Hz. Alİ Ve Örnek Şahsİyetİ

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) Bölümünden Hz. Alİ Ve Örnek Şahsİyetİ ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    halogen
    Üye
    Reklam

    Hz. Alİ Ve Örnek Şahsİyetİ

    Reklam



    Hz. Alİ Ve Örnek Şahsİyetİ

    Forum Alev
    HZ. ALİ VE ÖRNEK ŞAHSİYETİ

    Hz. Ali, Hz. Peygamber'in amcası Ebû Tâlib'in en küçük oğludur. Annesi Esed’in kızı Fâtıma (ö.4/625-626)’dır. O, Hz. Peygamber’e sekiz yaşından itibaren annelik yapmıştır. Bu sebeple Peygamberimiz ona ikinci annem demiştir. Hz. Ali’nin babası Ebû Tâlib, Hz. Peygamber’i kendi evlâdı gibi büyütmüş, evleninceye kadar evinde barındırmıştır. Hz. Peygamber, evlenince Ebû Tâlib’in evinden ayrılarak Hz. Hatice’nin evine taşınmıştır. Hz. Ali, bundan 5 yıl kadar sonra, milâdi 600 yılında Mekke'de dünyaya gelmiştir.
    Hz. Ali, çocukluğunda hiç puta tapmadığı için, kendisi daha sonraları Kerremallahu veche (Allah yüzünü şereflendirsin) sıfatıyla anılmıştır. Sahabe arasında bu sıfatla anılan tek kişidir. Çeşitli künye ve ünvanlarla anılan Hz. Ali’nin Aslan anlamında “Haydar”, Allah’ın güçlü aslanı anlamında “Esedullahi’l-Galib”, Allah’ın rızâsını kazanmış anlamında “el-Murtazâ” gibi lakapları da vardır.
    Hz. Peygamber, geçim darlığı çeken amcası Ebû Tâlib'in yükünü hafifletmek için Hz. Ali'yi beş yaşında iken yanına aldı. Bu tarihten itibaren Hz. Ali onun evinde büyüdü ve Mekke’de hicrete kadar onun evinde kaldı. 10 veya 11 yaşlarında Hz. Muhammed'in peygamberliğine ilk iman edenlerden ve Hz. Peygamber'le ilk namaz kılanlardan olduğu bilinmektedir. İslâm’ın yayılmasında ve güçlenmesinde, çocuk olmasına rağmen, her zaman Hz. Peygamber’e destek olmuştur.
    Mekke müşriklerinin eza ve cefalarını gittikçe artırmaları ve hatta kendisini öldürme hazırlıklarına girişmeleri üzerine Medine’ye hicret etmeye karar veren Hz. Peygamber, Hz. Ali’yi, kendisini öldürmeye gelecek müşrikleri oyalamak, yokluğunu gizlemek ve üzerindeki emanetleri sahiplerine vermek maksadıyla Mekke’de bırakmıştır. O da geceyi Peygamber’in yatağında geçirerek onun evde olduğu kanaatini uyandırmıştır. Daha sonra da Hz. Peygamber’in kendisine bıraktığı emanetleri sahiplerine iade edip yine onun emri ile Mekke’den ayrılarak Kubâ’da Hz. Peygamber’e yetişmiştir. Hicretin beşinci ayında muhacirler ile ensar arasında yakınlık ve dayanışma sağlamak amacıyla kardeşleştirme (muâhât)’de Hz. Peygamber onu kendisine kardeş seçmiştir
    Hz. Ali hicretin ikinci yılının son ayında Hz. Peygamber’in kızı Fatıma ile evlendi. Bu evlilikten Hasan, Hüseyin ve ölü doğan Muhsin adlı oğulları ile Zeyneb ve Ümmü Gülsüm adlı kız çocukları dünyaya geldi. Hz. Ali, Hz. Fatıma hayattayken başka evlilik yapmadı. Ancak Fatıma'nın vefatından sonra evlendi. Hz. Ali ve Fatıma'nın çocuklarından Hz. Hasan'ın nesli genelde "Şerif", Hz. Hüseyin'in nesli ise "Seyyid" unvanıyla bilinir.
    Hz. Ali, Hz. Peygamber'le birlikte Tebük dışındaki bütün savaşlara katıldı. Bu gazvelerde sancaktarlık yaptı ve büyük kahramanlıklar gösterdi. Bedir savaşına çıkarken Hz. Peygamber’in önünde iki siyah sancaktan birini o taşıyordu. Uhud savaşında, düşman tarafından tuzak olarak kazılan çukurlardan birisine düşen Hz. Peygamber’i, elinden tutarak, Talha b. Ubeydullah ile birlikte buradan çıkardı. Bu gazvede Hz. Peygamber’i koruyan ve onunla birlikte dağa sığınan az sayıda sahabîden biriydi.
    Hz. Ali, Uhud Hendek ve Mustalik oğulları ile yapılan savaşta kahramanlıklarıyla ve özellikle Hendek savaşında hendeği aşmak isteyenlerle mücadelesiyle ünlüdür. Hendek savaşından sonraki Kurayza savaşında sancağı taşıyan Hz. Ali, bu olayda aynı zamanda öncü birliklerin başında yer aldı.
    Hz. Ali, Hudeybiye antlaşmasının metnini yazdı ve aynı zamanda antlaşmanın şahitleri arasında yer aldı. Hz. Peygamber tarafından, Hayber’in fethinden önce, Fedek’e, Sa’doğulları üzerine gönderilen 100 kişilik askeri birliğe komutalık yaptı. Hz. Peygamber Hayber seferine çıkarken beyaz renkli sancağı Hz. Ali'ye verdi ve bu hücum sonunda Hayber'in fethi gerçekleşti. Mekke'nin fethinden sonra Kâbe'nin ve daha Taif’in putlardan arındırılması görevi kendisine verildi. Huneyn Savaşında, başlangıçta müslümanların bozguna uğradığı esnada Hz. Peygamber’le birlikte sebat edenler arasında o da bulunuyordu.
    Hz. Ali, Hz. Peygamber’e kâtiplik yapmış, Hudeybiye Anlaşmasını da kayda geçirmiştir. Bazı bölgelerden zekat ve cizye toplama görevini üstlenmiştir. Hicretin 9/Miladî 631 yılında hac emiri olarak tayin edilen Hz. Ebu Bekir’e Mina’da yetişip o sırada inmiş bulunan Tevbe suresinin ilk yedi ayetinde bildirilen buyrukları okumak, ayrıca müşriklerle Müslümanların bu yıldan sonra hacda bir arada bulunamayacağını ve diğer bazı hususları bildirmek üzere Hz. Peygamber tarafından görevlendirilmiştir.
    Hz. Peygamber'in vasiyeti üzerine cenazesini Hz. Ali, Hz. Abbas, onun oğulları Fazl, Kusem ve Üsâme b. Zeyd birlikte yıkadılar. Hz. Ali ilk üç halife döneminde Medine'de kaldı. Savaşlara katılmadı ve idârî görevlerde bulunmadı. Kur'an ve hadis konusunda bilgin olduğundan, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer halifelikleri döneminde özellikle dinî ve toplumsal meselelerde kendisine danışırlardı. Hz. Ömer zamanında, hicretin takvim başlangıcı olarak kabul edilmesine dair Hz. Ali'nin yapmış olduğu teklif kabul edildi. Hz. Ömer'in vefat etmeden önce halife seçimini havale ettiği altı kişilik şûra üyeleri arasında Hz. Ali de vardı. Bu üyeler arasından Hz. Osman halife seçildi ve Hz. Ali, ona bîat etti.
    Hz. Ali, Hz. Osman'ın öldürülmesi üzerine Medine’de kendisine teklif edilen hilâfete geçmeyi önce reddetti; ancak daha sonra kabul etti. Aynı zamanda o, Benî Hâşim’den ilk halife olandır. Halife seçilir seçilmez vilâyetlerdeki valileri azlederek yerine kendi valilerini atadı. Şam valisi Muaviye, görev değişikliğini kabul etmedi ve yeni valiyi geri çevirdi.
    Hz. Osman'ın kanını talep iddiasıyla Hz. Aişe, Talha b. Ubeydullah ve Zübeyr b. Avvâm’ın önderliğinde ve Hz. Ali tarafından azledilen Ümeyyeli valilerin büyük çaplı desteğiyle hazırlanan ordu ile 36/656 yılında yapılan Cemel savaşını Hz. Ali kazandı. Bundan sonra Kûfe’ye yerleşti. Bu galibiyetten sonra kendisine bîat etmemekte ısrar eden Suriye valisi Muaviye b. Ebû Süfyan’ın üzerine yürüdü.
    Cemel savaşından altı ay kadar sonra 37/657’de Muaviye komutasındaki orduyla Hz. Ali'nin ordusu arasında Sıffîn ovasında meydana gelen ve dört aya yakın devam eden savaş, Hz. Ali’nin ordusu galip gelmek üzere iken, Muaviye ordusundan gelen talep üzerine durduruldu. Kendi arkadaşlarının baskısı üzerine Hz. Ali, hakemler yoluyla haklı tarafın belirlenmesi talabini kabul etmek zorunda kaldı. 38/658’de karar vermek üzere Ezruh’ta toplanan hakemlerin tutumu, meseleyi çözmek yerine çıkmaza sürükledi. Suriyeliler Muaviye’yi halife olarak tanıdılar. Kûfe’ye çekilen Hz. Ali ve taraftarları da bu kararı doğal olarak kabul etmedi. Hz. Ali’nin halifeliğinin bundan sonraki dönemi büyük ölçüde, Hâricîlerle ve kendi hakimiyetindeki bölgelere saldıran Muaviye ile mücadele içinde geçti.
    Hz. Ali, Kufe'de bir hâricî olan Abdurrahman b. Mülcem tarafından zehirli bir hançerle bir sabah namazında yaralandı ve aldığı yaranın tesiriyle, 63. yaşında 40/ 661 yılında vefat etti. Cenaze namazını oğlu Hasan kıldırdı. Hilâfeti 4 yıl 9 ay sürdü.
    Hz. Ali, ortaya yakın kısa boylu, koyu esmer tenli, iri siyah gözlü, uzuna çalan yuvarlak yüzlü, sık ve geniş sakallı, güler yüzlü idi. Küçük yaştan itibaren Hz. Peygamber'in yanında ve onun terbiyesinde büyüdü. Onun, Hz. Peygamber’in fizikî ve manevî özelliklerini anlatımı meşhurdur. Hz. Peygamber'in en sıkıntılı anlarında yanında yer almıştır. O, müslümanlar arasında ilim, takvâ, ihlas, samimiyet, fedakârlık, şefkat, merhamet ve kahramanlık gibi yüksek ahlâkî ve insânî vasıflar bakımından özel bir yere sahiptir. Aynı zamanda müslümanlar arasında kahramanlık ve cesaretin simgesi olmuştur.
    Hz. Ali, Hz. Peygamber'e vahiy kâtipliği yapmıştır. Onun fıkıh alanındaki üstünlüğü de sahabîler tarafından tartışılmayan bir gerçektir. Aynı şekilde, hayatında söylediğini yaşayan birisiydi. Adalet sahibi ve insan haklarına son derece riayet eden bir idareciydi.
    Hz. Ali, Hz. Peygamber'in hayatında Kur'an-ı Kerim'in tamamını ezberlemiş bulunan ve onun hükümlerine vakıf olan sahabîlerden biriydi. Ayetlerin nerede ve ne zaman nâzil olduğunu çok iyi bildiğini söylerdi. Güzel Kur'an okurdu. Ondan kıraat öğrenen tâbiîler vardır. Kur’ân hakkında şöyle derdi: "Bana Allah'ın Kitabı’ndan sorunuz! Allah'a andolsun ki, ister gece ister gündüz indirilmiş olsun, bilmediğim bir tek ayet yoktur.” ve “Allah için, Kur’an’a uyun." Hz. Ali, Kur'ân’ın yormunu ve sünnet’i en iyi bilen sahabîlerden biriydi. Hz. Peygamber'den 586 hadis rivayet etmiştir. Bu sebeple o, Kur'an ve sünnete bağlılığıyla ve onlara dair derin bilgisiyle tanınır. Haricîlerle yaptığı tartışmalarla, o günkü kelâmî problemlerin çözümüne büyük katkıda bulunmuştur.
    Hz. Ali günlük ibadetler ve diğer ibadetler konusunda da son derece titiz ve takva sahibi bir şahsiyettir. İbadet ederken mescitte şehid edilmiştir. Hz. Ali, ibadetlerin önemi ve yerine getirilmesi konusunda bazı tavsiyelerde bulunmuştur:
    “Allah’ın buyruklarından yararlanın, Allah’ın öğütleriyle öğütlenin, Allah’ın nasihatlarını tutun.”
    “Namaz her takva sahibinin, Allah’tan sakınan kişinin Allah’a yakınlaşmasıdır. Hac, her zayıfın cihadıdır. Her şeyin bir zekâtı vardır; bedenin zekâtı ise oruçtur...”
    “Allah için, Allah için Rabbinizin evini (Kâbe) ziyareti bırakmayın. Hayatta bulunduğunuz sürece o Evi boş bırakmayın; çünkü o Ev terkedilirse dininizin bir farzını terk ettiğiniz için size ne Allah ne de halk iyi gözle bakar.”
    “İyiliği buyurmayı ve kötülükten sakındırmayı terketmeyin; yoksa başınıza aranızdaki kötüler geçer de sonra dua edersiniz, ama duânız kabul edilmez.”
    Hz. Ali, güzel konuşması ve üstün hitabeti ile tanınır. Kaynaklar, onun pek çok hutbe, mektup, güzel ve hikmetli sözünü bize ulaştırmıştır. Bütün Müslümanların kalbinde taht kurmuş olan Hz. Ali, askerî ve siyasî başarıları, dindarlığı, ilmî kişiliği ve Hz. Muhammed’in damadı olması dolayısıyla tarih boyunca bütün Müslümanlarca sevilip sayılan ve örnek alınan tarihî bir şahsiyettir. Hz. Ali, bütün Müslümanların ortak bir değeridir.
    (Prof. Dr. İbrahim Sarıçam ( 8 Ekim 2004 tarihinde Bursa’da düzenlenen
    Hz. Ali Sempozyumu’na “Hz. Ali, Hayatı ve Şahsiyeti”
    adıyla sunulan bir tebliğ esas alınarak hazırlanmıştır.)



  2. 2
    Zehra
    Üye

    --->: Hz. Alİ Ve Örnek Şahsİyetİ

    Reklam



    Allah razı olsun kardesim cok güzel bilgiler.







+ Yorum Gönder
hz. alinin örnek şahsiyeti,  hz alinin örnek şahsiyeti,  hz. alinin örnek şahsiyeti kısaca,  hz.Ali ve örnek,  ÖRNEK ŞAHSİYET HZ. OSMANIN HAYATI
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi