Zaman Şiirleri

+ Yorum Gönder
Şiir Bölümü ve Şiir-Şiirler Bölümünden Zaman Şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Fatal
    Özel Üye
    Reklam

    Zaman Şiirleri

    Reklam



    Zaman Şiirleri

    Forum Alev
    Doğum Günü Hediyesi

    ...Kim derdi ki gün gelip te
    ellerin elleri ellerinde terleyecek
    ve kim derdi ki
    yaşananlar acımasızca
    tarihin zalim diliminde silinecek?

    Gözler ilk kez sensiz ağlıyor
    İlk kez sözler sustuğunda
    Dudaklar dudaklarda
    Yalnız kalıyor
    Oysa doğum günümdü
    Mayısın son günü
    Beni sevdiğini söylediğinde
    Durdu zaman yürüdüğü yolda
    Şahitlik yaptı sevgiye,yüzüme güldüğünde

    Şimdi çok uzaklardasın
    Tarih yine aynı
    Yine birşeyler karalıyorum beyaz sayfalara
    Tek ilham gözlerin yok odamda

    Bu sana sayısız bir şiirim
    Bilinmeyenler içinde değil asla
    İlk te son da aynı olacak
    Hepsinde sen olacak

    Ve ilk kez kendi doğum günümde
    Bir başkasına hediye veriyorum
    Belki bana verdiğin eşsiz hediyenin ışığını
    Sana yansıtıyorum...

    Doğum günü kutlu olsun sevginin
    Kim yaşıyorsa sonuna kadar
    Unutulmayanların,için için kanayanların
    Tesellisi olsun ölene kadar...



    Ferdi Gökharman




  2. 2
    Fatal
    Özel Üye

    --->: Zaman Şiirleri

    Reklam



    Baba


    Kanından kan verdin,var ettin beni,
    Aldın kollarına kucağına, sarıldın baba
    Rızık temin ettin zorlukla yıllarca bana,
    Alın teri döktün gurbetlerde yoruldun baba..

    Ninniler söylerdi annem,gözün önünde,
    Türküler tuttururdun sende büyüyüm diye,
    Tutup ellerimden gezdirdin yürüsün diye,
    Bana destek oldun yıllarca dal oldun baba..

    Nasihat eyledin hayatı tanımam için,
    Çalıştın çabaladın giyinmem için,
    Sofrada sıcak çorbalar yedirmek için,
    Yedi diyar gezdin didindin çalıştın baba.

    Ayakkabım eskimeden yenisini alırdın,
    Okul çantamı bile ellerinle kendin yapardın,
    Yüzüme tebessümle,şefkat ile durup bakardın,
    Yüreğin yufkaydı,başımı hep okşadın baba..

    Minicik bir yavruydum,ben hep yanında,
    Değişmiyordu düşüncen olsam da elli yaşında,
    Hayatla savaşı sen öğrettin bana, yanı başında,
    Tüm zorluklara karşı korudun,beni sen baba.

    Su içtim elinden,yemek yedim büyüdüm,
    Merhameti,iyiliği,sevgiyi senden öğrendim,
    Her dara düşüşte arkamda babam var dedim,
    Adın daima dilimde adın,var oldu baba.

    Yalanı sevmezdin,olurdun doğrudan yana,
    Kötü şeyleri görünce lanet okur idin şeytana,
    Yanlışlık yapmadın kötü örnek olmadın bana
    Hayatın doğrularını senden öğrendim baba.

    Biz büyüdük sen yaşlandın,ihtiyarladın,
    Kabe yollarına gittin MUHAMMED'İ aradın,
    Kabe ellerinde bizlere de dua eyledin,
    Duanla yaşadık varolduk,sayende baba.

    Gün geldi,vakit tamam oldu,eyledin vefat,
    Senin için bitmişti belki dünyada hayat,
    Kaprislerin olduysa bile asmadım surat,
    Seni unutmayacak yüreğim,elbette baba.

    Cenazen beklerken o musalla taşında,
    Namazın kılındı,tekbirler getirildi yollarda,
    Üç kardeştik ağladık,mezarının başında,
    Gönlümüze gömdük seni,inan ki baba….


    02.MAYIS.2003
    Babamı kaybettiğim gün


    Selahattin Ölmez








  3. 3
    Fatal
    Özel Üye
    Üç Dil

    En azından üç dil bileceksin
    En azından üç dilde
    Ana avrat dümdüz gideceksin
    En azından üç dil bileceksin
    En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
    En azından üç dil
    Birisi ana dilin
    Elin ayağın kadar senin
    Ana sütü gibi tatlı
    Ana sütü gibi bedava
    Nenniler, masallar, küfürler de caba
    Ötekiler yedi kat yabancı
    Her kelime arslan ağzında
    Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
    Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
    Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
    Her kelimede bir kat daha artacaksın

    En azından üç dil bileceksin
    En azından üç dilde
    Canımın içi demesini
    Kırmızı gülün alı var demesini
    Nerden ince ise ordan kopsun demesini
    Atın ölümü arpadan olsun demesini
    Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
    İnsanın insanı sömürmesi
    Rezilliğin dik alası demesini
    Ne demesi be
    Gümbür gümbür gümbür demesini becereceksin

    En azından üç dil bileceksin
    En azından üç dilde
    Ana avrat dümdüz gideceksin
    En azından üç dil
    Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
    Ne şu ne busun
    Oğlum Mernus
    Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.



    Bedri Rahmi Eyüboğlu







  4. 4
    Fatal
    Özel Üye
    Ağlayamadım

    Tek hissettiğim minicik yüreğin isyan atışlarıydı.

    Arada anlamaya çalışan kırpma nöbetleri sadece hüznün kuruttuğu gözlerinde, derin iç geçirme sarsıntıları yapılanmayı henüz tamamlayamamış bedeninde, ruhu çoktan çökmüştü bile..

    Toparlanmalıyım
    yapmam gereken uzaklaştırmak yavruyucağı, hızla çıkıyorum ölümün soğuk havasını duymasın daha fazla yüreğinde.

    Ne kadar uzaklaştırabilirim bilemiyorum.

    Duygularım mı dondu yoksa bu minik yüreğin devliğinden mi utandım, bilmiyorum, AĞLAYAMADIM.

    Merak ediyorsunuz tabi hikayeyi, offf öyle zor ki anlatmak.

    Hayatın oradan oraya savurduğu çaresizlik rüzgarlarına kapılmış, taşı toprağı altın sanılan yedi tepeli şehrin yedi dişli canavarına yem olmuş bir aile,

    Rasim çok sevmişti Sultan'ı ,verememişti başlık parasını alıp kaçmıştı Sultan'ını İstanbul'a; bir sitede hizmetli olmuştu, kocamandı mutlulukları o küçücük rutubetli yuvalarında..

    Hayatın vurduğu her darbede nasırlaşsa da bedenleri, yeşermiş umutları doğacak yavrularıyla, her gün biraz daha çiğnendikçe canavarın dişlerinde soluklanır olmuştu Rasim sahilde bir meyhanede. Bir iki derken tutsağı oluvermişti alkolün. Zavallı Sultan arasa da çıkış yolları eli kolu bağlanmıştı Umut'un doğuşuyla.

    İşe vermişti kendini, sitede temizlik işlerine gider o yanık sesiyle içindeki tüm nefreti güzel türküleriyle haykırırdı. Akşam olduğunda gün batımıyla birlikte onun da dünyası kararırdı, Rasim gelecek ve yine olmadık bir sebeple atacak günlük dayağını yine.

    Umut büyüdükçe sultanın umutları da büyüyordu.Tek yaşam sevinci Umut'tu, çünkü çalıştığı emeğinin karşılığını Umut'un geleceği için biriktiriyor, güzel yarınları düşlüyordu.

    Bir pazar sabahı birikmiş parasını istedi Rasim;vermedi tabi Sultan. Rasim hızla fırladı evden;yine içti ve yine sarhoş döndü ve yapıştı boğazına Sultan'ın; direnince de tekme tokat girişti. Zavallı Umut masanın altında motif aralarından izliyordu olanı biteni;yabancı değildi bu sahnelere ama bu kez çıkan seslerden korkar olmuştu sımsıkı sarıldı bebeğine ve;"korkma bir şey olmaz" dedi korkmaması gerektiğini telkin ediyordu, aslında kendineydi bu telkin. Sessizce , "yapma Baba" diyordu sesinin duyulmasından korkarak ve
    annesinin yediği her darbe yüreğine iniyor daha bir sıkı sarılıyordu bebeğine.

    Usulca uzattı başını, hani annesi anlatmıştı ya o her şeyi yaradanı "ne olur kurtar Annemi, bak sana bebeğimi vereceğim" fırlattı bebeğini havaya bir kaç parende attı bebek ve çakıldı yere, aynı anda bir ses daha duydu, bir Annesine bir bebeğine baktı, sıktı yumruklarını öylece kalakaldı; AĞLAYAMADI..

    İşte Umut'u bulduğumda bu haldeydi ve hikayesi de bu kadar kısaydı..

    Uyuyor şimdi, eminim ki uyanmaktan korkuyor. Uyandığında yaşadıklarını yok edebileceğim bir sihirim olabilseydi keşke..


    09/OCAK/2005



    Figen Y. Gönülver


  5. 5
    Fatal
    Özel Üye
    Son Durak

    Kilitlenmiş beton kanatları kuşların
    Oksit gibi yakışkan bir mayışmayla ağarmış gün
    Pas tutan kelimeler için bir iksir belki de
    Ya da aklına susamış sevgililerin safdilliği
    Acıtmış ömrünü çekirgelerin
    Medyatik soruşturmalardaki enflasyonist yargılar
    Haber değeri taşımıyor haber spikerinin ölümü
    Herkes kendi manşetinde satır arası
    Hiçbir bakışı aydınlatmıyor florasan buğusu

    Burası son durak inecekler için son fırsat
    Bir daha ne süper ne mega kupon verilecek
    Kalanlar şoförün evini göremeyecekler hiçbir zaman
    Oları sonsuza götürecek,afaroz edilmiş bir merak
    Burası son durak

    Hafızada kalan tek numara için
    Telefona uzanır elleri
    Ölümüne randevulu insanların
    Temize çekilemez not defterleri


    (Ocak 1995)


    Yılmaz Erdoğan

  6. 6
    Fatal
    Özel Üye
    Amansız Hasret

    Bir garip eser seherin yeli
    Ya benden sana ya senden bana
    Bin aşkı söyler sazımın teli
    Ya benden sana ya senden bana

    Bülbül’ ün hali goncada gizli
    Sevdanın eli sarmada beli
    Süzülür gibi akmada seli
    Ya benden sana ya senden bana

    Mecnun, Leyla der Kerem yanmakta
    Ferhat’ın aşkı dağlar yarmakta
    Amansız hasret bizi sarmakta
    Ya benden sana ya senden bana


    TRT şarkı sözü onaylıdır-1997-


    Ali Küçük

  7. 7
    Fatal
    Özel Üye
    Ömür Ve Güneş


    ne hikmetse daha çok yeni,
    yaşlılığı erteleyeli
    fark ettim ömrün
    erişilmez sırlarıyla
    gidişini !

    güneşi de...
    sarı ışıkların sıcaklığını,
    kapımın sıfır nokta eşiğinde
    her sabah ısrarla ufuklarda
    gelişini !

    ömür ve güneş,
    kenetli zaman tünelinde,
    yine de hoş kokuyor yaşam,
    rezilliğimiz geçiyor
    yaşlanmış olmaktan !



    Yahya Akbulut


  8. 8
    Fatal
    Özel Üye
    Dünya Çocuklarına Çağrı

    Bizler
    Ezildik, horlandık.
    Savaştık, ağladık.
    Kin doldu yüreğimiz
    Sevgi koyamadık.
    N’olur sizler
    Sizler açın yüreğinizi
    Sevgiye, barışa,
    Kardeşliğe!
    Öyle geniş olsun ki çocuklarım;
    Bizleri de alarak,
    Kinlerimiz le boğsun içinde.
    Yok edin silahları,
    Son bulsun savaşlar.
    Her yan açlık, ölüm dolu.
    Bizler bozamadık,
    Sizler bozun bu oyunu.
    Yoksa
    Gelmez savaşların sonu.
    Siyah, Beyaz, Sarı,
    Nasıl olursa olsun rengi,
    Sevin birbirinizi
    Anlamasanız da dillerinizi.
    Bügünkü size bağlı,
    Yarınki yarınlar…
    Kurtarın dünyayı çocuklarım
    Güzelliğiniz,
    Sevginiz, bilginizle…
    Akıl işi mi savaşmak,
    Ağlamak, yok olmak…
    Bu kadar güzelken yaşamak!


    Ali Küçük


  9. 9
    Fatal
    Özel Üye
    Acımasız Gerçek


    beni melek kadar ve hayali
    tek bir şiir üzerinde gizle,
    yaktığın sahte şehirlerinde.

    zaman, iki bin benden sonrası
    yıl sonu aylardan on üç gelsin,
    gün ışığı gözlerimde eğlensin.

    yolcuyum yanan şehirlerinde
    zaman, önce ve benden sonrası
    yaşam, varmış ve yokmuş arası.


    Yahya Akbulut


  10. 10
    Fatal
    Özel Üye
    Anlayamadığım
    çok yüzler tanıdım,
    kapattığımda gözlerimi
    yüreklerine aldandığım.

    çok gözler tanıdım,
    açtığımda yüreğimi
    yüzlerine inandığım.

    çok insanlar tanıdım
    yüzleri gözlerinde
    anlayamadığım !


    Yahya Akbulut


  11. 11
    Fatal
    Özel Üye

    --->: Zaman Şiirleri

    Reklam



    Zaman Şiirleri mumsema.net


    Her Zaman

    Bir dünyasın sen
    Denizleri ovaları olan
    Her zaman her zaman yeşil
    Bir bulutsun sen
    Şimşekleri yağmurları
    Her zaman siyah her zaman beyaz
    Bir denizsin sen
    Balıkları martıları olan
    Her zaman mavi
    Her zaman beyaz
    Bir baharsın sen
    Çiçekleri gülleri olan
    Her zaman sarı her zaman kırmızı
    Bir kelebeksin sen
    Rengarenk benekleri olan
    Her zaman turuncu
    Her zaman pembe
    Bir öğrencisin sen
    Bir kitabı olan
    Her zaman pembe her zaman pembe
    Bir sevgisin sen
    Yaşayan herkesin olan
    Her zaman kalbe dolan
    Mahmut Tekin


+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi