Hastada sıvı elektrolit dengesini bozan durumlar

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Hastada sıvı elektrolit dengesini bozan durumlar ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Hastada sıvı elektrolit dengesini bozan durumlar





  2. 2
    Ensar
    Özel Üye





    Cevap: VÜCUDUN DENGELEME SİSTEMİNİ (HOMEOSTAZİSİ) BOZAN ETKİLERE KARŞI VÜCUDUN GÖSTERDİĞİ TEPKİLER

    Sıvı - Elektrolit Dengesi
    Asit – Baz Dengesi
    Şok
    Stres ve Stresle Başetme
    Zedelenme


    1- SIVI - ELEKTROLİT DENGESİ

    Yaşamak için gerekli olan tüm fizyolojik ve kimyasal işlemler (metabolizma) su ile gerçekleşir. O nedenle, suyun olmadığı bir ortamda yaşamdan söz edilemez. Suyun vücudumuzdaki yaptığı işlere gelince,

    ¨ Maddelerin hücre içine ve dışına taşınmasını sağlar

    ¨ Hücredeki faaliyetler için gerekli olan katı maddeleri çözer

    ¨ Vücut ısısını düzenler

    ¨ Vücut sıvılarının fizyolojik ve kimyasal işlemlerinin devamlılığını sağlar

    ¨ Besin maddelerinin en küçük birimlerine bölünmesini(hidroliz) ve sindirilmelerini sağlar

    ¨ Kan hacmını ayarlar

    ¨ Metabolizma sonucu oluşan atıkların vücuttan atılmasını sağlar



    VÜCUTTAKİ SUYUN DAĞILIMI

    İnsan organizmasının önemli bir bölümü; başka bir ifadeyle, bir yetişkinin ağırlığının yaklaşık % 60 ı, sudur. Yenidoğan bebeklerde bu oran %75'dir. Yaşamın ilk 5 gününde %70'e inen su oranı, sonradan yavaş, yavaş azalarak, bir yaşın sonunda yetişkindeki orana yaklaşır.

    Toplam vücut ağırlığına göre vücuttaki suyun dağılım yüzdeleri:

    Hücre içindeki (Intrasellüler) sıvı F % 45

    Hücre dışındaki (ekstrasellüler) sıvı F % 15

    ¨ Damarda bulunan (Intravaskular) sıvı F % 4.5

    ¨ Dokular arasında bulunan (Intersitisiyal) sıvı F %10.5

    Bu sıvı hücreleri çevreler. LENF sıvısı da intersitisiyal sıvıdır.

    ¨ Transsellüler sıvı: Bir epitel zar aracılığıyla diğer kısımlardan ayrılmış sıvılardır: BOS(beyin omurilik sıvısı), eklem sıvısı, göz içi sıvısı, plevra, perikard, periton ve sindirim sıvıları bu gruba dahildir.

    Bu sıvılar, hücre zarı ile birbirlerinden ayrılmışlardır. Hücre zarları suyun serbestçe girip çıkmasına izin verirken; suda bulunan erimiş madde ve elektrotların sadece bir kısmının geçişine izin verirler. O nedenle, hücre içinde ve dışında yer alan maddeler farklıdır.

    Kıkırdak, kemik ve bağ dokusu gibi katı dokularda da su bulunmaktadır.

    Normal koşullarda 24 saat içinde, vücudumuza alınan ve vücuttan atılan-kaybedilen sıvı miktarları dengededir. Bu denge, ateşli hastalıklar, ishal-kusma gibi durumlarda (kaybedilen alınandan fazla olduğu için) bozulabilmektedir. Bazen de alınan çıkandan fazla olabilmektedir. İşte bu durumlarda vücudun dengeleme sistemi devreye girerek, herhangi bir sorunun oluşmasını engeller.

    Vücuda giren sıvılar hesaplanırken sadece su ve sulu olan gıdalar değil, katı gıdalar da dikkate alınmalıdır. Aynı şekilde vücuttan kaybedilenler hesaplanırken idrar ve dışkı dışında gözle görülemeyen terleme de hesaba dahil edilmelidir. Çok sıcak havada, terleme sonucu 3500 ml’ye kadar sıvı kaybedilebilir.

    Bir yetişkin su içmeden 10 gün canlı kalabilirken, çocuklarda bu süre 5 gün kadardır. Kuru çölde birkaç sat içinde ölüm oluşabilir.

    Su kaybında vücudun tepkileri:

    % 1 Susama hissi oluşur

    % 5-8 Halsizlik, nabızda ve vücut ısısında artma

    % 11-15 Deliryum, sağırlık, böbrek yetmezliği

    % 20 Ağır dehidratasyon: deri buruşur, vücuttan terle karışık kan sızar, gözyaşı yerine kan gelir.



    ELEKTROLİTLER

    Vücut sıvısında bulunan eriyik halindeki maddelerin çoğunu elektrolitler oluşturur. Elektrolitler suda eridiklerinde anyon (-/negatif elektrik yüklü parçacık) ve katyon (+/pozitif elektrik yüklü parçacık)lara ayrılırlar, bunlara “İYON” adı verilir. Elektrolitlerin görevleri:

    ¨ Vücut sıvılarının ozmolaritesini sağlar

    ¨ Nöromuskular (sinirkas) uyarımı sağlar

    ¨ H+ (hidrojen iyonu) dengesini sağlar

    ¨ Vücut sıvılarının olması gerektiği oranlarda dağılımını sağlar

    HÜCRE İÇİNDE: sodyum(Na+), potasyum(K+), kalsiyum(Ca++), magnezyum(Mg++), klor(Cl-), fosfat(PO4), sülfat(SO4), bikarbonat(HCO3-), protein ve inorganik asitler bulunmaktadır.

    HÜCRE DIŞINDA: sodyum(Na+), potasyum(K+), kalsiyum(Ca++), magnezyum(Mg++), klor(Cl-), fosfat(PO4), sülfat(SO4), bikarbonat(HCO3-) bulunmaktadır.

    Damar içindeki sıvı ile dokular arasındaki sıvılar arasındaki en önemli fark: damar sıvısının daha fazla protein içeriyor olmasıdır.

    Sıvı-elektrolit dengesinin sağlanmasında proteinlerin önemli etkileri vardır. Hem hücrede hem de kanda(plazmada) bulunan proteinlere farklı adlar verilir; “proteinat” denilen hücre proteini anyoniktir, plazmadaki proteinler ise “kolloid” adı verilen makromoleküllerdir. Kandaki (plazmadaki) kolloid adı verilen ve büyük molekül halindeki proteinler kapiller membrandan (damar duvarından) geçemedikleri için daima kanda kalırlar. En önemli plazma proteinleri: karaciğerde sentezlenen albumin, globulin ve fibrinojenlerdir. Plazma proteinlerinin görevi suyu damarda tutacak ozmotik basınç (plazma kolloidal ozmotik basınç) oluşturmaktır.



    SIVI VE ELEKTROLİTLERİN HAREKETİ

    Hücrenin içi ile dışı arasındaki sıvı ve elektrolit geçişlerinin anlaşılması; ödem, dehidratasyon, dolaşımın yüklenmesi ve su zehirlenmesi gibi patofizyolojik durumların anlaşılması açısından önemlidir.

    Hücre içi ile dışı arasındaki sıvı ve elektrolitlerin karşılıklı geçişi; ozmoz ve aktif transport ile gerçekleşir.

    OZMOLARİTE: Bir litre suda çözünen toplam partikül sayısıdır. Yoğun olarak adlandırılan sıvının ozmolaritesi fazladır. Ozmolarite hücre içi ve dışı arasındaki geçişleri kontrol eder. Vücut sıvılarında bulunan başlıca partiküller elektrolitler ve kolloidlerdir.

    Ozmolarite = Ozmol/ Litre Solüsyon

    Ozmolalite = Ozmol/ Kg Solüsyon

    OZMOL: Ozmotik basıncın birimidir. Suda eriyebilen maddeler ozmoza neden olma ve ozmotik basınç basınç oluşturma yeteneğine sahiptir.

    OZMOZ: Yarı geçirgen (semipermeabl) zarla ayrılmış, değişik ozmolaritesi olan iki sıvı söz konusu olduğunda, su ozmolaritenin fazla olduğu tarafa geçer. Diğer bir ifadeyle, ozmoz, suyun DÜŞÜK yoğunluktaki ortamdan YÜKSEK yoğunluktaki ortama doğru yarı geçirgen zardan geçmesidir. Ya da; ozmoz, çözücünün, çözünecek maddenin çok olduğu ortama doğru yarı geçirgen zardan geçmesi eylemidir.

    Ozmoz F Suyun difüzyonudur

    DİFÜZYON, çözünen maddelerin, YÜKSEK yoğunlukta oldukları ortamdan DÜŞÜK yoğunlukta oldukları ortama doğru geçmeleridir.

    OZMOTİK BASINÇ: Ozmozu engellemek üzere gereken basınç miktarıdır; Hg ile ifade edilir.

    Ozmolarite/yoğunluk değişikliği hücre hacmında değişikliklere neden olur. Eğer hücredeki sıvının ozmolaritesi/yoğunluğu fazla ise hücre dışından hücreye sıvı geçişi olur ve hücre şişer. Ya da, hücrenin dışındaki sıvının yoğunluğu hücredekinden fazla olursa bu sefer hücredeki sıvı hücre dışına geçer ve hücrenin hacmı küçülür. Görüldüğü gibi, ozmolarite hücre düzeyinde sıvı giriş çıkışlarını, vücut düzeyinde ise su içme ve fazla suyu atma gibi işlemleri kontrol altında tutmaktadır.

    Vücutta su eksildiğinde susama hissi ortaya çıkar. Su atılması gerektiğinde ADH(antidiüretik hormonu; vazopressin), böbreklerdeki nefronlar ve sindirim sistemi aracılığıyla bu işlem yürütülür.

    AKTİF TRANSPORT(eriyik pompası): İyonların, elektrokimyasal farktan yararlanarak ve enerji kullanarak hücre membranından geçmesidir. Na+ ve diğer katyonlar(+ yüklü parçacıklar) hücre zarından, hücre dışına aktif transportla çıkabilirler. Buna Na+(sodyum) pompası da denilir. Sodyum pompası ile hücre içi ve dışındaki farklı Na+ oranı korunmaktadır.

    Özetlersek, aktif transport sayesinde normal hücre hacmı korunmaktadır. (Aksi halde hücre içinde bulunan yüksek yoğunluktaki sodyum nedeniyle su hücreye dolacak belki hücre patlayacak ve ekstrasellüler sıvı azalacak denge bozulacaktır.)



    DAMAR SIVISI İLE DOKULARARASINDAKİ SIVILARIN GEÇİŞLERİ

    Bilindiği gibi kanın akışı arterden, arteriyole, kapillere, venüllere ve venlere (atardamardan kılcaldamara, kılcal damardan toplardamara) doğrudur. Su da bu arada, damar (kapiller) duvarından geçerek, damara ve dokulararasına girip çıkmaktadır. Bu giriş çıkışlar öylesine dengelenmiştir ki, normal koşullarda plazma(kan sıvısı) ve hücrelerarası sıvı hacımlarında değişiklik olmaz. Ancak bu giriş çıkışları dengeleyen bazı kavramları karşılaşacağımız patolojik durumlardaki bazı mekanizmaları çözebilmek açısından bilmemiz gerekir. Bunlar:

    KANIN HİDROSTATİK BASINCI: Kılcaldamarlardaki(kapiller) kan hücrelerinin ve plazmanın basıncıdır. Sıvıyı damarın dışına iten kuvvettir. Bu basınç arteriyollerde 32 mmHg, venüllerde 12 mmHg dır.

    KOLLOİD OZMOTİK BASINÇ(Onkotik Basınç): Plazma proteinlerinin ozmotik basıncıdır. Sıvıyı damar içinde tutmaya çalışır. 22 mmHg civarındadır.

    FİLTRASYON BASINCI: Hidrostatik basınç ile onkotik(kolloid ozmotik) basınç arasındaki farkla oluşur: HB-OB= FB F arteriyollerde 32-22= +10 mmHg , venülde 12-22=-10 mmHg.


    Hücreler arasında bulunan ve fazlalık olan sıvıların hepsi damara geçmeyip kalan miktar lenfatik drenajla ortamdan çekilir.



    ÖDEM

    Hücreler (ya da dokular) arası boşlukta olması gerekenden fazla sıvı bulunmasıdır. Yukarıda açıklanan basınçların dengesinin bozulmasıyla ortaya çıkar.

    Nedenleri:

    ¨ Damar duvarının geçirgenliğinin (kapiller permeablitenin) artması

    ¨ Lenfatik ‘sızıntı/kaçak’

    ¨ Hidrostatik basıncın çok artması

    ¨ Yetersiz onkotik basınç; plazma proteinlerinin azalması sonucu kolloid ozmotik basıncın azalması.

    Damar geçirgenliğinin artmasına neden olan sorunlar: yanıklar(damar endoteli hasar gördüğü için) ve alerjilerdir(açığa çıkan kimyasal mediatörlerden histamin damar geçirgenliğini artırır.

    Plazma proteinlerinin azalma nedenleri; yanıklar, kanamalar vd nedenler.



    SIVI YOĞUNLUKLARI

    İZOTONİK SIVILAR

    Ø Alyuvarlar (kan) ile aynı yoğunluğa sahiptir

    Ø Toplardamardan verildiklerinde, sıvı geçişlerine neden olmazlar

    Örnek: % 0.9 NaCl (Sodyum Klorid; Normal Saline veya Serum Fizyolojik olarak da adlandırılır). Ringer Laktat, % 5 Dekstroz



    HİPERTONİK SIVILAR

    Ø Yoğunlukları alyuvarlardan(kandan) daha yüksektir

    Ø Toplardamardan verildikIerinde:

    ¨ Toplardamardaki kanın yoğunluğunu artıracakları için, dokular arasındaki sıvılar toplardamarlara geçer (dokular arasındaki ödem azalır)

    ¨ Bu özelliklerinden dolayı, ödemi çözmek için kullanılırlar (örnek beyin ödeminde kullanılan sıvılar: % 20 Mannitol)



    HİPOTONİK SIVILAR

    Ø Yoğunlukları alyuvarlardan (kandan) daha düşüktür

    Ø Toplardamardan verildikIerinde:

    ¨ Toplardamardaki kanın yoğunluğu azalacağı için, toplardamardaki sıvı dokular arasına doğru hareket eder

    Örnek: % 10 ve % 30 Dekstroz, dekstrozun yüzdesi arttıkça hipotonik olma özelliği de artar



    SIVI – HÜCRE ETKİLEŞİMİ

    Hipertonik Sıvı ve Hücre

    ¨ Hücrenin içinde bulunduğu ortam, hücrenin yoğunluğundan daha yüksekse

    ¨ Su, yoğunluğu düşük ortamdan(hücreden) yoğunluğu yüksek olan dış ortama doğru geçer

    ¨ Hücreden azalan su nedeniyle hücre büzülür!



    Hipotonik Sıvı ve Hücre

    ¨ Hücrenin içinde bulunduğu ortam, hücrenin yoğunluğundan daha düşükse

    ¨ Su, yoğunluğu düşük ortamdan yoğunluğu yüksek olan ortama (hücreye) doğru geçer

    ¨ Hücreye dolan su nedeniyle hücre şişer ve patlayabilir!



    ELEKTROLİTLERİN GÖREVLERİ

    Ø Sinir Sisteminde

    Aksiyon potansiyelinin yayılmasını (uyarıların iletilmesini) sağlar

    Ø Dolaşım Sisteminde

    Kalpteki uyarıların iletilmesini ve kasılmayı sağlar



    KANIN BİLEŞİMİ

    Vücut ağırlığının % 8 i “kan”dır. Kanı oluşturan kısımların yüzdeleri:

    Ø Plazma/Serum: % 55

    ¨ Su: % 90

    ¨ Çözünen maddeler: % 10

    Ø Şekilli maddeler: % 45

    ¨ Trombosit

    ¨ Eritrosit (alyuvar)



    PLAZMA/SERUM: kanın sıvı kısmıdır. İçerdiği Proteinler, proteinlerin yüzdeleri ve görevleri:

    ¨ Albumin (%60): ozmotik basıncı ayarlar

    ¨ Globulin (%36): lipidlerin taşınmasını sağlar ve antikorları oluşturur

    ¨ Fibrinojen (%4): kanın pıhtılaşmasını sağlar



    ŞEKİLLİ ELEMANLAR

    ¨ Eritrositler F Alyuvarlar (kırmızı kan hücreleri)

    ¨ Lökositler F Akyuvarlar

    ¨ Trombositler F Parçacıklar, pıhtılaşma hücreleri



    ALYUVARLAR

    ¯ ‘iki yüzü de içbükey’ yuvarlak, çekirdeksiz hücrelerdir

    ¯ Hemoglobin içerirler; bu hemoglobinlere oksijenler bağlanarak hedef hücreye taşınır

    ¯ Erkeklerdeki sayısı 4.5 - 6 milyon/mm3 civarındadır

    ¯ Ömürleri 120 gündür

    ¯ Kaybedilenin ya da ömrü dolanın yerine saniyede 2 milyon üretilir!

    ¯ HEMATOKRİT, kandaki alyuvarların yüzdesidir (%). Hematokritin normal değerleri :

    F % 37 - 47 (Kadında)

    F % 40 - 54 (Erkekte)



    AKYUVARLAR

    ¯ En çalışkan hücrelerdir

    ¯ Erişkinde ortalama 5.000 – 6.000/mm3 kadar bulunur. Sayısı arttığında vücutta iltihap(enfeksiyon) olduğu düşünülür

    ¯ Olgunlaşma dönemine göre çeşitleri ve yüzdeleri:

    F Nötrofil (%60-70)

    F Bazofil (Mast Hücreleri) (%1ê)

    F Eozinofil (%2-4)

    F Lenfosit (%20-25)

    F Monosit (Makrofajlar) (%3-8)



    TROMBOSİTLER

    ¯ Hücre parçacıklarından oluşur

    ¯ Sayısı 250.000 – 500.000/mm3

    ¯ Pıhtılaşmayı sağlayan kan hücreleridir



    HEMOSTAZ

    Kanamanın, kandaki şekilli elemanlarla durdurulması işlemidir. Kanama üç adımda durdurulur:

    F Damarlar daraltılır (Vaskular konstriksiyon, vazokonstriksiyon)

    F Pıhtılaşma mekanizması harekete geçirilir

    F Pıhtılaşma oluşturulur

    PIHTILAŞMA (Koagülasyon) sağlamak için pıhtılaşma mekanizmasının harekete geçirilmesi:

    F Harekete geçirilen Protrombin Þ Trombine çevrilir

    F Fibrinojen Þ Fibrine çevrilir

    F Pıhtı oluşur

    FİBRİNOLİZ (PIHTININ ÇÖZÜLMESİ), yeterli sayıda fibrin oluştuğunda bu sefer vücuttaki fazla ve gereksiz pıhtının çözülmesini sağlayan sistem devreye sokulur:

    F Plazminojen harekete geçirlir, bunun için

    F Doku plazminojeni uyaranı (tissue plasminogen activator; tPA) harekete geçirilir ve Plazmin(fibrinoliz) oluşur



    KAN GRUPLARI

    Kan gruplarını oluşturan kanın içinde bulunan ya da bulunmayan maddelerdir. Eğer kanın içinde Rh antijeni varsa buna “Rh +” denir yoksa “Rh – “ denir. “Rh –“ kan grubuna sahip bir kişiye”Rh +” kan verilirse kişi oluşacak reaksiyon sonucu hayatını kaybedebilir. O nedenle kan grubu içinde bulunan ve bulunmayan maddeleri bilmek kan nakli gerektiğinde hayati öneme sahiptir. Bu maddeler:

    ¯ Agglutinojenler (Kan Antijenleri)

    ¯ Agglutininler (Kan Antikorları)

    ¯ Agglutinasyon (Alyuvarların kümeleşmesi)

    ¯ Rh Antijeni

    ¯ Kan Grupları (A, B, AB, O);

    ¯ Hamilelikte "Rh" Antijeni



    Başa Dön



    2 - ASİT - BAZ DENGESİ

    Besin maddelerinin oksidasyonu sonucunda karbondioksit ve bazı asitler ortaya çıkar ( Glikozè C6H1206 + 6 O2 è 6 CO2 + 6 H2O + Enerji ). Yine bu reaksiyonlar sonucunda günde ortalama 1-1.5 mEq/kg hidrojen iyonu oluşur; bu iyonlar böbreklerden atılır ya da vücut sıvılarındaki bikarbonat (HCO3-) ile tamponlanarak uzaklaştırılır. Vücut sıvılarında H+ iyonunun artmasına ASİDOZ, azalmasına ise ALKALOZ denilir. Asidoz ya da alkalozun oluşma nedeni akciğer hastalıkları ise olaya solunum asidozu veya alkalozu; metabolik veya böbrek hastalıkları ise metabolik asidoz ya da alkaloz adı verilir.

    Plazmadaki H+ yoğunluğu çok düşük [0.00000004 Eq/L (0.00004 mEq/L; 4 x 10-8 Eq/L)] olduğu için pH ile ifade edilir; p F negatif logaritmayı, HFise H+ yoğunluğunu gösterir. Bir başka ifade ile:

    pH = log 1/[H+] = - log [H+] F [H+] gücü olarak düşünün

    = - log 0.00000004 Eq/L (0.00004 mEq/L; 4 x 10-8 Eq/L)

    pH = 7.4 (Kan pH 7.35-7.45)

    H+ arttığında pH düşer ve sıvı asitleşir, H+ azaldığında pH yükselir ve sıvı alkalileşir; demek ki, H+ miktarı sıvının asit ya da alkali(baz) olmasını belirlemektedir.



    HENDERSON-HASSELBACH DENGESİ

    pH nın diğer bir anlatım şekli olan Henderson-Hasselbach denkleminde bazın aside oranı temel alınır, bu oran daima 20 dir. Denklem:

    pH = pKa + log [baz]/[asit]

    pH = 6.1 + log HCO3- / CO2

    Anahtar Oran F baz : asit F HCO3- : CO2 = 20

    (20 nin logaritması ise 1.3 tür, 1.6 sabit sayıdır)

    pH = 6.1 + 1.3

    pH = 7.4



    Özetlersek, vücut sıvılarının

    ¯ Asit-baz dengesi [H+] iyonu ile düzenlenmektedir.

    ¯ Düzenlemeyi sağlayan böbrekler ve kimyasal tamponlardır.

    ¯ Dengenin sağlanabilmesi için enzim aktivitesinin en uçlarda olması gerekir



    ENZİM AKTİVİTESİNE pH ETKİSİ

    ¯ Asitler H+ verirler; örnek: HCl F H+ + Cl-

    ¯ Bazlar H+ alırlar; örnek: HCO3- + H+ F H2CO3

    TAMPONLAR pH DEĞİŞİKLİKLERİNE DİRENİRLER, bu sayede pH dengede tutulmaya çalışılır. Bunun için aşağıdaki dengeler devreye sokulur:

    ¯ Zayıf Asit ve Eşlenik(conjugate) Baz çifti

    H2CO3 Û HCO3- + H+ (H2CO3 F Karbonik asit)

    ¯ Eşlenik Asit Û Eşlenik Baz + Asit



    Bazı pH örnekleri:

    0: Hidroklorik Asit

    1: Mide Asidi

    2: Limon Suyu

    3: Sirke, Bira

    4: Domates

    5: Sütsüz Kahve

    6: İdrar

    6.5: Tükürük

    7: Kan

    8: Deniz Suyu

    9: Yemek Sodası (kabartma tozu)

    10: Büyük Tuz Gölü

    11: Amonyak

    12: Bikarbonat

    13: Ocak/Fırın Temizleyicileri

    14: NaOH







  3. 3
    Ensar
    Özel Üye
    ASİT – BAZ DENGESİNİ KORUYAN VE SÜRDÜREN SİSTEMLER

    ¯ Tampon Sistemler

    ¯ Solunum Sistemi

    ¯ Boşaltım Sistemi(Böbrekler)



    ¯ TAMPON SİSTEMLER

    Hemen(sorun ortaya çıktığı anda) tepki verirler;

    baz : asit (20/1) oranı sabit tutulmaya çalışılır

    CO2 + H20 Û H2CO3 Û H+ + HCO3-

    DENGE : “20 HCO3-” karşılık ”1 CO2 (H2CO3)” vardır

    F CO2 arttığında Þ asidoz

    F HCO3- arttığında Þ alkaloz

    SORU...

    pH ortalaması, aşağıdaki kanlardan hangisinde daha düşüktür?

    a) Atardamar kanında (arterlerde)

    b) Toplardamar kanında(venlerde)

    YANIT için konunun sonuna bakınız.



    ¯ SOLUNUM SİSTEMİ

    Dakikalar sonra tepki verir; soluk alıp vermeyi hızlandırarak ya da yavaşlatarak CO2 atılımını dengelemeye çalışır

    CO2 Û H+ dengesini sağlamak üzere:

    F Solunum é F CO2 ê F H+ ê

    F Solunum ê F CO2 é F H+ é



    ¯ BÖBREKLER

    Saatler ya da günler sonra tepki verir:

    F Bikarbonat seviyesini düzenler

    F H+ atılmasını sağlar

    F Amonyak/üre/NH3 atılmasını sağlar

    ASİT- BAZ DENGESİ BOZULDUĞUNDA YAŞANAN SORUNLAR:

    ¯ Solunum Asidozu

    ¯ Solunum Alkalozu

    ¯ Metabolik Asidozu

    ¯ Metabolik Alkalozu



    ¯ SOLUNUM ASİDOZU

    éCO2 + H20 Û éH2CO3 Û éH+ + HCO3



    ¯ SOLUNUM ALKALOZU

    êCO2 + H20 Û êH2CO3 Û êH+ + HCO3



    ¯ METABOLİK ASİDOZ

    éH+ + HCO3 Û éH2CO3 Û H20 + éCO2



    ¯ METABOLİK ALKALOZ

    êH+ + HCO3 Û êH2CO3 Û H20 + êCO2



    NORMAL DEĞERLERİ

    pH: 7.35 - 7.45

    PCO2: 35 - 45







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi