Ehlibeyt Şiir Arşivi

+ Yorum Gönder
Şiir Bölümü ve Şiir-Şiirler Bölümünden Ehlibeyt Şiir Arşivi ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Fatal
    Özel Üye
    Reklam

    Ehlibeyt Şiir Arşivi

    Reklam



    Ehlibeyt Şiir Arşivi

    Forum Alev
    GARİPLER AKŞAMINDA GÖNÜLLER YANIYOR

    Gün batmıştı, ufuk kıpkırmızıydı. Karanlık basmadaydı.
    Sa’d oğlu Ömer, çadırların yakılmasını emretti. Zalimler, ellerindeki meşalelerle çadırları tutuşturdular, alev, gökyüzüne çıkmaya başladı. Kadınlar, çocuklar, birbirlerine karışarak ovaya dağıldılar. Zeyneb, İmam Zeyn-ül-Abidin’i kurtardıktan sonra ovaya dağıldılar. Zeyneb, İmam Zeyn-ül Abidin’i kurtardıktan sonra ovaya dağılanları, yarı yanmış bir çadıra topladı. Tam bu sırada sa’d oğlu emretti, Huseyn’in cesedinin üstünden at sürülsün, ceset, atların nallarıyla ezilsin. Ordudan on habis ayrıldı. Bunlar, bir o yana bir bu yana İmam’ın cesedini, bindikleri atlara çiğnettiler. Muhammed dinindenim diyenler, Muhammed’in omuz’unda gezdirdiği, Huseyn bendendir, ben Huseyn’denim, Huseyn’i seveni Allah sevsin dediği dudaklarını öptüğü Huseyn’in cesedini ezdiler, nallarla hurdahaş ettiler. Ehl-i Beyt, bu zulmü de gördü, çadırları gibi yürekleri yandı, İmam’ın cesediyle beraber gönülleri ezildi.
    Gece basmıştı, her taraf kapkaralıktı. Yalnız düşman ordugâhındaki meşaleler, yer yer, zalimlerin bir kısmını göstermedeydi. Öylesine bir geceydi o gece ki Zeyneb’in bahtına benziyordu. Ayla yıldızlar, bu zulmü görmemek için bulutlarla gizlenmişlerdi. Gök, Peygamber oğlunun yası için karalara bürünmüştü. Zeyneb, gözyaşları dökerek ağlamadaydı:

    Sad ah Huseyn şah-ı ümmet
    Azmeyledi ravza-i cinane
    Bir kuştu ki uçtu aşİyane
    Bi vayedir Ehl-i Beyt-i rahmet
    Va Fatımetah va Aliyyah

    Ah ey ser-i atharı bedensiz
    Gül cismi hunutsuz kefensiz
    Biçareyiz ey Huseyn sensiz
    Va Fatımetah va Aliyyah

    Eyvah ki kopmadı kıyamet
    Kur’an bozuldu ayet ayet
    Mahvoldu o mihr-i burc-ı rahmet
    Va FatımeYah va Aliyyah

    Ey kahr-ı Huda vü gayretullah
    Pek bıkasiz ah vah eyvah

    Evladı garibiniz meded-hah
    Va Fatımetah va Aliyyah

    Diğer tarafta Ümmü Külsum, başına vurarak feryat etmedeydi:

    Ey zalim-i bi din eya şimr-i sitemger
    Döktün bu gece sen bu benim başına küller
    Yıktın bu gece zumlun ile arş-ı Hudayı
    Yaktın bu gece va esefa Al-i Abayı
    Aguşte kılıp kanıma ol mihr-i hüdayı

    Ey zalim-i bi din eya şimr-i sitemger
    Döktün bu gece zulmün ile başıma küller

    Mazlum Huseyn’in beni yakmakta bu firkat
    Ey gasli olan kan eya mir-i hidayet
    Bi ser bedenin ah yerin hak-i mezellet

    Ey zalim-i bi din eya şimr-i sitemger
    Döktün bu gece zulmün ile başıma küller

    Bir başka yanda Sakine, hıçkırmadaydı:

    Özün gittin eya serdar-ı ümmet
    Garib Ehl-i Beytin mazlum-ı gurbet

    Bu hale giryeler eyler melekler
    Şafaklar kan döker ağlar felekler
    Penah-ı yetiman ey şah ü server

    Özün gittin eya serdar-ı ümmet
    Garib Ehl-i Beytin mazlum-ı gurbet





  2. 2
    Fatal
    Özel Üye

    --->: Ehlibeyt Şiir Arşivi

    Reklam



    BEN HUSEYNİM

    Ben Hüseyn’im, ben Hüseyn; ben Hüseyn’im, ben Hüseyn
    Sipt-i Peygamber benim, Murteza’ya nur-i eyn

    Anam, Server-i Nisa, kadeşimdir Mücteba
    Ben Hüseyn’im, ben Hüseyn, Hamis-i Al-i Aba

    Can mayasıyla beni, büyütmüş ceddim Resul
    Terbiye etmiş beni, anam Zehra-yı Betül

    Murteza’dan almışım, izzeti, cesareti
    Babam öğretmiş bana, isarı, şecaati

    Geceler ağlamağı, namazı, ibadeti
    Gündüz meydanda cihad etmeyi, şehadeti

    Zalimin önünde bir dağ gibi dayanmağı
    Din için feda olup, kanına boyanmağı

    Kurban eyledim canı, din için, şeref için
    Ettim feda her şeyi, bu yüce hedef için

    Feda eyledim, feda, Abbas’ımın kolunu
    Ta kıyamete kadar, yaşadım hak yolunu

    Allahu-u Ekber için, feda oldu Ekber’im
    Hüccet oldu âleme, altı aylık askerim

    Esir oldu Zeyneb’im esirler azad ola
    Zincirlendi Seccad’ım, ta ki zincir kırıla

    Mızrak başında başım, Kur’an okudu, Kur’an
    Ta ki bilsinler bu baş, Kur’an’a olmuş kurban

    Düşmanlarımdan daha, cefalı görmedim ben
    Yarenimden daha çok, vefalı görmedim ben

    Sadıklar böyle vefa gösterir serverine
    Bir canın yerine bin can verir rehberine

    Yarenim can verdiler, ta ki din ihya ola
    Ta vefanın, mertliğin manası ifa ola

    Azizlerin ölümü, gerçi belleri büker
    Fakat bu kanlar ile zulmün binası çöker

    Kerbela eder nida, hal lisanıyla sada
    Amade Hüseyniler! Hakk’a olmağa feda

    Hüseyni olan ümmet, zillet altına girmez
    Kerbela âşıkları, zalimlere baş eğmez

    Her gün Aşura, her yer Kerbela’dır Kerbela
    Müslüman olan herkes, imtihana müptela








  3. 3
    Fatal
    Özel Üye
    MAHŞER AĞLAR
    "Hüseyn'e yerler ağlar, göğler ağlar
    Betul u Murteza, Peyğember ağlar."
    (Dilriş)
    Hüseyn'in nuhesin (Dilriş) yazanda
    Müselman sehlidir, ki kâfir ağlar
    Kör olmuş gözlerin kan tutdu Şimr'in
    Ki görsün öz elinde hancer ağlar
    Hüseyn'in köyneği Zehrâ elinde
    Çeker kıyha kıyamet, mahşer ağlar
    Atanda Hermele ok Kerbelâ'de
    Göreydin düşmen ağlar, leşger ağlar
    Kucağında, göreydin Ümm-ü Leyla
    Alıp na'ş-ı Ali Ekber'i ağlar
    Rübâb, nisgil döşünde süt görende
    Başında kâküli Ekber hevâsı
    Yel ağlar, sünbül ağlar, anber ağlar
    Yazanda Âl-i Tâhâ nuhesin men
    Ali, şakk-ul kamer, mihrab tilit kan
    Kulak ver, mescid okşar, minber ağlar
    Ali'den (Şehriyâr), sen bir işare
    Kucaklar kabri, Malik Eşter ağlar

    KERBELA

    Kerbelâ,yı, bir mekan, zannetme sen
    Âşûrâ’yı, bir zaman addetme sen

    Kerbelâ, bir mektebin ünvânıdır
    Kerbelâ, hak-batılın furkânıdır

    Kerbelâ, âşıkların destânıdır
    Kerbelâ, sâdıkların meydânıdır

    Kerbelâ’da, açtı hürriyet gülü
    Kerbelâ’da, öttü izzet bülübülü

    Kerbelâ’dan göklere, “Heyhât” sesi
    Yükselip mest etti âşık herkesi

    Kerbelâ, Musâ’ların bir Tûr’udur
    Cânları alt-üst eden, Hak nûrudur

    Kerbelâ, haktır; evet hak rengidir
    Kerbelâ, kalplerde aşk âhengidir

    Kerbelâ mı yoksa Hakk’ın arşı mı?
    Kerbelâ mı, yoksa aşkım marşı mı?

    Kerbelâ, cân Kerbelâ, kan Kerbelâ
    Her gün Âşûra’dır her yan Kerbelâ

    Musa AYDIN








  4. 4
    Fatal
    Özel Üye
    EY ŞEHİT
    Dava dağlarının bozkırlarında
    O her zaman kavga meydanlarında
    İslam aşkı için kafa koltukta
    Açar çiçek çiçek çiçektir şehit
    Açar çiçek çiçek çiçektir şehit


    Yanmayan İbrahim meydanlarında
    Dökülmüş kanları toz yollarında
    Yaz bahar demeden kış aylarında
    Açar çiçek çiçek çiçektir şehit
    Açar çiçek çiçek çiçektir şehit


    Hüseyin’in susuz kaldığı çölde
    Hüseyin şehit Hüseyin oldu hak yolda
    Zeyneb’in feryatlar ettiği yerde
    Açar çiçek çiçek çiçektir şehit
    Açar çiçek çiçek çiçektir şehit


    Şehitler ölmezler müjde Kur’an’da
    Allah’a arzular edilen dilde
    Mazlumlar ölünce kara toprakta
    Açar çiçek çiçek çiçektir şehit
    Açar çiçek çiçek çiçektir şehit

    PİRİM İMAM HUSEYN as.




    Âşıkın başına gelmez hal olmaz
    Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin
    Sende bende deyü sual olunmaz
    Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin

    Erenler basmamış yerlere yüzü
    İletüp çamura çiğnetme bizi
    Yarın yok deminde isteriz sizi
    Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin

    Âşık olan âşık dârdan ayrılmaz
    Takî Nakî seven âşık yorulmaz
    Tâlip bunalmazsa pîri çağırmaz
    Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin

    Bu hal ile biz onlara katıldık
    Kemlik ettik dışarıya atıldık
    Bir münkirin tuzağına tutulduk
    Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin

    Pir Sultan’ım daim düşmektir işi
    Yol yol oldu akan çeşmimin yaşı
    On İki İmam’ın serçeşme başı
    Ulaş yetiş pîrim İmam Hüseyin


  5. 5
    Fatal
    Özel Üye
    EY ŞEHİT


    Var olmaktan gâye kemalse eğer
    Kemâlin bayrağı sensin ey şehît
    Karanlıkta kalmak değil ki kader
    İmânın şafağı sensin ey şehîd


    Fırat güneşinde karanlık izi
    Ejderha elinde değer filizi
    Ne çıkar bakarsa fitne denizi
    Hakikat afâğı sensin ey şehid


    Sinende al gurûb doğum yatağı
    Elindeki nasır iremin bağı
    Çarığınla çöktü örümcek ağı
    Varlığın anlamı sensin ey şehid

    BENİ İMAM HUSEYN'E GÖNDERİN




    Yükletin barhanem develer ile
    Beni İmam Hüseyin’e gönderin
    Yoldaş olup gitmen yad iller ile
    Beni İmam Hüseyin’e gönderin


    Şu illerin bize çektiği perde
    Beni sen düşürdün onulmaz derde
    Karar kılıp duramıyom bir yerde
    Beni İmam Hüseyin’e gönderin


    Benim ne davam var şu iller ile
    Benim davam Hak ehli kullar ile
    Kerbelâ’ya giden abdallar ile
    Beni İmam Hüseyin’e gönderin


    Kutlu günler doğup doğup aşmadan
    Ceset farıyıp da akıl şaşmadan
    Dağları kar alıp kırcı düşmeden
    Beni İmam Hüseyin’e gönderin


    Pir Sultan Abdal’ım bir hava ile
    Arşa çıkardılar bin dava ile
    Kanber’in güttüğü boz deve ile
    Beni İmam Hüseyin’e gönderin



  6. 6
    Fatal
    Özel Üye
    ŞAH HUSEYN'E
    Yıllar yılı hasretini çekerim
    Yollar beni Şah Hüseyn'e götürün
    Ağlar ağlar gözyaşımı dökerim
    Seller beni Şah Hüseyn'e götürün


    Yanıyor yüreğim eridi yağım
    Viraneye döndü bu gençlik çağım
    Yaprakları dökmüş virane bağım
    Güller beni Şah Hüseyn'e götürün


    Dayanmaz bu zulme erirdi dağlar
    Özüm şaha sadık gözüm kan ağlar
    Kıyameta kadar göz yaşım çağlar
    Seller beni Şah Hüseyn'e götürün


    Evveli ahirde var idi onlar
    Aktı Kerbelâ’da al kızıl kanlar
    Yaralı yürekler ah çeken canlar
    Kullar beni Şah Hüseyn'e götürün


    Abdal Pir Hünkar’ın bağlandı yolum
    Nesli Muhammed’e nedir bu zulüm
    Kalsın o divana Kerbelâ çölüm
    Çöller beni Şah Hüseyn'e götürün


  7. 7
    Fatal
    Özel Üye
    KİMDİR HUSEYN?

    Kimdir Hüseyn, ki âlem ona divâne olup?
    Bu ne şemdir, ki canlar ona pervâne olup?


    Şehgül-i gülizâr-i ismet-i Zehrâ’dır Hüseyn
    Zâde-yi o şeh-i mülk-i “Lâ Fetâ”dır Hüseyn


    Fitne sahrasında Meş’el-i hüdâdır Hüseyn
    Tûfân-ı belâda keşti-yi necâdır Hüseyn


    Cehlin vahşetinde huzûr-i Kubâ’dır Hüseyn
    Musâ’nın mâbedi o Tur-i Sina’dır Hüseyn


    Kıyam abidesi Meş’er-u Mina’dır Hüseyn
    Şehâdet dersinde üstâd-ı şeydarır Hüseyn


    Sâika-yı iman der şeb-i yeldâdır Hüseyn
    Mahzûn yüreklerde hazin bir sevdadır Hüseyn




    DERTLERE DERMAN





    Gündüz hayalimde gece düşümde
    Her derdime derman İmam Hüseyin
    Yılın on’ki ayın seherlerinde
    Her dertlere derman İmam Hüseyin


    Divimin var kalen tutmaz elimde
    Hakk’ın kelâmın okurum dilimde
    Muhammed’in sancağının altında
    Mazlum mazlum duran İmam Hüseyin


    Aşk kitabın Huda bana gönderdi
    Gökten Cebrail de yere indirdi
    Yezitleri cehenneme gönderdi
    İblis çıkmaz ordan İmam Hüseyin


    Hatice rehberi divanda bir yar
    Fatma Ana ağlar hem saçın yolar
    Hak bir terazidir mizanın kurar
    Şehit donu giyen İmam Hüseyin


    Pir Sultan ne güzel bulmuş yerini
    Ben pîrime kurban verdim serimi
    Muaviye oğlu Mülcem soyunu
    Sürelin dergâhtan İmam Hüseyin


  8. 8
    Fatal
    Özel Üye
    KERBELA YOLCUSU

    Güzel devem ne olur, zahmetime incime
    Yorulma sen, usanma, çilelere gam yeme


    Eşsiz binicilere götür beni kendinle
    En iyi yolculara, götür beni kendinle


    Şafak henüz doğmadan, karanlığı boğmadan
    Hareket et, yürü git, yerinde hiç durmadan


    Öyle bir servere ki, hürdür, göğsü geniştir
    Allah getirmiş onu, işi en iyi iştir


    Ya Rab, o pak vücudu, belalârdan koru sen
    Asla bırakma sönsün, bu ilahî nuru sen


    (Tirimmâh b. Adiyy’in Kerbelâ yolunda
    söylediği şiirin Türkçe tercümesi)

    1413/1993


  9. 9
    Fatal
    Özel Üye
    HUSEYN'E DOĞRU

    Evvel baştan Muhammed’e salavât
    Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru
    Ecel gelip, ömür gülü solmadan
    Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru


    Hasan-Hüseyin Ali’nin oğulları
    Şehitler yolunda giderler doğru
    İmâm Zeynel’âbâ Hüseyn’in oğlu
    Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru


    İmâm-ı Bâkır’dan vuralım demi
    Cafer-i Sadık’tan aldım erkânı
    İmâm Mûsâ kaldır gönülden gamı
    Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru


    İmâm-ı Rıza’dan olsun hidâyet
    Takî ile Nakî kılsın inâyet
    Ol Hasan Askerî şâh-ı vilayet
    Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru


    Pir Sultan Abdal’ım söyledi heman
    Yezid’in kalbinden gitmedi güman
    Âhir nefesinde On iki İmâm
    Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru


    EVLİYALAR SERÇEŞMESİ

    Ayetler ile bilinen
    Her yerde hazır bulunan
    Cennet içinde salınan
    Hasan ile Hüseyin'dir


    Bundan Âşûra eyleyen
    Hem ruhunu şâd eyleyen
    Anda şefaât eyleyen
    Hasan ile Hüseyin'dir


    Muhammed’dürür dedesi
    Gayet oldu ol gün ıssı
    Evliyâlar serçeşmesi
    Hasan ile Hüseyin'dir


    Kanlı gömleğini alan
    Düşmanına karşı duran
    Yezid’e kılıçlar salan
    Hasan ile Hüseyin'dir


    Yunus eyder onda kalan
    Bu dünyanın sonu viran
    Kerbelâ’da şehit olan
    Hasan ile Hüseyin'dir


  10. 10
    Fatal
    Özel Üye
    KIZIL FERYAT
    Gözyaşları sere serpe uzanmış sahra üstüne
    Akar yavaşça Fırat’a doğru
    Hıçkırıklar arasında çocuk sesleri
    Gün boyu feryat
    Ölüm üstüne
    Ve çıplak güneşte yankı sesleri
    Kılıçlar vurulur kalkan üstüne
    Bir güruh ki elinde şeytan üçgeni
    Üç yerden yumulur biri üstüne
    Diğeri yalnız üç beş kişidir
    Evinden uzak, yurdundan uzak
    Öyle bir yer ki, bela türetmiş
    Zalimden yana, mazlum üstüne...

    Yağmur kuru bir kum oldu yere düşerken
    Tane tane kumlar, derken yığınlar
    Aldı başını götürdü çöl rüzgârı
    Kalan o oldu, bir de atlılar
    O şah ki, Fırat O’na hasret, O da Fırat’a
    Sîneler dövülür O’nun adına
    Uğrunda can verilip cânan alınır
    Kimi yerinde, kimi meydanda...

    Kan emiciler şaha kalkmışlar
    Güya yiğitlik vaktidir bu
    Salyalar akar ağızlarından
    Düşer de çöle, çölde kaybolur
    İlle de kan düşüncelerde
    Onu almakta çare kaybolur
    Bir avuç merhamet, bir yudum su!
    Su kana dönüşür, kanda kaybolur
    Esir bedenlerde Yezid korkusu
    Satılmış beyinler onda gark olur
    Ve Hüseyin!
    Oklar altında
    Tozlar savrulur, mızrak savrulur
    Gariptir şimdi; kimsesiz, çölde
    Gelen de vurur, giden de vurur
    Öksüz yavrular çobansız kuzu
    Sahra içinde meleşip durur
    Gözler Hüseyin’de
    Eller semada
    Kızıl feryat ki, o da kaybolur
    Şah mahzundur
    Yâran mahcup
    Kesik başlardan gözyaşı akar
    Kesilen yaradır Hüseyin yarası
    Bir sızı olup akar Fırat’a
    Beldeden beldeye akar kaybolur...

    Gökyüzü suskun değildir şimdi
    Yaşlar akıtır ki, kandan!
    Suya hasret niceleri
    Çoluk çocuk, kız kızan
    Kuru sahra, bela çölü
    Islak ama, o da kandan
    Rüzgâr çıkmış, eser delice
    Çadırlarda duman, etrafta tufan
    O ki, alnında buse-i Muhammed izi taşır
    Gerdanında da o
    Ağlar ama yardan yana
    Ne yâr kalmış, ne yâran
    Ve içinde aşk!
    Yoğurur onu; ne balçıktan, ne hamurdan
    Yazgı da aynı
    Bir yanda susuzluk, bir yanda kan
    Ve göğsünde birikmiş bir kin
    Yezid’e karşı nebevi isyan
    Kıyam, aynı kıyam
    Ali’nin nüshasından!..

    Kanını isteyen caniler arasında
    O yalnız, kimsesiz ve yorgun
    Bedeninde oluk oluk nehirler ki
    Sıçrar Fırat’a, Fırat’sa durgun
    Yaprak gibi kurur gizlice Hüseyin’im
    Kurur da düşer toprağa
    Ak düşmüş sakalları kızıl
    Şimdi tozlu
    Özü bitkin, benzi solgun
    Hasan’ı arar düştüğü yerde
    Nida öyle ki, kavurur ortalığı
    Yakar sessizce
    O gün Hasan, bugün Hüseyin
    Yeşil, kırmızı kanlar içinde

    Kehkeşanlar çığlıktadır
    Kâinat suskun
    Döndükçe dönmektedir felek
    Döner ama
    Gördüklerini gizleyerek...

    1400 yıl...
    1400 yıl hiç durmadan döndü felek
    Bu çarkla birlikte dostlar da döndü
    Anarak, ahdederek
    1400 yıl hiç durmadan ve ilelebet
    Usanmadan...
    O
    Sembol oldu kızıl perçemlerde
    Kesik elleri de bayrak!
    Feryadı yankılandı hep
    Nakış olup işlendi gökyüzüne
    1400 yıl önce duyulmayan feryat
    1400 yıl sonra duyuldu
    Nice cengâverlerin elinde tiz bir kılıç olup
    Savruldu tüm zemine
    O kılıç ki, zaferi getirdi beraberinde
    Yezitler taş olup atıldı loş bir çukura
    Ve Hüseyin’ler gözyaşlarıyla anıldı
    Çünkü O
    Gözleri yaşartan kalbin derinliklerinden geliyordu
    Çünkü bu yaşlar, O’nu simgeliyordu

    Ve duyuldu ki
    Hüseyin şehit oldu ama
    Hüseyin aşıkları hâla ayakta
    Ve bir gün
    İkinci bir Kerbela çıkarsa
    Lebbeyk denilecek
    Kızıl Feryat’a!..
    Metin ATAM


+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi