BİRÛNİ (Astronomi, matematik, fizik, tıp, coğrafya, tarih ve dinler tarihi başta olmak üzere çeşitli alanlarda önemli eserler veren, Türk - İslam ve dünya tarihinin en tanınm)

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Sahabeler ve Alimler Bölümünden BİRÛNİ (Astronomi, matematik, fizik, tıp, coğrafya, tarih ve dinler tarihi başta olmak üzere çeşitli alanlarda önemli eserler veren, Türk - İslam ve dünya tarihinin en tanınm) ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    mumsema
    Özel Üye
    Reklam

    BİRÛNİ (Astronomi, matematik, fizik, tıp, coğrafya, tarih ve dinler tarihi başta olmak üzere çeşitli alanlarda önemli eserler veren, Türk - İslam ve dünya tarihinin en tanınm)

    Reklam



    BİRÛNİ (Astronomi, matematik, fizik, tıp, coğrafya, tarih ve dinler tarihi başta olmak üzere çeşitli alanlarda önemli eserler veren, Türk - İslam ve dünya tarihinin en tanınm)

    Forum Alev
    BİRÛNİ
    Astronomi, matematik, fizik, tıp, coğrafya, tarih ve dinler tarihi başta olmak üzere çeşitli alanlarda önemli eserler veren, Türk - İslam ve dünya tarihinin en tanınmış ilim adamlarından biri
    Ebu'r-Reyhan Muhammed b. Ahmed el-Birûni. 3 Zilhicce 362 (4 Eylül 973) tarihinde Harizm'in merkezi Kâs'ta doğdu. Ceyhun nehrinin aşağı kısmında yer alan bu şehir o dönemde Harizm adıyla da anıldığından Birûni el-Harizmi nisbesiyle de bilinmektedir. Ancak kendisinden önce yaşamış olan ünlü matematikçi Harizmi (Muhammed b. Musa) ile karıştırılmaması için kaynaklarda Harizmi nisbesinden önce mutlaka Birûni nisbesi de zikredilmiştir.
    Birûni'nin mevcut eserlerinin hiçbirinde kendi milliyeti hakkında herhangi bir açıklamaya rastlanmamaktadır, Harizm bölgesinde Fars, Türk ve Soğd unsurların birlikte bulunması bu konuda tahminde bulunmayı güçleştirmekle birlikte yapılan araştırmalar Türk olduğu ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Her şeyden önce Birûni yi. Arap veya Fars ırkı hakkında yazdıklarından herhangi birine dayanarak Arap veya İranlı yahut daha da öteye giderek İran milliyetçisi sayan görüşler mesnetsizdir. Çünkü Birûni'nin her iki ırk için de lehte ve aleyhte değerlendirmeleri vardır. Ayrıca Arapça ve Farsçanın kendi ana dili olmadığını belirtmektedir Ana dilinin Soğdca olması ihtimali de zayıftır; çünkü araştırmalar Soğdca'nın o dönemde bir kültür ve medeniyet dili olduğunu ortaya koymuştur, Hâlbuki Birûni kendi ana dilinin bir ilim dili olmadığını hayıflanarak söylemektedir. Eserlerindeki Arapçanın kullanımında rastlanan gariplikler Peçenekçenin tesirine bağlanabileceği gibi sık sık Peçenek söyleyişiyle Türkçe kelimeler kullanılması da Türk asıllı olduğu ihtimalini kuvvetlendirmektedir, Bundan başka Birûni'nin henüz çocukken Kas'ta saraya ilaç getiren ihtiyar bir Türkmen'le karşılaştığını bildirmesi onun Türkçe bildiğinin ve Türk olduğunun önemli işaretleridir.
    Birûni'nin ailesi, soyu ve milliyeti hakkındaki belirsizliğe karşılık onun çocukluğundan beri araştırmacı bir ruha sahip olduğu, çeşitli konuları öğrenmek için aşırı bir istek duyduğu bilinmektedir. Esasen bu bilgin, ailesi, soyu ve milliyet hakkında fazla açıklamada bulunma gereksiz görmüş, ancak kendi şahsi hayatı ve entelektüel serüveniyle ilgili ayrıntılardan sık sık söz etmiştir.
    Birûni'nin "gölgelerinde nimetlendiğini" söylediği Afrigoğulları'ndan Harizmşahlar'ın himayesine ne şekilde girdiği bilinmemektedir. Ancak kendisinin, daha çocukken saraya ilaç getiren bir Türkmen'in başına gelenlere bizzat şahit olduğuna dair ifadeleri, küçük denebilecek bir yaşta Harizmşahlar'ın himayesine girdiğini ve saray terbiyesiyle yetiştiğini göstermektedir. Özellikle bu sülaleden tanınma âlim ve matematikçi Ebu Nasr İbn Irak onun ilmi hayata iyi bir başlangıç yapmasını temin eden önemli bir simadır Başkası için kullanmadığı "üstadım" sözünü bu hocası için kullanan Birûni, ondan Öklit geometrisiyle Batlamyus astronomisini okudu. Irak ailesinin ve bu aile ye mensup Mansur'un Birûni'nin eğitimine özel bir ihtimam gösterdiği ve onur yetişmesi için çeşitli imkânları seferber ettiği anlaşılmaktadır. İbn Irak dışında Abdüssamed b. Abdüssamed el-Hakim'den de dersler alan Birûni'nin uzun süreli bir öğrenim hayatı olmadığı daha çok kendi kendini yetiştirdiği bilinmektedir. Bu husus, onun sahip olduğu araştırma ruhu ve ilmi tecessüsün yanı sıra erken yaşlarda eser vermiş olmasından da çıkarılabilir. Nitekim ilk rasadını 380 de (990) yaptığına göre
    daha on yedi yaşında iken ilmi çalışmasını verimli bir noktaya ulaştırabilmiş demektir. Bu rasatlar sırasında güneşe bakmaktan gözlerinin rahatsızlanması ve rasatlarını güneşin sudaki aksine bakarak sürdürmesinden de sahip olduğu azim ve hırsın derecesini anlamak. Yine aynı yaşlarda yarım derecelik bölümlere ayrılmış bir çember ile Kas boylamından güneşin yüksekliğini ölçerek şehrin enlem derecesini hesaplamıştır. Yirmi iki yaşında iken de bir gözlemler ve ölçmeler dizisi planlamış, diğer bazı gereçlerin yanı 'sıra çapı 8 m. olan bir astronomik çember hazırlamıştır.
    Fakat Birûni'nin bu huzurlu devresi uzun sürmemiştir. Yirmi iki yaşına henüz girmiş ve Harizm sarayında mevki sahibi olmuş bu genç ilim adamı için siyasi iktidarın el değiştirmesiyle sıkıntılı bir dönem başlayacaktır. 995 yılında Ceyhun nehrinin öte yakasında bulunan Me'müniler'in Kas'a saldırıp Harizmşahlar'ı tarihten silmeleri ve Harizm idaresinin Gürgenç merkezli yeni bir siyasi iktidara bağlanması üzerine Birûni Kas'ı terk etti. Bundan sonra nereye gittiği konusunda kesin bilgi yoktur. Ancak bir süre Rey'de kaldığı ve bir yoksulluk dönemi yaşadığı bilinmektedir. Ayrıca Birûni Rey'de sürdürülen rasat çalışmalarından da bahsetmektedir. 0 dönemde Büveyhiler'in idaresinde bulunan Rey de hükümdar Fahrüddevle'nin emriyle Ebu Mahmud el-Hucendi (6. 390/1000) tarafından büyük bir sekstant yapılmış ve güneşin o boylama girişlerini gözetlemekte kullanılmıştı. Birûni, adını hükümdardan alan Fahri Sekstantı'nı tarif etmiş ve bizzat Hucendi'den elde ettiği bilgilere dayanarak yapılan rasatları Hikayetü'l - aleti'l-müsemmat bi's-südsi'l Fahri adlı risalesinde ayrıntılarıyla kaydetmiştir. Birûni Kas'ı 995'te terk ettiğine ve Hucendi 1000 yılında öldüğüne göre ikisinin Rey'de görüşmeleri herhalde şehri terk ediş tarihinden fazla uzak değildir. Onun 997 yılında Kas'a geri döndüğü kesindir. Nitekim Birûni, 24 Mayıs 997 tarihinde
    daha önce kararlaştırılmış bir randevu ile burada büyük İslam matematikçisi ve astronomu Ebü'l-Vefa el-Büzcani ile buluşmuş ve ikisi birlikte ay tutulmasını gözlemlemişlerdir. Bu arada Gilan şehrine de gitmiş olma ihtimali mevcuttur. Zira Kitabü Makalidi ilmi'l hey'e adlı eserini bu şehrin hükümdarı ya da valisi olan Merzüban b. Rüstem'e ithaf ettiği bilinmektedir. Ayrıca Birûni 1000 yılında bitirdiği el -Asârü'l - bâkıye adlı eserinde Gilan ispehbedinin huzurunda bulunduğundan bahsetmektedir
    Aynı yıl Birûni'nin Buhara'da da bulunduğu bilinmektedir. Kendisi, 997 yılında Samaniler'in tahtına geçen ve saltanatı yalnızca iki yıl süren II. Mansur'un sarayında himaye görmüştür. Hatta çok sonraları yazdığı bir şiirinde onun ilk hamisi olduğunu zikretmektedir. Bu arada 155 yıl boyunca Cürcan, Guan, Taberistan ve Kuhistan gibi yerleri hâkimiyetlerinde tutmuş olan Ziyariler'in hükümdan Kabüs b. Veşmgir Cürcan'dan sürülmüştü ve Horasan Emirliği'nin desteğiyle tahtına yeniden kavuşmak istiyordu. 998'de Cürcan'a geri döndüğünde beraberinde artık hizmetine girmiş olan Birûni'yi de getirmişti. Birûni'nin yeni hamisi Kabüs b. Veşmgir'den pek hoşlanmadığı, ancak ona karşı minnet duyguları beslediği bilinmektedir. Âlim ve edip bir kişi olan Kabüs Birûni'nin çalışmalarını desteklemiş, o da el-Asârü'l-bâkıye adlı eserini bu hüküm dara ithaf etmiştir. Eserinin çeşitli yerlerinde Kâbus'u övmüş ve lakap kabul etmediğinden ötürü onu takdir ettiğini belirtmiştir. Birûni'nin İbn Sina ile sorulu cevaplı tartışmaya bu dönemde girdiği sanılmaktadır.
    Birüni, Cürcan'da kendisine gösterdiği büyük ilgi ve tanıdığı imtiyazlara rağmen katı kalpli bulduğu Kabüs'u, Gürgenç'teki Me'müniler hanedanından Ebu'l-Hasan Ali b. Me'mün'un daveti üzerine 1009 yılında terk etti. Bu tarihi 1003 olarak gösteren bir görüş de vardır. Zira Birûni'nin, 1003 yılının 19 Şubat ve 14 Ağustosunda Cürcan'da iki defa gerçekleştirdiği ay tutulmasıyla ilgili gözlemlerinin üçüncüsünü ertesi yılın 4 Haziranında Gürgenç'te tekrarlamıştır. Buna göre 1003'te Cürcan'ı terketmiş ve Gürgenç'e yerleşmiş olması gerekir. Ancak onun üçüncü rasadını Gürgenç'te ikamete devam etmiş olmasının kesin delili saymak fazla iddialı olacaktır. Nitekim 997'de Kas'a tekrar dönüp Ebü'l-Vefa el-Büzcani ile ortak rasat faaliyetlerini gerçekleştirmiş, fakat orada kalmamıştır.
    Birûni'nin Kabüs'tan sonraki yeni hamileri olan Me'müniler de gerçekte Samaniler'e vergi ödeyen bağımlı bir tahtın temsilcileriydi. Onların yıkılmasından sonra Gazneliler'in hâkimiyeti alanına girmişler, ancak yine de yarı bağımsız kalabilmişlerdir. Bu sülaleden Ebü'l-Hasan Ali'nin yakın desteğini kazanan ve ölümünden sonra kardeşi Harizmşah Ebü'lAbbas Me'mün b. Me'mün'un himayesine giren Birûni onun kendisini üne ve refaha kavuşturduğunu kaydetmektedir. Şahsı için Ebu'l-Abbas'ın sarayında bir daire tahsis edilen bilgin aynı zamanda bir müşavir olarak da çalıştı. Kendisine sağlanan siyasi ve ilmi imkanlar sayesinde araştırmalarını Cürcan'da olduğundan daha verimli olarak sürdürme imkanı buldu. Onun bizzat yaptığı ve 'Şahin Çemberi" adını verdiği astronomi aletini Ebü'l-Abbas'a ithaf etmesi, hükümdara karşı duyduğu minnet duygusunun bir ifadesidir.
    (İslam'da Bilim Ve Teknoloji Tarihi, Doç. Dr. M. BAYRAKTAR,124-125/142-144) (Tdv.İslam Ans. 6/206-208)




  2. 2
    AYKIZ
    Bayan Üye

    Cevap: BİRÛNİ (Astronomi, matematik, fizik, tıp, coğrafya, tarih ve dinler tarihi başta olmak üzere çeşitli alanlarda önemli eserler veren, Türk - İsl

    Reklam



    kısaca bruni diyeceğimiz , Fars kökenli Müslüman bilgindir . Tam adı Ebu Reyhan Muhammed bin Ahmed el-Birûnî dir.Gökbilim, matematik, doğa bilimleri, coğrafya ve tarih alanındaki çalışmalarıyla tanınmaktadır Batı dillerinde adı Alberuni veya Aliboron olarak geçer.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi