüz ayılmadı doktor bey.
    DOKTOR-Ayılacak! Merak etme sakinleşir... Yarı¬na kadar bir dayanırsa, yarın gidiyor.
    HEMŞİRE- Yanındayım efendim, ayrılmıyorum. Ben de elimden geleni yapacağım.
    DOKTOR- Aman kızım, sana güveniyorum. Bir şey oldu mu bana haber ulaştır.
    HEMŞİRE- Tamam efendim, siz hiç merak etme¬yin.
    DOKTOR- (Yaşlı hastaya döner.) Nasıl, oğlunuzdan bir haber var mı ?
    YAŞLI HASTA- Yok! Ama tesellim var. Bilirsiniz kötü haber tez duyulur... Diyorum ki haber gelmediğine göre en azından iyidir.
    DOKTOR- Sizin hayata bakışınıza imreniyorum.
    YAŞLI HASTA- Ben de ama biraz geç bir bakış... İş işten geçtikten sonra yani... Onca güzel yı¬lı boşuna harcadıktan sonra... Ne diyorum doktor biliyor musun? İnsanları önce yaş¬landırıp ölümle burun buruna getirecekler, sonra yeniden yaşamaya başlatacaklar. Ba¬kın o zaman o basit şeyleri kafamıza takar mıyız... Bakın o zaman günlerimizi öyle bo
    şuna harcar mıyız... Sevdiklerimize nankör¬lük yapar mıyız... Nasıl değerini biliriz bir bilsen... Kimse kimseyle kırılmaz, kavgalanmaz. Ama olmuyor işte! Olamıyor...
    DOKTOR- Haklısınız... Sizinle konuşmak çok ra¬hatlatıyor beni. Ama hastalarım var... Görüş¬mek üzere.
    YAŞLI HASTA- Güle güle oğlum, güle güle... An¬neni ihmal etme, ara sor emi!
    DOKTOR- (Tam çıkarken) Arayacağım, söz, hemen şimdi.
    (Kısa bir sessizlikten sonra.)
    HEMŞİRE- Uyandın mı? (Kız uyanır.)
    KIZ- Kahretsin gene mi buradayım. Yoksa bu rüya
    mı, hayalde miyim?
    HEMŞİRE- Hadi kalk! Biraz kendine gelmiş gibi¬sin... Şöyle biraz yaslan arkana... Bir şey ister misin? Yiyecek içecek falan, ha?
    KIZ- İçecekten söz etme! Sudan hiç! Tamam mı?
    Söz ver tamam mı ?
    HEMŞİRE- Özür dilerim. Tamam! Adın neydi?
    Kusura bakma unuttum da.
    KIZ- Feyza.
    HEMŞİRE- Memnun oldum, benim adım da Ay¬şegül. Bu hastanemizin bilge teyzesi. Uzun süredir burada. Bu nedenle artık bizim yakı¬nımız oldu. Öz teyzemiz sayılır.
    YAŞLI HASTA- Evet, uzun süre... Merhaba kızım.
    İyi görünüyorsun.
    KIZ- Teşekkür ederim. Evet, ama hiçbir şey görül¬düğü gibi değildir. İçim bir volkan gibi YAŞLI HASTA- Bunu herhalde anlayabilirim. Çünkü çok yaşadım. Neler gördüm, neler... Neler yaşadım. Sahi meraklandım. Kızım, annen baban yok mu senin ? Öksüz müsün? KIZ- Bilmem, belki vardır belki yoktur. Şimdi var desem inanmayacaksınız, yok desem de ya¬lan olur. Yani var. Evet annem babam var.
    YAŞLI HASTA- Peki niye yanında değiller?
    KIZ- (Sinirlenir.) Ne zaman oldular ki?
    YAŞLI HASTA- Dur tahmin edeyim. Ayrılar.
    KIZ- Evet. Bunu güya benim için yapmışlar... (Sı¬kıntılı sesler çıkarır.) Puufrrrr...
    YAŞLI HASTA- Nasıl yani?
    KIZ- (Sıkılmıştır.) Bilirsiniz işte... Of of... Neyse ca¬nınızı sıkmayayım.
    YAŞLI HASTA- Bana bilmiş gözüyle bakmazsan tabi... Ve paylaşmak istersen. Biliyor musun? Sıkıntılar karanlıklarımızdan beslenir. Vam¬pir gibidirler. Ama azıcık güneş ışığı görse¬ler, hemen küçülür parçalanıverirler. İçinde¬ki karanlık dehlizler ne kadar büyükse, o denli vahşileşir sıkıntılar... Yüreğini aç da güneş girsin içeri. Ya da onları çıkar dışarı, inan açılırsın!
    HEMŞİRE- Evet Feyza... Anlatmak bana hep iyi
    gelmiştir...
    KIZ- Bilmem, hem gerçekten beni dinlemek isti¬yor musunuz?
    YAŞLI HASTA- Bütün içtenliğimle.
    HEMŞİRE- İnan zevk duyarım.
    KIZ- Yani bilmem ki, bugüne kadar hiç kimse be¬ni dinlemek istemedi de. Bizimkiler hele hiç. Güya ayrılınca daha çok ilgi göstereceklerdi. Nerede... Ayrılınca benimle ilgilenmek şöyle dursun, kendileriyle bile ilgilenmediler... Kaç gece uykusuz, ağlamaklı geçti. Sanma¬yın çabalamadım diye... Kaç gece sabahlara kadar Allaha yalvardım. N'olur Allah’ım, an¬nem beni bir kucaklasa, babam gelse hatırı¬mı sorsa... Bana dokunsa... Ama hiç olmadı bu... (Fondan hüzünlü bir müzik eşlik eder.) Sonra okula başladım. Her şeyi çabuk öğre¬niyordum. Arkadaşlarımın sevincine öyle kızıyordum ki... Hele anneden, babadan söz edenlere... Biri sevgiden şefkatten söz etse ya uzaklaşıyor ya kavga ediyordum. Sonra ilgi çekeyim diye taktir almak için bütün gü¬cümle çalıştım. Aldım da... Evde annem al¬dırmadı bile bu işe... Babamı görmeye gitti¬ğimde, başka bir kadınla evliliğe hazırlanı¬yormuş... İlgilenmedi. Çok güzel, çok güzel dedi... Beni görmediğini, duymadığını bili yordum... Ben ben... Sonra sigara içmeye; başladım... Bir çocuk esrar sarmış... Bir gün bir yere davet etti. Sevimliydi... Hoş şefkatli davranıyordu... Saçıma dokunuşlarından çok etkilendim. Sanki babamın eli gibiydi... Ne dese yapmaya başladım... Esrarı verdi Hoşuma gitti. Yine ister misin? diye sorunca, bir an hayatımı düşündüm. Annemin ilgi¬sizliğini, babamın duyarsızlığını... Onlardan intikam alacağımı düşündüm. Bu duygu çok hoşuma gitti. İntikam alacaktım. Anne baba olarak rezil edecektim onları. Hemen kararımı verdim. Evet, dedim. Emin misin? dedi. Evet dedim, bütün benliğimle. Aldım... Sonra da vazgeçemez oldum... Bir gün bir yere gittik... Eroin kullanıyorlar¬dı... Biraz soğudum, ama kimseye derdimi açamadım... Zaten beni dinleyen yoktu. On¬lardan başka da bana değer verip ilgilenen de yoktu. Okuldakilerin tek bildiği yargıla mak ve suçlamak. Hep suçladılar. Hep beni suçladılar... Başkasına zararlıymışım... Yaramazmışım... Zevkime yaşıyormuşum diye... Oysa birileri gelip beni kurtarsın diye bekle¬dim durdum... Ne annem babam, ne arka¬daşları, ne öğretmenlerim... Bir ara bir öğretmenim, "senin gözlerinin içinde bir volkan var?" demişti. Sonra da beni izledi. Konuş¬mak istedi. Ama ben ona güvenemedim. Tam güvenim gelmişken, başka bir ile ataması yapıldı. Başka, başka hiç kimse beni duymadı... Aslında hep onları bekledim... Ama kimse elini uzatmadı... Sonunda eroine de alıştım... Artık onsuz ya¬pamıyorum... parasızlıktan, eroin için her şeyi yapmaya başladım. Ama bu da yetme¬di... İlk zamanlar uyuşturucu beni rahatlatı¬yordu. Ama artık su bile içemiyorum. Kriz¬leri anlatamam... Ama hep bir gözüm dışarı¬da... Belki babam gelir diye bekliyorum... Ama gelmiyor... Gelmiyooorrrr.
    HEMŞİRE- Haklısın! Çok haklısın Feyza.
    YAŞLI HASTA- Bilirim o bekleyişi kızım, çok iyi bilirim. Ben de bekliyorum. Kaç aydır oğlu¬mu bekliyorum. Ama gelmiyor...
    KIZ- Gene içim titriyor... Gene içim titriyor... Sen¬ce kurtulur muyum Ayşegül? Ne dersin? Kurtulur muyum?
    HEMŞİRE- Yarın gideceğin hastane bu konularda çok başarılı... Eminim ellerinden geleni ya¬pacaklardır.
    YAŞLI HASTA- Dirençli ol kızım! En büyük zen¬ginlik hayattır. Bazen kendi sorumluluğunu
    üstlenmek zorunda kalır insan. Direnmek zorunda kalır... O zamanlar hayatı hak et¬mek için çaba gerekir. Onu göstermelisin. Yaşamını hak etmelisin. (Bu arada kapı açılır... Doktor gelir.)
    DOKTOR- Teyzem, müjde! Oğlunu buldum! Amerika’ya gitmiş... Amerikan vatandaşlı¬ğına kabul edilmiş. Çalıştığı yerden araştır¬dım. Artık oğlunun nerede olduğunu öğren¬din. Evet, o artık Amerikalı... Sevindin değil mi?
    YAŞLI HASTA- (Biraz sessizlikten sonra) Eh, evet. En azından nerede olduğunu öğrendim... Yani şimdi o, artık Amerika’da mı yaşayacakmış.
    DOKTOR- Evet... Evet... Ne güzel değil mi?
    YAŞLI HASTA- Güzel güzel... (der, ama keyifsizdir.)
    DOKTOR- Aaaa, bakışların, yüzün... Toparlan mışsın. Artık daha iyisin değil mi? (der ve kıza yönelir.)
    KIZ- İçim titremekte doktor.
    DOKTOR- Dayanmalısın... Bu konuda çok fazla yapacak bir şey yok! Ancak yarm gönderebiliyorum seni. Ne yapalım elimizden bu geliyor.
    KIZ- Olsun! Önemi yok! Ama içimdeki titreme çok kötü doktor bey...
    DOKTOR- Sen de yardımcı olmalısın bize. Da¬yanmalısın! Ha hemşire hanım! Durum kötüleşirse haber verin! Mutlaka, bunu önem¬siyorum. Hadi, İyi geceler...
    HEMŞİRE-lyi geceler...
    (Bu arada, yaşlı hasta kitaplarını, göğsünden çı¬kardığı bir mektubu toparlar.)
    YAŞLI HASTA- Kızım, senden bir şey rica etsem...
    HEMŞİRE- Buyurun teyze.
    YAŞLI HASTA- Bugün nöbetçi olduğuna göre ya¬rın boş günün... Benim için bu mektubu pos¬talar mısın?
    HEMŞİRE-Tabii.
    YAŞLI HASTA- Sahi, bir de bu kitapları sana ver¬mek istiyorum... Lütfen al!
    HEMŞİRE- Ama niye? Siz kitaplarınızı çok sever¬diniz. Hep okursunuz.
    YAŞLI HASTA- (Suskun) Bitirdim... Artık okumak istemiyorum...
    HEMŞİRE-Ama...
    YAŞLI HASTA- Lütfen...lütfen!
    KIZ- İçim titriyor... Ayşegül yetiş... Bir şeyler yap Ayşegül... Banaa... Bana beyaz bul Lütfen! Ayaklarını öpeyim... lütfen!
    HEMŞİRE- (Kapıdan bağırır.) Lütfen doktora haber verin! (Geri döner.) Sakin ol Feyza! Yanındayım... Bu gece dayanmalısın... Biliyorsun da¬yanabilirsin. Dayanabilirsin...
    FEYZA- Beyaz... Beyaz... (Titremeye başlar, kıvranır, battaniyeyi ısırır...) Beyayazzzzzz! (Ağlar.) Noullurur yardım edin!
    HEMŞİRE- (Sakinleştirmeye çalışır) Toparlan Feyza. Na olur toparlan. Hadi.... (Sedye ile doktorlar hastabakıcılar gelir, telaşla götürürler... Herkes çıkar.)
    YAŞLI HASTA- (Hiç tepki vermez... Sessizlikten yararlanırmış gibi etrafını süzer. Biraz dua eder.) İnsanın yaşamak için bir gerekçesi olmalı. Yoksa,bırakıp gitmeli bu yaşlı dünyadan. İn¬san, sahip olduklarını bırakıp gitmeyi bilme¬li. Bilmeli ki sahip olmayı da, gelmeyi de öğ¬rensin. Artık gitme zamanı. Yaşlı gövdemin besleneceği hiçbir yaşama kaynağı yok. Bir oğlum vardı. Hayırsız. Bir oğlum! O da git¬miş! Hem de o en sevmediğim ülkeye git¬miş. Yurdunu bile terk etmiş. Evet, artık öl¬memem için bir nedenim kalmadı... Hoş gel¬din ölüm (der... Yavaşça yatağa uzanır, battani¬yeyi yüzüne çeker Kısa bir sessizlikten sonra hemşire içeri girer.)
    HEMŞİRE- (Ağlamaklıdır...) Bilseniz teyze, Feyza çok kötü... Doktor çok az umudu var, İstan¬bul'a yetişir mi bilmem, dedi. Teyze çok üzgünüm... Çok... (Teyzeden ses gelmeyince... Ko¬şar, battaniyeyi kaldırır. Nabzına bakar... Teyze ölmüştür.) Aman Allah’ımmmmm ölmüş. Teyze ölmüş! Neden? Neden haaaa? Neden zamanında ilk yardım olmaz, neden ? Ne¬den zamanında gelmez oğullar, neden za¬manında ulaşmaz anne şefkati? Nedeeeeeeeennnn? Neden yeterince sevgi görmez çocuklar haaaaaa... Neden hep ilk yardım son yardımdır, neden? Neden? (der ve dizleri üzerine.çöker,.. ışık kapanır, perde kapanır.)







+ Yorum Gönder
yardımlaşma ile ilgili tiyatro,  yardımlaşma ile ilgili tiyatrolar,  yardımlaşma ile ilgili senaryolar,  yardımlaşma ile ilgili tiyatro metinleri,  yardımlaşma ile ilgili skeç
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi