EBU YUSUF [Ebu Hanife'nin önde gelen talebesi, müctehid hukukçu ve ilk kadı'l-kudat]

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Sahabeler ve Alimler Bölümünden EBU YUSUF [Ebu Hanife'nin önde gelen talebesi, müctehid hukukçu ve ilk kadı'l-kudat] ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    mumsema
    Özel Üye
    Reklam

    EBU YUSUF [Ebu Hanife'nin önde gelen talebesi, müctehid hukukçu ve ilk kadı'l-kudat]

    Reklam



    EBU YUSUF [Ebu Hanife'nin önde gelen talebesi, müctehid hukukçu ve ilk kadı'l-kudat]

    Forum Alev
    EBU YUSUF
    Ebu Hanife'nin önde gelen talebesi, müctehid hukukçu ve ilk kadı'l-kudat.
    Ebu Yusuf Yakub b. İbrahim b. Habib b. Sa'd el Kufi.113 (731) yılında Kufe'de doğdu. Daha çok künyesiyle meşhur olmuştur. Bazı kaynaklarda mevcut seksen dokuz yaşında vefat ettiği şeklindeki bilgiyi göz önünde bulunduran M. Zahid Kevseri, doğum tarihinin 93 (711) olması gerektiği sonucunu çıkarmaktaysa da altmış dokuz yaşında vefat ettiğine dair tabakat kitaplarında yer alan bilgiler karşısında bu değerlendirme zayıf kalmakta ve daha sonraki araştırmacılar tarafından da kabul görmemektedir. Ebu Yusuf'un büyük dedesi Sa'd b. Büceyr sahabeden olup henüz küçük yaşta bulunduğu için Uhud Gazvesi'ne iştirak etmekten alıkonulmuş, genç yaşta katıldığı Hendek Gazvesi'nde ise büyük yararlıklar göstermiştir. Bu sebeple Hz. Peygamber'in onu çağırtıp hem kendisi hem de soyu için hayır duada bulunduğu rivayet edilir. Ebu Yusuf bu hadiseyi övünçle hatırlar ve "O anın bereketi şu an bile bizimle beraberdir" derdi. Sa'd b. Büceyr daha sonra Küfe şehrine yerleşti. Hz. Ali'nin hilafeti döneminde düşünce ve siyaset hayatında önemli roller üstlenmiş olan Küfe aynı zamanda bir ilim merkezi haline geldi. Bu şehir bazı sahabi ve tabiilerin üstün gayretleriyle oluşan zengin bir ilmi miras ve geleneğe sahip bulunmaktaydı. Başta Ebu Hanife olmak üzere çeşitli âlimlerin de katkılarıyla Kufe Abbasiler döneminde gelişme göstermiş ve o bölgenin diğer ilim merkezlerinden Basra'yı bir hayli geride bırakmıştı. Ebu Yusuf'un yetişmesinde şahsi kabiliyet ve arzusunun yani sıra ilmi gelenek ve mirasa sahip böyle bir ortamda doğup büyümüş olmasının da önemli payı vardır.
    Ebu Yusuf çok çocuklu ve yoksul bir aileye mensuptu. Kaynaklar, çocukluk ve gençlik yıllarının büyük sıkıntılar içinde geçtiği, ailesi tarafından bir iş tutmaya zorlandığı, bütün bu olumsuzluklara rağmen tahsil hayatını sürdürdüğü konusunda ortak ifadelere sahiptir. Yine kaynakların belirttiğine göre Ebu Yusuf, evlendikten sonra da ailesinin nafakasını temin etmek için zaman zaman Ebu Hanife'nin ders halkasından uzak kalmış, fakat hocası azmini ve zekâsını çok takdir ettiği bu öğrencisinin nafakasını üzerine alarak derslerine düzenli şekilde devam etmesini sağlamıştır. Bu rivayetten, Ebu Yusuf'un henüz öğrenim hayatını tamamlamadan evlendiği anlaşılmaktadır. Muvaftak b. Ahmed el-Mekki, Bezzazi', Takıyyüddin et-Temimi, Zeynüddin İbn Nüceym. M. Zahid Kevseri gibi müellifler tarafından nakledilen ve Ebu Hanife'nin Ebu Yusuf'a yaptığı söylenen tavsiyeler arasında öğrenim hayatını tamamlayıp iyi bir iş sahibi olmadan evlenmeme, evliliğin ilim öğrenmeye büyük bir engel teşkil ettiği hususları da yer almaktadır. Bu bilgi ilk bakışta Ebu Yusuf'un talebeliği sırasında evlendiğine dair yukarıdaki rivayetle çelişiyorsa da bu tür vasiyetnamelerin genel hayat tecrübelerine dayanan tesbitlere yer verdiği, bu sebeple aslında gelecek nesillere öğütte bulunmayı hedeflediği de söylenebilir. Ebu Yusuf Kufe'de çok sayıda âlimden ders aldı. En önemli hocası Ebu Hanife olmakla birlikte İbn Ebi Leyla, Ebu İshak eş-Şeybani, Süleyman et-Temimi, A'meş, Hişam b. Urve, Muhammed b. Yesar, Hasan b. Dinar ve İsmail b. Ümeyye gibi âlimlerin de onun yetişmesinde önemli payları vardır. Hadis ilminde en büyük hocası ise Husayn b. Abdurrahman'dır.
    Ebu Yüsuf, devrinin ilmi geleneğine uyarak belli temel dersleri aldıktan ve özellikle hadis tahsil ettikten sonra fıkıh öğrenimine yöneldi; bu amaçla İbn Ebu Leyla'nın derslerine devam etmeye başladı. Dokuz yıl boyunca ondan yargılama hukuku (kaza) ve fıkıh okudu, ardından Ebu Hanife'nin ders halkasına katıldı. Bu ayrılışın sebebi olarak muhtelif hadiseler gösterilmekteyse de içlerinde en makul olanı, çeşitli vesilelerle hakkında bilgi sahibi olduğu Ebu Hanife'nin fıkıh metodunun kendisine daha uygun gelmesidir. Hocasının vefatına kadar yaklaşık on yedi yıl onun derslerine devam eden Ebu Yusuf, bu süre içinde Kufe'ye gelen İbn İshak'tan bir ay kadar megazi dersi alması gibi kısa süreli bazı kesintiler dışında Ebu Hanife'nin derslerine hiç ara vermemiştir. Bu sırada hadis öğrenimini de ihmal etmemiş, fırsat buldukça hadis meclislerine devam ederek buralarda dinlediği hadisleri Ebu Hanife'nin ders halkasında müzakereye açmış, bu sayede hadisçilerin görüş ve temayüllerinin de tartışılıp değerlendirilmesine imkân hazırlamıştır. Bu meclislerde birçok hadis üstadı yanında Haccac b. Ertat ile de tanışan Ebu Yusuf'un kuvvetli bir hafızaya sahip olması sebebiyle hadisçiler tarafından da takdirle karşılandığı, fıkıh ilminde olduğu gibi hadis ilminde de derinleştiği ve ehl-i re'y içinde hadisi alınabilen en güvenilir kişi olarak tanındığı belirtilir.
    Hocası Ebü Hanife'nin vefatından sonra (150/767) kadılık görevine başlayıncaya kadar yaklaşık on beş yıl süre ile Ebu Yusuf'un ne işle meşgul olduğu tam olarak bilinmemektedir. Hocasının yerine bir diğer talebesi olan Züfer b. Hüzeyl'in geçmesiyle hiç değilse bunun vefatına kadar (ö. 158/775) geçen süre içinde o halkada ders verme imkânını bulamadığı anlaşılmaktadır. Kufe Camii'nde özel bir ders halkası açıp açmadığı, geçimini temin etmek için ne işle uğraştığı gibi hususlarda da bilgi bulunmamaktadır.
    Ebu Yusuf, geçim sıkıntısı sebebiyle Abbasi Halifesi Mehdi- Billah zamanında (775-785) ailesiyle birlikte Bağdat'a yerleşti. Burada halife ile tanıştı ve bazı kaynaklarda kaydedildiğine göre 166 (782) yılında kadılık görevine getirildi. Daha sonra Cürcan'a vali tayin edilen veliaht Musa el-Hadi ile oraya giden Ebu Yusuf'un yerine oğlu Yusuf kadı olarak tayin edilmiş, bu süre içinde aralarında birçok kazai yazışmalar olmuştur. Mehdinin vefatı üzerine halife olarak Bağdat'a gelen Hadi ile birlikte Ebu Yusuf da Bağdat'a döndü ve kadılık görevine devam etti. Halife Harunürreşid de onu görevinde bırakmış ve ilk defa onun zamanında (786-809) "kadı'l-kudat"lık kurumu oluşturularak yargılama hukukunda ve uygulamada birliğin sağlanması yönünde önemli bir adım atılmış. Ebu Yüsuf da İslam yargı tarihinin ilk kadı'l-kudatı unvanını almıştır. Hatta Abbasi hilafetine bağlı bütün bölgelerdeki kadıları tayin ve azletme yetkisine sahip olduğu için "kadi kudati'd-dünya" diye anılmıştır, Makrizi'nin ifadesine göre Ebu Yusuf'un bu makama gelmesinden sonra Irak, Horasan, Şam ve Mısır bölgelerinde onun onayı olmaksızın kadı tayin edilmemiştir. Hayatının sonuna kadar bu görevde kalan Ebu Yusuf, yakın arkadaşı Bişr b. Velid el-Kindi'nin kaydettiğine göre 5 Rebiülevvel 182 (26 Nisan 798) tarihinde altmış dokuz yaşında Bağdat'ta vefat etti. Seksen dokuz yaşında vefat ettiği şeklindeki rivayetlerin zayıf bulunması yanında 172 (788) veya 181 (797) yılında yahut rebrülahir ayında vefat ettiğine dair rivayetlerin de tabakat âlimleri arasında pek kabul görmediği bilinmektedir. Cenaze namazını bizzat kıldıran Harünürreşid, namazdan sonra cenazenin önünde yürümüş ve onu kendi aile kabristanına defnettirmiştir. Kabri Bağdat'ın Kazımiye bölgesinde. Kazımeyn Türbesi'ne bitişik olan ve kendi adıyla anılan caminin yanındadır.



  2. 2
    AYKIZ
    Bayan Üye

    Cevap: EBU YUSUF [Ebu Hanife'nin önde gelen talebesi, müctehid hukukçu ve ilk kadı'l-kudat]

    Reklam



    aslına tanımlanmış konu başlığında Ebu Hanifenin önde gelen talebelridnen biridir , Ebu Yusuf Yakub İbn-i İbrahim-i Ensari Hanefi fıkıh ve hadis bilginidir . Kküfe şehri doğumludur







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi