Fildişi Savaşları ve Zakouma Ulusal Parkı

+ Yorum Gönder
Ciddi Konular ve Seviyeli-Ciddi Konular Bölümünden Fildişi Savaşları ve Zakouma Ulusal Parkı ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    sen_AY
    Usta Üye
    Reklam

    Fildişi Savaşları ve Zakouma Ulusal Parkı

    Reklam



    Fildişi Savaşları ve Zakouma Ulusal Parkı

    Forum Alev


    Yasak avcılar, Zakouma Ulusal Parkı'nın koruma altındaki filtlerine, yağmurla birlikte yiyecek peşinde parktan çıktıkları an saldırıyor.



    Ölü Afrika fili -çok iri bir erkek- yana yığılmış... Sağ ayağı acı içinde kıvranırcasına bükük. Açık gözü çamurla kaplı (yasak avcılar, cesedi akbabalardan korumak için bu yönteme başvuruyor). Salgıladığı kızışma hormonunun, idrarın ve taze ölümün kokusu, cesedin üzerinde asılı. Bu, orta Afrika'da yüzlerce kez gördüğüm bir manzara. Elimi, hortumundan kuyruğuna doğru vücudunda gezdirirken, gözyaşları yanaklarımdan süzülüyor. Kulağını kaldırıyorum. Parlak kırmızı renkteki kanı, yol yol köpürüyor ve dudaklarından dökülüp toprakta bir gölcük oluşturuyor. Derisi kırış kırış. Hortumunun kaidesi, bir insan gövdesi kadar kalın. Ayak tabanlarında, nehir gibi uzanan derin yarıklar var; bu çizgilerde, 30 yıllık yaşamı boyunca atmış olduğu her adımın izini sürebiliyorum.

    Ataları, yüzyıllar boyunca, Arap ve Afrikalı sultanların kuzeyden gelip köle ve fildişi peşinde koşturan ordularının akınlarına göğüs gerdi. Ve o da, bugün, uzak diyarlarda bir yerlerde insan kibrini tatmin edecek birkaç kilogram fildişi için öldürülmesine dek, iç savaşlar ve kıtlıklarla boğuştu.

    Ağzında incecik yeşillik parçaları var. Vurulmadan önce, arkadaşlarıyla birlikte gölgelik ormanda huzur içinde geziniyor, tatlı zamkla dolu dalları koparıyordu. Sonra, ilk silah sesi gümbürdedi. Kaçmak için ileri atıldı, ama artık çok geçti. Atlar yolunu kesti. Kurşunlar art arda dövdü gövdesini (yalnızca kafasında sekiz delik saydık), kalın derisini geçti ve yere yığılmadan önce kaslarına, kemiklerine, beynine gömüldü. Onu bulmadan önce 48 silah atışı duymuştuk.

    Atlı park korucuları birliğimizin komutanı Süleyman Mando sessizdi. Öç alma isteği içindeydi. Aynı duyguları paylaşıyorduk.

    "Bir dahaki sefere onları yakalayacaksın" dedim. Zoraki bir gülümsemeyle, "İnşallah" dedi...

    Şafak vakti, Zakouma'nın karakteristik özelliği olan taşkın ovalarının 90 metre üzerinde, aynen bir zirai mücadele uçağı gibi mekik dokuyarak hayvanları saymaya başladık.

    Daha ilk uçuşta, aradığımız şeyin tam ortasındaydık. Nicolas "8 fil, sol" diye seslendi. Ve bu böylece sürdü: 3 zürafa, 1 zürafa, 5 Afrika geyiği, 4 fil, 4 zürafa, 14 zürafa, 3 Afrika mandası, 1 Afrika mandası, 65 Afrika mandası, bir fil sürüsü. Aşağıya baktım; savananın üzerinde, beş fil grubu dağınık bir şekilde toplanmıştı. Toplam 175 fil saydık.

    Yaklaşık olarak dört saat sonra yere indiğimizde 4205 hayvan saymıştık: 2063 Afrika mandası, 952 fil, 551 Afrika geyiği, 400 antilop, 194 zürafa ve 45 devekuşu. İlk sabah için hiç de kötü olmayan bir sayım...

    8 Nisan Son sayım günümüz geldiğinde, filler dışındaki tüm türlerin sayısı iyi görünüyordu. Pierre sabaha karşı 04.37'de çadırımın önüne geldi. Kamyonetin kapısını açtım ve sırt çantamın yan cebinden kafa lambamı almak için uzandım. O anda sağ başparmağım müthiş bir acıyla yandı. Ben elimi hızla geri çekerken Pierre, "Akrep!" diye bağırdı. Uçağa bindiğimizde kolum zonkluyordu. Uçağı çalıştırmayı denedim ama nafileydi. Gece nöbetçisi Muhammed yardıma yetişti. Sokma yerini inceledi ve Sudanlı bir büyücü doktorun kendisine verdiği tahta parçası ile sertçe ovmaya başladı. Her sürtünüşte, koluma bir ürperti yayılıyordu. İnleyerek, devam etmesine izin verdim; bu şeytan çıkarma ayini sonuç verirdi belki. İzleyen dört saati uyku tulumumda cenin pozisyonunda kıvrılıp, aynı cümleyi tekrar ederek geçirdim: "Karanlıkta elini çantana sokmadan önce içine bakacaksın. Karanlıkta elini çantana sokmadan önce..."

    Öğleden sonra, eski Zakouma köyü şefinin oğlu -ve parkta en uzun süre hizmet veren korucu- olan Abakar Abdul Ali ile gecikmiş bir konuşmayı yapmak üzere tüm gücümü topladım. Bu köy, bir zamanlar Salamat Nehri kıyısında balıkçılık yapıp süpürgedarısı yetiştiren Arapların kurduğu birkaç yerleşim biriminden biriydi. 1958'de babası, bir Fransız devlet görevlisinin köy çevresindeki bölgeyi avlanmanın yasak olduğu bir koruma alanına dönüştürme önerisini kabul ettiğinde, Abakar genç bir adammış. Beş yıl sonra, Abakar, Zakouma Ulusal Parkı'nın yaratılışına tanıklık etmiş.

    Öngörüler vaatlerle doluymuş: yaban hayatı gelişecek ve turistler gelecekmiş. Ama öncelikle Zakouma'nın, ardından da diğer yedi köyün yerlerinden edilmesi, tazminat bedeli alan ve iş vaadinde bulunulan köy sakinlerinin de sığınağın dışına taşınması gerekiyormuş. Abakar, Zakouma için çalışmaya 1969'da başlamış, izleyen yıl da korucu olmuş. O zamanlar, parktaki Afrika mandalarının nesli neredeyse tükenmiş durumdaymış ve bin kadar fil varmış. Bugün 6500 Afrika mandası var; 1989'da uluslararası fildişi ticaretinin yasaklanmasıyla düzenli olarak artan fil sayısı ise 2005'te 3885'e ulaştı.

    Peki başka yerlere yerleştirilen köylüler parkı destekliyor muydu? Abakar duraksadı, "Parkın yaban hayatı açısından önemi umurlarında değil. İmkânlarını kullanamadıklarına yanıyorlar". Ona, parkın geleceğinin güvende olup olmadığını sordum. "Para olduğu sürece park da var olmaya devam eder. Yaban hayatı için bu park çok iyi oldu" diye yanıtladı. Gerçekten de, sayımlarımızın gösterdiği gibi, Zakouma'nın yaban hayatı için yaptıkları mucizeden farksız. Parkın dışında herhangi bir yönde saatlerce uçun; başka hiçbir yerde böyle bir zenginlik göremezsiniz.

    9 Nisan Elimi kullanabilir hale geldiğimde, yeniden harekete geçtik. Son fil sayımında toplam 3020 hayvandan oluşan 127 sürü saymıştık; bu, geçen yıla oranla fil sayısında yaklaşık 900 bireylik bir düşüş demekti. Luis şaşkınlık içindeydi. Acaba büyük bir sürüyü gözden kaçırmış ya da 2005'te aynı sürüyü iki kez mi saymıştık? Kendi adıma bu düşüşün yasak avlanmadaki artışı yansıttığına inanmak için hiçbir nedenim yoktu. 1985'te, Orta Afrika Cumhuriyeti'nin kuzey bölgesindeki fil dağılımı ile ilgili olarak Iain Douglas-Hamilton tarafından yürütülen bir sayıma katılmıştım. Ve bu sayım sonucunda, yaşayan fillerin (4308) ölü fillere (7861 ceset) oranını gösteren korkunç bir rakama ulaşılmıştı. Zakouma'da kurak mevsimde yaptığımız sayım, bunun 10'da biri kadar bile yasak avlanma olmadığını gösteriyordu.

    10 Nisan Günler kavurucu ve bulutsuzdu. Kampı, Tinga üzerinde, nehrin Salamat ile birleştiği yukarı çığırındaki büyük su birikintisinin kıyısına taşıdık. Çadırlarımızı dört çelik ark üzerine kurulmuş alçak bir köprünün hemen aşağısına kurduk. Kalın bir kum tabakasının üzerindeki bu yeşim rengi gölcük, kurak mevsimin sonunda tüm parktaki en tatlı suya sahipti. Bir kara çaylak kanatlarını suya daldırıp kuyruğunu hafifçe eğerek, gözleri kıyıya doluşmuş su içen kelealara kilitlenmiş bir şekilde havada dönüyordu. Bir beçtavuğu sürüsü, tedbirli bir şekilde gıdaklayarak ve kâh yerdeki tohumları arayıp kâh havadaki yırtıcıları kontrol ederek kıyıya geldi. Sudaki binlerce bıyıklı kedi balığının ağzı, su üzerinde yürüyen böceklerin bıraktığına benzer halkalar oluşturuyordu.

    Ve filler kıyının ucunda göründü; önce gençler, ardından da iri bir dişi fil. Sessizce durup çevreyi dinlediler. Dişi fil, genç erkek fillerden birini öne doğru iteledi. Genç fil önce direndi, ama susuzluğu ve annesinin ısrarı, onu kıyıdan aşağı gitmeye zorladı.

    Diğer filler de onu izledi; 30-40 fil, yanlarında bebek fillerle birlikte, başlarını iki yana sallayarak, dik bayırdan aşağıya aktı. Hortumlarını suyun serinliğine bırakıp, arkalarındaki güruh tarafından ileri doğru itilmeden önce bu değerli sıvıdan büyük yudumlar aldılar. Susuzlukları dindiğinde, genç filler birbirlerini suya batırarak oyun oynamaya başladı; yetişkinler ise sırtlarına sıcak kum atmak için geri çekilmişlerdi.

    Orta Afrika savanalarında fillerin yaptığı böylesi bir sosyal gösteriyi izleme şansına erişmeyeli yıllar olmuştu. Çok geçmeden, kurak mevsimde iyice zorlaşan amansız yiyecek arayışlarına devam etmek üzere, karşı kıyıya yollandılar. Dört dakika sonra gözden yitmişlerdi.

    Su birikintisinde ise, kıyı boyunca aceleyle koşuşturan yalnız bir yağmurcun ile balıkların bitmez kımıltılarının üzerinde sinek yakalayan al boğazlı arıkuşları dışında her şey hareketsizdi.





    Kaçış Hali



    Yasak avcılar, hayatta kalan son Afrika fillerini dişleri için katlederken, Çad'da bir sığınak, yok olma tehlikesi altındaki bu türe, silahlı koruma -ve savaşma şansı- sağlıyor.



    Yaban Hayatı Cenneti



    Kurak mevsimde Salamat Nehri üzerindeki bir su birikintisinde susuzluğunu gideren Zakouma Ulusal Parkı fillerinin nüfusu, son 21 yıl içinde 1100'den yaklaşık 3500'e yükseldi. Park dışında ise, ortam bu denli huzurlu değil.



    Deri ve Kemikler



    Geçtiğimiz Mayıs'ta Zakouma Ulusal Parkı'nın güney sınırının hemen dışında öldürülen 20 filden geriye sadece deri ve kemikler kaldı. Fildişlerini çıkarıp alan avcılar, park yetkililerini, değişmeyen güç bir soruyla baş başa bırakıyor: Parkın koruyucu şemsiyesinin dışına çıkan sürüler nasıl korunabilir?



    Büyüğün Peşinde



    Bir anaerkil dişi Zakouma dışında yiyecek aradığında, 800 filden oluşan bir sürü ardına düşüyor. Aile gruplarının refahından sorumlu olan yaşlı ve bilge dişi filler, her patikayı, her dere geçidini, her köyü ve yolu, tehlikenin pusuda beklediği yerleri ve en iyi yiyeceği nerede bulabileceklerini biliyor.



    Silahlı Korucular



    Silahlı korucular Zakouma'da devriye geziyor, ama yasak avcılar onlardan sayıca üstün, üstelik silahları da daha fazla. Son sekiz yılda altı korucu yasak avcılarca öldürüldü. Korucuların öldürdüğü yasak avcı sayısı da en az altı.



    Ölümcül Ticaret



    Avcılar 20 yaşındaki bir filin yüzünü parçaladıklarında, park korucuları birkaç ipucu ve takip edilemeyecek bir iz ile kalakalmıştı.



    Kaçak Fildişi



    Park korucuları bu fildişlerini kilit altında tutacak olsa da, fili öldürenler kaçtı. El konan fildişi sayısı, 2005'te rekor düzeye ulaştı. En hızlı büyüyen tüketici olan Çin'de, fildişi tacirleri işlenmiş fildişini internet üzerinden satıp dünyanın her yerine gönderiyor.



    Fil İzleyicileri



    Zakouma'dan bir ekip, radyo vericili tasmasını takmak için, minik bir uyuşturucu okla sakinleştirilen Annie adındaki dişi fille yavrusuna yaklaşıyor.



    Dağ Sığınağı



    Yüzyıllar boyunca, Zakouma halkları da aynen filler gibi, kuzeyden gelen akıncılar nedeniyle önemli kayıplar verdi. Bon köyündeki Goulalar, bir dağ istihkâmına sığınarak hayatta kaldı. Bu bölgeyle aralarındaki manevi bağlar, parkın oluşturulduğu 1963 yılında köyün korunmasını sağladı.



    Suda Yuvarlanma



    Kurak mevsim sonunda su kıtlığı yaşanırken, sayıları 500'ü bulan filler, Tinga yakınlarındaki bu gölcükte bir araya gelebiliyor. Haziranla birlikte gelen sağanaklarla, sürüler daha iyi yiyecek bulmak için parktan ayrılıyor ve Zakouma'nın sunduğu koruma geçerliliğini yitiriyor.




    ------------------------------------------------------------------------



    Bunları Biliyor muydunuz?


    Filler üzerinde yıllarca çalışan, yaban hayatındaki davranışlarını gözlemleyen, aileleri ve dostlarıyla (evet, fillerin dostları var) etkileşimlerini izleyen birçok kimse, öteden beri onlardan söz ederken insana özgü terimler kullanmıştır. Günümüzdeki incelemeler fillerin hem benlik bilinci taşıdığını, hem de benzer koşullar altında insanların gösterdiğine benzer kimyasal ve beyinsel tepkiler verdiğini kanıtlıyor.

    Amboseli Fil Araştırma Projesi’nde görevli Joyce Poole ve Cynthia Moss’un da aralarında yer aldığı bir araştırmacı ekibi 2005’te Nature dergisine bir makale yazarak, yasak avlanmanın yoğun olduğu alanlardaki fillerin depresyon, asosyal davranış ve aşırı saldırganlık dahil olmak üzere insana özgü travma sonrası stres bozukluğuna benzer davranışlar sergilediğini bildirdi. Makaleye göre, “yasak avlanmaya tanık olan ve genç, tecrübesiz annelerce büyütülen yavrular daha sonraki bozukluklar açısından yüksek risk altındaki adayları oluşturuyor”. Yavru filler, belli alışkanlıklara göre yetişmelerini sağlayan güçlü sosyal yapıya ayak uydurma konusunda daha yaşlı fillere bağımlı; aile ve sürü bozulduğu zaman davranışlar da bozuluyor. (Buna karşılık Michael Fay’in Zakouma fillerinde hiçbir travma belirtisi görmediğini, sadece neşe gördüğünü belirtmek gerekiyor.)

    Kasım 2006’da yunusların –benlik bilincinin bir göstergesi olarak– aynada kendilerini tanıyabildiklerini ortaya koyan çalışmalardan sonra, Asya filleri testten geçirildi ve “iz testleri”ne duyarlı oldukları saptandı. Yani, bir fil aynada gördüğü filde bir izi belirleyince, uzanıp kendisinde o noktaya dokunuyor. Bir fil beyninin 2006’da çekilen MR taramaları, limbik sistemdeki bir yapının yanı sıra, büyük bir hippokampusun varlığını gösteriyor. Bu ikisi birlikte güçlü bellek ve duygu merkezlerinin işareti olabilir.

    İnsan ve fil popülasyonlarının birbirlerine yakın yaşadığı ve fil sürülerinin çoğu kez yasak avlanmanın ana hedefi olduğu bölgelerde fil aile yapılarının çözüldüğü göz önüne alınırsa, bu çalışmaların bulguları özellikle anlamlı. Kalabalık yörelerdeki fillerin taşınmasına ilişkin yol gösterici ilkeler hazırlayan IUCN (Dünya Doğayı Koruma Birliği) Afrika Filleri Uzmanlık Grubu, sosyal parçalanmanın önüne geçmek açısından sürülerin dağılmadan taşınmasını tavsiye ediyor. Ama bu oldukça pahalı önlemle ilgili bir yaptırım yok.

    David Sheldrick Yaban Hayatı Vakfı’nın sitesinde, yaban hayatına başarıyla döndürülebilecek sağlıklı ve uyumlu bir yavru fili yetiştirmek için gerekli bakıma ilişkin dokunaklı bir anlatım yer alıyor (African Conservation Foundation - Kenya - Conservation Projects - The David Sheldrake Wildlife Trust.). Vakıf, titizlikle düzenlenen bir süt formülüyle besleyerek ve özenli bir bakım uygulayarak son 20 yılda 30’dan fazla öksüz filin yaşamasını sağlamış bulunuyor. Bunun dikkate değer bir başarı olmasına karşın, bu öksüzler gibi yavru fillerin kendi ailelerince yetiştirilmesi ve böylece onlara fillerin yüzyıllardan süzülen sosyal bilgi birikiminin aktarılabilmesi daha iyi olurdu.






  2. 2
    AYSEVEN
    Bayan Üye

    Cevap: Fildişi Savaşları ve Zakouma Ulusal Parkı

    Reklam



    hayvanların ölümü insanların zaruri ihtiyaçlarının ortaya çıkması ile başlayabilir yada korunma amaçlı ama malesef bugün bu masum hayvanların hayatı tamamen keyfi duygularla ve üç kuruş para için sonlandırılmaktadır







+ Yorum Gönder
fildişi
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi