Zeki Müren

+ Yorum Gönder
Müzik Köşesi ve Sanatçı Tanıtımları Bölümünden Zeki Müren ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    MaviAdam
    Özel Üye
    Reklam

    Zeki Müren

    Reklam



    Zeki Müren

    Forum Alev
    6 Aralık 1931 günü Bursa’nın mütevazı bir evinde gelecekte dünyada dahi benzeri olmayan bir vokal dünyaya geliyordu.Sabahın erken ışıklarında dünyaya gelen bu küçük çocuğun babaennesi Hayriye hanım bu küçüğe ZEKİ adının konmasını öneriyordu.

    İki yaşına gelince yaşamı boyunca simgesi sayılacak gözlüğü ile tanışan Zeki annesinin söylediği “Gözlüğün kırılır , aman taşlı topraklı yollarda oynayan arkadaşlarının yanına sokulma” uyarısı yüzünden “Tomris” adını verdiği bez bebeği ile oynamayı yeğliyordu.
    Babaannesinin “Sahibinin sesi “ marka gramofonunu yanından ayırmayan küçük Zeki daha küçük yaşlarda şarkılar söylemenin hayallerini kuruyordu.

    Yıllar geçti , ilkokul , orta okul derken lise yılları ve sesinin güzelliği onu her okulda olduğu gibi lise yıllarında da müsamerelerin starı yaptı.İlk bestesi “Zehretme hayatı bana” yı lise yıllarında yapan ZEKİ MüREN o dönemde aynı şarkıyı T.R.T radyosunun “ tanınmamış 17 yaşında genç bestekar Zeki Müren’in bestesi” anonsu ile duyar.İlk yapıtının radyodan duyulması delikanlıyı cesaretlendirir ve okulunu aksatmadan müziği daha büyük hocalardan öğrenmesi gerektiği kararına varır .

    İlk Plağı

    Bir gün lise son sınıfta bahçede otururken hademe gelir ve Zeki’yi okul müdürün çağırdığını söyler.Korka korka gittiği okuldan kendisini koca bir sürpriz bekliyordu.Okul müdürü ona “benim bir şarkımı plağa okumanı istiyorum” kabul eder misin diye sorar.Bu teklif Zeki Müren’in ilk plağına hayat verir.İlk plağının satmasın bu genci cesaretlendirir ve müzik çalışmalarını hızlandırır. O dönemlerde ne popstarlar ne de gençleri hayal dünyalarından alıkoyan yarışmalar vardır , sanatın sanatçının sahne tozunun değerinin bilindiği yıllardır o yıllar.

    İlk Radyo Programı

    Takvimler 1951 ‘i gösterdiğinde T.R.T. radyosundan bu anons duyulur : “Rahatsızlığı nedeni ile programına gelemeyen Perihan Altındağ Sözerinin yerine Zeki Müren’i dinlediniz.” İşte bu an o büyük sanatçının kitlelerle tanıştığı ilk an olur.O ilk şans eseri de olsa verilen konserden sonra T.R.T. Radyosunun telefonları kilitlenir herkesin sorusu ise ortaktır : Kim Bu Zeki Müren !





    İlk Sinema Filmi

    Cahide Sonku Zeki Müren’in idollerinden biriydi.Her beyoğluna çıktığında ilk işi fotoğraf stüdyolarının vitrinlerinde dönemin starı Cahide Sonku’nun fotoğraflarına bakmak olurdu Zeki Müren’in. O hayranlık 1954 yılında iki sanatçıyı “Beklenen Şarkı “ adlı filmde buluşturur.Bu onun ilk sinema filmi olur , Zeki Müren bu filmden ilk büyük parasını kazanır, kazancı ise tam 10 bin liradır.Öylesine sevilir ki Zeki Müren’in filmleri , öylesine beğeni kazanır ki sonrakilerinden tam 200 bin lira talep eder sanatçı ve bu astrononik talebini kabul ettirir.

    İlk Sahnesi

    Zeki Müren 1955 yılında ilk sahnesini Dolmabahçe ki Küçük çiftlik parkında alır.Tam beş yıl boyunca halk onu plaklardan dinlemiş , sinemadan izlemişti , şimdi sıra onun sahne performansındaydı Tıklım tıklım doldurduğu gazinodan ilk yevmiyesini alır .İlk yevmiyesi ise rekor bir bir yevmiyedir : Tam 1200 Lira !


    Sahnede ki ilk “ T biçimli sahne , dekorlar , kostümler ve daha onlarca yenilik , hepsi Zeki Müreni sahnede izleyenlerin karşılaştığı süprizlerdir.Bu sırada Demokratik parti iktidarı da en şaşalı dönemini yaşıyordu.Dönemin başbakanı Menderes , reis-i cumhuru Celal Bayar onu izlemeye giden siyasetçilerdi.

    İlk Arabası


    İlk arabası 1956 model yeşil – beyaz Pontiac olur , ilk İstanbul turu ve dönemin boş İstanbul caddeleri , ne günümüz gibi yoğun bir trafik ne de günümüz gibi uzayıp giden Popstar kuyrukları ... Başka bir dönemdir o dönem , başka bir yaşanır hayat , başka bir önemsenir sanat....

    Askerlik Yılları

    1956 yılında yedek subaylığını yapmak için sahnelere veda eden Zeki Müren 1958 yılında tepebaşı gazinosunda tekrar sahne alır.Yıllar sonra onun erkekliğine laf edenlerin , onu insafsızca eleştirenlerin , iki binli yıllarda eksik erkekliklerini bahane ederek askerlikten yırtma raporları alan starlara ne diyecekti kim bilir ? Oysa o , dönemin gerektirdiği gibi askerliğini yapar ve askerlik dönüşü sanat yaşamına devam eder.

    Tepebaşı gazinosu - Maksim – kazablanka – lunapark – Çakıl derken Türkiye’nin en büyük starı oluverir Zeki Müren.

    Adının Siyasetle Anıldığı Yıllar

    Yetmişli yıllarda zirvede olan Zeki Müren Demirel ile Ecevit’in o çekişmeli yıllarında siyaset ile anılır.Söylentilere göre Zeki Müren parti kurup siyasete atılacak ve meclise girecekti.Matinelerde ki hanım izleyiciler ona oy vereceklerini haykırdıkları haberleri gazetelerde çıktığında , o yıllarda özel tv ler ve onların abuk sabuk ratin ölçen cihazları olmadığından , geceyi kaç milletvekilinin uykusuz geçirdiği saptanamıyordu.Ona siyaset hakkında soru sorulduğunda ise Zeki Müren “ bu soruyu politikacı olduğumda cevaplandırırım , şimdi sadece politikacı adayıyım” diye yanıtlıyordu.




    Son Konseri

    27 Mayıs 1960 darbesi , 12 Mart 1970 , 12 eylül 1980 darbesi .... Kısacası tarih olmuş her dönemi zirvede kapatır Zeki Müren , politikacılar gider , gelir ama o hep zirvede kalır.8 eylül 1984 Bodrum kalesinde verdiği konserle sahne hayatına son verir .Doktorlarının yasaklamasına karşı “öleceksem bodrum için öleyim” diyerek verdiği bu konser bir buçuk saat sürer , içeride 10 bin izleyici , dışarıda ise bunun iki katı kadar dinleyici vardır.Konseri yayınlayacak olan t.r.t. aracının kablolarının kopması yüzünden geç başlayan konser onun ulusu ile yüz yüze son vedalaşmasıydı.Doktorla değil sahneye çıkmasını üstü üste birkaç şarkı söylemesini bile yasaklamışlardı paşaya.

    70 li yıllarda safra kesesi arızalandı , böbreğindeki taşı sahnede düşürdü , kolestrolü yükseldi , şeker ve yüksek tansiyon ve biraz da içkiyi sevmesinden dolayı kaynaklanacak karaciğerinin iflas noktasına gelişi....Zeki Müren yaşamının son 15 yılını geçireceği hastalıkları ile boğuşmaya başlar seksenli yıllarla beraber.


    Hastalıklar ve yalnızlık , yüreğinde dayanılmaz sıkıntılar yaratınca aklına eski alışkanlığı geldi.Bodrumda halkla iç içe yaşayacak ve hayranlarıyla kucaklaşmayı sürdürecekti.Hastalıklarına rağmen üretmekten vazgeçmeyen Zeki Müren özellikle seksenli yıllarda birbininden kaliteli uzun çalarla hazırladı.1983 yılında müzik marketlere sunduğu “Hayat Öpücüğü” albümü Türkiye’de müzik adına üretilen en özel albüm oldu.Annesini çok seven yorumcu kaybettiği annesi için bestelediği “Annem” şarkısını bu albümde yorumladı.

    Seksenli yıllarda Yıldırım Gürses ve Erdoğan Berker ile başlayan Türk müziğinin çok seslileştirilmesi çalışmalarına farklı bir boyut kazandırdı.Dönemin en önemli müzik yatırımlarına imza attı.”Hayat Öpücüğü” ve “Aşk Kurbanı” adlı albümlerdeki kayıt - düzenleme kalitesi günümüzde bile hala yakalanamamıştır.

    Popüler Türk müziğinde esen arabesk rüzgarı o dönem Zeki Müren ‘in prodüktörlüğünü yapan Selami Şahin’in yorumcuyu arabesk kokan bir albüm olan “Helal Olsun” u yapmaya yönlendirir.Bu albüm Zeki Müren’in ilk ve tek arabesk albümü olur , bu albümle Selami Şahin ile yollarını ayıran yorumcu bu albümde yaptığı hata yüzünden bir dönem piyasadan çekilir.

    Seksenlerin sonu ve doksanlı yılları Zeki Müren dönemin popüler Türk müziği eserlerini yorumladığı albümlerle geçirir.Bu dönemlerde Bodrumda inzivaya çekilen sanatçı sevdiği , dönemin popüler şarkılarını seçen Zeki Müren bu şarkıları İstanbula gelip stüdyoda yorumlayarak hazırlıyordu albümlerini.Öylesine büyük bir yorumcuydu ki tüm albümü –4-5 saatte okur kayıtlarını tamamlar Bodruma evine geri dönerdi. Doksanlı yıllar Zeki Müren’in dönemin popüler şarkıları yorumladığı albümlerle geçer.”Karlar Düşer “ , “Böyle Ayrılık Olmaz” “Hava Nasıl Oralarda” , “Bir gülü sevdim” gibi şarkıları yorumlayan Zeki Müren her yaptığı albümle yüzbinlerce satar , her ürünü ile dönemin gençlerine taş çıkartan tirajlar elde ederdi.

    31 Mayıs 1969 tarihinde verdiği ve 27 bin kişinin izlediği Aspendos konseri ile “paşa” lakabını alan Zeki Müren Meydan Lourese Ansiklopedisinin 9 cildinin 151 inci sayfasında yer alarak ansiklopediye geçen ilk yorumcu da olmuştu.





    Yaşamına 600 ‘ü aşkın plak , kaset , cd bırakan paşa’nın 1995 yılında onun haberi olmadan piyasaya sunulan adlı “yorgunum” adlı albümle dünya tarihinde bir ilke imza attı.1983-86 yılları arasında Zeki Müren’in prodüktörlüğünü yapan Selami Şahin’in para sıkıntısı çekmesi üzerine Unkapanında faaliyet gösteren Aziz Plağa sattığı 2 albümünü , yıllar sonra farklı düzenlemeler ve farklı bir kartonetle kendisinin izni alınmadan piyasaya sunulduğunu gören paşa çok üzüldü. Tam 12 yıl önce seslendirdiği şarkıları şimdi makara bantlarından alınmış ve dönemin teknolojisi sayesinde yeni bir formatta yeniden piyasaya sunulmuştu.Bu albüm o dönem basında çok konuşuldu , ona müzikal yaşamında ilk kez Arabesk okutan Selami Şahin’e ikinci kez kırılıyordu Zeki Müren.

    Son Günleri



    1992 yılında Bodrumdaki evine kendisini adeta kilitleyen ve bırakın basına , dostlarına bile görünmeyen Zeki Müren , son anına kadar Bodrumdaki evinde , odasında hizmetkarı ve kendisi ile başbaşa bir yaşam sürdürdü.Yaklaşık dört yıl tek başına oturduğu odasında tv izleyip radyo dinledi , kitap okudu , ikinci şiir kitabını hazırlamak için çalıştı , beste çalışmaları yaptı ve bol bol telefonla konuştu.

    1996 nın eylülünde T.R.T. nin hazırladığı belgeselin ikinci bölümünün çekimi için Bodrumdan İzmire alacağı 251 km lik yol onun son yolculuğu oldu.O gün evden çıkarken ne ilaçlarını yanına aldı ne de ona teklif edilen en az yorucu helikopterle yolculuk yapma fikrini kabul etti.

    Tarih 24 Eylül 1996 Çarşamba gününü gösteriyordu ,saatler ise 20:59’u.İlk sahne şarkı söylediği mikrofonunu ona yıllar sonra hediye eden T.R.T. stüdoyolarında fenalaşan Zeki Müren birkaç dakika içinde hayata gözlerini yumdu .

    65 yıl süren yaşamında bırakın Türkiye’yi dünyaya dahi gelebilecek en önemli ve en değerli vokal , müzisyen öldüğünde yüzbinler tarafından defnedildi.

    Her geçen yıl ile beraber tıpkı diğer gerçek sanatçılar gibi biraz daha fazla unutulan Zeki Müren’in hayata gözlerini yumduğu günden günümüze tam 8 yıl geçti Bu sekiz yıl içinde çok seslileşen bir medya , sanat adına değil şöhret adına uzayıp giden müzik yarışmaları kuyrukları ve ucuzculukla ahlaksızlıkla dolu bir sanat dünyasına doğru yol aldık.Şimdi belki onun değerini anlamıyoruz ama bir gün gelicek ve Zeki Müren’leri dünya üzerinde ki sanat kimliğimizi aramaya başladığımızda arayacağız ama iş işten geçmiş olacak.

    ZEKİ MÜREN SENİ UNUTMADIK.




  2. 2
    kalbimsin06
    Üye

    --->: Zeki Müren

    Reklam



    emeğine sağlık ...allah rahmet etsin sanat güneşimize ve gerçekten sanat müziği hayranıyım ..







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi