Allahtan Gelen Vahiy İçeriği Mesajlar Nelerdir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Allahtan Gelen Vahiy İçeriği Mesajlar Nelerdir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Allahtan Gelen Vahiy İçeriği Mesajlar Nelerdir





  2. 2
    ACİL
    Özel Üye





    Cevap: Vahiy

    Vahiy de akaide ait konulardan olup müslümanın vahye inanması farzdır. Ancak vahyin delili aklî değil naklidir. Vahy, hissin algılama sahasına girmediği için kesinlikle akılla ispat edilemez. Vahyi akılla ispat etmeye çalışmak yanlış bir çabadır. Hislerin algılama sahası içerisinde olmadığı için vahyin akıl yoluyla ispatı mümkün değildir. Bu nedenle vahyin delili aklî değil naklidir. Rasül (s.a.v.)'e vahyin geldiği Kuran'ın kat'i nassıyla sabittir. Allahu Teâla Kur'an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır:

    "Aziz, Hakim olan Allah sana da senden öncekilere de işte böyle vahyeder"

    "İşte böylece biz sana da emrimizden bir ruh vahyettik"

    "Kendiliğinden konuşmaz o. Yalnızca kendisine ilka edilen bir vahiydir"

    "Nuh'a ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, şüphesiz sana da vahyettik"

    "Sana vahyedilene uy. Allah hükmünü verinceye kadar sabret"

    Rasulullah (s.a.v.)'e vahiy üç şekilde iniyordu. Her peygambere bu hallerden birisi ile vahy geliyordu. Bunların dışında vahyin geliş şekli yoktur. Vahiy ile ilgili bütün haller bu üç halin kapsamı içerisine girer. Allahu Teâla vahyin geliş hallerini Kur'an'da sınırlandırarak açıkça belirtmiş ve şöyle buyurmuştur:

    "Bir beşer için Allah'ın kendisiyle konuşması olacak şey değildir. Meğer ki bir vahy ile veya perde arkasından, yahut elçi gönderip de izniyle dilediğini vahyetsin" Yani Allahu Teâla bir kimseyle ancak vahyederek veya perde arkasından işittirerek konuşur. Veya bir elçi göndererek konuşur. Rasulullah (s.a.v.)'e vahiy iki şekilde gelmekteydi. Kendisine vahyin nasıl geldiği sorusuna karşılık şu şekilde cevap vermiştir.

    "Bazen zil sesi şeklinde gelir ki bana en ağır geleni budur. O hal benden gider gitmez meleğin bana söylediğini kavramış olurum. Kimi zaman da melek bana bir insan şekline bürünerek gelirdi. Benimle konuşur ve ben söylediğini iyice bellerdim."

    Bu iki halin detayı şöyledir:

    1- Vahiy meleğinin konuşmaksızın ilka yoluyla vahyin geldiğine Rasül (s.a.v.) işaret etmektedir. Nitekim Rasulullah (s.a.v.) meleğin gönlüne ilka etmesi olayını bir hadiste şöyle belirtmektedir.

    "Bir kimse kendisi için takdir edilmiş rızkını ve ecelini tamamlamadıkça kesinlikle ölmeyeceğini Ruhu'l Küdüs benim gönlüme üfledi. Allah'tan korkun ey insanlar ve Allah'tan isterken en güzel bir şekilde isteyin rızkınızı meşru yoldan gözetin."

    Uykuda iken de vahiy gelirdi. Bu da Allah'tan bir vahiydir. Rasül (s.a.v.)'e hem uykuda hem de uyanıkken vahyolunurdu. Uyanık halde iken bir şeyin kendisine ilham edilmesi ve bir şeyin uykusunda kendisine rüya yoluyla gösterilmesi de ilhamdır. Mü'minlerin annesi Aişe (r.anha)'nin dediği gibi: "Rasulullah (s.a.v.)'e Vahyin başlangıcı uykuda sadık rüya görmekle olmuştur. Sabahın aydınlığı gibi çıkmayan hiçbir rüyası yoktur" Veya Rasulullah (s.a.v.) vahyin geldiğini hisseder ancak o bunu görmezdi. Aişe (r.anha) den: Haris b. Hişam Rasulullah (s.a.v.)'e Ya Rasulallah vahiy sana nasıl geliyor diye sordu. Rasulullah (s.a.v.): "Bazen çıngırak sesi gibi gelmektedir. O benim üstümde vahyin en şiddetli olanıdır. O hal benden gittikten sonra meleğin söylediklerini kavrarım."

    İşte bu çeşit vahiyler: İlham, uyku, konuşma olmadan gizlice verme, gibi hallerin hepsi Allahu Teâla'nın: "Ancak vahiyle" ayetinin kapsamına girmektedir. Çünkü lügatta demek "bir kimseye işaret etti", "Allah ona ilham etti" anlamına gelmektedir. Yine Allahu Teâla ayette şöyle buyurmaktadır. "Rabbin arıya vahyetti" Arıya vahyetmek ona ilham etmek, kalbine bırakmak ve bal yapmasını ona öğretmek demektir.

    2. Meleğin dili ile vahyin gelmesi. Vahiy olduğunu ve melek olduğunu kesin olarak bildikten sonra Rasül (s.a.v.)'in işitme yoluyla vahyi almasıdır. Burada melekten kasıt Cebrail'dir. Allahu Teâla: "Onu Ruhu'l-Emin indirmiştir; senin kalbine ki uyarıcılardan olasın" Böylece Allah Cibrili gönderiyor ve Cibril Rasül ile konuşuyor. Rasül onun sözünü işitiyor ve ezberliyordu. Bu nedenle Rasulullah (s.a.v.);"Bazen da melek getiriyor benimle konuşuyor ve ben de onu kavrıyorum" diyordu. Ebu Hüreyre (r.a.) den;

    "Bir gün Rasulullah (s.a.v.) insanlar arasında iken bir adam geldi ve ona: İman nedir? dedi: Rasulullah: Allah'a, meleklerine Allah'a kavuşmaya (ahiret gününe), peygamberlerine ve öldükten sonra dirilmeye inanmandır dedi. Adam: İslâm nedir? diye sorduğunda Rasulullah (s.a.v.): Allah'a ibadet etmen (tapman) ve ona ortak koşmaman, namaz kılman, farz olan zekâtı vermen, ramazan orucunu tutmandır dedi. Adam ihsan nedir? diye sorunca peygamber (s.a.v.): Sen görmesen de seni görüyormuş gibi Allah'a ibadet etmendir. Şüphesiz ki o seni görür. Adam, kıyamet ne zaman? deyince, Rasül (s.a.v.): Sorulan kişi sorandan daha bilgili değildir. Fakat onun şartlarından bazılarını haber vereceğim: Cariye kendi efendisini doğurduğu, deve çobanları binaları yükselttikleri zaman. Beş şey vardır ki Allah'tan başkası onları bilmez dedikten sonra; "Kıyamet saatinin bilgisi şüphesiz ki Allah katındadır" ayetini okudu. Adam sonra dönüp gitti. Allah Rasülü onu bana getiriniz buyurdu. Onu getirmek üzere aradılarsa da bulamadılar. Bunun üzerine Hazreti Peygamber: Bu Cibril'dir insanlara dinlerini öğretmek için geldi dedi".

    Cebrail'in konuştuğu ve sözlerinin işitildiği şekilde inmesi hadislerde zikredildiğine göre birkaç halde olmuştur. Rasüle vahyetmesi ki bu haldeki vahiy, meleğin peygambere anlamları sözle ilka etmesidir. Böylece vahiy ya, hem lafızla hem de mana ile olur ki bu tür vahy yalnızca Kur'an-ı Kerime has bir özelliktir ya da yalnızca mana ile vahiy olup Rasül (s.a.v.)'in kendi sözleriyle, fiiliyle veya sükutu ile manayı ifade etmesidir ki buna da sünnet denir. Hadisi Kudsi de sünnet kapsamında değerlendirilir. Çünkü manası Allah'tan gelen bir vahiy olup lafzı ise Rasül (s.a.v.)'dendir. Hadisi Kudsi'nin lafızları mutlak surette Allah'tan değildir. Çünkü Allah'tan gelen lafızlar yalnızca Kur'an'a hastır ve icazı da sabittir. Her ne kadar sünnet; ilham, uyku ve kalbe ilka etme yoluyla geliyorsa da aynı zamanda uyanık halde veya Cibril'in Rasülle konuşması yoluyla da gelmektedir. Kur'an ise ancak elçi vasıtası ile gelmektedir. Çünkü Kur'an'ın lafızları Allah'tandır. Kur'an'ın vahyine nass teşkil eden birçok ayet gelmiştir.

    "İşte böylece biz sana Arapça Kur'an vahyettik"

    "Ve sana kitaptan vahy ettiğimiz kendisinden evvelkileri tasdik edici olarak haktır"

    Ayette geçen "Kitaptan" kasıt Kur'an'dır. Ayetteki kelimesi ise beyan içindir.

    "Bu Kur'an; bana, sizi ve ulaştığı kimseleri de uyarmam için vahyolundu"

    "Biz sana bu Kur'an'ı vahyetmekle kıssaların en güzelini sana anlatıyoruz"

    "Rabbinin kitabından sana vahyolunanı oku. Onun sözlerini değiştirebilecek yoktur"

    Ayette geçen "kitap" Kur'an'dır. Allahu Teâla'nın şu sözünde de olduğu gibi kapsamına sünneti de alan ayetler gelmiştir.

    "Benim doğru yola ermem ancak Rabbimin bana vahyettiği şey sebebiyledir"

    "Nuh'a ve peygamberlere vahyettiğimiz gibi biz sana da vahy ettik"

    "Rabbinden sana vahy olunana tabi ol"

    Eserlerde (hadislerde) vahyin geliş şeklini belirten iki durum işte budur.

    3- Üçüncü durum ise Allah'ın şu sözünde belirtilmektedir.

    "Ya da bir perde arkasından"

    Bu tür vahiy efendimiz Musa (a.s.) da görülmüştür. Ayette işaret edilen bu durum da vahiyden bir parçadır. Ki bu, Allah'ın bir perde arkasından Nebisi ile konuşmasıdır. Yani bazı özel adamlarına perde arkasından konuşan kimse gibi. Allahu Teâla bir perde arkasında olup, O'nun sesi işitilir, fakat şahsı/zatı görünmez. Allah'ın Musa aleyhisselam ile konuşması da böyledir. Bir tek olayın dışında Allah'ın Rasulullah (s.a.v.) ile perde arkasından konuştuğu varid olmamıştır. Sahih bir hadiste geçen ve Necm Suresindeki ayetlerde de işaret edilen bu olay "İsra" ve "Mirac" olayıdır. Allahu Teâla Necm suresinde şöyle buyurmaktadır.

    "Ona çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan öğretmiştir. En yüksek ufukta iken doğruluvermiş, sonra yaklaşmış ve inmiştir. Araları iki yay aralığı kadar belki daha da yakın oldu"

    İsra ve Mirac olayından başka Rasulullah (s.a.v.)'le perde arkasından konuşulduğuna işaret eden bir olay yoktur. Rasulullah (s.a.v.)'e vahy İsra ve Mirac olayının dışında ya doğrudan doğruya elçi gönderilme suretiyle ya da ilham yoluyla iniyordu. Hangi halde olursa olsun vahyin geliş şekillerinin hepsi huccettir. Meleğin sözle veya işaretle Rasüle haber vermesi apaçık bir vahiydir. İlham/rüya da apaçık vahiydir. Allah'ın Nebi' ile konuşması da vahyin çeşitlerindendir. Bu vahy hem subutu hem de delaleti kat'i nasslarda geçtiği üzere kesin bir huccettir.







+ Yorum Gönder
yalan dünya 31 bölüm
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi