İngilizce Günlük Konuşmalar

+ Yorum Gönder
Sohbet Forumları ve Konu Dışı Başlıklar Bölümünden İngilizce Günlük Konuşmalar ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Gökhan
    Emekli
    Reklam

    İngilizce Günlük Konuşmalar

    Reklam



    İngilizce Günlük Konuşmalar

    Forum Alev
    greetings
    (selamlaşmalar)
    >HELLO

    Hello! (Merhaba)
    Hi! (Selam)
    Hey! (Hey!)
    Hi there! (Merhaba)
    Hello there! (Merhaba)
    Good morning! (Günaydın)
    Good afternoon! (Tünaydın)
    Good evening! (İyi akşamlar)
    Good night! (İyi geceler)

    >HOW ARE YOU?

    How are you? (Nasılsın?)
    How are you doing? (Nasılsın?)
    How is it going? (Nasıl gidiyor?)
    How are things? (Durumlar nasıl?)
    What's new? (Ne haber?)
    What's up? (Ne var ne yok?)
    What's going on? (Neler yapıyorsun?)
    Where have you been? (Nerelerdesin?)
    Where have you been hiding yourself? (Nerelerde gizleniyordun?)
    Are you doing OK? (İyi misin?)
    How are you feeling? (Kendini nasıl hissediyorsun?)
    How's the world treating you? (Hayatla aran nasıl?)
    How's business? (İşler nasıl?)
    What's happening? (Hayatında ne olup bitiyor?)
    How's everything (Vaziyet nasıl?)

    > I'M FINE

    Thanks, I am fine (Sağol, iyiyim)
    Fine (İyiyim)
    Great! (Harika)
    All right (Fena değil)
    I am OK (İyiyim)
    Cool! (Bomba gibiyim)
    I am cool! (Harikayım)
    Could be better (Daha iyi olabilirdi)
    Not bad (Fena değil)
    So so (Eh, şöyle böyle)
    Not so great (O kadar da iyi değil)
    Not so hot (Pek iyi sayılmaz)
    I've been better (Daha iyiydim)
    I've running around (Koşturup duruyoruz)
    Keeping busy (Uğraşıp duruyoruz)
    No complaints (Bir şikayetim yok Allaha şükür)
    Same as usual (Her zamanki gibi)
    I've seen better days (Daha iyi günlerimiz de oldu)
    I'm snowed under (Çok yoğunum)
    Not a moment to spare (Boşa harcayacak bir dakikam yok)
    No time to breathe (Nefes almaya vaktim yok)
    There aren't enough hours in a day (Yirmidört saat yetmiyor)

    > GOOD-BYE

    Good-bye (Allahaısmarladık)
    Good day (İyi günler)
    Good evening (İyi akşamlar)
    Good night (İyi geceler)
    Good-bye until later (Bir dahaki sefere kadar hoşçakal)
    See you (Görüşürüz)
    See you soon (Yakında görüşürüz)
    See you later (Sonra görüşürüz)
    I'll see you real soon (Çok yakında görüşürüz)
    I'll catch you later (Seninle sonra görüşürüz)
    See you tomorrow (Yakın görüşürüz)
    See you next time (Bir dahaki sefere görüşürüz)
    Let's get in touch (Görüşelim)
    It was good to see you (Seni görmek güzeldi)
    Don't forget to call (Aramayı unutma)
    Let's write (Yazışalım)
    I'll be in tocuh (Temas halinde olacağım)




    introductions
    (tanıştırmalar)
    >THIS IS JOHN

    This is my friend Jack (Bu arkadaşım John)
    I'd like you to meet my friend John (Sizlere arkadaşım John'u tanıştırmak istiyorum)
    Mary, this is Jack. Jack, Mary (Mary, bu Jack. Jack, bu Mary)
    Let me introduce you my friend Michael (Size arkadaşım Michael'ı tanıştırıyım)
    Have you met before? (Siz daha önce tanışmışmıydınız?)
    Jack, do you know Mary? (Jack, Mary'yi tanıyor musun?
    Do you know eachother? (Birbirinizi tanıyor musunuz?)
    Mary, shake hands with the president (Mary, başkanla el sıkış)
    Have you two been introduced? (Sizi tanıştırdılar mı?)
    Jack, this is the man I was telling you about (Jack, bu sana bahsettiğim kişi)
    Let me introduce you myself (Size kendimi tanıtıyım)

    >NICE TO MEET YOU

    Nice to meet you (Tanıştığımıza memnun oldum)
    Good to meet you (Tanıştığımıza memnun oldum)
    Nice meeting you (Sizinle tanışmak çok hoş)
    It's a great pleasure to meet you (Sizinle tanışmak büyük zevk)
    Glad to meet you (Tanıştığımıza memnun oldum)
    It's a great pleasure to have finally met you (Sonunda sizinle tanışabilmek büyük zevk)
    How nice to meet you (Sizinle tanışmak ne kadar güzel)
    How do you do (Memnun oldum)
    A pleasure (Sizinle tanışmak bana zevk verdi)
    food and drink
    (yiyecek-içecek)


    > MAY I HELP YOU?

    Would you like smoking or nonsmoking? (Sigaralı bölüm mü sigarasız bölüm mü?)
    How many in your party? (Kaç kişisiniz?)
    Do you have a reservation? (Rezevasyon yapmışmıydınız?)
    I'll have a table ready in two minutes (İki dakika içinde masanızı hazırlıyorum)
    Would you like to see the menu? (Menüyü görmek istermiydiniz?)
    Are you ready to order? (Sipariş için hazırmısınız?)
    Let me tell you our specials today (Bugünkü spesiyallerimizi söyleyeyim)
    May I take your order, please? (Sipariş alabilir miyim?)
    What will it be? (Ne alırdınız?)
    Can I get you something to drink with that? (Yanında içecek birşey istermiydiniz?)
    Would you care for a dessert? (Tatlı istermisiniz?)
    Is there anything I can get for you? (Yardımcı olabileceğim birşey var mı?)
    Let me show you the dessert tray? (Size tatlı tepsisini göstereyim)
    For here or to go? (Burada mı, paket mi?)
    Here or take away? (Burada mı, paket mi?)
    Do you want that to go? (Paket mi istiyorsunuz?)
    Here you go (Buyurun)
    Here is your order (Siparişiniz hazır)
    Thank you and come again (Teşekkürler, tekrar bekleriz)
    Would you like to start with a coctail? (Bir kokteylle başlamak istermiydiniz?)
    Would you like coffee? (Kahve ister misiniz?)
    Cream or sugar? (Krema, şeker?)
    I am sorry we are out of that (Kusura bakmayın, ondan kalmadı)
    Sorry, it's all gone (Özür dilerim, hepsi bitti)
    How would you like that prepared? (Nasıl hazırlamamı istersiniz?)
    Do you need any napkins? (Peçete ister misiniz?)
    Would you like some salt and pepper? (Biraz tuz ve biber istermiydiniz?)

    > MAY I SEE THE MENU?

    A table for two, please (İki kişilik bir masa lütfen)
    I'd like a non-smoking table for four (Sigara içilmeyen bölümden dört kişilik bir masa lüften)
    I have a reservation (Rezervasyon yaptırmıştık)
    Do you have a non-smoking section? (Sigara içilmeyen bölümünüz var mı?)
    Another party will be sitting here? (Buraya bir grup daha gelecek)
    Excuse me, can you come here for a second? (Afedersiniz, bir saniye bakar mısınız?)(
    Could I see menu please? (Menüyü görebilir miyim lütfen?)
    We haven't decided what to order yet (Henüz ne sipariş edeceğimize karar vermedik)
    We need more minutes to decide (Karar vermek için birkaç dakikaya ihtiyacımız var)
    We're ready to order (Sipariş verebiliriz)
    Can you take our orders, please? (Sipariş alabilir misiniz lütfen?)
    What are the specials? (Spesiyaliteler neler?)
    What would you suggest? (Ne yememizi önerirsiniz?)
    What's the soup of the day? (Günün çorbası ne?)
    Do you have vegetariam dishes? (Vejeteryan yemekleriniz var mı?)
    May I have a burger and fries? ( Hamburger ve patates kızartması alabilir miyim?)
    Give me a hot dog with the works (Herşeyi yanında bir sosisli lütfen)
    I'll have a burger with everything (Herşeyi yanında bir hamburger)
    Can I have a small soda, please? (Bir ufak soda alabilir miyim lütfen?)
    No ketchup (Ketçap olmasın)
    No onions (Soğan koymayın)
    Go easy on the onions (Soğanı fazla koymayın)
    Take it easy on the ketchup (Ketçapı fazla olmasın)
    To go please (Paket olsun, lütfen)
    For here, please (Burada yiyeceğim)
    I'll eat it here (Burada yiyeceğim)
    I'd like an espresso (Bir espresso istiyorum)
    I'd like a mineral water (Bir maden suyu istiyorum)
    Just coffee for the moment (Şimdilik bir tane kahve)
    Can you get me a glass of water? (Bir bardak su getirebilir misiniz?)
    What kind of dressings do you have? (Ne tür soslarınız var?)
    I'd like my steak well done (Bifteğimi çok pişmiş istiyorum)
    I'd like my steak rare (Biftek az pişmiş olsun)
    I'd like my steak medium (Biftek orta pişsin)
    Can I get it rare? (Az pişmiş olabilir mi?
    Could I have some more bread, please? (Biraz daha ekmek alabilir miyim lütfen?)
    This meat is too fatty (Bu et çok yağlı)
    The meat is too tough (Et çok sert)
    This meal isn't fresh (Bu yemek taze değil)
    This soup is cold (Bu çorba soğuk)
    Could I speak to the manager, please? (Yöneticiyle görüşebilir miyim?)
    I couldn't eat this. Could you wrap it, please? (Bunu yiyemedim. Paket yaparmısınız lüften?)
    I'd like to take the rest (Geri kalanını götürmek istiyorum)
    Could I have the bill, please? (Hesabı alabilir miyim?)
    Check, please? (Hesap, lütfen)
    Seperate checks, please? (Hesabı ayrı alın)
    All together (Hepsini birlikte alın)
    Do I pay you or the cashier? (Size mi ödeyeceğiz, kasaya mı?)
    May I have a receipt, please? (Fiş alabilir miyim lütfen?)
    There seems to be a mistake (Bir yanlışlık var gibi gözüküyor)
    Does this include the tip? (Bunun içinde bahşiş dahil mi?)
    Keep the change (Üstü kalsın)
    Is there somewhere we could wash our hands? (Ellerimizi yıkayabileceğimiz bir yer var mı acaba?)

    > I AM HUNGRY

    I'm hungry (Ben açım)
    I'm starving (Açlıktan ölüyorum)
    I'm so hungry that I could eat a horse (Öyle açım ki bir atı yiyebilirim)
    I'm dying of hunger (Açlıktan ölüyorum)
    I'm famished (Karnım zil çalıyor)
    When do we eat? (Ne zaman yiyoruz?)
    What's for supper? (Yemekte neler var?)
    What are we having? (Ne yiyoruz?)
    Dinner is ready (Akşam yemeği hazır)
    It's time to eat (Yemek zamanı)
    Shall we say grace? (Dua edelim mi?)
    Could you pass me the salt please? (Tuzu uzatabilir misin, lütfen?)
    Would you care for some cheese? (Biraz peynir ister misin?)
    Could I have seconds, please? (Biraz daha alabilir miyim?)
    making friends
    (arkadaşlık kurma)


    We're like brothers. (Kardeş gibiyiz.)
    He's my closest friend. (O benim en yakın arkadaşım.)
    She's my best friend. (O benim en iyi arkadaşım.)
    She's like a sister to me. (O benim bacım gibidir.)
    We're the closest friend. (En yakın arkadaşlarız.)
    We're pretty tight. (Oldukça yakınız.)
    He's a dear friendb. (O değerli bir arkadaştır.)
    What a character! (Ne tip ama!)
    Ahmet is one of a kind. (Ahmet türünün tek örneğidir.)
    We're cut from the same cloth. (Aynı hamurdan yoğrulmuşuz.)
    We're like two peas in a pod. (Tıpatıp birbirimize benzeriz.)

    MAY I JOIN YOU?

    May I join you? (Size katılabilir miyim?)
    Mind if I join you? (Size katılmamda bir sakınca var mı?)
    Care to join us? (Bize katılmak ister misin?)
    Is this seat taken? (Bu sandalye boş mu?)
    Could I buy you a drink? (Size bir içki alıyım mı?)
    What are you drinking? (Ne içersiniz?)
    Would you like to dance? (Dans edermisiniz?)
    Could I have the next dance? ( Bir sonraki dansı bana lütfeder misiniz?)
    What's your sign? (Burcunuz nedir?)
    Do you come here often? (Buraya sık sık gelir misiniz?)
    Do you have a light? (Ateşiniz var mı?)
    Need a lift? (Sizi arabayla bırakayım mı?)
    Are you going my way? (Yolumuz aynı mı?)
    Going my way? (Yolumuz aynı mı?)
    Where have you been all my life? (Şimdiye kadar nerelerdeydiniz?)


    shopping
    (alışveriş)

    > WELCOME, MAY I HELP YOU?

    May I help you? (Yardımcı olabilir miyim?)
    Can I help you find something? (Birşey bulmanıza yardım edebilir miyim?)
    Can I show you with something? (Size birşey gösterebilir miyim?)
    Are you being helped? (Size bakan var mı?)
    Is there anything I can help you with? (Yardımcı olabileceğim bir konu var mı?)
    If you need me, I'll be around (Bana ihtiyacınız olursa, ben civardayım)
    If I can help you, just let me know (Eğer yardım gerekirse haberim olsun)
    What are you interested in? (Ne bakmıştınız?)
    Are you looking for something in particular? (Belirli birşey mi arıyorsunuz?)
    Do you have something specific in mind? (Aklınızda özel birşey var mı?)
    What size do you need? (Kaç beden istiyorsunuz?)
    Do you know what size you are? (Bedeninizi biliyor musunuz?)
    That's on sale this week? (O bu hafta indirimde)
    I've got just your size (Tam sizin bedeninize uygun birşeyimiz var)
    Can I suggest this? (Size bunu önerebilir miyim?)
    Do you need anything to go with that? (Bununla gidecek birşey ister misiniz?)
    That looks nice on you (Üzerinizde güzel durdu)
    That looks great on you (Üzerinizde harika durdu)
    That's your colour (Tam sizin renginiz)
    This is you (Sizi çok açtı)
    How would you like to pay for this? (Bunu nasıl ödemek isterdiniz?)
    Will that be cash or credit? (Nakit mi, kredi kartı mı?)
    We don't have that in your size (Bunun size göre olan bedeni yok)
    Whe don't have it in that colour (Bu renkte yok)

    > WHEN ARE YOU OPEN?

    When are you open? (Ne zaman açıksınız?)
    When do you open? (Ne zaman açıyorsunuz?)
    What are your hours? (Çalışma saatleriniz nelerdir?)
    I'm looking for something for my father (Babam için birşey bakıyordum)
    It's a gift (Hediye olacak)
    I don't know his size (Bedenimi bilmiyorum)
    Can you measure me? (Bedenimi ölçebilir misiniz?)
    Thank you, I'm just looking (Sağolun, sadece bakıyorum)
    I'm just browsing (Sadece bir göz gezdiriyorum)
    I can't make up my mind (Kafamı toparlayamıyorum)
    Do you have this shirt in yellow? (Bu tişörtün sarısı var mı?)
    Do you have these shoes in suede? (Bu ayakkabının süeti var mı?)
    Have you got something less expensive? (Daha uzuz birşeyiniz var mı?)
    It it on sale? (Bu indirimde mi?)
    Do you have a t-shirt to match this? (Buna uyacak bir tişörtünüz var mı?)
    Where is the fitting room? (Elbise değiştirme kabini nerede?)
    I'd like to try this on (Bunu denemek istiyorum)
    It's too tight (Bu çok dar)
    It's too loose (Bu çok geniş)
    It's a little bit expensive (Bu biraz pahalı)
    It's a little pricey (Bu biraz tuzlu)
    Can you hold it for me? (Bunu benim için saklayabilir misiniz?)
    Can I get it gift-wrapped? (Hediye paketi yapabilir misiniz?)
    Would you please gift-wrap that? (Lütfen hediye paketi yapabilir misiniz?)
    How much is it? (Kaç lira?)
    How much does it cost? (Fiyatı ne kadar?)



    travel
    (seyahat)

    > PLANE (UÇAK)

    Do I have to change planes? (Aktarma yapmam gerekecek mi?)
    Is it direct? (Direk uçuş mu?)
    How many items of carry-on luggage are permitted? (Yanıma ne kadar el bagajı alabilirim?)
    How much luggage can I carry on? (Ne kadar bagaj alabilirim?)
    Is there a layover? (İki sefer arasında bekleme var mı?)
    How long is the layover? (Bekleme süresi ne kadar?)
    There is a one-hour layover in Ankara (Ankara'da aktarma bir saat sürecek)
    When does the next flight leave? (Bir sonraki uçuş ne zaman?)
    What's the departure time? (Hareket saati ne zaman?)
    When does the plane get here? (Uçak buraya ne zaman varır?)
    What's the arrvial time? (Varış ne zaman?)
    When will I make my connection? (Ne zaman aktarma yapacağım?)
    I have to cancel my flight (Uçuşumu iptal etmek zorundayım)
    I lost my luggage (Bagajımı kaybettim)
    My luggage is missing (Bagajım kayıp)
    The flight has been delayed (Uçuş iptal edildi)
    The flight has been moved to gate M2 (Uçuş M2 kapısına yönlendirildi)
    The flight is overbooked (Uçakta koltuk sayısından fazla yolcu var)
    May I see your boarding pass? (Biniş kartınızı görebilir miyim?)



  2. 2
    Gökhan
    Emekli

    --->: İngilizce Günlük Konuşmalar

    Reklam



    > CUSTOMS (GÜMRÜK)

    Are you bringing anything into the country with you? (Yanınızda ülkeye birşey sokuyor musunuz?)
    How much currency are you bringing into the country? (Ülkeye ne kadar para getiriyorsunuz?)
    Do you have anything to declare? (Gümrüğe tabi birşeyiniz var mı?)
    May I see your passport? (Pasaportunuzu görebilir miyim?)
    Do you have your visa? (Vizeniz var mı?)
    Please place your suitcases on the table (Lütfen çantalarınızı masanın üstüne koyun)
    We should examine your purse (Cüzdanınızı incelememiz gerekiyor)
    What's the nature of your trip? (Seyahatinizin içeriği nedir?)
    What's the purpose of your visit? (Ziyaretinizin amacı nedir?)
    How long do you plan on staying? (Ne kadar kalmayı planlıyorsunuz?)

    > RAILWAY (DEMİRYOLU)

    Is it direct? (Direk mi?)
    Is there a layover? (Mola var mı?)
    Is there a dining car? (Yemekli vagon var mı?)
    Is the train on time? (Tren zamanında hareket edecek mi?)
    What's the arrival time? (Varış ne zaman?)
    Are there seats available? (Boş yer var mı?)
    Stand clear of the doors (Kapılardan uzak durun!)
    Please move away from the doors (Lütfen kapıların yanından uzaklaşın)
    Please have your tickets ready for the conductor (Lütfen kondüktör gelmeden biletlerinizi hazırlayın)
    Is this seat occupied? (Bu koltuk boş mu acaba?)
    Can you crack the window, please? (Camı aralayabilir misiniz lütfen?)
    How many stops are there before we reach the end of the line? (Son durağa kaç durak kaldı?)
    When is the next stop? (Bir sonraki durak ne zaman?)

    > BUS (OTOBÜS)

    Is it direct? (Direk mi?)
    Is there a layover? (Mola var mı)
    Do we stop for the meals? (Yemek molası verilecek mi?)
    Can I check my baggage through? (Bagajımı emanete bırakabilir miyim?)
    Can I reserve a seat in advance? (Önceden yer rezervasyonu yapabilir miyim?)
    Is the bus on time? (Otobüs zamanında hareket edecek mi?)
    Is anyone sitting here? (Burada kimse oturuyor mu?)
    What is the fare? (Ücret ne kadar?)
    Could I have a transfer, please? (Bir transfer bileti alabilir miyim?)
    Does this bus go to downtown? (Bu otobüs şehir merkezine gidiyor mu acaba?)
    How far does this bus go? (Bu otobüs nereye kadar gidiyor?)
    Could you let me know when we get to Aksaray? (Aksaraya geldiğimizde bana haber verebilir misiniz?)
    Can you tell me where to get off? (İneceğim yeri bana söyleyebilir misiniz?)
    Move to the rear, please? (Arkaya ilerleyin, lütfen?)

    > TAXI (TAKSİ)

    Where to? (Nereye?)
    Where to, buddy? (Nereye abi?)
    Where to, lady? (Nereye bayan?)
    I am not on duty (Şu an çalışmıyorum?)
    Mind if I smoke? (Sigara içmemin bir sakıncası var mı?)
    It's rush hour. I can't go to the airport now. (Şu an trafik çok kötü. Havaalanına gidemem)
    To the airport and please be quick! (Havaalanına gidiyoruz, lütfen çok acele edin!)
    The train station and make it quick! (Tren istasyonuna çek ve acele et!)
    Slow down! (Yavaşla!)
    There is no need to hurry (Acele etmemize gerek yok)
    Please drive safely (Lütfen aracı emniyetli bir şekilde sür)
    Is smoking allowed? (Sigara içiliyor mu?)
    I'm allergic to smoke (Sigaraya karşı alerjim var)
    Do you have change for twenty? (Yirmi dolar bozuğun var mı?)
    Keep the change! (Üstü kalsın)
    I want a receipt (Fiş istiyorum)
    Watch out! (Dikkat et!)
    Look out! (Dikkatli ol!)
    We've missed the exit (Çıkışı kaçırdık)
    We're lost (Kaybolduk)



    accommodation
    (konaklama)
    >I NEED A ROOM

    I need a room please? (Bir oda rica edecektim?)
    I need a room with a single bed. (Tek yataklı bir oda istiyorum.)
    I need a room with a double bed. (Çift kişilik bir oda istiyorum.)
    Do you have any singles? (Tek kişilik odanız var mı?)
    Do you have any vacancies? (Boş yeriniz var mı?)
    A double, please? (Çift kişilik bir oda lütfen?)
    A room with a bath, please. (Banyolu bir oda lütfen)
    Can I reserve a room? (Bir oda ayırabilir miyim?)
    Can I book a room? (Bir oda ayırabilir miyim?)
    I have a reservation. (Rezervasyon yaptırmıştım.)
    Double occupancy, please. (İki kişilik bir oda lütfen.)
    I need a room with two single beds. (İki ayrı yataklı bir oda istiyorum.)
    I need a room with a double bed. (İki kişilik yataklı bir oda istiyorum.)
    We will need a crib for the baby. (Bebek için bir karyola istiyoruz.)
    Would you like a room with a view of the swimming pool? (Yüzme havuzu manzaralı bir oda istermiydiniz?)
    Would you prefer a non-smoking room? (Sigara içilmeyen bir oda ister miydiniz?)
    I'd like a room at the front. (Ön tarafa bakan bir oda istiyorum.)
    I'd like a room at the rear. (Arka tarafta bir oda istiyorum.)
    I'd like a room with a view of the sea. (Deniz manzaralı bir oda istiyorum.)
    I'd like a room for the week. (Haftalık bir oda istiyorum.)
    I'd like a wake-up call, please. (Uyandırma servisi istiyorum.)
    Where is the ice-machine? (Buz makinesi nerede?)
    Do you have a pool? (Havuzunuz var mı?)
    What are the rates? (Ücretler nasıl?)
    Is there a restaurant? (Lokanta var mı?)
    Are pets allowed? (Evcil hayvanlar kabul ediliyor mu?)
    When's the check-out? (Odayı ne zaman boşaltırsınız?)
    I need to check out. (Ayrılmak istiyorum.)
    I'd like a receipt. (Makbuz rica edebilir miyim?)



    education
    (eğitim)
    >I HAVE TO STUDY

    I have to study. (Ders çalışmam lazım.)
    I have got a midterm tomorrow. (Yarın ara sınavım var.)
    I have got a big test tomorrow. (Yarın büyük bir sınavım var..)
    Could you explain that again? (Bunu tekrar açıklayabilir misiniz?)
    I still don't understand. (Hala anlamıyorum.)
    I don't understand your English. (İngilizce konuşmanızı anlamıyorum.)
    When's the final exam? (Genel sınav ne zaman?)
    When is the midterm? (Ara sınav ne zaman?)
    What will the test cover? (Sınavda neler çıkacak?)
    What's on the test? (Testte neler sorulacak?)
    Can you tell me what grade I'm getting? (Kaç aldığımı söyleyebilir misiniz?)
    What's the grading curve? (Not ortalaması nasıl?)
    Can I talk to you about my grade? (Sizinle notum hakkında konuşabilir miyim?)
    When will we have to turn our homework? (Ödevimizi ne zaman teslim etmemiz gerekiyor?)
    Will there be a quiz? (Yoklama olacak mı?)
    What text are required? (Hangi kitaplar gerekiyor?)
    How can I help my kid with the homework? (Çocuğuma ödevle ilgili nasıl yardımcı olabilirim?)
    She's having a hard time with the homework. (Ödevleri yaparken çok zorlanıyor.)

    health
    (sağlık)

    > HE'S IN TOP FORM

    She looks like a million bucks. (Çok sağlıklı görünüyor.)
    I feel like a million dollars. (Kendimi çok iyi hissediyorum.)
    I'm fresh as daisy. (Kendimi çok zinde hissediyorum.)
    He's healthy as a horse. (Sağlık durumu çok iyi)
    You are fit as a fiddle. (Turp gibisin.)
    She looks tired. (Yorgun gözüyüyor.)
    You look like a hell. (Berbat görünüyorsun.)
    He's a sight. (Pasaklı görünüyor.)
    You look like you've been to hell and back. (Çok paspal görünüyorsun.)
    Are you all right.? (İyi misin?)
    Do you feel all right? (Kendini iyi hissediyor musun?)
    You look flushed. (Heyecanlı görünüyorsun.)
    You look pale. (Solgun görünüyorsun.)
    You are white as a ghost. (Hayalet gibi görünüyorsun.)
    I am allergic to dogs. (Köpeklere alerjim var.)
    I am allergic to polen. (Çiçektozlarına alerjim var.)
    I have hayfever. (Saman nezlem var.)
    My nose is stuffed up. (Burnum tıkalı.)
    I can't breathe. (Nefes alamıyorum.)
    Bless you. (Çok yaşa)
    My eyes are puffy. (Gözlerim şişmiş.)
    I am sick. (Hastayım.)
    I am sick as a dog. (Çok fena hastayım.)
    I feel terrible. (Kendimi çok berbat bir halde hissediyorum.)
    I feel sick to my stomach. (Midem bulanıyor.)
    I feel nauseous. (Midem bulanıyor.)
    I have a headache. (Başım ağrıyor.)
    I have a migraine. (Migrenim var.)
    I am so dizzy. (Başım çok fena dönüyor.)
    I need a nap. (Biraz şekerleme yapmam lazım.)
    My head is pounding. (Başım zonkluyor.)
    Is it caching? (Bulaşıcı mı?)
    Does it hurt when I touch? (Dokunduğumda acıyor mu?)
    Have you had this problem before?
    How long have you had this problem? (Ne zamandır bu şikayetiniz var?)
    I have a pain in my back. (Sırtımda bir ağrı var.)
    My ankle is swollen. (Bileğim şiş.)
    I am bleeding. (Kan kaybediyorum.)
    I feel weak. (Kendimi güçsüz hissediyorum.)
    It hurst after I eat. (Yemekten sonra ağrıyor.)
    I have been throwing up. (Kusuyorum.)
    I lose my dinner. (Kusuyorum.)
    I am really sleepy. (Çok uykusuzum.)


    money
    (para meseleleri)

    > I AM IN RED

    I'd like to apply for a loan. (Kredi için başvurmak istiyorum.)
    I'd like to mortgage my home. (Evimi ipotek ettirmek istiyorum.)
    I'd like a variable interest rate mortgage. (Değişken faiz oranlı ipotek istiyorum.)
    Do you provide balloon loans. (Balon kredileriniz var mı?)
    I'd like to open a savings account. (Tasarruf hesabı açtırmak istiyorum.)
    I'd like close out my savings account. (Tasarruf hesabı kapatmak istiyorum.)
    I'd like to purchase a certificate of deposit. (Yatırım belgesi almak istiyorum.)
    Where is teh automatic teller machine? (Bankamatik nerede?)
    Press your PIN number here. (PIN numaranızı buraya girin.)
    Enter your personal identification number. (Kişisel kimlik numaranızı girin.)
    Tens and twenties please. (Onluk ve yirmilik olsun lütfen.)
    I'd like to cash a check. (Bir çek bozdurmak istiyordum.)
    I'd like to make a deposit. (Mevduat yaptırmak istiyorum.)
    I'd like to transfer money into my savings account. (Tasarruf hesabıma para havale etmek istiyorum.)
    I'd like to make withdrawal. (Para çekmek istiyorum.)
    What is the interest rate? (Faiz oranları nedir?)
    I'd like to buy some foreign currency. (Biraz döviz almak istiyorum.)
    Do you have bank by mail? (Posta yoluyla işlem yapabilir miyim?)
    Can you give me a new banking card? (Bana yeni bir banka kartı verir misiniz?)
    I need some change. (Biraz bozuk paraya ihtiyacım var.)
    I need a roll of quarters. (25 centlik bozuk para istiyorum.)
    You are overdrawn. (Hesabınızdaki miktardan daha fazla para çekmişsiniz.)


    business
    (iş meseleleri)

    > BAŞVURU FORMLARINDA

    Name (İsim)
    Phone (Telefon)
    Address (Adres)
    Preious occupation (Önceki iş)
    Income level (Gelir düzeyi)
    Sex (Cinsiyet)
    Gender (Cinsiyet)
    Religion (Din)
    DOB (Doğum tarihi)
    Place of birth (Doğum yeri)
    SSN (Sosyal güvenlik numarası)
    Marital status (Medeni durum)
    Account number (Hesap numarası)
    Race (Irk)
    Ethnic gruop (Etnik grup)
    Age (Yaş)
    What is the salary (Maaş ne kadar)
    Is it part time or full time? (Tam gün mü yoksa yarım gün mü?)
    What are the benefits? (Yan ödemeler nasıl?)
    What are the hours? (Çalışma saatleri nelerdir?)
    What are your qualification? (Ne gibi özellikleriniz var?)
    What is your degree in? (Dereceniz nedir?)
    May I see your resume? (Özgeçmişinize bakabilir miyim?)
    Why did you leave your last job? (Son işinizden niye ayrıldınız?)
    I'd like to file a complaint. (Bir şikayette bulunmak istiyorum.)
    I know the work from A to Z. (İşle ilgili herşeyi biliyorum.)
    It is not in my job description. (Bu benim iş tanımımın içinde yer almıyor.)







  3. 3
    Gökhan
    Emekli
    on the telephone
    (telefonda)

    > Hello!

    Hello (Alo)
    Michael residence (Michael'in evi)
    This is John Black. (Ben John Black)
    Mary, may I help you. (Ben Mary, yardımcı olabilir miyim?)
    Mary speaking. (Ben Mary)
    Who do you want to talk to? (Kiminle konuşmak isterdiniz?)
    Who do you want to speak with? (Kiminle konuşmak istiyorsunuz?)
    May I tell her who is calling? (Ona kimin aradığını söyleyebilir miyim?)
    Whom shall I say is calling? (Kim arıyor diyeyim?)
    Let me page her. (Onu çağırayım.)
    Just a second, I have another call. (Bir saniye, hatta başka biri var.)
    Hang on a moment. (Bir saniye bekleyin.)
    Hung on a second. (Bir saniye bekleyin.)
    For whom are you holding? (Kiminle konuşmayı bekliyordunuz?)
    Are you being helped? (Size yardım ediliyor mu?)
    He is not in, would you like to call back? (Şu an burada değil, tekrar aramak ister miydiniz?)
    He isn't available. Can I take a message? (Burada değil. Not alabilir miyim?)
    Could I take a message? (Not alabilir miyim?)
    I really have to go now. (Kapatmam lazım)
    Can I call you back? (Seni daha sonra arayabilir miyim?)
    Can we continue this later? (Konuşmaya daha sonra devam edebilir miyiz?)
    What is the area code for New York? (New York'un bölge kodu nedir?)
    I can't get through this number. (Bu numaraya bağlanamıyorum.)
    This telephone is out of order. (Bu telefon çalışmıyor.)
    There is a probelem with the lines. (Hatlarda bir problem var.)
    The number is busy. (Numara meşgul)
    The number can't be reached at the moment. (Numaraya şu an ulaşılamıyor.)





    Daily Expressions
    -I think.

    -I'm sure.

    -I'm sure of it.

    -More or less.

    -So much the better!

    -You seem to be out of sorts.

    -Take it easy.


    -It is not a question of that.

    -Mind your own business.

    -It's none of your business.


    Sanırım

    Eminim

    Ondan eminim

    Aşağı yukarı

    Daha iyi ya! İsabet!

    Keyifsiz görünüyorsunuz.

    1-Kolay gelsin.
    2-Aldırma! Boş ver!

    Mesele o değil.

    Siz kendi işinize bakın.

    Sizin üstünüze vazife değil,
    sizi alakadar etmez.



    -What is the matter?

    -What is the matter with you?

    -Come along.

    -so-and-so

    -I'll miss you very much.

    -I missed the 9.30 bus.

    -so so

    -off and on

    -It is on the tip of my tongue.

    -He feels quite down in his mouth.


    Ne var?, Ne oldu?

    Neyiniz var?

    Haydi!, çabuk!


    falan, filan, filanca, falanca

    Sizi çok özleyeceğim.

    9.30 otobüsünü kaçırdım.

    Aşağı yukarı


    Bazan, arasıra

    Dilimin ucunda

    O çok üzgün, çok kederli.

    -Come along. : Haydi!, çabuk!

    -That's all for now. : Şimdilik bu kadar.

    -break : Mola, teneffüs.

    -to be over : to finish; bitmek, sona ermek.

    -The break is over. : Teneffüs, mola sona erdi.

    -tea break : Çay molası.

    -coffee break : Kahve molası.

    -Let's have a tea break. : Haydi bir çay molası verelim.

    -This has nothing to do with me : Bunun benimle bir alakası yok.

    -So much the worse for him! : Yazıklar olsun ona!



    -It doesn't make any difference : Hiç fark etmez.

    -It doesn't matter : Zararı yok, fark etmez.

    -It's of no consequences : Önemi yok.

    -Get on with it! : Başla! Devam et!

    -It's for the best. : Böylesi en hayırlıdır.

    -That's the worst of it! : Bu olabileceğin en kötüsüdür.

    -So it seems. : Öyle görünüyor.

    -It can't be helped. : Elden birşey gelmez.

    -It was to be expected. : Beklenirdi.

    -You will be 'for it! : Azar işiteceksin!


    -In this case

    -So called

    -As far as I know,

    -As for me

    -Any time

    -Time after time

    -Now and then

    -Occasionally

    -Frequently

    -Very seldom
    Bu durumda

    Güya


    Bildiğime göre

    Bence

    Ne zaman olsa, ne zaman isterseniz

    Zaman zaman

    Ara sıra

    Fırsat buldukça

    İkide bir

    Çok nadir




    -Once upon a time
    -Formerly

    -Nowadays

    -Recently

    -In the last few days

    -From now on

    -Within a little while

    -For a while

    -After a while

    -Some day Bir zamanlar

    Eskiden

    Bu günlerde

    Son zamanlarda

    Son birkaç gün içerisinde

    Bundan sonra

    Kısa zamanda

    Bir müddet

    Az sonra

    Günün birinde, elbet bir gün





    Well done!

    Bravo!

    He is all of a tremble.

    I'll go and see about it.

    I lost touch with him.

    It is on the tip of my tongue.

    Mary has put her foot in it again.

    Bill never loses his head.

    The thief was caught in the act.

    He is at a loss.







  4. 4
    Gökhan
    Emekli
    Aferin!

    Bravo!

    O tir tir titriyor.

    Şuna gidip bir bakayım.

    Onunla teması kaybettim.

    Dilimin ucunda.

    Mary yine pot kırdı.

    Bill soğukkanlılığını hiç kaybetmez.

    Hırsız suçüstü yakalandı.

    O ne yapacağını bilmiyor-ne yapacağını şaşırmış.


    Daily Expressions
    You were in luck.

    It's a pity.

    It is too good to be true.

    It is good for nothing.

    Jack took to his neels.

    We had a narrow escape.

    Mark is stony broke.

    Bill kept me waiting for 20 minutes.

    Mary always makes a mountain out of a molehill.

    Nobody knows it for sure.

    As far as I know.



    Talihiniz varmış.

    Yazık.

    İnanılmayacak kadar iyi.

    O hiçbir işe yaramaz.

    Jack tabanları yağladı.

    Zor kurtulduk.

    Mark meteliğe kurşun atıyor, meteliksiz.

    Bill beni 20 dakika bekletti.

    Mary daima olayları büyütür/habbeyi kubbe yapar.

    Kimse onu kesin olarak bilmiyor.

    Bildiğim kadarıyla.



    My work is over. We can go out now.

    There is nothing to be done.

    What is that to me?

    He leads a dog's life.

    Did the medicine do you any good?

    Are you making fun of me?

    What are you hinding it?

    I made up my mind to finish this work.

    Jack has a great liking for Turkish Kebaps.

    Is this your liking?


    İşim bitti. Şimdi çıkabiliriz.

    Yapılacak bir şey yok.

    Bundan bana ne?

    Başı dertten hiç kurtulmaz.

    İlaç size iyi geldi mi?

    Benimle alay mı ediyorsun?

    Ne ima etmek istiyorsunuz?

    Bu işi bitirmeye karar verdim.

    Jack Türk Kebabını çok sever.

    Bu zevkinize göre mi?
    I can't help crying.


    Every other day.

    I am in a hurry.

    What do you say about it?

    I can't believe my ears.

    We had a narrow escape.

    I was away on holiday last week..

    I am sorry you weren't there.

    It takes you one hour to go there.

    There is no doubt about it.



    Ağlamamak elimde değil,
    ağlamamaktan kendimi alamıyorum.

    Her iki günde bir.

    Acelem var.

    Buna ne dersiniz?

    Kulaklarıma inanamıyorum.

    Zor kurtulduk.

    Geçen hafta tatilde idim.

    Orada olmadığınıza üzüldüm.

    Oraya gitmen bir saat sürer.

    Ona hiç şüphe yok.


    Mary will come for certain.

    It is the same to me.

    Jack likes to talk big.

    Now we are quits.

    We eke out a living.

    Kathy likes to have a finger in every pie.

    You'd better take a shortcut.

    Bob looked daggers at the man.

    You will have to put up with it.

    They will not be long in arriving.


    Mary muhakkak gelir.

    Bana göre hava hoş.

    Jack yüksekten atıp tutmasını sever.

    Şimdi ödeştik.

    Kıt kanaat geçiniyoruz.

    Kathy her işe karışmak ister.

    Kestirmeden gitseniz daha iyi olur.

    Bob, adama bir kaşık suda boğacakmış gibi baktı .

    Buna katlanman gerekecek.

    Gelmekte gecikmeyecekler.


    İngilizce Meslekler
    actor
    actress
    archaeologist
    soldier
    cook
    lawyer
    gardener
    grocer
    fisherman
    fishmonger
    bank offical
    barman
    barber
    scientist
    glazier
    surgeon
    translator
    florist
    farmer
    locksmith
    dancer
    decorator
    sailor
    dentist
    doctor
    chemist
    economist
    electrican
    retired
    real estate agent
    house wife
    football player
    baker
    photographer
    waitress
    waiter
    newsagent
    journalist
    graphic designer
    customs officer
    referee
    judge
    porter
    nurse
    sculptor
    servant
    hostess
    businessman
    worker
    fireman
    jockey
    cameraman
    door keeper
    captain
    butcher aktör
    aktrist
    arkeolog
    asker
    aşçı
    avukat
    bahçıvan
    bakkal
    balıkçı
    balık satan
    banka memuru
    barmen
    berber
    bilim adamı
    camcı
    cerrah
    çevirmen
    çiçekçi
    çiftçi
    çilingir
    dansçı
    dekoratör
    denizci
    diş hekimi
    doktor
    eczacı
    ekonomist
    elektirikçi
    emekli
    emlakçı
    ev hanımı
    futbolcu
    fırıncı
    fotoğrafçı
    garson(bayan)
    garson(bay)
    gazete bayii
    gazeteci
    grafiker
    gümrük görevlisi
    hakem
    hakim
    hamal
    hemşire
    heykeltıraş
    hizmetçi
    hostes
    iş adamı
    işçi
    itfaiyeci
    jokey
    kameraman
    kapıcı
    kaptan
    kasap cashier
    hairdresser
    jeweller
    librarian
    miner
    greengrocer
    model
    carpenter
    printer
    civil servant
    architect
    furniture maker
    fashion designer
    reporter
    accountant
    inspector
    engineer
    musician
    notary
    teacher
    priest
    pilot
    police
    politician
    postman
    programmer
    psychologist
    guide
    advertisar
    receptionist
    painter
    watchseller
    watch repairer
    artist
    industrialist
    prosecutor
    secretary
    trade unionist
    insurer
    announcer
    sportsman
    plumber
    poet
    singer
    driver
    mechanic
    technician
    tailor
    shop assistant
    merchant
    veterinary
    treasurer
    publisher
    author,writer kasiyer
    kuaför
    kuyumcu
    kütüphaneci
    madenci
    manav
    manken
    marangoz
    madbaacı
    memur
    mimar
    mobilyacı
    modacı
    muhabir
    muhasebeci
    müfettiş
    mühendis
    müzisyen
    noter
    öğretmen
    papaz
    pilot
    polis
    politikacı
    postacı
    programcı
    psikolog
    rehper
    reklamcı
    resepsiyon
    ressam
    saatçi
    saat tamircisi
    sanatçı
    sanayici
    savcı
    sekreter
    sendikacı
    sigortacı
    sipiker
    sporcu
    su tesisatçısı
    şair
    şarkıcı
    şoför
    tamirci
    teknisyen
    terzi
    tezgahtar
    tüccar
    veteriner
    veznedar
    yayımcı
    yazar






    ingilizce atasözleri
    A
    1- Acele işe şeytan karışır.
    • More haste more waste
    Haste makes waste
    More haste less speed
    2- Acı patlıcanı kırağı çalmaz
    • The worthless ned no protection
    3- Aç esner, aşık gerinir. (Davranışlar niyeti gösterir.)
    • Manners betray feelings.
    B
    1- Bağış eden endaze tutmaz.
    • The generous do not scrutinize.
    2- Bahtın borusu öterse kim olsa oynar.
    • He dances well to whom the fortune pipes.
    3- Bakan göze yasak olmaz.
    • A cat may look at a king.
    C
    1- Can boğazdan gelir.
    • Good food is the back bone of life.
    2- Can çıkmayınca huy çıkmaz.
    • Habit lasts for a life-time.
    3- Cahil ile bal yeme, yaşdaş ile taş taşı.
    • You do well to accompany somebody about your age.
    D
    1- Dağda sallanmaz ama zelzele onu sallar
    • Mountains may be removed with eathquakes.
    2- Dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz.
    • Two households (families) cannot get on in one house.
    3- Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur.
    • Friends may always meet but mountains never.
    5- Damda pekmezin olsun, sinek Bağdat'tan gelir..
    • The choice and the loveable lack no suitors.

  5. 5
    lostar_1987
    Üye
    saol gökhancımm elerine sağlık

  6. 6
    __M3__
    Emekli
    saol gökhancım eline saglık megine saglık klavyene saglık...

  7. 7
    Selim
    Üye
    Bunları öğrenmek yeterde artarda,:)
    Emeğine sağlık

  8. 8
    P®øƒєﻛﻛíøиαL
    Usta Üye
    GÜNLÜK HAYAT

    Merhaba. Hello. Hello.
    Günaydın. Good morning. gud morning.
    Tünaydın. Good afternoon. Gud aftırnun.
    İyi günler. Have a nice day. Hev e nays dey.
    İyi akşamlar. Good evening. Gud ivening.
    İyi geceler. Good night. Gud nayt.
    Bir şey değil. You’re welcome. Yur velkam.
    Nasılsınız? How are you? Hav ar yu?
    Sağolun, iyim. Thank you. I’m fine. Tenk yu. Aym fayn.
    Evet. Yes. Yes.
    Hayır. No. No.
    Hanım. Mrs. Missis.
    Bey. Mr. Mister.
    Lütfen. Please. Pliz.
    Affedersiniz. Excuse me. Ekskyuz mi.
    Acıktım. I’m hungry. Aym hangri.
    Susadım. I’m thirsty. Aym törsti.
    Kayboldum. I’m lost. Aym lost.
    Tamam. Ok. Okey.
    Önemli. That’s important Dets importınt
    İmdat. Help! Help.
    Hoş geldiniz. Welcome Velkam.
    Teşekkür ederim. Thank you. Senk yu.
    Allahısmarladık Bye bye. Bay bay..
    Güle güle. Good bye. Gud bay.
    Yine görüşürüz. See you later. Si yu leytı.
    Acele et. Hurry up. Höri ap.
    Anlıyorum. I understand. Ay anderstend.
    Anlamıyorum. I can’t understand. Ay kent anders-tend.
    Biliyorum. I know. Ay nov.
    Bilmiyorum. I don’t know. Ay dont nov.
    İstiyorum. I want. Ay vont.
    İstemiyorum. I don’t want. Ay dont vont.
    Bana yardım edin. Help me. Help mi.
    Dün. Yesterday. Yesterdey..
    Bugün. Today. Tıdey.
    Yarın. Tomorrow. Tumorov.
    Sabah. Morning. Morning.
    Öğle. Afternoon. Afternun.
    Akşam. Evening. İvıning.
    Gece. Night. Nayt.
    Burada. Here. Hiyr.
    Şurada. There. Dher.
    Orada. There. Dher.
    Sağda. On the right. On dı rayt.
    Solda. On the left. On dı left.
    Önde. On the front. On dı front.
    Arkada. At the back. Et dı bek.
    İlerde. Ahead. Ahed.
    Tam karşıda, dosdoğru. straight ahead. Streyt ahed.
    Elimde var. yes, on hand. Yes, on hend.
    Elimde yok. no, not on hand. No, not on hend.
    Merhaba. Hi. Hay.
    Nasılsınız? How are you? Hav ar yu?
    Teşekkür ederim, iyim. Siz nasılsınız ? Thank you, I’m fine. How are you? Senk yu, aym fayn. Hav ar yu?
    Teşekkür ederim. Ben de iyim. Thank you, I’m fine, too. Senk yu, aym fayn, tuu.
    Adınız ne? What’s your name? Vats yur neym?
    Adım Sedat ONAR. Sizin adınız ne? My name is Sedat ONAR. What’s your name? May neym iz Sedat ONAR. Vats yor neym?
    Nerelisiniz? Where are you from? Vher ar yu from?
    Türküm. I’m Turkish. Aym törkiş.
    Türkiyeliyim. I'm from Turkey. Aym from Törki.
    Nerede kalıyorsunuz ? Where are you staying? Vher ar yu steying?
    Dedeman Otel’de kalıyorum. I’m staying at the Dedeman Hotel. Aym steying et de Dedeman hotel.
    Tanıştığımıza memnun oldum Nice to meet you. Nays tu mit yu.
    Ben de memnun oldum Nice to meet you, too. Nays tu mit yu, tu.
    Nasıl yardımcı olabilirim ? Can I help you? Ken ay help yu?
    Buyrun ne istemiştiniz ? What would you like? What vuçyu layk?
    Almanya’dan geliyorum. I’m coming from Germany. Aym kaming from cörmıni.
    İtalya'nım. I’m Italian. Aym itelyen.
    Tabii. It's possible. İts pasibıl.
    Maalesef. Impossible. İmpasibıl.
    Bir evde kalıyorum. I’m staying at a house. Aym steying et e haus.
    Bir pansiyonda kalıyorum. I’m staying at a pension. Aym steying et e penşın.
    Arkadaşımın yanında kalıyorum. I’m staying with my friend. Aym steying vit may frend.
    Mesleğiniz nedir ? What’s your job? Vats yur cob?
    Doktorum. I’m a doctor. Aym e doktır.
    Ne iş yapıyorsunuz? What do you do ? Vat du yu du ?
    Öğretmenim. I’m a teacher. Aym e tiçır.
    Bunun adı ne? What is this? Vat iz diz?
    Bu bir anahtardır. This is a key. Dis iz a ki.
    Bu kim ? Who is this ? Vhu iz dis ?
    Bu Ayşe hanım. This is Mrs. Ayşe. Dis iz mises Ayşe.
    Tuvelet nerede? Where is the toilet? Vher iz de toylet?
    Nereye gidiyorsunuz ? Where are you going ? Vher ar yu going?
    Otele gidiyorum. I’m going to the hotel. Aym going tu de hotel.
    Nereden geliyorsunuz ? Where are you coming from? Vher ar yu koming from?
    İstanbul’dan geliyorum. I’m coming from Istanbul. Aym koming from İstanbul.
    Yakında bir lokanta var mı? Is there a restaurant near here? iz dher e restorınt nir hir?
    Evet karşıda bir tane var. Yes there is one across the street. Yes dher iz van ıkras dı strit.
    Burada ucuz bir otel var mı? Is there a cheap hotel here? İz dher e çip hotel hiir?
    Pahalı. Expensive. Ekspensiv.
    Ucuz. Inexpensive. İnezpensiv.
    Tren ne zaman kalkıyor? When is the train leaving? Vhen iz dı treyn liyving?
    Şehir merkezine nasıl gidebilirim? How can I go to the town centre? Hav ken ay go tu dı tawn senter?
    Dosdoğru gidiniz. Go straight ahead. Go streyt ıhed.
    Hangi otobüs Taksim’e gider? Which bus goes to Taksim? Viç bas gouz tu Taksim?
    87 nolu otobüs Taksim’e gider. Bus number 87. Bas namber 87.
    Biraz İtalyanca biliyorum. I know a little Italian. Ay nov e lidıl itali-yen.
    Lütfen kelimeyi sözlükte gösterin. Please show me the word in the dictionary. Pliz şov mi dı vörd in dı dikşı-neriy.
    Lütfen daha ya-vaş konuşun.İyi anlamıyorum. Please speak a little slower. I can’t understand. Pliz spik e lidıl slover. Ay kent andırstend.
    Bir dakika, sözlüğe bakayım. One minute, let me look up the word in the dictionary. Van minıt, let mi luk ap dı vörd in dı dikşıneriy
    Lütfen bana yardım edebilir misiniz? Can you please help me? Ken yu pliz help mi?
    Lütfen bana istasyonu tarif edebilirmisiniz? Can you please show me the way to the station ? Ken yu pliz şov mi dı vey tu dı steyşın ?
    Bazı yollar trafiği açık bazıları kapalı. Some roads are open for traffic some are not. Sam rouds ar opın for trefik sam ar nat.
    İstanbul yolu açık mı? Is the road to İstanbul available İz dı roud tu İs-tanbul aveylıbıl?
    Hayır kar yü-zünden kapalı. No its blocked because of snow. No its blakıd bikoz of snouv.
    Dolu yağıyor. It hails. it heyls.
    Kar zincirleri gerekli. You need snow chains. Yu nid snouv ceynz.
    Yollar buz tutmuş. The roads are icy. Dı rouds ar aysi.
    Yağmur yağcak. It is going to rain İt iz going tu reyn
    Pasaportunuz lütfen! Passport please! Pesport pliyz!
    Buyrun pasaportum. Here is my pass-port. Hiyr iz may pes-port.
    Vizeniz var mı? Do you have a visa? Du yu hev e visa?
    Evet var. Yes I do. Yes ay du.
    Türkiye’ye niçin geldiniz? Why did you come to Türkiye? Vay did yu kam tu Türkiye ?
    Tatilimi burada geçirmek için. To spend my holiday. Tu spend may holidey.
    Vizem yok. I don’t have a visa. Ay dont hev e visa.
    Vizemi buradan alabilir miyim ? Can I get a visa here? Ken ay get e visa hiyr?
    Konsolosluğu-muza telefon edebilir miyim? Can I telephone my embassy? Ken ay telefoun may embısi?
    Transit yolcuyum. I’m a transit passenger. Aym e trensit pesencır.
    Burada bir gün kalacağım. I’m going to stay here for one day. Aym going tu stey hiyr for van dey.
    Gümrüğe tabi eşyanız var mı? Do you have any-thing to declare? Du yu hev eniting tu dikleyır?
    Nerede para bozdurabilirim? Where can I exchange money? Vher ken ay eks-çeync maney?
    Burada bir exchange bürosu var. Here is an exchange office. Hiyr iz en eksçeync ofis.
    Ne bozdura-caksınız? What currency do you want to exchange? Vhat körensi du yu vant tu eksçeync?
    Mark bozdur-mak istiyorum. I want to exchange Mark. Ay want tu eksçeync Mark.
    Kaç mark bozdurmak istiyorsunuz? How much Mark do you want to ex-change? Hav maç mark du yu vant tu eksçeync?
    Bu adrese git-mek istiyorum. I want to go to this address. Ay want tu go tu dis adres.
    Sheraton Hotel’e gitmek istiyorum. I want to go to the Sheraton Hotel. Ay vant tu go tu dı Şerıtın hotel.
    Marmaris’e git-mek istiyorum. I want to go to Marmaris. Ay want tu go tu Marmaris.
    Tren istasyonu-na gitmek istiyorum. I want to go to the train station. Ay vant to go to dı treyn steyşın.
    Tuvalet nerede? Where’s the toilet? Vheres dı toilet?
    Kimliğiniz lütfen. Your id please. Ur aydı pliyz
    İyi yolculuklar. Have a nice journey. Hev e nays cörney
    Lütfen bir broşür verir misiniz? Can you give me a booklet? Ken yu giv mi e buklet?
    Bavulumu bulamıyorum. I can’t find my baggage. Ay kent faynd may begıç.
    Kayıp eşya için nereye baş-vurmalıyım? Where can I apply for lost things? Vher ken ay eplay for lost tingz?
    Otobüs durağı nerede? Where’s the bus stop? Vhers dı bas stop?
    Otel adresim budur. This is my hotel address. Dis iz may hotel adres.
    Sola dönünüz. Turn left. Törn left.
    En kestirme yol burası. This is the shortcut. Dis iz dı şortkat.
    Üçüncü caddeden sola dönünüz. Turn left at the third street. Törn left et dı törd striyt.
    Biraz ilerleyiniz, sağa dönünüz. Walk a little, then turn right. Volk a lıdıl then törn rayt.
    Köprüden geçince sağa dönünüz. After crossing the bridge turn right. Aftır krosing dı briç törn rayt.
    Sonra bir daha sorunuz. Later ask again. Leyter ask ıgen.
    Oraya otobüsle gidebilirsiniz. You can go there by bus. Yu ken go dher bay bas.
    Karşıda. It’s across the street. İts ıkras dı striyt.
    Üçüncü sokak. The third street. Dı törd striyt.
    Birinci cadde. The first street. Dı först striyt.
    Çok yakın. It’s very near. İts veri niyr.
    Meydan. Square. Sıkueyr.
    Üçüncü bina. The third building. Dı törd bilding.
    Biraz uzak. It’s a little far. İts e lıdıl far.
    Sultanahmet’e ne taraftan gidebiliriz? How can I go to Sultanahmet? Hauv ken ay go tu Sultanahmet?
    Lütfen bana haritada yolu gösterirmisiniz? Can you show me the way on the map? Ken yu şov mi dı vey on dı mep?
    Şile buraya ne kadar uzakta? How far is Şile from here? Hauv far iz Şile from hiyr?
    Afedersiniz, Ayasofya’ya gi-den yol bu mu? Excuse me, is this the way to Ayasofya? Ekskyuz mi, iz dis dı vey tu Ayasofya?
    Bu yol tek yönlü mü? Is this a one way street? İz dis e van vey striyt?
    Doğru yolda mıyım? Am I on the right way? Em ay on dı rayt vey?
    İzmit’e giden yola nasıl çıkabilirim? How can I get to the road to İzmit? Hav ken ay ken get tu dı roud to İzmit?
    Sakarya’ya kadar dosdoğru gidin. Go straight ahead until Sakarya. Go treyt ıhed antil Sakarya.
    Yüz metre ilerden sola dönün. Turn left after 100 meters. Törn left aftır a handret mitırs.
    Yanlış yolda-sınız, sekiz kilometre kadar geri gidin. You are on the wrong way, go back for 8 km. Yu ar on dı vrong vey, go bek for eyt kilomitırs.
    Hız sınırını aştınız. You exceeded the speed limit. Yu eksiydıd dı spiyd limit.
    Çok hızlı sürüyorsunuz. You are driving too fast. Yu ar drayving tu fast.
    Ehliyetiniz lütfen. Driving license please. Drayving laysens pliz.
    Bu bölgenin yol haritası var mı? Do you have a map of this area? Du yu hev e mep of dis eyreya?
    Nerede ... bulabilirim? Where can I find ? Ver ken ay faynd?
    Bana fazla pahalı olmayan bir .... önerebilir misiniz ? Could you recommend a reasonable.....? Kuc yu rikım-mend e riyzını-bıl..?
    Buraya ne ka-dar uzaklıkta ? How far is it ? Hav far iz it?
    Oraya nasıl giderim ? How do I get there? Hav du ay get der?
    En yakın....? The closest....? Dı cılosızst...?
    Fotoğrafçı The photographer / camerashop Dı fıtagrıfır / kımeraşop
    Kitapçı. The bookshop. Dı bukşop.
    Kütüphane. The library. Dı lilaybreri
    Gazete bayisi. The newstand. Dı nüvstend.
    Seyahat acentası. The travel agency. Dı trevıl ecınsi.
    Banka. The bank. Dı benk.
    Karakol. The police station. Dı polis steyşın.
    Postahane. The post office. Dı post ofis.
    Doktor. The doctor Dı daktır.
    Ezcane. The hemist / drugstore. Dı hemist / dragstor.
    Hastane. The hospital. Dı haspitıl.
    Çiçekçi. The florist. Dı florist.
    Kasap . The butcher. Dı batçır.
    Ekmekçi. The baker. Dı beykır.
    Fırın. The pastry / cake shop Dı pastri / keyk
    Bakkal. The grocery / food store Dı grosıri/fud stor.
    Süpermarket The supermarket Dı süpırmarkıt.
    Kuru temizlemeci. The laundry. Dı laundri.
    Çamaşırhane The laundrette Dı laundreyt.
    Ayakkabı tamircisi. The shoerepairer. Dı şu ripayrır.
    Elektrikçi. The electrician Dı elektrişın.
    Benzin istasyonu. The petrol filling station. Dı petrıl filing steyşın.
    Sanat galerisi. The art gallery. Dı ert galıri.
    Antikacı. The antique shop. The antik şop.
    Kuyumcu. The jeweller. Dı cuvılri.
    Güzellik salonu The beauty salon. Dı biyuti selın.
    Kuaför. The hairdresser . Dı heyirdressır
    Mağaza. The ... store/ shop Dı.. stor / şap.
    Ayakkabı. Shoe. Şu.
    Ayakkabı mağazası Shoeshop. Şuşap.
    Hediyelik eşya mağazası Souvenir shop. Suveynırşap.
    Yardım edebilir miyim ? Can I help you? Ken ay help yu?
    Size yardım edebilir miyim ? Can I help you? Ken ay help yu?
    Mobilya. Furniture. Förniçır.
    Giyecek / çamaşır Clothing. Klading.
    Hafif Light Layt
    Koyu Dark Dark
    Büyük Big Big
    Küçük Small Smol
    Ağır Heavy Hevi
    Bu çok dar / geniş It’s too tight / lose İts tu tayt / luz
    Nereye ödemeliyim? Where do I pay? Ver du ay pey?
    Nakit ödeyebilir miyim ? Can I pay cash ? Ken ay pey keş?
    Bedeni uydu mu? Does it fit / is it your size? Daz it fir / iz it yor sayz ?
    Koyu Dark Dark
    Açık Light Layt
    Mavi Blue Bulu
    Beyaz White Vayt
    Kırmızı Red Red
    Sarı Yellow Yelov
    Yeşil Green Grin
    Turuncu Orange Orınç
    Gri Grey Griy
    Siyah Black Bilek
    Lacivert Navy blue Nevi bulu
    Mor Purple Pörpıl
    Kahverengi Brown Bravn
    Pembe Pink Pink
    Bej Beilge Belj
    Fildişi Ivory. Ayvöri
    En yakın kitapçı nerede? Where’s the nearest bookshop? Ver iz dı niyrıst bukşap?
    En yakın gazete bayi nerede? The nearest newstand? Dı niyrıst nevs-tend?
    Portakal Oranges Orıncıs.
    Muz Bananas Beneynas.
    Salatalık Cucumber Kukımbır
    Limon Lemons Leymons
    Elma Apples Epıls.
    Domates Tomatoes Domeytos.
    Patates Potatoes Pıteytos
    Yağ Butter Battır.
    Çikolata Chocolate Çaklıt.
    Şekerleme Sweets Svits.
    Ekmek Bread Bred.
    Sandviç Sandwiches Sandviç.
    Patates kızartması French fries Frenç frayz.
    Peynir Cheese Ciyz.
    Dondurma Ice cream Ays krim
    Kahve Coffee Kafi.
    Süt Milk Milk.
    Hamburger Hamburgers Hambugırs.
    Salam Salami Slaymi.
    Sosis Sausage Susıç
    Çay Tea Ti.
    Şeker Sugar Şugır.
    Peçete Napkins (paper) Nepkins.
    Şişe Bottle Batıl.
    Bir paket sigara A packet of cigarettes E pekıt ıv sigı-rets.
    Filtreli sigaralar Filter tipped cigarettes Filtır tipd sigırets.
    Filtresiz Without filter Vithavt filtır.
    Uzun sigara King size King sayz.
    Uzun Long Long
    Kısa sigara Light-mild Layt mild.
    Kısa Short Şort
    Sakız Chewing / bubble gum Şeving / babıl gam.
    Sigara alır mısınız ? A cigarette? E sigıret?
    En yakın ben-zin istasyonu nerede? Where’s the cols-est petrol station? Vers dı kosıst pıtrol steyşın?
    On beş litre normal / süper benzin istiyorum Give me fifteen litres of regular / premium (super) Giv mi fiftin litırs ıv regilır / premyum. (sapır)
    Depoyu doldurun Full, please Ful, pliyz.
    Yağ ve su seviyesini / aküyü / frenleri / hidroliği kontrol edermisiniz ? Check the oil and the water / the battery / the brakes / the brake fluid? Çek dı oyil end dı wotır / dı betıri / dı breyks / dı breyk flid?
    Bu patlak lastiği tamir eder misiniz ? Can you fix this flat tyre ? Ken yu fiks dis flet tayır ?
    Lastiği değiştirir misiniz lütfen ? Would you change this tyre. Please ? Wuç yu çeynç dis tayır pliyz?
    Sorun nedir ? What is the problem ? Vat iz dı prablım?
    Çalışmıyor. It won’t start. İt vont start.
    Akü bitmiş. The battery is flat. Dı betıri iz flet.
    Motor hararet yapmış. The engine is overheating Dı enciyn iz ovır hıyting.
    Benzin bitti I’ve run out of petrol Ayv ran ovt ıv petrıl.
    Bana yardım edebilirmisiniz? Can I help me? Ken ay help mi?
    Özür dilerim, arabam bozul-du telefonunu-zu kullanabilir miyim lütfen? Excuse me, my car has broken down. May I use your phone ? Eksiyuz mi, may kar hez brokın davn. Mey ay yuz yor fon?
    Bir tamirci gönderebilir misiniz? Can you send a mechanic ? Ken yu send e mekanik ?
    Ne kadar sürer? How long will it take? Hav long vil it teyk?
    Işıklar The lights Dı layts.
    Marş The starter Dı startır.
    Vites kutusu The gear box Dı gir baks.
    Karbüratör The carburettor Dı karbıreytır.
    Dinamo The dynamo Dı daynimo.
    Direksiyon The steering Dı stiring.
    Frenler The brakes Dı breyks.
    Debriyaj The clutch Dı kılac.
    Elektrik tertibatı The wiring Dı vayring.
    Yağ basıncı The oil pressure Dı oyil prejur.
    Soğutma The cooling system Dı kuling siystım.
    Aktarma
    The transmission. Dı trensmişın.
    Yarım saat / bir saat içinde geliyorum. I’ll be back in thirty minutes / one hour. Ayl bi bek in törti münits / van havur.
    Hemen yapa-bilir misiniz ? Can you do it now? Ken yu du it nav?
    Neden yapamazsınız? Why can’t you do it? Vay kent yu du it?
    Gerekli yedek parçalar sizde var mı ? Do you keep the spare parts in stock? Do yu kip dı sıpeyr parts in stak?
    Hayır arabayı bu halde kesinlikle kulla-namazsınız. No, you can’t drive this car in this condition. Nov, yu kent dryv dis kar in dis kıdiyşın.
    Her şey tamir edildi mi? Is everything repaired? İz evrıting ripayrd?
    Ne kadara mal olacak How much will that be? Hav maç vil det bi?
    Postanenin ne tarafta olduğunu söyleyin lütfen Tell me where the post office is. Please. Tel mi ver dı post ofis iz,pliyz.
    Buralarda bir telefon var mı ? Is there a telep-hone near here? İz der e telıfon niyır hiyır?
    Telefonunuzu kullanabilir miyim? Can I use your phone? Ken ay yuz yor fon?
    Telefon kartı istiyorum I’d like a phone card / telecard. Ayd layk e fon kard / telıkard.
    Benim için bu numarayı ara-yabilir misiniz? Could you call this number for me, please? Kuç yu kol dis nambır for mi, pliyz?
    Telefon rehberiniz var mı? Do you have a directory / a phone book ? Du yu hev e direktori / e fon buk?
    Numarayı çevirin. Dial the number. Dayl dı nambır.
    Alo ben... Hello, this is ... Hılo, dis iz...
    Hangi numa-rayı aradınız? What number did you call? Vat nambır did yu kol?
    Üzgünüm, yanlış numara Sorry.wrong number. Sori, rong nambır.
    .... ile konuş-mak istiyorum. I’d like to speak to ... Ayd layk tu spik tu...
    Bana... yı vere-bilir misiniz? Could you put me through to ...? Kuç yu put mi turuğ tu..?
    Kim arıyor? Who's calling? Hu iz koling?
    Ayrılmayın Hold the line Hold dı layn.
    Şu anda burada değil. He isn’t in at the moment. He izn't in et dı momınt.
    Lütfen aradı-ğımı söyleyin. Adım.... Please tell him that I called. My name is .... Pliyz tel him det ay kolıd. May neym iz...
    Beni aramasını söyler misiniz ? Please ask him to call me back Pliyz esk him tu kol mi beck.
    Sizi arıyorlar A call for you E kol for yu.
    İşte numaram. Here’s my number. Hiyırs may nambır.
    Çok yavaş tekrarlar mısınız ? Can you repeat that very slowly. Please ? Ken yu rıpiyt det veri slovli , pliyz?
    Dolar bozdur-mak istiyorum I want to change some dollars Ay vont tu çeynç sam dalırs.
    Kredi kartım-dan para çekmek istiyorum I’d like to use my credit card to withdraw some cash. Ayd layk tu yuz may kredit kard tu witdraw sam keş.
    Kimlik göstereyim mi? Do you need some Identification? Du yu nid sam aydentifikeyşın?
    Para çekmek Withdrawal Vitdrovıl.
    Makbuz A receipt E rısipt.
    Polis Police Polis.
    İtfaiye Fire brigade Fayr brigeyd.
    Nöbetçi doktor. Doctor on duty. Daktır on dyuti.
    Acil durumlar Emergencies İmörcınsi.
    Konsolosluklar Consulates Konsuleyts.
    Büyükelçilikler Embassies Embessiyiz.
    Havayolu Airport Eyirpırt.
    Yılbaşı New year’s day Niüv years dey.
    Noel Christmas day Cristmıs dey.
    Milli bayram National day. Neyşınıl dey.
    Kuzey North Nort.
    Güney South Sovth.
    Doğu East İst.
    Batı West Vest.
    Neresi? Where? Ver?
    Dümdüz ileri Straight ahead. Streyt ıhed.
    Ön In front İn front.
    Arka Behind / at the back Bihaynd/ et dı bek.
    Solda On the left An dı left.
    Sağda On the right An dı rayt.
    Karşısında Opposite Apızıt.
    Yanında Next to/beside Nekst tu / bisayd.
    Ters yönde In the opposed direction. İn dı apızıt direkşın.
    Tam burası It’s right here İts rayt hiyır.
    Oralar It’s over there İts ovır der.
    İleride It’s after / further / later. İts eftır/fördır/ leytır.
    Yanlış yoldasınız. It’s the wrong way / you are going the wrong way İts dı rong wey / yu ar going dı rong wey.
    Geri dön Go back Go bek.
    İlk / ikinci ışıklara kadar gidin Follow the road to the first traffic lights. Fallov dı rod tu dı först trefik layts.
    Işıklardan sola girin Turn left at the traffic lights Törn left et dı trefik layts.
    Bir sonraki köşeden sağa dönün. Turn right at the next corner. Törn rayt et dı nekst kornır.
    ... yolunu takip edin Follow the road to.. Fallov dı rod tu..
    Dikkat tehlike Watch out/ danger Vaç avt/ dencır.
    Ölüm tehlikesi Deadly danger Dedli dencır.
    Park yasağı No parking No parking.
    Tek yön One way only / no entry Van vey onli / no entri.
    Sigara yasağı No smoking No smoking.
    Self servis / Buyrun Help yourself Help yor self.
    Danışmaya müracaat edin Check with reception Çek vit risepşın.
    Sıraya girin Get in line. Ged in layn.
    Form doldurmak Fill in the form Fil in dı form.
    Rahatsız etmeyin Do not disturb Du nat distörb.
    Girmek yasak No way . No vey.
    Meşgul / boş Engaged-busy / free / open Enceyct / bizi / fri / opın.
    Özel Private Prayvıt.
    Avlanmak yasak No hunting No hanting.
    Yavaşlayın Slow down Slov davn.
    Dokunmayın Do not touch Du nat taç.
    Farlarınızı yakın Turn your headlights Törn yor hidlayts.
    SEYAHAT

    Ne ile seyahati tercih ediyorsunuz? How would you like to travel? Hav vuç yu layk tu trevıl?
    Uçakla. By plane. Bay pleyn.
    Charter uçuşla. By charter flight. Bay cartır fılayt.
    Trenle. By train. Bay treyn.
    Otobüsle. By coach / bus. Bay kovç/bas.
    Karar verme-den önce bir karşılaştırma yapsam iyi olur. I'd like to compere things before ma-king up my mind. Ayd layk tu kım-per tings bifor meyking ap may maynd.
    Ulaşım ve konaklama da dahil mi? Transport and accommodation included? Trenspırt end ekommedeyşın inkludıd?
    Orada araba kiralayabilir miyim? Can you rent a car there? Cen yu rent e kar ter?
    Havaalanına ulaşım da ücre-te dahil mi? Is transport to the airport included? İz trenspırt tu dı ayirport inkludıd?
    Hayır, kendi imkanlarınızla gelmeniz gerekiyor. No, you get there by your own means. No, yu get der bay yor own mins.
    Havaalanında ulaşım imkanları nasıl? Is the airport well served? İz dı ayirport vel sörvd?
    Otobüs, tren, metro veya taksiyle gidebi-lirsiniz. There is a bus service, two train / underground stations and taxis. Der iz e bas sör-vis, tu treyn / an-dırgrond steyşıns end teksis.
    Tahminen ne kadar tutar? What's the average fare? Vats dı evırıç feyr?
    Yaklaşık.. dolar About .... dollars. Ibavt ... dalırs.
    Öğrenci indirimi var mı? Is there a student rate discount? İz der e sütidınt reyt diskaunt?
    Öğrenci kimliği yanınızdaysa elbette var. Only, if you have your card with you. Onli, if yu hev yor kard vit yu.
    Hangi havayolu şirketi? Which airline? Viç ayirlayn?
    Buyrun biletim ve bagajım. Here is my ticket and my luggage. Hiyır iz may tikıt end may lagıç.
    Birlikte seyahat ediyoruz. We are all tra-velling together. Vi ar ol travıling tugedır.
    Pasaport kontrolü nerede yapılıyor? Where is passport control? Ver iz pesport kıntrol?
    Ayrıca para ödemem gerekiyor mu? Do I have to pay a surcharge? Du ay hev tu pey e sörcarç?
    Sadece el çantam var. I'm only carrying my hand luggage. Aym onli kerıying may hend lagıç.
    Uçak ne zaman kalkıyor? What time do we board take off? Vat taym du ve bord teyk off?
    Uçağı kaçırdım. I have missed my flight. Ay hev misıd may fılayt.
    Bir sonraki uçağa mutlaka binmeliyim, çok önemli görüş-melerim var. I have to be on the next flight, I have commitments. Ay hev tu bi on dı nekst fılayt ay hev cımmitmınts.
    Fırtına yüzünden uçuş ertelendi. The flight has been cancelled because of the storm. Dı flayt hez bin kensıld bikoz ov dı storm.
    Kötü hava koşulları yüzünden. ... due to adverse weather conditions. ... dü tu ıdvörs vedır kındiyşıns.
    Buralarda bar var mı? Is there a bar here? İz der e bar hiir?
    Kayıp eşya bürosu nerede? Where's the lost property office? Ver iz dı lost properti ofis?
    ....uçağı geldi mi? Has the flight from... arrived? Hez dı flayt from ırrayvd?
    Gümrük ne tarafta? Where is the customs? Ver iz dı kastıms?
    Yanlışlık olmuş özür dilerim. I made a mistake, sorry. Ay meyd e misteyk, sori.
    Sigara ve parfüm alacaktım. I'd like to buy some cigarettes, and some perfume. Ayd layk tu bay sam sigırets end sam parfüm.
    Ne kadar ödüyorum? How much do I owe you? Hav mac du ay ow yu?
    Sorun nedir? What's going on? Vats going on?
    Hava nasıl? What's weather like? Vats vedır layk?
    Çok naziksiniz. You're so polite. Yor so pılayt.
    Birlikte bir şey-ler içelim mi? What about getting a drink together? Vat ıbavt geting e drink tugedır?
    Merdivenden / asansörden çıkın. Take the stairs / lift. Teyk dı sters/lift.
    Bagajımı kaybettim. I have lost my lug-gage. Ay hev lost may lagıç.
    Valizlerinizi tarif eder misiniz? Describe your luggage please? Deskırayb yor lugıç pliz?
    Deri, üstten fermuarlı. Leather, with zips on. Ledır vit zips on.
    Büyük sırt çantası. It's a large rucksack. İts a larj rıksek.
    Biraz yavaş konuşabilir misiniz sizi anlamıyorum. Speak slowly. I don't follow you. Spik slovli. Ay dont folov yu.
    Taksi durağı nerede? Where is the taxi rank? Ver iz dı teksi renk?
    Bir taksi çağırabilir misiniz ? Would you call a cab ? Vuç yu kal e keb?
    Çıkış nerede? Where is the exit? Ver iz dı egzist?
    Ne kadar? How much is it? Hav maç iz it?
    Yalnızca gidiş bileti alacaktım. A single / one way ticket please. E singıl / van vey tikıt pliiz.
    İndirim kartım var. I have a rail pass. Ay hev e reyıl pes.
    Nereye gidecektiniz ? Where do you wish to go? Ver du yu viş tu go?
    Hangi trenle? By which train? Bay viç treyn?
    Treniniz 8 nci perondan kalkacak. Your train will be departing from platform 8. Yor teyn vil bi dıparting from 8.
    Kaç çocuk var? How many children are there? Hav meniy çildrın ar there?
    2 büyük, 4 de çocuk var. Two adults and four children. Tuv edılts end for cıldrın.
    Sayıları bilmi-yorum yazabilir misiniz? I don't understand figures could you write them down? Ay dont andırs-tend fijurs kuç yu rayt dem davn?
    Tren nereden kalkıyor? Where does the train leave from? Ver daz dı treyn liv from?
    ...garı, 7 nci perondan kalkıyor. The train leaves from ...station, platform 7. Dı treyn livs from..., platfırm 7.
    Umarım yetişiriz. I hope we will be on time. Ay hop vi vil bi on time.
    Bekleme salonu The waiting lounge Dı veyting lonj.
    Tuvalet The restrooms. Dı retrums.
    Özür dilerim pardon. Excuse me,pardon İksiyuzmi. I'm sorry.
    .....den geliyorum. I'm coming from... Aym kaming from....
    Arabadan iner misiniz ? Get out of the car? Get avt ov dı kar?
    Evraklarınız lütfen. Your papers please. Yor peypırs pliz.
    Süresi dolmuş. It's no longer valid. İts no longır velid.
    Yaşınız tutmuyor. You're under age. Yor andır eyç.
    Ne kadar kalacaksınız? How long do you intend to stay? Hav long du yu intend to stey?
    Bir hafta. One week. Van viyk.
    Bir hafta sonu. A weekend. E wikend.
    Bir ay. One month. Van month.
    Birkaç gün. A few days. E fev deys.
    Nerede kalacaksınız? Where will you stay? Ver vil yu stey?
    Otelde. At a hotel. At e hotıl.
    Seyahat ama-cınız nedir? What's the pur-pose of your visit? Vats dı pörpıs ov yor visit?
    İş. Business. Biznıs.
    Tatil. Holiday. Halidey.
    Arkadaş ziyareti. Visiting friends. Visiting firends.
    Turizm. Tourism. Turism.
    Eğitim. Education. Ecukeyşın.
    Dilimizi konuşabiliyor musunuz ? Can you speak our language? Ken yu spik aur lengüç?
    Biraz. A little. E lidıl.
    Ne kadar paranız var? How much money do you have? Hav maç mani du yu hev?
    Çantanızda ne var ? What's in the bag? Vats in dı beg?
    Bu kutunun içinde ne var ? What's in this box? Vats in dis baks?

    Bana ziyaret edebileceğim birkaç yer öne-rebilir misin? Could you suggest any places of interest? Kuç yu saccest eny pleysıs ov intırest ?
    Harabeler. The ruins. Dı ruyins.
    Saray. The palace. Dı pelıs.
    Yer altı mezarı. The catacombs. Dı ketıkomps.
    Şehir merkezi. The town centre. Dı tavn sentır.
    Mezarlık. The cemetery. Dı semıtıri.
    Kilise. The church. Dı çörç.
    Sergi. The exhibition. Dı eksibiyşın.
    Kale. The fortress. Dı fortrıs.
    Alışveriş merkezi. The department stores. Dı departmınt stors.
    Mağara The cave. Dı keyv.
    Göl. The lake. Dı leyk.
    Rıhtım. The docks. Dı doks.
    Anıt. The monument. Dı monumınt.
    Cami. The mosque. The moskü.
    Müze. The museum. Dı müzüyum.
    Park. The park. Dı perk.
    Liman. The port. Dı port.
    Meydan. The square. Dı suguer.
    Tapınak The temple Dı tempıl.
    Kabir. The tomb. Dı tomp.
    Kule The tower. Dı tavır.
    Neler yapmaktan hoşlanırsınız ? What do you like doing? Vat du yu layk duing?
    ...den hoşlanırım. I'm interested in... Aym intırestıd in..
    Resim. Painting. Peynting.
    Mimarlık. Architecture. Arkitekçır.
    Sanatın her dalından. Art as a whole. Art ez e hol.
    Tarih. History. Histori.
    Coğrafya. Geography Coğrafi.
    Doğa. Nature. Neycır.
    İnsanlar. People. Piypıl.
    Sosyoloji. Sociological issues. Soşılocikıl isuus.
    Nüfus bilim. Demography. Demografi.
    Politika. Political issues. Politikıl issuus.
    Spor Sports. Sports.
    El sanatları. Hand crafts. Hendkrafts.
    Av. Hunting. Hanting.
    Vahşi yaşam. Wild life. Vild layf.
    Farklı kültürler. Different cultures. Difrınt kalcırs.
    Bilim. Sciences. Sayns.
    Geziler düzenliyor musunuz ? Are there any excursions ? Ar der eni eksorşıns ?
    Turistlerin akın etmediği yerlere girmek istiyorum. I want to get away from the tourist areas. Ay vant tu ged ıvey from dı torist areyas.
    Önerebilece-ğiniz 3 günlük turunuz var mı? Could you advise us on a three day tour? Kuç yu ıdvays as on e tri day tur?
    Fotoğraf çekmek serbest mi? Are cameras allowed? Ar kımeras allovd?
    Buranın en popüler disko-arı hangileri? Which are the la-test trendy discos? Viç ar dı leytıst trendi diskos?
    Spor yapmak istiyorum hangi tesisler var? I practise sports. What training facilities are there? Ay prektıs sports. Vat treyning fesılitiis ar der?
    Otobüsler gece de işliyor mu? Do buses run all night? Du basız ran ol nayt?
    Bana bir araba kiralama şirketi önerebilirmisin? Could you suggest rent a car company? Kuç yu saccest e kar rentıl kampıni?
    Plajlar buraya uzak mı? Are the beaches far from here? Ar dı bicız far from hiyır?
    Otobüs durağı nerede? Where is the bus stop? Ver iz dı bas stap?
    Otobüs şehir merkezinden geçiyor mu? Is this the bus to the town centre? İz dis dı bas tu dı tavn sentır?
    Ne kadar ? How much is it? Hav maç iz it?
    Nerede satılıyor ? Where do you get them? Ver du yu get dem?
    ...gitmem için hangi durakta inmem gerekiyor? When do I get off for...? Ven du ay get ov for...?
    Üçüncü durakta ineceksiniz. Get off at the third stop? Get ov et dı törd stap.
    İlk otobüs kaçta? What time is the first bus? Vat taym iz dı först bas?
    Son otobüs kaçta? And the last bus? End dı lest bas?
    Bu otobüs..... 'dan geçiyor mu? Is this the right bus to...? İz dis dı rayt bas tu..?
    İneceğim yerde bana haber ve-rebilirmisiniz? Can you tell when I have to get off? Ken yu tel ven ay hev tu get ov?
    Şu adrese gideceğim. This address is where I'm going Dis ıdres iz ver aym going
    Hemen dönerim. I will be right back. Ay vil bi rayt bek.
    Biletiniz nerede? Where is your ticket ? Ver iz yor tikıt?
    Atmışım. I have thrown it away. Ay hev trovn it ıvey.
    Saklamam gerektiğini bilmiyordum. I didn't know I had to keep it. Ay didınt nov ay hed tu keip it.
    Ne oluyor? What's wrong? Vats rong?
    Neden duruyoruz? Why is the stooping ? Vay iz dı stoping?
    Yanınıza otura-bilir miyim? May I sit beside you? Mey ay sit bisayd you?
    Şurada yazan adrese gitmek istiyorum. Nerede inmem gerekir? I'm going to this address; can you read it and tell me where to get off? Aym going tu dis ıdres; ken yu riıd it end tel me ver tu get ov?
    Güzergahı hari-tada göstere-bilir misiniz? Can you show me the road on the map? Ken yu şov me dı rod on dı mep?
    Nerede bisiklet kiralanıyor ? Where can bikes be hired? Ver ken bi bayks bi hayırd?
    Araba kirala-mak istiyorum. I'd like a car. Ayd layk e kar.
    Küçük bir araba. A small car. E smol kar.
    Ortalama bir araba. A medium size. E midiyum sayz.
    Büyük bir araba. A large car. E larj kar.
    Günlük tarife nedir ? How much do you charge per days? Hav maç du yu şarj pör dey?
    Burayı imzalayın. Sign here, please. Sayn hiır pliyz.
    ..'e nasıl gidebilirim ? Could you tell me the way to...? Kuç yu tel mi dı vey tu...?
    Şu harita üze-rinde nerede olduğumu gös-terebilirmisiniz? Can you show me on this map where I am? Ken yu şov mi on dis mep ver ay em?
    ...buraya ne ka-dar uzaklıkta? How far is ...from here? Hav far iz... from hiyır?
    Yanlış yoldasınız. You are on the wrong road. Yu ar on dı rong rovd.
    Buralarda ucuza kalabileceğimiz bir yer var mı? Can we find cheap accommodation around here? Ken vi faynd çip ekkomodeyşın ıraund hiyır?
    Dümdüz devam edin. Go straight away. Go sıtreyt ıvey.
    Yokuşun sonunda solda. Down there, on the left. Davn der, on dı left.
    Sağda. On the right. On dı rayt.
    Trafik ışıkla-rından sağa / sola dönün. Turn left/ right at the traffic lights. Törn left/rayt et dı trefik layts.
    Pardon buraya park edebilir miyim? Excuse me, can I park here? Eksiyuz mi, ken ay park hiyır?
    Arabamız bozuldu. Our car has broken down. Aur kar hez brokın davn.
    Kaybolduk. We are lost. Vi ar lost.
    Burada bekleyin yardım getireceğim. Wait here, I will get some help. Veyt hiyır, ay vil get sam help.
    Arabayla / yürüyerek ne kadar zamanda varırız. How long will the drive / walk be? Hav long vil dı dırayv / volk bi?
    KONAKLAMA

    Formu doldurun. Fill in the form please Fill in dı form pliz
    Burayı imzalayın. Sign here please. Sayn hiyır pliyz.
    Boş odanız var mı? Do you have a room? Du yu hev e rum?
    İki kişilik odamız kaldı Yes, double only Yes, dabıl onli.
    Ne kadar kalacaksınız ? How long will you stay? Hav long vil yu stey?
    Yalnızca bir gece. Overnight. Ovırnayt.
    Kesin bilmiyorum. I don't know yet. Ay dont nov yet.
    Fiyat nedir ? What's the price? Vats dı prays?
    Tek kişilik oda ne kadar ? How much is a single? Hav maç iz e singıl?
    Çift kişilik oda ne kadar? How much is a double? Hav maç iz e dabıl?
    Kahvaltı dahil mi? With breakfast included? Vit brekfıst inkludıd?
    Kredi kartı kabul ediyor musunuz? Can we pay by credit card? Ken vi pey bay kredit kard?
    Akşam yemeği saat kaçta? What time is dinner? Vat taym iz dinır?
    Banyolu. With a bathroom. Vit e baetrum.
    Duşlu. With a shower. Vit e şavır.
    Balkonlu. With a balcony. Vit e balkoni.
    Manzaralı. With a view. Vit e viyuv.
    Denize bakan. Overlooking the see. Ovırluking dı si.
    Ne kadar sürer? How long will it take? Hav long vil it teyk?
    Ne zamana hazır olur ? When will it be ready? Ven vil it bi redi?
    Burada kamp yapabilir miyiz? Is camping allowed here? İz kemping ıllovd hiyır?
    Yakınlarda bir kamping bölgesi var mı? Is there a camping site near here? İz der e kamping sayt niyır hiyır?
    Elektrik ve su var mı? Are water and electricity supplied? Ar votır end ılekt-rısiti suplayd?
    Kasaba buradan ne kadar uzakta? How far is the village? Hav far iz dı vilıç?
    SAYI – ZAMAN

    Pazartesi Monday Mandey
    Salı Tuesday Tıyuzdey
    Çarşamba Wednesday Vendzdey
    Perşembe Thursday Törzdey
    Cuma Friday Fraydey
    Cumartesi Saturday Satırdey
    Pazar Sunday Sandey
    Ocak January Canuari
    Şubat February Februari
    Mart March Març
    Nisan April Eyprıl
    Mayıs May Mey
    Haziran June Cun
    Temmuz July Culay
    Ağustos August Ogust
    Eylül September Septembır
    Ekim October Oktobır
    Kasım November Novembır
    Aralık December Disembır
    İlkbahar Spring Spring
    Yaz Summer Sammır
    Sonbahar Fall, autumn Fol, oğtım
    Kış Winter Wintır
    1 One Van
    2 Two Tu
    3 Three Tri
    4 Four For
    5 Five Fayv
    6 Six Siks
    7 Seven Sevın
    8 Eight Eyt
    9 Nine Nayn
    10 Ten Ten
    11 Eleven İlevın
    12 Twelve Tvelv
    13 Thirteen Törtiyn
    14 Fourteen Fortiyn
    15 Fifteen Fiftiyn
    16 Sixteen Sikstiyn
    17 Seventeen Sevıntiyn
    18 Eighteen Eytiyn
    19 Nineteen Nayntiyn
    20 Twenty Tventi
    21 Twenty-one Tventivan
    30 Thirty Törti
    40 Forty Forti
    50 Fifty Fifti
    60 Sixty Siksti
    70 Seventy Sevınti
    80 Eighty Eyti
    90 Ninety Naynti
    100 Hundred Handret
    200 Twohundred Tuhandret
    300 Threehundred Trihandret
    400 Fourhundred Forhandret
    500 Fivehundred Fayfhandret
    600 Sixhundred Sikshandret
    1000 Thousand Tauzent
    1200 Onethousand twohundred Vantauzent tuhandret
    2000 Twothousand Tutauzent
    3000 Threethousand Tritauzent
    10.000 Tenthousand Tentauzent
    100.000 Onehundred thousand Vanhandret tauzent
    1.000.000 One million Van milyın
    1.000.000.000 One billion Van bilyın
    Birinci First Först
    İkinci Second Sekınd
    Üçüncü Third Törd
    Dördüncü Fourth Fort
    Beşinci Fifth Fift
    Altıncı Sixth Sikst
    Yedinci Seventh Sevent
    Sekizinci Eighth Eyt
    Dokuzuncu Ninth Nayt
    Onuncu Tenth Tent
    Saat kaç? What time is it? Vat taym iz it.
    Saat dokuz It’s nine o’clock. İts nayn eklok
    Dokuz buçuk It’s half past nine. İts half past nayn
    Dokuzu çeyrek geçiyor. It’s quarter past nine. İts kuartır past nayn
    Sekize yirmi var. It’s twenty to eight. İts tventi tu eyt.
    Otobüs ne za-man kalkıyor? When does the bus leave? Vhen das dı bas liyv.
    Saat onbir. It’s eleven o’clock. İts ileven eklok
    Yarım saat sonra. Half an hour later Half ın auer leytır
    İki saat önce. Two hours ago Tu auers leytır
    Dörtten beşe kadar. From four until five. From for until fayv.
    Öğleden sonra saat üçte. Three o’clock in the afternoon. Tri eklok in di aftırnuğn
    İki saat içinde. In two hours İn tu auers
    Sabah saat üçte. Three o’clock in the morning Tri eklok in dı morning
    Öğleyin saat onikide. Twelve o’clock at noon. Tuvelv eklok et nuğn.
    Akşam saat onsekiz otuzda. Eighteen thirty in the evening Eytiyn törti in dı ivening
    Gece saat on bir otuz da. Eleven thirty in the night İleven törti in dı nayt
    Dün Yesterday Yestırdey
    Bugün Today Tudey
    Yarın Tomorrow Tumarrov
    Evvelki gün The day before Dı dey bifor
    Ertesi gün The day after Dı dey aftır
    Bu sabah This morning Dis morning
    Yarın akşam Tomorrow evening Tımorov ivıning
    Her gün Every day Evıri dey
    Her hafta Every week Evıri viyk
    Her ay Every month Evıri mants
    Her yıl Every year Evıri yiyr
    Her zaman Every time Evıri taym
    Geçen gün The day before Dı dey befor
    Geçen hafta Last week Last viyk
    Geçen ay Last month Last mants
    Geçen yıl Last year Last yiyr
    Gelecek hafta Next week Nekst viyk
    Gelecek ay Next month Nekst mants
    Gelecek yıl Next year Nekst yiyr
    İki günden beri For two days For tu deyz
    İki gün önce Two days before Tu deyz bifor
    İki gün sonra Two days later Tu deyz leyter
    İki güne kadar In two days İn tu deyz
    Tam zamanında At the right time Et dı rayt taym
    Şimdi Now Nauv
    Bazen Sometimes Somtayms
    Yakında Soon Suğn
    Eskiden In the past İn dı past
    Bugün ayın kaçı? What date is it? Vhat deyt iz it?
    Bugün ayın ondördü. Today is the four-teen. Tudey iz dı fortiynts
    Yarın ayın kaçı? What date is tomorrow? Vhat deyt iz tımorov?
    Yarın Nisan’ın onbeşi. Tomorrow is April the fifteen Tımorov iz the fiftiyns
    Kaç yaşındasınız ? How old are you? Hav old ar yu?
    Yirmi üç yaşındayım. I’m 23 years old. Aym tventitri yiyrs old.
    Doğum tarihini nedir? When’s your birthday? Vhenz yur börsdey?
    Yirmibir Eylül 1962. It’s September 1962 İts septembır nantiyn sikstitu.
    Ne zaman? When? Ven?
    Ne kadar süre? How long? Hav long?
    Hangi asırda? When? Ven?
    Ne zaman? At what moment? Et vat momınt?
    Onbeş gün A fortnight E fırtnayt.
    Bir haftasonu A weekend E vikend.
    Bir gün One day Van dey.
    Birkaç gün A few days E fev deys.
    Bir çok gün Several days Sevırılş deys.
    Tatil boyunca During the holidays Duyring dı halideys.
    Noel’de At Christmas. Et kıristmıs.
    Yılbaşı On new years day On niuv yers dey.
    Tatil günü The day off Dı dey ov.
    Bayram günü Public holiday Pablik halidey.
    Çalışma günü Working day Vörküng dey.
    Yıldönümü / doğum günü Anniversary / birthday Univörsiri dey / börtdey.
    Bazen Sometimes Sam tayms.
    Sık sık Often Ofın.
    Bazen Seldom / rarely Seldım / rerıli
    Her gün Everyday Evridey.
    ... de bir kez Once a Vanz e..
    ...de iki kez Twice Tıvays.
    Asla Never Nevır.
    Bir hafta One week Van vik.
    Hangi gün? What day? Vat dey?
    Bugün Today Tudey.
    Yarın Tomorrow Tumarrov.
    Dün Yesterday Yestırdey.
    Ertesi gün The day after tomorrow Dı dey eftır.
    Bir önceki gün The day before Dı dey bifor.
    İki gün önce Two days ago Tu yirs ıgo.
    Üç gün içinde In three days İn tri deys.
    Geçen hafta Last week Lest vik
    Gelecek hafta Next weeknext / week for Nekst viknekst/ vik for.
    Onbeş gün boyunca For a footlight For e fut nayt.
    Sabah In the morning İn dı morning.
    Öğleden sonra In the afternoon İn dı eftırnun.
    Akşam In the evening İn dı ivning.
    Gece At night Et nayt.
    Ay A month E mont.
    Hangi ay? What month? Vat mont?
    Bir yıl One year Van yiır.
    Hangi sene What is day ? Vat iz dey?
    Gelecek sene Next year Nekst yiır.
    Geçen sene Last year Lest yiır.
    Bin dokuz yüz doksan dokuz Nineteen ninety nine Naytin nayti nayn.
    Kaç yaşındasınız? How old are you? Hav old ar yu?
    Otuz / on yedi / yirmi beş / kırk üç / elli / yaşındayım I am thirty (years old) seventeen / twenty five / forty three / fifty years old Aym törti, sevıntin / tüventifayf / fortitri / fifti yiırs old.
    Ya siz What about you Vat ıbavyt yu?
    O bin dokuz yüz atmış yılında doğdu He / she was born in nineteen sixty Hi vaz born in naytin siksti.
    O kaç yaşında How old is he/she Hav old iz hi / şi
    On altı yaşın-dan küçüklere yasak Under sixteen not allowed Andır sikstin nat ıllovd.
    Saat Time / hour Taym / havur
    Saat kaçta? (at) What time? Vat taym?
    Oniki/öğlen Twelve/noon Tüvelf / nun.
    Gece yarısı Midnight Midnayt.
    Bir One o’clock / a.m. Van oklok / ey em.
    On üç One p.m. Van piy em.
    Sekiz buçuk Eight thirty Eyti törti.
    Sekiz kırkbeş Eight forty-five Eyti forti fayf.
    Dokuz Nine a.m. Nayn ey em.
    Yirmi bir Nine p.m. Nayn piy em.
    ....e çeyrek var Quarter to Kuvartır tu..
    ....yi çeyrek geçiyor Quarter past / fifteen Kuvartır pest / fiftin
    Bu sabah This morning Dis morning.
    Bu öğleden sonra This afternoon Dis eftırnun.
    Bu akşam This evening Dis ivning.
    Bu gece Tonight Tu nayt.
    Şafakta At dawn Et davn.
    Akşam geç vakit Late this evening Leyt dis ivning.
    YEMEK

    Aperatif bir şeyler almak istiyorum. I'd like an appetiser. Ayd layk en epıtayzır.
    Bir şeyler içme-ye gidelim mi? Shall we go for a drink? Şel vi go for e drink?
    Sadece bir kah-ve alacağım. I'll just have a coffee. Ayl cast hev e kafi.
    Susadım. I'm thirsty. Aym törzdi.
    Kahvaltı yapacağım. I'd like to have breakfast. Ayd layk tu hev brekfıst.
    Meyve suyu / portakal suyu / domates suyu A fruit juice / an orange juice / tomato juice E frut cuys / en orınç cuys / tomeyto cuys.
    Yumurta / jambonlu omlet / baconlu omlet / haşlanmış yumurta. One egg / ham and eggs / bacon and eggs / boiled egg. Van eg / hem end egs / beykın end egs / boylıd eg.
    ...verir misiniz? May I have ... please? Mey ay hev ... pliyz?
    Bir kahve. A coffee. E kafi.
    Soğuk / sıcak Cold / hot Kold / hat
    Tuz / karabiber Salt / pepper Solt / pepır
    ... getirir misin? Can you bring me.. Ken yu bring mi...
    Tabak / bıçak A plate / a knife E pleyt / e nayf
    Kaşık / çatal A spoon / a fork E spuun / e fork
    Peynir / jambon / Salam Cheese / ham / salami Çiz / heam / sılami
    Üç fincan kakao Three cups of chocolate Tri kaps ov çaklıt.
    Bize çok pahalı olmayan, iyi bir restoran önere-bilir misiniz? Can you recommend a good reasonable restaurant? Ken yu rikım-mend e gud rizınıbıl restoran?
    Buralarda res-toran var mı? Is there a restaurant here? İz der e restoran hiyır?
    Geleneksel yemeklerin olduğu. Traditional cooking. Tredişinıl kuking.
    Yöresel yemekleriniz var mı? Do you have any regional specialities? Du yu hev eni recinıl speşılitiyiz?
    Müzikli restoran. A restaurant with music. E restoran vit musik.
    Piyasa restorandı. A restaurant where trendy people meet. E restoran ver trendli piypıl mit.
    Ne alırdınız ? What will you have? Vat vil yu hev ?
    ... yiyecekler yememem lazım. I have to stay away from dishes with.... Ay hev tu sıtey ıvey from dişız vit
    Tatlı olarak... istiyorum. May I have ... instead of the dessert Mey ay hev .. ins-ted ov dı dizört?
    Siz ne önerirsiniz? What do you recommend? Vat du yu rikom-mend?
    Ne içerdiniz? What will you drink? Vat vil yu dirink?
    Balık istiyorum. I'd like some fish. Ayd layk sam fiş.
    Deniz ürünü olarak neyiniz var? What kind of sea food do you have? Vat kaynd ov se fud du yu hev?
    Nasıl arzu edersiniz? How would you like it? Hav vuç yu layk it
    Sığır eti/dana eti/ kuzu eti/ domuz eti/ pirzola/ biftek/ but/ köfte/ fileto Beef / veal / lamb / pork / chops / tenderloin / steak / leg / meatballs / fillet Bif / viyl / lemp / purk / şaps / tendırlın / stik / leg / mitbols / filıt
    Etinizi nasıl istersiniz? How would you like the meat done? Hav vuc yu layk dı met dan?
    Haşlanmış/ ağır ateşte pişmiş/ şiş/ kebap/ fırında/ ızgara/ güveç/ rosto Boiled / braised / spit-roasted / kebab / oven roasted / grilled / casserole / roast Boylıd / braysd / spit-rostıd / kebap / ovın / rostıd / grild / kasırol / rost
    Başka bir şey arzu eder misiniz? Anything else? Eniting els?
    Hesabı alabilir miyim? May I have the bill? Mey ay hev dı bil?
    Ayrı ayrı ödeyeceğiz We would like to pay separately Vi vud layk tu pey sepırıtli.
    SAĞLIK

    Başınızı kaldırın. Raise your head Rayz yor hed.
    Başınızı eğin. Bend forward Bent forvırd.
    Başınızı çevirin Turn round Törn ravnd.
    Uzanın Lie down Lay davn.
    Rahatlayın Relax Rıleks.
    En yakın nöbetçi eczane nerede? Where’s the drugstore? Verz dı dragstor?
    Nezleye / öksü-rüğe karşı bir şey istiyorum. I’d like something for a cold / a cough. Ayd layk samting for e kold / e kof.
    Güneş çarpması. Sunburn Sanbörn.
    Böcek sokması Insect bites İnsekt bayts.
    Yol tutması Travel sickness Trevıl siknıs.
    Hazımsızlık An upset stomach En apset stomek
    Migren A headache / a migraine E hedeyk / e mireyn.
    Ne zaman geleyim? When should I come back? Ven şud ay keym bek?
    Ağrı kesici A pain killer E peyn kilır.
    Hemen bir doktor lazım Get a doctor, quick! Get e daktır, kuvik.
    Muayene saatleri nedir? What are the opening hours? Vat ar dı opıning havurs?
    Doktor buraya gelip beni görebilir mi ? Can the doctor come and see me here ? Ken dı daktır keym end si mi hiyır ?
    Tıbbi personel Medical staff Medikıl stef.
    Sağlık ocağı The health care centre. Dı helt keyr sentır.
    Hasta The patient Dı peşınt.
    Ameliyat The surgical operation Dı sörcikıl apırey-şın.
    Kendimi yorgun / hasta hissediyorum. I feel weak / I feel dizzy / sick Ay fiıl vik / fiıl dizi / sik.
    Kustum I threw up Ay trüv ap.
    Ateşim var I have a fever Ay hev e fivır.
    Nereniz ağrıyor? Where does it hurt? Ver daz it hört?
    Buram / şuram ağrıyor I’m aching here/ there Aym aşing hiıyr/ der.
    Sırtım / başım / midem ağrıyor I have a sore back / a headache / a stomach. Ay hev e şor bek / e heydeyç / e stomek..
    Burada ağrı var mı? Does it hurt here? Daz it hört hiyır?
    Nasıl bir ağrı What kind of pain? Wat kaynd ov peyn?
    Hafif / kötü Dull / sharp Dıvul/ şarp
    Değişmeyen / artıp azalan Constant / on and off Kanstınt / on end ıv.
    .... ye alerjim var I have an allergy to... Ay hev en alirci tu...
    Hemofili hastasıyım I am haemophiliac Ay em hemofhilek
    Ne zamandır ağrınız var How long have yoU had this pain? Hav long hev yu hed dis peyn?
    Kısa zamandır / uzun zamandır For a short / long while For e şort / long vayl.
    Sizi muayene edeceğim I need to examine you. Ay nid tu egzımayn yu.
    Soyunun Undress to your under wear Andires tu yor andırviyır.
    Şuraya uzanın lütfen. He down here, please Hi davn hiyır., pliyz.
    Ağzınızı açın Open your mouth Opın yor moth.
    Derin nefes alın Take a deep breath Teyk e dip breth.
    Öksürün lütfen Cough, please Cogh, pliyz.
    Tansiyonunuzu ölçeceğim. I’ll check your blood pressure Ayl çek yor blud prejur.
    Nabzınızı ölçeceğim. I’ll take your heart beat Ayl teyk yor hörth biıt.
    Romatizma Rheumatism Rumetizm.
    Apandisit Appendicitis Ipendısits
    Sistit Cystitis Sıstits.
    Gastrit Gastritis Gestrits.
    Ülser An ulcer En ülsır.
    Grip Influenza İnfluenza
    .... iltihabı Inflammation of... Anflamedeyşın ov.
    Sarılık Jaundice Juyndis.
    Kızamık The measles Dı miıslıs.
    Soğuk algınlığı A cold E kold.
    Hafif bir enfeksiyon A (minor) infection E maynor infekşın.
    Güneş çarpması Sunstroke Sanstrok.
    Yüksek ateş Hay fever Hay fivır.
    Ateşinizi ölçeceğim I’ll take your temperature Ayl teyk yor tempricır.
    Kendimi iyi hissetmiyorum I don’t feel well Ay dont fiıl vel.
    Hastayım I’m sick Aym sik.
    Güneş çarpması Sunburn Sanbörn.
    Kesik A cut E kat.
    Yara A wound E vund.
    Kramp Jambs Cemps.
    Öksürük A cough E kogh.
    Migren A headache E hiydiç
    Astım Asthma Estım.
    Hazımsızlık An upset stomach En apsekt stomek.
    Boyun tutulması. A stiff neck E stif nek.
    Tansiyon High blood pressure Hay blud prejur.
    Çarpıntı Palpitations Palpıteyşın.
    Bayıldı He has fainted Hi hez feyıntıd.
    Kanaması var. She’s bleeding Şiyız blıiding.
    Bir şey soktu. I’ve been stung. Ayv bin stank.
    Ayak bileğim şişti. My ankle is swollen May ankıl iz svolın.
    BOŞ ZAMAN

    Müzeler ve tarihi yerler. Museums and historical places Müzıyum end historıkıl pleysız.
    Tur düzenleni-yor mu ? Are there any organised tours? Ar der eni orgınayzd turs?
    Gezilebilecek birkaç yer söyler misiniz? Could you suggest some places of interest? Kuç yu saccest sam pleysız ov intırest?
    En fazla kaç kişi katılıyor ? What’s the maximum number of participants? Vats dı maksimum nambır of partisıpınts?
    Yakında bir ..... var mı? Is there a... near here? İz der e ...niyır hiyır?
    .... saat kaçta başlıyor? What time does the.... start? Vat taym daz dı ...start?
    Kiliseyi ziyaret etmek istiyorum I’d like to visit the church Ayd layk tu vizıt dı çörç?
    ...den ne kadar uzaktayız? How far is....? Hav far iz...?
    Yürüyerek gidebilir miyiz? Can we walk there? Ken vi volk der?
    Atletizm Athletics Itletiks.
    Basketbol Basketball Baskıtbol.
    Futbol Soccer Sakır.
    Dağcılık Mountain climbing Mavuntın klimb.
    Yürüyüş Walking Volking.
    Araba yarışı Car racing Kar recing.
    Jimnastik Workout Vorkavt.
    Tenis Tennis Tenis.
    Bisiklet Cycling Saysling.
    Yüzme Swimming Sviming.
    Voleybol Volleyball Valıybol.
    Sürf Sailing Seyling.
    Paraşüt Parachuting Pıreşuting.
    Avcılık Hunting Hanting.
    Dans Dancing Densing.
    Bu gölde / nehirde yüzebilir mi? Is the lake / river safe for swimming? İz dı leyk / rivır seyf for svıming?
    Kumsal var mı? Is there a sandy beach? İz der e sendi biyç?
    SORUNLAR

    Arabam arıza yaptı. My car broke down. May kar brouk daun
    Arıza nerede? Where’s the problem? Vhers dı problım?
    Arızanın ne olduğunu bilmiyorum. I don’t know what the problem is. Ay dont nov vat dı problım iz.
    Arabanız nerede? Where’s your car? Vhers yur kar?
    En yakın tamirhane nerede? Where’s the nearest mechanic? Vhers dı niyrest mekenik?
    Tamirhaneye bir telefon ede-bilir misiniz? Can you phone a mechanic? Ken yu foun e mekenik?
    Bir kurtarma aracı göndere-bilir misiniz? Can you send a wrecker? Ken yu sent ı reker?
    Arabamı çeke-bilir misiniz? Can you pull my car ? Ken yu pul may kar?
    Bana yardım edebilirmisiniz? Can you help me? Ken yu help mi?
    Bana biraz benzin verebilir misiniz? Can you give me a little gas? Ken yu giv mi ı lidıl ges?
    Arabamın plaka numarası ......... My plate number is ... May pleyt nambır iz....
    Bir kaza oldu. There was an accident. Dheyr vız en eksident.
    Kaza nerede oldu ? Where was the accident? Vheyr vıs dı eksident?
    Efes’e yirmi kilometre mesafede. 20 km to Efes. Tventi kilometırs tu Efes.
    Ölen var mı? Did anyone die? Did anivan day?
    Hayır ölen yok ama iki yaralı var. No, nobody died but there are wounded. No, nobadi dayd bat dher ar vunded
    Lütfen polise haber verin. Please call the police. Pliyz koğl dı poliys
    En yakın telefon nerede? Where’s the nearest telephone? Vher iz dı nirest telefon?
    Arkadaşım ağır yaralı. My friend is heavily hurt. May frend iz hevili hört.
    Yaralıları kımıldatmayın. Don’t move the wounded. Dont muğv dı vundet
    Adım Sedat ONAR. My name is Sedat ONAR. May neym iz Sedat ONAR.
    Lütfen bana adınızı, adresi-nizi ve sigorta numaranızı verin. Please give me your name, address and insurance number. Pliz giv mi yur neym, adres ent inşurens nambır.
    Arabam için çekme aracı gönderir misiniz? Can you send a wrecker for my car? Ken yu sent e reker for may kar?
    Tanıklık yapar mısınız? Can you testify? Ken yu testifay?
    En yakın Jan-darma Karako-lu nerede? Where’s the nearest gendar-marie station? Vher iz dı nirest cendırme steyşın?
    Jandarmaya bir hırsızlığı bildir-mek istiyorum. I want to report a robbery to the gendarmarie. Ay wont tu riport e robıri tu de cendırme.
    Jandarmaya bir olayı bildirmek istiyorum. I want to report an incident to the gendarmarie. Ay wont tu riport en insident tu de cendırme.
    Jandarmaya bir cinayeti bildir-mek istiyorum. I want to report a murder to the gendarmarie. Ay wont tu riport e mördır tu de cendırme.
    Cüzdanım çalındı. My wallet has been stolen. May volet hes biyn stolen.
    Suçsuzum. I’m innocent. Aym innosent
    Bunu araştıracağız. We are going to investigate this. Vi ar going tu investigeyt dis.
    Kayıp ve hırsızlık. Losses and thefts Lozıs end tefts.
    Pasaportumu kaybettim. I’ve lost my pass-port Ayv lost may pesport.
    Dışarıda kaldım I’ve locked myself out Ayv lakıt mayself avt.
    İmdat! Help ! Help.
    Sürgün Deportation Dıporteyşın.
    Suçlu iadesi Extradition Ekstradişın.
    Gözaltı Police custody Polis kastıdi.
    Tutuklama Arrest Irrest.
    Mahkemeler Courts Korts.
    Savunma To defend oneself Tu dıfend van self.
    Ayaklanma, grev Demos, strikes Dimos, strayks.
    Doğal afetler Natural disaster Necurıl dizestır.
    Yangın Fire / arson Fayr. Ersın.
    Ölüm Death Ded.
    Yaralı var mı? Any casualties? Eni kejultiyz.
    Hareket etmeyin. Don't move. Dont muv.
    Hemen bir doktor / ambu-lans çağırın. Send for a doctor / an ambulance Send for e daktır / en embulens.
    Onları araba-dan çıkarmama yardımcı olun. Help me to get them out of the car Help mi tu ged dem avt ov dı kar.
    Lütfen Jandar-mayı çağırın Call the gen-darmarie please Kol dı cendırme pliz.
    Yardım eder misiniz kayboldum? Can you help me, lost? Ken yu help mi, lost.?
    Kaza Accident Eksidınt.
    Ambulans Ambulance Embülıns.
    Yaralı Injured İnjurd.
    Hasta Sick Sik.
    Doktor Doctor Daktır.
    Cinayet Murder Mördır.
    İdam cezası Death penalty Didli penılti.
    Hapis Imprisonment İmprisonmınt.
    Narkotik kanunları Narcotics Nerkıtiks.
    Tecavüz Rape Reyp.
    Suç Offence/felony Ofıns/felıni.
    Mahkum Convicted Kınviktıd.


  9. 9
    ZEYCANSU
    Emekli
    sprsiniz şimdi bende arkadaşlara hava atarım ing. biliyorum diye:)
    paylaşım için teşekkürler:)

+ Yorum Gönder
ingilizce günlük konuşmalar otel resepsiyonu
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi