Nasreddin Hoca Türbesinin Nüktesi Hakkında Bilgi Sahibi Olanlar Açıklayabilir Mi ?

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Nasreddin Hoca Türbesinin Nüktesi Hakkında Bilgi Sahibi Olanlar Açıklayabilir Mi ? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Nasreddin Hoca Türbesinin Nüktesi Hakkında Bilgi Sahibi Olanlar Açıklayabilir Mi ?





  2. 2
    Ensar
    Özel Üye





    Cevap: Nasreddin Hoca Türbesi


    Konya Akşehir ilçesi surlarının doğusunda kendi ismi ile tanınan mezarlıkta bulunan Nasreddin Hoca Türbesi’nin yapıldığı tarih kesinlik kazanamamıştır.



    Günümüze kadar büyük değişiklikler geçiren türbe iki bölümden oluşur. Dışta, oniki desteğe oturan revak tipinde bölüm, içte ise, altı silindirik sütuna oturan, üzeri kubbe ile örtülü baldaken bölüm bulunur. Dıştaki bölümün üzerinde metal levhalarla kaplı piramidal külah yükselir. Geçmişte bugünkü haline en yakın onarım II.Abdülhamit zamanında yapılmıştır. Mezar iç bölümün ortasındadır.



    Değişik zamanlarda yapılan onarımlarla özgünlüğünü yitiren bu yapıyı Akşehir Kaymakamı Şükrü Bey 1905 yılında yaptırmıştır. Eski yapıdan yalnızca ortadaki ana türbe bölümü günümüze gelebilmiştir. Bu ana türbe bölümünü altı sütunu birbirine bağlayan sivri kemerlerden oluşan bir revak çevrelemektedir. En dışta 12 köşeli mermer kaideye oturan 12 sütun sıralanmıştır. Türbenin üzerini 12 köşeli çinko külahlı bir çatı örtmektedir.

    Mermer sandukanın başucunda Nasreddin Hoca’nın yaşamını simgelemek üzere ölüm tarihi olan h.683 (1284) ters olarak 386 şeklinde yazılmıştır. Bugünkü görünümüyle bu türbenin mimari bir özelliği bulunmamaktadır.



    Tarihsel Bilgi:

    Selçuklular ve beyliler devrine ait il yazıcı defterleri günümüze kadar gelmediği için Nasreddin Hoca Türbesi ve Medresesi hakkında bilgi yoktur. Nasreddin Hoca vakıflarına ait en eski kayıt Fatih devine aittir. Fatih’in Karamanlı Beyliğini ortadan kaldırdıktan sonra H. 881/M. 1476 tarihinde yaptırdığı emlak ve vakıf tespiti Ankara Kuyudu Kadimi Arşivinde bulunan 556 nolu defterde kayıtlıdır. Bu kayıtlarda Nasreddin Hoca’nın Türbe ve Medresesinin kaydı şöyledir.

    “Vakıf Mevlana Nasreddin Rahmet-Allahü aleyha rahmete vasi’a mübareke harabe mütevece ve medresesi içün vazı’a olunan yerlere Hacı İbrahim nam kimesne mutasarrıf.33, Bahçe-i Tur Ali: dönüm.10, bağ Hacı Nebi*:10, bağ Musa oğlu 10, Zemin medrese. Derdest birader Yakup lenk:3

    “Buna göre medrese ve türbenin vakfı Tur Ali Bahçesi, Hacı Nebi (Bibi) ve Musa oğlu bağları ile Topal Yakup’un biraderinin elinde bulunan medrese arsası vakıf mallarıdır. Vakfın tasarrufu Hacı İbrahim isimli birisi tarafından yürütülmektedir.

    II. Beyazıd devrinde H. 906/M. 1500 tarihinde yapılan vakıf tespitinde Nareddin Hoca Türbe ve medrese kayıtlarında rastlamıyoruz. Çünkü il yazıcılar ancak yaşayan vakıfları yazarlar. Bundan da anlaşılıyor ki Nasreddin Hoca’nın bu tarihte türbe ve medresesi haraptır.

    Türbenin ilk şekli 6 kalın mermer sütunun taşıdığı kubbeden ibaret olup, etrafı açıktır.

    Türbeyi ziyaret eden Evliya Çelebi şöyle tarif eder: “Nasreddin Hoca Akşehir haricinde kubbe ve türbeyi malümesinde defnolunmuştur. Canibi erbaasını parmaklık ihata etmiştir”. Akşehir’i geçen asırda ziyaret eden Charles Texiere, Nasreddin Hoca’nın türbesini görmüş ve eserinde şöyle anlatmıştır. “Akşehir bir dağın eteğine bina edilmiştir. Kasabanın işgal ettiği arazi çok geniş ve evlerin etrafı bahçelerle muhattır. Sokaklar dar ve harabe enkazı ile doludur, camileri bile muntazam değildir. Santon Haco Nureddinin türbesi garp tarafın kenar mahallesindedir. Bu türbenin etrafı direklidir. Direkler eski abidat harabesinden alınmıştır. Kabristanın enkazı mimariye ile dolu olması buradaki belde-i kadiminin mühim bir şehir olduğuna delalet eder.”

    Akşehir’de H. 1295/M. 1878 tarihinde Kaymakamlık yapan Bereket zade İsmail Hakkı Bey “Yad-ı Mazi” isimli hatıratında Nasreddin Hoca’yı şöyle anlatır. “Zahiri handefeza, batını hikmetnüma o menakıbi latifesiyle dasitanı cihan olan Hoca Nasreddin Hazretleri de Akşehir’de metfundur.Türbesi Konya caddesi üzerindedir.Türbe-i şerifinin tahayyül ettiğimiz gibi vaktiyle dört tarafı açık olduğu halde ,büyük bir kilitle kitlenmiş,büyük bir kapısı varmış.Ahiren bazı vücuhi memleket tarafından üzeri kiremitli ve etrafı tahta parmaklıklı olarak çatı altına alınmış;bazı mahallelerdeki cami şadırvanları tarzında inşa edilmekle şimdi eskisi kadar değilse de yine yekli bina ile muhteviyatının her halinde bir eser garabeti müşahede olunur. Hoca merhumun kabri üstüne mevzu ufacık bir sandukanın bir imame mübalağa olmasın ama sandukanın hemen sülüs miktar yerini tutuyor”

    H. 1310/M. 1892 yılında türbeyi İhtifalci Ziya Bey ziyaret etmiştir.”Bursa’dan Konya’ya” isimli eserinde türbe hakkında şunları söyler: “Duvarın üstündeki demir parmaklığa rasgelen bir bez parçası, püskül teli, pamuk ipliği bağlamış olduğundan parmaklık görünmez olmuştur. Çatının kenarını tutan bu direklerle duvar arasında dairen medar bir açıklık vardır. Heyeti hazırasından anlaşılıyor ki türbe-i Hoca Nasreddin dört tarafı açık iken sonradan damın istinat eylediği sütunların arasını bir kısa duvarla doldurmuşlar”.

    Türbenin şimdiki yapısını II. Abdülhamit zamanında Konya Valisi Faik Bey yaptırmıştır. “1. Revnak efza-yi makam-ı Mu’alla-yı Hilafet-i mukaddese-i İslamiyye ve şeref bahşa-yi erike-i saltanat-i azime-i Osmaniye, 2. es-Sultan İbn’es Sultan es-Sultanü’ l-Gazi( Abdülhamid) Han-ı sani efendimiz Hazretlerinin 3. asar-ı mütebarreke-i la-yuhsa-yı şahanelerine ilaveten Hoca Nasreddin merhumun iş bu türbeleri dahi Konya Valisi 4. Atufetlü Faik Bey Efendi Hazretlerinin zaman-ı me’muriyetlerinde bi’t-teberrük tecdiden inşa olunmuştur. 12 Recep Sene 1324” (M. 1906).

    Sandukasındaki şahide de şu satırlar yazılıdır.

    Haze’l-türbe el-merhum / ila abdü’z-zaif / Nasreddin / ruhuna / fatiha sene:386

    5.3.TÜRBEDARLAR-Büyük adamlar öldükten sonra ,diğerlerinde manevi yönden farklı olduğunu belirtmek için,ayarıca yapılan mezarlar türbe denir.Türbeyi açıp,kapayan,ziyaret edenlere rehberlik yapan,temizliğine bakan,başucunda Kur’an-Kerimi okuyan Türbedar adı verilen kişiler görevlenilirdi.Türbedarlara ,türbe sahiplerini kurdukları vakıftan ücret ödenirdi.Eğer ki vakfı yok ise Akşehir’de olduğu gibi camilerde ferraşlık, kayyumluk, Recep, Şaban ve Ramazan aylarından camide tefsir ve Kur’an-Kerimi hatimle okuma gibi görevler verilirdi.

    Arşivimizdeki vesikalara göre 19 asrın başlarından itibaren Nasreddin Hoca türbesi, türbedarları ücretlerini Akşehirli Şirvancızade Ömer bin Mehmet Efendi’nın Ulu Cami (Sultan Alaaddin Camii) için kurmuş olduğu vakıflardan almışlardır.








  3. 3
    Ziyaretçi
    lütfen bana da kapısında neden anahtar olduğunu anlatır mısınız ?







+ Yorum Gönder
nasrettin hocanın türbesinde neden kilit var,  nasrettin hocanın mezarı neden kilitli,  nasrettin hocanın türbesinde neden kilit vardır,  nasrettin hocanın mezarında neden kilit var,  nasrettin hoca fıkraları uc duvar yok kapi kilitli
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi