Panik Atak Nasıl Tedavi Edilir - panik atak ilaçla tedavi edilir mi

+ Yorum Gönder
Sağlık ve Sağlık-Genel Bölümünden Panik Atak Nasıl Tedavi Edilir - panik atak ilaçla tedavi edilir mi ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Hozukcan
    Emekli
    Reklam

    Panik Atak Nasıl Tedavi Edilir - panik atak ilaçla tedavi edilir mi

    Reklam



    Panik Atak Nasıl Tedavi Edilir - panik atak ilaçla tedavi edilir mi

    Forum Alev
    Panik atak yaşıyorsanız, hem ilaç hem de terapinin beraber yapıldığı bir tedaviyle iyileşebilirsiniz.
    Panik atak nasıl tedavi edilir?
    Panik atak, herhangi bir neden olmadan ortaya çıkan, özellikle kalbin hızlı çarpması, nefes alamama, boğazda tıkanıklık hissi, kontrolü yitirme ve ölüm korkularının eşlik ettiği panik nöbetleridir.

    Panik atak, tedavi edilmediğinde beraberinde depresyon gibi başka psikiyatrik hastalıkları da doğurur.

    Anadolu Sağlık Merkezi’nden Psikiyatrist Dr. F. Tuna Burgut, toplumun büyük bir kısmını ilgilendiren panik atak ile ilgili şöyle bilgi veriyor:

    Panik atak, aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleri olarak tanımlanır.

    Panik atak hastası neler yaşar?
    Panik atak geçiren bir insanın hayatı dramatik olarak değişir. Hasta kontrolünü kaybettiği, ölmek üzere olduğu, yada aklını kaçırmak üzere olduğunu hisseder. Panik atak vücutta hızlı ve complex değişikliklere sebep olur. Panik atağın o anda sebep olduğu bir çok organ fonksiyonundaki değişiklik, geçirilen bir kaza ya da ağır bir zehirlenmedeki değişikliklerden daha fazla bile olabilir. Panik atak kesinlikle bir hastalıktır ve tedavi gerektirir.

    Ara ara gelişen bir durum olmasına rağmen tedavi edilmediğinde ‘atak’ların sıklığı artabilir ve beraberinde depresyon gibi, genel endişe halleri gibi başka psikiyatrik hastalıklara sebep olur. Hastalar ataklar arasında gergin ve huzursuz olurlar ve her an yeni bir atak gelişebilir korkusuyla bir genel endişe durumu geliştirir ki buna ‘beklenti anksiyetesi’ adı verilir. Hasta evden çıkamamaya, yalnız kalamamaya başlar ve hayatı felç olur.

    Panik atak neden oluyor?
    Panik atakların nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte genetik etkileşimin olduğu düşünülür. Panik ataklar kadınlarda erkeklerde olduğundan iki kat daha fazla görülür. Toplumda her 100 kişiden 3-4 kişi ya panik atak hastalığı geçirmiş ya da halen bu hastalığı yaşamaktadır. Panik atak psikiyatristlerin gördüğü en sık hastalık gruplarındadır nitekim depresyondan bile daha sık görülen bir durumdur fakat ne yazık ki hastaların tedavisi için en geç başvurduğu hastalıklardan da biridir.

    Hastanın ilk önce teşhisi konulmalıdır
    Panik atak hastaları ilk önce genelde hastanelerin acil servislerine göğüs ağrısı, nefes alamama gibi şikayetlerle gittikleri için, bir çok tıbbi testlerden geçerler. Kalp, akciğer ile ilgili vs ‘medikal’ bir hastalık olmadığını anlayan hekimler hastayı taburcu ederler ve hasta bir sonraki nöbette kadar tedavi aramazlar. Fakat panik hastalarının çektiği acı ve güçlük düşünüldüğünde, panik ataklarının da kesinlikle ‘acil’ bir durum olduğu ve hemen teşhis edilip doğru tedaviye yönlendirmenin visal olduğu anlaşılmalıdır. Bu açıdan hem doktorları hem de hastaları psikiyatrik hastalıklar açıdan eğitmek büyük önem taşır. Hastanın ailesinin de hem hastayı anlayabilmesi, hem de tedavi sürecinde destek verebilmesi acısından eğitilmesi önemlidir.

    Panik bozukluğu tedavisi mümkün bir hastalıktır
    Bu ilaç tedavisi ya da psikoterapi olmak üzere iki büyük başlık altında toplanabilir. En iyi tedavi hem ilaç, hem de terapinin beraber yapıldığı bir tedavi sürecidir. Bunun yanında gevşeme egzersizlerinin de hastaya öğretilmesinde fayda vardır. Panik atakları sırasında ilaç kullanımın pek faydası olmaz. Doğru ilaç seçimi, uygun süre ve dozların kullanımı atakların tekrarlanmasını önler. Terapi yöntemleri de ataklara sebep olan duyguları ve düşünceleri inceleyerek uzun vadede panik atakları azaltır veya tamamen ortadan kaldırır.

    Stres ve endişeden uzak duralım
    Hayatımızdaki stresin yükünun, vücudumuzun strese karsı reaksiyonunun, erişkin hayat şeklimizin, çocukluğumuzda büyüdüğümüz çevrenin, genetik faktörlerin ve düşünme patenlerimizin hepsi, hayatta endişe ve panik bozukluklarına ne kadar yatkın olup olmadığımıza belirleyici rolleri vardır.

    Bunlar arasında genetik faktörlerimizi ve çocukluğumuzdaki travmaları değiştiremiyeceğimize göre, erişkin hayattaki hayat şeklimizi, düşünce patenimizi, altına girdiğimiz stresi ve vücudumuzun direncini üzerinde durmalıyız. Hayatımızda bize kısa ve uzun vadede strese sokan faktörleri belirlemekte fayda var ve bunları yine kısa ve uzun vadede tamamen değiştiremezsek de hafifletme yolları aranmalıdır.

    Yaşam şeklimizi düzenleyelim
    Bunun yanında vücudumuzun strese olan reaksiyonunu azaltmak ve direncini arttırmak amacıyla günlük egzersiz, dengeli beslenme ve uyku çok önemlidir. Günlük relaxasyon egzersizleri, nefes alıp verme egzersizleri, yoga ve benzeri bir çok fiziksel rahatlama şekilleri vardır ki kişinin deneyerek kendisine en uygun olanı seçebilir.

    Düşünce patenlerimizi öğrenmek ve gerektirdiğinde değiştirmek,
    olgunlaştırmak da anksiyeteye olan yatkınlığımızı azaltmaktaki en önemli faktörlerden biridir. Düşünce seklimizi belirleyen bir çok faktör vardır ki değiştirmek hemen ve kolay bir is değildir. Nitekim aldığımız eğitimimizin, çocukluğumuzda büyüdüğümüz çevrenin ve hatta miras edindiğimiz genetiğimizin bunda etkisi vardır.

    Psikoterapi kendimizi daha iyi tanımamıza, düşünce şekilerimizin daha farkında olmamıza ve bizi anksiyete ve panik hastalıklarına yol açan ikilemlere ve düşünme şekillerine ulaşmamıza yardımcı olur




  2. 2
    makaskterh
    Yeni Üye

    --->: Panik Atak Nasıl Tedavi Edilir - panik atak ilaçla tedavi edilir mi

    Reklam



    ================================================== ==
    "5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun ilgili maddeleri gereğince özellikle bu yazının hakları saklı olup, telif hakkı içeren bütün içeriği izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz. Fakat paylaşılacaksa manyetikdunyamiz.com adresi ile Dr.F.Efser GÖKÇEN'e ait olduğunu belirtir bir dip notuyla hiç bir değişiklik yapılmaksızın yayınlanmasında herhangi bir mahzur bulunmamaktadır.
    ================================================== ===

    EN SIK GÖRÜLEN PANİK ATAK ŞEKİLLERİ
    Toplumun yabancılaşması problemi kendini yalnız hisseden bireyin problemlerinin artması demektir. Bu sebepten toplumda görülen panik atak ve depresyon vakalarında ciddi şekilde artışlar olmuştur. Maalesef her hastalık için koruyucu tedbirler alınırken, bu tür hastalıkların artması ve derinleşmesi için gereken fazlası ile yapılmaktadır. Çünkü sigara içenlerde tozlu yerlerde kalanlarda, hatta gribal enfeksiyonlarda, korunma amacıyla korkunç paralar harcanırken, ne hikmetse psikiyatrik bozuklukların koruyucu hekimliğine, çocuk yetiştirmedeki canice uygulamalara hala devam edilmektedir.
    Toplumda, insanların yabancılaşmasının temel sebebi sevgi ve dostluk unsurunun yok edilmesidir. İnsanlar din afyondur denilerek en zaruri inanma ihtiyacı yok edilmiştir. Çünkü sevgi dinden gelir. Hiçbir kurum, hiçbir müessese sevgiyi işleyemez anlatamaz. Sevgi çocukluktan gelir. O ise büyüğün küçüğünü sevmesi şeklinde olur. Büyük olan yönetici olan; paranoya, kuşku ve düşmanlık hisleri ile hareket ederse, kendinden alttakilerini ezer. Dolayısıyla daha sonra kendinden alttakilere ezilmişliği ve ezmeyi anlatacaktır. Amir ve yönetici konumundaki kişi , ezildi ise, kendinden altındakini ezer. Bu kuraldır. Ondan dolayı yöneticinin insan gibi insan olması birleştirici ve insanı seven yapıda olması gerekir. Anlatılan şeyler toplum yabancılaşmasını önlemek amacındadır.
    Aile bütünlüğü psikiyatride çok önemlidir. Anne baba çocuğa ortak mesaj verirken ayrıca mutlaka sevgi vermelidir. Evde devamlı kavga anarşi varsa , o ortamda büyüyen çocuğa sevgi nasıl verilir. Çocuk kendi başına büyürken sevgi ve dostluk arayışını tv ve bilgisayar gibi sanal ortamlarda arayacaktır. Duyguların yerine koyacak bir şey bulamazsanız, onu sanal gerçek olmayan şeylerle doldurmaya çalışırsınız. İşte çocuk bunu yapacaktır.
    Büyüyen çocuk daha sonraki yaşamında çeşitli problemler yaşar. Çözüm için önceki denemelerini kullanmak istediğinde duygu ve dostluk anlamında gerek duyduğu şeyi bulamaz. Bulamadığında, en yakın çözümü arar. Ancak erkekler yapı gereği biraz daha dışarı hayatına yönlenirler. Ancak evden çıktıklarında duyguyu bulacakları yer yoktur. İçki ve uyuşturucu bağımlılığı veya sigara burada bir kaçış olarak görülür. Kişilik yapısına göre, kadınların kendisini devamlı soyduğunu kazık attığını düşünen anne sevgisinden mahrum büyümüş erkek, kadınlardan öç almak için çapkınlık yapmaya başlar. Aradığını kadınlarda bulamayan erkek, bu kez herkesi düşman görmeye başlar. Kadın ise genelde ev kadını ise yemek yeme alışkanlığı ve orada tatmin olma isteği ile şişmanlamaya başlar. Erkeklerde de şişmanlayarak olaylardan kaçış görülebilir. Batı toplumlarında ve son yıllarda ülkemizde kadın da erkek gibi dışarı hayata yönlenmiştir.
    Alkol, uyuşturucu, kadın ve görülen diğer olumsuzlukların temelinde yalnızlık ve sevgisizlik yatmaktadır. Sevgi olmadan kişinin temel güvenlik duygusunu oturtması mümkün değildir. Genelde piyasada Erich Fromm un temel güvenli duygusu açılımı sevgi duygusu işlenmediği için yanlıştır. Daha önceki yazılarımızda hep belirttik, batı literatüründe sevginin adı sekstir. Bunu dışında sevgiyi anlamazlar. Anlamadıkları şeyi ise anlatamazlar. İnsan sevgisini bilmedikleri gibi, seks için gerekli sevgiyi de bilmezler. O sebeple cinsellikte fantazileri ve uç boyutta arayışları hiç bitmez. Öyle olduğu halde kendilerini rezil ederler. Ama bir şey anlayıp doyuma , huzura, rahatlığa ulaşamazlar.
    Şimdi bu yapıdaki toplumda kalan, amir memur ilişkisini düşünelim; amir kendinden alttakine devamlı aşağılayıcı eleştirisel bir yapıda sevgisiz yaklaşımda bulunuyor. Sanki karşısında potansiyel suçlu mantığı gütmekte iken, alttaki memurun verimli çalışması nasıl mümkün olacaktır. Çünkü amir memuruna ters davrandığında , düşmanca sevgisiz konuştuğunda, memurun ona karşı sevgi ve muhabbet beslemesi olamaz. Böyle yaklaşımlı işyerinde memur, devamlı eleştirisel yaklaşımda bulunacağını düşünerek gardını almış bir şekilde, başına her an büyük bir olay geleceği şeklinde sıkıntıya girer. İnsanda anksiyete denilen sıkıntı hali, defolu olan yerden patlama sebebidir. Bunu şu şekilde açıklayabiliriz; bir kumaş düşünelim, üretim sırasında bazı bölgelerde iplik dokunuşu hatalı , o kumaş herhangi bir sebeple çekiştirilirse , hatalı bölge yırtılır. İnsanda aynen böyledir. Hata, şekline ve sıkıntıya göre panik atak, psikoz denilen akıl hastalığı , OKB rahatsızlığı veya konversiyon bozukluğu gelişir. Başında zebellah gibi duran bir amir, ne zaman nerede nasıl saldıracağı hazır şekilde beklemektedir. Çalışanın rahat ve huzurlu olarak çalışması mümkün olmadığından sıkıntısını boğuluyorum, ölüyorum, kalbim çarpıyor, idrar ihtiyacım geldi, sık tuvalete gitmem gerekti gibi yaklaşımlarda bulunarak ifade eder. Bu tablonun genel ismi zaten panik ataktır. Panik atakta ki kişinin düzgün bir şekilde üretici olması, insanlar ile ilgilenebilmesi mümkün olamayacaktır. İnsanların dostluk ve sevgi ile birbirini kucaklayıp, arada problem olduğunda ya kendileri problemi okuyup söyleyerek, yâda sözü geçen birisinin yardım ve desteğine başvurarak olayı çözüme ulaştırır. Günler boyu gerginliğe uğramamış insan zorlanmadığı için ruhsal ve diğer organik rahatsızlıkların görülmesi azalacaktır.
    Daha önce hep belli bir işi yapan ve fakat birileri tarafından izlenmekte olan birisinin sıkıntıya girip, sanki hata işleyecekmiş endişesine kapılıp daha sonra aynı işi yüzlerce kez yaptığı halde, paniklemesi olur. Bu kişinin bazıları tarafından eleştirisel yaklaşımda bulunmaları dolayısıyla , tekrar eleştiri alma ve rezil olma korkusu hadiseyi daha da çıkmaza sokmaktadır. İnsanın üzerinden bu yükümlülüğü atması ve rahatlaması gerekir, aksi takdirde işi düzgü çıkarması mümkün olmayacaktır. Amirleri tarafından sıkıntıya sokulan memur, yaptığı hareketten memnun kalmasa da, ya kendine yönelip panik atak veya depresyon nöbetine girecektir, ya da saldırgan davranış biçimi ile , suçu başkalarına yönlendirecektir. Sıkıntının bedene yönelmesi ve aşırı derecede yüklenme kanser ve kronik hastalıklar dahil, her türlü hastalığa kapı açacaktır.
    Başka bir şekilde radyo veya TV gibi basın yayın organlarında, topluma karşı konuşma mecburiyetinde, insanlar panik atağa girebilir. Bu halde temel problem, toplum fertlerinin ayıplanma korkusudur. Bu sebeple insanlar insan içine çıkamaz olurlar. Çünkü problemi , sanki tüm dünya fark edip kendi üstüne gelecekmiş gibi hisseder. Hastalarda genelde çarpıntı , konuşma bozukluğu , terleme yerinde duramama , devamlı idrara çıkma , hatta çok ağır vakalarda altına kaçırma , görülebilen durumlardır. Hastalarda kekemelikte görülebilmektedir. Görülen panik belirtileri zaten toplumdan kaçan insan için daha fazla sosyal olarak toplumdan kaçmayı ve başka şeyler ile ilgilenmeyi gerektirir. Arkasından toplum içinde başarı grafiği giderek düşer. Panik ataklı kişinin ; sinir sisteminde aktif ve baskın olan sempatik sistemdir. Bu sistemin aşırı çalışması çarpıntı, terleme , yerinde duramama , fazla idrar gibi belirtileri çok rahat açıklamaktadır. Ancak ölüm korkusunu , ölümü yaşamamış birisi olarak açıklamak mümkün değildir. Öğrenme yaş grubunda, kişinin çok fazla panik olması öğrenmeyi bozmaktadır. Öğrencilerin öğrenme kalitelerinin düşmesi, geleceklerini etkilemektedir. Çünkü hafızalanmada ana belleğe bilgi depolanması işi REM fazı sırasında olmaktadır. Uykuya hiç doğru olarak giremeyen insan bellek konusunda, sıkıntılar çekecek demektir. Dolayısıyla, ciddi anlamda öğrenme bozulur hasta sanki geri zekalı gibi davranmaya başlar. Bu duruma yalancı debilite denmektedir.
    Panik atakta ve sosyal fobili hastaların çeşitli yerlerde sıkıntı duyarken, mesela mezarlıkta sabaha kadar dolaşabilirler. Bu ise tamamen tersine bir durumdum olarak görülse de öyle değildir. Kişi toplumun baskısından kurtulmak , insanların eleştirisinden kurtulmak için bu harekette bulunmaktadır. Aslında toplum ve mahalle baskısı olarak nitelendirilen davranış yapısı, insana verilen hakketmediği üst değer dolayısıyla olur. Eğer yaratıcının üst değerini insanlara yüklerseniz, her insan sanki yaratıcı gibi algılanırsa, toplum düzeni bozulmuş demektir. Sosyolojik anlamda insanların kendi kendilerini yönetmelerinde gizli olarak tanrılaşma yapılmaktadır. Para ve iktidar sahipleri bu gerekçe ile tanrılık sevdasına girerler. Tanrılık sevdasında olan her şeyi ben yarattım diyen insan belki panik ataktan çıkıp başka bir çukura girer.
    Netice olarak panik atak görülme şekilleri farklı olsa da ; bilinç altı diye bilmeden nitelendirilen duygusal yaşamın , ruhsal yapının olumsuz şekillerde davranış biçimleri ile hırpalanması ile oluştuğu gerçeğini değiştirmez.
    Saygılarımla.








    Dr. Efser Gökçen



    ================================================== =
    "5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun ilgili maddeleri gereğince özellikle bu yazının hakları saklı olup, telif hakkı içeren bütün içeriği izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz. Fakat paylaşılacaksa manyetikdunyamiz.com adresi ile Dr.F.Efser GÖKÇEN'e ait olduğunu belirtir bir dip notuyla hiç bir değişiklik yapılmaksızın yayınlanmasında herhangi bir mahzur bulunmamaktadır.
    ================================================== ===








+ Yorum Gönder
panik atak tedavi edilir mi,  panik atak tamamen tedavi edilirmi,  panik atak ilaçla tedavi edilirmi,  panik atak tedavi edilebilir mi,  panik atak tedavi edilirmi
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi