OGLUMUN Geleceğini ögrenmek

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden OGLUMUN Geleceğini ögrenmek ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    OGLUMUN Geleceğini ögrenmek




    Soru: oglumum okumasını istiyoz dersleri çok iyi ama kendi hem okumak istiyor hem okumamak oglumun durumu noluçak bana açıklarsanız cok sevinirim teşekürler ?







  2. 2
    Hasan
    Özel Üye





    Cevap: geleceği sadece yaradan bilir , diğer konu okumak yada okumamak bu tercihi yapması lazım.

    sizlerde bu tercihi yapması için onu teşvik etmelisiniz , okumanın neler getirdiğini , okumamanın neler götürdüğünü sıkmadan anlatmanız şart.



    bu yazıyı bi gözden geçirin.

    OKUMAK YA DA OKUMAMAK


    ‘İnsanı var eden şey değerleridir!’ Bu değerler kültürle de ilgilidir.
    Özel mülkiyet kodlu sınıfların ortaya çıkmasının akabinde, yöneten-yönetilen çelişkisinde ezilenler; felsefe, siyaset, kültürel üretim, sanat, ve edebiyattan uzak tutulmuştur. Egemenlikleri adına, ‘yönetilenleri’ kendi refahlarının harcı olarak kullanmışlardır.
    Dünyayı kasıp kavuran neo-liberal politikalar, 21. yüzyılda nüvelerini toplamaya başlamıştır. Hedeflerinde kültürel değerlerle oynayıp, ‘popülist toplum’-lar yaratmaktı! Dayatmaları sonucu, emekçi kesimler üzerinden rantiye anlayışlarla, kar paylarını katladıkça katladılar.
    Kendi krizini yaratan kapitalizm; örgütsüzleştirme, ücretsiz/süresiz izine çıkarma, part time çalıştırma, işten atma, sözleşmeli çalıştırma, taşeronlaştırma, esnek çalışma, sosyal hakların gaspı, kimlik ve inanç tacirliği gibi saldırma ve yıldırma politikalarıyla dünyayı yönetmekteler…
    Fransız düşünür Jean-Jacgues Rousseau’nun dediği gibi; “İlk toprak parçası sahiplenilirken, diğerleri müdahalede bulunsalardı; belkide bugün ki acılar yaşanılmazdı.”
    Egemen sistemin "böl-parçala-yönet" anlayışıyla bireylere dayatılan ‘arabesk, magazin ve televole’ kültürü sonucu; okumayan, yargılamayan, ütopyasız, aynılaştırılmış toplumu oluşturdular.
    Sendikaların araştırmasına göre: Ülkemizde gereksinimler sıralamasında kitap, 235. basamakta imiş… Günde 5 saat tv. izleyen Türkiye halkı, kitap okumaya yılda 6 saat ayırabiliyormuş…
    Gelişmiş ülkelerden Japonlar yılda ortalama 25, bir İsviçreli 10, Fransız 7 kitap okurken; Türkler, nüfus ortalamasına göre 10 yılda bir kitap okuyormuş… Gelişmiş ülkelerde gazete ve dergi tirajları, bize kıyasla kat kat fazla olduğu tespitleri vardır. Kütüphane sayısı ve kullanımı da bir o kadar fazladır.
    Siyasi amaçlı kapatılan Köy Enstitüsü öğrencileri, almış oldukları eğitim doğrultusunda; her biri yılda en az 20 tane kalın klasik kitap okuyormuş! Bu okullardan mezun öğrencilerin birçoğu, edebiyat alanında eserler vermişlerdir. Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Mehmet Başaran, Hasan Kıyafet, Ümit Kaftancıoğlu, Dursun Akçam gibi üstadlarımızın eserleri ve bedeller ödedikleri sosyal mücadeleleri de hafızalardadır!
    Özellikle 80 sonrası, Türkiye halkına kitap okumanın tehlikeli olduğu basın- yayın yoluyla anlatılmıştır. Tv. ekranlarında, gazetelerde; kitaplarla silahlar yan yana görüntülenmiştir. Kısacası, aba altından sopa gösterilmiştir! Korku psikolojisi içinde yaşayan bir toplumun çocukları da, kitapla tanışma şansları kalmamıştır.
    ‘Böyle gelmiş, böyle gitmemeli’ diyebilmek için, bu işe çocuklarımızdan başlamalıyız. Devletin yetkili kurumları olan Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı’nın bütçeleri arttırılarak eğitim-öğretim faaliyetleri içerisinde okuma-yazma seferberliğinin desteklenmesi gerekmektedir.
    Kitap okuma alışkanlığı aileden başlar. Çocuk aile ortamından başlayarak, okul faaliyetleri içerisinde bu alışkanlığını pekiştirmelidir. Devlet ucuz kitap, gazete, dergi sağlamalı, kütüphaneler açmalı, basın-yayın, tv. yoluyla okuma hakkında kamu oyunu bilgilendirmelidir. Yetkililer, sivil toplum kuruluşlarıyla da iş birliği yaparak okumayı teşvik ve kolay ulaşılır hale getirmelidir.
    Gönüllüler, aydınlar, yazarlar, şairler ve öğretmenlerden yardım alınarak; kamuya açık alanlarda, tv.de, okullarda kitap tanıtımı yapılmalıdır. İnsanlarımıza, kitap hediye edebilme bilinci verilmelidir. Belirli konular üzerinde düşünce üreten/yazanlarla, ödüllü kitap yarışmaları yapılmalıdır. Fuarlar, halkın kolay ulaşabileceği yerlere açılmalıdır. Alış veriş merkezlerinde, kitapçı dükkanları olmalıdır.
    ‘Kitap okumak yazmayı ve düşünmeyi öğrenmektir.'
    "Kitaplar cevap sevmez, sorusu olanlarla konuşur."
    “En iyi yatırım, insana yatırımdır!”
    KAYNAKLAR:
    KESK ve Eğitim Sen kaynakları, Kar Dergisi, Günaydın Marmara-Aylık Bölge Gazetesi-Ekim 2009 sayı “DİLCE” köşesi.



    alıntıdır







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi