Her An Bir (Deneme Sınavı) Olabilir!

+ Yorum Gönder
Öğretim ve Rehberlik Bölümünden Her An Bir (Deneme Sınavı) Olabilir! ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    oneHope
    Usta Üye
    Reklam

    Her An Bir (Deneme Sınavı) Olabilir!

    Reklam



    Her An Bir (Deneme Sınavı) Olabilir!

    Forum Alev
    Her An Bir (Deneme Sınavı) Olabilir!

    Peki, Siz Kimsiniz?

    Bir kısmınız öğrencisiniz. Sadece ortaokul ve lise öğrencisi değil; aranızda yüksek okul ve üniversite öğrencileri de bulunmaktadır.

    Pek çoğunuz da yetişkinlersiniz. Bazılarınız okullara geri dönüyor, bir kısmınız ise uzun zaman önce okullarınızdan mezun olmuşsunuz, fakat size okulda öğretilmemiş olan çalışma becerilerini öğrendiğiniz taktirde kariyerinizde daha başarılı olacağınızın farkına vardınız; özellikle de işleri bitirilmesi gereken tarihte nasıl yetiştireceksiniz? Veya bir sunum yaparken konunun püf noktalarını nasıl hatırlayabilirsiniz, gibi sorular söz konusu olunca.

    Bir çoğunuz ise dert yanan ebeveynlersiniz: "Kerem'in okulda daha başarılı olmasını nasıl sağlayabilirim? Aslı'nın da notları iyi değil." Kitabın okurlarını, kısaca da olsa, teker teker ele almak ve onlara özel bazı örnekleri kendileriyle tartışmak istiyorum. Eğer lise öğrencisi iseniz Özellikle, kitabın dili ve biçimi konusunda rahat olmalısınız; nispeten kısa cümleler ve paragraflar, ara sıra esprili başlıklar, alt başlıklar ve ağır olmayan sade kelimeler kullandım. Bu kitabı yazarken inanın aklımda hep siz vardınız! Ödevlerinizi, projelerinizi ve raporlarınızı yazarken hepsinden yararlanacaksınız. Ayrıca üniversiteye gitmeyi düşünüyorsanız bu tip becerilerinizi çok iyi geliştirmeniz gerekmektedir.

    Eğer ortaokul öğrencisi iseniz, Şu anda hayatınızı ve çalışmalarınızı nasıl düzenleyeceğinizi öğreniyorsunuz. Bu bilgiler, nasıl başarılı olacağınızın anahtarıdır. Çalışmayı öğrenmeye, tam zamanında başlıyorsunuz. Altıncı, yedinci ve sekizinci sınıflar, -eğer bundan önce liseye kozmik bir sıçrayış yapmadıysanız tabii- bu çalışma-becerilerinin en iyi olması gereken zamanlardır. Eğer çalışmak konusunda yeterince ciddiyseniz, bu kitabı okurken dili ve içeriği konusunda problem yaşayacağınızı da sanmıyorum.
    Eğer geleneksel bir üniversite öğrencisi iseniz, Liseden üniversiteye hemencecik geçmeniz mümkün değil. Bir sürü sınavdan geçmeden ve bu sınavlarda başarılı olabilmek için gerekli teknikleri öğrenmeden nasıl geçeceksiniz?

    Pekala şimdiye kadar görmediğiniz şekilde zor testlerden geçeceksiniz. Hiç merak etmeyin, "Test Nasıl Çözülür?" size başarının kapılarını ardına kadar açacak. Profesörleriniz her ne kadar bu soruların zor olduklarını söyleseler de siz bana güvenin. Eğer öğrenci velisi iseniz, Çocuğunuzun gittiği okullar büyük ihtimalle, derslere nasıl çalışması gerektiği konusunda çok az bilgi veriyordun Bu da öğrencilerin nasıl öğrenmeleri gerektiği konusunda bilgi sahibi olamadıklarını gösterir. Bir başka çocuğun nasıl başarılı olacağını da bilmediğini gösterir. Peki, okullar bu eğitimi vermeli mi? Kesinlikle vermeli. Zaten bu ülkede, ilkokul ve ortaokullar için her sene milyarlarca dolar harcanmaktadır. Bu parayla düz bir mezuniyet belgesinden, iltifatlardan ve düşük seviyeli iş pazarından kesinlikle daha fazlasını almalıyız.

    Aileler ne yapabilir?
    Sizlerin, çocuklarından daha fazla ders çalışmaya kendini adamış ebeveynler olduğunuzun farkındayım. Çünkü ne zaman bir televizyon veya radyo programına katılsam, ilk telefon oldukça samimi fakat bir o kadar da endişeli bir ebeveynden geliyor ve şu soruyu mutlaka soruyor: "Çocuğumun okulda daha başarılı olması için ne yapabilirim?" Pekala, işte her yaştaki çocuğun ebeveynleri için kurallar:

    1. Ev ödevleri için mekan hazırlayın. Dikkat dağıtıcı bir şey bulunmaması, iyi aydınlatılmış olması ve gerekli eşyaların el altında bulunması gerekmektedir.


    2. Ev ödevleri için rutin bir saat belirleyin. Ne zaman ve nerede çalışma yapılıyorsa her gün aynı zamanda ve mekanda olması faydalı olur.


    3. Ev ödevi önceliklerini belirleyin. Esas önceliğin her zaman ev ödevi olduğunu belirleyin. Ödev; oyundan, arkadaşlarla olan randevudan, televizyondan veya herhangi bir şeyden önce gelmelidir.


    4. Okuma alışkanlığınız olsun. Tabii ki onlar için, fakat aynı şey sizin için de geçerli. Çocuklar, kaçınılmaz olarak sizden duyduklarını değil, gördüklerini uygulayacaklardır. Hatta yaptığınızı yapmaması gerektiğini söyleseniz bile. Siz televizyon seyrederken onlara okumalarını söyleyerek onlara ne gibi bir mesaj verdiğinizi düşünüyorsunuz?


    5. Televizyonu kapatın. En azından ne kadar televizyon seyretmenin uygun olduğunu bilip ona göre limit koyun. Bu çok zor olacak biliyorum. Benim de yedi yaşında bir çocuğum var. Artık elinizden geleni yapın.


    6. Öğretmenlerle konuşun. Çocuğunuzun ne öğrenmesi gerektiğini araştınn. Eğer bunu bilmezseniz, gereği gibi denetleyemezsiniz. Hatta ona öğretmeninin öğretmeye çalıştığı konular dışında yanlış şeyler bile öğretebilirsiniz.


    7. Onları şevklendirip motive edin; ama sakın ödevlerini yapsınlar diye başlarının etini yemeyin. Bu hiçbir işe yaramaz.


    8. Yaptıkları çalışmaları kontrol edin; ama sakın onların ödevlerini yapmak gibi bir tuzağına düşmeyin.


    9. Başarılarını övün; ama asla az basan gösterdiklerinde övücü söz söylemeyin. Çocuklar sizin abarttığınızı anlayabilirler.


    10. Onlara gerçeği gösterin. Bu daha büyük öğrenciler için geçerli bir kural. İtiraf etmeliyim ki, bu da en az televizyon kapatmak kadar zor bir iş, ama gerçek dünyanın onları, aldıkları notlarla değil, bildikleri ve yapabildikleri şeylerle değerlendireceklerini bilmeleri ileride göz yaşlarına (büyük bir ihtimalle sizin de) boğulmalarına engel olabilir. Aslında kızınızın ya da oğlunuzun, herkesin şartlarının eşit olmadığını öğrenmelerinin tam zamanı. Bu yüzden onlara kararlı olmaları gerektiğini öneriyoruz. Kaybettikleri, başarısız oldukları zamanlarda kendilerini çabuk toparlayarak bir kere daha denemeleri gerekmektedir.

    11. Eğer maddi imkanınız varsa çocuğunuza bir bilgisayar alın ve becerebildiği tüm yazılımı da alın.

    Bunu kesinlikle göz ardı edemezsiniz. Çocuğunuz yaşı ne olursa olsun, okulda ve okuldan sonra hayatta kalabilmesi için, teknoloji konusunda çok iyi olması gerekir. Son on yıldır yapılan çalışmalar, çok iyi bilgisayar bilen öğrencilerin dersleri daha çabuk öğrendiklerini ve daha yüksek notlar aldıklarını göstermiştir.


    Derse Katılımınızın Önemi

    Bir dakika için çocuğunuzun başarısındaki sorumluluğunuzun önemini düşünün. Onun eğitimine yaptığınız katkılar, hayatı boyunca başarısına temel teşkil edecektir. Son yirmi yıl boyunca çocukların okuldaki başarısını etkileyen en önemli faktörün ebeveyn katkısı olduğu ortaya çıkmıştır. Okulun yapısı, öğrenci başına harcanan para miktarı, lisan sınıflarının sayısı, liseye ve üniversiteye giden öğrenci sayısı, kaç tane mükemmel (veya kötü) öğretmen olduğu gibi faktörler düşünüldüğünde hepsi için evet cevabı verebiliriz. Fakat bunların hiçbirinin etkisi sizin desteğiniz kadar olmamıştır. Bu nedenle, lütfen bu kitabı okumaya zaman ayın (diğer tüm serileri de fakat özellikle "Ders Nasıl Çalışılır?'"ı okuyarak çocuğunuzun ne öğrenmesi gerektiğini öğrenebilirsiniz. Aynı zamanda bu seride çocuğunuzun en çok ihtiyacı olan diğer özel konuları da belirlemiş olursunuz.

    Siz, zamanında mükemmel bir öğrenci olamamış olabilirsiniz ve öğrenmek ile ilgili metotları hiçbir zaman görememiş de olabilirsiniz. Ancak yine de çocuğunuza yeterince yardımcı olabilirsiniz. Hatta tüm bunları şimdi çocuğunuzla birlikte öğrenebilirsiniz. Bu bilgiler, onlara sadece okulda faydalı olmakla kalmayacak, hangi dalda olursa olsun sizin de işinizde yararlı olacaktır.



    Eğer sıradan bir öğrenci değilseniz;

    Eğer ileri yaşlarda liseye, üniversiteye veya lisans üstü eğitime geri dönmeyi düşünüyorsanız, büyük bir ihtimalle dokuz kitabın hepsine birden ihtiyacınız olacak. Hem de herkesten daha fazla. Neden? Çünkü okuldan ayrı kaldığınız uzun dönemler boyunca, ne unuttuğunuzu bile hatırlayamazsınız. Zaten hatırlamanız gereken şeyleri de büyük bir ihtimalle unutmuşsunuzdur. İyi çalışma alışkanlıklarını kazanmaya erken başlamak gerektiğini her zaman vurgularım; ama aynı şekilde hiçbir zaman geç olmadığını da belirtmem gerekir.

    Eğer okula geri dönüyorsanız ve bir yandan çalışırken, çocuk yetiştirirken veya her ikisini yaparken bir yandan da okuldan dersler alıyorsanız; daha önce okulda hiç karşılaşmadığınız problemlerle karşılaşacaksınız demektir.
    Zaman ve para baskısı. Dürüst olalım, muhakkak ki okul, aile ve para kazanma gibi üç işi bir arada yapıyorsanız sadece okula gidip geldiğiniz zamandan daha çok zorlanacağınızı bilmeniz gerekir. Eğer kariyerinizi, ailenizi, gittiğiniz klüpleri ve arkadaşlarınızı, okula gittiğiniz için ihmal etmek istemiyorsanız zamanı kullanmanın tüm tekniklerini en iyi şekilde bilmeniz daha çok gerekmektedir. Ayrıca çocuğun bakımı için gereken parayı hesaplıyorsunuz (daha önceki okul hayatınızda buna gerek duymamıştınız) veya okula gitmek için çalışma saatlerinizi azaltmak zorunda kalırken zamanı nasıl kullanmanız gerektiğiniz düşünüyorsunuz.

    Yetersizlik korkusu. Okulla ilgili olarak her konuda pratiğinizi kaybetmiş olduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz. Fosforlu kalemle ne yapacağınızı bile hatırlamıyor olabilirsiniz! Bu kaygıların bazısı geçerli olsa bile çoğu önemli değildir.

    Geçerli olan korkularınız. Bir, iki veya on yıldır uğramadığınız akademik atmosfere geri dönüyor olmanızdır. Bu iş yaşamından elbette ki farklı. Konuyu aşağıda detaylı olarak anlatacağım gibi, bu sadece bulunduğunuz yere uyum sağlamakla ilgilidir bir korkudur. İnanın bana bu korku birkaç saatte geçmezse bile en fazla birkaç gün içinde geçecektir. Tahminimce çoğunuzun asıl korkusu, artık bu okullarda zihinsel olarak bulunamamanız ve eskisi gibi düşünmediğinizdir.

    Belki okul binasına ilk girdiğinizde, rahatınıza düşkün olarak sürdürdüğünüz hayatınızdan dolayı tedirginlik yaşamış olabilirsiniz. Edison, Einsten ve diğer başarılı insanlar da aynı duyguyu yaşamışlardır. Fakat tüm bu aklın beş kanş havada olduğu okul günlerinden daha farklı olduğunuzu unutmayın. Şu an pek çok iş hallettiniz, belki bir aile kurdunuz, para kazandınız ve daha bir çok sorumluluk aldınız öyle değil mi? Şu an eskiden okulda bulunduğunuz zamana kıyasla ne kadar kalifiye bir insan olduğunuzu bir düşünün!
    Kendinizi rahat hissetmeyeceğiniz duygusu. Diğerlerinden biraz daha farklı bir korku. Artık okula yakışmayacağınız korkusu. Ne de olsa artık 18'lik değilsiniz. Merak etmeyin zaten üniversite kampusunda ki öğrencilerin %50'si de 25 yaşın üzerinde. Büyük bir ihtimalle kendinizi daha önce olduğundan çok daha rahat hissedeceksiniz.Öğretmenlere daha faklı gözle bakacaksınız. Bu
    bir artıdır. İlk seferki dehşeti yaşayacağınızı sanmıyorum. En kötü ihtimalle öğretmeni kendinize eşit görürsünüz. En iyi ihtimalle de, onları daha genç görür ve sizin kadar başarılı veya deneyimli olmadıklarını düşünürsünüz. Ve her iki durumda da onları ulaşılamaz insan gibi görmezsiniz.


    Akademik hayat farklıdır. "Gerçek" hayattan daha yavaştır ve siz onun normal hızından yadsınamayacak ölçüde daha süratli ilerleyebilirsiniz. 18 yaşındayken öğleden sonraki derslerin boş olması sizin için futbol oynamayı ifade ediyordu. Şimdi ise bu durum sizin için bir haftalık ayak işlerinin bitirilmesi, bir haftalık yemeğin pişirilip, derin dondurucuda saklanması veya geçen haftanın raporlarını yazmak anlamına gelebilir. Sizin bu yoğun programınıza rağmen, sakın kampus hayatının buna karşılık olarak bir ivme kazanacağını beklemeyin. İnsanlara ve sistemlere hızlarıyla birlikte alışmalısınız.


    Öğrenmek hakkında bazı özet fikirler

    Öğrenmek acı ve sıkıntı veren bir durum olmamalıdır (Genellikle her ikisini birden hissettirse de.) Fakat tamamen mükemmel ve zahmetsiz de olamayacağını bilmelisiniz. Bazen bir şeyi anlamak veya bir projeyi tamamlamak için çok çalışmanız gerekebilir. Bu bir gerçek.
    Gerçek şu ki her şey apaçık ve kolay anlaşılır değildir. Karışıklık her zaman var olacaktır. Kendinize bu durumun normal olduğunu söyleyin ve üstesinden gelmeye çalışın. Eğer her okuduğunuzu ilk defasında anladığınızı iddia ediyorsanız, kendinizi kandırıyorsunuz demektir. Bir şeyi yavaş öğreniyorsanız bu sizde bir bozukluk olduğu anlamına gelmez. O konuyu hemen herkes yavaş öğreniyor olabilir.

    İyi bir öğrenci, bazen işler yolunda gitmediği zaman paniklemez. Takip ettiği yollan kontrol eder. Bir başka deyişle; ampulün sönebilme ihtimaline karşı tavrı rahattır.

    Ebeveynler bana hep "Çocuğumu nasıl motive edebilirim?" diye sorarlar. İlk tepkim genellikle gülümsemek ve şunu demek olur: "Eğer bu sorunun cevabını biliyor olsaydım, bundan uzun zaman önce ve oldukça zengin olarak emekli olurdum." Fakat düşünüyorum da aslında bir cevap var ama buna ebeveynler değil siz, yani öğrenciler karar vermelidir. Okul günlerinizi ilgili ve uyanık bir şekilde mi yoksa, sıkılmış olarak ve tüm olup biteni içerleyerek mi geçireceksiniz?

    Cevap, gerçekten bu kadar basit. Neden nasıl olsa okula gitmeniz gerektiğini kabul edip, sıkılmak ve üzülmek yerine aktif olup öğrenebileceğiniz kadar çok şey öğrenmiyorsunuz? Birçok öğrenci için bir orta ile pekiyi veya orta ile iyi arasındaki fark, eminim ki sadece 'daha iyisini yapmak' isteğinden kaynaklanmaktadır. Röportajlarımda daima şu noktanın üstünde dururum: Eninde sonunda okuldan ayrılacaksınız ve asıl prim yapanın, alınan notlar ve testler değil, bildiğiniz ve yapabildiğiniz şeyler olduğunu fark edeceksiniz. Bu yüzden tüm bunları ya şimdi öğrenirsiniz ya da sonradan pişman olursunuz.
    Kaç defa kendinize şu sözleri söylediniz: "Neden bunu (cebir, geometri, fizik, kimya, tarih ve her neyse) öğrenmem gerektiğini bilmiyorum. Bunu hiçbir zaman kullanmayacağım ki!" Ancak eğer geleceği belirlemede yeni bir yöntem patentine sahip değilseniz, yarın, gelecek hafta, gelecek yıl, hatta gelecek 10 yıl boyunca ne bilmeniz gerektiği konusunda hiçbir fikriniz olamaz.

    Belirli bir amaç gütmeyerek (para kazanmak hariç) yaptığım pek çok şeyin, yıllar sonra yaşamımda veya kariyerimde ne kadar değerli ve önemli bir yer aldığını hayatım boyunca görmüşümdür. Lisede seçmeli ders olarak Almanca'yı alırken, benim alanımla ilgili kitap basımında en önemli uluslararası ticaret kuruluşunun Frankfurt'ta olduğunu ya da bir muhasebeci için çalıştığım sırada (ilk kitabımı yazıyordum) öğrendiğim temel becerilerin daha sonra dört tane şirket kurduğum zaman benim için oldukça gerekli olacaklarını nasıl tahmin edebilirdim? Veya matematik bilgilerimin yıllarca yapılan satışlarda ve elde edilen ciroları hesaplarken bu kadar önemli olacağını nasıl bilebilirdim. (Pekala itiraf etmeliyim ki 20 yıl boyunca şu ana kadar difransiyel denklemini hiç kullanmadım ama bundan sonra gerekli olmayacağını kim bilebilir ki!)

    Bu yüzden hepsini öğrenin. Ve eğer en az işe yarayacağını düşündüğünüz bir konu, günün birinde şöhretinizin ve geleceğinizin en temel noktası olursa sakın şaşırmayın.


    Başka çalışma kılavuzları da var

    Haddim olmadan "Çalışma Teknikleri" serimin birçok insana çok yardımcı olduğunu iddia etsem de, çalışma kılavuzları oldukları varsayılan başka kitaplar da var. Ne yazık ki birçoğunun iddia ettiklerini verdiklerini sanmıyorum. Aslında "yüksek not almanın tek yolu" gibi iddialar öne sürerek ortaya çıkan çalışma kılavuzlarına kızmıyor da değilim. Bu kitaplar aynı zamanda, öğrenmek için gerekli olan diğer mantıklı ve alternatif yöntemleri göz ardı etmektedirler. "Bu benim işime yaramadı" diyerek yol gösteren yazarlar var. Sanki onun işine yaramamış olması o yöntemi göz ardı etmek için geçerli bir sebepmiş gibi.

    İşte bu kitaplar, yazarlarının kendi kullandıkları çalışma sistemlerinin reklamını yaparlar. Bu sistem ister temel, ister geleneksel veya şatafatlı olsun, sizin işinize yaramayabilir. Peki söyleyin bakalım, onların kendi kullandıkları not alma sistemleri size hiçbir şey ifade etmezse, veya tüm o gösterişli "Süper Öğrenci Sembollerini ezberleyip hâlâ zayıf alıyorsanız ne olacak?
    Şimdi burada Dennis Miller tarzı atıp tutmalara girmek istemem; ama çalışma hayatında sadece birkaç tane yanlış ve doğru vardır. Çoktan seçmeli bir testi çözmek için bir tek doğru yol olabilir fakat not almada mutlak doğru olan tek yöntem kesinlikle yoktur. Bu yüzden eğer özellikle yaptığınız şeyin işinize yaradığını düşünüyorsanız, lütfen kendinizi bu konuda kandırmayın.
    Kendini öne çıkarma amacı güden ve her yaptığınızın yanlış olduğunu iddia eden bazı çalışma rehberleri yüzünden sakın kendi çalışma yöntemlerinizi baştan aşağı değiştirmeyin. Kim bilir belki de o tamamen hatalıdır. Eğer ki yazarın sistemi işinize yararsa, bu ikinizin de aynı beceri ve yeteneklere sahip olduğunuzu, aynı zevkleri paylaştığınızı gösterir.

    Kitaplarımı doğruyu -o tek geçerli olan ve paha biçilemez kurallar sistemini- aramak için okumayın dememe gerek yok herhalde. Bulamayacaksınız, çünkü böyle bir şey yok.

    Bu kitapta birçok teknikler, tavsiyeler, oyunlar, çeşitli numaralar, bulacaksınız. Bunlardan bazısı işinize yarayacak, bazısı yaramayacak. Seçin, değiştirin, kendinize adapte edin ve sizin işinize yarayacak olanı bulun. Çünkü siz kendi çalışma sisteminizi oluşturmakla yükümlüsünüz, benimkini değil.
    Evet, arada sırada size kendi yöntemlerimi göstereceğim. Hatta kendi yöntemlerimin bazı konularda diğer alternatif yöntemlerden daha açık avantajlar sağladığı teklifinde de bulunabilirim ama bunların hiçbiri mermere oyulmuş şu kural demek değildir:

    Yaklaşık on yıldır, "Çalışma Teknikleri" serimin reklam ve promosyonlarında "daha fazla değil, daha akıllıca" tabirini kullanmışımdır. Bu sizin için ne anlama geliyor? Bundan sonra çalışmak için daha az zaman harcayacağınızın garantisini size verdiğim anlamına mı, en az zamanın en iyi olduğu ya da ders çalışmanın zor olmaması gerektiği anlamına mı geliyor? Aşağı yukarı. Verimsiz ders çalışmak, başka faaliyetlerde de bulunabileceğiniz zamanınızı boşa harcamak anlamına gelir. Bir dersi en kısa zamanda ve en verimli şekilde yapmanız, çok gerçekçi ve elde edilmesi gereken bir amaçtır. Zorlu çalışmalara hiç yabancı değilim ama bu okulu bırakmış ve kendini inzivaya çekmiş bir keşiş olduğum anlamına da gelmez.



    Eğer merak ediyorsanız
    Sınavlarda yüksek notlar almanız ve kaliteli ödevler yazmanız için ihtiyacınız olan kurallar ve tekniklere geçmeden önce, tüm bu dokuz kitap hakkında önemli olan noktaları vurgulamak istiyorum.

    Birincisi, ben yazıda ve gerçek hayatta, iki cinsin eşitliğine inanırım. Bu yüzden de kitap boyunca her iki cinsin zamirini de karışık olarak serpiştirdim.
    İkincisi, dokuz kitabım boyunca çeşitli tavsiyeler, örnekler, tablolar, kelimeler, cümleler ve bölümler bulacaksınız. Tüm çalışma becerilerini içine alan "Ders Nasıl Çalışılır?" kitabım diğer sekiz kitabın özet halidir.

    Bazı kavramları tekrarlamak kaçınılmaz oldu. Herkesi serideki tüm dokuz kitabı da okumaya teşvik ediyorum. Özellikle de "Ders Nasıl Çalışılır?" kitabını. Hepsi de birbirinden farklı kitaplardır. Bazı insanlar sadece bir kitap olmasını tercih ediyorlar. Diğer kitapları okumama ihtimallerini de göz önünde bulundurarak ikinci veya üçüncü kitapta tekrarlanmış olsa bile ilgili konuları bütün kitaplarımda ele almayı faydalı buldum.

    Toplam olarak bin sayfayı geçen "Çalışma Teknikleri" serimin, şu ana kadar basılmış olan en kapsamlı ve eksiksiz bir çalışma sistemi olduğunun garantisini size verebilirim. Amacım kullanılabilir, yardımcı, pratik, öğrenilebilir bir sistem oluşturmaktır. Kısacası sizin kullanabileceğiniz bir sistem. Yaşınız, zekanız ne olursa olsun; okulda, işte, hayatta en kısa zamanda daha başarılı olmanız için.






  2. 2
    Filiz
    Bayan Üye

    Cevap: Her An Bir (Deneme Sınavı) Olabilir!

    Reklam



    Hayatın kendisi bir deneme sınavı değilmi ki zaten?Her gün her an denenmiyormuyuz?Bazen hastalıkla bazen parayla bazen de evlatlarımızla.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi