Okunan Vahiy “Kur’an” Ve Vahiy Pratiğinde Namaz (salat)

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Namaz Bölümünden Okunan Vahiy “Kur’an” Ve Vahiy Pratiğinde Namaz (salat) ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    Reklam

    Okunan Vahiy “Kur’an” Ve Vahiy Pratiğinde Namaz (salat)

    Reklam



    Okunan Vahiy “Kur’an” Ve Vahiy Pratiğinde Namaz (salat)

    Forum Alev
    OKUNAN VAHİY “KUR’AN” VE VAHİY PRATİĞİNDE NAMAZ (SALAT)

    Bilindiği üzere elimizde bulunan ve Rabbimiz’in kıyamet gününe kadar koruması altında bulunan Kur’an-ı Kerim, bir bütün halinde indirilmemiş, Muhammed (a.s)’ın 23 yıllık Tevhidi mücadele sürecine yayılmıştır. Bu süreç göz önüne alındığında Arapça’da Kıraat olunan, okunan anl----- gelen Kur’an ve Allah Tarafından iletilen bu Vahy’in uygulaması olan “Rasul’ün Sünneti” (ya da “Kur’an Pratiği” ) her türlü Vahyi uygulamada biz mü’minler için bir bütünlük oluşturmaktadır.
    Dolayısıyla uygulamalı bir ibadet biçimi olan günlük farz dualarımız olan Namazlar da bu bütünlük içinde uygulanabilir. Nitekim Rabbimiz bizlere içimizden Allah’ın ayetlerini okuyan, bizi arındıran, bize kitap ve hikmet’i (ince kavrayış yeteneğini)öğreten, ve bilmediğimiz şeyleri de Ayetler yolu ile bizlere belleten bir elçi gönderilmiştir. (2/151)
    Allah’ın Son Elçisi Muhammed (a.s) dan, üzerinde hiçbir tartışma olmadan ve rivayetlere gerek kalmaksızın nesilden nesile uygulanması ile kesinlik kazanan Rasul’ün namaz kılma şekli ortadadır. Bu da günde toplam 17 rekat olmak üzere beş vakitte kılınan ayakta rukuda secdede ve oturuşta bir bütünlük arz ederek yapılan bir dua tarzıdır.

    NAMAZ’IN SON ELÇİ MUHAMMED (S.A.V) ÖNCESİ TARİHİ:
    Muhammed (as)dan önce İbrahim (as) ve tüm elçiler namazı kılmışlardır. (2/43, 3/43, 11/87, 19/31,59 20/14, 28/27, 31/17, 87/15,18-19)
    Ayrıca kendilerini İbrahim (as)’ın takipçileri olarak gören (6/23, 39/3) Mekke Müşrikleri de Kabe’ye hürmet edip kutsal sayıyorlardı(9/19). Ortak koşan Mekke halkı Namazı, orucu ve haccı Tevhidi içeriğinden uzak bir biçimde şekilsel olarak uyguluyorlardı. ( 2/183,199 8/35, 9/54, 107/4-6 )
    Bu ritüellere indirgenmiş ibadetlerin çıkarlarına ters düşen kısımlarını da uygulamıyorlardı. (Zekat gibi) (53/34)

    SON MESAJ İLE ISLAH EDİLEN İBADET
    Muhammed (a.s) ile birlikte, ayinleştirilmiş sosyal hayattan koparılmış ibadetler “sadece Allah has kılınarak” ıslah edilmişlerdir.Çünkü Namaz sadece Allah için kılınmalı (20/14, 6/162) ve huşu içinde samimiyetle Rabb’e yönelinmelidir. (4/101-103)Gün içinde mü’mini sürekli ıslah bilinci ile kuşatan namaz, müslümanları kötü işlerden sakındırır, sosyal ve siyasal hayatla inancı bütünleştirir.(29/45)
    ÖRTÜNME
    Örtünme (setr-i avret) toplumsal bir gereklilik olup insan-insan ilişkisi bağlamında konmuş ilahi bir şarttır. (24/31 vb.) Rabb’e duanın zirvesi diyebileceğimiz namazda da doğal olarak mümin huşu ve edebinin gerektirdiği cismi ve manevi Takva örtüsünü kuşanacaktır.(7/26, 27) Toplumsal alanlarda ise örtünme namazın kesin bir şartıdır. (7/31) Rasulün fiili uygulaması da bu yönde olmuştur.
    ABDEST
    Kur’an’dan öğrendiğimiz kadarıyla Namaz ve Muhammed (as) a nesilden nesile uygulamalı olarak ulaşan diğer İbrahimi ibadetler müşrikler tarafından bilinmekteydi. Dolayısı ile Kur’an’da Araplarca bilinen ibadet uygulamalarının ayrıntıları üzerinde abes açıklamalar yapılmamıştır.Bunun tersine İbadetlerin içeriklerine ve tevhide vurgu yapılmıştır. (20/14, 6/162 vb.) . Ancak Maide 5/6.ayette görüldüğü gibi Araplarca bilinmeyen (tarihsel süreç içerisinde unutulmuş ta olabilir.) uygulamalar tafsilatlı bir şekilde açıklanmıştır. Buna göre Namaz kılmak için abdestli olmak gerekir.(4/43, 5/6 ) Abdestin bozulma şartları da Kur’an’da belirtilmiştir.(5/6) Kadınların özel halleri ise Allah (cc) tarafından bir eza, hastalık olarak tanımlanmaktadır.(2/222)
    Abdestte yüzler yıkanmalı, eller dirseklere kadar yıkanmalı, baş ise meshedilmelidir. Ayaklarda ise koşullara (zaman, zemin, sıcaklık, hastalık vs.) göre yıkama ve meshedilme seçeneklerinden birisi kullanılmalıdır.(5/6) su bulunamıyorsa temiz bir yüzeyle teyemmüm şarttır. (5/6) Allahın Rasulü Hz. Muhammed (as) de yukarıda zikredilen kesin uygulamaları yerine getirerek ümmetine örneklik teşkil etmiştir. Rivayetler yolu ile ulaşan diğer zanni uygulamalar ise ancak dini, olmazsa olmaz bir şart sayılmamak şartı ile yerine getirilebilir.
    Kıble
    Rasulullah (sav) Bakara 2/143-150.ayetler nazil olmadan önce Mescid-i Aksa’yı kıble edinmişti. Fakat Rasul’ün uygulaması, sünneti bu ayetlerle doğrultusunda İbrahim (as)’ın inşa ettiği Kabe olmuştur. Bundan böyle de bütün müslümanlar Kabe’ye yönelerek namaz kılmak zorundadırlar.(2/125, 143-150, 22/26) Elbette bu kıble sadece fiziksel bir yöneliştir. Ümmetin ibadet birliğini amaçlar. Yoksa bütün yönelişler Bir olan Allah’adır.(7/29)
    Kılınış şekli
    Namaz dört ana erkandan oluşur. Kıyam, Ruku, Secde ve oturuş.Namazda ayakta durulmalı ve namaza bu duruşla başlanmalıdır. (2/238, 3/39, 4/102 ) Bu duruş ise iftitah tekbiri olarak ta tanımlayabileceğimiz tekbirle başlamalıdır.(87/15) Ayrıca namazda ruku ve secde yapılmalıdır.(2/43, 3/43, 4/102, 22/26,77 38/24, 48/29)
    Özel bir durum dahilinde namaz kılan kişi bulunduğu yeri değiştirebilir. Ancak bu durumlar dışında sabitlik şarttır.(2/239) Allah Rasulü’nün uygulamaları da bu yöndedir. Bizlere yazılı kitabın uygulamasını yaparak vahyi şahitlik görevini yapan Rasulullah (sav)’ın bizlere kesin bir biçimde ulaşan uygulamalı sünneti tüm ümmeti bağlayan namazın kılınış şeklidir. O da Kıyamda Rukuda ve secdede ve oturuşta Rabbi hamd ile tesbih etmektir...
    Okuyuş (Kıraat)
    Namaz, namazı kılan ile yöneldiği Rabbi arasındaki bir ilişkidir. Dolayısıyla kişi namaz kıldığı anda içinden nasıl geliyorsa öyle Rabbine yakarabilir, dua edebilir. Bu dua eyleminin içeriği sadece Allah’ı ilahlığına has kılınarak yapılmalıdır.(6/162, 20/14, 29/45) Namaz içinde Allah yüceltilmeli ve sadece Ondan yardım istenmelidir.(1/1-7, 20/14, 17/111)
    Allah Rasulü’nün pratiğinde de “Kur’an’ın özeti” “Kitab’ın anası” olarak ta nitelenen Fatiha suresi (1/1-7)’nin namazlarda her zaman en az bir kez okunduğu bize ulaşmaktadır. Ayrıca Sübhaneke (duası olarak formulize edilen dua gibi dualarda okunabilir. Namazdaki kıraat konusunda Rabbimizin ayetleri gayet açıktır:
    İsra suresi 17/ 107- 111:
    107. De ki: Siz ona ister inanın, ister inanmayın; şu bir gerçek ki, bundan önce kendilerine ilim verilen kimselere o (Kur'an) okununca, derhal yüz üstü secdeye kapanırlar. 108. Ve derlerdi ki: Rabbimizi tesbih ederiz. Rabbimizin vâdi mutlaka yerine getirilir. 109. Ağlayarak yüz üstü yere kapanırlar. (Kur'an okumak) onların saygısını artırır. 110. De ki: "İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler O'na hastır." Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut. 111. "Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, âcizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah'a hamdederim" de ve tekbir getirerek O'nun şanını yücelt!
    Müzemmil 73/20: .
    (Resûlüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü (içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ölçüp biçen ancak Allah'tır. O sizin, bunu sayamayacağınızı bildiği için, sizi bağışladı. Artık, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah'ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir kısmınız da Allah yolunda çarpışacaklardır. O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a gönül hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. Allah'tan mağfiret dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.
    Cemaat namazlarında imamın okuduğu ayetler dinlenilmeli imam cemaatin duyabileceği ancak çok yüksek olmayan bir ses tonu ile orta bir sesle ayetleri okumalıdır. Kişisel namazlarımızda da dualarımızı içimizden değil kendi duyacağımız tonda çok ta yüksek olmamak şartıyla sesli olarak okumamız vurgulanmıştır. ( 7/204, 17/110-111)
    Allah Rasulü’nün uygulamalı Kur’an pratiği de 17/111. Ayet emrince bu yönde olmuştur.
    Namazda Vahiy metni ümmetin ortak ve asıl kabul ettiği Arapça orijinal dilinden okunmalı ancak okunan ayetlerin anlamı bilinmelidir.

    NAMAZDA TAHİYYAT
    Namazda okuna gelen Tahiyyat ve Allahumme salli ve barik duaları da Rasulün kesin uygulamasında yer almayan ancak tarih içinde Müslümanların kalıp bir dua formuna soktukları salih dua çeşitlerindendirler. Peygamber (as) bu dualarda 3. Kişi konumundadır. Peygamberin kendi kendine bu duayı yapması dil ve mantık açısından mümkün değildir. Ancak namaz içinde yapıla gelen bu dualar Namazın ilk uygulayıcısı İbrahim (as) ve diğer Resuller’e ve namazın tevhidi ıslahçısı Muhammed (as)’a dua niteliği göz önünde bulundurulduğu müddetçe salih ameller dahilindedir. Adeta bu dualar Fatiha Suresindeki “Bizi Nimet verdiklerinin yoluna ilet” (1/5) ayetinin başka bir tarzda dile getirilmesidir. Aynı zamanda Tevbe suresinin 84.ayetinden Muhammed (sav)’in de ölmüş insanlar için dua ettiğini öğreniyoruz. (9/84)

    SALATU SELAM
    Ayrıca Allah’ın ve Meleklerin Muhammed (sav)’e salat u selam etmeleri ve iman edenlerden de aynı şeyin istenmesi (33/56) Ayetin öncesi ve sonrası iniş ortamı ve Kur’an bütünlüğü göz önünde bulundurulduğunda Muhammed (as)’a hem lafzen hem de fiilen hayatımızda dua edilmesi, “destek olunması” olarak anlaşılmaktadır. Bu destek olma emri Muhammed (as) ın getirdiği Vahyi Mesajı anlamak ve yaşamak, Tevhidi Mücadeleyi omuzlamak ta demektir.

    NAMAZ ÇEŞİTLERİ
    Kur’an’da müminlere belirtilen en önemli namaz kuşkusuz günlük namazdır. Ancak Kur’an’da bu günlük namazlar dışında da namazlara rastlamaktayız.

    GECE KIYAMI
    Rabbimizin Allah Rasulüne zorunlu kıldığı Gece Kıyamının (17/79-80) önemli bir kısmını oluşturan Gece (teheccüd) namazı dini bir zorunluluk barındırmasa da Önde giden (sabiqun) mü’minler için bir gerekliliktir.

    KORKU NAMAZI SAVAŞTA ve SEFERDE NAMAZ
    Kur’an’da bir tehlike durumunda korkulduğunda sabitlik ve kıble şartları aranmaksızın namaz kılınabileceği bildirilmiştir. (2/239 4/101) Aynı izin Sefer halinde tehlikeyle karşılaşıldığında da geçerlidir. (4/101)

    CENAZE NAMAZI
    Tevbe Suresi 84. Ayette Rasulullah (as)’ın bilmediği halde münafıkların cenazesinde dua ettiği belirtilmiş ve Allah Rasulü bundan men olunmuştur. Bu ayetten anlaşıldığı gibi Allah Rasulü Cenaze namazı kılmıştır. Ve Müminler ancak müminlerin cenazeleri için cenaze namazı kılmalıdırlar. (9/84)

    BAYRAM NAMAZI
    Allah’ın Elçisi (sav) Kevser Suresindeki emirle birlikte Bayramları da Bayram namazı ifa etmiştir. (108/2)

    GÜNLÜK NAMAZ VAKİTLERİ

    SABAH VAKTİ:
    17/78,
    78. Güneş’in zevalinden gecenin karanlığı bastırıncaya kadar (belli vakitlerde) namaz kıl; bir de sabah namazını. Çünkü sabah namazı şahitlidir.
    24/58
    58. Ey müminler! Ellerinizin altında bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olanlar, sabah namazından önce, öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar, mahrem (kapanmamış) halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. İşte Allah âyetleri size böyle açıklar. Allah, (her şeyi) bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    11/114
    114. Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.
    20/130
    130. (Resûlüm!) Sen, onların söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce de batmasından önce de Rabbini övgü ile tesbih et; gecenin bir kısım saatleri ile gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, sen, Allah'tan hoşnut olasın, (Allah da senden!).
    ÖĞLE VAKTİ:
    17/78
    78. Güneş’in zevalinden gecenin karanlığı bastırıncaya kadar (ki süre içerisinde) namazı kıl....
    24/58
    58. Ey müminler! Ellerinizin altında bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olanlar, sabah namazından önce, öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar, mahrem (kapanmamış) halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. İşte Allah âyetleri size böyle açıklar. Allah, (her şeyi) bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    İKİNDİ VAKTİ:
    20/130
    130. (Resûlüm!) Sen, onların söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce de batmasından önce de Rabbini övgü ile tesbih et; gecenin bir kısım saatleri ile gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, sen, Allah'tan hoşnut olasın, (Allah da senden!).
    AKŞAM VAKTİ:
    11/114
    114. Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.
    (buradaki iki uç günün başı ve sonu yani sabah ve akşam, “Gecenin ilk saatleri” ise Yatsıdır.)
    17/78. Güneşin zevalinden gecenin karanlığı bastırıncaya kadar namaz kıl; bir de sabah namazını. Çünkü sabah namazı şahitlidir.
    YATSI VAKTİ:
    20/130
    130. (Resûlüm!) Sen, onların söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce de batmasından önce de Rabbini övgü ile tesbih et; gecenin bir kısım saatleri ile gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, sen, Allah'tan hoşnut olasın, (Allah da senden!).
    11/114 Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.





  2. 2
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    --->: Okunan Vahiy “Kur’an” Ve Vahiy Pratiğinde Namaz (salat)

    Reklam



    ORTA NAMAZ (SALAT’UL VUSTA) TABİRİ
    Bakara Suresi 238. Ayette geçen “Salat’ul Vusta” Orta Namaz tabiri müphem bir ifadedir. Salat’al Vusta belirli bir vakte değil bir ilkeye tekabul etmektedir. Namazlarda devamlı olmak, terk etmemek,huşu içinde günün her anında Allah’a yönelmek, namazı günün yirmi dört saatine yaymak anlamında kullanılmıştır.Bu tabir ile aşırı ibadetten ve ibadetleri terk etmekten müminler men edilmiş, ruhbanlık ve fasıklık yolları kapatılmıştır. İbadetin ruhu vurgulanmıştır. M. Esed de 2/238 ayetine şöyle meal vermektedir: ”...namazı en uygun biçimde ifa etmeye dikkat edin...” Esed devamla ayetteki tabirin “en mükemmel” “orta” olarak anlaşılabileceğini belirtmiştir. Ayrıca bu tabir hakkındaki en makul diğer görüş ise Orta Namaz’ın ikindi namazı olduğu görüşüdür.

    NAMAZ SONRASI
    İbadetlerin kazaları (örneğin Oruç gibi bknz. 2/184) bizzat Kur’an’da Rabbimiz tarafından müminlere bildirilmiştir. Ancak Allah hükmü gereğince namazlar Hacc gibi vakitlerinde yerine getirilmesi gereken ibadetlerdendirler. (4/103, 2/238).
    Müminler namaz sonrası da Allah’ı anmaya devam etmeliler Kur’an okuyup anlamaya ve Ayetler üzerinde düşünmeye devam etmelidirler. Namazlarını hayatlarına yansıtmalıdırlar. (4/103) Allah’ın Rasulü Muhammed (as) ve ashabınında her namaz sonrası ayetler okudukları ve fikri alış verişte bulundukları bize ulaşmaktadır.
    Bu ayetlerden ve Rasulün pratiğinden de anlaşıldığı gibi namaz sonrası tesbihat ve zikir ain formunda bir lafzi kelime tekrarı değil Allah’ın ayetlerini düşünmeyi merkeze alan fikri bir zindelik alanıdır. Saltanat dönemiyle içeriği boşaltılarak ayinleştirilen tesbihat muhammedi sünnet ışığında değerlendirilmelidir.

    AYRINTILAR VE BİD’ATLER
    Bid’at dinden olmadığı, Allah’ın bir hüküm indirmediği (ki hüküm sadece Allah’a aittir Yusuf 12/ 40) halde bir inancı ya da uygulamalı bir konuyu dinden bir meseleymiş gibi değerlendirmeye denir. Dolayısıyla namazlarda elleri bağlamak ya da salmak ayakların açıklık mesafesi gibi Allah’ın bir hüküm koymadığı ayrıntıları namazın şartıymış gibi değerlendirmek Allah ve Rasulü’nün vaaz etmediği bir şeyi insanlara dayatmaktır. Bu ayrıntılar dinden bir gereklilik olarak değerlendirilmediği müddetçe Allah’a yönelen müminin tercihine bırakılmıştır. Allah’ın Rasulü de bu konularda kişileri serbest bırakmış, kendisi de farklı zamanlarda farklı şekillerde bu ayrıntıları uygulamıştır. Ancak hiçbir ayrıntıyı dini bir vecibe telakki etmemiş ve ümmetine böyle bir gereklilik vaaz etmemiştir. Zaten bu ayrıntılar bizlere kesin olarak uygulama yolu ile değil zannilik taşıyan rivayetler yolu ile ulaşmaktadır.
    SONUÇ
    Rasulün Ümmetine olan örnekliği Allah’ın okunarak indirilen ve şu anda elimizde yazılı olarak bulunan Kur’an ayetlerini açıklaması ve yaşamlaştırarak şahitliğini yapması işle mümkün olmuştur.
    Rasulün şahitliği yani Kur’anın pratize edilmesi bize mütevatiren üzerinde hiçbir tartışma olmaksızın uygulanarak nesilden nesile aktarım sonucu ile ulaşmıştır. Bu ulaşan Kur’an pratiği konusunda hiçbir mü’min erkek ve mü’min kadının farklı bir söz söyleme ya da uygulama hakkı yoktur. Sünnetin nasıl kesin bir bilgi ve bağlayıcı bir uygulama olma şartı olacağı başka bir makale konusu olmakla beraber tarih boyunca birbirleri ile hiç de iyi geçinmemiş onlarca fırka ve mezhebin hiçbir tartışma yapmadan Rasulün uygulamasını ortak bir biçimde nesilden nesile aktarmaları uygulamanın temelinin Kur’an’da bulunması şartı ile tüm müslümanları uyulması gerekli kılar. Sonuç olarak Kur’an’da geçen namazı Kur’anın ilk muhatabı ve açıklayıcısı Muhammed (as) nasıl uyguladı ise tüm müslümanlar da öyle uygulamak zorundadır. Rasul’ün yaptığı gibi tüm müminler beş vakitte sabah 2 öğle 4 ikindi 4 akşam 3 ve yatsı 4 rekat olmak üzere Allah için namaz kılmakla yükümlüdürler. Bu rekat uygulamalarının kaynağı bizzat Allah’ın Rasulüdür. Bu uygulama ise tartışmasız olarak bize ulaşmıştır. İslam tarihi boyunca Rasulün farz bağlayıcı olarak kıldığı namazların dışında da namaz kıldığı bilinmektedir. Bu ibadetler kesinlik taşımadıkları için (örneğin hiçbir sünni ve şii akşamın farzı konusunda farklı bir uygulama yapmaz ama sünniler akşamın sünneti (nafile)sini 2 şiiler ise 4 rekat kılarlar. Benzeri farklılıklar Sünniler içerisinde de mevcuttur ) içtihadi alana bırakılmışlardır. Namaz konusundaki incelememizin asıl amacı kalıplaştırılmış bir ayin ritüelinin teknik yönünü 1400 yıldır yapıldığı gibi bir polemik malzemesi olarak kullanmak değildir. Çünkü Rabbimizin bize bildirdiği gibi Namaz günahları giderir.(11/114) Kalplerin ancak Allah’ı anmak ile mutmain olacağını söyleyen Kur’an-ı Kerim Namazın en büyük zikir olduğunu belirtmektedir. (29/45) Çünkü dosdoğru kılınmış (9/71, 30/31, 31/17) ruhundan uzaklaştırılmamış her namaz şüphesiz her türlü kötülükten fahşadan mümini alı koyar. (29/45)
    Yazımızı Namazını sosyal hayattan koparmayan ve Allahın ayetleri üzerinde akleden, tam bir huşu içinde Rablerine yönelen salih kullar’a Rabbimizin seslenişi ile bitiriyoruz:
    “Allah’a tevbe eden, Kulluk eden, Hamd eden, (Rabbinin ayetlerini düşünmek ibret almak için) seyahat eden, boyun eğen, secde eden, iyilikleri emreden, kötülüklerden alı koyan, Allah’ın yasaklarını koruyanları müjdele!” (9/112)







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi