Balkanlardaki Cami, Hamam, Köprü, Medrese Hakkında Bilgi Fotoları Lazım

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Balkanlardaki Cami, Hamam, Köprü, Medrese Hakkında Bilgi Fotoları Lazım ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Balkanlardaki Cami, Hamam, Köprü, Medrese Hakkında Bilgi Fotoları Lazım





  2. 2
    Hasan
    Özel Üye





    Cevap: balkanlardaki mimari eserleri


    Sultan Murad Türbesi
    Bosna-Hersek'teki Konyiç Köprüsü'


    Camiler ve mescitler 4620-2536-1660 adet.
    Madereseler 142- 4 adet.
    Mektepler 1500 imiş şimdi hiç yok karma Bulgar okulu3200 adet.
    Tekkr ve zaviyeler 365 – 174 -72 adet.
    İmaretler aşevleri 42 – şimdi425 adet.
    Hamamlar113- 575 adet
    Kaplıça Sıçak sular 30-600 adet.
    Türbeler 27- 17 adet.
    Vakıflar Osmanlı-1125 adetmiş kalan 401 adet
    köy İslam cemiyetleri-2560- şimdi 1275 adet.
    SAAT Kuleleri 20- 45 adet.
    Kale ve Surlar 20- 15 adet.
    Köprülerimiz-44- kalan 28 adet
    Kule ve oçaklar10- 6 adet
    Türk Çeşmeleri 175- 375 adet.
    Su kuyuları/pınarlar/1660- 886 adet
    Göl ve göletler 1950- 975 adet.
    Datlı su kaynakları 186- 385 adet.
    Bedestenler 12- adetten kalan 6 adet.
    Darulkura 10 imiş şimdi hiç yok.
    Degirmenler , yel, su, ateş olmak üzere1600-375 adet.
    Türk Çarşıları 185 şimdi 320 adet
    DükkaNLAR4500 ŞİMDİ1550 ADET.
    Kuyumcular- 18- 25 adet
    Bakırcılar dukanı 12- 2 adet kalmış
    Kervan saraylar 16adet imiş şimdi hiç yok.
    Kalaycılardükkanı 20 adetmiş şimdi 5 adet kalmış.
    Müslüman müftülüğü- 25 adetten 17 adet kalmış.
    Hastaneler 12- 560 adet olmuş.
    Dersaneler 12- 275 adet
    Hünkar bahçeleri 75 -185 adet
    Tüek idari mimari yapıları1865 - 662 adet.
    Türk evleri 1.550,785 ADETYEKÜNÜ BUNLARIN170856 tarihi eski yapı.
    Türk konakları tarihi 410 adet
    Türk köşkleri muhtelif 456 adet
    Türk sarayları375 adet
    Türk askeri istihamları 10 adet şimdi yok
    Türk kütüphaneleri 175- şimdi karma 4200adet
    Askeri kışlalar12 adet.
    Askeri tabyalar 170 adet
    Şehitliklerimiz -18 şehirde ve yeni jivkof şehitleri 45 adet.
    Mezarlıklarımız-11785- 7725 kalan
    Mesire parkları120-460 adet.
    Demiryolu istasyonu-125 adet.
    Telegrafhane 6- 1250adet
    Tçari merkezi 280 adet
    Hanbarlar 2850 adet Köy ve şehirlerde kulanilan tarım muhafaza yerleri.
    Hangarlar 875 adet
    Tersaneler 6 adet
    Atölyeler 680 adet
    Demircilik işlikleri-1250 adet
    Mahkeme sarayları 30 adet
    Askeri cephanelikler 12 adet
    Muhtelif Ticari magzalar1780 DET
    Bulgar kilisesi ve manastırı Türk yaoısı-1275 adet
    Bulgar meyhaneleri 2350 adet
    Türk kahvehaneleri3250 adet
    Türk tatlıcıları ve baklavacıları 1150 adet
    Türk lokantası ve çobacıları 1100 adet
    Türk köftecileri 650 adet
    Tük nalburcuları 1250 adet
    . Tüek YUMATACILIĞI VE TAVUKCULUĞU780 ADET
    Osmanlı devleti ve hükümdarlığında asırlar boyu bir cınar gibi Anadoludan balkanlara göçen kök ve dal budak salan ve buralarını imar ederek pek çok şehir ve köyler kuran ve uyğun gördükleri yerleride imar ederek kendi zevk ve yaşayışlarına göre şekil vermişlerdir.Tatar Pazarcığı kazasının vakıf eserlerine gelinçe çelebi sultan Mehmed tarafından kurulan şehir Veziri azam Makbul İbrahim paşa tarafından imar edilmiştir. BUNLAR 8 CAMİ, 12 MESCİD, 7 TEKKE, 7 HAN,1 İMARETTİR.makbul İbrahim paşanın yaptırdığı kervansarayın 2000 deve ahırı,3000at,tavlası,80 odası,200şömine ile ısıtılan,salonları ve vezierleri agırlayan özel salonları varmış.Avlusu taş döşeli olup5000 atlının sığınacagı geniş bir meydandır. Müslüman- kafir ayırt etmeden beraberce kalarak yer ve içerlermiş..Spfya-Filibe yolu üzerindeki bu büyük konak yeriolduğu için devamlı doluymuş. Kervansaraya Ayşe Sultan ilave su getiemiş ve bazı noksanlarını tamamlamıştır.BURADA30 CANİ, 3 MEDERESE,1 Türbe,6 TEKKE VE ZAVİYE,4 imaret, 2 mektebi, 2 hanı, 1 kalesi,1 hamamı, 1 kervansarayı varmış.1362 tarihinden itibaren Türk hakimiyetine giren Bulgaristan Bagımsızlığını1908 yılında alarak tam 546 yıl Türk kültür ve medeniyetinin tesiri altında kalarak şehirler ve köyler imar ederek binlerce Vakıf ihya etmiştir. İşte Balkanoloji araştırmaları bu tarihi kültürel mirasınızın izinde olup araştırmalarını devam ettirmektedir


    ---------------------------------------




    osmanlı devletinin balkanlarda bırakmış oldugu mimari eserler


    Osmanlı'nın sadece Balkanlar'da 15.787 adet mimari yapı inşa ettiğini ortaya koymuştur.Sadece Bulgaristan'daki mimari eserlerin sayısı 3399 adettir; bu sayı, 2356 adet cami-mescit, 142 medrese, 273 mektep, 174 tekke-zaviye, 42 imaret, 116 han, 113 hamam-ılıca-kaplıca, 27 türbe, 24 köprü, 16 kervansaray, 74 çeşme, saat kuleleri, hastaneler, bedestenler, kütüphaneler ve çeşitli sanat eserlerinden meydana gelmiştir..



    Vardar Nehri üzerinde, Fatih Sultan Mehmed Han tarafından yaptırılan Taş Köprü (Fatih Köprüsü) ve Samokov'da bir Türk çeşmesi

    Bu mimari yapılardan Romanya Babadağ'daki Sarı Saltuk Türbesi; Arnavutluk Kruya'da Sarı Saltuk Türbesi; Bosna-Hersek Blagay'da Sarı Saltuk Türbesi; Bulgaristan Obroçişte-Balçık'ta Akyazılı Tekkesi ve İmareti; Köstendil'de Koca İsnak Paşa Köprüsü, Uludere Harmanlı Köprüsü; Budapeşte'de Gül Baba Türbesi; Kosova Priştine'de Sultan Murat Hüdavendigar Türbesi; Üsküp'te Sultan Murat Camii, Kurşunlu Han; Filibe'de Sultan Murat Hüdavendigar Camii, Karagöz Paşa Medresesi, Hünkar Hamamı, Şahabeddin Paşa Hamamı; Saraybosna'da Gazi Hüsrev Bey Camii; Sofya'da Mahmut Paşa Camii ve Kervansarayı, Şumnu'da Şerif Halil Paşa Camii, saat kulesi; Yunanistan Kavala'da Mehmet Ali Paşa Medresesi, yeniden inşa edilen Mostar Köprüsü; Manastır-Bitola, Pirlepe'de saat kuleleri; Peç'te Kazım Paşa Camii gibi çeşitli örnekler günümüze kadar ulaşmıştır.. Ancak ne var ki, bu yapıların bazıları bakımsız ve ihmal edilmiş durumdadırlar.. Türk kültür mirasının bir parçası olan bu önemli eserler, yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. İhmal ve bakımsızlığın yanı sıra yıkılmayan bazı önemli tarihi binaların farklı amaçlarla kullanılması, bilinçsiz bir şekilde tadilat çalışmalarında bulunulması, eserlerin ideolojik olarak tahrip edilmesi bu mimari yapıların tükenmesine yol açmaktadır.


    Macaristan'da Osmanlı'dan kalan en büyük mimari eser olan Gazi Kasım Paşa Camii şu anda kilise olarak kullanılıyor. Caminin kubbesi, Hunyadi Yanoş heykeliyle yüz yüze Peç'in en kalabalık meydanına bakıyor.
    Macaristan'ın her yerinde Osmanlı'nın izlerine rastlamak mümkün. İşte, Kanuni döneminde kuşatılmasına rağmen, kışın bastırması sebebiyle alınamayan, 1596 yılında III. Mehmed tarafından fethedilen Eğri Kalesi'nden bir görünüm. III. Mehmed, bu zaferden dolayı, Osmanlı tarihinde "Eğri Fatihi" olarak anılır. Yatarlarmış Günümüzde bu eserlerin büyük bir kısmı yok olmuştur; orijinal halini koruyan eser sayısı ise çok azdır Özellikle Bulgaristan, Romanya, Sırbistan, Macaristan gibi ülkelerdeki eserler, Eski Yugoslavya'da bulunanlara göre çok daha kötü durumdadır








  3. 3
    Hasan
    Özel Üye
    DÜNYADAKİ TÜRK KÜLTÜR VARLIKLARININ BELİRLENMESİ PROJESİNDE SONA GELİNDİ

    Üç kıtada yapılan envanter çalışmaları Türk Osmanlı medeniyetinin ihtişamını bir defa daha gözler önüne sererken sınırlarımız dışında kalan tarihî ve kültürel mirasın nasıl perişan bir halde olduğunu ortaya koydu



    SULTAN MURAD TÜRBESİ GÜL BAHÇESİ GİBİ
    Osmanlı eserlerinin çokluğuyla dikkat çeken ülkelerin başında gelen Kosova’da son olarak Sultan Murad Türbesi’nin restorasyonu tamamlandı. 1389’da Kosova Meydan Savaşı’nda şehit edilen Sultan I. Murad’ın, Balkanlar’ın 1912 yılında Osmanlı’nın elinden çıkmasıyla bakımsız kalan türbesi, Türkiye Diyanet Vakfınca yeniden ayağa kaldırıldı. Padişahın iç organlarının medfun bulunduğu Priştine’deki türbe, eski ihtişamıyla ziyarete gelen Osmanlı torunlarını ağırlamaya başladı. Kosova’yı işgal eden Sırplar’ın kin ve nefretlerini en fazla gösterdiği yer olan tarihi türbenin çevre düzenlemesi de yapıldı. Restorasyon çalışmaları sırasında türbeyi 4 asırdır bekleyen ailenin son temsilcisi olan türbedara da lojman inşa edildi.


    Sultan Murad Türbesinin selamlık bölümü tamiratın ardından hayranlık uyandıran bir görünüme kavuştu.



    SİNAN PAŞA YADİGÂRI
    TİKA ve Türkiye Diyanet Vakfı, Piriştine’de ve Prizren’de Sinan Paşa Camii, Fatih Camii ve bazı hamamlarda restorasyona başladı. Önemli Osmanlı eserlerinden biri sayılan Prizren’deki Sinan Paşa Camii’nin önümüzdeki ay ibadete açılması bekleniyor. Akçaylar Restorasyon İnşaat Şirketi tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, caminin iç duvarları, kubbesi, revak ve şadırvanı onarılıyor ve çevre düzenlemesi yapılıyor.



    İSTANBUL CAMİLERİ GİBİ
    Beylerbeyi ve ikinci vezir olan Sinan Paşa’nın 1615 yılında yaptırdığı Sinan Paşa Camii, Prizren’in sembol eserlerinden biri. İstanbul merkezli klasik dönem Osmanlı mimari sanatsal anlayışının Balkanlar’daki temsili olan tarihî cami; ince, yüksek minaresi ve kurşun kaplamalı kubbesiyle şehre tepeden bakıyor. 1968 yılında Osmanlı El Yazmaları Müzesi’ne dönüştürülünce, uzun yıllar ibadete kapalı kalan cami restorasyonun ardından müminleri ağırlamaya devam edecek.



    Üsküp

    Türk Tarih Kurumu`nun (TTK) önderliğinde 8 yıl önce başlatılan yurtdışındaki `Osmanlı Eserleri Envanteri Projesi`nin Balkanlar ayağı son aşamasına geldi. Yüzde 80`i tamamlanan ve bire bir saha çalışmalarına dayanan projede ezber bozan detaylar öne çıkıyor. Sanat tarihçilerinin yurtdışındaki Osmanlı eserleri üzerine en kapsamlı çalışma olarak değerlendirdiği ve 2010`da tamamlanması beklenen envanter daha önce 15 bin 787 olarak tespit edilen Balkanlar'daki mimari yapıların iki kat fazla olduğunu ortaya koydu.11 Balkan ülkesindeki Osmanlı eserlerinin yaklaşık yüzde 90 ı yıkılmış durumda... Ayakta kalan eserlerden 5 binine acil müdahale gerekiyor...Türkiye`den giden ekipler sadece cami kale medrese veya bedesten gibi akla ilk gelen yapıları değil; tekke zaviye türbe han arasta imaret hamam köprü su kemeri çeşme kule mektep kütüphane ocak ve tabya gibi birçok eseri tespit ediyorplanlarını ve tek tek mimari özeliklerini çıkarıyor. Saha çalışmalarına katılan sanat tarihçilerine göre hemen müdahale edilmezse ayakta kalanların çoğu ortadan kaybolacak.


    Ortodoks Makedonlar Tarafından Yakılıp Yıkılan Tarihi Pirlepe Camii


    Osmanlı 20. yüzyılın başlarına kadar 500 yıldan fazla hâkim olduğu Balkan topraklarını da Anadolu gibi imar ve ihya etmiş. Ele geçirdiği bu topraklardaki mevcut eserleri korumuş hatta onarmış ve bunların yanı sıra kendi kültürünü yansıtan eserler inşa etmiş. Bunu imparatorluğunun gereği olarak görmüş. Hem yerli halk hem de Anadolu'dan Balkanlar'a getirilen soydaşlarımız bu eserleri uzun yıllar kullanmış. Şimdi Rusya ve Balkanlar'daki kapalı rejimlerin çöküşüyle Türkiye Balkanlar'a yeniden eğildi. Ancak Osmanlı`nın ayrılmasından sonra bazı ülkelerde Türk ve Müslüman nüfus kalmadığı için eserler kolayca ortadan kaldırılmış. Türk ve Müslüman nüfusunun olduğu bölgelerde ise eserlerin bir kısmı ayakta. Mesela Macaristan`da nüfus kalmayınca 700 eserden sadece 28`i bugüne ulaşabilmiş. Onlar da turistik maksatlarla kullanılıyor. Kosova Bosna Hersek ile Makedonya`da Müslüman nüfus fazla olduğu için birçok eser varlığını koruyabilmiş. Dolayısıyla eserlerin en büyük sorunu sahiplenilmeme bakımsızlık milliyetçi saldırılar doğal afetler kasıtlı müdahale ve yanlış restorasyonlar nedeniyle kaybedilmiş...

    Kosova Makedonya ve Bosna Hersek`teki eserlerin durumu iyi. Bulgaristan ile Arnavutluk`ta da ayakta olanlar var. Ama Hırvatistan`da yapı kalmamış. Sadece kale ile kuleyi bırakmışlar. Zaten daha çok dinî yapılar tahrip edilmiş ilk olarak.ülkedeki milliyetçilik akımları bu eserleri vuruyor. Meselâ 2004`te Mitroviçe`de bir Arnavut çocuk derede boğulmuştu. Arnavutlar kiliseleri ateşe vermişti. Sırplar da bu eyleme karşılık Osmanlı`dan kalan Belgrad`daki Bayraklı ve Niş`teki Ağa Camii`ni yaktı. Kavga edenler Arnavutlarla Sırplar ama yakılan Türk camisi. Camiler daha sonra oradaki Müslümanlarca onarıldı; ama eskisi gibi olamadı...2001`de Makedonya ile Arnavutluk arasında çıkan savaşta 15. yüzyıla ait Pirlepe Camii kundaklandı. O zaman 3 kilise ile 11 Türk eseri zarar gördü. UNESCO bu mabetleri onaracaktı. Kiliseler onarıldı; ama Türk eserlerinin onarımı Pirlepe Belediyesi`ne takıldı. Makedonya Hırvatistan ve Yunanistan`da kiliseye dönüştürülmüş camiler var. Makedonya`daki Haydar Kadı Camii`ni basket sahası olarak kullandılar. Zeminini komple yıkmışlardı. Sadece duvar ve kubbesi kalmıştı. Basket sahasından sonra da bira deposu yaptılar. Baskı gelince boşaltılar; ama o bölgede Müslüman nüfus olmadığı için eser sahipsiz kaldı. Genelde de Müslüman eserlere müdahalede bulunulmuş. Kosova`daki bazı eserler kasıtlı olarak Arap mimarisine göre restore edilmiş.1967`de Romanya ve Yugoslavya'nın Tuna Nehri'nde ortaklaşa inşa ettiği barajın suları altında kalan Osmanlı kalesi Adakale çoktan unutuldu...


    Atina Fethiye Camii-Monastraki Meydanında... (Yunanistan'da ibadete açık camii yokarkeolojik eserlerin deposu olarak kullanılıyor. Atina'daki iki camiiden biri)

    Restorasyon çalışmalarında ODTÜ`den Tarihçi Ömer Turan ve Mimar M.Barış Yağlı vardı. Daha sonra Gazi`den Sanat Tarihçisi Neval Konukdeğerli arkadaşımız Mimar Mehmet Emin Yılmaz Filiz Canyurt Sevil Osmani-Öztürk Esra Yıldız Mimar Ammar İbrahimgil ve başka uzmanlar da yer aldı...
    Envanter çalışmasına Devlet Planlama Teşkilatı ile Gazi Üniversitesi de destek verdi Yunanistan ile Diyanet TTK TBMM DPT projenin ana kaynaklarından... Osmanlı'yı yeniden canlandırmak gibi değerlendirildiğinden bürokrasi Rumeli'nden uzak durmaya özen göstermiş...Oysa o bölgeye sahip çıkmak bizim tarihi ve vicdani sorumluluğumuzdur.







  4. 4
    Gülehasret
    Süper Moderatör
    Osmanlıların Yapmış Olduğu Cami,Hamam,Han,Çeşme,Mimari Eserleri

    d. Mimari Eserler

    d.1 Cami ve Külliyeler

    -Ulu Cami ve Külliyesi
    Manisa’nın en eski câmisidir. Saruhan Bey’in torunu İshak Bey tarafından 1366’da yaptırılmıştır. 14 sütun üzerine üç yönde revakla çevrilmiştir. Sütunlarının bâzıları Bizans kilisesine âittir. Câminin yanında bir medrese vardır. Medrese kapısı yanında tek şerefeli kilim desenini andıran ve yeşil, mavi, sarı ve mor renkli çini tuğlalarla süslü kısa gövdeli minâresi vardır. Minber abanoz ağacından yapılmış olup, âyet-i kerîme yazılarıyla süslüdür. Minber Türk ağaç oymacılığının güzel örneklerinden olup, Manisa Etnografya Müzesindedir. Medrese, Bizans kilise harâbeleri üzerine yapılmıştır. Boyu 36,55 m, eni 32,55 metredir.

    -Hatuniye Camii ve Külliyesi
    Sultan İkinci Bâyezid’in hanımı Hüsnü Şah Hâtun 1490’da yaptırmıştır. Külliye; câmi, sıbyan mektebi, Kurşunlu Han, medrese ve hamamdan meydana gelmiştir. Medresesi yıkılmıştır. Kurşunlu Han gördüğü tâmirler yüzünden, orijinal yapısını kaybetmiştir. Minâresinin gövdesi zikzaklı burmalarla bezenmiştir. Geometrik oymalarla süslü minberi orijinaldir. Külliye ilk dönem Osmanlı mîmârîsinin en güzel örneklerindendir. Câminin yanındaki türbe 1881’de ölen Sadrazam Rüştü Paşa’ya âittir.


    -Sultan (Valide Mesir) Camii ve Külliyesi
    Yavuz Sultan Selim Han’ın Hanımı Ayşe Hafsa Sultan tarafından yaptırılmıştır. Külliye; câmi, sıbyan mektebi, sultan hamamı, dârüşşifâ, medreseden meydana gelmiştir. Mesir Macunu bu külliyede bulunan câmiden halka atıldığı için Mesir Câmii adı ile de bilinir. Câminin mihrab ve minberi Osmanlı sanatının üstün yapılarındandır. Dış medrese yıkılmış olup, iç medrese günümüzde müftülük olarak kullanılmaktadır. Dârüşşifa kısmı ise günümüzde sağlık müzesidir.


    -Muradiye Camii ve Külliyesi
    1582-1585 seneleri arasında yapılmış olup Mîmar Sinan’ın eseridir. Külliye; câmi, medrese, imârethâne, sıbyan mektebinden meydana gelmektedir. Sıbyan mektebi yıkılmıştır. Külliyeyi Sultan Üçüncü Murâd Han yaptırmıştır. Câmisi Manisa’daki Osmanlı devri câmilerinin en değerlisidir. Kesme taştan yapılan câminin sağ ve solunda iki ince minâre bulunmaktadır. Giriş kapısı ağaç oymacılığının bir şâheseridir. Sütun kapı, duvar ve kubbede yer alan oymalı mermerler, çiçek motifli ve âyet-i kerîmelerle süslü çiniler ve diğer çeşitli süslemelerle Türk süsleme sanatının en güzel örneklerindendir. Medresesi, Etnografya Müzesi; imârethâne kısmı ise Arkeoloji Müzesi olarak kullanılmaktadır. Sultan İkinci Abdülhamid zamanında külliye esaslı bir şekilde tâmir edilmiştir.


    -Dilşikar Camii ve Külliyesi
    Kare planlı, tek kubbeli bir camidir. Pandantif bingili ve sekizgen tamburlu kubbe kiremit kaplıdır. Üç yuvarlak kemerli son cemaat yeri sonradan ilave edilmiştir.


    -İvaz Paşa Camii
    İvaz Paşa bin Abdülmümin tarafından 1488’de Mutlu Mahallesi’nde yaptırılmıştır. Yanında medrese odaları vardır. Ağaç minberinin oymaları Türk el sanatının en ince görüntülerini sergiler.


    -Çeşnigir Camii
    Çeşnigir Sinan Bey tarafından 1474’te yaptırılmıştır. Caminin harim kısmı düzgün kesme taşlarla enine dikdörtgen bir plan üzerine inşa edilmiştir. Mihrabı geometrik oymalarla bezelidir. Yanında Karamanoğulları’nın yaptırdığı kitaplık bulunmaktadır.


    -Ali Bey Camii
    Timurtaş Paşa oğlu Ali Bey tarafından 1427 yılında yaptırılmıştır. Zaviyeli cami tipinde inşa edilmiştir. Minaresi caminin batı kısmında yer alır.


    -İbrahim Çelebi Camii
    Kare planlı, tek kubbeli bir camidir. Caminin son cemaat yeri, alaturka kiremitli üç küçük kubbeyi taşıyan, mermer sütunlu, devşirme Bizans başlıklı ve sivri kemerli bir akad sisteminden meydana gelmektedir. Caminin kitabesine göre 1549 yılında Karamanizade Emre Hoca’nın oğlu İbrahim Çelebi tarafından cami ve medrese odaları yaptırılmıştır.


    d.2 Türbeler
    -Saruhan Bey Türbesi
    Saruhan Bey’in torunu İshak Çelebi tarafından 1345 yılında yaptırılmıştır. Türbe tek merkezli kubbeli ve giriş bölümü yuvarlak kemerlidir. Kubbeli ana mekanın kuzeyine eklenmiş tonozlu giriş mahalli ile Manisa yöresine has bir plan tipinin ilk örneği olmuştur.


    -Yedi Kızlar (Gülgün Hatun) Türbesi
    Gülgün Hatun tarafından 14. yüzyılda yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı yapının geniş sivri kemerli giriş cephesi yöre türbelerinin karakterlerini yansıtır. Kare mekanlı ve kubbeli bölümde yedi mezar görülür, içindeki yedi sandukadan ötürü türbenin ismi halk tarafından yedi kızlar olarak anılmaktadır.


    -Revak Sultan Türbesi
    Kare plan üzerine kaba yontulmuş taşlarla inşa edilmiştir. Türbenin içinde biri Horasan Pirlerinden Revak Sultan’a ait olmak üzere üç sanduka bulunmaktadır.


    -Aynı Ali Türbesi
    Güney yönündeki sivri kemer açıklıklı kare planlı giriş mekanı kırma çatı ve alaturka kiremit kaplıdır. Kubbenin dışı günümüzde kurşun görünümlü şaplı betonla sıvanmıştır.


    -Yirmi iki Sultanlar Türbesi
    Kesme taşlarla inşa edilmiş sekizgen piramidal gövdeli bir türbedir. Manisa’da sancak beyi olarak bulunan Osmanlı şehzadelerinin çocuk ve yakınları için inşa edilen türbede sekizi erkek on dördü çocuk ve kadınlara ait 22 sanduka bulunmaktadır.


    -Terzi Ahmet Dede Türbesi
    Yol kenarındaki bir bahçe içinde bulunan türbe, kare planlı kübik bir yapıdır. Doğu cephesindeki dikdörtgen formlu kapıya giriş sağlanmış, kubbe bingisi olarak pandantif kullanılmıştır.


    -Tezveren Dede Türbesi
    Kare planlı, tek kubbeli, kübik, kargir bir yapıdır. Tüm cepheleri sıvandığından orijinal duvar örgüsü görülememektedir. Batı yönünde basit bir kapısı vardır.


    -Haki Baba Mescidi

    Mescit, Haki Baba (Kaynak) Mahallesi, Yavaşali Sokağı’ndadır. Kitabesi bulunmamaktadır ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde tarihsiz iki vakıf kaydı vardır.
    Haki Baba tarafından 14. yüzyılda yaptırılan mescit, kırma çatılı, alafranga kiremit kaplamalı, düz kireç harç sıvalı basit bir yapıdır. Minaresi sonradan yapılmış ve kuzeybatı köşesine yerleştirilmiştir.


    -Yiğitbaşı Dergahı
    Tekke, Seyit Hoca Mahallesi’ndedir. Dergah, 1505-1506’da Manisa’da ölen Reisülevliya Ahmet Şemsettin Marmaravi (Yiğitbaşı) tarafından yaptırılmıştı. Sekizgen planlı, kubbeli bugünkü yapı 1976’larda tamamen yeniden yapılmıştır. Mescit olarak kullanılmaktadır. Etrafındaki hazirede 11 tane mezar taşı vardır.

    d.3 Hanlar ve Hamamlar
    -Cumhuriyet Hamamı
    16. yüzyılda inşa edilmiştir. Kuzey cephesinde bulunan kadınlar bölümünün kapısında, ortasında şadırvan bulunan kubbe örtülü geniş bir soyunma mahaline girilmektedir. Erkekler bölümünün kapısı batı yönündedir.


    -Hüsrev Ağa Hamamı
    Kagir bir yapıdır. Cephesi, ortadaki daha yüksek olmak üzere üç sivri tonozlu niş halindedir.


    -Karaköy (İvaz Paşa) Hamamı
    Yan yüzleri kapalı ön cephesi iki bizanten başlıklı mermer sütunlara oturan üç sivri kemerden ibaret revak sistemi hamamın giriş mahalidir. Cephesi kırmızı tuğla ve beyaz derzlerle yapılmış, geometrik motiflerle süslüdür.

    -Alaca Hamam
    15. yüzyıla tarihlenen çifte bir hamamdır. Kare planlı soyunma kısmının üstü kubbe ile örtülmüştür.


    -Dere (Gülgün Hatun) Hamamı

    14. yüzyılda Gülgün Hatun tarafından yaptırılmıştır. Merkezi kubbeli, dört eyvanlı hamam tipindedir.


    -Çukur Hamam
    Ulu Cami’nin kuzeydoğusunda yer alan Çukur Hamam, dört eyvanlı, merkez kubbeli hamam tiplerinin bir örneğidir. Kare planlı ve kubbe örtülü camekanın iç duvar kenarlarına yüksek taş sekiler yapılmıştır. Tonoz örtülü soğukluk bölümünden kubbeli ılıklık bölümüne geçilir. Ilıklık kısmının doğusu dört eyvanlı ve halvetli sıcaklık kısmıdır.


    -Kurşunlu Han
    1488 yılında Sultan II. Beyazıt’ın Hatunu Hüsnüşah Sultan tarafından inşa ettirilmiştir. Han iki katlı, açık avlulu, kareye yakın dikdörtgen planlı olarak inşa ettirilmiştir. Yapının üst örtüsü orijinalinde kurşunlu olup, sonradan kiremit çatı ile kapatılmıştır. Günümüzde öğrenci yurdu olarak kullanılmaktadır.


    -Yeni Han
    19. yüzyılda Hacı Mehmet Sadık Bey tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı, avlulu, ahırlı, iki katlı bir ticaret hanıdır. Birinci katta depolar ve sonradan ilave edilmiş ahırlar, ikinci katta ise revaklara açılan tek mekanlı odalar yer almaktadır.


    d.4 Çeşmeler
    -Kaval Çeşme
    Kitabesinden Fatih devrinde yapıldığı anlaşılan çeşme sivri kemerli, niş halindedir. Mutlu Mahallesi, Kaval Çeşme Sokak’ta bir konutun içinde gömülü halde bulunmaktadır.


    -Anonim Çeşme (Vak Vak Çeşmesi)
    Vak Vak Tekkesi hazire duvarı içine yapılmış tuğla örgülü sağır bir niş halindedir.


    -Taşçılar Mescidi Çeşmesi
    Kitabesinden 1800 yılında yapıldığı anlaşılan çeşme, caminin doğu duvarına sonradan ilave edilmiştir. Mermer ayna taşının üst tarafına iki satırlık bir kitabe oyulmuş, altına da tepeleri alemli üç kemer deseni çizilmiştir.


    -Anonim Çeşme

    Kaynak Mahallesi Dokur Sokak’ta bulunan çeşmenin cephesindeki sivri kemerli nişin üzengi seviyesine kadar kaba yontu taş, diğer kısımları tuğla malzeme ile inşa edilmiştir.


    -Derdiler Çeşme
    Müstakil bir meydan çeşmesidir. Cephesi ağır, sivri kemerli bir niş halindedir.


    -Polat Hacı Mehmet Ağa Çeşmesi
    Polat Hacı Mehmet Ağa tarafından 1790 tarihinde yaptırılmıştır. Beyaz mermer ile inşa edilmiş iki cepheli bir çeşmedir.


    -Sipahi Pazarı Çeşmesi
    Rum Mehmet Paşa Bedesteni’nin güney girişine sonradan yapılmış, Cumhuriyet öncesine ait bir çeşmedir.


    -Derviş Hasan Çeşmesi
    Derviş Hasan tarafından 1762 tarihinde yaptırılmıştır. Yarhasanlar Camii’nin güneyindeki hazire duvarına bitişiktir.


    -Pür Nefes Çeşmesi
    1586 yılında yaptırılan bu meydan çeşmesi Arapalanı Camii avlusunun kuzeydoğu köşesindedir. Çeşmenin kuzeye bakan cephesi sivri niş halinde oyulmuştur.


    -Anonim Çeşme
    Bayındır Mahallesi, Serabat Caddesi’nde bulunan hayır eseri bir çeşmedir. Sivri kemerli sağır bir niş halindeki çeşmenin ayna taşına bir lüle takılmıştır. Su haznesi tuğla örgülü bir beşik tonozla kapatılmıştır.


    -Van Kulu Mehmet Efendi Hayratı (Serabat Çeşmesi)
    Bayındır Mahallesi’nde, Tabak Deresi kenarında tuğla malzeme ile yapılmış, hazneli bir çeşmedir. Yapı blokunun doğu cephesi sivri kemerli sağır niş olarak düzenlenmiş, kemerin üzengi seviyesine yatay profilli silme işlenmiştir.


    -Aynı Ali Çeşmesi
    Süleyman Paşa tarafından 1809 tarihinde yaptırılmıştır. Aynı Ali Camisi’nin avlu duvarındaki hazneli bir çeşmedir. Cephesi üç yuvarlak sağır kemer halinde düzenlenmiş, ortadaki kemerin içine su lülesi yerleştirilmiştir.


    -Muradiye İmareti Çeşmesi
    Muradiye Külliyesi’nin Cami ile Medrese arasındaki dış duvarına yapılmış bir çeşmedir. Gerek mimari, gerek süsleme elemanının karakteri bakımından klasik devir Osmanlı mimarisinin bir örneğini teşkil etmektedir.


    d.5 Diğer Mimari Eserler


    -Saray-ı Amire (Manisa Sarayı)
    Vakfıyesinde 1145 yılında yapıldığı belirtilen Manisa Sarayı bugünkü Fatih Parkı ve Kızılay binasının bulunduğu alanda yer almaktaydı. Sarayı Sultan II. Murat inşa ettirmiş, Fatih Sultan Mehmet genişletmiştir.
    III. Mehmet döneminin ünlü nakkaşı Hasan Paşa’nın “Şemailname-i Ali Osman” adlı eserindeki minyatürden edinilen bilgilere dayanarak; sarayın 52 dönümlük bir alana yayılan bahçeler içinde yer aldığını, ortada büyük bir kapısı bulunan revaklardan saray avlusuna girildiğini, birinci avluda üç kuleli bir köşkün ve avlunun, sağ tarafında kemerli bir kapıdan girilen küçük bir bahçe içinde ikinci bir köşkün olduğu bilinmektedir.
    Sultan III. Mehmet’ten sonra şehzadelerin İstanbul dışında eğitimi yasaklanınca Manisa Sarayı kaderine terk edilmiş ve 18. yüzyıla kadar küçük onarımlarla ayakta tutulmaya çalışılmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında sarayın ahşap kısımları tamamen yanmıştır. Günümüze ulaşan kare planlı kısmı taş ve tuğladan yapılmış bir kulenin üstü sıvanıp, üç katlı bir apartman haline getirilmiştir. Bina günümüzde Kızılay Derneği’nin merkezi olarak kullanılmaktadır.


    -Mevlevihane
    Evliya Çelebi’nin görüp, yazdığına göre, 1369 yılında İshak Çelebi tarafından yaptırılmış bir tekkedir. Celal Bayar Üniversitesi tarafından aslına uygun olarak restore edilmektedir.
    Ortadaki kubbeli semahanenin güneyine sivri topuzlu geniş bir ana eyvan eklenip, tekkenin mescid kısmı oluşturulmuştur. Ana eyvanın karşısındaki giriş eyvanında ise iki katlı bir düzen uygulanmış ve üst kat musiki icra yeri olarak kullanılmıştır. Doğu ve batı yönündeki yan mekanların üst katlarına çıkışı sağlayan kapı ve merdiven izleri tespit edilememiştir.


    -Hükümet Konağı
    Neo Klasik Osmanlı mimarisi stilinde olan Hükümet Binası, 1924-1925 yıllarında Vali Muştak Lütfi Bey zamanında, Mimar Rüstem Bakoğlu’na yaptırılmıştır.
    Üç katlı kagir bina dikdörtgen planlıdır. Kuzey cephesinin ortasındaki giriş anıtsal formdadır. Bu kısımda iki yandan merdivenlerle çok köşeli dört sütunlu ve üç sivri kemerli bir sundurmaya çıkılmakta, bu sundurmanın üst balkon şeklinde düzenlenmiş dört adet, dört sütun üzerine oturtulan balkon çatısının üzerine yarım bir yalancı kubbe yapılmıştır. Güney cephesinin ortasında yedi mermer basamakla çıkılan ikinci bir giriş kapısı vardır. Her katta 17 odadan toplam 51 odası vardır.


    -Darphane
    Yapının kitabesi olmadığından esas fonksiyonu ve yapım tarihi belli değildir. İçinde İlyas Bey’in 1362 yılında bastırdığı bir sikkeyle birlikte birçok sikke bulunduğundan darphane olarak isimlendirilmiştir. İki katlı ve kubbeyle örtülü kagir binada alt kat sivri tonozla örtülü yan yana iki mekan halinde düzenlenmiştir. Cephe kesme taş kaplama yapılmış ve aralarına üçer sıralı yassı taşlar yerleştirilmiştir.


  5. 5
    Gülehasret
    Süper Moderatör
    konu uzun olduğu için buraya koyamıyorum tıklayın: Tarihi Cami ve Medreseler / Tarihi Medreseler Resimleri (anlatımlı)

+ Yorum Gönder
bosna hersek tekke camii hakkında bilgi
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi