Bilmek, istemek, cesaret etmek ve susmak bununla ilgili kompozisyon

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Bilmek, istemek, cesaret etmek ve susmak bununla ilgili kompozisyon ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Bilmek, istemek, cesaret etmek ve susmak bununla ilgili kompozisyon





  2. 2
    Ensar
    Özel Üye





    Cevap: Susmak ve Suskunluk ile ilgili Deneme örneği
    Şimdi dizlerimin üzerindeki kafamdan ayak tırnaklarıma kadar titreyen ben, sırılsıklam olmuş sırtımla soğuk bir duvara dayanmaktayım, etrafımda kan birikintileri, göletler yada algı yanılsamaları her neyse adı üstüme gelen bu yokluk hissi anlaşılmamak üzerine kurduğum bütün cümlelerin anlamsızlığını anlamak vazgeçmek belkide anlatmaktan, sakin sözcükler kurmak, dost gülüşlerle anlatmak aslında bazı şeyleri ama becerememek ama inandıramamak suratınıza çarpan harman orağı gibi suskunluk… eğer inandıysam benliğimin çift olduğuna eğer kaldıysa tüm giden yanlarım seninle debreşen hallarım aklındaysa eğer nedir bu suskunluk… nedir bu acılar girdabı, dinle beni ey ruh ellerime bak gözlerimden tut sonra yüreğime bir öpücük kondur, dindir nöbetlerimi, aç artık gözlerini aç ki aydınlansın dünyam, şiirler tükenir artık; türküler susar, otlar kurur, papatyalar kurur, nefesler ısıtmaz elleri.. sen sustukça kainat devrilir altında ben ezilirim; üstünde sen! yavrum, eyleme çaresiz başımı gayri ziyan! bak onca devlet geçti hala susarsın nice şair eskittik nice hayat devşirdik… susma gayri dökme yüzünü, eğme kaşını damlamasın o yaş yüreğime delip geçer sonra taa hayatımın dibine kadar, örselenik bedenimde kurtlu yaralar var sorma işte niye tüm bunlar diye! inanmanın ıslattığı düşleri bekledim hep seninle… yok şimdi isyan vakti değil şimdi cephe vakti değil şimdi ağlamak vakti şimdi beklemek vakti…
    Kompozisyonörnekleri.org Tüm örnekleri sitemizde bulabilirsiniz.
    Yazılarımız eğer işinize yaradıysa lütfen görüşleriniz hakkındaki yorumlarınızı yazmayı unutmayın
    ....

    Bilim

    TDK sözlüğünde bilim şöyle tanımlanıyor:
    Bilim
    Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi.”

    “Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.”
    “Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir ereğe yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.”

    Bilim ile uğraşan bir kişinin bu tanımları yeterli bulmayacağını söylemeye gerek yoktur. Bu nedenle, bilimin eksiksiz bir tanımını yapmaya kalkışmak yerine, onu açıklamaya çalışmak daha doğru olacaktır.
    İnsan doğaya egemen olmak ister!
    Derler ki insanoğlu varoluşundan beri doğayı bilmek, doğaya egemen olmak istemiştir. Bu nedenle, insan varoluşundan beri doğayla savaşmaktadır. Son zamanlarda, bu görüşün tersi ortaya atılmıştır: İnsan doğayla barış içinde yaşama çabası içindedir. Bence bu iki görüş birbirlerine denktir. Bazı politikacıların dediği gibi, sürekli barış için, sürekli savaşa hazır olmak gerekir.
    Gök gürlemesi, şimşek çakması, ayın ya da güneşin tutulması, hastalıklar, afetler, vb. doğa olayları bazan onun merakını çekmiş, bazen onu korkutmuştur.

    Öte yandan, bu olgu, insanı, doğadan korkusunu yenmeye ve merakını gidermeye zorlamıştır. Korkuyu yenebilmenin ya da merakı gidermenin tek yolunun, onu yaratan doğa olayını bilmek ve ona egemen olmak olduğunu, insan, önünde sonunda anlamıştır. Peki, insanoğlunun doğayla giriştiği amansız savaşın tek nedeni bu mudur? Başka bir deyişle, bilimi yaratan güdü, insanoğlunun gereksinimleri midir?
    Elbette korku ve merakın yanında başka nedenler de vardır. İnsanın (toplumun) egemen olma isteği, beğenilme isteği, daha rahat yaşama isteği, üstün olma isteği vb. nedenler bilgi üretimini sağlayan başka etmenler arasında sayılabilir. İnsanın korkusu, merakı ve istekleri hiç bitmeden sürüp gidecektir. Öyleyse, insanın doğayla savaşı (barışma çabası) ve dolayısıyla bilgi üretimi de durmaksızın sürecektir.
    Bilim neyle uğraşır?
    Bilimin asıl uğraşı alanı doğa olaylarıdır. Burada doğa olaylarını en genel kapsamıyla algılıyoruz. Yalnızca fiziksel olguları değil, sosyolojik, psikolojik, ekonomik, kültürel vb. bilgi alanlarının hepsi doğa olaylarıdır. Özetle, insanla ve çevresiyle ilgili olan her olgu bir doğa olayıdır. İnsanoğlu, bu olguları bilmek ve kendi yararına yönlendirmek için varoluşundan beri tükenmez bir tutkuyla ve sabırla uğraşmaktadır.

    Başka canlıların yapamadığını varsaydığımız bu işi, insanoğlu aklıyla yapmaktadır.
    Bilimin gücü
    Bilim, yüzyıllar süren bilimsel bilgi üretme sürecinde kendi niteliğini, geleneklerini ve standartlarını koymuştur. Bu süreçte, çağdaş bilimin dört önemli niteliği oluşmuştur:
    Çeşitlilik, süreklilik, yenilik ve ayıklanma.

    Çeşitlilik
    Bilimsel çalışma hiç kimsenin tekelinde değildir, hiç kimsenin iznine bağlı değildir. Bilim herkese açıktır. İsteyen her kişi ya da kurum bilimsel çalışma yapabilir. Dil, din, ırk, ülke tanımaz. Böyle olduğu için, ilgilendiği konular çeşitlidir; bu konulara sınır konulamaz. Hatta, bu konular sayılamaz, sınıflandırılamaz.
    Süreklilik
    Bilimsel bilgi üretme süreci hiçbir zaman durmaz. Kırallar, imparatorlar ve hatta dinler yasaklamış olsalar bile, bilgi üretimi hiç durmamıştır; bundan sonra da durmayacaktır.

    Bir evrim süreci içinde her gün yeni bilimsel bilgiler, yeni bilim alanları ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, bilime, herhangi bir anda tekniğin verdiği en iyi imkanlarla gözlenebilen, denenebilen ya da var olan bilgilere dayalı olarak usavurma kurallarıyla geçerliği kanıtlanan yeni bilgiler eklenir.
    Ayıklanma
    Bilimsel bilginin geçerliği ve kesinliği her an, isteyen herkes tarafından denetlenebilir. Bu denetim sürecinde, yanlış olduğu anlaşılan bilgiler kendiliğinden ayıklanır; yerine yenisi konulur.

    Bu noktada şu soru akla gelecektir. Sürekli yenilenme ve ayıklanma süreci içinde olan bilimsel bilginin doğruluğu, evrenselliği savunulabilir mi? Bu sorunun yanıtını verebilmek için, bilimsel bilginin nasıl üretildiğine bakmamız gerekecektir. Sanıldığının aksine, bilimsel bilgi üretme yolları çok sayıda değildir; yalnızca iki yöntem vardır. Bu yöntemler başka bir yazının konusu olacaktır.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi