Fâtih Sultân Mehmed’in bazı vakıfları iptal ettiği ve ancak oğlu II. Bâyezid Sultân olunca babasını

+ Yorum Gönder
Tarihimiz ve Osmanlı Devleti Bölümünden Fâtih Sultân Mehmed’in bazı vakıfları iptal ettiği ve ancak oğlu II. Bâyezid Sultân olunca babasını ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Fatal
    Özel Üye
    Reklam

    Fâtih Sultân Mehmed’in bazı vakıfları iptal ettiği ve ancak oğlu II. Bâyezid Sultân olunca babasını

    Reklam



    Fâtih Sultân Mehmed’in bazı vakıfları iptal ettiği ve ancak oğlu II. Bâyezid Sultân olunca babasını

    Forum Alev
    Fâtih Sultân Mehmed’in bazı vakıfları iptal ettiği ve ancak oğlu II. Bâyezid Sultân olunca babasının bu tasarruflarını iptal yoluna gittiği söylenmektedir. Bunun aslı nedir?

    Tek nüshası Bursa Şer’iye Sicilleri, A 3/3, sh. 303/b’de bulunan ve 885/1480 tarihinde yazılan Fâtih’e ait bir ferman, söz konusu sorunun gündeme gelmesine sebep olmuştur. Maalesef bu fermanın hukukî tahlili, başlangıçta hatalı yapıldığı için bütün efkâr-ı âmmede de aynı yanlış kanâat devam etmekte ve "Fütuhat için çok askere ihtiyâcı olan Fâtih’in bir çok vakıfları "mensûh" sayarak tımara çevirdiği ve bunların, oğlu Bâyezid Veli devrinde tekrar vakfa verildiği" ısrarla belirtilmektedir. Hâdiseler doğrudur, ancak te’vil ve fermandaki açık izaha rağmen vakıf kelimesinin bütün vakıflara teşmîl edilmesi yanlıştır. Konunun ayrıntılı izahını, Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserimizin 1. cildinde "Osmanlı Kanunnâmelerinde Şer’îliği Tartışmalı Olan Mes’eleler" başlığı altında yaptık. Burada sadece özetleyeceğiz.
    Bilindiği gibi, İslâm hukukunda vakfın bir şartı da, vakfedilen malın mülk olmasıdır. Devlete ait bir mal veya menfaatin vakfedilmesi sahih değildir. Ancak Eyyubî Devleti zamanında, sorulan bir suâl üzerine İbn-i Ebî Asrûn isimli bir âlim, diğer mezheplerin görüşlerini esas alarak, devlete ait vergi gelirlerinin, beytülmaldan istihkakı bulunan hayır cihetlerine vakıf adıyla tahsis edilebileceğine fetva vermiştir. İslâm hukukçuları da, gayr-ı sahih vakıf, irsadî vakıf veya tahsisat kabilinden vakıf dedikleri bu çeşit vakfın, gerçek anlamda bir vakıf olmadığını ve bir kamu tahsisinin adı olarak devamında da sakınca bulunmadığını kabul etmişlerdir. Ancak bu çeşit vakıfların da en önemli şartı, tahsis edilen cihetin beytülmaldan istihkakı bulunan bir hayır ciheti olmasıdır. Bu şarta riâyet edilmediği takdirde, yapılan tahsisin gayr-ı sahih tahsis olacağı ve bunun iptal edilmesi gerektiği ifâde edilmiştir. Nitekim 1382 yılında Sultân Berkuk’un huzurunda toplanan İslâm hukukçuları da, bu tür tahsisatın iptal edilebileceğini kabul etmişlerse de, iptaline cesaret edememişlerdir.
    İşte Fâtih Sultân Mehmed’in de iptal etmek istediği ve ettiği, sahih vakıflar değil, belki gayr-ı sahih yani tahsisat kabilinden vakıfların da sahih olmayan tahsis kısmıdır. Osmanlı Kanunnâmeleri adlı eserde neşrettiğimiz Kanun metni de bunu isbat etmektedir. Zira I. maddede bağ, bahçe, değirmen ve kısaca müsakkafât yani çatılı mal türünden vakıflara müdâhale edilemeyeceğini hükme bağlamaktadır ki, bunlar aslı mülk mal olduğundan sahih vakıflardır. 2. maddede ise, köy ve yer yani arazi ve akar (burada arsa kasdedilmektedir) nev’inden olan tahsisat kabilinden vakıfların mensûh sayılmasını emretmektedir. Bilindiği gibi Anadolu Arazîsi tamamen mîrî arazidir. Vakıf köy ve yerlerin vakfından kasıt, buralardan elde edilen vergi gelirlerinin vakfı yani gayr-ı sahih yahut tahsisat kabilinden vakıfdır. Zaten mülk bir arazinin değil, ancak mîrî arazinin tımara çevrilebileceği de unutulmamalıdır.
    Bu dediklerimizi teyid eden bir kayıt da, Âşıkpaşa-zâde’nin tesbitleridir. Karamam Nişancı Mehmed Paşa’yı anlatırken, Osman Gâzî zamanından beri tahsis edilen yerlerin bunun yaptığı düzenlemeler ile geri alındığını, tekrar mirî arazi olduğundan tapu ile isteyene verildiğini, ancak bu uygulamanın yanlış olduğunu ifade etmektedir. Zaten bazı İslâm hukukçularının, vakıf adıyla yapılan tahsislerin asla bozulmaması gerektiğine yönelik fetvaları da Âşıkpaşa-zâde’yi desteklemektedir. Fakat önemli olan, Fâtih’in nesh yani iptal ettiği vakıfların, sahih vakıflar değil, irsâdî vakıflar olmasıdır. Öteki mesele zaten tartışmalıdır.




  2. 2
    Filiz
    Bayan Üye

    Cevap: Fâtih Sultân Mehmed’in bazı vakıfları iptal ettiği ve ancak oğlu II. Bâyezid Sultân olunca ba

    Reklam



    Fatihi kötülemek için özellikle de batılı kaynaklar sürekli bir karalama ve içten çökertme yollarına gitmişlerdir.Öyle ki Fatih zehirlenip öldürülmüştür.Osmanlının Avrupayı alma korkusu onları yiyip bitirmiştir.Fatih ölünce de 40 gün kilise çanları çalınmış ve her yerde kutlamalar yapılmıştır.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi