Spor aile yaşantımızda ve mesleki anlamda bize ne kazandırır?

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Spor aile yaşantımızda ve mesleki anlamda bize ne kazandırır? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Spor aile yaşantımızda ve mesleki anlamda bize ne kazandırır?





  2. 2
    fecr
    Özel Üye





    Cevap: Spor kazandırır

    • Hasan TUNAR

    Bir tanım yapmak gerekiyorsa spor, insanın düşüncelerini, heyecanlarını, kültürünü, insanlararası ilişkilerini geliştiren ve beden fonksiyonlarını en yüksek verim düzeylerine ulaştıran davranış bütünü olarak görülebilir.

    Bunların yanı sıra sporun yüksek ahlâki değerleri oluşturduğu ve toplumsal etiği de düzenlediği belirtilmelidir. Bireysel aktivitenin grup yakınlaşması da hızlanır. Sporun ortak diliyle konuşmaya başlayan dünya toplumları sayılmayacak kadar zengin bir humanizm düzeyine ulaşırlar ve evrensel bir çevre bilincinde birleşirler.

    Kıskançlık, kin, öfke ve saldırganlık gibi olumsuz huy ve davranışların yerine dostluk, yardımlaşma, sevgi, işbirliği gibi insana yaraşır özellikler hakim olur.

    Spor iç dünyamızı bu derece zenginleştirir ve olgunlaştırırken en gelişmiş organizma olan insan bedeninin yapısallığını ve hareketliliğini adeta şiirsel bir incelikte ve yaratılışın en muhteşem estetiği ile gözler önüne serer.

    Spordan beklenen gerçek kazanımlar duygusal ve fizikseldir. Sporda ortaya çıkan sayısal sonuçların ikincil kazançlar olduğu hiç bir zaman akıldan çıkarılmamalıdır.

    Sporda kaybeden taraf yoktur. Sporcu her yarışmadan sonra ilke ve vasıf kazandığı bilincinde ise yüksek insani değerleri yakalayabiliyorsa gerçek kazanca ulaşmış demektir.

    Gerek bireysel, gerekse kitle sporlarında kazanım toplumsaldır. Globalleşmeye giden dünya toplumlarında sporun bir de uygulanım seferberliği sağladığı kesindir. Spor her cinsin, her yaşın, her sınıfın, ortak dili, ortak kültürü ve ortak beklentisidir. Sporun vereceği o doyulmaz ve estetik hazzı başka bir madde ve olayda yakalamak mümkün değildir.

    • YALOVA Gazetesi, Sayı: 513







  3. 3
    fecr
    Özel Üye
    Spor yapmak sınavı kaybettirmez, aksine kazandırır.

    Ben sporu ve mesleğimi çok seviyorum. Bu mesleği yapabilmek için yani sevdiğim işi yapmak için çok çalıştım. Sporun bana kazandırdıkları sadece mesleki açıdan değerlendirmem yanlış olur. Meslek olarak seçmesek de spor hayatımıza girmeli. Öğretmenlik yaptığım okulda ve antrenörlük yaptığım kulüplerde öğrencilerime, hangi meslek ile uğraşırlarsa uğraşsınlar sporu hayatlarının bir parçası olarak görmeleri gerektiğini her defasında hatırlatıyor ve bu konuyu aşılamaya çalışıyorum. Benim çocukluğumda spor yapmak için bol miktarda yeşil alan mevcuttu. Bu yüzden çok şanslıydık. Tatil günleri sabah babalarımızın evden çıkış saati ile birlikte evden çıkar akşama kadar hiç yorulduğumuzu anlamadan, bıkmadan usanmadan oyunlar oynar futbol maçı yapardık. Eve dönüşümüz bile adrenalin dolu olurdu. Babalarımızın eve dönüş saatine yakın eve gelir kirlenmiş, acıkmış bir vaziyette, kirliliğimizden dolayı annemizin kızacağını bilerek ve korkarak zile basıp beklerdik. Kısacası günün sonunda yorgunluktan pestilimiz çıkardı. Akşam yemeğinden sonra bir köşede sanki gündüz hiç birşey yapmamış gibi masum masum otururduk ama çok geçmez beş dakika sonra oturduğumuz yerde uyuya kalırdık. Düşünüyorumda o zamanlarda akşamları yapacak pek de birşey yokmuş. Evde oyun oynadığımızı pek hatırlamam. Kışın bile oyunumuzu dışarıda oynardık. Bu da o dönemin bu tarz yetişen çocuklarında özgüveninin ve arkadaşlıklarının ne kadar gelişmiş olduğunu gösteriyor. Bizim çocukluk yıllarımızda ders sadece okullarda işlenir sadece zayıf olduğumuz derslerden hafta sonları okullarımızda ek ders alırdık. Bunun dışında ilkokul ve ortaokul dönemlerimizde bir sınav yarışı için kaygılandığımızı hatırlamıyorum. Ama zamanla beklentiler artınca, teknoloji geliştikçe, değişimler hızla yaşandığı için oyun alanları daralmaya, çalışma ortamları farklılıklar göstermeye, yeni iş alanları doğmaya başladı. Bu da rekabeti getirdi. Rekabet öyle bir hal aldı ki günümüzde bir çocuk, 30 yaşında başlayacağı bir iş için oyun çağında rekabetin içinde buluyor kendini. Bu rekabetin içine çekilen çocuk ailelerin baskısı sonucunda falanının oğlu, filanın kızı ile yarıştırılıyor. Sonunda birtakım bilgileri ezberlemiş ama aslında beyin olarak çöken, spor yapmadığı için fizik olarak da şişen toplumları aileler kendileri oluşturuyor. Belki eski zaman oyun düzenlerini geri getirmemiz mümkün değil ama amacımız çocuklarımızın oyun oynaması ile birlikte hareket kabiliyetini geliştirmek, yüklendiği enerjiyi birikmeden yok etmek olmalıdır. Bunu da sitelerimizin oyun ve spor alanlarında çok rahat yapabiliriz. Spor her zaman çocukların yaşamının bir parçasında olmalı. Maalesef ülkemizde çocuklar spordan uzak kaldıkları gibi doğal yaşamlarındaki hareketlerden de kopmaya başladı. Çocukların televizyon izlemelerine ve bilgisayar kullanmalarına onları kırmayacak şekilde sınır konulmalı ve her çocuk spora yönlendirilmeli. Sınavlara giren öğrenci sayısı devamlı artıyor, puanlar çok yakın, çocuklarımız da bir puan, yarım puan fazla alabilmek için hayatlarından ödün veriyorlar. Spor yapmayı bilmeyen, hiç yapmadığı için sevmiyorum diye işin içinden çıkmaya çalışan bir gençlik gelmiş durumda karşımıza. Bunun önlemini almak zorundayız. Ülke sporu için, sağlıklı nesiller için gelecek pek parlak görünmüyor.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi