Reflü,Tanısı,Tedavisi

+ Yorum Gönder
Sağlık ve Sağlık-Genel Bölümünden Reflü,Tanısı,Tedavisi ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    GüllereVurgun
    Usta Üye
    Reklam

    Reflü,Tanısı,Tedavisi

    Reklam



    Reflü,Tanısı,Tedavisi

    Forum Alev
    REFLÜ OLDUKÇA YAYGIN BİR HASTALIKTIR. TOPLUMDA HEMEN HEMEN HER BEŞ KİŞİDEN BİRİ ZAMAN ZAMAN REFLÜYE BAĞLI BELİRTİLERDEN BİR VEYA BİRKAÇINI HİSSETMEKTEDİR. REFLÜ ASİTLİ MİDE İÇERİĞİNİN YEMEK BORUSUNA GERİ KAÇMASINA BAĞLIDIR.

    Moda bir hastalık olan reflü ilk olarak 1988 yılında Porto’da yapılan Birinci Dünya Ses Kongresinde tanımlandı. Uzun yıllardır varolması gereken bu hastalığın tanınmaması nedeni ile kulak burun boğazcılar pek çok şeyin tedavisinde geç kalmak zorunda kaldılar.

    REFLÜ YEMEK BORUSU İLE MİDE ARASINDAKİ KASLARIN GÖREVİNDE BOZULMA SONUCUNDA ORTAYA ÇIKAN, MİDEDEKİ ASİTİN VE GIDALARIN HAZMEDİLMESİNİ SAĞLAYAN BİR MADDE OLAN PEPSİNİN MİDEDEN YUKARI DOĞRU YEMEK BORUSUNA VE BOĞAZA YÜKSELMESİ VE BU BÖLGELERDE TAHRİŞE NEDEN OLMASIDIR.

    Reflü hadisesi mide içeriğinin veya mide asitinin geriye yemek borusuna doğru kaçmasıdır. Bu normalde her zaman olan bir durum değildir. Yemek borusunun alt ucunda bir yüksek basınç sistemi vardır. Mide içeriğinin geriye kaçmasını engellemek amacı ile yapılmıştır. Diyafragma ve yemek borusunun alt ucundaki kas yapısı bu sistemi oluşturur. Bu sistemde oluşan anormallikler ve bizim mide fıtığı dediğimiz midenin göğüs boşluğuna doğru bir kaç santim yukarı doğru çıkması bu yapıyı bozar ve reflü hadisesini ortaya çıkartır.

    REFLÜ SADECE BOĞAZ İLE İLGİLİ ŞİKAYETLER İLE KENDİNİ GÖSTEREBİLİR ÇÜNKÜ YUTAK VE GIRTLAK ASİT SALGISINA YEMEK BORUSUNDAN DAHA HASSASTIR.

    Burada mide sindirim için son derece asidik bir ortama dirençli iken mideden uzaklaştıkça yemek borusu öncelikle ama sonra yutak ve gırtlak son derece asite hassas organlardır. Bu nedenle bir iltihap amili olmaksızın da sadece reflüye bağlı bu organlarda daha once açıklayamadığımız yangıların, reflünün ne olduğunu anladıktan sonra sebebini açıklayabildiğimiz gibi tedavisini de bulabildik.

    REFLÜ HASTALILIĞININ BULGULARININ KÖKENİNDE YEMEK BORUSUNUN UZUN BİR SÜRE FAZLA MİKTARDA MİDE ASİDİK İÇERİĞİ İLE TEMASI YATAR. MİDE ASİDİK İÇERİĞİNİN YEMEK BORUSU İLE UZUN SÜRELİ TEMASI YEMEK BORUSUNDA HASARA YOL AÇAR VE BU DA YANMA HİSSİNE SEBEP OLUR.

    Reflü hastalarının bir kısmında organik bir neden, en sık da mide fıtığı vardır. Midenin diyafragmadan geçerek akciğerin bulunduğu göğüs boşluğuna sarkmasına mide fıtığı diyoruz. Bu hastalarda tıbbi tedavi işe yaramadığı için cerrahi tedaviler son yıllarda da geliştirilmiş endoskopik cerrahi tedaviler başarıyla uygulanabilmektedir. Ama hastaların pek çoğunda neden başta stres olmak üzere alkol ve tütün tarafından da indiklenmiş bir stres olmak üzere midede anatomik bir bozukluk olmaksızın midenin üst kapağının yeterince çalışamama halidir.

    REFLÜNÜN EN ÖNEMLİ BELİRTİSİ GÖĞÜS KEMİĞİNİN ARKASINDA MİDEDEN AĞZA DOĞRU YAYILAN YANMA TARZINDA AĞRIDIR. BAZI KİŞİLERDE BU AĞRI KALP HASTALIKLARINDA ORTAYA ÇIKAN AĞRI ŞEKLİNDE DE OLABİLİR. HASTALAR ÇOĞUNLUKLA MİDEDEN AĞZA DOĞRU EKŞİ, TUZLU, YAKICI BİR SIVININ GELDİĞİNİ DE HİSSEDEBİLİRLER.

    Hastalarımızda, özellikle çok sık gördüğümüz mide asitinin geriye doğru kaçması ile beraber yanma tam göğüs, halkın iman tahtası dediği noktadaki yanma boyna doğru yayılır. Bu yemeklerden sonra daha sık olur ama hastalarımız gece de yanma şikayeti ile gelebiliyorlar. Beraberinde hasta eğilirken, özellikle ev hanımlarında daha çok görüyoruz, eğilirken, temizlik yaparken ağzına acı sular veya yediklerinin gelmesi. Çalışan bir kişi ise hareketlerle artar veya hareket olmadan da olabilir, ağızlarına asit geldiğini ifade ederler. Bazı hastalarda bunların hiçbiri olmayabilir ses kısıklığı, özellikle geceleri olan reflüye bağlı olarak ses kısıklığı, boğazda gıcıklaşma hissi en sık gördüğümüz şikayetler arasındadır.

    SES KISIKLIĞINA SEBEP OLAN HASTALIKLARIN BAŞINDA REFLÜ YER ALMAKTADIR YAPILAN ARAŞTIRMALARA GÖRE SES KISIKLIĞI NEDENLERİNİN YAKLAŞIK YÜZDE 64’Ü REFLÜ NEDENİ İLE OLUŞMAKTADIR.

    Burada önemli bir faktör reflünün gırtlağa kaçağı olduğu durumlarda çok sık ve uzun süreli ses kısıklıkları yapabilmesidir. Ses kısıklıkları, sigara kullanan hastalarda sigaraya bağlandığı için de gölgede kalıyor. Oysa eğer hastanın reflüsü tedavi edilebiliyor ise ses kısıklığı da, beraberinde nodül,polip gibi organik bir lezyon yok ise, başarı ile tedavi edilebiliyor.

    REFLÜNÜN BELİRTİLERİ TİPİKTİR VE TANIDA OLDUKÇA YARDIMCIDIR. HASTANIN VERECEĞİ İYİ BİR HASTALIK ÖYKÜSÜ TANININ KONMASINDA ÇOK ÖNEMLİDİR.

    Bazen sadece öykü ile teşhis koyabiliyoruz ve tedaviye başlayabiliyoruz. Bazen de beraberinde gastroskopi yapmak gerekebiliyor, reflü teşhisini doğrulamak için. Genç bir hastada yeni oluşan, bir kaç hafta içinde oluşan yanmalar bazen tedavi ile geçebilir ve bir daha devam etmeyebilir. Bu hastalara her zaman gastroskopi yapmaya gerek yoktur. Daha ilerlemiş yaşta hastalar ve yıllardır devam eden reflü şikayetleri varsa yemek borusunda ne gibi değişiklikler olduğunu görmek, ülser veya yaralar var mı, mide fıtığı oluşmuş mu bunu saptayabilmek için gastroskopi dediğimiz işlemi yapmakta fayda vardır.

    GASTROSKOPİ KÜÇÜK, IŞIKLI, KIVRILABİLEN BİR BORU İLE YEMEK BORUSU, MİDE VE ONİKİ PARMAK BARSAĞININ GÖZLE DİREKT OLARAK GÖZLENMESİDİR.

    Işlem sırasında hastalarımızın daha rahat olması için damardan ilaç veriyoruz, hastayı rahatlatıyoruz ve yaklaşık beş dakikalık bir sürede yemek borusunu inceliyoruz, yemek borusunda oluşan tahrişi belirliyoruz, mide fıtığı var mı bunu anlıyoruz eğer görünüm olarak hücre değişikliğini düşündüren bir görünüm varsa yemek borusundan ve gerekirse mideden biyopsi alabiliyoruz. Gastroskopi bize endoskopik olarak reflünün şiddetini göstermesi açısından ve reflünün oluşturduğu hasarı göstermesi açısından önemli olabiliyor. Fakat şunu tekrar belirtmek istiyorum, her hastada reflü şikayetleri var diye gastroskopi yapılmaması gerekiyor. Yeni başlayan, birkaç haftalık şikayetlerde, genç insanlarda hiç gastroskopi yapmadan teşhisi koyup tedaviye geçebiliyoruz.

    HASTADA REFLÜNÜN GIRTLAK VE BOĞAZLA İLGİLİ BELİRTİLERİNDEN BİRİ VARSA VE HASTA SİGARA İÇİYORSA BİR KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI UZMANINA MUAYENE OLMASI GEREKİR. MUAYENEDE DOKTOR GIRTLAĞI VE SES TELLERİNİ İNCELEYEREK ASİTİN NEDEN OLDUĞU TAHRİŞİ ARAYACAKTIR.

    Reflünün tanınması için, kulak burun boğaz açısından, hava yoluyla sindirim yolunun birleştiği kavşak olan ses tellerinin arkasındaki aritonit kıkırdaklara bakıyoruz ve bu kıkırdaktaki şişmenin düzeyine göre reflüyü üç aşamaya ayırıyoruz. Bu gırtlağı tutan reflüde son derece objektif kolay uygulanabilen bir yöntem. Yemek borusunu tutan reflüde ise biraz daha invazif bir yöntem olan yemek borusuna ph metre, yani asit düzeyini ölçen bir alet sallandırıp yemek borusunun değişik aşamalarındaki değişik düzeylerindeki asit miktarını ölçerek, reflüye bakıyoruz.

    REFLÜ TEDAVİSİNDE DÖRT YÖNTEM BULUNMAKTADIR. YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ, İLAÇ TEDAVİSİ, CERRAHİ TEDAVİ VE ENDOSKOPİK TEDAVİ TİP VE EVRELERİNE GÖRE HASTALIĞIN İYİLEŞTİRİLMESİNİ SAĞLAYAN YÖNTEMLERDİR.

    Reflü tedavisinde altta organik bir neden yoksa hem hastaya yeni asit oluşumunu engelleyici ilaçlar veriyoruz hem oluşmuş asidi nötralize edici ilaçlar veriyoruz, birkaç da çok etkin hayata ait alışkanlık önerisinde bulunuyoruz. Bunlardan birisi yatmadan önceki son iki saat içerisinde birşey yiyip içmemek, bu sayede mide çalışmasını bitiriyor ve erek postürden orizantal posture, ayaktan yatağa geçtiğimiz zaman birleşik kaplar teorisi gereği en kolay reflü olabilecek durumda midenin içindeki asidi az tutmaya çalışıyoruz. İkinci öneri de kullandığımız yastığı eğer bir boyun rahatsızlığımız yoksa, bir ila iki arttırmak. Birleşik kaplardan kaçmasını istemediğimiz kabı yukarıda tutmaya çalışıyoruz. Altta organik bir neden yoksa, altı haftalık bir tedavi ile reflülerin değişik çalışmalarda yüzde yetmişbeş ila doksanı düzeliyor. Yani yedi ila onuncu günde geçen bulgular, eğer hastalar tarafından ilaç ve tedavi yarım bırakılmaz ise, ki bu önemli bir sorun, altı haftada tedavi edilebiliyor.

    REFLÜ HASTALIĞI, KRONİK BİR HASTALIKTIR. ZAMAN ZAMAN ŞİKAYETLER ARTABİLİR, AZALABİLİR, KAYBOLABİLİR VE TEKRARLAYABİLİR. AYRICA REFLÜYE BAĞLI SEMPTOMU OLAN PEK ÇOK KİŞİNİN TOPLUMUMUZDA YANLIŞ BİLGİLENME NEDENİ İLE BU ŞİKAYETLERİ GASTRİTE BAĞLADIĞI DA SIKÇA GÖRÜLMEKTEDİR.

    Dikkat edilmesi gereken, reflü hastalarında reflüye eğilim olduğu için tedavi döneminde hastalar kendilerini çok iyi hissedebilirler fakat yüzde seksen tekrarlayacağını unutmamak lazım. Eğer hasta kiloluysa kilo vermesi lazım, egzersiz keza reflüyü azaltır, yürüyüş öneriyoruz. Fakat yüzmek, vücut geliştirmek gibi karın içi basıncını arttıran sporlar reflü şikayetini arttırabilir. Hamilelik de reflü şikayetlerini arttırabilir, bu açıdan dikkatli olmak lazım.

    REFLÜ İÇİN BAZEN CERRAHİ TEDAVİ GEREKLİ OLABİLİR. BU EN ÇOK MİDE FITIĞI İÇİN UYGULANIR. BAZEN DE İLAÇLARLA SONUÇ ALINAMADIĞI ZAMAN MİDE İLE YEMEK BORUSU ARASINDAKİ KASI KUVVETLENDİRMEK İÇİN AMELİYAT UYGULANIR.




  2. 2
    GüllereVurgun
    Usta Üye

    --->: Reflü,Tanısı,Tedavisi

    Reklam



    REFLÜ TEDAVİSİ
    Reflü tedavisinde 4 yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemler Reflü'nün şiddetine ve ilerlemesine göre doktorunuz tarafından belirlenmelidir. Yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavisi ve cerrahi tedavi ve endoskopik tedavi tip ve evrelerine göre hastalığın iyileştirilmesini sağlayan yöntemlerdir.

    YAŞAM ŞARTLARINDA YAPILACAK DÜZENLEMELER
    Kişinin yaşamında yapacağı bazı düzenlemeler Reflü hastalığının ilerlemesini engelleyebilir ve kişiyi rahat ettirebilir. Bunlar;

    YÜKSEK YASTIKTA YATIN
    Yatarken vücudun üst kısmı ile başın yüksekte olmasını sağlayın. Bunun için yastık sayısını artırabilir veya yatağın baş kısmını yükseltebilirsiniz. 25-30 derece diklikte bir açıyla yatıldığında mide içeriğinin yemek borusu ve yutağa doğru yukarı kaçışı azalır.

    YATMADAN ÖNCE BESİN ALMAYIN
    Yatmadan 2 saat önce besin almamaya özen gösterin. Midenin içeriğini boşaltma süresi takribi olarak 2-3 saattir. Boş bir mideyle yatmak reflü olasılığını en aza indirir. Bu nedenle yemeklerden sonra bir süre yatmayın ve uzanmayın.

    SİGARA ve ALKOL KULLANMAYIN
    Sigara asit salgısını uyarıp mide kapakçık basıncını düşürerek reflünün artışına yol açar. Sigara ve alkol kullanmayın.

    ASİTLİ İÇECEKLER İÇMEYİN
    Kolalı içecekler, kahve, çikolata, yağlı, acılı, baharatlı yiyeceklerden kaçının. Asitli içecekler ve bu tür besinler, mide şikayetlerinin artmasında önemli rol oynarlar ve asit salgısını uyarıp mide kapakçık basıncını düşürerek reflünün artışına yol açarlar.

    SAĞLIKLI BESLENİN
    Sık ögünlerle az miktarda besin alın. Bir defada çok fazla yemek yerine, sık sık ve az miktarda yemeyi tercih edin. Fazla yemek, mide içi basıncı artırdığından geri kaçışı şiddetlendirir.

    DAR KIYAFETLER GİYMEYİN
    Karın bölgesini sıkan kıyafetlerden kaçınmalısınız. Kemerinizi çok sıkmamaya hatta mümkünse kemer kullanmamaya çalışın.

    FAZLA KİLOLARINIZDAN KURTULUN
    Düzenli spor yaparak ve dengeli beslenerek fazla kilolarınızı vermeye çalışın. Kilolu insanlarda karın iç basıncı daha yüksek olduğundan reflü yakınmaları artabilir.
    İLAÇ TEDAVİSİ
    Asit baskılayıcı ilaç tedavisi, mide içindeki asit salgılama miktarını kontrol altına alır ve yukarı doğru çıkan mide asit miktarının düşmesini sağlar. Buna karşın ilaç tedavisi, safra reflüsü (alkali reflüsü) üzerinde etkili değildir. İlaç tedavisine rağmen safra yukarı çıkmaya devam eder ve yemek borusunu tahriş eder. Bu nedenle ilaç tedavisi sırasında bile yemek borusu tahrişi devam edebilir.
    Reflü yakınması olan insanlarda başlangıçta mutlaka uygulanan ilaç tedavisi, reflü şikayeti olan insanların %80'ini rahatlatmakla birlikte reflünün kökeni olan mekanik bozukluğu ortadan kaldırmamakta ve tamamen tedavi etmemektedir. Bu nedenle ilaç tedavisini bırakan reflü hastalarının %90'ında aynı yakınmalar kısa süre içinde tekrar başlamaktadır.

    İlaç tedavisinde 3 farklı yöntem bulunmaktadır;

    PROTON POMPA BASKILAYICI İLAÇ TEDAVİSİ
    Bu tür ilaçlar Proton pompa inhibitörleri olarak adlandırılır. Proton pompa baskılayıcı tedavi, midenin asit salgılama miktarını kontrol altına alır ve yukarı doğru çıkan mide asit miktarını duşürür.

    ALJENİK ASİT İÇEREN İLAÇ TEDAVİSİ
    Aljenik ilaç tedavisiyle yemek borusunun yüzeyi kaplanarak mide asidinin etkisi azaltılır. Bu tedavi yönteminde yemek borusu ilaç tarafından yüzeysel olarak sıvanır. Böylece yukarı çıkan asidin yemek borusu hücreleriyle karşılaşması en aza indirgenir ve tahriş azaltılır.

    PROKİNETİK İLAÇ TEDAVİSİ
    Prokinetik ajandalar yan etkilerinden dolayı en az tercih edilen ilaç tedavi yöntemidir. Bu tedavi, yemek borusu hareketini düzenleyerek yukarı doğru reflü olan sıvının tekrar aşağı doğru itilmesini kolaylaştırır.


    CERRAHİ TEDAVİ
    Reflü, özellikle de mide fıtığıyla birlikte olduğu zaman insanın yaşam kalitesini çok etkiler. Cerrahi tedavi, gastroöfasigal reflü hastalığının mekanik kökenini ortadan kaldıran tek tedavi yöntemidir. Gerçek anlamda tedavi sadece cerrahi yöntemle sağlanabilmektedir. 10 yıllık dönemde yapılan prospektif randomize kontrollü çalışmalar, cerrahi tedavilerin %93'ün üzerinde kesin başarılı olduğunu göstermektedir. Cerrahi tedaviyi tercih eden hastaların %93'ünde hiç bir şikayet belirtilmemiş ve ilaç kullanımına gerek olmamıştır. Cerrahi tedavide başarı oranı cerrahi ekibin bu konudaki deneyim ve uzmanlığıyla doğrudan ilintilidir.

    * Tıbbi tedavinin başarılı olmadığı, agır özafajitli, 4 santimden büyük mide fıtığı olanlarda
    * Uzun dönem ya da yaşam boyu ilaç kullanmak istemeyen genç hastalarda
    * İlaç tedavisinden sonra da hastanın yakınmaları devam ediyorsa
    * Tedavilere rağmen, kronik öksürük, ses kısıklığı, astım ve kronik boğaz ağrısı şikayetleri geçmeyen hastalarda
    * Yemek borusunda hücresel değişime varan tahrişler görülmekte ise (Barrett Ösofagus)
    * Yaşam tarzı değişikliklerinin yaratacağı endişeler, ilaç tedavisinin süresi ve maliyeti göz önüne alınarak
    cerrahi tedavi düşünülmelidir.
    Cerrahi tedavide 2 temel amaç bulunmaktadır;
    1. Reflünün oluşma nedeni mide fıtığı ise mide fıtığını onarmak.
    2. Mide fıtığı onarıldıktan sonra yemek borusunun karın içinde kalan kısmının etrafında mideyi çevrelemek ve çalışır bir mide kapağı yaratmak (kelepce mekanızması).
    Kelepçe mekanizmasıyla bu bölgede bir yüksek basınç oluşturulur ve yukardan gelen gıdalar yemek borusunun itme hareketiyle aşağı doğru inerken mide içeriğinin yukarı dogru kacması engellenir. Böylece reflü tedavi edilmiş olur.

    LAPAROSKOPİK CERRAHİ TEDAVİ
    Uzun dönemde son derece etkili ve güvenilir bir yöntem olan laparoskopik yöntem, cerrahi tedavinin gelişmesinde ve hastaların kısa sürede normal yaşama dönmelerinde çok etkili olmuştur.
    Gerekli tıbbi tetkikleri yapılan hasta, son kontrolleri de gerçekleştirildikten sonra ameliyataneye alınır. Gastroösafagial Reflü'nün laparoskopik cerrahisi konusunda 350'yi aşkın deneyime sahip olan Dr. Eminoğlu ve ekibi için ortalama 30-40 dakika sürecek müdahaleye başlanır.
    Anestezi uzmanı doktor tarafından yaş ve alışkanlıkları da içeren hasta öyküsü gözönünde bulundurularak narkoz verilen hasta rahat bir uykuya dalar. Operasyonun uygulanacağı satıh sterilize edildikten sonra sorunlu bölgeye yarımşar santimlik 4 ya da 5 kesiyle ulaşılıyor. Uzman doktorlar ve deneyimli ekip, laporoskopik cerrahi cihazlarını ekranlar aracılığıyla tıpkı klasik cerrahi tekniklerini uygularmışcasına rahatlıkla kullanarak milimetrik alanlarda operasyonu sürdürürler. Mide fıtığı onarılır ve yeni bir mide kapakçığı oluşturulur.
    Kansız sayılabilecek müdahale başarıyla sona erdiğinde küçük kesiler dikişlerle kapatılır. Dikişler tamamlanana kadar hiç bir şey hissetmemiş olan hasta deneyimli anestezi uzmanı doktor tarafından uyandırılır.
    Kadıköy Şifa ekibinin cerrahi müdahale süresi ortalama 30-40 dakikadır. Cerrahi müdahale tamamlandıktan sonra yaklaşık 10 dakika içinde hasta uyanır ve sonrasında özel bir bakım gerektirmeden yatağına çıkar. Operasyonun tamamlanmasını takip eden 6. saatte hasta odasında yürütülür. Ertesi sabah hafif gıdalar alan hasta, doktoru tarafından son bir muayaneden geçirilen hasta evine gönderilerek normal yaş----- dönüyor. İlk hafta sulu yumuşak gıdayla beslenen hasta ikinci haftanın sonunda normal beslenme düzenine kavuşur.

    ENDOSKOPİK REFLÜ TEDAVİSİ
    Endoskopik reflü tedavisi en yeni tedavi yöntemidir. Endoskopik tedavi, ağızdan girilerek uygulanan ameliyatsız bir tedavi yontemidir. Özellikle cerrahi tedaviye sıcak bakmayan reflü hastlarında uygulanan endoskopik tedavi yonteminin bazı sınırlamaları vardır;
    * 18 yaşından küçük hastalara
    * Gebe hastalara
    * 2 cm. üzerınde mide fıtığı olan hastalara
    * Yemek borusu ileri derecede tahriş olan hastalara (Grade 3-4)
    * Yemek borusunda hücresel değişime varan tahriş bulunan hastalara
    * Akalazyası olan hastalara
    Endoskopik reflü tedavisi önerilmez.

    Endoskopik Reflü tedavisinde 3 yöntem uygulanır;
    1. Radyo Frekans Dalga Yöntemi (Stretta)
    Ekibimiz tarafından da uygulanan bu yöntemde radyo frekans dalgaları kullanılmaktadır. Radyo frekans dalgaları, yemek borusu ve midenin birleştiği ve mide kapağı denilen bölgede yemek borusu hücrelerinin dış duvarından içeri doğru ilerletilir. Bu bölgede kas dokusu ısıtılarak ısı hasarı oluşturulur. Isı hasarı oluşmuş kas dokusu daralarak iyileşir.

    2. Hacim Etkisi Yaratan Yöntemler (Entreyx Gatekeeper)
    Bu yöntemde yemek borusunun mide ile birleştiği bölgede kas dokusu içine emilemeyen bir bio polimer enjekte edilerek bu bölgenin daralması sağlanabilir (Entreyx)
    ya da
    yemek borusunun mide ile birleştiği bölgede yüzeysel hücrelerin hemen altına sıvı ile karşılaştığında hacim olarak artan küçük tüpler yerleştirilebilir. Bu tüpler sıvı ile karşılaşıp şiştiklerinde bu bölgede hacim etkisi yaratırlar.

    3. Endoskopik Dikiş Yöntemleri (Endocinch Plicator)
    Bu yöntemde de endoskopik olarak yemek borusu mide bileşkesine mukozal (yüzeysel) dikişler konulabilir (Endocinch)
    ya da
    yine endoskopik yöntemle bu kez mide içinden yaklaşılarak tek bir adet tam kat dikiş konulabilir.(Plicator)








+ Yorum Gönder
narkoz mideyi tahriş edermi
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi