Dünya Denizcilik ve Korsanlık Yatağı

+ Yorum Gönder
Tarihimiz ve Osmanlı Devleti Bölümünden Dünya Denizcilik ve Korsanlık Yatağı ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Fatal
    Özel Üye
    Reklam

    Dünya Denizcilik ve Korsanlık Yatağı

    Reklam



    Dünya Denizcilik ve Korsanlık Yatağı

    Forum Alev
    Dünya Denizcilik ve Korsanlık Yatağı
    Cezayir-i Garb Eyaleti
    [ve Tunus & Trablusgarb Eyaletleri]


    Mîr-i Cezâyir şeh-i mîrân-ı garb,Safder-i merdâna dilîrân-ı harb..Hamd ana kim nice zamân nice dem,Akdeniz'de basdum anunla kadem..Milket-i Efrenci yakup yıkmışuz,Deyrleri cânuna ot tıkmışuz..
    Kuzey Afrika (Mağrip) ülkesi Cezayir, 1516-1830 yılları arasında Osmanlı Devleti hâkimiyetinde dünyanın en önemli denizcilik ve korsanlık merkezlerinden biri olarak boy gösterdi.


    Türk Reisler'in deniz seferleri sonucunda Cezayir'in yanısıra Tunus ve Trablus'un da Osmanlı sınırlarına dahil olmasından sonra Garb Ocakları olarak adlandırılan bu eyaletlere İstanbul’dan yeniçeriler ile Antalya, Denizli, Aydın, İzmir, Manisa, Balıkesir gibi Anadolu vilayetlerinden leventler akın etmeye başladılar.


    Cezayir, Tunus ve Trablusgarb'da üslenen Osmanlı deniz korsanlarına devletin kurallarına uymak ve vergi vermek şartıyla düşman devletlerin gemilerine karşı bu sularda faaliyet göstermelerine izin veriliyordu. Bu izin uluslararası hukukun temel kaynaklarından olan ahitnamelerde de açıkça yer almaktadır.


    Akdeniz’de zamanla büyük bir güç haline gelen Türk Denizcileri'nin reisleri "Cezayir Dayısı" ismiyle anılmaktaydı. Osmanlı Dayıları oldukça geniş bir coğrafyada faaliyet göstererek yüzyıllar boyunca düşman devletlerin korkulu rüyası haline geldiler.


    1609-1616 yılları arasında 466 İngiliz gemisi Osmanlı Korsanları'nca ele geçirilirken bu sayıya 1625'te Plymouth'dan 25 gemi daha eklendi.


    Osmanlı Korsanları'nın önemli vuruş sahaları içersindeki yerlerden biri olan Britanya Kıyıları'nda gerçekleştirilen faaliyetler sonucunda 1677-1680 yılları arasında ele geçirilen 160 İngiliz Gemisi'nin listesi 1682'de Londra'da yayınlanırken bu gemilerde de yaklaşık olarak 7.000 ile 9.000 arasında İngiliz esir edildi. 1530 ile 1780 yılları arasında Osmanlı Korsanları'nca yapılan denizcilik faaliyetlerinde esir edilen Avrupalı sayısı ise 1 milyonu geçti.




  2. 2
    Fatal
    Özel Üye

    --->: Dünya Denizcilik ve Korsanlık Yatağı

    Reklam



    Bölgedeki Osmanlı Korsanları'nın faaliyetleri hakkında batı kaynaklarında çok sayıda kitap, bilgi ve belge bulunmakla birlikte bunların çoğu yalan ve hurafelerle dolu saçmalıklardan oluşmaktadır.

    Osmanlı Korsanları dün olduğu gibi bugün de -batılı psikolojisine de uygun bir şekilde- adeta canavar şeklinde anlatılmakta ve resmedilmektedir.
    Batıda Oluşturulan Türk Korsanı İmajı

    Dünya denizci ve korsan yetiştirme üssü olarak faaliyet gösteren Cezayir, Tunus ve Trablusgarp Beylerbeyliği'nin korsanlıktan yetişme tecrübeli reisleri Osmanlı Donanması'nda da çok önemli bir yer tutuyorlardı.


    Bu kutlu denizlerin bağrında dünyanın en büyük denizci ve reislerinin yetişmesinin yanısıra çok sayıda Avrupa'lı gemici de müslüman olarak Osmanlı Korsanları'yla birlikte bu uçsuz bucaksız sularda faaliyet gösteriyordu.


    1625'de 60 kadar Hollandalı Kaptan müslüman olup Osmanlı Korsanları'na katılarak bu sularda yelken açmaya başladılar. Bunların en ünlülerinden Murat Reis'in eski adı Haarlemli Jan Janszen, Süleyman Reis'in eski adı Rotterdamlı Jacob de Hoereward'dır. Yine Süleyman Reis adını alan Veenboer isimli Hollandalı bir müslüman korsan ise 1620'de bir hristiyan gemisine saldırırken şehit olmuştur.


    Aslen İngiliz bir korsan olup müslüman olan ünlü Osman Dayı ise, Tunus'dan Bâbıâli'ye mektup göndererek her biri 150 blackamour harquebusser ve 40 top taşışan 6 burton (İngiliz Kalyonu) donattığını ve bunları Malta Şövalyeleri'yle savaşmak üzere Sethelia Körfezi ve Kıbrıs açıklarına gönderdiğini birdirmiş; bunun üzerine çok memnun kalan Kapudan Paşa ise kendisine ve diğer altı geminin kaptanlarına hil'atlar gönderip Padişah'ın himayesine alındıklarını bildirmiştir.


    Cezayir Beylerbeyliği'nin Rotterdam, Amsterdam, Ceneviz, Livorno ve emsali büyük Avrupa limanlarında gizli ajanları vardı. Bunlar o limanlara bağlı gemilerin giriş-çıkış ve rotalarını Cezayir’e bildirmekteydiler. Osmanlı korsanlarınca 1613-1621 yılları arasında geçen 8 yılda yalnız Cezayir limanına 936 Avrupa savaş ve ticaret gemisi ganimet olarak getirildi.


    Sultan I. Ahmed zamanında Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki Cezayir, Tunus ve Trablusgarp Eyaletleri resmi belgelerde ilk kez "Dârü'l-Cihâd" [Cihat Diyârı] olarak vasıflandırılmaya başlanmış ve bu vasıflandırma sonraki dönemlerde de devam ettirilmiştir:

    • Ben ki Dâr-ül Hilâfe ve Dâr-ül Cihad, Tunus ve Halkü'l Vâd ve Trablusgarb Padişahı Sultan Ahmed Hân'ım..
    • Ben ki Dâr-ül Cihad, Cezayir ve Tunus ve Halkü'l Vâd ve Trablusgarb Padişahı Sultan Mehmed Hân'ım..
    • Ben ki Dâr-ül Cihad, Tunus ve Trablusgarb ve Cezayir-i Garb Vilayetleri'nin ve Akdeniz ve Karadeniz ve nice memâlik ve cezayir ve benâdir ve meabirin ve kabayil-ü aşâyirin ve nice kerre yüzbin âsâkir-i nusret meâsirin Pâdişâh-i Ma'delet Penâhı ve şehinşâh-ı nusret destegâhı, mazhar-ı inayetis sermediyye, Muhsîn-i Âyâti'l Milleti'l Muhammediyye, Sultan Ahmed Hân'ım..



    Cezayir'de faaliyet gösteren Türk Korsanları istisnasız Akdeniz’in her yerinde faaliyet gösterdiler. Özellikler 16. yüzyılda Türk deniz akıncılarının olmadığı hiçbir Akdeniz limanı gösterilemezdi. Sardunya, Sicilya, Korsika, Malta Türkler'in her yıl çıkartma yaptıkları adalardı. Korsika’yı ise tamamen Turgut Reis fethetmişti.


    Osmanlı Eyaletleri'nden Tunus Beylerbeyliği'ne ait korsan filoları da, Malta Şövalyeleri'ne rağmen İtalya ve Sicilya’ya korku veriyorlardı.

    Osmanlı Devleti ile barış anlaşması olmadığı halde Akdeniz ticaretinden faydalanmak için bu sularda izinsiz seyretmeye başlayan Amerikan gemileri de Cezayir'deki Osmanlı Korsanları'nın saldırılarına hedef oldu. 25 Temmuz 1785'te, ABD bandıralı ilk gemi Cezayir açıklarında Osmanlı korsanlarınca ele geçirildi. Bu gemi, Boston Limanı'na bağlı Kaptan Isaac Stevens'in idaresindeki Maria idi. Daha sonra Philadelphia Limanı'na bağlı Kaptan O’Brien idaresindeki Dauphin de Osmanlı korsanları tarafından yakalandı. 1793 Ekim ve Kasım aylarında ise tam 11 ABD gemisi Osmanlılar’ın eline geçti.


    ABD kamuoyunda artık iyice büyük bir sorun olmaya başlayan durum karşısında ABD yönetimi Akdeniz'deki faaliyetleri için Osmanlı'ya yıllık vergi ödemek zorunda kaldı.


    5 Eylül 1795 (21 Sefer 1210) tarihinde, tamamı 22 fasıl ve bir hatimeden oluşan Dostluk ve Barış Anlaşması'na göre Amerika, Cezayir'de bulunan esirlerin bırakılması için 642.500 dolar "Haraç" ödeyecek ve her sene 12.000 Cezayir Altını karşılığı 21.600 dolar "Vergi" verecekti.


    Akdeniz'de seyrederdik o zaman,
    Kafirlere vermez idik hiç aman..



    Bölgede faaliyet gösteren Türk Korsanları 16. yüzyılın önemli entellektüellerinden Gelibolulu Mustafa Ali'nin Mevâidü'n-Nefâis Fî Kavâidi'l-Mecâlis adlı eserinde şöyle anlatılmıştır:


    "Derya yüzünün levendleri Trablusgarb ve Cezayir-i Garb semtinün mellâhin-i gâret-pesendleri ki ekseriya Kaz Dağı Etrâkinden (Türklerinden) zuhûr ederler. Evvelâ beş-on kişi ittifak eder, küffârûn harac-güzârın taht-ı temellükündeki sandalların biriciğini basub içine koyulub adalar arasında gider; yani iki gâret-i emvâl ve kat-ı ensâl ve tahsîl-i ricâl tekmîl-i âlât-ı ceng ü cidâl mühimmâtına ol sandalla ibtidâ ederler.

    Reâyâdan olan gemici zımmîleri bend edüb küreğe koşarlar. Zu'mlarınca evvelâ forsaya mâlik olurlar. Ba'demâ gözlerinde yeğdirdükleri recber gemilerini basub gınâ semtine dahi sâlik olurlar. Hâlâ ki dîn ü İslam yakasını bıragurdu terk etmezler. İnâd etmeyüb kâsibîn ve mellâhine kılıç çekmezler. Pes giderek ol sandal kendüleri götürmez olur. Yani tahammül ettikleri günah yükleri bâr-i girân idüğü ta'ayyün bulur. Bu kere bir firkatacığa himmet ederler. Bu tedrîc ile ber-vech-i terakki ederler.

    Akabince yât ü yerağ silâh ü âlât kısmında ve bir kalyata binasına, mesela kadırgadan küçürek ve fırkatadan büyücek bir sefine bahâsına yetecek nükûd cinsindeki temevvül ve gınâları mukarrer olur. Gâh olur ki Mora kıyılarında ve Ayamavra sahilinde ol semtin kapudanlarından birine istinâd ile muradca bir gemi yaparlar veyâhud bir hazırını bulub iştirâ kılurlar. Ammâ gâh olur ki ol kapudanlara inanmaz çekülüb Susam Adası'na varurlar veya onun emsâli bir ağaçlu cezirede pinhân olurlar. Hezâr havf ü ihtiyât ile bir gemi peydâ kılurlar. Tamam olduğu gibi içine katulurlar. Çekilüb Cezayir-i Garb semtinde kışlayan levend kapudanlarından vâsıl olurlar. Arz-ı pişkeş ve ubudiyet ile anlara intisâb şerefini bulurlar. Pes bu mertebeden sonra Müslimîn ve tüccara ve küffâr-ı harac-güzâra taarruz etmezler. Cihâd ü gazâ a'mâli Cezayir'inden bir kadem taşra gitmezler. Hatta evvelki günahlarına tevbeler eylerler. Bir vakit namazlarını kazaya komayub salâh ü diyânet-i pişivâ edinürler. Felâ cerem gerek Hayreddin Paşa ve Yahya Paşa ve Turgutca hep bu tarîk ile peydâ olmuşlardır."

    Cezayir’in gemileri yağlanır,
    Yağlanır da tersaneye bağlanır,
    Cezayir’de koç yiğitler eğlenir,
    Hama, Humus, Trablus, Cezayir..








+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi