Tesettürlü İlk Günüm Tesettürlü Yaşamayı Sevmek

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Kıssalar - Hikayeler Bölümünden Tesettürlü İlk Günüm Tesettürlü Yaşamayı Sevmek ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    NesriN
    Usta Üye
    Reklam

    Tesettürlü İlk Günüm Tesettürlü Yaşamayı Sevmek

    Reklam



    Tesettürlü İlk Günüm Tesettürlü Yaşamayı Sevmek

    Forum Alev
    Aslını söylemek gerekirse tek seferde tesettüre girdiğimi söyleyemem. Birçok denemeler sonucu adım adım örtündüm. Her gün giymeye başladım ve inşâallah hep de giyerim.
    2002 yazında İslâm’la şereflendiğimde Milan’da âilemle beraber yaşıyordum. Başlangıçta eşarp giymeden de iyi bir Müslüman olabileceğimi düşünüyordum.

    Örtümü takıp dışarıya çıkmaya, çocukluğumdan beri bildiğim insanlarla karşılaşmaya, bir dükkâna girip alışveriş yapmaya, yeni kıyafetimle devam etmeye cesaretim yoktu.

    Hepsinden ziyade, hâlâ Cenab-ı Hakk’ın bizden vücudumuzu ve saçlarımızı ötmemizi emrettiğine kalben tam olarak tatmin olmamıştım. Hıristiyanlıktaki, “iman kalptedir”, “dış görünüş önemli değildir” fikri bende hâkimdi. İslâmiyet’i öğrendikçe bu fikrim değişmeye başladı.


    İslâmiyet’i öğrendikçe anladım ki, İslâmiyet’te insanın bedeniyle zihni, amelleriyle ruhu birbirine paralelmiş. Namaz kılmadan önce, bedenimizi temizlediğimiz gibi kalplerimizi de temizliyoruz. Nasıl namazda rükûa gittiğimizde fiziksel olarak başımızı eğiyorsak mânen de nefsimizin başını eğiyoruz. Bunları öğrendikçe bendeki tesettür aşkı gittikçe artıyordu. Ama halen tesettür için cesaretimin tam olduğunu düşünmüyordum.

    En azından evde ve camide namaz kılarken örtünmek için tesettür usûlünü öğrenmek zorundaydım. Müslüman hanımlara hayrandım; ama nasıl yaptıklarını anlayamıyordum. Sokakta gördüğüm her tesettürlü hanımı dikkatle izliyordum. Bazıları benim bakışlarımdan endişeleniyor hatta rahatsız oluyordu. Belki de benim bir ırkçı olduğumu ve onlardan nefret ettiğimi düşünüyorlardı. Benim tesettürü öğrenmek istediğimi nereden bilebilirlerdi ki!

    Bu sıralarda Milan’da sadece İslâmî bir kitabevinden kitaplar satın alıyordum. Orada çalışan bir bayan vardı. Çok dindar ve cana yakın biriydi. Bir gün onun dükkânına gittim. Yalnızdı. Onun yalnız olduğunu görünce ona sormaya cesaret ettim ve sordum: “Affedersiniz, bana eşarbı nasıl bağlayabileceğimi öğretebilir misiniz?”

    Sorumu duyunca şaşırdı tabii. Benim Müslüman olduğumu bilmiyordu ama yine de hiçbir şey söylemedi. Yavaşça dükkânın kapısını kapattı.

    Kendi örtüsünü çıkardı ve bana nasıl örtmem gerektiğini sakin sakin gösterdi. Sonra bir eşarp verdi. Ben de denedim. Gerçekten çok kolaydı. Artık eşarp bağlamayı biliyordum. Bu benim ilk eşarbımdı. Beyaz ve basit bir eşarptı. O eşarp çok hoşuma gitti. Onu halâ saklıyorum. Eskimiş olmasına rağmen bazen kullanıyorum.

    Ertesi gün eşarbımı çantama koyup üniversiteye gittim. Çalışma salonunda namaz kılmak için kendime bir yer bulmuştum. O sırada telefonum çaldı. Telefondaki kitabevindeki kızdı. Bugün cumaydı ve bana beraber camiye gitmeyi teklif ediyordu. Olur dedim, kabul ettim fakat bir problem vardı. Eşarbım vardı; ama diğer kıyafetlerim camiye gitmeye hiç de uygun değildi. Uzun bir etek giyiyordum; ama yürürken açılıyordu.

    Gömleğimin kolları da yeterince uzun değildi. Acaba ne yapabilirdim?
    Eteğim açılmasın diye küçük küçük adımlarla yürüyordum. Üniversitenin ilerisinde bir dükkâna girdim. Oradan birkaç iğne aldım ve eteğimi iğneledim. Müslüman bir pankçı gibi görünüyordum. Yaz olmasına rağmen üzerime de palto giydim ve camiye gittim.

    Milan sokaklarında tesettürlü olarak ilk yürüyüşüm böyle olmuştu. İnsanların bana baktıklarını hissediyordum. Yüzüm tam bir İtalyandı, kıyafetlerim tipik bir Müslüman gibi de görünmüyordu. Birisiyle konuşmak zorunda kaldığımda İtalyan olduğumu anlıyorlar ve çok dikkat çekiyordum. Kabul etmeliyim ki utanıyordum; ama aynı zamanda eşarbımı seviyor, onunla gurur duyuyordum ve kendimi iyi hissediyordum.

    Camide yaşadıklarım çok muhteşemdi. Her cuma gitmeye başladım. Yaklaşmakta olan sonbahar ve kışın daha uygun kıyafetler bulmak kolaylaştı ve artık her fırsat bulduğumda eşarp takmaya başladım. Ve her seferinde ailemden kimseyle karşılaşmayacağıma emindim.

    Bir keresinde Bologna’ya gitmiştim ve bütün seyahat boyunca eşarbımı hiç çıkarmadım. Belki de alışmıştım. Gayet tabiî davranıyordum artık, insanlar da bana garip garip bakmıyorlardı. Sadece onlarla konuştuğumda şaşırıyorlardı.

    Birkaç ay sonra evlendim ve başka bir memlekete taşındım. Orada hiç kimse beni tanımadığı için tesettüre başlanacak en mükemmel vakitti. İlk günlerde hâlâ biraz çekinme vardı; ama sonraları tesettür benim için dünyanın en tabiî şeyi haline geldi.

    Dışarı çıkarken ayakkabı giymeyi nasıl hiç unutmuyorsam, eşarp takmayı da hiç unutmadım. Tesettürün iffet demek olduğunu biliyordum.

    Tesettüre girince ilk korkum iş bulamamaktı. İnanan biri olmama rağmen, îmânım çok sağlam olmadığından gönlümü serin tutmaya yetmiyordu. Bazen eşarp taktığım için iş bulmakta zorluk çekeceğim endişesiyle bütün gece uyuyamadığım oluyordu.

    Talak Sûresi’nin şu âyetlerini aklımda tutsam iyi olurdu:
    Ve onu hesap etmediği yerden rızıklandırır! Kim Allah’a tevekkül ederse, artık O, ona yeter! Şüphesiz ki Allah, emrini yerine getirendir. Doğrusu Allah her şey için bir ölçü koymuştur.” (Talak Sûresi, 3)

    Hakikaten de tesettüre girişimden iki hafta sonra, Elhamdülillah, iki iş bulmuştum.
    Hikâyemin sonuna gelirken yeni Müslüman olmuş veya yeni tesettüre girmiş hanımlara şunu söylemek isterim. Bizler bazen Müslüman ablalarımızın baskısı altında kalabiliyoruz.

    Onlar hakikaten iyi niyetliler ve yeni hayatımızda bize yardımcı olmak istiyorlar. Benim onlardan hususi ricam, acele etmemeleridir. Adım adım, yavaş yavaş olursa daha tesirli olur. İslâmî şuurun ve sevginin artmasıyla zâten tesettürün farziyeti kolayca anlaşılacaktır. Eğer zorlama olursa, pek mânâ ifade etmez.


    Bu yazı İtalya Milan’da üniversitede okuyan İslamiyetle 2002 senesinde şereflenmiş Silviya isimli bir hanım tarafından yazılmıştır.



  2. 2
    şehadet
    Yeni Üye

    --->: “Tesettürlü İlk Günüm” Tesettürlü Yaşamayı Sevmek

    Reklam



    Allah razı olsun güzel paylaşım







  3. 3
    Börtecine
    Emekli
    Allah razı olsun nesrin.Harika bir yazı.Allah herkesin gönlüne hidayet eylesin..







  4. 4
    Rebiulevvel
    Üye
    Emeginize Saglık Teşekkür Ederim..

  5. 5
    Gölge Adam
    Usta Üye
    Elbise süslü püslü olup da bizzat kendisi zinet gibi olmayacak.Ayrıca bakışları üzerine toplayabilecek şekilde renkli, desenli, altın ve gümüş işlemelerden de kaçınılmalıdır.
    «Evlerinizde vakarınızla oturunda ilk câhiliye (devri kadınları)nın açılıp saçılarak, salınarak yürümeyin. Namazı kılın, zekatı verin, Allah ve Resûlü’ne itâat edin..» (Ahzab, 33/33).

    • Vücut hatlarını belli edecek derecede ince veya şeffaf olmayıp, kalın ve sağlam olmalıdır.
    • Giysi dar değil, geniş ve bol olmalı, fitneye neden olacak bir yeri belli etmemelidir.
    • Parfüm ve benzeri dikkat çekici kokular kullanılmış bir durumda nâmahrem yanına çıkmak haramdır. Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-:
    "Bir kadın koku sürünüp bir kavmin (topluluğun) yanına uğrar da onlar bunu hissederse; zinâ etmiştir" buyurmaktadır.[1]

    [1] Sahihtir. İmam Ahmed.

  6. 6
    Ziyaretçi
    Allah bana da nasip etsi kapanmayı.teşekkür ederim

  7. 7
    s3yma
    Üye
    Güzel bir duygudur muhtemelen Silviya nın yaşadıkları. Zoru başarmış, tebrik ediyorum.
    Allah herkese nasip eylesin inşallah

+ Yorum Gönder
tesettüre ilk adım,  tesettürle ilgili kıssalar,  tesettürün önemi ile ilgili hikayeler,  tesettur hakkinda,  tesettür ile ilgili kıssalar
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi